Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

ibadet ve taat nedir , ibadet ve taat ne demektir İbâdet , lügatte; kullukta bulunmak , tâat demektir. Şer'-i Şerifte; Allah rızası için yapılmasında sevap
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 2      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    İbadet Ve Taat Nedir, İbadet Ve Taat Ne Demektir

    Sponsorlu Bağlantılar




    ibadet ve taat nedir,
    ibadet ve taat ne demektir


    İbâdet, lügatte; kullukta bulunmak, tâat demektir. Şer'-i Şerifte; Allah rızası için yapılmasında sevap olan amellerin, bu niyetle yapılmasıdır. Namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, hacc etmek gibi...
    Tâat da yaklaşık bu manaya gelir. Ancak tat, ister niyet ederek, ister niyet etmeden yapılmış olsun, yapılmasından dolayı ecir kazanılan bütün amellerdir. Kur'ân okumak, muhtaca yardım etmek gibi... Haliyle daha geniş manalıdır ve bütün ibadetler de tâat çerçevesi içinde yer alır.
    Çocuğa Kur'ân öğretmek

    Kur'ân, Allah'ın kitabı, Rabbimizin kullara hitabı, bu ümmetin en büyük mucizesidir.
    Fıkıh usûlü âlimleri Kur'ân'ı şöyle tarif ederler: "Kur'ân, Rasûlullah'a indirilen, bir bütün halinde mushafa kaydedilip korunan, Peygamber Efendimizden tevâtür yoluyla asırlar boyu hiçbir şüphe taşımayacak şekilde nakledilen kitaptır."
    Sonra şu ibareyi eklerler: "O hem nazm, hem de mânâdır." [1] Yani Allah nasıl vahyetmiş, Rasûlü bize nasıl tebliğ etmiş ise Kur'ân odur. Aynı manaya gelen başka kelimeler Kur'an olamaz. Açıklama ve anlaşılma için tefsir sadedinde kullanılması caiz olsa da farklı kelimelerle aynı manaya gelecek cümlelere ayet denilemez. Tercüme veya meallere de Kur'ân denilemez. Böyle yapıldığında Kur'ân'ın birçok mucizevî inceliğini kaybedeceği de bir gerçektir. Dolayısıyla tefsirler, mealler, Kur'ân'ın aslını korumak şartıyla ve Kur'ân'ın anlaşılmasına yardımcı olma gayesiyle yapılmalıdır. Böyle yapıldıklarında da faydalı olurlar. İster Arapça, ister Türkçe, isterse bir başka dilde, nasıl olursa olsun aynı manayı ifade eden cümlelerle ibadet edilemez. Bu konuyla ilgili söylenecek çok söz var. Ancak yerinin burası olmadığı bir gerçektir.
    Kur'an eğitimi, annelik ve babalık vazifesidir

    Biz çocuklarımıza Kitab'ımızı Allah'ın vahyettiği, Rasûlü'nün tebliğ ettiği şekliyle öğretmek zorundayız. Bu bizim annelik, babalık görevlerimiz arasındadır. Yapılmayışı ciddî bir kusurdur. Kur'an tilâveti bizim yavrularımıza sunacağımız en güzel hediyelerden biridir.
    Yavrularımız böylece Rabbimizin kitabıyla bağ kuracak, onu vahyedildiği gibi okuyacak, onu okumanın onurunu yaşayacak, ayrıca dil ve teleffuz kabiliyeti gelişecektir. Peşpeşe gelen farklı ses iniş ve çıkışlarına, kalınlaşma ve incelmelere, uzatma ve kısalmalara dili alışacak ve kendi dilini de daha iyi ve net kullanır hale gelecektir. Bu onun kendine güvenini ve maneviyatını yükseltecektir.
    Bir mü'minin Rabbinin kitabını okumayı bilmemesi ciddî bir kusurdur. Anne, baba tarafından bu imkân hazırlanmamış ise bu da anne, babanın ciddî bir kusurudur.
    Abdullah İbn Abbas (ra), Allah Rasûlü vefat ettiğinde henüz çocuk denilecek yaşlardaydı. [2] O, henüz on yaşına gelmeden muhkem olan Kur'ân'ı hıfzettiğini söyler. [3]
    Bir Müslüman, ibadetlerini sıhhatli olarak yerine getirebilecek derecede Kur'an ezberlememişse bu çok daha tehlikeli ve ciddî bir eksikliktir. Üzerinde her ferdin durup düşünmesi gereken, affedilmesi zor bir ihmaldir. Ömür varken bir an önce telafi edilmeli, hayatı birçok açıdan manasız hale getiren bu kusur yok edilmelidir.
    Allah Rasûlü'nün (sav) ikazına dikkat ediniz

    "Hafızasında Kur'ân bulunmayan bir insan, harabe bir ev gibidir." [4]
    Harabe bir ev olmak ve harabe bir ev gibi hayat sürmek hiç de övgüye layık olmayan bir hayat tarzıdır.
    Çocuklarımızın, dolayısıyla gelecek neslimizin hayatını da harabeye çevirmek isteyen zihniyet iğrenç bir zihniyettir. Atılan adımların da İblis'i razı etmeye yönelik adımlar olduğu açıktır. İblis'in kendisine uşak olanları, Allah'ın gazabından kurtaramayacağı, kurtarmaya da çalışmayacağı kesindir. O gün, en yakın dostun bile dostu aramayacağı, sormayacağı, soramayacağı gündür.
    Her yapılan şey, belli bir oranda emek ister. Sonu güzel şeyler, şüphesiz emek sarf etmeye değer şeylerdir. Kur'an öğrenmeye çalışmak sonu en güzel şeylerdendir. Her türlü emeğe, her türlü sıkıntıya göğüs germeye değer.
    Kur'an okuyan, meleklerle beraberdir!

    Âişe Validemizden nakledilen bir hadis-i şerifte: "Kur'ân okuyan ve okuyuşunda mâhir olan biri meleklerle beraberdir. Kur'ânı harfi harfe tutturak okumaya çalışan, kesik kesik okuyan ve okurken zorlanan bir insan bu azmi ve gayreti sebebiyle iki kat ecir alır" [5] buyrulur.
    Bu bir müjde, bu bir teşviktir. Rabbimizin kendisi uğruna sarf edilecek her dakikayı ve her emeği zayi etmeyeceği bilinen bir hakikattir. Ve hepimizin bildiği bir hadis-i şerif: "En hayırlılarınız, Kur'ân'ı öğrenen ve öğretenlerinizdir." [6]
    Kur'an'ın fazileti ve tilâvetiyle ilgili daha nice hadis-i şerif vardır. Hadis kitaplarının tefsir veya fedâilü'l-Kur'ân ile ilgili bölümlerine bakan kardeşlerimiz bu hadislerle karşılaşacaklar ve onlardan istifade edeceklerdir. Kur'ânı tilavet ne kadar teşvik edilse yeridir.
    O, zikirlerin efendisi, iki cihan saadetini elde etme düsturudur. Onun emirlerini öğrenmek ve onları hayata aksettirmek her mü'minin görevidir. Onun buyruklarını anlama, onu müzakere ise ayrı bir değer taşır. Onu müzakere için bir araya gelindiği meclisler, sekînet ve rahmetin tecellî ettiği en hayırlı meclislerdendir.
    Allah Rasûlü (sav): "Eğer bir topluluk, Allah evlerinden birinde toplanır, Allah'ın Kitâbı'nı okur, onu anlamaya çalışır, aralarında müzakere eder ilim ve irfanlarını genişletirlerse, üzerlerine huzur, sükûnet ve vakar iner, onları rahmet kaplar, melekler kuşatır ve Allah onları katındaki melekler arasında anar" [7] buyurur.
    Çocuklarımızın da bu ilâhî hitaptan feyz almasını arzuluyorsak, meleklerle kuşatılan meclislerde bulunmasını istiyorsak, şartlar ne olursa olsun ihmalkâr davranmamalı, üzerimize düşeni yerine getirmeliyiz... Çağlayarak akan ırmaklar önlerine gerilen bendlerle durdurulamazlar. Onlar akmaya, aktıkça birikmeye devam ederler. Biriktikçe yükselir ve güç kazanırlar; bendleri yıkarak, aşarak yeniden çağıldamaya başlarlar...
    Notlar:
    [1] Usûlü Pezdevî (1/ 21-22), el-Menâr (s. 7-9)
    [2] Allah Rasûlü(sav) vefat ettiğinde Abdullah'ın kaç yaşlarında olduğu konusunda ihtilaf vardır. Daha güçlü olan kanaat 13 yaşını bitirip 14 yaşına girdiği yönündedir. (Umdetü'l-Kârî 16/ 224-225)
    [3] Bak Sahih-i Buhârî, Fezâilü'l-Kur'ân (Umdetü'l-Kârî 16/ 224) ve Umdetü'l-Kârî 16/ 224-225)
    [4] Sünen-i Tirmizî, Sevâbü'l-Kur'ân (5/ 177, Hadis No: 2913) "Hadis, hasen sahihtir," der.
    [5] Hadis müttefekun aleyhtir. Sahih-i Buhârî, Tefsîr (Umdetü'l-Kârî 16/ 140-141), Sahih-i Müslim, Salât (1/ 549-550 Hadis No: 798). Hadis, Sünen-i Ebî Dâvud ve Tirmizî'de de nakledilir.
    [6] Sahih-i Buhârî, Fezâilü'l-Kur'ân (Umdetü'l-Kârî 16/ 226), Sünen-i Ebî Dâvud, Salât (2/ 147, Hadis No: 1457) Sünen-i Tirmizî, Sevâbü'l-Kur'ân (5/ 174, Hadis No: 2908) Hadisin râvîsi Osman İbn Affan(ra)'dır.
    [7] Sahih-i Müslim, Zikir (4/ 2074). Ebu Hüreyre'nin rivayet ettiği bu hadis, Sünen-i Ebî Dâvud ve Tirmizî'de de nakledilir.

    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Taat Nedir Kısaca
  3. İbadet Nedir Niçin İbadet Ederiz
  4. İbadet Nedir Niçin İbadet Edilir
  5. İbadet Nedir, Niçin İbadet Ediyoruz
  6. İbadet Nedir Niçin İbadet Edilir
  7. Paylaş Facebook Twitter Google


  8. Sponsorlu Bağlantılar

 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri