Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Elle ilgili deyimler , Ell hakkında Deyimler -El açmak: 1. Dilenmek. 2. Başkasının yardımını almak için yalvarmak.”İhtiyarlayıp da el açacağı hiç aklına gelmemişti.” -El altından:
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 96      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    El ile ilgili deyimler

    Sponsorlu Bağlantılar




    Elle ilgili deyimler, Ell hakkında Deyimler

    -El açmak: 1. Dilenmek. 2. Başkasının yardımını almak için yalvarmak.”İhtiyarlayıp da el açacağı hiç aklına gelmemişti.”
    -El altından: Kimsenin haberi olmadan, gizlice.”Parayı el altından verdi.”
    -El atmak: 1. Bir işe girişmek. 2. Birisinin işine karışmak.”Üstüne vazife olmayan işe el atma sakın!..”
    -El ayak çekilmek: Ortalıkta kimse kalmamak, ıssızlaşıp sessizleşmek.”Bu iş ancak el ayak çekildikten sonra yapılır.”


    -El basmak: Yemin etmek, kutsal bir şey üzerine el koyarak ant içmek.”Kur`ân`a el basarım ki bu işi ben yapmadım.”
    -El çabukluğu: 1. Bir işi çok çabuk yapabilme ustalığı. 2. Hilesini kimseye sezdirmeyecek biçimde yapabilme.”Adamın cebinden el çabukluğu ile cüzdanı çekiverdi.”
    -Elde avuçta bir şey kalmamak: Parasını, malını, tüm varlığını harcayıp bitirmiş olmak.”Elde avuçta bir şey kalmayınca ne yapacağını şaşırdı.”
    -Elde etmek: 1. Bir şeye sahip olmak. 2. Bir kimseyi kendi yanına çekmek.”Onun gibi dürüstleri elde edemezsin, boşuna uğraşma.”
    -Elde kalmak: 1. Bir malın satılmayıp geride kalan kısmı. 2. Harcanandan arta kalmış olmak.”Şu kasadaki üzümler elde kaldı.”
    -Elden ayaktan düşmek (veya kesilmek): Yaşlılık, hastalık sebebiyle iş yapamaz, yürüyemez, kendi işini göremez duruma gelmek.”Allah kimseyi elden ayaktan düşürmesin.”
    -Elden çıkmak: Malı olmaktan çıkmak.”O arsa elden çıktığı için üzüldüm.”
    -Elden düşme: Az kullanılmış.”Elden düşme bir araba aldı.”
    -Elden ele dolaşmak: Pek çok kişi tarafından kullanılmak, bir çok sahip eline geçmek.”Elden ele dolaşan atı nihayet geri almayı başardı.”
    -Elden geçirmek: Eksiklikleri düzeltmek, onarmak; denetlemek için pek çok şeyi ele alıp yoklamak, gözden geçirmek.”Yaptığın işi bir daha elden geçir.”
    -Elden gitmek: Bir şeyi yitirmek, ondan yoksun kalmak.”Bütün mal mülk bir hiç uğruna elden gitti.”
    -Ele almak: 1. Bir şey üzerinde çalışmaya başlamış olmak. 2. İncelemek, araştırmak veya tenkit etmek.”Konuyu yeni baştan bir daha ele alalım.”
    -Ele avuca sığmamak: 1. Şımarık davranmak. 2. Söz dinlememek, kural tanımamak, zapt edilememek.”Sen ne ele avuca sığmaz bir çocukmuşsun meğer.”
    -Ele geçirmek: Sahip olmak, kaçan bir kimseyi yakalamak.”Şu toprak parçasını da ele geçirdik mi işimiz tamam demektir.”
    -El elde baş başta: 1. Masrafla para birbirine denk geldi. 2. Yapılan işin sonunda ne kâr ne de zarar edildi.”Alışverişten el elde baş başta döndü.”
    -Elekten geçirmek: Titizlikle seçmek; iyiyi kötüyü, doğruyu yanlışı birbirinden ayırmak.”Şu dosyayı bir daha elekten geçirin.”
    -El ele vermek: Güçleri birleştirip işbirliği yapmak, yardımlaşmak.”Bu yolu ancak el ele verirsek yapabiliriz.”
    -El emeği: 1. Elle yapılan işe harcanan emek. 2. Elle yapılan çalışmanın karşılığı.”El emeğinin karşılığı değildir bu para.”
    -Ele vermek: Bulunduğu yeri haber vererek suçluyu yakalatmak.”Katili ele vermeyi kafasına koyarak sokağa çıktı.”
    -Eli açık: Cömert, çok para harcayan, sakınmadan para verebilen.”Eli açık olan insanları severim.”
    -Eli ağır: 1. Oldukça yavaş iş yapan. 2. Vurunca çok acıtan.”Eli o kadar ağırmış ki enseme gülle düştü sandım.”
    -Eli altında olmak: 1. İstediği anda ele alıp kullanabileceği bir yerde bulunmak. 2. Buyruğunda olmak.”İyi bir usta, araç ve gereçlerinin elinin altında olmasını ister.”
    -Eli ayağı buz kesilmek: 1. Korku, heyecan ve üzüntüden ne yapacağını bilemez duruma gelmek, donup kalmak. 2. Çok üşümek.”Haydi elimiz ayağımız buz kesmeden girelim içeri.”
    -Eli ayağı tutmak: İş yapabilecek güçte olmak, bedenî gücü var olmak.”Çok şükür şimdilik elimiz ayağımız tutuyor.”
    -Eli bayraklı: Kavgacı, şirret, edepsiz.”Onun eli bayraklı bir kadın olduğunu daha yeni anladınız.”
    -Eli bol: Cömert, esirgemeyen, çok para ve eşyası olan.”Duyduğumuza göre Hasan Çavuş eli bol bir insanmış.”
    -Eli boş dönmek: Umduğunu alamadan geri dönmek.”Eli boş döneceği hiç aklıma gelmezdi.”
    -Eli böğründe kalmak: Çaresiz kalmak, bir şey yapamaz duruma gelmek, başarısızlığa uğramak.”Tek hayvanın öldüğünü görünce eli böğründe kaldı.”
    -Eli cebine gitmemek (veya varmamak): Cimri olmak, para harcamaya kıyamamak.”Ondan da yardım istediler, ancak eli cebine bir türlü gitmedi, arkasını dönüp uzaklaştı.”
    -Eli çabuk: Süratli iş gören.”Eli çabuk adamlara ihtiyacımız var.”
    -Eli darda: Geçimi için para sıkıntısı çeken.”Eli darda insanlara yardım etmek insanlık borcudur.”
    -Eli değmemek: Bir işi yapmaya zaman bulamamak.”Odanı temizlemeye elim değmiyor.”
    -Elifi görse mertek sanır: Cahil, okuması yazması yoktur.”Ona mı akıl danışıyorsun, elifi görse mertek sanır o. ”
    -Eli hafif: İncitmeden, can yakmadan iş gören.”İğneyi Hatice hemşireye vurdurun eli hafiftir onun.”
    -Eli kalem tutmak: 1. Yazı yazmayı bilmek. 2. Düşüncelerini derli toplu güzel bir ifade ile yazabilmek.”Elin kalem tutmaz mı senin?”

    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Saç ile ilgili deyimler
  3. Kol ile ilgili deyimler
  4. Davul çalmakla ilgili deyimler, Davul çalmayla ilgili deyimler
  5. Öfkeyle ilgili Deyimler, Öfke hakkında Deyimler
  6. Deyimler ile ilgili karikatürler - Deyimlerle ilgili karikatür
  7. Paylaş Facebook Twitter Google

  8. üyecik





    Sponsorlu Bağlantılar




    Bu siteye bayılıyorum her defasında beni yanıltmıyor, içine girmeden doğru yanıtı alacağımı biliyorum çünkü

    bir kaçtaneden el kelimesi geçen deyim va anlamını da ben ekleyeyim.

    El kaldırmak
    1. Kendisinden büyüğe vurmak için elini kaldırmak.
    2. Bir şey söylemek istediğini, oy verdiğini elini kaldırarak belirtmek."Sen ne cüretle babana el kaldırırsın!"

    El yordamıyla
    Tahminlerine, sezgilerine dayanıp elle yoklayarak."El yordamıyla kibrit kutusunu buldum."

    Eliyle koymuş gibi bulmak
    Aradığı şeyi söylenen yerde çok kolay bulmak."Onca şeyin arasında küçücük düğmeyi eliyle koymuş gibi buluverdi.

    Elini çabuk tutmak
    Hızlı davranmak, acele etmek."Elimizi çabuk tutup şu kömürü yağmura yakalanmadan taşıyalım."



  9. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
  10. Forum Lord Admin

    Sayın asil melek,
    Gösterdiğin bu başarıdan dolayı seni tebrik ederiz. Seninle gurur duyuyoruz.


 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri