Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

COĞRAFİ KEŞİFLERİN BİLİNMEYENLERİ Bilindiği üzere Coğrafi Keşif ler 15. Ve 16. yy. larda Avrupalıların dünyanın bilinmeyen yerlerine yaptıkları seyahatlerdir.Bu yazımızda Coğrafi Keşif lerin bilinmeyen bazı

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    CoĞrafİ keŞİflerİn bİlİnmeyenlerİ

    Sponsorlu Bağlantılar




    COĞRAFİ KEŞİFLERİN BİLİNMEYENLERİ





    Bilindiği üzere Coğrafi Keşifler 15. Ve 16. yy. larda Avrupalıların dünyanın bilinmeyen yerlerine yaptıkları seyahatlerdir.Bu yazımızda Coğrafi Keşiflerin bilinmeyen bazı noktalarına temas ederek bunlara cevap arayacağız.
    Öncelikle şu tespiti yapalım:Bahsettiğimiz yy.larda Avrupalıların kendi kıtaları dışındaki ülke,insan ve dünya ile ilgili bilgileri oldukça kısıtlı ve yanlışlarla dolu mit ve fantazilerdi.Zihinlerindeki bilgiler birkaç seyyahın anılarında yer alan yalan yanlış bazı tespitlerden ibaretti.Bunlar arasında en güvenilir olanı Marco Polo’nun seyahatnamesinde yazılanlardı.İtalyan Marco Polo 13.yy da Asya yı geçerek Çin de Moğol imparatoru ile görüşmüştü.
    Gerçi Marco Polo hakkında da bu gezi notlarını bir başkasında aşırdığı iddia edilmektedir ve buna delil olarakta Çin’i gezip çok küçük ayrıntılardan dahi bahsetmesine rağmen koca Çin Seddinden hiç bahsetmemiş olması gösterilmektedir ama neyse bu detay konumuz dışındadır.Bahsedilen dönemde popüler olan Polo’nun Seyahatname’sinin en büyük etkisi zengin Doğu fikrinin Avrupalıların zihnine kazınması olmuştur.Bu zenginlikleri okuyan ve bu dönemlerde doğu ya göre ekonomik olarak fakir denebilecek kadar geri olan Avrupalıların ağızlarının suyu akmaktadır.Haçlı Seferlerinin en büyük nedeni de bu zenginliklerin yağmalanması düşüncesi değil midir zaten?
    Fakat bu iştaha rağmen Avrupalı yı dizginleyen ve deniz aşırı ülkelere seyahati zorlaştırıp ,geciktiren çok fazla neden vardır.Polo’nun dışındaki bir çok seyahatnamelerde bahsedilen uydurma hikayeler ve olaylar bu iştahı azaltmaktadır.Örneğin çok okunan Sir John Mendeville Seyahatname’sinde köpek başlı insanlardan bahsetmektedir.Bilinmeyen denizlere açılıp dünyanın kenarlarından(1) aşağı düşen ,zenci olarak geri dönen yada sıcak bölgenin kaynayan denizlerinde veya devasa girdaplarda yok olan denizci fantazileride her yerde anlatılıyordu.Bunların üzerine cin,peri ve dev hikayelerinide eklersek dönemin insanlarının neden daha önce bu keşiflere başlamadıklarının zihinsel arka planını anlamış oluruz.Bunlara birde teknik(özellikle gemi yapım tekniği,haritacılığın henüz gelişmemesi gibi) güçlükleri katarsak mesele aşağı yukarı anlaşılmış olur.
    Peki böyle bir durumda Avrupalı denizicileri Coğrafi Keşiflere iten neden neydi?Bahsettiğimiz cesaret kırıcı örneklere rağmen Polo’nun ballandıra ballandıra anlattığı Doğu’nun zenginliği hikayeleri fakir Avrupalılar için Haçlı Seferleri ile doğruluğu kanıtlanmış gerçek haline gelmişti.Aynı zamanda müslümanlardan keşifler için gerekli usturlap(pusula) ve birçok Coğrafi bilgi edinilmişti.Sonunda bir çok cesaret kırıcı söylentiye rağmen batılının genlerinde olan yağma fikri ağırlık kazanmış ve gerekli cesaret toplanarak ilk hareketler başlamıştır.
    İlk hareketler Portekiz ve İspanyollardan gelmiştir.Ancak normal bir durumda, bu hareketleri anadan doğma denizci olan İtalyanların başlatması gerektiği halde neden böyle olmamıştır?Bu sorunun cevabını arayalım.İtalya bir defa bu iş için gerekli Coğrafi konuma sahip değildi.Ayrıca gemi yapısı kıtalar arası mesafeleri aşacak dayanıklılığa sahip değildi.Ayrıca gezilerin yapıldığı dönemlerde İtalya denizci devletleri Osmanlı devleti ile mücadele halindeydi ve tek dertleri Akdeniz deki mevcut ticari üstünlüklerini kaptırmamak ve Osmanlı ile uzlaşarak devamını sağlamaktı.Ayrıca ilk gezilerde çok fazla bir beklenti olmadığı gibi ,seferler son derece masraflıydı.İtalya devletleri ise gösteriş ve şatafat için harcadıkları aşırı inşaat faaliyetleri nedeniyle bu giderlere ayıracak miktarda finansmana sahip değildi.Bu nedenle bu maceraya atılmakta heves göstermediler ve İtalyan Denizcisi Kristof Kolomb kendisine destek sağlayacak bir zengin bulmak için ordan oraya bir süre dolandı durdu.
    Peki bir çok olumsuzluğu bir arada bulunduran Portekiz ve İspanya bu işe nasıl girişti buna bakalım o zaman.
    Bir defa Portekiz nufus ve ekonomi olarak çok zayıf ,toprakları son derece kayalık,coğrafi olarak Avrupa da genişleme olanağı bulunmayan bir krallıktı.İspanya ile sürekli rekabet ve çekişme halindeydi.Buna karşın Portekiz Avrupa’nın ilk ulusal krallığıydı ve Coğrafi olarak Avrupa nın en güneyinde avantajlı bir konumdaydı.Üstelik geleceği görebilen bir hanedana sahiptiler.Portekizli Avis Hanedanı krallığın geleceğinin denizlerde olduğunu çok iyi anlamışlardı.Aynı zamanda Portekiz Hıristiyanları oldukça fanatiktiler.
    Bunun bir göstergesi Prens Denizci Henry dir. Batı Afrika kıyılarında sömürgecilik faaliyetlerini geliştirmekle ün kazanan Henry ni bu faaliyetlerden umduğu amaca baktığımızda keşiflerin arefesinde hala Avrupa da çok yaygın şekilde bir çok uydurma hikayeye inanıldığını görürüz.Henry bir yandan Afrika kıyılarında sömürgeler kurarak altın,şeker ve köle(2) elde etmeye çalışsa da diğer yandan yaygın bir mit olan ve Afrika da çok güçlü Prester John’un Hıristiyan Krallığına ulaşarak onunla birleşip müslümanların üzerine saldırmayı umuyordu.Peki Henry böyle bir krallık buldu mu diye sorarsanız ,Henry Afrika da Hıristiyan bir krallık buldu bulmasına ama hayal kırıklığına uğradı.Prester John’u bulmakla görevlendirilen bir grup 1494 de Etyopya nın Kıpti Hıristiyan Krallığına ulaştı.Fakat bu krallık bir işe yaramayacak kadar zayıftı.Üstelik bunların Hıristiyanlığı da Portekiz Hıristiyanlığından çok farklıydı.


    İspanya

    ise Portekiz’e göre daha dezavantajlı idi.Ancak seferleri Amerika üzerine yerleşme üzerine kurması onu daha başarılı kıldı.Zira Portekiz yönünü Afrika olarak seçmişti ve bir süre sonra Hint Deniz yolunu hakimiyeti altına almayı başarmasına rağmen İspanya ya göre çok daha zor elde tutulabilecek uzak bir denizde tutunmaya çalışmıştı.
    İspanya ,Aragon ve Kastilya Krallıklarını birleştirmesine rağmen ulusal birliği henüz yakalayamamıştı.Buna rağmen Portekizle rekabet için yayılmacı bir siyaset izlenmeye başlandı ve keşiflere ilgi gösterildi.Müslümanların ve yahudilerin Rekonkista hareketi ile kıtadan kovulması ve onlara zulmedilmesi zaten dinsel bir fanatizmin sonucu idi.Bu fanatizmle Türklerin Akdenizde ilerleyişi onları keşiflere itti.Böylece dikkat ediniz deniz yoluyla Polo’nun tarif ettiği Asya kıtasına ulaşmak düşüncesiyle İspanyollar keşiflere finans sağladılar.Bunlardan biride Kristof Kolomb du.
    Ancak Kolomb bir şeyi yanlış hesaplıyordu.Asya ve Avrupa nın arasındaki deniz mesafesini olduğundan çok daha kısa hesaplıyor,üstelik arada başka bir kıtanın(Amerika) bulunabileceğini hesap edemiyordu.Bu nedenle yeni karşılaştığı Amerika yı ada zannetmişti.Ondan sonra Amerika nın ekonomik önemi bir süre daha anlaşılamadı.Hatta Amerika kıtası aşılması gereken bir engel olarak düşünüldü uzun süre.Bu kıtanın etrafını dolaşmayı denedi İspanyollar defalarca fakat başaramadılar.Macellan’ın dünyanın çevresini 3 yılda dolaşmasına kadar bu böyle devam etti.1521
    Bundan sonra Portekizin sadece deniz yayılmacılığına karşı İspanyollar yeni kıtaya yerleşmeye başlayarak kara yayılmacılığına başladılar.Kısa sürede İspanya nın yeni kıtada kendi sınırlarının 3 katı toprağa sahip olduğu görüldü.Ele geçirilen yerlerde Orta çağ mantığı gereği hiçbir İspanyol tarımla ilgilenmedi.Onlar aldıkları yerlerde yerlileri ve köleleri çalıştırdılar.Kendilerinin yegane amacı ise altını bulmaktı.Eldora(altın şehir) da efsanesinin çekiciliğine kapılarak Amerika nın içlerine kadar aramalarını genişlettiler.1533 de Peru yu fetheden köylülükten gelme Pizarro şöyle diyordu;’’Ben buraya altın elde etmeye geldim.Bir köylü gibi toprağa el sürmeye değil.’’
    Yani İspanyolların şansı yaver gitmişti.Asya ya ulaşmayı amaçlayıp,Amerika yı bu yolda engel olarak düşünürken önlerine talih eseri yep yeni bir kıta ve sayılamayacak kadar çok fırsatlar çıkmıştı.İspanyolların ise bu fırsatlardan yeterince yararanabildiklerini ise söylemek güçtür.Zira kısa bir süre sonra yeni kıtanın efendiliğini İngilizlere kaptırmışlardır.
    Beyaz adamlar belki kayıp şehri ve hayalleri kadar çok altını bulamadılar ama kesinlikle altına yakın değerde bulunan gümüşü çok miktarda buldukları gerçektir.Avrupa ya taşınan bu gümüşün dünya piyasalarına ve dolayısıyla Osmanlı Devleti ekonomisine yaptığı olumsuz etkiden bahsetmeye ise gerek yok.

    Baharat Yolu

    Portekiz Hint Deniz yolu vasıtasıyla Baharat yolunu denize taşımıştı.Hint Deniz Ticareti yolu daha çok Baharat Yolu ile ilgiliydi.Zira diğer önemli bir yol olan İpek Yolu önemini bu dönemde kaybetmişti.Baharat ise önem kaybetmiyor ve hatta Avrupa lı için hayati bir önem taşıyordu.Öyle ki bu yolun denetiminin müslümanlara geçmesi Keşifleri tetikleyen nedenlerden biri oluyordu.Peki neydi Baharatı bu kadar önemli kılan durum?
    Bu gün yemeklerde tatlandırıcı yada çeşni amacıyla kullanılan baharat bu çağda çok daha önemli bir fonksiyona sahipti.Bu önem baharatın yiyecek ,özelliklede etin bozulmasını engelleyici özelliğinden kaynaklanıyordu.Konserve yapımında da önemliydi.Aynı zamanda yiyecekleri uzun süre saklama ve koruma şansı bulamayan Avrupalı , bozulmaya yüz tutan ,bayat et,balık gibi yiyecekleri ancak baharatla tatlandırarak yiyebiliyordu.Bu sadece insanlar içinde düşünülmemelidir.Aynı durum hayvan yemlerinin muhafazası içinde gereklidir.Eğer Avrupa ya düzenli şekilde baharat gelmezse kış aylarında yiyecek bulamayan hayvanlarda telef olur giderdi.Bu nedenlerle baharat oldukça pahalıydı.Ticareti de büyük gelir getiriyordu.


    Paylaş Facebook Twitter Google


  2. Sponsorlu Bağlantılar

 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri