Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

ÇOCUĞUN HAYATINDA OYUN LARIN ÖNEMİ Konu çocuk oyun ları olunca , söze nasıl başlanır bilinmez , konuya başlangıç yapmak bir şeyler yazmak öyle zor ki.
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 1      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Çocuğun Eğitiminde Oyunun Yeri Nedir

    Sponsorlu Bağlantılar




    ÇOCUĞUN HAYATINDA OYUNLARIN ÖNEMİ

    Konu çocuk oyunları olunca, söze nasıl başlanır bilinmez,konuya başlangıç yapmak bir şeyler yazmak öyle zor ki. Bu gün ki çocuklar acaba daha mı şanslılar yoksa gerçekten çok mu şanssızlar bilinmez ama tam bir tartışma konusu olacak durum. Ben bu gün 50 yaşını şöyle bir iki yaş geçmiş,yetişkin bir çocuk olduğumu söyleyebilirim.Hani Doğan Cüceloğlu'nun içimizdeki çocuk kitabını okuyanlar benim neden böyle dediğimi hemen anlamışlardır.50 yaşına geldiniz diye, sizlerde kendinizi büyümüş, çocukluktan kurtulmuş biri olarak sakın görmeyin, içinizde bir yerler de, öyle dip diri duran bir çocuk yönünüz hep vardır. Akranlarınızla bir araya geldiğinizde nasılda çocuklaşır,çocukların şakaları gibi şakalara başlarsınız değil mi? Ne bileyim şöyle bir çocuk parkına gittiğinizde, çocukların bindiği araçlara çocuklardan önce siz binmek istemez misiniz? Yada çocuğunuza veya torununuza aldığınız oyuncağı önce kendinizin açıp oynamak isteyişiniz hep bundandır.Bundandır ki işte içinizde daima ölmeyen bir çocuk yönünüz vardır.Siz ne kadar yaşlanırsanız yaşlanın içinizde hep bir çocuk vardır ve öylece orada durur. Sizi insan yapan ve insani yönünüzün hep insanca kalmasını sağlayan şey, bu saf ve temiz kalan çocuk yönünüzdendir.Sakın içinizdeki o çocuğu öldürmeye çalışmayın,bırakın o yönünüz hep öyle kalsın.

    Aç kalan çocuk, karnını doyurmak için normal yollarda elde edemediğini, nasıl ki ağlayarak, kendini yerlere atarak elde ediyorsa, oyunda çocuklar için yiyecek ve içecek kadar önemlidir. Çocuğun oyunları yasaklanırsa bu durum çocuğa verilen en büyük ceza olur.Oynamayan, enerjisini boşaltamayan çocuğun kısa zamanda ruh sağlığı bozulur, iştahı kesilir, rengi solar ve çekilmez ,hırçın bir çocuk olmaya başlar.Dünyada yasaklayamadığımız tek şey,oyun oynama isteğimizdir.Yok sen yanlış söylüyorsun diyorsanız eğer,50 yaşındaki yetişkin çocuklar olarak, sizlerin gecenin saat 24:00 lerin de, halı sahalarda top oynamak için eşlerinize yalvarmanızın nedeni nedir? Yada hafta sonları sabah kendinizi kahvelere veya lokallere atıp, bir masa kaptıktan sonra, yerinizden kalkmadan en az 10 saat okey oynamanız nedendir? Ben çocukken babamdan yiyeceğim dayağın dozunun, kaç tekme, kaç tokat, yada kaç yumruk olduğunu bildiğim halde, gecenin karanlığına kadar top oynamayı az mı göze aldım. Bana bunu yaptıran güç sizce neydi acaba?

    Çocuk ve oyun üzerine yaşanmış bir anımı anlatmaya çalışacağım. Çocuğu, sürekli hasta ve hırçın olan bir aile ile tanışmış ve dost olmuştuk. Bu aile çocuklarını sürekli doktor doktor gezdirmiş ama çocuklarının bir türlü sağlığına kavuşmadığını gördükçe üzüntüden kendi ruh sağlıklarını kaybetmeye başlamışlardı. Çocuk yüzünden sürekli kavga edip hep bir birlerini suçluyorlardı.Eğitimciler tabi ki doktor değiller ama, öğretmen okullarında,Eğitim fakültelerinde, çocuk ruh sağlığı, çocuk psikolojisi, davranış gelişimi, çocuk eğitimi konularında eğitim aldıkları için sağlıkçocuk yetiştirilmesi konularında bir hayli eğitimli oldukları inkar edilemez.Bu aile ile dostluğumuz esnasında aile ve çocukları hakkında bir hayli gözlemlerim oldu.Çocuk ailenin tek çocuğu olması münasebetiyle, ailenin çocuk üzerinde müthiş bir korumacılığı vardı. Çocuğun eli toprağa veya her hangi bir eşyaya değmişse eğer, anne elinde hemen hijyen bir temizlik mendili ile çocuğun ellerini siler,sonrada yeni bir havluyla kurulardı.Çocuk çocukluğunun gereği biraz koştursa, oyun oynamaya kalksa anne ve baba hemen çocuğa kızar, anında çocuğun atletini, giysilerini değiştirirlerdi. Çocuk bu durumla ilgili olarak anne ve babasında adeta işkence görüyordu.

    Bir gün dostumuz olan bu aile ile Ankara'da otobüs garında birlikteyiz ve otobüsün gelmesini bekliyoruz.Bizim dostlarımız olan aile çocuklarını kucaklarında hiç yere indirmiyorlar, yerlerin mikroplarla dolu olduğunu çocuğun yere inmesiyle birlikte mikrop alıp hasta olacağına inanıyorlardı. Düşüncelerinde haksız da değillerdi.Çünkü çocuğun bağışıklık sistemi adeta bitmiş ve en basit şeyde enfeksiyon kapıp hasta oluyordu.Yan tarafımızda turist Alman bir aile ve yanlarında bizim aile dostumuzun çocuklarının yaşında bir de çocukları vardı.Bizler hep beraber anlaşmışçasına bu aileyi izliyorduk. Çocukları adeta Apollon anıtı gibi bir şey, her yanında sağlık fışkırıyordu. Bu çocuk, garda babası ile sürekli oynayıp sağa sola koşturuyor, kendini yerden yere atıyordu. Anne babası ise onun hareketlerine katıla katıla gülüyor ve çocuğun bu hareketlerini adeta teşvik ediyorlardı. Bizim dostlarımız ise bu Alman ailenin duyarsızlığına ve çocuklarının böyle yerlerde, yatarak, yuvarlanarak, oyun oynamasına ses çıkarmamalarına kızıyor, adeta anne ve babayı sorumsuzlukla suçluyorlardı. Bu arada bizim çocuk ise annesinin kucağında inmek, o çocuğun oyunlarına katılıp onunla oynamak için çırpınıyordu. Ama annesi onu öyle sıkı sarmıştı ki çocuğun tek başına annenin elinden kurtulması mümkün değildi. Bu arada anne diğer çocuğa da kendi çocuğuna kötü örnek olduğu içinde söylenip duruyordu. Bir ara, Alman anne gelip bize bir şeyler söyledi. Bizim kendisini anlamadığımızı hissedince de, direk harekete geçerek bizim annenin kucağında sıkı sıkı tuttuğu çocuğunu birazda çekiştirerek aldı ve yere bıraktı. Kendi çocuğuna da bir şeyler söyleyerek çocukların birlikte oyun oynamalarını sağladı. Bizim anne bu durumdan çok tedirgin olmuş bir halde, kendi kendini harap ediyor ama bir yandan da ayıp olur diye, bir şey de söyleyemiyordu. Sanki benden yardım ister gibi yüzüme bakmaya başladı. Ama ben kendisine lütfen karışmayın! Bırakın çocuğunuz da doya doya oynasın. Sizin eksiğiniz bu işte, siz çocuğunuzu iyi besleyemiyorsunuz dedim. Anne ve baba ikisi birden bana sitem edercesine "aşk olsun müfettiş bey sizde mi? Siz bizim çocuğumuzu nasıl beslediğimizi bilmiyor musunuz" dediler. Oysa ben onlara biyolojik beslenmeden bahsetmemiştim. Söylediğimi tekrarlayarak, beslediğinizi sanıyorsunuz ama çocuğu beslemeyi bilmiyorsunuz. Çocuğa yemek yedirmeyi beslenme sayıyorsunuz. Aslında siz biraz rahat olsanız, sizin çocuğunuzda, o Alman ailenin çocuğu gibi, sağlıklı bir çocuk olacaktır göreceksiniz, ama şu aşırı korumacılıktan bir an önce vazgeçin, çocuğunuzun başka çocuklarla oynamasına izin verin, onun oyun isteğini engellemeyin, sizin bu davranışınız çocuğunuzun sürekli hasta olmasına, hırçınlaşmasına, kıskanç bir çocuk olmasına sebep oluyor dedim.

    Ankara otobüs terminalinde yarım saat kadar koşturan yerlerde yuvarlanarak oynayan bu iki çocuk, dünyanın en mutlu ve güzel anlarını yaşıyorlardı. Enerjileri biten ve yorulan çocuklar yorgun ama mutlu bir şekilde annelerinin yanı gittiler. Bizimki adeta ödüllendirircesine annesini bir güzel öptü ve annesine karnının acıktığını söyledi. Anne çocuğunun kendi isteği ile yemek istemesine çok şaşırdı sevinçten bayram ediyordu. Çocuk ilk defa kendi ağzıyla annesine acıktığını söylemişti. Daha önce hep annenin zorlaması ve kızması ile yemek yemişti. Bu arada otobüsümüz gelmişti. Biz Alman aileye teşekkür ederek oradan ayrılıp, otobüsümüze binerek, Hatay'a doğru yol almaya başladık.Yol boyunca biz, o Alman aileyi ve çocuklarına karşı davranışlarını konuşup tartıştık. Otobüsümüz Aksaray ve Pozantı da ki dinlenme tesislerinde iki defa dinlenme molası verdi. Her iki molada da anne ve baba yemek yemeden dışarı çıkıp, çocukları ile oynayarak zaman geçirdiler. Çocuk adeta özgürleşmişti. Her iki molada da, çocuk oyundan sonra, annesinden yemek isteyerek, iştahlala bir güzel yemeğini yedi. Arkadaşlarımıza şimdi çocuğunuzu sağlıklı beslenmeye başladınız, çocuğunuz sağlığına kavuşacaktır göreceksiniz, ama bu arada doktorunuzla da irtibatı koparmayın, çocuğunuzun belirli bir süre kontrol altında olmasında fayda var dedim.Bir kaç ay doktor kontrolünde olan ve bu arada da arkadaşlarıyla doya doya oyun oynayan çocuğumuz, kısa bir sürede sağlığına kavuştu. Aradan on beş yıl geçti ve bu çocuğumuz şimdi Antakya'da bir Anadolu lisesinde eğitimine devam ediyor, yaz tatillerinde ise Hatay'da Yüzme Antrenör Yardımcılığı yapıyor.Sanırım bu yazıyı okuduktan sonra, bazı anne ve babalar çocuklarına, bazı bayanlarda eşlerine daha anlayışlı davranacaklardır.

    İsmail EŞİYOK
    İlköğretim Müfettiş
    i


    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Çocuğun Eğitiminde Ailenin Rolü
  3. Çocuğun Kefaleti-Çocuğun Kefaleti nedir
  4. Eski türklerin oynadığı futbol benzeri oyunun adı nedir
  5. Afet Eğitiminde Örgün Ve Yaygın Eğitimin Yeri, Görevleri, Sorumlulukları
  6. Çocuk eğitiminde çevrenin etkisi nedir, çocuğu nasıl etkiler?
  7. Paylaş Facebook Twitter Google


  8. Sponsorlu Bağlantılar

 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri