Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Gece başlayan yağmur , sabaha doğru kesilmiş bahçedeki meyve ağaçlarının , yeşil yaprakları üze- rinde , inci gibi parlayan yağmur damlaları kalmıştı. Hasan , çeşmede
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 12      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Beyaz Mendil - Aşk Hikayeleri - Sevgi Hikayeleri - Romantik Aşk Hikayeleri - Gerçek Aşk Hikayeleri

    Sponsorlu Bağlantılar




    Gece başlayan yağmur, sabaha doğru kesilmiş

    bahçedeki meyve ağaçlarının ,yeşil yaprakları üze-

    rinde, inci gibi parlayan yağmur damlaları kalmıştı.

    Hasan, çeşmede elini yüzünü yıkadıktan sonra,

    balkonda , ipe çamaşır asan kız kardeşine "Zehra !

    Oturma odasında, ceketim var, cebinden sigaramla

    çakmağımı getir !" diye seslendi.

    Genç kız, "şu çamaşırları asıyım da getirirm abi !"

    dedi..Evin tek erkek çocuğuydu, babası ölünce

    annesi, " oğlum bundan sonra baba ocağını sen

    tüttüreceksin !" dedi..Çarşının içindeki nalburiye

    dükkanını artık o işletecekti. Sabahları, erkenden

    kalkıyor, dükkanın yolunu tutuyordu. Annesi :

    "Hasan!ım işlerin nasıl ?" diye soruyor, o " iyi !"

    diyordu kısaca...Çok konuşmayı sevmezdi,

    kasabada, en ağır başlı delikanlı olarak o gösteri-

    liyordu. "Hüseyin efendi, hatır gönül bilirdi, oğlu da

    ona çekmiş !" diye övüyorlardı. Ne zaman,

    kasabaya, kör Bilal geldi, kasabanın tadı tuzu

    kalmadı. Kahvede, delikanlılar , gruplara ayrıldı.

    Kör Bilal'dan korkanlar onun yanında yer aldı

    Ona kızgın olanlar ise, Hasan'ın yanında yer aldı

    Hasan'ın çocukluk arkadaşı Halime' ile evlenece-

    ği, bir kaç güne kadar söz kesileceği çeşme

    başında kadınlar arasında konuşulmaya başlanmıştı

    Kör Bilal , bir otobüste muavindi, kızı K....'

    ye kalkan bir minibüste görmüş, çok beğenmiş,

    sorup soruşturunca, İmam Feyzullah Efendinin kızı

    olduğunu öğrenmişti. O günden sonra, kızı almak

    için, mahallenin namlı dullarından Kara Fatma'yı

    bir ıssız sokakta yakalayarak, "Fatma, abla, sen

    delikanlı adamın halinden anlarsın, şu Feyzullah

    Hoca'nın kızının ağzını ara bakalım, duyduklarım

    doğru mu ? Hırdavatçı Hasan'la evleneceğinin aslı

    var mı ?" diye sordu. Genç kadının takma altın kap-

    lama dişleri parladı, "aslanım, o iş kolay ! Şu Fakir

    Fatma ablanı gör !" diye güldü. " Biz , kaçın kurra-

    sıyız, hele şu Halime kızın gönlünü bir çel, iste ben-

    den, ne istersen !" dedi..

    * * * *
    Halime, onyedisine yeni basmıştı. Yeşil gözleri

    ışıl ışıldı...Uzun boylu, sarı saçlı, ceylan gibi ürkekti

    Babası, Dikiş Nakış Kursundan , delikanlılar rahat

    vermiyor diye çekip almış, kız artık sokağa çıkama-

    dığı için, evde, görücüleri beklemeye başlamıştı.

    Hasan'ın annesi , duvar komşusu olduğu için

    arada sırada Feyzullah Efendinin evinin kapısını

    çalıyor, hanımı Dürdane ile oradan burdan konuşur-

    ken, lafı döndürüp dolaştırıp, " kızın güzelliğinden

    elinin çabukluğundan, hamaratlığından dem vuru-

    yordu. Dürdane Hanım, "İçin rahat olsun kardeş

    Hasan'dan başkasına vermem , efendi bir çocuk

    Feyzullah Efendi de beğeniyor !"diye içine soğuk

    su serpiyordu...Ama yine de Nuriye hanım, endişe

    ediyordu.

    Kör Bilal'ın , Hasan'ı tenha bir sokakta

    kıstırıp şişleyeceği haberi kulağına geliyordu...

    Fısıltı gazetesi, çeşme başlarında, kahvelerde

    "Hasan'ın öldürüleceğini yayıyordu.

    "Kör Bilal kalleştir, yazık olacak delikanlıya !"

    " Hasan, bileği kavi delikanlıdır, bir şey yapamaz

    " Bilal'ın köpeği, çok, Hasan yalınız ! "

    * * * *
    , Yaşlı kadın, gözleri yaşlı, " oğlum, gel şu kızı

    aklından çıkart ! Kör Bilal , diş biliyormuş sana

    dedi..Delikanlı, " o itten korkup sevdiğim kızdan

    vazgeçmem ana ! Isıracak it dişini göstermez !"dedi

    * * * *

    Zehra, sigara ile çakmağı getirdi. Hasan, bir

    taşın üstüne oturmuş, sağ eli çenesinde dalmış

    gitmişti uzaklara.

    " Abi , sigaranı çakmağını getirdim !"dedi.

    Konuşmadan aldı, dut ağacında zincirle bağlı

    Alman kırması Kurt köpeğinin yanına geldi.

    Köpeğin başını okşadı, köpek, sahibine bağlılığını

    garip sesler çıkararak gösterdi. Sonra, çeşmeye

    takılı hortmu alarak, bahçenin etrafındaki kavak

    ağaçlarını sulamaya başladı. Ama, aklı fikri, duvarın

    öte tarafındaki, kırmızı kiremitli, iki katlı konaktaydı

    Hortumu yere atarak, duvarın yanına geldi

    Halime, bahçenin içinde, bir şeftalı ağacının dibinde

    elinde bir kasnak, işliyordu, ve arada sırada da bir

    türkü söylüyordu. Sesinin çok güzel olduğunu ilk

    llk kez öğreniyordu. Gülümseyerek onu dinledi.

    Kız, kendisini dinleyen biri olduğu kuşkusuna kapı-

    larak, iki yanına baktı. Sonra kalkıp içeri gitti.

    Yeleğinin cebinden çakmağı alarak, dudaklarında

    kıstırılı sigarayı yaktı, dumanını içine çekerek bir

    müddet, bahçede oturdu. Sonra, kavak ağaçlarınin

    dibine attığı hortumu alarak, domates, biber ve

    patlıcan ekili sebze karıklarına attı. Hortumdan

    akan tazyikli su, karıklara dolmaya başladı. Bir

    karık sulanınca diğerine tuttu.

    Babasının ölümünden sonra bahçe ihmal edilmişti

    Kendisini suçladı. "Rahmetli, meyve ağaçlarına çok

    iyi bakardı, tek tek sular, dallarını budar, aşılardı...

    Bizde iş yok, her tarafı tırtıl sarmış diye söylendi.

    Gerçekten de yaprakların üzerinde tırtıl ağı vardı.

    İçinde siyah kurtçuklar görünüyordu.

    "Ağaçlar zamanında ilaçlanmazsa bu sene meyve

    alamayız !"diye söylendi . Sonra, köpeğin, başında-

    ki, zinciri çözdü, serbest kalan köpek, sahibinin

    üzerine atlamaya başladı. Bir süre köpekle oynadı

    Sonra, kiraz ağacının dibinde serili kilime uzanarak

    uyumaya başladı. Pazar günleri, yazsa, bahçede

    geçirirdi günlerini çoğu kez..Bazan, köyden amcası

    nın oğlu gelirdi..Dükkanda, oturup oradan buradan

    konuşurlardı. O da bekardı.

    "Of of amca oğlu , sen bekar ben bekar !"diye

    sıkıntıdan sigara üstüne sigara içerlerdi.

    * * * *

    Halime, nin verdiği ipek mendili hala saklıyordu

    Yeni diktirdiği ceketinin üst cebine yerleştirdiği

    beyaz mendil, sevdiği kızdan bir hatıraydı ona

    "Hasan, bir gün ben uzaklara gidersem, bu

    beyaz mendil, sana hatıram olsun, beni an !"

    demişti, Orta Okulda okurken. Ayni sınftaydılar.

    O günden sonra hiç birbirinin yüzünü görememişti

    Annesi, en son, bir düğünde görmüştü kızı

    "Halime'yi bir görsen oğlum, kız daha da

    güzelleşmiş, yanımdaki masadaydılar. Ara uzak

    olduğu için yanıma gelemedi...Belki de babasından

    çekindi !"

    "Ana sabrım kalmadı, hani Halime'yi istemeye

    gidecektiniz...! Köyden Hüsrev amcam da gelsin,

    gidip isteyin kızı !"

    * * * *

    Feyzullah Efendi'nin, bir sabah, evini bir

    kamyona yükleyip gittiği duyuldu. Nereye gittiğini

    bilen olmadı, aniden göç etmesi çeşitli dedikoduya

    sebep oldu. Mahallede iki kadın bir araya gelince

    "kardeş, göçeceklerini herkesten gizlemişler !"

    diye konuşmaya başlıyorlardı. Kahvede de o yaz

    hep konuşulan konu, Feyzullah Efendinin etrafında

    dönüyordu. Kimi Kör Bilal , tehtit etmiş Hoca

    Efendiyi diyordu kimi de memlelet özlemi ağır

    bastı, Tekirdağa gitti diyordu...

    * * * *

    Hasan, sevdiği kızın ailesinin göç etmesine

    şaşırmıştı. Hem de çok üzülmüştü. Annesine çok

    kızıyordu. "Ah ana ! Halime ile evlenmem artık

    hayal !" diye söylendi. Ve bakışları bir noktaya

    dikildi, ve "Aaaaah !" diye derin bir iç çekti.

    O günden sonra, Feyzullah Efendi'den iki mektup

    gelmişti dükan komşusuna. Mektupta ,

    " Süleyman Efendi, bizleri sorarsan hamdolsun

    sıhatimiz yerindedir...Halime'yi bir akrabamın oğlu-

    na verdik, çocuk, Almanya'da işçi, bir fabirkada

    diye yazıyordu. Zarfın üstündeki adreste Ç....

    Postane damgası dikkati çekiyordu.



    * * * *

    Hasan, göz yaşlarını tutamadı. Ceketinin

    cebinden çıkardığı beyaz ipek mendil, elinde duru-

    yordu. Aldı, kokladı, ve ağzından "Ah Halime !"çıktı.

    * * * *

    Kör Bilal, Feyzullah Efendinin, bir gece kimseye

    haber vermeden evi yükleyip memleketine gitme-

    sine çok sinirlenmişti..Öfkesinden, usturayla

    bileklerini kesmiş, hastaneye zor yetiştirmişti

    arkaşları. Gözlerini açınca, ilk işi "sigaranız var

    mı ?"oldu. Sonra, gözleri dumanlı, daldı gitti


    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Tılsımlı Hayat - Aşk Hikayeleri - Romantik Sevgi Hikayeleri - Gerçek Aşk Hikayeleri
  3. Notlara Aşkımı Yönlendirdim ; Karşısında Beni Buldu - Aşk Hikayeleri - Sevgi Hikayeleri -
  4. Yokluğunda Buldum Seni - Aşk Hikayeleri - Romantik Sevgi Hikayeleri - Gerçek Aşk Hikayeler
  5. Sevginin Aşığı ; DOLUNAY - Aşk Hikayeleri - Romantik Sevgi Hikayeleri
  6. Aşk Masum Değil Ki - Aşk Hikayeleri - Gerçek Aşk Hikayeleri - Sevgi Hikayeleri
  7. Paylaş Facebook Twitter Google


  8. Sponsorlu Bağlantılar

 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri