Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Dünyada Görülen İlk Çok Hücreli Canlılar =Kambriyen Dönemi Canlıları= Dünyanın çeşitli katmanlarında bakterilerden bitkilere , bitkilerden böceklere , böceklerden kuşlara , kuşlardan evrimleşmiş en mükemmel

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Dünyada Görülen İlk Çok Hücreli Canlılar Kambriyen Dönemi Canlıları

    Sponsorlu Bağlantılar




    Dünyada Görülen İlk Çok Hücreli Canlılar
    =Kambriyen Dönemi Canlıları=

    Dünyanın çeşitli katmanlarında bakterilerden bitkilere, bitkilerden böceklere, böceklerden kuşlara, kuşlardan evrimleşmiş en mükemmel canlı zannedilen insanlara kadar pek çok canlı türünün fosilleri mevcuttur.
    Katmanlar halinde bulunan fosiller canlılık tarihini ve gelişimini şüphe bırakmayacak bir netlikle sergiler. Bu nedenle gerek tersinim gerekse evrim teorisi yönünden çok önemlidir.
    Dünyamızda ilk bakterilerin ortaya çıktığı üç buçuk milyar yıldan beş yüz elli milyona kadar, yaklaşık üç milyar yıllık bölümde bakteriler, algler dışındaki canlıların izlerine rastlanmaz.
    Günümüzden yaklaşık beş yüz elli (kimi kaynaklarda beş yüz kırk beş) milyon önce canlıların mükemmel yapılarıyla birden ortaya çıktıkları görülür. Bu olaya kambriyen patlaması denilir.
    İlk canlılığın görüldüğü bu döneme kadar canlılık sadece mikroorganizmalar halinde olmasına, tek hücreli canlılardan çok hücreli canlılara geçişle ilgili evrimsel bulgular bulunmamasına rağmen bu dönemde canlılar birden ve mükemmel yapılarıyla ortaya çıkarlar. Bu canlılar hem çok, hem de çeşitlidir. Yapısal olarak çok büyük farklılıklar gösterirler. Evrim teorisine göre aynı atadan kısa denebilecek bir süreç içinde (takriben elli milyon yıl) evrimleşmesi gereken bu canlılar arasında yapısal olarak öylesine büyük ve keskin farklılıklar vardır ki aralarında evrimsel yönden her hangi bir bağ kurulamamaktadır. Kurulması da mümkün görülmemektedir.
    Fosil kayıtlarında bu canlıların evrim teorisinin can damarlarından biri olan ara format atalarının olduğu konusunda herhangi bir işarete de rastlanılmaz.
    Günümüzde de gözlemlenen Dünyanın her yanına yayılmış olan hayvan filumları (takımları) erken Kambriyen Devir'de zaten vardırlar ve yine bugün olduğu gibi birbirlerinden yapısal olarak çok farklıdırlar. Hiç bir filum bir diğerine benzemez.
    Kambriyen dönemi katmanlarında bulunan fosiller, deniz tarakları, salyangozlar, trilobitler, süngerler, brachiopodlar, solucanlar, denizanaları, deniz kirpileri, deniz hıyarları, yüzücü kabuklular, deniz zambakları ve diğer kompleks omurgasızlara aittir ve hemen hemen aynı dönemlerde mükemmel yapılarıyla aniden çıkarlar.
    Bu tabakadaki canlıların çoğunda da, göz gibi son derece gelişmiş organlar ya da solungaç sistemi, kan dolaşımı gibi yüksek organizasyona sahip organizmalarda görülen sistemler bulunur. Fosil kayıtlarında bu canlıların atalarının olduğuna dair herhangi bir işarete rastlanılmaz.
    Örneğin, bir kabuklu türü olan Neopilina 500 milyon yıldan beri; akrep 430 milyon yıldan beri; zırhlı ve kılıç kuyruklu bir hayvan olan deniz canlısı Limulus, 225 milyon yıldan beri; yalnızca Yeni Zelanda'da yaşayan bir tür sürüngen olan Tuatara da, yaklaşık 230 milyon yıldan beri değişmeden günümüzde yaşamaktadır.
    Eklembacaklıların birçok takımı, timsahlar, deniz kaplumbağaları ve birçok bitki türü de uzayıp giden listenin bir parçasıdır.
    Kambriyen döneminde evrim yönünden bağlantı kurulması mümkün olmayacak kadar yapısal farklılıklar gösteren canlıların aniden ve mükemmel yapılarıyla ortaya çıkmaları evrim teorisinin dinmez baş ağrılarından biridir.
    Tanınmış bilim insanlarından ve konunun uzmanlarından Richard Fortey Science dergisindeki bir yazısında evrim teorisinin içinde bulunduğu bu derin ve büyük açmazı şöyle belirtmektedir:
    -Daha eski bir ataya ait bir delil bulunsa dahi, Kambriyenin en alt tabakalarında neden o kadar çok hayvanın, boyut olarak o kadar çok büyüdüğünü ve neden o kadar kısa sürede kabuk elde ettiğini açıklamak, bir çelişki olarak kalacaktır.
    Evrim teorisi bu büyük sorunu sıçramalı evrimle aşmaya çalışır. Makro mutasyonlardan medet umar.
    Medical University of South Carolina'nın Biyokimya ve Moleküler Biyoloji bölümünde görevli olan Dr. Christian Schwabe bu konuda şunları söylemektedir:
    -Homeotik genler gibi kontrol genleri, fenotipleri (canlı bedenlerini) muhtemelen değiştirecek mutasyonların hedefi olabilirler. Ama unutmamak gerekir ki, birisi kompleks bir sistemde ne kadar merkezi bir değişiklik yaparsa, bunun yan etkileri o kadar kötü olur...
    Drosophila (sirke sineği) genlerindeki homeotik değişiklikler, sadece anormallikler meydana getirmiştir ve araştırmacıların çoğu, Drosophila örneklerinden bir arının çıkmasını görmeyi beklememektedirler.
    Gözlem ve deneylere büyük değer verdiklerini söyleyen evrim teorisi taraftarları gözlem ve deneylerin ortaya koyduğu bu gerçeği niçin görmezlikten geldikleri ayrı bir merak konusudur.
    Charles Darwin Kambriyen devrinde (Darwin’in yaşadığı dönemlerde Kambriyen devri Siluryen devri olarak tanımlanıyordu) canlıların değişik, ilginç ve mükemmel yapılarıyla kısa bir süreç içinde aniden ortaya çıktıkları gerçeği konusunda Türlerin Kökeni kitabını kaleme alınırken dolaysıyla evrim teorisini kurgularken az çok biliyordu. O devrin fosil kayıtlarında da, Kambriyen devrinde canlılığın birdenbire ortaya çıktığı gözlemlenmiş, trilobitlerin ve diğer bazı omurgasızların aniden belirdikleri tespit edilmişti. Bu yüzden Darwin Türlerin Kökeni adlı kitabında bu konuya değinmek durumunda kalmıştır.
    Darwin bu konuyu Bilinen Eski Fosil Kayıtlarında Farklı Türlerin Aniden Ortaya Çıkışı Üzerine başlığı altında değinmiş ve şöyle yazmıştı:
    -Siluryen devrine ait trilobitlerin, bu devirden çok daha önceleri yaşamış olan ve bilinen hayvanların hiçbirine benzemeyen bir tür kabuklu havyandan evrimleştiği konusunda hiç kuşkum yok... Sonuçta, eğer benim teorim doğruysa, en eski Siluryen tabakasının oluşumundan önce, çok uzun zaman dilimleri geçmiş olmalı, Siluryen devrinde bu güne kadar geçmiş olan zaman kadar uzun zaman dilimleri. Ve henüz bilinmeyen bu zaman dilimleri içinde dünya canlı yaratıklarla dolup taşmış olmalı. Bu büyük zaman dilimlerine ait fosil kayıtlarını neden bulamadığımız sorusu karşısında ise verebilecek tatmin edici bir cevabım yok.
    Darwin “eğer teorim doğruysa, dünya Siluryen (Kambriyen) devri öncesinde yaşayan canlılarla dolup taşmış olmalı" demişti. Bu canlıların neden hiçbir fosili olmadığı sorusuna ise, tüm kitabı boyunca tekrarladığı fosil kayıtları çok yetersiz bahanesiyle cevap bulmaya çalışmıştı. Ama bugün fosil kayıtlarının yeterli olduğu da, Kambriyen devri canlılarının bir evrimsel atalarının olmadığı da ortaya çıkmış bulunmaktadır. Bu konuda en küçük bir fosil kaydı dahi yoktur.
    Darwin Türlerin Kökeni kitabında "eğer aynı sınıfa ait çok sayıdaki tür gerçekten yaşama bir anda ve birlikte başlamışsa, bu doğal seleksiyonla ortak atadan evrimleşme teorisine öldürücü bir darbe olurdu" diye yazmaktadır.
    Kambriyen devrinde ise, başta da belirttiğimiz gibi, türler gibi benzer kategoriler bir yana, 60'ı aşkın farklı havyan şubesi yaşama bir anda ve birlikte başlamıştır.
    Darwin’i ve teorisini kesin bir dille yalanlayan bu durumu İsveçli paleontolog Stefan Bengston Darwin'i şaşırtan ve utandıran bu olay bizi de hala şaşırtmaktadır diyerek yorumlar.


    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Tek Hücreli Canlılar Nelerdir, Bir hücreli canlı örnekleri
  3. Tek Hücreli Canlılar Hangileridir, Tek Hücreli Canlılar ve resimleri
  4. Tek Hücreli Canlıların Özellikleri Nelerdir, Tek Hücreli Canlılar HAkkında Bilgi
  5. Tek Hücreli Canlılar Hangileridir, Tek Hücreli Canlılar ve resimleri, Tek Hücreli Canlılar
  6. Dünyada Görülen İlk Çok Hücreli Canlılar
  7. Paylaş Facebook Twitter Google


  8. Sponsorlu Bağlantılar

 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri