Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Siverek Türküleri ve SİVEREK FOLKLÖRÜ HALK MÜZİĞİ Siverek yöresine ait bir çok türkü vardır. Ancak kayıtlara geçirilmedikleri için zaman içinde bazıları unutulmuş , bazıları da
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 1      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Siverek Türküleri ve SİVEREK FOLKLÖRÜ

    Sponsorlu Bağlantılar




    Siverek Türküleri ve SİVEREK FOLKLÖRÜ

    HALK MÜZİĞİ

    Siverek yöresine ait bir çok türkü vardır. Ancak kayıtlara geçirilmedikleri için zaman içinde bazıları unutulmuş, bazıları da başka yöreler tarafından sahiplenmişlerdir. Siverek yöresine ait türkülerinin çok az bir kısmı günümüze kadar gelebilmiştir. 25-30 yıl önce radyodan sık sık “Şimdi bir Siverek türküsü dinleyeceksiniz” anonsu yapılırdı. Ayrıca Siverek, Diyarbakır’a yakın ve Şanlıurfa’ya bağlı ilçe olduğu için bazı türkülerin yöreleri yazılırken “Diyarbakır yöresi” ya da “Şanlıurfa yöresi”ne ait olarak kaydedilmiştir.

    Müzikle uğraşan yaşlı Sivereklilerle yaptığımız görüşmelerden de elde ettiğimiz bilgilere göre, bazı parçaların unutulduğunu gördük. Bu parçalar neredeyse kaybolmak üzeredirler.

    Siverek ve çevresinde yapılacak araştırmalarda gün yüzüne çıkmamış türkülerin bulunacağı ve bu konuda orijinal derlemelerin yapılabileceğine inanıyoruz. Siverek’te, geçmişte halk müziği ile uğraşan ve hayatta iken kendileri ile görüştüğümüz, ancak şimdi aramızda olmayan merhum (Bandocu) Mehmet Öcal, Şeyhmus Harran,(Taşçı) Koç Ali Alur, Mahmut Hamidanoğlu, Abbas Gergez, olmak üzere halk müziğine gönül vermiş pek çok sanatçı bulunmaktadır. Bunlarla yaptığımız görüşmelerden elde ettiğimiz bilgiler doğrultusunda Siverek yöresine ait bir çok türkü tespit ettik. Bir kısmı TRT repertuarlarında kayıtlı, bazıları yaşlı insanların dillerinde hala söylenmekte, bazıları da eski makaralı ses cihazlarının tozlanmış şerit kasetlerinde kayıtlı,(bu kayıtların bir kısmı bizde muhafaza edilmektedir.) çoğu da maalesef sahipsizlikten yok olup gitmiştir. Bu türkülerden ulaşabildiklerimizi kayıt altına alma düşüncesiyle onları bu kitapta sizlere sunmayı bir görev bildik.

    Türkülerin, her yerde olduğu gibi Siverek’te de yaşanmış acı, ayrılık ve hasret dolu öyküleri vardır. Bu türküler, toplumun sevinçlerini, kederlerini, geleneklerini, toplumsal hafızalarında unutamadıkları önemli olayları ve daha bir çok hatırayı dile getirirler. Siverek’teki türkülerimizden bir kaçının öyküsü şöyledir.

    SİVEREK YAŞ ÜZÜMÜ

    Hikayeyi derleyen: Ramazan Özgültekin

    Diyarbakır’ın , “Arpa orağa geldi” türküsünün bir başka versiyonu olan “Siverek yaş üzümü” türküsünün içeriği “sevda” dır. Yörede meşhur olan üzüm ve tahıl, sevgiliye kavuşma sembolü haline getirilmiştir. Sanatçı, Siverek’in yörede meşhur olan yaş üzümünü kendi sevdası ile özdeşleştirip bir türkü haline getirmiştir. Türkülerimizde sevgili yoluna canlar erir, göz yaşları dökülür ,dizelerde ciğer yakan bu sevdaların dumanı tüter.

    Ali, Zeyno’yu deliler gibi sever, tırnağının taşa değmesini istemez. Ama hayat bu, herkes geçim derdinde, kırsal alanda tüm aile fertleri çalışır. Ailesi de Zeyno’yu tarlaya, bağa, ekin biçmeye göndermektedir.. Ali dokunmaya kıyamadığı Zeyno’sunun bağ ve tarla yollarında nazik ellerinin ve ayaklarının incinmesine dayanamayarak üzüntüsünü dizelere döker..

    SİVEREK YAŞ ÜZÜMÜ

    Kimden alındığı: Selahattin Erkan
    Derleyen : Ankara Devlet Konservatuvarı

    Siverek yaş üzümü oy oy oy oy
    Bağlayın sağ gözümü oy oy sebebim
    Dediler yarin gelmiş oy oy oy oy
    Açın bağlı gözümü oy oy sebebim

    Arpalar kara kılçık oy oy oy oy
    Dama çıkma baş açık oy oy sebebim
    Eğer beni sevisen oy oy oy oy
    Al bohçanı yola çık oy oy sebebim

    Arpalar dize kadar oy oy oy oy
    Yarim gel bize kadar oy oy sebebim
    Sana çorap öreyim oy oy oy oy
    Topuktan dize kadar oy oy sebebim

    CEMİL

    Hikayeyi Derleyen:Ramazan Özgültekin

    Siverek’in meşhur türkülerinden biri de “Cemil” isimli türküdür. Bu türkünün günümüze kadar gelen öyküsü şöyledir.

    Siverek’te Fatma isimli bir genç kız, yakışıklılığıyla nam salmış ve genç kızların yüreğini yakan Cemil’e sevdalanır. Ancak Cemil’in bundan haberi yoktur. Zamanla Fatma’nın Cemil’e olan sevdası dillerde dolaşmaya başlar. Fatma bu sevda yüzünden günden güne erir. Sonunda bu haber Cemil’in kulağına gider ve bir gün Fatma ile karşılaşır. Karşısında güzeller güzeli bir kız görür. Cemil de Fatma’ya sevdalanır. Aileleri evlenmelerine engeller çıkarır. Sevda acısına dayanamayan Cemil hastalanır. O dönemin ileri gelenleri araya girip, Fatma ile Cemil’i evlendirirler. Cemil’in sevdası öylesine alevlenmiştir ki, yüreğindeki kor sönmez ve ince hastalığa (verem) yakalanır. Bir müddet sonra dünyadan ve Fatma’sından ayrılır, Fatma’nın dünyası kararır. Cemilini kaybetmiştir. Cemil’e ağıtlar yakar, türkülerle çağırır.

    Fatma daha sonraki hayatında birbirini seven gençlerin düğünlerinde hem onları sevindirmek hem de Cemil’i yad etmek için def çalar, maniler söylerdi. Çoğu zaman da söylediği manilere müzik uyarlayarak çeşitli türküler meydana getirirdi.Bundan sonra halk arasında “Tefçi Fatma” diye anılmaya başlar . Tefçi Fatma’nın söylediği bu türkülerin çoğu maalesef unutulup gitmiştir.. Ancak kendi sevdası olan “Cemil” türküsünü her düğünde ve her zaman söylediği için bu türkü halka mal olup günümüze kadar gelmiştir.

    CEMİL
    Kaynak: Tefçi Fatma

    Kormişkanda bir kuş var Cemil
    Kanadında gümüş var Cemil
    Alo gitti gelmedi Cemil
    Elbet bunda bir iş var Cemil

    Anan öle Cemil
    Baban öle Cemil
    Öksüz kalasan Cemil
    Benim olasan Cemil Cemil

    Bavuş yolu incedir Cemil
    Ne karanlık gecedir Cemil
    Yastık kurbanın olam Cemil
    Yar yatışı nicedir Cemil

    Anan öle Cemil,
    Baban öle Cemil,
    Yetim kalasan Cemil,Cemil.
    Benim olasan Cemil, Cemil.

    Mahreke urdım ata Cemil
    Kağ gıdağ Eyvanat’a Cemil
    Genç ömrümü çürüttüm Cemil
    Yalavız yata yata Cemil

    Anan öle Cemil,
    Baban öle Cemil,
    Yetim kalasan Cemil,Cemil.
    Benim olasan Cemil, Cemil.
    BİR CİĞARA İÇ OĞLAN

    Hikayeyi derleyen:Ramazan Özgültekin

    Dillerden düşmeyen türkülerimizden birisi de “Bakkal Mahmud’un Kızı”dır. Bu türküde Siverek’e ait yer adları, yörenin şivesi ve deyimleri bulunduğu için başka yörelere mal edilmesi mümkün olmamıştır.

    Siverek’in meşhur mevkilerinden biri Hacı Pınar düzünde dükkanı olan Bakkal Mahmud’un güzel mi güzel, iki kızı vardır. Olayın yaşandığı dönemde Siverek’te bulunan Süvari alayında askerlik görevini yapan bir genç Hacı Pınarındaki Bakkal Mahmud’un dükkanının önünden geçerken, babasına yardım için dükkanda bulunan kızı görünce yerinde mıhlanır kalır. Gözü kızdan başka bir şey görmez olur. Kız da bunun farkına varır. Asker bundan sonra sık sık alış veriş bahanesi ile dükkana uğrar. Artık her gün bir bahane ile oradan gelir gider. İki genç birbirlerine vurulmuşlardır. Sonunda komşuların dikkatini çeker. Kızın babası da işin farkına varır. Ancak bu yabancı gence verecek kızı yoktur. Asker, kızı babasından ister. Babası vermez . Kız derdini türküye döker ve oğlana “Şimdi söyleyeceklerimi duyunca üzülmemesi için” “Bir cıgara(sigara) iç oğlan” iç ki, üzüntün biraz azalsın “Gel kapıdan geç oğlan” “Beni sehen (sana) vermezler” boşuna uğraşma beni sana vermezler. Bu sevdaya dayanamazsın, erimeni ve yıkılmanı istemiyorum,”Bu sevdadan geç oğlan”diye sevdiğinin kendisinden umudunu kesmesini ister. Oğlan ise, içindeki sevda ateşini “Hacı pınarın düzü-Felek ayırdı bizi” deyip kızı vermeyen anne babayı Felek’e benzeterek sitemini dile getirir. “Bakkal Mahmud’un Kızı- Yaktı yandırdı bizi” dizeleriyle, bu sevda ateşinin yüreğini yakıp kavurduğunu dile getirir. Kız ise, oğlanın kendisine de sitem ettiğini zannederek “Oğlan seni seviyem—Kimselere demiyem”diyerek oğlana sevdalı olduğunu belirtir. “Anam babam vermiyor da- Onlara edemiyem” sözleriyle, istemeyenin kendisi olmadığını, anasının babasının vermediğini ve onlara da gücünün yetmediğini anlatmaya çalışmaktadır.

    Hacıpınar Çeşmesi

    Nihayet babasının kızı vermeyeceğini anlayınca kızla anlaşarak kaçmaya karar verirler. Sözleştikleri bir gece kızı atına attığı gibi kaçırır ve kendi memleketine götürür. Araya yıllar girer. Çoluk çocuk derken barışırlar. Daha sonra Ş.Urfa’ nın Ceylanpınar ilçesine yerleşirler.1981 yılında aynı yerde ölmüştür.

    HACI PINARIN DÜZÜ

    Bir cıgara iç oğlan
    Gel kapıdan geç oğlan
    Beni sehen vermezler de
    Bu sevdadan geç oğlan dıgel gel.

    Hacı pınarın düzü
    Felek ayırdı bizi
    Bakkal Mahmudun kızı da
    Yaktı yandırdı bizi dıgel gel.

    Oğlan seni seviyem
    Kimselere demiyem
    Anam babam vermiyor da
    Onlara edemiyem dıgel gel.

    EVLERİNİN ÖNÜ YOLDUR YOLAKTIR

    Bu türkü, Siverek’ten Mehmet Çelikkanat ve Faruk Uğurlu tarafından yapılmıştır. Mehmet Özbek tarafından derlenip notalanmıştır.

    Kaynak : Ahmet Çelikkanat-Faruk Uğurlu
    Makamı: Uşşak
    Derleyen : Mehmet Özbek

    Evlerinin önü yoldur yolaktır
    Başımıza gelen dektır dolaptır
    Ellerin huriyse benim melektir
    Ben yarime neler neler alayım

    Ben yarime neler neler alayım
    Ben yarime ipek mendil alayım
    Darılmışsa gidip hatrın sorayım
    Ayrılığa yoktur benim dayağım

    Evlerinin önü kahve dibegi
    Dibege vurdukça oynar yüregi
    Ne sen gelin oldun ne ben güvegi
    Ben yarime neler neler alayım

    Ben yarime neler neler alayım
    Ben yarime ipek mendil alayım
    Darılmışsa gidip hatrın sorayım
    Ayrılığa yoktur benim dayağım

    Evlerinin önü bulğur sokusu
    Yel estikçe gelir yarin kokusu
    Yarim küçük kendi cilve kutusu
    Ben yarime neler neler alayım

    Ben yarime neler neler alayım
    Ben yarime ipek mendil alayım
    Darılmışsa gidip hatrın sorayım
    Ayrılığa yoktur benim dayağım

    MERYEMMİ

    Kaynak: Mahmut Hamidanoğlu

    Altının ufağıyam
    Siverek uşağıyam
    Nerde bir güzel görsem
    Ben onun aşığıyam

    Elma dalda dal yerde
    Bülbül ötmez her yerde
    Felek bizi ayırdı
    Her birimiz bir yerde

    Siverek iki yoldur
    Biri sağ biri soldur
    Sağına kurban olam
    Yarın gittiği yoldur

    GÜLLÜ GİDER BOSTANA
    Kaynak: Milli kütüphane arşivinde ses kayıtları ile birlikte mevcuttur.

    Güllü gider bostana
    Gül doldurur fistana hey
    Korkarım yağmur yağar
    Mavi çarçaf ıslana hey

    Aman gülüm yar gülüm
    Doldur bade ver gülüm
    Sensin bu dağın gülü hey
    Heeey gülü gülü hey

    Elindeki nar mıdır
    Koynundaki yar mıdır hey
    Doğru söyle güzelim
    Benden başka var mıdır hey
    Aman gülüm yar gülüm
    Doldur bade ver gülüm
    Sensin bu dağın gülü hey
    Heeey gülü gülü hey

    Elindeki nar ise
    Koynundaki yar ise hey
    Gençliğime doymiyim
    Senden başka var ise hey
    Nakarat

    ÇUBUĞU ASMA YARİM (U.H.)
    Kaynak : Milli kütüphane arşivinde ses kayıtları ile birlikte mevcuttur.

    Çubuğu asma yarim
    Anadan yosma yarim
    Bilsen yine huyundan
    Selamın kesme yarim
    Aman dayanamam

    Elde fincana kurban
    Kolda mercana kurban
    Alem mala maliktir
    Bende bir cana kurban
    Aman dayanamam

    Sabah oldu uyan yar
    Beni dertli koyan yar
    Ellerin gözü için
    Göze olam diken yar
    Aman dayanamam

    Gidin bulutlar gidin
    O yare haber edin
    O yar uykuda ise
    Uykusun haram edin
    Aman dayanamam

    EVLERİNDE MAKİNE
    Kaynak: Mehmet Öcal

    Evlerinde Makine
    Yavrum Kalk gidelim hakime
    Beni baştan çıkaran
    Aman Siverekli Sakine
    Aman Bir o yandan bir bu yandan
    Yavrum Zülüf gerdan yaylasından

    Degirmen üstü çiçek
    Yavrum Orak getirin biçek
    Beni baştan çıkaran
    Aman Siverekli gül çiçek
    Aman Bir o yandan bir bu yandan
    Yavrum Zülüf gerdan yaylasından

    Çarçaf sarmış lacivert
    Yavrum Bir oğlan sevmiş çok mert
    Siverek’ten yar seven
    Aman Alır başına bin dert
    Aman Bir o yandan bir bu yandan
    Yavrum Zülüf gerdan yaylasından

    ELMA YANIM (U.H)
    Bu uzun hava, Halk arasında “Taşçı Koçali” olarak tanınan merhum Koçali Alur tarafından, söz,müzik ve derlemesi yapılarak plağa okunmuştur.

    Kaynak: Koçali Alur (Taşçı Koçali)

    Elma yanım Elma yanım
    Kibar kızarmış elma yanın yar yar
    Oğul nasıl yatayım toprağa yar yar
    Vala bu dünyadan murad almadan yar yar
    Hain elinden yar yar

    Güle damlar güle damlar
    Kibar gül soyudur güle damlar
    Oğul yanağı gül dudağı bal yar
    Vala ne biter güle damlar
    Hain elinden yar yar yar yar

    SİVEREK ASMASIYAM
    Kaynak: Abdurrahman Kepekçi
    Makam: Uşşak
    Derleyen: İbrahim Tatlıses

    Siverek asmasıyam
    Sümerın basmasıyam
    Ané doktor getirme
    O yarın hastasıyam

    Bu kala ne kaladır
    Etrafı kerbeladır
    Ölüm Allah’ın emri
    Ayrılık ne beladır

    SİYAH SAÇLAR YAN OLUR (SEVİM)
    Kaynak: Abdurrahman Kepekçi
    Makamı: Uşşak
    Derleyen: Halil Kendirli

    Siyah saçlar yan olur
    Görenler heyran olur
    Sevim senın yüzünden
    Kavga degıl kan olur
    Sevim Sevim yıkılsın evin

    Sevim Sevim yıkılsın evin
    Eller kınalı Sevim
    Gözler sürmelı Sevim
    Anasının bir tanesı

    Deniz dalğasız olmaz
    Gençlığ sevdasız olmaz
    Siverek’ten yar sevenın
    Başı belasız olmaz

    Sevim Sevim yıkılsın evin
    Eller kınalı Sevim
    Gözler sürmelı Sevim
    Anasının bir tanesı
    Sevim Sevim yıkılsın evin

    SİYAH ZÜLFÜN TELLERİNE
    Kaynak: Sakıp Çepik
    Makamı: Hicaz
    Derleyen :Muzafer Sarısözen

    Siyah zülfün tellerıne
    Muhabetın yellerıne
    Kurban olam dillerıne
    Canım yar Ruhum yar hayranın var
    Yar senın kaşın yar senın gözün kapkara
    Kapkara gönlüm yara

    Daha gençken benım yaşım
    Bak ağardı saçım başım
    İncı gıbı senın dişın
    Canım yar Ruhum yar hayranın var
    Yar senin kaşın yar senin gözün kapkara
    Kapkara gönlüm yara

    SÜRME ÇEKMİŞ GÖZLERİNE
    Kaynak: Ayşe Şan
    Makamı: Uşşak
    Deleyen : Nuri Sesigüzel

    Sürme çekmış gözlerıne
    İnandım yar sözlerıne
    Mail oldum gözlerıne
    Ah lé Cemo Vah lé Cemo
    Ez Kurbana bejna temo
    Vah lé Cemo lé lé Cemo Lé lé lé Cemo

    Altın takam gerdanına
    Senı sarayım canıma
    Koşa koşa gel yanıma
    Ah lé Cemo Vah lé Cemo
    Ez Kurbana bejna temo
    Vah lé Cemo lé lé Cemo Lé lé lé Cemo

    Sil gözünden sürmelerı
    Çöz gögsünden dügmelerı
    Göreyım gül sinelerı
    Ah lé Cemo Vah lé Cemo
    Ez Kurbana bejna temo
    Vah lé Cemo lé lé Cemo Lé lé lé Cemo

    BU PINAR EŞME PINAR
    Kimden Alındığı:Sadun Çelik
    Derleyen : Mehmet Özbek

    Bu pınar eşme pınar
    Yaramı deşme pınar
    Yar yanına gelende
    Su ver konuşma pınar
    Vay bana hele hele bana
    Bende kurbanam sana
    Bu gece buralıyam
    Ne bahtı karalıyam
    El beni aşık sanar
    Yürekten yaralıyam
    Nakarat
    Bu gece uymamışam
    Ser yere koymamışam
    Yastık kurbanın olam
    Ben ona doymamışam
    Vay bana hele hele bana
    Bende kurbanam sana

    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Karadeniz Bölgesinin Folklörü
  3. Marmara Bölgesinin Folklörü
  4. Akdeniz Bölgesinin Folklörü
  5. Siverek Resimleri
  6. Siverek Gelenek ve Görenekleri
  7. Paylaş Facebook Twitter Google


  8. Sponsorlu Bağlantılar

 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri