Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Helallesmekle Ilgili Yazilar , Halellesmek Ne Demektir , Kimlerle helallesmek Gerekir , Helallesmek NasilOlur , Helalllik Alinacaklar Kimlerdir , Kimlerle Helalllesmek lazim , Eşinizle helalleştiniz

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Helalleşmekle Ilgili Yazilar, Halellesmek Ne Demektir, Kimlerle helallesmek Gerekir, Helallesmek NasilOlur, Helalllik Alinacaklar Kimlerdir, Kimlerle Helalllesmek lazim

    Sponsorlu Bağlantılar




    Helallesmekle Ilgili Yazilar, Halellesmek Ne Demektir, Kimlerle helallesmek Gerekir, Helallesmek NasilOlur, Helalllik Alinacaklar Kimlerdir, Kimlerle Helalllesmek lazim,

    Eşinizle helalleştiniz mi?

    Onun hiç gönlünü kırmadınız mı yoksa? Hiç incinmedi mi sizden? Hiç hakkı geçmedi mi size? Elinizi şiddetle kaldırmak değil, sert bir söz bile söylemediniz mi? Onurunun kırıldığını hiç hissetmedi mi sizin davranışlarınızla? Yoksa helallik garanti mi? Nasıl olsa ahirette yakanıza yapışmayacağını, sizi orada utandırmayacağı, utanmanızdan üzüleceği noktasında garantiye sahip misiniz?
    -Çocuklarınızla helalleştiniz mi? Onların sizin üzerinizdeki haklarını biliyor musunuz? Onları yerine getirdiğinizden emin misiniz? Onların bir mü’min olarak yetişmeleri konusunda gerekli itinayı gösterdiniz mi? Yüreklerine şeytan ortak olduğu için ateşe doğru sürüklenmeleri halinde, elleri yakanızda olmaz, öyle mi?
    -Anne-babanızla, dede - ninenizle helalleştiniz mi? Öf bile demediniz muhakkak. Yaşlandıklarında, size nasıl küçükken rahmet kanatlarını germişlerse siz de rahmet kanatlarını gerdiniz üzerlerine... Asla incitmediniz. Bir dediklerini iki etmediniz. Ama gene de bir sorun yüreğinize, sizi 9 ay 10 gün karnında taşıyan, sizin için saçını süpürge eden annenizin, sizin gül yüzünüz solmasın diye ömrünü törpüleyen babanızın üzerinizdeki haklarını bütün bütün yerine getirdiğinizden emin misiniz?
    Öyleyse neden kaçar kişi o gün, kendi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından? İnsan neden başının derdine düşer o gün? Her insanı yeterince meşgul edecek iş nedir o gün?
    -Komşularınızla helalleştiniz mi? Evinizin dumanından bile rahatsız olmadı komşularınız öyle mi, gecenin ilerlemeyen vakitlerinde yaptığınız gürültüden kundaktaki bebelerinin uyanmadığından eminsiniz, yani. Pişirdiğiniz kebabın kokusu çocuklarının yüreklerine kadar ulaştı ve o çocukların içi çekmedi, öyle mi? Burada bir hak - hukuk oluşmadığı konusunda kesin kanaatiniz var. Komşuluk hukukunu sonuna kadar yerine getirdiniz. Allah’ın, “komşuları neredeyse size mirasçı kılacağı” bir hak-hukuk çerçevesi içinde yaşadınız bütün zamanlarda... Öyle mi?
    -İş yerinizde çalıştırdığınız işçilerle helalleştiniz mi? Sizin üzerinizde hiç hakları kalmadı, öyle mi? Ücretlerini hakkaniyet içinde belirlediniz, onların sizin vereceğiniz işe muhtaç olduklarını, onlar gibi başka binlerce insan bulabileceğinizi, dolayısıyla hiçbir pazarlık güçlerinin bulunmadığını düşünüp, onların bu durumlarını ücret pazarlığında en aza razı etmek için kullanmadınız... Çalıştırırken mesai saatleri konusunda son derece hassas davrandınız. Bir saniye bile haklarının geçmesini istemediniz. Gönülleri hoştur çalışanlarınızın. Onlarla ilgili en küçük bir yük götürmezsiniz ebedi hayata... Öyle mi?
    -Çalıştığınız iş yerinin sahibi ile helalleştiniz mi? Size verilen ücretin hakkını vermekte misiniz? Mesai saatleri içinde iş hayatının gerektirdiğinin dışında başka şeylerle, özel işlerinizle ilgilenmiyorsunuz değil mi? Aldığınız ücreti helal ettirdiğinizden eminsiniz yani.
    -Ortaklarınızla helalleştiniz mi? Birlikte yürüttüğünüz işte, en küçük bir hak geçmediği konusunda şüpheniz yok yani.
    -İş arkadaşlarınızla helalleştiniz mi? Sigaranızın dumanından bile rahatsız olmamaları için azami titizliği gösterdiniz. Onları üzmediniz, onurlarıyla oynamadınız, asla ayaklarına basmadınız... Amirseniz amirliğin gücünü özel duygularınız için kullanmadınız, memursanız, kimsenin görmediği yerlerde işi asmadınız, ihmaller yapmadınız.?
    -Kendi bedeninizle helalleştiniz mi? Size emanet edilen bedeni, emanetin gayeleri çerçevesinde kullandınız. Onu istismar etmediniz. Gözlerinizi, kulaklarınızı, beyninizi, kalbinizi, ellerinizi, ayaklarınızı, ciğerlerinizi, midenizi, onlara “Allahım, nedir bu benim başıma gelen?” gibi bir feryada sürüklemediniz.
    -Malınız mülkünüzle helalleştiniz mi? Onları size emanet edilen çerçeve dışında kullanmadınız, içindeki fukara hakkını vermekte ihmal etmediniz. Malınıza baktığınızda onunla ilişkinizi tertemiz görmekte, onu mahşer ortamına sırtınızda bir yük olarak taşımayacağınızdan emin bulunmaktasınız. Malınıza şeytanı ortak etmediniz yani.
    -Evinizle bu anlamda helalleştiniz mi? Evinizde şeytanın bir kürsü kurmadığından eminsiniz. Evinizin kimi köşelerini şeytana kiralamadınız. Eviniz sizden şikayetçi olmayacak. Eviniz, bir “Müslüman evi” duruluğunda oldu hep. Değil mi?
    -İçinde yaşadığınız şehrin halkı ile helalleştiniz mi? Şehrin havası ile, suyu ile, ağacı - çiçeği ile, kuşu ile, yolu ile, kaldırımı ile, parkı - bahçesi ile, sokağı ile, başka insanların hakkına girmeden ilişki kurduğunuzdan emin misiniz? Evinizin bacasından, ya da aracınızın eksozundan çıkan kirli hava, kaç kişinin ciğerine doldu, böyle bir kaygınız var mı? Evinizin çöpünü nereye attınız? Elinizdeki sigara izmaritini atmakla, şehir halkı ile bir hukuk ihlali ilişkisi kurduğunuz konusunda bir kaygı duyuyor musunuz? Nasıl helalleşeceksiniz koca şehir halkı ile?
    -Fabrikanızın yanından akan nehirdeki balıklarla helalleştiniz mi? Hani fabrikanızdan çıkan zehirli atıklar oradaki balıkların canına okudu ya... Farkında mısınız? Irmak boyunca yaşayan tüm canlılardan, o ırmağın temiz suyundan yararlanması mümkün olan tüm insanlardan helallik istediniz mi?
    -Yuvasını bozduğunuz kuşlarla helalleştiniz mi? Yurdundan yuvasından ettiğiniz karınca ile hak – hukuk ilişkisi içine girebileceğiniz gibi ince bir hesap kafanızı yordu mu?
    -Yönetiminiz altında bulunan insanlarla helalleşme gibi bir derde düştünüz mü? “Ömer, Ömer, nasıl aldın bu barı (yükü) sırtına sen?” diye inleyen bir Ömer oldun mu hiç? “Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa bir koyunu, gelir de adli ilahi Ömer’den sorar onu” denilen şey nasıl bir şey, hangi Dicle’nin kenarında hangi kurt bir koyunu aşırıyor, ya da memleketin hangi köşesinde bir insancık, bir çocuk, bir kadın, bir kimsesiz, güçlülerin istismarına uğruyor, böyle bir kaygı yakıyor mu yüreğini? Nasıl hallediyorsun bu konudaki helalleşme işini? Kendi işin için kendi mumunu, devlet işi için devlet mumunu yakma gibi bir hassasiyet var mı, devlet işlerini deruhde ederken? Çalmıyorsun, çırpmıyorsun, yetim malını gözetiyorsun, tüyü bitmedik bebelerin hakkı hukuku var memleketin en küçük bir varlığında, bunu biliyorsun, çocuklarının boğazından haram ekmek geçmesin diye titizleniyorsun, ne güzel... Ama ya, emrin altındakiler, senin nüfuzunu kullanarak tüyü bitmedik yetim malına el uzatıyorlar ve vebalini senin üzerine yıkıyorlarsa... Bir devlet yöneticisi, nasıl helalleşir koca memleket halkıyla, ne zaman helalleşir, bir fikrin var mı?
    -Öğrencilerinle helalleştin mi? Onlara, yarın ebedi hayatta, hesap anında, seni utandırmayacak şeyler öğrettiğinden emin misin? Öğrencilerine iyi şeyler öğretmek için sana tahsis edilen zamanı iyi – doğru kullandın mı?
    -Öğretmenlerinle helalleştin mi? Onlarla ilişkin “Bana bir kelime öğretenin kırk yıl kölesi olurum” gibi bir muallim hukuku hassasiyeti içinde mi?
    -Arasıra hayat kitabına bakıyor musun? Orada “kul hakkı” adına açılmış bir başlık var mı? Altında neler yazılmış? Fi tarihinde, taş atıp ayağını kırdığın köpeğin feryadları da kaydedilmiş mi? Kırda bayırda dolaşırken, falancanın bahçesinden kopardığın bir elma da kaydedilmiş mi oraya? Falancanın evine baktın izni olmadan, o da var mı? Falanca hakkında, hoşlanmayacağı şey söyledin gıyabında... Alay ettin göz kaş işaretiyle... Allah Allah, bütün bunlar kaydedilmiş öyle mi? Kim kaydetmiş olabilir bu minik minik şeyleri?
    -Ne dersin, helalleşmek için daha zaman var mı? Uyuduğunda yeniden uyanacağın konusunda kesin bir kanaat sahibi misin? Ya helalleşmek zorunda olduğun insanların hala helalleşebileceğin kadar yaşayacağından emin misin?
    -Otuz – kırk yıl önce hayat defterinize kaydolan bir “Kul hakkı”ndan kurtulabilmek için nasıl bir gayret gösterebilirsin? Ne dersin, herhangi bir kimseye “Bundan kırk yıl önce, sana, senin hiç farkında olmadığın şekilde şöyle bir haksızlık yapmıştım. Onun için helallik diliyorum. Verdiğim zarar ne ise onu gidermeye hazırım” diyebilecek cesarete sahip misiniz?
    -“Uyudun uyanmadın olacak... Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında...” Bu iş böyle oluyor. Ne kendi hayatına hakimsin ne başkasının hayatına... Bir gün, “Gel” diyorlar, gidiyorsun, herkes gidiyor. Genç, yaşlı fark etmiyor... Babalar da gidiyor, bebeler de gidiyor. Gidilip gelinmeyen yere tertemiz gitmek, hesabı verilemeyecek dosyalarla gitmemek, savunması zor dosyaları taşımak zorunda kalmamak, musalla taşındaki “iyi biliriz”lerin gerçekten “iyi biliriz” olması, “Helal olsun”ların gerçekten “Helal olması...” Mesele bu.
    -Orada iki şeyin affı yok, biliyorsun. Allah ile olan hukukunda O’na ortak koşma felaketi... Yaratılanla olan hukukta, “kul hakkı.” Hesabı doğru yapmak gerekiyor. Şeytan’ın insanı, “Allah affeder” diye günaha yönelttiği konusunda da uyarıyor Halık-ı zülcelal. Şeytanın iğvalarına aldanmamak gerekiyor. Sağlamcı gitmek gerekiyor Rabbin huzuruna...
    -Zor iş, kul hakkı bilincini kuşanmak. Zor iş, göz – kaş işaretine varıncaya kadar, cümleciklerin ihtiva ettiği manaları ölçmeye varıncaya kadar davranışlarımızı süzmek ve ilişkide bulunduğumuz her varlığın hukukunu gözetmek...
    - Müslümanların kişilik inşası, elinden ve dilinden başkalarının zarar görmemesi bilincini kuşanarak başlayacaktır. İslam toplumunun rahmet toplumu olması, yani Allah Rasulü -s.a.-nün evrensel rahmet misyonuna layık toplum haline gelmesi, Müslüman’ın tüm başkaları için cennet olması ile mümkündür.
    Ne mutlu kendi kişiliğini cennetin dünyevi yansıması haline getirenlere...

    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Günlük Hayatımızda Kimlerle, Neleri Paylaşıyorsunuz
  3. Gümrü antlaşması kimlerle imzalandı
  4. Üzüntülerinizi Kimlerle Paylaşıyorsunuz? Niçin?
  5. Sevinç Ve Üzüntülerimizi Kimlerle Paylaşmalıyız
  6. Kurtuluş Savaşında Hangi Cephelerde Kimlerle Savaştık
  7. Paylaş Facebook Twitter Google


  8. Sponsorlu Bağlantılar

 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri