Hoşgeldiniz.

PEYGAMBER İMİZİN AHLAKÎ ÖZELLİKLERİ Peygamberimizin ahlâkının en önemli özelliği Allah vergisi oluşudur. O bütün güzel vasıflarıçalışıp emek verip bir çaba sonucu kazanmış değildir. Onun ahlâkı
  • 5 üzerinden 3.86   |  Oy Veren: 7      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Peygamber efendimizin ahlaki özellikleri nelerdir

    Sponsorlu Bağlantılar




    PEYGAMBERİMİZİN AHLAKÎ ÖZELLİKLERİ

    Peygamberimizin ahlâkının en önemli özelliği Allah vergisi oluşudur. O bütün güzel vasıflarıçalışıp emek verip bir çaba sonucu kazanmış değildir. Onun ahlâkı Allah tarafından ihsan edilmiş ikram edilmiştir. Yüce Allah onu insanların örnek alacağı kusursuz eksiksiz ve seçkin bir şekilde yaratmıştır.
    O dünyaya gözünü açıp kapayıncaya kadar hep aynı huy ve ahlâk üzerinde yaşamıştır. Ondaki güzel vasıflar yaratılışında mevcuttu. Onu eğiten edep ve ahlâkın en üstün özellikleriyle süsleyen Yüce Rabbidir.
    İşte bundan dolayı onu kendisine örnek kabul eden insan onu ne kadar taklit edebilirseo kadar istifadesi fazla olur o nurdan aldığı feyiz o nisbette çoğalır.
    Peygamberimizin ahlâkının en belirgin özelliklerinden birisi de insan yaratılışında var olan birbirine zıt ve ters huyları en mükemmel şekilde bağdaştırıp bütün duyguların ideal noktasını bulmasıdır. Hiçbir şekilde aşırılığa kaçmadan orta yola doğruya ulaşmasıdır.
    Peygamberimiz herkesin arzu edip de bir türlü ulaşamadığı en üstün değerleri ve olgunluğu mükemmel bir şekilde hayâtı boyunca ümmetine göstermiş bütün insanlığın gözleri önüne sermiştir.
    Bazı anlar olmuş en cesur bir fedai olarak düşmanın kat kat üstünlüğüne hiç aldırmadanbinlerce düşmana tek başına meydan okumuştur. Ama bu halinde bile yumuşak kalpliliğinimerhametini geri bırakmamıştır.
    Meselâ bir savaş sonrası öldürülmüş olarak gördüğü düşman çocuklarına o kadar acımıştı kidüşman da olsa çocukların öldürülmemesi gerektiğini çünkü onların suçsuz ve Cennetlik olduklarını haber vermişti.
    O bütün insanlığın kurtuluşu ve İslâmın dünyaya yayılması gibi yüce bir gaye için zihnini yorarken; bu arada binleri bulan ve Arabistan'ın her tarafına dal budak salan ümmetinin halini ve işlerini düşünürken; çevresinde bulunan yoksul ve fakir Müslümanları hiçbir zaman unutmamış; kendi çoluk çocuğunu onların eğitim ve ihtiyaçlarını da ihmal etmemiştir. Birincisini büyük görürken öbürünü küçümsememiştir.
    Bu kadar ağır ve sorumluluk isteyen bir görev üzerinde bulunduğu halde o yine kendisini Rabbine vermiş günün büyük bir kısmını ibadet ve zikirle geçirmiştir.
    Kalbi her an Allah'a bağlıdır. Bu haliyle dünya ile ilişkisini kesmiş gibi görünse de yine o dünyanın içindedir. Bütün işlerinde Allah'ın rızasını gözetmiştir.
    Peygamber Efendimiz dâva arkadaşlarını gözü gibi korumuş onlara ana-babalarından görmedikleri şefkat ve yakınlığı göstermiş kendi şahsına yapılan kötülüğü affetmiş intikam almayı düşünmemiştir. Kendisini öldürmek için tuzak kuranları yakaladığında serbest bı-
    rakmış ama Allah düşmanlarını asla bağışlamamış onların yakasını bırakmamıştır.
    İçi bozuk dıştan Müslüman gibi görünen münafıkların kalbine devamlı Cehennem korkusunu vermiş âhiretteki acı hallerini hatırlatmıştır.
    İslâm toprakları güneyde Yemen'e kuzeyde İran ve Suriye sınırına dayandığı sırada Peygamberimiz Arapların sultanı Arabistan'ın hakimi idi. Savaş sonrası düşmanın bırakıp gittiği mallar ve ganimetler mescidin içini doldururken en kıymetli mallar Müslümanların eline geçtiği halde yine o kuru bir hasır üzerinde yatacak kadar engin ruhlu; içi ot dolu bir yastığa yaslanacak kadar mütevazı; her türlü imkân mevcutken açlık sıkıntısı çekecek kadar kanaatkar ve tok gönüllü idi.
    Hz. Ömer'in "Bizans kralı ve İran şahı dünya nimetleri içinde yüzerken Resulullah kuru hasır üstünde yaşıyor" diyerek ağlaması üzerine Sahabîsinin gönlünü hoş tutan yüce Peygamberimiz:
    "Yâ Ömer varsın Kisra ve Kayser dünya nimetlerinden zevklerini alsınlar keyif sürsünler. Âhiret nimeti bize yeter" diyerek tevekkül ve rızasını dile getiriyordu.
    Peygamberimizin ahlâkı bir meleke halindeydi öz olarak mevcuttu. Güneş nasıl ışık saçarçiçekler nasıl rengi ve kokusuyla ortalığı Cennete çevirip burcu burcu kokular saçarsa; ağaçlar nasıl türlü türlü meyveler verir yaratılışlarında var olanları ortaya çıkarırsa; Resul-i Ekrem Efendimizin ahlâkî hayâtı da o şekilde normal bir seyir içinde cereyan ediyordu.
    Öyle ki her gören Peygamberimizin o faziletle birlikte yaratıldığı kanaatine varırdı. Hiç kimse ondan o fazilete aykırı bir şeyin görüleceğine inanmazdı. O her zaman muhtaçlara yardım eder; zayıfları korur; tatlı sözlü güler yüzlü bulunur; izzet ve vakarını muhafaza eder; tevazu ve hoşgörüsünü hiç kimseden esirgemezdi. Güneş nasıl ki Allah'a inananın da inanmayanın da üzerine doğarsa Peygamberimizin dünyayı kaplayan şefkati de küçük-büyük gençihtiyarmüslim-gayr-i müslim herkese aynı şekilde yayılırdı.


    Paylaş Facebook Twitter Google



  2. Sponsorlu Bağlantılar

 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.1
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.