Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Sinarit Balığı TANIYALIM: Karagöz , bilimsel adı ile Sparidae familyasının sert , güçlü , az bulunan ve iri bir balığıdır. Etinin de lezzetli olması diğer
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 1      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Sinarit Balığı, Sinarit Balığı nasıl avlanır

    Sponsorlu Bağlantılar




    Sinarit Balığı


    TANIYALIM:
    Karagöz, bilimsel adı ile Sparidae familyasının sert, güçlü, az bulunan ve iri bir balığıdır. Etinin de lezzetli olması diğer özelliklerine eklenince amatörlerin düşlerini işgal eder. Bilimsel adı Dentex dentex'dir. Dilimizde sinarit olarak bilinirken yabancı kaynaklarda common dentex (USA, İng.), Porgy (USA), Dentice (İtl), Dentol, Denton (İsp) gibi isimlerle de rastlanır. Bununla beraber yabancı kaynaklarda sıkça görülen bir balık değildir. Bence bunun nedeni avının zorluğu, nadir yakalanmasıdır. Yabancı amatörler bu zor balığa bence yenilmişler. Doğu Atlantik'te İspanya, Kanarya adaları civarı ve Senegal, Moritanya kıyıları kadar olan kısımlarda, Kuzey Afrika kıyılarında ve Akdeniz'de bulunur. Denizlerimizde başlıca Ege ve Akdeniz'de bulunur. Aslında bu balık bir zamanlar Marmara denizinde de bolca bulunurken çevre kirliliği, aşırı ve bilinçsiz avcılık, dinamitle avlanma gibi doğaya ihanet sayılacak yöntemler nedeniyle artık pek çıkmamaktadır.
    Vücudu elipse benzer şekildedir; sırtının alnına doğru olan kısmının hafifçe kambur şeklinde yükselmesi elips şeklini biraz bozar. Başı vücuduna oranla iridir, burnu sanki sırtından gelen kamburluğun devamı gibi hafifçe uzamıştır. Gözleri normal büyüklüktedir. Ağzı büyük, dudakları kalındır. Bütün bu özellikler sanki yüzüne acımasız, sert bir ifade vermektedir. Çeneleri çok kuvvetlidir, ağzında konik batıcı dişler vardır. Dişleri ile midyeleri dahi kırıp açar. Tabii bu arada amatörlerin doğru seçilmemiş iğnelerini de kırdığı veya açtığı sık sık görülür. Ama kesici olmayan bu dişler bedeni kesemeyeceğinden çelik beden kullanımı gerekmez. Sırt yüzgeci tek ve uzundur; ensesinden kuyruk yakınınna kadar devam eder; ön taraflarda dikenler olsa da zararsızdır. Tüm yüzgeçleri ve tabii kuyruk yüzgeci iyi gelişmiştir, mükemmel manevra yeteneği sağlar. Göğüs yüzgeçlerinin sivri uçları hemen hemen anüs yüzgecine kadar uzanır. Anüs yüzgeci uzuncadır; karın yüzgeçleri küçüktür. Yanal çizgi düzgündür. Vücudu iyi işlemiş kalın iri pullarla kaplıdır. Alnında pul yoktur. Sırtından karnına doğru giderek açılmak üzere rengi, sarı, bej, pembemsidir. Karnı beyazdır. Çoğu zaman vücudunda menevişler görülür. Solungaç kapaklarına sarı renk hakimdir. 30 - 300 metre derinliklerde yaşar. Yüzme kesesi vardır.
    Üremeleri ilkbahara rastlar. Akdeniz'de Mayıs ayı sinaritlerin üreme ayıdır. Üreme sırasında yumurtalar rastgele ortama atılır. Bazı sinaritler çift cinsiyetlidir (hermaphroditic) yani hem dişilik hem erkeklik özellikleri gösterirler. Aslında bu başka balıklarda da sıkça görülen bir durumdur. Genç yavrular küçük sürüler halinde yaşarlar. iri balıklarında ufak sürüler oluşturdukları görülür. Bir metreden fazla boya ve 15 kiloya kadar büyüdükleri bilinir. 20 - 30 santim boyda oalnlarına sinarit palazı denir. Kıyı meralarda 5 kioya kadar sinarit yakalanırken derin sularda 15 kiloya kadar yakalanabilmektedir. Bilimsel kaynaklarda en büyük balık 9,6 kilo olarak geçerken 19.Şubat.2001 de Saros Körfezinde ağ ile yakalanan ve aşağıda resmi olan balık 17 kilo ağırlığındadır. Türkiye'de yakın tarihin rekoru budur. Bu balığı yabancı bilimsel kaynaklara yakalanış tarihi ve fotoğrafı ile bildirdim ve kayıtlara geçmesini sağladım.
    Sinarit başlıca kabuklular (yengeç, çağanoz, istakoz), sübye, kalamar, küçük balıklarla beslenir. Burayı biraz daha açarsak sinarit takımlarında hangi balıkları yem olarak kullanabileceğimizi de tespit ederiz. Sinaritin severek yediği ve böylece yem olarak kullanılacak balıklar başta kaya balıkları olmak üzere, gelincik balığı, iri karidesler, çağanoz, yengeç mürekkep balıkları ve kalamar, ufak iskorpit veya lipsoz, trakonya, hani balıkları, kupes, çırçır, lapin, horozbina, yavru yılan balığı, uskumru ve kolyoz vanosları, istavrit, zargana, ilarya, barbunya, tekir, sardalya ve hamsi. Yem balıkların daha çok yavru olanları seçilmelidir. Yemler oltaya canlı veya bütün ölü olarak takılır; ama canlı yem büyük avantajlar getirir. Yaralı, aksayan balık gören sinarit hiç dayanamaz ve hemen saldırır. Sinaritin oltaya vuruşu çok sert ve kesindir. Akrabası karagöz veya levrek gibi yemi emmez, oynamaz sert bir vuruşla adeta oltayı elden uçurarak yeme saldırır. Çok güçlü ve mücadeleci bir balıktır. uzun süre mücadele eder, kolay teslim olmaz.




    Akdeniz'de iki farklı türü daha bulunur. Biri Dentex gibbobus bilimsel adı ile bilinen pembe sinarit veya antenli sinarit de denen, üstte resmi görülen türdür. Sık sık trança ile aynı adla yani tranca olarak anılır. Bazı kaynaklar bu balığı trança, mercan bahsinde tanıtılan balığı da yalancı trança olarak tanıtırlar. Ben daha çok diğer balığın, yani mercan bahsinde anlatılan balığın trança olarak anıldığını duydum. Sırt yüzgecinin antenimsi uzantıları trançadan daha uzundur; trançanın üzerinde bulunan mavimsi lekeler bunda yoktur ve tabii trançanın çok gelişmiş neredeyse çatal yapılı yan yüzgeci pembe sinaritte farklıdır. Yaşam hikayesi ve beslenme alışkanlıkları sinaritle aynıdır. Daha çok Doğu Atlantik kıyılarında bulunur Cebelitarık boğazından Akdeniz'e de girer. Deniz dibindeki dik dik inen kıtasal yar başlarında gezinir. Sinaritle aynı bölgelerde de çıkar. 1 metre boya ve 15 kilo ağırlığa ulaşabilir.



    Bilimsel adı Dentex macrophthalmus olan bu balık kocagöz (patlakgöz) sinarit (large-eye dentex) olarak da bilinir. Daha çok Doğu Atlantik kıyılarında bulunur Cebelitarık boğazından Akdeniz'e de girer, bu nedenle ülkemiz sularında da rastlanır. Akdenizde seyrektir. Kayalık kadar kumlu diplerde de bulunur. 30-500 metre derinliklerde gezinir. Daha yaşlı ve iri olanları derinlerde bulunur. Beslenme alışkanlığı sinartit gibidir. Kışları derinde geçirir. Diğer akrabaları kadar büyük değildir 65 santime kadar büyür. Sularımızda genelde 50 santimi geçmez.

    NERELERDE BULUNUR
    Denizlerimizde Ege ve Akdenizde bulunduğunu eskiden Marmara'da da bolca yakalandığını ancak olumsuz etkiler nedeniyle artık çıkmadığını yazmıştım. Ancak bence bu sinarit'in Marmara'da tükendiği anlamına gelmeyebilir. Avcılığının zorluğu ve sayıca azalmış olması bu düşünceye kapılmamıza neden olabilir. Tekirdağ, Kamaradere açıkları ile Çanakkale boğazına uzanan sahillerin kayalık, taşlık, kırmalık derinliklerinde bulunabileceğini sanıyorum. Saros körfezi, Ayvalık ve Sığacık koyu, Kemer, Kaş gibi Kuzey Ege ve Akdenizin pek çok yerinde de avlanabilir. Sinarit yerel balıklardandır. Taş balıkları grubundan sayılır aynı zamanda derin su balığıdır kıyılarda dolaşmaz. Karagöz, levrek gibi balıkları yüksekçe bir yerden gözlemleyip görebilmek mümkün iken sinarit için bu geçerli değildir. Yazları 30 - 50 metre derinliklere sokulur, kışları hava soğuyunca 300 metreye varan derinliklere çekilir. Sinarit avı yapabilmek için balığın yaşadığı civarı bilmek gerekir. Balık bir kere bulundu mu o bölgenin kerterizini alıp kaybetmemek gerekir.
    Peki hiç bilmediğimiz bir meraya gidersek sinariti nerelerde aramalı? Sinarit taş balıklarından sayılsa da diğer taş balıklarından farklı olarak sığlıklara sokulmaz, derin su balığıdır. Sinarit taşlık kayalık sahillerin, denize dik inenerek yarlar oluşturan kıyıların çevresinde 30 veya daha derinlikteki kayalık, taşlık sert dibi olan yerlerde; akıntı alan burun başlarında aranmalıdır. Deniz dibindeki yar başları de sinarit için uygun yerlerdir. Ben burada bir kere daha deniz dibinin yapısını incelemek ve balığı bulmakta bize yardımcı olabilecek balık bulucuların işe yarayabileceğini belirtmek isterim. Kumluk, batak dipli yerlerde sinarit aramak boşa vakit harcamaktır.
    AVLAYALIM
    Bir dip balığı olan sinarit avında doğal olarak dip takımları kullanılacaktır. Avcılığı iki kısıma ayrılabilir doğal yemli avcılık ve yapay yemli avcılık. Ama her iki tür avcılıkta takım aynı olduğundan değişenin sadece doğal yem yerine takılan yapay yem olması neden ile iki avlanma yöntemi tek başlık altında toplanmıştır.
    Avlanma yöntemleri
    a. Dip sürütmesi (Uzun olta)
    b. Zokalı Takım
    c. Parakete
    a. Dip sürütmesi
    Diğer pek çok balık türünde olduğu gibi sinarit avında da en yaygın kullanılan takımdır. Havaların ısınması ile sinaritlerin daha sığlıklara sokulduğu Mayıs ayından itibaren kullanılmaya başlar, havaların soğuyup balıkların derinlere çekilmeye başladığı Kasım ayı sonuna kadar kullanılabilir. Takımın hazırlanmasında dikkat edilecek nokta üçlü fırdöndü kullanılacağına, 6 - 8 santim çapında yaylı bir çelik halkaya takılmış 4 santimlik 3 adet fırdöndü kullanılmasıdır. Bu şekilde hem fırdöndülerin daha iyi çalışması hem de takımın daha güçlü olması sağlanır. Takımdaki misina kalınlıklarına da dikkat etmek gerekir. Sinarit kıyıya yakın meralarda daha ufak çıkarken, açıklardaki meralarda oldukça iri balıklara rastlamak mümkündür. Buna dikkat ederken kıyıya yakın yerlerde nispeten daha sığ meralarda avlanıyorsak yandaki çizimde tavsiye edilen kalınlıklardan ince olanını seçin, açık sularda bildiğiniz meralarda avlanıyorsanız iri balık çıkma ihtimali yüksektir o zaman tavsiye edilen daha kalın çaplara çıkmanızda yarar olacaktır. Levrek ve sinarit avında parlak ve renkli beden kullanımı kalın olan takımın balığa az görüntü vermesini amaçlar. Piyasada neredeyse görünmez iddiası ile satılan flourocarbon monofilament olta ipleri bu amaçla kullanılabilir, ancak bunların fiyatı oldukça yüksektir. Renkli misina bulamıyorsanız parlak beyaz, saydam misinalar da kullanabilirsiniz. Takıma meradaki balıkların iriliğine göre 5/0 - 7/0 çelik iğne de eklendikten sonra yemlenmeye hazır hale gelir. Takımın yemlenmesinde canlı yem tercih edilmelidir, bu yoksa ölü bütün yem kullanılabilir. Yemler yukarıda bahsedilen sinaritin sevdiği balıklardır. İskorpit, lipsoz, kaya balıkları, zargana, uskumru vanosu, istavrit iyi sonuçlar vermektedir. Ölü ve canlı yemlerin oltaya nasıl takıldığı Yemler ve Yemleme, zargananın yem olarak takılması ise lüfer sayfasında uzun uzun anlatıldığından burada tekrarlamıyorum, ama sinarit için dikkat edilmesi gereken bir nokta var. Bazen sinarit yeme saldırıp yarısını kopartır alır, iğnede kalan parçaya da bir daha vurmaz. Avlanılan merada bu durum üst üste birkaç kez olursa karşımızda uyanık bir sinarit var demektir. O halde bakalım el mi yaman bey mi yaman? Bu durumda tedbir olarak takıma hırsız iğne eklemek gerekir. Canlı yem kullanılıyorsa hırsız iğne yem balığı hırpalayıp çabuk ölmesine neden olur. Yine de bunu denemek zorunda kalabilirsiniz. Özellikle iskorpit, lipsoz gibi kalın derili ve nispeten dayanıklı yemler varsa ilk iğne balığın alt ve üst çenesinden takıldıktan sonra hırsız iğne balığın kuyruk boğumuna yakın bir yerden deri altına saplanarak hafifçe tutturulur. İğnenin balığın yanal çizgisine veya orta kılçığına temas etmemesi gerekir. (Bu balıklar zehirli dikenlere sahip olduğundan iğneye takarken çok dikkat etmek gerekir) Bu durumda canlı yem uzun süre yaşamayabilir. Oltaya ölü bütün yem takılması durumunda da buna benzer bir yol uygulanır; ancak bu defa hırsız iğne yem balığın ağzından sokularak solungaç kapağı altından çıkarılır. Aynı şekilde yem balığa batırılır. Tabii bu defa hafifçe tutturmaya gerek yoktur, sağlamca saplanır. Hırsız iğnenin saplandıktan sonra yem balığı kasmamasına, şeklini bozmamasına dikkat edilmelidir. Birinci iğne de balığın dudaklarına saplanır. Yem balığın ağzının dikilmesi yemin daha düzgün durmasını sağlar. Eh artık yemi ısırıp yarısını almaya alışmış uyanık sinaritle hesaplaşma zamanıdır. Aynı şekilde yeme saldıran sinarit bu defa hırsız iğneye yakalanacaktır ve sert mücadele başlayacaktır. Balığı sandala binmeye ikna etmeniz ustalığınız ve tecrübenize bağlıdır. Yem olarak hani balıkları kullanılıyorsa yüzme keselerine dikkat etmek gerekir. Oldukça derinlerden çıkan bu balıklar yüzme keseleri şişerek ters döner. Bu durumda hem oltada düzgün durmazlar hem de çabuk ölürler. Bir iğne ile balığın karın tarafından yüzme kesesi patlatılırsa daha iyi sonuç alınır.

    Yemlenen takım artık avlanmak üzere suya indirilir. Sinarit gezerek yem aramak yerine kuytularda gizlenerek yem beklemeyi, önünden geçen yeme saldırarak yemeyi tercih eder. Böylece esas olan yemin balığın yeme gelmesi yerine yemin balığa götürülmesidir. Bu temel gözönüne alınarak takımın kullanılmasında bir kaç değişik yol olabilir. İlk olarak klasik yöntemde, yemli bedenden başlanarak takımın sandaldan suya indirilir. İskandil dibi bulduktan sonra 30 kulaç kadar kaloma verilerek motorlu bir tekne ile 1,5 - 2 km./saat hızla gezinilerek balık aranır. Gezinti esnasında iskandil dipten kesilmememeli oltayı tutan elde iskandilin dibe sürtünmesinden gelen tıkırtılar hissedilmedir. İskandil uçuyorsa hız azaltılmalıdır, aslında sinarit sürütmesinde oldukça yavaş yol yapılmalıdır. Bu da yetmez ise iskandil ağırlaştırılmalıdır, bu amaçla 1 kiloluk iskandile kadar çıkılabilir. Tıkırtılar esnasında takımda sağa sola kaymalar oluyorsa kayalık var denir. her an takılma olabilir. Varsa balık bulucu ile dip durumunu incelemekte yarar olabilir. Eğer akıntılar ve rüzgar uygun ise motor kullanmadan sandal serbestçe sürüklenmeye bırakılır. Bu yöntem hem daha sessiz hem de ekonomiktir. Rüzgar veya akıntılar hızlı sürüklüyorsa Temel Denizcilik kısmında anlatılan deniz demiri kullanılabilir. Bu arada balık yakalanırsa deniz demiri süratle toplanmalıdır aksi halde iri bir balık oltayı deniz demirine dolaştırarak avı bozar, hatta kurtulabilir. Gezinti sırasında oltaya balık vurduğunda, ki bu vuruş sert olacaktır; balığın bir miktar kaloma almasına izin verildikten sonra oltayı sıkıca tutup direnerek iğnenin oturması sağlanır. Eğer balık iri değilse, gücünüz yeterse tasmalama da yapılabilir. Gerek balıkla mücadele esnasında gerekse ilk vuruş anında hazır olmak amacı ile 20 kulaç kadar olta sandalın dibine sağılmış olarak hazır tutulmalıdır. Sağılma işleminde önce kalabekten açılan olta, kelebek sağlama alındıktan sonra kelebeğe yakın taraftan tekrar aktarılarak denizde kalan tarafın üste kalacak şekilde toplanması temin edilmelidir. Aktarma sırasında olta içinde su olan bir kovaya alınırsa karışma ihtimali daha da azalır.
    Canlı veya bütün ölü yem yerine bazen kaşık veya yapay balıklar da kullanılır. Kaşık kullanılacaksa 3-4-5 numaralardan biri meradaki balıkların boyuna göre seçilir. Söğüt yaprağı kaşık kullanılabileceği gibi, bazen iki adet 2 veya 3 numara kaşık birbirine eklenerek de kullanılabilir. Yapay balık kullanılacaksa Rapala ticari markası ile bilinen yapay balıkların 7 - 14 santim boylarında oloan biri seçilir. Renk olarak kırmızı kafa-beyaz gövdeli, sarı, yeşil, mavi, uskumru desenli olanları iyi çalışmaktadır. Ben yapay balığın yüzer (floating) veya dengelenmiş (balanced) tip kullanmanızı tavsiye ederim. batan (sinking) tiplerin kullanımı hem zordur hem de takılma ihtimali daha çoktur.
    Bu takımla yapılabilecek başka bir uygulamada da kuvvetli akıntı olan yerlerde gezinmeden demirli sandaldan doğrudan sarkıtmaktır. Bu bir yeldirme uygulamasıdır ve derin su yeldirmeleri sınıfından sayılır. Özellikle Çanakkale boğazı ve Saros körfezi gibi akıntının kuvvetli olduğu yerlerde bu kullanılabilir. Bu durumda olta kısmı aynı kalırken iskandilin 500 gr. - 1 kilo arası olması gerekmektedir. Bedende de bazı değişiklikler yapmak zorunludur.

    Şekilden de görüldüğü gibi beden iki parçadan oluşur ve uzunluğu 12 - 14 kulaca kadar çıkar, hatta bazen balığın bedenin kısa kaldığı için vurmadığına inanılırsa daha da uzun olabilir. Bunun amacı akıntı ile salınan bedenin sandaldan uzaklarda yem bekleyen sinaritlere kadar ulaşmasını temin etmektir. Böylece yukarıda yemin balığa götürülmesi prensibi aynı kalırken yemin götürülme şekli değişmiş olur. Yeldirme veya uzun köstekli takım da denilen bu takım karagöz ve mercan avında da çok benzer şekilde kullanılanılmaktadır. Takımın kullanımına gelince aşağıdaki şematik çizime bir göz atalım.

    Tek demirle demirlenen sandalın akıntı altı kalan tarafından önce canlı yemli beden indirilir. Beden akıntı ile açılıp gerildikçe iskandile kadar işleme devam edilir. İskandilde salınıp dip bulunduktan sonra olta tutularak balığın vurması beklenir. Tek demir ile duran sandal zaman zaman demir üzerinde gezinerek pozisyon değiştirebilir; bu durumda iskandilde yerden kesilerek yemli bedenin de dipte yer değiştirmesine olanak sağlanabilir. Bu takımın yemi kesinlikle canlı yemdir. Yem olarak sinaritin sevdiği balıklar kullanılabileceği gibi, canlı kalamar veya subye de iyi çalışan yemlerdir.
    Uzun köstekli takımın kullanımı el ile olmalıdır. Yeldirmelerin kullanılışı ayrıntılı bir şekilde karagöz bahsinde de açıklanmıştır. Sinarit avıda kullanılan yeldirmeler derin su yeldirmesidir, karagöz için daha sığlıklarda avlanılsa da esas prensipler pek değişmez.Bazı durumlarda dip sürütme takımı orta su sürütmesi gibi de düzenlenebilir. Takımın yapılışı alttaki gibidir. Sulara göre kıstırmaların ağırlıkları ve sayıları değişebilir. Ege ve Akdeniz'de nispeten sığlık sayılabilecek 5 - 8 kulaç derinliklerde kullanılır. Havanın ısınmış olduğu dönemlerde daha uygundur bu nedenle Haziran ayından Ekim ayı sonuna kadar olan sürede kullanılır. Kıyı meralarında çalıştığı için bu takıma çıkması beklenen balık da en fazla 5 kilo olacaktır. Kullanımında 1,5 - 2 km./saat süratle giden teknenin peşinden salınarak dibe yakın olarak sürütülür. Takımın dibe yakın sürütülmesi önemlidir, bunu sağlamak için kıstırmaların ağırlıkları arttırılır veya azaltılır. Kullanılması ve dengelenmesi zor bir takımdır, ustalık ve alışkanlık gerektirir. Tecrübeye göre bu takım farklı şekillerde de düzenlenebilir. Yemi daha çok kaşık veya yapay balıktır. Canlı yem de kullanılabilir. El oltası olarak düzenlenmelidir.

    b. Zokalı Takım
    Sinaritin yatak yaptığı bilinen yerlerde kerteriz alınarak sandal demirlenerek zokalı takımla avcılık yapılabilir. Takımın düzenlenmesi lüfer bahsinde anlatılan şekildedir. Zokaların ağırlığı sulara ve derinliğe göre değişir. Av mevsimi genelde kış aylarıdır. Bu dönemde sinarit derinlere çekildiğinden zokanın ağır olması gerekir; üzerinde de 5/0 - 7/0 boyunda iğne bulunmalıdır. 25 - 30 kulaç derinliklere kadar hafif 40 - 50 gram zokalar, daha derin sularda 60 - 90 gram ağırlığında zokalar kullanılabilir. Takımın olta kısmı 060 - 080 misinadan yapılır, oltanın ucuna eklenecek 3 - 4 santimlik fırdöndüden sonra oltadan bir numara ince 1 kulaç kolçak eklendikten sonra kolçağın ucuna da aynı şekilde bir fırdöndü bağlanır. Fırdöndünün boşta kalan ucuna da 2 veya 3 kulaçlık beden eklenir. Bedenin kalınlığı ya kolçak kadar veya bir numara incedir. Balıkların iri çıkması durumunda takım kalınlaştırılmalı yukarıda dip sürütmesinde anlatılan kalınlıklara kadar çıkılmalıdır. Sulara göre takımın apiko durmasını temin amacı ile ilk fırdöndünün 1 karış kadar üstüne bir kıstırma ilave edilebilir. Kıstırma zokadan ağır olmamalıdır.


    Bu takımın yemleri yukarıda anlatılan sinaritin sevdiği yemlerdir. Yemler oltaya canlı, bütün ölü veya şak şak yem olarak takılır. Yemlerin nasıl takılacağı lüfer ve Yemler ve Yemleme sayfalarında genişce anlatıldığından burada tekrarlamıyorum.

    Takımın kullanılışına gelince. Kerteriz alınarak tespit edilen av yerinde sandal demirlenir. Tonoza gerek yoktur tek demir yeterlidir. Yemlenen takım dibe indirilir, dip bulunduktan sonra yarım metre kadar dipten kesilen takıma balığın vurması beklenir. Şak şak yem kullanılıyorsa zaman zaman olta elle hafifçe sallanarak balığın kıskandırılması amaçlanır. Bu takım istenirse yukarıda anlatılan şekilde makaralı takım olarak da düzenlenebilir. Bu durumda ilk fırdöndüden sonraki kısmın kamış boyundan çok uzun olmamasına dikkat edilmelidir ki yakalanan balık kepçeye kadar çekilebilsin.
    Buraya kadar anlatılan yöntemlerin hangisi olursa olsun yakalanan sinaritin kepçe ile alınması gerekir. Balığın iriliği dikkate alınarak sallasırt ederek sandala atmak denenmemelidir. Sandalın yanına kadar çekilmiş balık çok yorgunsa, hareketleri ağırlaştıysa kakıç kullanarak da alınabilir. Tabii bu ana kadar balık her türlü zorluğu çıkartacak, kuvvetle direnecektir. Takımı dipteki kayalara dolamaya, çalışacak, iğneyi ağzından atmak için her türlü yola baş vuracaktır. Bunlara karşılık gereğinde yol vererek gereğinde direnerek balığı yormalı, kullana kullana sandalın yanına kadar getirmelidir. Yapılacak hatalar balığın kaybedilmesine yol açabilir.

    c. Parakete*

    Sinarit avcılığının bir başka yolu da paraketedir. Ağır balığa yapılan parakete de ağır olacaktır. Parakete bedeni sicimden veya kendi kendine batan naylon-terilen ip olmalıdır. Ayak taşından 8 kulaç alınarak ilk köstek kazık bağı ve iki taraftan puntalanmak yolu ile bedene bağlanır. Köstekler yeşil 060 -070 misinadan, 2 kulaç boyundadır. İğneler 5/0 - 7/0 boyunda canlı yem takmaya uygun, çelik iğnedir. İlk köstek bağlandıktan sonra 8 kulaç alınarak ikinci köstek bağlanır. Köstek araları 8 kulaç olacaktır. Paraketenin derin sulara bırakılması köstek aralarının fazla olmasına neden olacaktır. Derinlik otuz kulacı geçiyorsa iri balık çıkması ihtimali daha çoktur; hem derinlik hem de balıkların iriliği göz önüne alınarak köstek araları 10 kulaca kadar çıkabilir. Yem olarak canlı yem kullanılır. Ama canlı yemlerin saklanıp sinerek sinarit tarafından görülmemeleri ve avın bozulması da söz konusudur. Bütün ölü yem de kullanılabilir. Köstek aralarının uzunluğu nedeni ile 100 iğneli bir parakete yaklaşık 1500 metre uzunlukta bir bedene sahip olacaktır. Kullanımı zordur, karıştırmadan dökmek ve toplamak ustalık ve deneyim gerektirir. Seleye istiflenmesine çok dikkat etmeli, kullanmadan önce gamının alınmasına özen gösterilmelidir. Sererken sele içindeki istife üzerine bir kaç avuç kum serpilirse karışma ihtimali azalır. Canlı yemle yemlenecek ise yemlerin serim sırasında takılması gerekecektir.
    Bazı meralarda çok ilişken dip ve kayalıklara bir de sert akıntı eklenir. Böyle durumlarda akıntının hızını tespit edip paraketeyi doğru serebilmel için ya suya bişeyler sarkıtarak denemeler yapılır veya 20-25 iğneli bir parakete serilerek akıntının ne kadar şiddetli olduğu nasıl sürüklediği tespit edilmeye çalışılır. İlk serilen paraketenin istenen yere serilmesi pek mümkün olmadığından bu takım çalışmaz ama ikinci paraketeyi nasıl sereceğimiz konusunda yer ve kerteriz belirlememize yardımcı olur.
    Sinarit avı sırasında hangi takım kullanılırsa kullanılsın zaman zaman levrek, orfos, lahos, iri karagöz gibi balıkların oltaya çıkması muhtemeldir.
    Sitemizin okurlarından amatör balıkçı İlhan PAYLAN, sinarit paraketesine bir yorum yapmış. Bu tür takımı devamlı olarak yapıp kullanan İlhan Paylan'ın bu değerli görüşleri için teşekkür ediyoruz. Bu tecrübeleri okumak için linki tıklayın. Sinarit paraketesi.
    *Dikkat amatör balık avcılığı sirkülerine göre parakete amatör balık avcılığı takımı sayılmamaktadır. Buna burada yorum yapmıyoruz..
    Sinarit'in eti çok lezzetlidir. Tavası, buğulaması, ızgarası çok lezzetli olur. Kafasından çorba yapılır. Ekonomik değeri vardır. Bazı ülkelerde kültür balığı olarak üretilmesi çalışmaları başarılı olmuştur. Bu işlemin yayılması ile ekonomik değeri daha da artacaktır.


    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Zargana Balığı, Zargana Balığı nasıl avlanır
  3. İstavrit Balığı, istavrit Balığı nasıl avlanır
  4. İspari Balığı, İspari Balığı nasıl avlanır
  5. Mercan Balığı, Mercan Balığı nasıl avlanır
  6. Ceylan (TOMBAK) Balığı, Ceylan Balığı nasıl avlanır
  7. Paylaş Facebook Twitter Google


  8. Sponsorlu Bağlantılar

 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri