Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Yanardağlar ve Yanardağ Patlamaları YANAR DAĞLAR Yanardağlar , yeraltındaki ergimiş kayaların , kaya parçalarının ve gazların yerkabuğundaki açıklıklardan püskürdüğü oluşumlardır. Art arda olan püskürmeler sonucunda
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 2      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Yanardağlar ve Yanardağ Patlamaları

    Sponsorlu Bağlantılar




    Yanardağlar ve Yanardağ Patlamaları

    YANAR DAĞLAR

    Yanardağlar, yeraltındaki ergimiş kayaların, kaya parçalarının ve gazların yerkabuğundaki açıklıklardan püskürdüğü oluşumlardır. Art arda olan püskürmeler sonucunda maddelerin üst üste yığılmasıyla ortaya çıkan yükseltiler de aynı biçimde adlandırılır. Yüzeye çıkan ergimiş durumdaki maddeler zamanla katılaşarak volkanik kayaları oluşturur. Depremler gibi yanardağların da çoğu levha sınırlarına yakın yerlerde bulunur. Öte yandan, nasıl ki, levha sınırlarına uzak yerlerde de zaman zaman deprem olursa, bazı yanardağlar da levhaların iç bölümlerinde bulunur.

    Yayılma Sırtları
    Okyanus dibinde. İki levhanın birbirinden uzaklaşmakta olduğu sınırda ,okyanus ortası sırtları ya da yayılma sırtları adı verilen yanardağlardan oluşan sıra dağlar vardır. Levha birbirinden ayrıldıklarında astenosfer üzerindeki basınç azalır. Bunun sonucunda, levha sınırının altında bulunan katı durumdaki minareler tanecikleri ergiyerek magmaya dönüşür. Yükselmeye başlayan yeni magmanın çoğu levha kenarlarında katılaşıp kalır, yüzeye ulaşan bölümü ise okyanus tabanında yanardağlar oluşturur.

    “Plastik” Kayalar
    Bilim adamları, astenosferi genellikle “plastik” olarak tanımlarlar. Bunun nedeni, astenosferin büyük bir bölümün yumuşsak olmasına karşın, sıvıdan çok küçük miktarlarda magma bulunan katı mineral taneciklerinden oluştuğunu düşünüyorlar. Astenosferdeki sıcaklığın, minerallerin çoğunu ergitmeye yetecek kadar yüksek olmasına karşın üsteki litosfer katmanın neden olduğu yoğun basınç bunu engeller.

    Dalma-Batma Bölgesi Yanardağları
    Yanardağlar, iki levhanın çarpışması sonucu birinin diğeri altına daldığı levha sınırlarında oluşur. Dalan levha, 100-200 km derinlikte bulunan ve dalma-batma bölgesi adı verilen bölgede ergimeye başlar ve magmaya dönüşür. Bu magma, levhanın üzerinde biriken tortullar ve ergimiş durumdaki okyanusal litosferden oluşur. Magma ,tortullarla birlikte yerin derinliklerine çekilen su içerir. Oluşan yeni magma, çatlaklardan geçerek yüzeye püskürür ve üstteki levhanın üzerinde yanardağların oluşuma yol açar. Bu çatlaklar ,levhaların hareketi sonucunda oluşur. Üstteki levhanın okyanusal litosfer levhası olması durumunda, yanardağların su yüzeyinin üzerinde kalan bölümleri bir dizi volkanik ada oluşturur.

    Magma
    Magma, ergimiş durumdaki değişik mineraller ve bazı mineral kristallerinde oluşan lapa benzeri, yoğun bir sıvıdır. Kıvamı, su ve buz kristalleri içeren yarı erimiş durumdaki kar gibidir. Bilim adamları ,magmanın büyük çoğunluğunun astenosferde bulunmakla birlikte bir bölümünün de alt mantonun bazı bölgelerinde geldiğini düşünüyorlar.

    Sıcak Noktalar
    Birçok yanardağın oluşumunun levha sınırlarındaki hareketle bağlantılı olmasına karşın bazıları bu sınırlara uzak yerlerde ortaya çıkabilir. Bu yanardağların ”sıcak noktalar” olarak adlandırılan olağanüstü sıcak bölgelerin varlığı sonucunda oluştukları düşünülüyor.
    Bilim adamları, sıcak noktaların astenosfer ve alt mantoda bulunduğu varsayılıyor. Sıcak noktalarda, ısı akımlarının mantonun içinden geçerek yükseldiği tahmin ediliyor. Bu olağanüstü ısının basıncın etkisini ortadan kaldırılması sonucunda da magma oluşur. Yüzeye doğru çıkan magma, litosferden geçiş sırasında, yolunun üzerindeki kaya kütlelerini ergiterek kendisine yol açar. Magmanın yüzeye çıktığı yerlerde zamanla yanardağlar oluşur.

    YANARDAĞ PÜSKÜRMELERİ
    Magmanın yerkabuğundan yükselerek yüzeye çıkmasına yanardağ püskürmesi adı verilir.Yanardağ bir kez oluştuktan sonra yeraltından magma geldiği sürece püskürmeler devam eder. İki püskürme arasında onlarca, yüzlerce, hatta binlerce yıl geçbilir.

    Magma Yükselişi
    Astenosferdeki magma, ancak yeterince büyük bir “kabarcık”oluşturacak biçimde biriktiği zaman litosfere doğru yükselir. Magmanın yükselmesine yol açan süreç, bozuk bir musluktan suyun damlamasına(ancak ters yönde) benzer. Bozuk bir muslukta su sürekli biçimde musluğun ağzında birikir fakat damla halinde düşmesi ancak yeterli ağırlığa ulaşması ile gerçekleşir. Magma da yeraltında yeterli derecede biriktiğinde ve yoğunluğu çevresindeki kaya kütlelerinden daha düşük olduğunda yukarı doğru çıkmaya başlar. Çoğu yanardağın altında (yerkabuğunun içinde ya da altında) magmanın biriktiği bir magma odası vardır.

    Yanardağın Altı
    Magma odası il yanardağın yüzeyi arasında kanal ya da baca olarak adlandırılan genişlemiş çatlaklar bulunur. Bunlar bir önceki patlamalardan arta kalan katılaşmış magma ile doludur.bazı yanardağlarda, magma odasından çıkan çok sayıda baca olmak ile birlikte bunların hepsi yüzeye ulaşmayabilir. Bir bacanın açıldığı yere ağız denir. Yanardağ ağızları yuvarlak ya da ince uzun biçimde olabilir. Bazı ağızlar, krater adı verilen derin çukurların içinde bulunur.Bir püskürme sırasında, magma, biriktiği magma odasından yüzeye çıkan bacalardan birinden geçerek,yanardağın tepesindeki ağıza ulaşır ve buradan dışarı fışkırır. Bazı durumlarda ise magma, yanardağın yamacındaki bir ağızdan çıkar.

    Lav
    Püskürme sırasında yüzeye çıkan magma lav adını alır. Yanardağın yamaçlarından, lavdan oluşan bir nehir gibi akan lav akıntısının zaman soğuyup katılaşmasıyla volkanik kayalar oluşur. Çeşitli türlerde lav bulunmakla birlikte bunların tümü nerdeyse diğer mineral elementlerinin yanı sıra bir silisyum ve oksijen karışımı olan silisyum dioksit (SiO2) içerir. Lavın yoğunluğu ,içindeki silisyum dioksit oranına göre değişir.Yoğun olmayan lav bal kıvamındadır.Yoğun lav ise şekerlenmiş bal gibi koyu ve yapışkandır. Bir patlama sırasında yanardağdan farklı yoğunlukta lavlar püskürebilir.
    Bir yanardağın biçimi, büyük oranda, lavın yoğunluna bağlıdır. Yoğun olmayan lav katılaşıncaya kadar daha geniş bir çevreye yayıldığından, bu tür lavdan oluşan yanar dağların yamaçları yumuşak eğimli olur.Kalkan biçimli olarak tanımlanan Bu yanardağlar, çoğu zaman sıcak noktalar ve yayılma sırtlarında bulunur. Bu yanardağların lavı çoğunlukla bazalttan oluşur. Yoğun lav, yüksek oranda silisyum dioksit içerir ve genellikle dalma-batma bölgelerinin üzerindeki yanardağlardan püskürür. Çok koyu olduğu için ağızdan fazla uzaklaşmadan katılaşan bu lavın oluşturduğu yanardağlar çoğu zaman koni biçimindedir.

    Püskürme Tipleri
    Yanardağın püskürmeleri, lavın çıkış biçimine göre sınıflandırılır. Bu da lavın yoğunluğuna ve lavın içerdiği gazların ne kadar kolaylıkla kurtulabilmelerine bağlıdır. Yoğun olmayan lavdan kolayca kurtulabilen gazlar, yoğun lavdan ancak büyük patlamalarla kurtulabilirler.
    Magma, yüzeye yaklaştıkça üzerindeki basınç azalır ve tıpkı bir gazoz şişesinin kapağı açıldığı zaman basıncın azalması sonucu gazozun içinde hava kabarcıklarının oluşması gibi volkanik gazlar magmanın içinde küçük kabarcıklar oluşturur.

    Farklı püskürme tipleri
    * Hawaii tipi püskürmeler genellikle hafif şiddetedir.lavın çok akışkan olduğu ve içinde gazların kolayca kurtulduğu durumlarda bu tür püskürmeler olur.Kimi zaman magma, yanardağdan dışarı, bir fıskiyeden fışkıran su gibi çıkar.
    * Stromboli tipi püskürmeler, lavın biraz daha yoğun olması durumunda görülür.Sıkışmış gazlar, yanardağ ağzının çevresine sıvı halde lav kütlerinin fışkırmasına neden olan, küçük patlamalarla açığa çıkar.
    * Vulkona tipi püskürmeler, lavın daha yoğun olduğu durumlarda görülür. Sıkışmış gazlar gürültülü patlamalarla açığa çıkar ve yanardağın ağzına iri kaya parçaları ile çok miktarlarda volkanik kül püskürür.
    Pilinius tipi püskürmeler, lavın çok yoğun olması durumunda görülür. Sıkışmış gazlar, çok büyük patlamalarla kurtulur. Yanardağın püskürmeleri sırasında büyük miktarlarda volkanik kül gökyüzüne fırlatılır.

    LAV AKINTILARI, BLOKLAR VE BOMBALAR
    Püsküren bir yanardağdan akan lavlar, yolları yakıp yıkmasın karşın ,çok ender olarak ölüm yada yaralanmalara yol açar. Bunun nedeni, lav akıntısının yavaş ilerlemesi ve insanların ondan kaçma olağanı bulabilmeleridir.
    “Pahoehoe” ve “aa” , iki farklı lav akınsına Hawaii dilinde verilen adlardır.Bunlar birbirlerinden , volkanik gazların lavdan çıkış biçimiyle ayrılır.

    *Pahoehoe lav akıntıları
    Pahoehoe lav akıntılarının yüzeyi genellikle düz ya da hafif kırışık olur.Bu tür akıntıların koyu kıvamı değildir yani akışkandır. Lav soğumaya başladığında yüzeyinde düzgün kabuk oluşur. Lav akıntısının iç kısmı ergimiş durumda kalarak akmayı sürdürürken soğumakta olan yüzeyde zaman zaman halat benzeri kıvrımlar oluşturabilir.
    *Aa lav akıntıları
    Aa lav akıntılarında pürüzlü ve çatlaklı bir yüzeyi vardır. Bu akıntılar, daha yoğun lavdan oluşur ve pahoehoe lava kıyasla daha yavaş akar. Lav akarken, yüzeyi iri parçalar biçiminde kırılır ve içindeki gazlar açığa çıkar. Kırılan parçalar, sıvı durumu koruyan lav akıntısının iç kısmı ile birlikte sürüklenir.
    Bir aa akıntısısın kenarları ve önü tank paletlerine benzer bir biçimde ilerler: Akıntının önündeki soğumuş parçalar dönerek lavın altına girer, ilerlemekte olan lav bunların üstünden geçer. Katılaşmış aa lavının yüzeyi pürüzlüdür ve yanmış kömür yığınlarını hatırlatır.


    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Türkiye’deki yanardağlar, Türkiye'deki Yanardağlar Hangileridir
  3. Türkiyedeki Yanardağlar Hangileridir, Türkiye’deki yanardağlar
  4. Grizu Patlamaları
  5. Arzu Yanardağ Resimleri, Arzu Yanardağ İle İlgili Resimler
  6. Yurdumuzdaki Yanardağlar
  7. Paylaş Facebook Twitter Google






  8. Sponsorlu Bağlantılar





    Yeryüzündeki en tehlikeli yanardağ, İS 79 yılında Pompei'yi yok etti. Ve bir sonraki patlama çok daha büyük olabilir.


    Kadın ve adam, gökgürültüsünü andıran ilk patlamanın Campania Ovası'nda gümbürdemesinin hemen ardından başlayan volkanik kaya yağmuru sırasında telaş içinde köylerini terk etti. Doğuya, hafif bir eğimle yükselen tepenin yamacına doğru kaçmaya çalıştılar; anlaşılan o ki hemen yakındaki ormana sığınmak istiyorlardı. Kadın 20 yaşlarında; erkek ise 40?lı yaşlarının ortalarındaydı. Tepelerine yağan, süngertaşıyla karışık akkor halindeki kayalardan oluşan moloz yağmuru ilerlemelerini güçleştiriyordu. Olan biteni kavrayamadıkları için başlarına gelen bu felaketi dünyanın sonu gelmiş gibi algılamış olmalıydılar. Aynı anda binlerce insan daha canını kurtarmak için kaçıyor; yumuşak kül ve ıslak volkanik çamur üzerine insanın çaresizliğini yazan ayak izlerini bırakıyordu. Kuzeye ya da kuzeydoğuya doğru gidenler olasılıkla kurtulmuştu; ama doğuya, günümüz İtalyası'ndaki Avellino kasabasına doğru kaçanlar -genç kadın ve yaşça ondan büyük adam da aralarındaydı? farkında olmaksızın sonu mutlak ölüm olan yolu seçmişti. Onlar, tam serpinti alanının ortasına dalmış ve bir metre kalınlığındaki süngertaşı tabakasının altında kalmıştı. Serpinti alanında adeta Tanrılar tarafından taşlanan, çabalamaktan bitkin düşen ve üzerlerine çöken kül bulutunun yarattığı karanlık yüzünden dehşet içinde kalan çiftin soluk alıp vermesi giderek güçleşiyordu. Belki yaşadıkları çağa özgü bir evlilik bağı içindeydiler, belki de değil. Ama onları burada bir araya getiren şeyin çaresizlik olduğu kesindi. Yavaşlamaya başlamışlardı. Giuseppe Mastrolorenzo, "Bir metreden ötesini göremiyor olmalıydılar" diyor. Napoli'deki Osservatorio Vesuviano?da volkanbilimci olarak görev yapan Mastrolorenzo, Napoli Üniversitesi Antropoloji Müzesi'nde küçük, iyi aydınlamış bir odada, bir süngertaşı tabakasının üzerinde aynen ilk bulunduğu haliyle uzanmış duran, çok iyi derecede korunmuş genç kadın iskeletinin bulunduğu vitrine eğiliyor. Kadın iskeletinin ortaya çıkarıldığı kazı çalışmalarını yürüten ve iskelet üzerinde çalışan antropolog Pier Paolo Petrone de, "Pompei ve Herculaneum kentlerini gömen yanardağ püskürmesinde ölümler çok ani olmuştu; insanlar neye uğradıklarını bile anlamamıştı," diyor ve ekliyor. Ama onun ölümü daha trajikti, anında ölmemişti." Kadın ve erkek son bir kez daha kendilerini korumak amacıyla kollarını yüzlerine siper etmiş, ancak hiçbir işe yaramayan bu hareketle ölümsüzleşmişlerdi.

    Vezüv'den manzaralar...



    Vezüv, yalnızca 15 kilometre öteden tehditkâr gözlerle Napoli'ye bakıyor. Büyük bir püskürme krateri paramparça edebilir, kenti yok edebilir ve tüm bölgeyi yıkıp geçebilir



    İÖ 1780 püskürmesinden arta kalan kül, Napoli'den yalnızca altı kilometre uzaklıkta, yanardağdan kaçan iki insanın ayak izlerini korumuş...



    Terzigno yakınlarında, kraterin tam altında günümüzde iskan izni verilmeyen bölgeden demiryolu geçiyor. Yolcularının yanı sıra korku da taşıyan bu trenler diğer toplu taşıma araçları gibi kentin tahliyesinde görev yapacaklar. İS 79'da meydana gelen patlamadan önce Romalı çiftçiler bu topraklarda üzüm yetiştiriyordu. 1980'lerde gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda, volkanik çöküntünün 20 metre altında, üzüm presleri, şarap mahzenleri, evler ve beş insan iskeleti bulundu.


    İkinci Dünya Savaşı sırasında, Vezüv'ün 1944'teki son püskürmesinde, Alman birliklerine doğru yol alan ABD bombardıman uçakları bir kül bulutu ile yüz yüze kaldı. Bu küçük çaplı püskürme dahi birkaç köyü örttü ve 45 dolayında insanın yaşamını yitirmesine neden oldu.


    Bunları Biliyor muydunuz?

    Oldukça fazla sayıda kişiyi tehdit eden tek yanardağ Vezüv değil. Dünya nüfusu arttıkça aktif yanardağlara yakın alanlar da dahil olmak üzere tehlikeli bölgelerde yaşayanların sayıları da artıyor. Uluslararası Volkanoloji ve Arziçi Kimyası Birliği (IAVCEI) tarafından yürütülen bir insiyatif olan Decade Volcano Projesi, büyük bir volkanik etkinlikte çok büyük yıkım gücü olasılığına sahip olmaları nedeniyle özellikle araştırmaya değer olan 16 yanardağı sıralıyor.
    Birleşmiş Milletler bünyesinde yer alan Uluslararası Afet Zararlarının Azaltılması On Yılı (IDNDR) projesinin bir parçası olan bu proje, bu yanardağlar üzerinde yapılan incelemelerin artırılmasını amaçlarken şu sorulara yanıt arıyor: Faaliyetlerinin zaman çizelgesi nedir? Gelecekteki hareketliliğin tahmin edilmesine yönelik yöntemler konusunda ne tür yenilikler getirilebilir? Patlamaya hazırlık olarak yerel ve ulusal yetkililerin alacakları önlemler neler olmalıdır?
    Bir kasabayı volkanik bir patlamaya karşı korumaya çalışmak tuhaf görünebilir ama IAVCEI şimdiden başarı öykülerine imza atıyor. Örneğin Sicilya'da 1992'de Zaferana kasabasına doğru bir lav akıntısı vardı. Araştırmacılar ve yerel yetkililer, helikopterlerle devasa beton kütleleri atarak bu akıntının yönünü değiştirmeyi başardılar.
    Decade Volcano Projesi, yanardağlardaki hareketlilik ve büyük yıkıma neden olan patlamaların nasıl oluştuğuna dair bilgilere her geçen gün bir yenisini ekliyor ama herhangi bir ülkenin kendini büyük çaplı bir patlamaya hazır sayabilmesi için atılması gereken daha çok adım var.

    Decade Volcano Projesi listesindeki 16 yanardağ:
    1. Avachinsky-Koryaksky, Kamçatka
    2. Colima Yanardağı, Meksika
    3. Etna Yanardağı, İtalya
    4. Galeras Yanardağı, Kolombiya
    5. Mauna Loa, Hawaii
    6. Merapi Yanardağı, Endonezya
    7. Niragongo Yanardağı, Kongo Demokratik Cumhuriyeti
    8. Rainier Dağı, Washington (ABD)
    9. Sakurajima Yanardağı, Japan
    10. Santa Maria/Santiaguito Yanardağı, Guatemala
    11. Santorini Yanardağı, Yunanistan
    12. Taal Yanardağı, Filipinler
    13. Teide Yanardağı, Kanarya Adaları, İspanya
    14. Ulawun Yanardağı, Papua Yeni Gine
    15. Unzen Yanardağı, Japonya
    16. Vezüv Yanardağı, İtalya




  9. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri