Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Felsefenin Ortaya Çıkışı , Felsefe İhtiyacı İnsanın doğuştan sahip olduğu doğal özeliklerinden biri , içinde yaşadığı doğa , çevre , toplum ve bunların ötesine ken
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 1      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Felsefenin Ortaya Çıkışı, Felsefe İhtiyacı

    Sponsorlu Bağlantılar




    Felsefenin Ortaya Çıkışı, Felsefe İhtiyacı

    İnsanın doğuştan sahip olduğu doğal özeliklerinden biri, içinde yaşadığı doğa, çevre, toplum ve bunların ötesine kendini tanımak ve bilmek istemesidir. İşte felsefi düşünce ve felsefi bilgi de insanın bu istek, merak ve arzusunun bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Felsefe, bütün bilim adamlarının özünü oluşturmaktadır. Bütün bilim dalları, bağımsız birer alan olarak gelişmeden önce genel olarak felsefe içinde yer alıyordu. Ancak bilimlerin felsefeden bağımsız olarak gelişmesi, onları bütünüyle bu alandan koparmış sayılmaz. Bu kez de bilim dallarının içinde bir alt alan olarak o alanın felsefesi gelişmeye başlamıştır.

    Eğitim felsefesi, siyaset felsefesi, bilim felsefesi gibi. Felsefede, diğer bilim alanlarında olduğu gibi ortak kabul gören doğru/kesin sonuçlardan pek söz edilemez. Bu yönüyle felsefe, sürekli arayışı ifade etmektedir. BAZI FELSEFİ AKIMLAR VE EĞİTİME İLİŞKİN DOĞURGULARI Gerek felsefenin, gerekse eğitimin temelinde insan ve onun sorunlarıyla, bunların çözümü yer almaktadır. Çeşitli felsefi akımların varlık, bilgi, değerler, ahlak, insan ve insanın eğitimine ilişkin bakış açıları değişebilmektedir.

    Eğitimin amaçlan, içeriği, öğretim yöntemleri de benimsenen felsefeye göre biçimlenmektedir.

    Eğitim felsefesi şu sorulara cevap aramaya çalışır:
    - İnsan nedir?
    - Eğitim nedir? Eğitimin amacı nedir?
    - Kimler, niçin eğitilmelidir?
    - Eğitimin içeriği ne olmalıdır?
    - Ne, ne kadar öğretilmelidir?
    - Eğitimde insana ne kazandırılmalıdır? vb.

    Farklı felsefeler, bu sorulara ilişkin farklı cevaplar bulabilir. Ülkelerin kendilerine özgü eğitim sistemleri olduğu gibi bu sistemlerin dayandığı farklı felsefeler de vardır. Ülkelere göre, eğitim sistemleri, farklı biçimlerde örgütlenip işlediği gibi eğitim anlayış ve uygulamaları da farklı dünya görüşlerine dayanabilir. Her felsefe, belirli toplumsal koşulların bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla bu felsefeleri ele alırken içinde geliştirildikleri kültür ve ortamı göz ardı etmemek gerekir. Felsefeciler, belirli bir toplumda ve kültürde yetişen, dolayısıyla görüşleriyle o toplumu açıklamanın yanında söz konusu toplumun ve kültürün izlerini de taşımaktadırlar.

    Eğitim anlayış ve uygulamaları yönünden toplumlar arası bu farklılıklar yanında bazı benzerlikler de söz konusu olabilir. Eğitim, bireysel, toplumsal ve evrensel boyutları olan bir konudur. Dünya ülkeleri arasında geçmişe oranla giderek artan iletişim ve etkileşime bağlı olarak eğitimin evrensel boyutu da öne çıkmaktadır. Aşağıda öncelikle batı felsefi düşüncesi içinde gelişen bazı akımlara kısaca değindikten sonra yine batı kültürü içinde gelişen bazı eğitim akımlarından da kısaca söz edilmiştir. Bu arada tarihsel süreç içinde Türkiye eğitim sisteminin dayandığı felsefe de kısaca açıklanmaya çalışılmıştır.

    Doğulu toplumlarda ve bu bağlamda İslam dünyasında da özellikle 9-12. yüzyılları kapsayan dönemde Bağdat çevresinde önemli bir felsefe gelişmiş, İbn-i Sina, İbn-i Rüşt gibi düşünürler, Eski Yunan felsefesini tanımakla kalmayıp aynı zamanda bu felsefeyi Batıya da tanıtmışlar, Batı aydınlanmasını ve rönesansını hazırlamışlardır. Aşağıda bazı felsefi akımlar kısaca tanıtılmıştır.

    İdealist Felsefe İdealizm, maddi ve fiziki varlığı olmayan, duyularla algılanamayan, elle tutulup gözle görülemeyen şeylerin varlığını kabul etmeye dayanan ve maddeciliğin (materyalizm) karşıtı olan bir felsefedir. İdealizme göre gerçek, maddi ve fiziksel olmaktan çok metafizik, ruhsal/tinsel mahiyettedir. Bu felsefe, doğayı ve fiziksel gerçeği inkâr (www.ozelbilgiler.com) etmemekle birlikte, söz konusu gerçeğin, ikincil bir gerçek olduğunu, ruhsal gerçeğin bir görüntüsünden ibaret olduğunu savunur. İdealist felsefe, kendi içinde soyut idealizm ve maddeci idealizm gibi bazı kollara ayrılmaktadır. Batı idealist felsefesinin babası, Platon kabul edilmektedir. Yirminci asır idealizminde ise Kant ve Hegelin etkileri vardır.

    Platon, insan duyularının algıladığı gerçeğin, gerçeğin kendisi olmayıp onun bir gölgesinden ibaret olduğunu belirtir. Bu bakış açısından gerçek, zihinsel/düşünsel olarak keşfedilebilir. Böylece idealizm, gerçeğe gözlem ve deneye dayanan bilimsel yöntemden çok sezgisel/düşünsel yolla ulaşılabileceğini ileri sürmektedir.

    İdealist felsefe içinde farklı görüşleri savunan filozoflar vardır. Hegel ve Berkeley gibi filozoflar gerçeği açıklamada tek başına ruh üzerinde dururken Kant ve Descartes, madde ve ruhu uzlaştırarak açıklamalarda bulunmaktadır. İdealizme göre insanın en önemli yönü, ruhsal/zihinsel yönüdür.

    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Takvimin Ortaya Çıkışı
  3. Kant ortaya çıktığı zaman felsefenin genel durumu neydi?
  4. Mesleklerin Ortaya Çıkışı
  5. Yecuc ve Mecucun Ortaya Çıkışı
  6. Felsefenin Tarihi, Ortaya Çıkışı, Gelişimi, Tarihçe
  7. Paylaş Facebook Twitter Google


  8. Sponsorlu Bağlantılar

 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri