Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

atatürkten insanlığa yol gösteren sözler eklermisiniz Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Atatürkten Sonra Kimler Lider Olmuştur İsimleri Atatürkten Sonraki Cumhurbaşkanlarımız Kimlerdir Dünyanın Dolaşılması İnsanlığa Ne

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Atatürkten İnsanlığa Yol Gösteren Sözler

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Atatürkten İnsanlığa Yol Gösteren Sözler

    • Nokta-i vahdette(bir noktada) tevazün(eşitlik) edeme¬
    yen kuvay-ı devletin(devlet kuvvetinin) ahengi mesa-
    isinKçalışma ahengini) idameye(sürdürmesine) imkan
    yoktur.

    • Bütün maddi ve manevi varlığını vatan müdafaasına
    hasretmekte teni ve müsamaha gösteren milletler, harp
    ve muharebeyi cidden göze almış ve başarabilecekleri¬
    ne kani olmuş addedilemezler.
    • Başkan olan kimsenin, milletin ülküsüne göre hareket
    etmesi ve milletin psikolojisine vakıf olduktan sonra, o
    milletin meyline tabi olması gerekir.
    • Benden sonra gelecekler, acaba böyle bir ruhla çalıştığı¬
    mı fark edecekler mi? diye bile düşünmemelidir.
    • Benim için dünyada en büyük mükafat, milletimin en
    ufak bir takdir ve iltifatıdır.
    • Bir adam ki büyük olmaktan bahseder, benim hoşuma
    gitmez, bir adam ki memleketi kurtarmak için evvela bü¬
    yük adam olmak lazımdır, der ve bunun için de bir de nu¬
    mune intihap eder, onun gibi olamayınca memleketin
    kurtarılamayacağı kanaatinde bulunur, bu adam değildir.
    • Bir insan memleket ve millete nâfi(faydalı) bir iş yapar¬
    ken nazardan bir an uzak bulundurmamağa mecbur ol¬
    duğu düstur, milletin hakiki temayülüdür(meylidir).
    • Bilgi kuvvettir.
    • Öğretmenden, eğitimciden yoksun ulus, henüz ulus
    adını alma yeteneğini kazanmamıştır.
    • Bu dünyada her şey insanın kafasından çıkar, bir in¬
    san kafasının anlatamadığı hiçbir şeyi düşünemiyo¬
    rum.
    • İnsan gövdesi bir kürsüdür; zeka yeteneğinin korundu¬
    ğu yer başı, üstünde taşımak için kurulmuş kürsü...
    Çünkü temel zekadır.
    • Benim manevi mirasım bilim ve akıldır.
    • Aydınlarımız belki bütün dünyayı, bütün eski ulusları
    tanır, ama kendimizi bilmez.
    • Bilim ve tekniğin dışında yol aramak aymazlıktır(gaf-
    lettir), bilgisizliktir, doğru yoldan sapmadır. Yalnız; bi¬
    limin ve tekniğin yaşadığımız her dakikadaki evreleri¬
    nin evrimini algılamak ve işleyişlerini zamanla izlemek
    şarttır.
    • Bin, iki bin, binlerce yıl önceki bilim ve teknik dilinin
    çizdiği ilkeleri, şu kadar bin yıl sonra bugün, olduğu gi¬
    bi uygulamaya kalkışmak elbette bilim ve tekniğin için¬
    de bulunmak değildir.
    • Bilim ve teknik için hiçbir sınır ve koşul yoktur.
    • Bilim çeviri ile olmaz, inceleme ile olur.
    • Tutuculuk bilgisizliğe dayanır. Bundan dolayı tutucu
    luğu olan bilgisizdir. Bilim, kesinlikle bilgisizliği yener
    O nedenle halkı aydınlatmak gerekir.
    • Dilin ulusal ve zengin olması, ulusal duyguların geliş
    meşinde başlıca etkendir.
    • Öğretmenler her fırsattan yararlanarak halka koşmalı
    halkla birlikte olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnı:
    alfabe okutan bir varlık olamayacağını anlamalıdır.
    • Bir ulus, eğitim ordusuna sahip olmadıkça, savaş alan
    larmda ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o za
    ferler kalıcı sonuçlar veremez.
    • Bu dünyada her şey, insan zihninden çıkar. Bir inşa:
    başının anlatamayacağı hiçbir şeyi tasarlayamıyorum.
    • Hayatta en hakiki yol gösterici ilimdir. İlim ve fenni:
    dışında kılavuz aramak gaflettir, bilgisizliktir, doğr
    yoldan sapmadır.
    • Akıl ve mantığın halletmeyeceği mesele yoktur.
    • Her işin esas hedefine kısa ve kestirme yoldan varma
    arzu edilir olmakla beraber, yolun makul, mantıki v
    bilhassa ilmi olması şarttır.
    • Çocuklarımız ve gençlerimiz yetiştirilirken bilhass
    mevcudiyeti ile, hakkı ile, birliği ile taarruz eden bih
    mum yabancı anasırla(unsurlar) mücadele lüzumu v
    efkar-ı milliyeyKmilli düşünceler) kemal-i istigrak(faî

    • Ağaç, çiçek ve yeşillik uygarlık demektir.
    • Ormansız vatan olmaz.
    • Ormansız ve ağaçsız toprak vatan değildir.
    • Hissiyat denilen şey aklın, mantığın, muhakemenin çok
    fevkinde(üstünde) bir kuvvet ve kudrete maliktir.
    • Islah-ı hal için hürriyet-i şahsiyesi(kişisel hürriyeti) nez
    edilen(yok edilen) evlad-ı vatanı(vatan evladını) müd-
    det-i cezaiyesi hitamında cemiyet-i beşeriyeye(insanlı-
    ğa) hadim(hizmetçi) olacak bir uzuv olarak yetiştirmek
    lazımdır.
    • İ çtimai hayatın menbaı(kaynağı), asri(modern) aile ha¬
    yatıdır.
    • Maddi ve bilhassa manevi sukut, korku ile acz ile baş¬
    lar.
    • Medeniyetin esası, terkisi ve kuvvetin temeli aile haya-
    tındadır. Bu hayatta fenalık behemehal(mutlaka) içti¬
    mai, iktisadi, siyasi aczi(zayıflığı) mucip olur(icap ed¬
    er).
    • Milletleri muahedelerden(antlaşma, sözleşme) ziyade
    hisler bağlar.
    • Samimiyetin lisanı yoktur, simimiyet kabil-i izah de¬
    ğildir, o, gözlerden ve nasiyelerden(alınlardan) anlaşı¬
    lır.
    • Kızlarını okutmayan ulus, çocuklarını manevi öksüs
    ğe itmiş demektir.
    • Kadının en büyük görevi analıktır. İlk eğitim veri
    yerin ana kucağı olduğu düşünülürse, bu görevin ö
    mi gerekli biçimde anlaşılır.
    • Kadın denilen varlık, kendiliğinden yüksek bir var]
    tır. Onun yoksulluğu olmaz. Kadına yoksul demek,
    nun kucağından kopup gelen tüm insanlığın yoksul
    ğu demektir.
    • Ulusun kaynağı, toplumsal yaşamın temeli olan ka<
    ancak erdemli olursa görevini yerine getirebilir.
    • Büyük başarılar, değerli anaların yetiştirdikleri seçl
    evlatlar sayesinde olmuştur.
    • Şuna inanmak gerekir ki, dünya yüzünde gördüğüm
    her şey kadının eseridir.
    • Kadın yaşı ne olursa olsun süslenmek ihtiyacındadır.
    • Kadınların umumi ve hususi vazifelerinin başında va
    delik vazifeleri vardır.
    • Kadınlık meselesinde şekil ve kıyafet ikinci dereced
    dir. Asıl mücadele sahası, asıl muzaffer olunması lazı
    gelen saha nur ile, irfan ile, fazilet-i hakikiye(hakiki e
    dem) ile tezeyyün(süslemek) ve tecehhüz(donatma
    etmektir.
    • Milletin menbaı(kaynağı), hayat-ı içtimaiyenin(toplum
    hayatının) esası olan kadın ancak faziletkar(erdemli)
    olursa vazifesini ifa edebilir.
    • Kültür zeminle orantılıdır. O zemin milletin seciyesi-
    dir.
    • Milli kültürümüzü, çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne
    çıkaracağız.
    • Bir millet savaş alanlarında ne kadar zafer elde ederse
    etsin, o zaferin sürekli sonuçlar vermesi ancak kültür
    ordusu ile mümkündür.
    • Bir ulus savaş alanlarında ne kadar zafer elde ederse et¬
    sin, o zaferin sürekli sonuçlar vermesi; ancak kültür or¬
    dusuyla mümkündür.

    • Kültür; okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden
    anlam çıkarmak, uyanmak, düşünmek, zekayı eğitmektir.
    • İnsan, eylem ve çabanın, yani canlılığın anlatımıdır.
    • Cevheri gösterebilmek için çamuru atmak lazımdır.
    • Bir millete müstakil hüviyet ve kıymet veren siyasi var-
    lıkı makinasında, devlet fikir ve ekonomi hayat meka¬
    nizmaları, birbirlerine bağlı ve birbirlerine taabidirler.
    Onun içindir ki, bir milletin kültür seviyesi üç sahada,
    devlet, fikir ve ekonomi sahalarındaki faaliyet ve başa¬
    rıları neticelerinin hasılasıyla ölçülür.
    • Sanatçı, toplumda uzun çalışma ve gayretlerden son
    alanında ilk ışığı hisseden insandır.
    • Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından b
    kopmuş demektir.
    • Ulusların siyasasında ancak çıkarlar vardır. Kimsen
    kimseye dost olamayacağını bilelim.
    • Bir ulusu yaşatmak için bir takım temeller gerekir ve t
    lirsiniz ki, bu temellerin en önemlilerinden biri sanatt
    Bir ulus sanattan ve sanatçıdan yoksunsa tam yaşan
    sahip olamaz. Böyle bir ulus ayağı topal, bir kolu çola
    sakat ve hasta bir kimse gibidir.
    • Bir ulus sanata önem vermedikçe büyük bir felaket
    karşı karşıyadır.
    • Sanat güzelliğin anlamıdır. Bu anlatım, sözle olun
    şiir; sesle olursa müzik; resimle olursa ressamlık, o]
    ma ile olursa heykelcilik, bina ile olursa mima:
    lık... olur.
    • İnsanlar, olgunlaşmak için bazı şeylere muhtaçtır. Bir ı
    lus ki resim yapamaz, bir ulus ki bilimlerin gerektirdi^
    şeyleri yapamaz; itiraf etmeli ki o ulusun ilerleme ye
    lunda yeri yoktur.
    • Hepiniz milletvekili olabilirsiniz... Bakan olabilirsi
    niz... Hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz... Fakat sanal
    çı olamazsınız.
    • Arkadaşı savaştığı ve yardıma muhtaç olduğu bir sıra¬
    da, seyirci kalan komutanlar, arkadaşının mağlubiyeti¬
    ne şahit olabilirlerse de, tarihin amansız eleştirisinden,
    suçlamasından asla kurtulamazlar.
    • Biliyorsunuz ki, savaşmak demek; iki milletin, yalnız i-
    ki ordunun değil, iki milletin bütün varlıklarıyla vuruş¬
    ması demektir.
    • Bir ordunun değeri; subay ve komuta heyetinin değeri
    ile ölçülür.
    • Milletlerin hayatı tehlikeyle karşı karşıya kalmadıkça,
    savaş bir cinayettir.
    • Yaşamak için mücadele şarttır.
    • Yaşam demek savaşım, çarpışma demektir. Yaşamda
    başarı, kesinlikle savaşımda başarılı olmakla mümkün¬
    dür.
    • Zaferi, denizi kontrol altında tutan, ihtiyacı olan şeyi,
    ihtiyacı olduğu zaman, istediği yere nakledebilen ülke
    kazanır.
    • Komutanlar, emir vermiş olmak için emir vermezler.
    Emir verirken, kendini o emri yürütecek olanın yerine
    koymak ve emrin nasıl uygulanıp yürütüleceğini dü¬
    şünmek ve bilmek zorundadır.
    • Bir ordunun özü(cevheri) ne olursa olsun politikaya
    karışırsa, birlikte hareket ve savaşma yeteneğini teme-
    • Gözyaşları, güçsüzlük belirtisidir.
    • Savaş, zorunlu ve hayati olmalıdır. Ulusun hayatı, t
    likeyle karşılaşmadıkça, savaş cinayettir.
    • Hiç bir zafer, gaye değildir. Zafer ancak kendisind
    daha büyük bir gayeyi elde etmek için gereken bir va
    tadır.
    • Her büyük meydan muharebesinden, her büyük zai
    rin kazanılmasından sonra yeni bir alem doğmalıd
    doğar. Yoksa başlı başına zafer, boşa gitmiş bir gayr
    olur.
    • Ben bütün orduların vaziyetini iyice bilmezsem, kene
    ordumu nasıl sevk ve idare edeceğimi tayin edemem.
    • Daima cevherini muhafaza, aklını ve ferasetini(anlayış
    lılık) muhafaza eden bir ordu için mevziin emniyel
    yoktur. Bir asker her yerde muharebe eder, tepenin üs
    tünde, tepenin altında, derenin içinde...
    • Düşmana merhamet acz ve zaaftır. Bu insaniyet göster¬mek değil, insanlık hassasının(niteliklerinin) zevali-ni(sonunu) ilan etmektir.
    • Harp zaruri ve hayati olmalıdır. Hayat-ı memleket teh¬
    likeye ma"ruz kalmayınca harp bir cinayettir.
    • Her manzara, insanın kendi ruhunun ve hissiyatının
    tahrikatı ile mütecelli olur(meydana çıkar). Korkak in¬
    sanlar böyle bir manzarayı korkaklıkla karşılarlar, onun
    mahiyet-i hakikiyesine(gerçek önemine) nüfuz edemez¬
    ler (ulaşamazlar) .



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri