Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Genelkültür , Genel Saçmalık Genelkültür merakımın da artık bir sınırı olmalı… Kaç hayatımız var ki , böyle şeyler peşinde harcayalım? “Onu da öğrenelim , bunu

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Genelkültür, Genel Saçmalık

    Sponsorlu Bağlantılar




    Genelkültür, Genel Saçmalık

    Genelkültür merakımın da artık bir sınırı olmalı… Kaç hayatımız var ki, böyle şeyler peşinde harcayalım? “Onu da öğrenelim, bunu da bilelim, bundan da haberimiz olsun, şu da haricimiz de kalmasın” derken kendimizden bihaber, bir bilgi yığını olduk çıktık. Bu halimiz kitap yüklü, fakat kitaplardan bihaber merkeplerin haline benziyor. Hatta kafamızdakilerin yüzde seksenine ben bilgi dahi diyemiyorum. Çünkü bilgi ayakları yere basan bir şeydir. Delilleri olan şey, ancak bilgidir. Bilgi budur. Ben böyle biliyorum. Bizim kafamızdakiler ise, daha çok veriye benziyor. Ve insanlar bu sözde bilgi/veriler yüzünden birbirleriyle çok tartışıyorlar.

    Mesela TV’lerdeki şu uzman notları…

    “Uzmanlar şöyle dedi, uzmanlar bunu söyledi, uzmanlar şöyle yapmamızı tavsiye ediyor” demiyorlar mı, o dakikada bunu söyleyen haber spikerinin veya programcının boğazına iki elle sarılasım geliyor. Gülmeyin, sahi söylüyorum. Bir yerde okumuştum. “İnsanlar koyun olmaya başlayınca koçların sayısı artmaya başladı” diyordu. “Yaşam koçu, hayat koçu, sanat koçu, bilmem ne koçu…” hakikaten ne kadar çok koçumuz var bu sıralar! Hatta bunlar koç da değil, bizi koyun görmüş çobanlar. Ve ne yemek istediğimize bile bizim adımıza karar veriyorlar. Örneğin; bugünlerde çok popüler olan birisi her gün bir avuç fındık yememizi tavsiye ederken, bir diğeri bu denli çok fındık yemenin sağlığa zarar vereceğini söylüyor. Bir başkası sarmısağın karaciğere iyi geldiğini söylerken, daha bir başkası da “Ama mideye çok zararı varmış” cevabını yapıştırıyor. Ama yeter! Durun yahu! Hangi birinize uyacağız? Aranızda bir tevhid olsun. Bir karara kanaat edin, birleşin. Bir diğerini reddetme mantığı üzerine bilgi üretilmez ki…

    Bunun en son numunesini geçenlerde internet aracılığı ile öğrendim. İnternette güvenilirliği ile meşhur bir haber sitesi yine bu şahısları gizli ve fakat tavsiyeleri aşikâr olan uzmanların diliyle şok edici bir haber veriyordu:

    “Flash, flash, flash… Yıllardır kalp hastalıklarına neden olduğu sanılan ve yüksek kolestrole sebep olduğu söylenen tereyağın, aslında böyle bir zararı olmadığı ortaya çıktı. Uzmanlar böyle bir şeyin söz konusu bile olmadığını söylediler. Güvenle tereyağı yiyebilirsiniz…”

    Böyle gidiyordu haber. Ama beni aslında ilgilendiren kokusundan dolayı çocukluğumdan beri pek sevmediğim tereyağın zararsız olması değildi. Asıl alakadar olduğum modern bilimin düştüğü acziyetti. Evet, bu bende bir kapı açtı. Modern psikolojiyi ve modern bilimi sorgulama açısından büyük bir kapı. Örneğin; bir yüzyıl önce sorgulanmaz sanılan Newton fiziğinin Kuantum fiziğinin ortaya çıkışıyla çökmesi veyahut daha yirmi yıl evvel yerden yere vurulan koca karı ilaçlarının şimdilerde her yerde, her televizyonda uzmanlar eşliğinde tavsiye edilmesi gibi bir şeydi bu da. Eğer modern bilimin tüm savları böyleyse, böyle bir bilime nasıl güvenilirdi? Ve akıl böyle basamak, basamak terakki eden bir organken (bir profesörümüzün dediği gibi) vahiy yerine akıl nasıl konulabilirdi?

    Cidden bunları sorgulamaya başladım… Çünkü görüyorum ki, akıl diye başımızın tacı yaptığımız şey, pek de öyle güvenilesi bir şey değil. Tamam, pek çok hususta ayakları kalpten daha sağlam yere basıyor. Ama her noktada da kusursuz değil ya… Hatta kalbin öyle zamanları oluyor ki bazen, akıl onun hakikatine binler gün sonra ancak erebiliyor. Tıpkı gördüğünüz anda “Bu adam yaramaz” dediğiniz, ancak delilsiz söylediğiniz, fakat yıllar sonra aynı adamın yanlışıyla sizi bu sözünüzde haklı çıkarması gibi…

    Evet, bize akıl da gerek, fikir de gerek, kalp de gerek… Ama en önce değişmez hakikatleriyle ayağımızı yere sağlam basmamızı sağlayacak bir vahiy gerek. Vahyin değişmezliğidir ki, bizi sağlam kılar. Ayaklarımız onun sayesinde insan hakikati üzerinde sabit kalır. Yoksa maslahat ve görecelik üzerine yükselen akıl çok hatarlıdır. Çok zaman bizi omzunda başka sahillere götürür, çok zaman bir başkası gelip bizi yanlış yolda olduğumuz noktasında uyarır. (Belki bunlar peygamber olur, belki veliler…) Öyle ya, aklın bir mertebesi vardır ve “her bilenin üstünde daha iyi bir bilen” olacaktır. O zaman salt akılla doğruya ulaşmak ne mümkün! Ne kadar mümkün?

    Ahmet Ay


    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Macaristanın Genel Özellikleri, Macaristan hakkınga genel bilgiler
  3. Libyanın Genel Özellikleri nelerdir, Libyanın Genel Özellikleri hakkında bilgi
  4. İranın Genel Özellikleri, İran hakkında genel bilgiler
  5. Ağız Hijyeni Nasıl Sağlanır, Diş Fırçasının Önemi, Diş Fırçası Seçimi, Genel Sağlık Sağlık
  6. Doğu anadolu bölgesinin genel özellikleri nelerdir, doğu anadolu bölgesi genel özellikleri
  7. Paylaş Facebook Twitter Google


  8. Sponsorlu Bağlantılar

 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri