Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

MAKSİM GORKİ VE ÇOCUKLUĞUM ROMANI ÜZERİNE Maksim Gorki’nin Çocukluğum adlı romanını okuduğumda otuz yaşındaydım. Eseri okumayı bitirdiğimde de okumak için ne kadar geç kaldığımı daha
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 2      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Maksim Gorki Ve çocukluğum Romanı üzerine

    Sponsorlu Bağlantılar




    MAKSİM GORKİ VE ÇOCUKLUĞUM ROMANI ÜZERİNE


    Maksim Gorki’nin Çocukluğum adlı romanını okuduğumda otuz yaşındaydım. Eseri okumayı bitirdiğimde de okumak için ne kadar geç kaldığımı daha iyi anlamıştım. Gorki bu romanda yalnızca yaşadıklarını değil, sokaktaki sıradan Rus insanının, bir zamanlar ve romanı yazdığı tarihe kadar içinde yaşadığı boğucu,acı ve sıkıntılarla örülü küçücük dünyasını bir çocuğun gözüyle anlatıyor.
    Küçük yaşta babasını ve henüz yeni doğmuş olan kardeşi Maksim’i kaybeden Lyonya annesi ile birlikte anneannesine ve büyükbabasına gitmek,onlarla, iki dayısı ve teyzesi ile yaşamak zorunda kalır. Lyonya , babasının cenazesinin gömülmesi sırasında mezarın dibinde biriken su birikintisi içindeki kurbağaların tabutla birlikte toprak altında kalması nedeniyle babaannesine; “kurbağalar kurtulabilecekler mi? “ diye soracak kadar çocuktur. Bu küçük çocuğun masum ve güzel dünyasından büyüklerin hırslı ve kasvetli dünyasını gözlemliyoruz.

    Lyonya taşındığı büyükbabasının evini şöyle anlatır; “içinde yaşayanların birbirlerine duyduğu düşmanlık, büyükbabamın evini boğucu bir sis gibi kaplamıştı. Bu hava büyükleri zehirlediği gibi, çocukları da etkiliyordu.” Daha romanın başında aile ortamının çocukların gelişiminde ne kadar önemli olduğunu anlatıyor bize küçük Lyonya. Zamanla büyükannesi ile çok iyi anlaşmaya başlar ve onun soba başında kendisine anlattığı hikayelerden büyük keyif alır. Büyükannesinin buğulu ve güven veren sesinden dökülen kelimeler insanlık üzerine derslerle doludur Lyonya için.
    Büyükannenin yine soba başında iyilik ve insanlık üzerine anlattığı bir öykü olan savaşçı İvan ile Keşiş Miron’un öyküsünü size aktaralım;

    <<Bir zamanlar Gordiyon adında bir savaşçı vardı,
    simsiyah ruhlu taş yürekli.
    Gerçekten nefret eder, insanlara haince davranır,
    ve bir meşe kovuğunda yaşardı.
    Bir baykuş gibi.
    Bu gordiyon’un en çok nefret ettiği kişi, bir keşiş gibi yaşayan,
    gerçeğin sessiz savunucularından,
    barışın sarsılmaz koruyucusu ihtiyar Miron’du.
    İşte bu Gordiyon sadık savaşçısını çağırdı.
    Adı cesur İvanuşka idi.
    “Git şimdi İvanko ve ihtiyar Miron’u öldür.
    Başını bu kadar yükseklerde çok tuttu!
    Git ve kes kafasını. Ağarmış sakalından tutarak,
    Köpeklerimin yemesi için bana getir.”
    Sadık ivan emre uyarak,
    Kendi kendine acı acı düşünmüş.
    “kendi isteğimle gitmiyorum,ama efendimin buyruğu bu.”
    Kılıcını toprağın altına gizlemiş ve eğilerek keşişi selamlamış.
    “nasılsın ihtiyar? Tanrı sana iyi davranıyor mu?”
    bunun üzerine görmüş geçirmiş ihtiyar gülmüş,
    ve o bilge dudaklarıyla şöyle demiş;
    “Beni kandırmaktan vazgeçmenin zamanı geldi.
    Tanrı bunların hepsini biliyor.
    İyilik ve kötülük onun elindedir!
    Gelişinin nedenini çok iyi biliyorum.”
    İvanka keşişin önünde utanmış,
    ama söz dinlememenin cezasından korkmuş.
    Kılıcını deri kınından çıkarmış.
    Ve o soğuk çeliği yukarı kaldırmış.
    “sen silahı görmeden işini bitirmek isterdim.
    Hadi öyleyse duanı et. Tanrıya son kez yalvar.
    Kendin için,benim için ve tüm insanlık için.
    Ondan sonra keseceğim kafanı!”
    Miron dizlerinin üzerine çökmüş,
    Yapraklarını önüne eğen,
    Genç meşe ağacının yanında.
    İhtiyar gülümseyerek demiş ki,
    “bak İvan, çok beklemen gerek!
    İnsanlık için edilen dualar uzundur.
    Beni bir an önce öldürsen iyi edersin.
    Hem de senin için daha az yorucu olur.”
    İvan öfkeyle kaşlarını çatmış,
    Ve aptalca böbürlenmiş:
    “neye karar verildiyse öyle olacak:
    bir yüzyıl bile sürecek olsa, dua etmeye başla!”
    keşiş hava kararıncaya kadar dua etmiş,
    ve akşamdan ertesi sabaha,
    ve sabahtan yeniden akşam oluncaya,
    yazdan.sonbahara dek.
    Ve yıllar boyunca Miron dua etmiş.
    Genç meşe ağacı bulutlara yükselmiş.
    Ve tohumlar sık bir orman olmuş.
    Ve halen kutsal duasının sonu gelmemiş!
    Ve onlar bugün bile oradadırlar.
    İhtiyar, insanlar için ağlar,
    Yardım için tüm içtenliği ile yalvarır.
    Ve kutsal Meryem’in gülümsemesi için.
    Ve yakınlarda bir yerde savaşçı İvan bekler.
    Kılıcı çoktan paslanmıştır.
    Ve süslü giysileri parça parçadır.
    Yaz ve kış çıplak durur.
    Güneşte yanar ama yine vazgeçmez.
    Kurtlar tarafından kemirilir ama asla tükenmez.
    Kurtlar ya da ayılar,fırtınalar ve soğuklar ona dokunmazlar.
    Ne oradan kımıldayacak, ne de bir şey söyleyecek gücü vardır.
    Bu çektiği cezadır.
    O kötü buyruğa uyduğu,
    Ve başkasının vicdanı ardına gizlendiği için.
    Ve ihtiyarın, biz zavallı günahkarlar için ettiği dua,
    Bugün bile tanrıya yükselir.
    Tıpkı okyanusa akan pırıl pırıl bir ırmak gibi. >>

    Maksim Gorki’nin Çocukluğum romanı babaannemin Anadolu’nun bir köyünde çocukken, kışın soba başında anlattığı köy hikayelerini aklıma getirdi. Kışın civar köyleriyle bile ulaşımı kapanan köyümüzde çetin geçen kış koşulları biz çocukların kış boyunca köy evinde içerde zaman geçirmemize neden olurdu. Şimdi yüzündeki kırışıklıkları,saçlarındaki kınanın kızıllığıyla ve üzerindeki fistanıyla yaşlı bir kızılderiliyi andıran babaannem, evdeki çocukları tandırın başında toplar tüm hayal gücünü kullanarak türlü türlü efsaneler ve mitolojik hikayeler anlatırdı. Ateşin yaydığı ışık gövdemize vurur kocaman görüntülerimiz duvarlara yansırdı. Onun buğulu sesinden dinlemiştim pepuk kuşunun efsanesini.

    Aslında Rusya’nın bir kasabasındaki Lyonya ile dünyanın herhangi bir köyündeki bir çocuk için büyükanneler vazgeçilmezdir. Çocukların ruhsal gelişiminde çok büyük etkisi olur büyükannelerin. Maksim Gorki’nin Çocukluğum romanını, okuyacak her çocuk ve yetişkin kendisinden bir kesit mutlaka bulacaktır. Okuyanların anılarını canlandıracak bu romanda, bir çocuğun gözünden büyüklerin dünyasını göreceksiniz. Ya biz büyükler, çocukların dünyasını görüp anlayabiliyor muyuz?


    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Fatma gülün suçu ne romanı
  3. Mevlana Aşk İle İlgili Sözleri, Mevlananın aşk üzerine sözleri, Mevlanadan aşk üzerine güz
  4. çocukluğum bittigi zaman
  5. Ekmeğimi Kazanırken (Gorki) Kitap Özeti
  6. Kendi çocukluğum
  7. Paylaş Facebook Twitter Google

  8. hulya





    Sponsorlu Bağlantılar




    bence bu roman çok güzel



  9. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri