Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Arif Nihat Asya ve Bayrak Onu ilk kez okul sıralarındayken tanıdım. Soyadı kadar millî ve büyük bir şair di Ârif Nihat Asya benim gözümde. Hafızama
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 5      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Arif Nihat Asya ve Bayrak

    Sponsorlu Bağlantılar




    Arif Nihat Asya ve Bayrak






    Onu ilk kez okul sıralarındayken tanıdım. Soyadı kadar millî ve büyük bir şairdi Ârif Nihat Asya benim gözümde. Hafızama mısra mısra kazınan “Bayrak” şiiri hâlâ belleğimde yazılı. O şiirle tanıştığım günden beri bayrak başka bir anlam kazandı bende. Hep mavi göklerde süzüldüğü yerden yurduma dalga dalga ışık saçan bir projöktör gibi gördüm onu. Ve ilk kez kızıl renk o şiirle bir anlam kazandı ve kendini bana sevdirdi. “Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü” mısraındaki renk uyumuna bakın bir kez. Uçsuz bucaksız maviliklerde süzülen bir kızıl renk, ancak bu kadar sevdirebilirdi kendisini.


    Bayrak şiiriyle tanıştığım günden sonra Ârif Nihat Asya hep bir Bayrak şairi olarak kaldı bende. Bendeki bayrak sevgisi önce İstiklal Marşı, sonra da bayrak şiiriyle vücut bulur. Ancak Ârif Nihat Asya’yı, Asya yapan yalnızca bayrak şiiri değil elbette. Bayrak kadar yüce birçok şiire de imza atmıştır Ârif Nihat. Ağıt, Onlar, Devler, Destan ve Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor onlardan birkaçı. Her ne kadar bir dönem zafer getiren atların nalları altından olsa ve o altın çağlarda analar kurt doğursa da günümüzdeki gençlerde bayrağa rüzgar olmak için şehitler tepesini boş bırakmıyorlar. Yine dağbaşını duman almışsa, Asya’nın Kürşad’larına, Akülke’sine, Sütgölü’ne ağlamanın bir anlamı yok. Tekrar Tuna’yla, Nil’le konuşmak için yeni Kürşadlar, yeni Akülkeler kazanmak gerek. İşte Ârif Nihat Asya’nın saydığımız şiirlerinden bir özet.


    Ârif Nihat Asya millî şiirlerle gündeme geldiği kadar, tasavvuf şiirlerine de imza atmıştır. Hele onun Peygamber efendimize yazdığı Naat şiirini dinlerken ağlamamak mümkün değil.


    Ümmetinin gözbebeği ,
    Göklerin resûlüydün..
    Elçi geldin, elçiler gönderdin..
    Ruhunu Allah’a
    Elini ümmetine verdin.
    Beşiğin yurdun yuvan
    Mekke’de bunalırsan
    Medine’ye göçerdin.
    Biz bu dünyadan nereye
    Göçelim, yâ Muhammed?
    Yeryüzünde riya, inkâr, hiyanet
    Altın devrini yaşıyor…

    Diller, sayfalar, satırlar
    “Ebû Leheb öldü” diyorlar
    Ebû Leheb ölmedi, yâ Muhammed
    Ebû Cehil, Kıt’alar dolaşıyor!


    Gibi mısralarla uzayıp giden şiir Resûlüllah sevgisini anlatan en güzel şiirlerden birisi diyebilirim. “Dualar ve Aminler” kitabını okuduğumuz zaman Ârif Nihat Asya’nın dini yönden de oldukça kültürlü bir şair olduğunu anlayabiliriz. 7 Şubat 1904’ten 5 Ocak 1975’e kadar uzanan 71 yıla bir çok nesir ve şiir kitabı sığdıran milli şairimiz Ârif Nihat Asya’yı soyadı kadar büyüten, onu millete tanıtıp sevdiren yukarda da belirttiğim gibi bence “Bayrak” şiiridir. Gelin bu şiiri bir kez daha birlikte inceleyelim.


    Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü

    mısraında söylemek istediği Türk geleneğini anlamamak mümkün değil. Gelin olan bir genç kızın gelinliğine ya da onu taşıyan at veya arabaya bayrak bağlandığını hepimiz biliyoruz. Yine ölen şehitlerin bayrağa sarıldığını bilmeyen hiç kimse yoktur.

    Sana benim gözümle bakmayanın
    Mezarını kazacağım

    Her milletin bayrağı millî bir semboldür ve o bayrağa o milletin gözüyle bakmakta zaten milletlerarası bir saygı kuralıdır. Bu saygıyı duymadan, hele hele Türk bayrağına düşmanca bakmak, Türk ulusunun düşmanı demektir ki, başlı başına bir savaş sebebi sayılır.

    Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder…
    Gölgende bana da, bana da yer ver!

    Tarih boyunca Türk milleti gittiği her yere barış ve güven götürmüştür. O bakımdan elbette Türk bayrağının dalgalandığı bir yerde “Ben Türküm” diyen birisinin korku ve keder duyması mümkün değildir. Osmanlı döneminde ise, âdil yönetiminden dolayı birçok halk kendi zalim yöneticilerinin idaresinden bıktığı için Türk bayrağının altında yaşamak istediklerini bizzat kendileri ifade etmişlerdir.

    Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün
    Kızıllığında ısındık;
    Dağlardan çöllere düşürdüğü gün
    Gölgene sığındık.

    Tarihimizi inceleyenler çok iyi bilirler ki, milletimiz birçok cephelerde savaşmış, dağların soğuk kış ikliminden, Yemen çöllerine kadar uzaman bir savaş serüveninde tek sığınılacak yer daima bayrağın altı olmuştur.

    Senin altında doğdum,
    Senin dibinde öleceğim.

    Bunun anlamını da en iyi gurbetçi vatandaşlarımız bilir. Bulundukları ülkelerde bayrağa ve ezana hasret yaşamanın ne demek olduğunu çok iyi kavrar ve anlatabilirler sanıyorum.

    Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim;
    Yer yüzünde yer beğen
    Nereye dikilmek istersen
    Söyle seni oraya dikeyim.

    Bir bayrak o millet için elbette ki her şey demektir. Türk bayrağı da bizim tarihimiz ve şerefimizdir. Diğer mısralar için de, tarihimizdeki kızıl elma öyküsünü bilmeyen yoktur sanırım. Padişahın atının ayak bastığı her yer bir kızıl elmadır Türk milleti için. Aynı zamanda şairin Turan özlemini de dile getirir bu son mısralar.

    Ârif Nihat Asya’yı rahmetle anıyoruz.
    Ümit Fehmi Sorgunlu



    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Arif Nihat Asya Eserleri
  3. Arif Nihat Asya Ve Eserleri
  4. Arif Nihat Asya Romanları
  5. Arif Nihat Asya kimdir?
  6. Arif Nihat Asya,Arif Nihat Asya kimdir,Arif Nihat Asya biyografisi,Arif Nihat Asya Hayatı
  7. Paylaş Facebook Twitter Google


  8. Sponsorlu Bağlantılar

 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri