Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

İngilizcede En Çok Kullanılan Kelimeler ve anlamları İngilizcede En Çok Kullanılan kelime , İngilizcede En Çok Kullanılan 1000 Kelime • abbreviation: kısaltma • ability: beceri
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 1      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    İngilizcede En Çok Kullanılan Kelimeler ve anlamları

    Sponsorlu Bağlantılar




    İngilizcede En Çok Kullanılan Kelimeler ve anlamları

    İngilizcede En Çok Kullanılan kelime,İngilizcede En Çok Kullanılan 1000 Kelime

    • abbreviation: kısaltma
    • ability: beceri
    • able: becerikli
    • about: hakkında
    • above: üstünde, -den yukarı
    • abroad: yurtdışına
    • absence: yokluk
    • absent: dalgın
    • accept: kabul etmek
    • acceptable: kabul edilebilir
    • accident: kaza
    • accidental: kaza ile olan
    • according: e göre
    • account: hesap
    • achive: başarmak
    • achivement: başarı
    • acid: asit
    • across. karşıda
    • act: davranmak
    • action: olay
    • active: aktif
    • activity: aktivite
    • actor,actress: aktör, aktris
    • actual: gerçek
    • actually: aslında, gerçekten
    • add: eklemek
    • addition: eklenti
    • additional: ilave
    • address: adres
    • adjective: sıfat
    • admiration: taktir hayranlık
    • admire: hayran olmak
    • admit: içeri almak,kabul etmek
    • adult: yetişkin
    • advanced: gelişmiş, ileri
    • advantage: avantaj
    • adventure: macera
    • adverb: zarf
    • advertise: ilan vermek
    • advertisement: reklam ilanı
    • advice: tavsiye
    • advise: danışman
    • affair: mesele
    • affect: etkilemek
    • afford: gücü yetmek
    • afraid: korkmak
    • after: sonra
    • afternoon: öğleden sonra
    • afterwards: daha sonra, sonradan
    • again: tekrar
    • against: karşıda
    • age: yaş
    • ago: önce
    • agree: razı olmak, anlaşmak
    • agreement: anlaşma
    • ahead: ileride, öne doğru
    • aim: amaç, hedef
    • air: hava
    • aircraft: uçak
    • airport: hava limanı
    • alcohol: alkol
    • alive: yaşayan
    • all: hepsi
    • allow: izin vermek
    • almost: hemen hemen
    • alone: yalnız
    • along: boyunca
    • alphabet: alfabe
    • already: zaten
    • also: ayrıca
    • although: e rağmen
    • always: her zaman
    • among: arasına
    • amount: tutar
    • amuse: eğlendirmek
    • amusement: eğlence
    • amusing: eğlenceli
    • an: bir
    • ancient: antik, eski
    • and: ve
    • anger: sinir
    • angle: melek
    • angry: sinirli
    • animal: hayvan
    • announce: ilan etmek
    • annoy: rahatsız etmek
    • annoying: rahatsız edici
    • another: diğer
    • answer: cevap
    • anxiety: tasa, kaygı
    • anxious: endişeli, kaygılı
    • any: hiç
    • anyone: herhangi biri
    • anything: herhangi bir şey
    • anywhere: herhangi biyer
    • apart: ayrı
    • apartment: apartman
    • appaer: gözükmek
    • appaerance:
    • apple: elma
    • aproval:
    • approve: onaylamak
    • area: meydan
    • argue: tartışmak
    • arguement: münakaşa
    • arm: kol
    • army: ordu
    • around: etraf
    • arrange: planlamak
    • arrangement: düzenleme
    • arrival: geliş, varış
    • arrive: varmak, ulaşmak
    • art: sanat
    • article: makale
    • artificial: yapay
    • as: gibi
    • as opposed to: tersi anlamı
    • ashamed: utanmış
    • ask: sormak
    • asleep: uykuda
    • association: kurum, ilişki, çağrışım
    • at: de da
    • atom: atom
    • attack: saldırı
    • attempt: girişim
    • attend: uğraşmak
    • attention: dikkat
    • attitude: davranış
    • attract: cezbetmek
    • attractive: çekici
    • authority: uzman kimse
    • autumn: sonbahar
    • available: hazır, meşkul değil
    • average: avaraj
    • avoid: kaçınmak, sakınmak
    • awake: uyanık
    • away: uzağa
    • awkward: uygunsuz, zor
    • baby: bebek
    • back: geri
    • background: geri taraf
    • backward: geri kalmış
    • bad: kötü
    • bag: yatak
    • bake: fırında pişirmek
    • balance: ayar
    • ball: top
    • band: bando
    • bank: banka
    • bar: bar
    • base: üs,taban,kurmak,dayanmak
    • basic: kolay
    • basket: çöp kutusu
    • bath: banyo
    • battle: savaş
    • be: olmak
    • beach: sahil, pilaj
    • beak: gaga
    • beam: yaymak, gülümsemek,ışın
    • bean: fasulye
    • bear: ayı
    • beat: vurmak,karıştırmak,tempo
    • beautiful: güzel
    • beauty: güzellik
    • because: çünkü
    • become: dönüşmek
    • bed: yatak
    • beer: bira
    • before: önca
    • begin: başalamak
    • begining: başlangıç
    • behave: davranmak
    • behaviour: davranış
    • behind: arkasında, gerisinde
    • belief: inanç
    • believe: inanmak
    • bell: zil
    • belong: ait olmak
    • below: aşağıda, altında
    • belt: kemer
    • bend: eğmek, bükmek
    • beneath: altında
    • beside: yanına
    • best: en iyisi
    • better: daha iyi
    • between: arasında
    • beyond: ötede, ileride, - den sonra
    • bicycle: bisiklet
    • big: büyük
    • bill: hesap, kanun tasarısı
    • bird: kuş
    • birth: doğmak
    • bit: biraz, bir parça
    • bite: ısırmak
    • bitter: acı, üzücü
    • black: siyah
    • blade: bıçak
    • blame: sorumluluk, suçlu tutmak
    • blind: kör
    • block: blok
    • blood: kan
    • blow: üflemek
    • blue: mavi
    • board: tahta
    • boat: bot, sal
    • body: vücut
    • boil: yağ
    • bomb: bomba, patlamak
    • bone: kemik
    • book: kitap
    • boot: bot, tekmelemek
    • border: sınır
    • bored: sıkılmış
    • boring: sıkıcı
    • born: doğmuş
    • borrow: ödünç almak
    • both: ikiside
    • bottle: şişe
    • bottom: kıç
    • bowl: kase, tas
    • box: kutu
    • boy: erkek çocuk
    • brain: beyin
    • branch: şube, dal
    • brave: cesur
    • bread: ekmek
    • break: ara, mola, tenefüs
    • breakfast: kahvaltı
    • breast: meme
    • breath: nefes
    • breathe: nefes almak
    • breed: üretmek, beslemek
    • brick: tuğla
    • bridge: köprü
    • bright: parlak
    • bring: getirmek
    • broad: geniş
    • broadcast: radyo yayını
    • brother: erkek kardeş
    • brown: kahverengi
    • brush: fırçalamak
    • build: inşa etmek
    • building: bina
    • bullet: mermi
    • burn: yanmak
    • brust: vahşi
    • bury: gömmek
    • bus: otobüs
    • bush: çalı
    • business: mühendis
    • busy: meşgul
    • but: ama
    • butter: tereyağı
    • button: buton, düğme
    • buy: satın almak
    • by: ile,-e kadar yakınında
    • cake: kek
    • calculate: heaplamak
    • call: çağırmak, seslenmek
    • calm: sakin olmak
    • camera: fotğraf makinası
    • camp: kamp kurmak
    • can: e bilmek
    • cap: kep
    • capital: başkent
    • car: araba
    • card: kart
    • care: bakım, umursamak
    • careful: dikkatli
    • careless: dikkatsiz
    • carrige: havuç
    • carry: taşımak
    • case: kutu,durum
    • castle: kale
    • cat: kedi
    • catch: yakalamak
    • catlle: sığır
    • cause: neden olmak
    • ceiling: tavan
    • celebrate: bayram
    • cell: satmak
    • central: merkezi
    • centre: merkez
    • century: yüzyıl
    • ceremony: tören
    • certain: kesin
    • chain: zincir
    • chair: sandalye
    • chance: şans, fırsat
    • change: değiştirmek
    • character: karakter
    • charge: şarj etmek
    • chase: kovalamak
    • cheap: ucuz
    • cheat: kopya çekmek,aldatmak
    • check: kontrol etmek
    • cheek: yanak
    • cheerful: neşeli
    • cheese: peynir

    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Eş Sesli Kelimeler Ve Anlamları
  3. Bulgarca Kelimeler Okunuşları ve Anlamları, Bulgarca Kelimeler Okunuşları , Bulgarca Kelim
  4. Arapça Kelimeler ve Türkçe Karşılıkları, Arapça Kelimeler ve anlamları
  5. Bu kelimeleri biliyor musunuz, Türkçe'mizdeki İlginç Kelimeler, Türkçemizdeki Farklı Kelim
  6. İngilizcede En Fazla Kullanılan Kelimeler Listesi,İngilizcede En Çok Kullanlan Kelimeler n
  7. Paylaş Facebook Twitter Google






  8. Sponsorlu Bağlantılar




    • chemical: tıbbi
    • chemistry: kimya
    • cheque: çek
    • chest: göğüs
    • chicken: tavuk
    • chief: şef
    • child: çocuk
    • children: çocuklar
    • chin: çene
    • chocolate: çikolata
    • choice: seçim
    • choose: seçmek
    • church: kilise
    • cigarette: sigara
    • cinema: cinema
    • circle: daire
    • circular: dairesel
    • citizen: vatandaş
    • city: şehir
    • claim: iddia etmek, talep etmek
    • class: sınıf
    • clay: kil
    • clean: temiz
    • clear: temizlemek
    • clever: akıllı
    • cliff: tepe
    • climb: tırmanmak
    • clock: saat
    • close: kapalı
    • cloth: örtü, kılıf
    • clothes: elbise
    • clothing: giyecek
    • cloud: bulut
    • clup: klup
    • coal: kömür
    • coast: sahil, yokuş aşağı kaymak
    • coat: kot
    • coffee: kahve
    • coin: katılmak
    • cold: soğuk
    • collar: yaka, tasma
    • collect: toplamak
    • college: kolej
    • colour: renk
    • comb: tarak
    • combination: bileşim
    • combine: birleştirmek
    • come: gelmek
    • comfort: konfor
    • comfortable: konforlu
    • command: emretmek, komuta
    • committee: komite
    • common: olağan, genel, müşterek
    • communicate: haberleşmek
    • communication: iletişim
    • company: kampanya
    • compare: karşılaştırmak
    • comparison: karşılaştırmak
    • compete: rekabet etmek
    • competition: yarışma
    • competitor: rakip
    • complain: şikayet etmek
    • complaint: şikayet
    • complete: tam, bitirmek
    • completely: tamamen
    • complicated: anlaşılması güç
    • compound: bileşim
    • computer: bilgisayar
    • concern: kaygılanmak, ilgilendirmek
    • concerning: ilişkin
    • concert: konser
    • condition: koşullandırmak
    • confidence: güven
    • confident: kendinden emin
    • confuse: karıştırmak
    • confusing:
    • connect: bağlanmak
    • connection: bağlantı
    • conscious: bilinçli
    • consider: iyice düşünmek
    • consist: ibaret olmak
    • contain: içermek
    • container: içerik
    • continue: devam etmek
    • continuous: sürekli
    • contract: kontrat
    • control: kontrol etmek
    • conversation: konuşma
    • cook: yemek pişirmek
    • copy: kopya etmek
    • corn: mısır
    • corner: köşe
    • correct: doğru
    • cost: fiyat
    • cotton: pamuk
    • cough: öksürmek
    • could: e bildi
    • council: konsey
    • count: saymak
    • country: ülke
    • countryside: kırsal bölge
    • courage: cesaret
    • course: kurs
    • court: kart
    • cover: örtmek
    • cow: inek
    • i l a ç (yasak Kelime!): kırmak, çatlak
    • crash: çarpmak, çarpışma
    • crazy: çılgın
    • cream: krema
    • creature: yaratık
    • crime: suç
    • criminal: suçlu
    • criticism: eleştiri
    • criticize: timsah
    • crop: ürün
    • cross: karşıda
    • crowd: kalabalık
    • cruel: zalim
    • crush: ezmek
    • cry: ağlamak
    • cup: kupa
    • cupboard: dolap
    • cure: iyileştirmek
    • curl: büklüm
    • current: geçerli
    • curtain: kesin
    • curve: eğri
    • custom: alışkan
    • customer: müşteri
    • cut: kesmek
    • cycle: çevrim

    • daily: günlük
    • damage: zarar
    • dance: dans etmek
    • danger: tehlike
    • dangerous: tehlikeli
    • dark: koyu
    • date: tarih, randevu
    • daughter: kız çocuk
    • day: gün
    • dead: ölü
    • deal: mukavele
    • deal with: uğraşmak
    • death: ölüm
    • dept: derinlik
    • decay: çürümek
    • deceive: aldatmak
    • decide: karar vermek
    • decision: karar
    • decorate: dekore etmek
    • decoration: dekorasyon
    • decrease: azaltmak
    • deep: derin
    • defeat: yenmek, yenilgi
    • defence: savunma
    • defend: savunmak
    • definite: kesin
    • definitely: kesinlikle
    • degree: derece
    • delay: ertelemek, gecikme
    • deliberate: kasti
    • deliberately: kastice
    • delicate: narin
    • deliver: dağıtmak
    • demand: istemek
    • department: bölüm
    • depend: e bağlı olmak
    • dependent: bağımlı olmak
    • depth: derinlik
    • describe: tanımlamak
    • description: tanımlanmış
    • desert: çöl
    • deserve: hak etmek
    • design: dizayn
    • desirable: arzu edilen
    • desire: arzu etmek
    • desk: sıra
    • destroy: patlamak
    • destruction: yıkım
    • detail: detay
    • determination: azim
    • determined: azimli
    • develop: gelişmek
    • dictionary: sözlük
    • die: ölmek
    • difference: farklılık
    • different: farklı
    • difficult: zor
    • difficultly: zorca
    • dig: kazmak
    dinner: akşam yemeği
    • direct: yönetmek
    • direction: talimat
    • dirt: kir
    • dirty: kirli
    • disappoint: umudunu kırmak
    • disappointing: hayal kırıcı
    • discover: keşfetmek
    • discovery: keşif
    • discuss: tartışmak
    • discussion: tartışma
    • disase: felaket
    • dish: çanak
    • dismis: işten çıkarmak
    • distance: mesafe
    • distant: uzakta
    • divide: bölmek
    • do: yapmak
    • dollar: dolar
    • door: kapı
    • double: çift
    • doubt: nokta
    • down: aşağı
    • draw: çizmek
    • drawer: çizici
    • dream: rüya
    • dress: sıra
    • drink: içmek
    • drive: sürmek
    • drop: düşürmek
    • drug: eczane
    • drum: davul



  9. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
  10. • drunk: sarhoş
    • dry: ıslak
    • duck: ördek
    • dull: sıkıcı, hafif
    • during: boyunca
    • dust: toz
    • duty: nöbetçi
    • each: her
    • eager: istekli
    • ear: kulak
    • early: erken
    • earn: öğrenmek
    • earth: dünya
    • east: doğu
    • eastern: doğuya ait
    • easy: kolay
    • eat: yemek
    • economic: ekonomik
    • edge: kenar
    • educate: eğitmek
    • educated: eğitimli
    • education: eğitim
    • effect: etkilemek
    • effective: etkili
    • effort: efor harcamak
    • egg: yumurta
    • eight: sekiz
    • either: her iki, ya
    • elbow: dirsek
    • elect: seçmek
    • elction: seçili
    • electric: elektrikli
    • electricity: elektrik
    • electronic: elektronik
    • else: başka
    • embarrass: rahatsız etmek
    • embarrassing: rahatsız edici
    • emotion: his, duygu
    • emphasize: vurgulamak
    • employ: işçi çalıştımak
    • employer: iş veren
    • employment: işçi
    • empty: boş
    • enclose: etrafını çevirmek
    • encourage: cesaretlendirmek
    • end: son
    • enemy: düşman
    • energy: enerji
    • engine: motor
    • engineer: iş adamı
    • enjoy: eğlenmek
    • enjoyable: eğlenceli
    • enjoyment: eğlence
    • enough: yeterli
    • enter: giriş
    • entertain: eğlenceli
    • entertainment: eğlence
    • entrance: enterans
    • envelope: zarf
    • environment: çevre
    • equal: eşit
    • equioment: malzeme
    • escape: kaçmak
    • even: hatta, bile
    • evening: akşam
    • event: olay
    • ever: hiç, herhangi bir zaman
    • every: her
    • everyone: herbiri
    • everything: herşey
    • everywhere: heryer
    • evil: günahkar, kötü
    • exact: kesin
    • exactly: kesinlikle
    • examination: sınav
    • examine: incelemek
    • example: örnek
    • excellent: mükemmel
    • except: hariç
    • exchange: değişim
    • excite: tahrik etmek
    • exciting: ilginç
    • excuse: affetmek, özür
    • exercise: egzersiz
    • exist: var olmak
    • existance: var oluş
    • expect: ummak
    • expensive: pahalı
    • experience: deneyim, maruz kalmak
    • explain: açıklamak
    • explanation: açıklama
    • explode: patlamak
    • explosion: patlama
    • explosive: patlayıcı
    • express: hızlı, açık, kesin, ifade
    • expression: ifade
    • extreme: aşırı
    • exteremly: aşırıca
    • eye: göz
    • face: yüz, surat
    • fact: gerçek
    • factory: fabrika
    • fail: başaramamak
    • failure: başarısızlık
    • fair: dürüst
    • fairly: dürüstçe
    • faith: güven
    • faithful: güvenli
    • fall: düşmek
    • false: yanlış
    • familiar: aşina
    • family: aile
    • famous: ünlü
    • far: uzak
    • farm: çiftlik
    • farmer: çiftçi
    • fashion: moda
    • fashionable: modern
    • fast: hızlı
    • fasten: bağlamak
    • fat: kilolu
    • father: baba
    • fault: faul
    • favourable: olumlu
    • favorite: favori
    • fear: korku
    • feather: tüy
    • feature: özellik
    • feed: beslemek
    • feel: hissetmek
    • feeling: his
    • female: kız
    • fence: parmaklık
    • fever: ateş
    • few: az
    • field: tarla
    • fifth: ellinci
    • fight: kavga, dövüş
    • figure: figür
    • fill: doldurmak
    • film: film
    • final: sonuç, final
    • finally: sonuçta
    • financial: finansal
    • find: bulamk
    • find out: öğrenmek
    • fine: iyi
    • finger: parmak
    • finish: bitiş
    • fire: yangın, ateş
    • firm: sabit, şirket
    • first: ilk
    • fish: balık
    • fit: sağlık
    • five: beş
    • fix: onarmak, sabitleştirmek
    • flag: bayrak
    • flame: alev, ateş
    • flash: flaş, ani parlak ışık
    • flat: kat
    • flesh: insan veya hayvan eti
    • flight: uçuş
    • float: su üstünde durmak
    • food: yiyecek
    • floor: yer
    • flour: un
    • flow: akmak
    • flower: çiçek
    • fly: uçmak
    • fold: kıvrım, katlanmak
    • follow: takip etmek
    • fond: düşkün
    • foot: ayak
    • football: futbol topu
    • for: için
    • force: güç
    • foreign: yabancı
    • foreigner: yabancılık çekmek
    • forest: orman
    • forget: unutmak
    • forgive: affetmek
    • fork: çatal
    • form: form
    • formal: resmi
    • former: önceki
    • fortunate: talihli
    • forward: ileri
    • four: dört
    • frame: çerçeve
    • free: serbest,özgür,hür
    • freedoom: özgürlük
    • freeze: buz dolabı
    • frequent: sık
    • fresh: tazı
    • friend: arkadaş
    • friendly: arkadaşça
    • frighten: korkunç
    • frightening: korkutucu
    • from: dan den
    • full: tam
    • fun: eğlence
    • funeral: cenaze töreni
    • funny: eğlenceli
    • fur: kürk
    • furtiture: öfke
    • further: daha uzağa
    • future: gelecek
    • gain: kazanmak
    • game: oyun
    • garage: garaj
    • garden: bahçe
    • gas: gaz
    • gate: kapı
    • gather: toplanmak
    • general: general
    • generally : genellikle
    • generous: cömert
    • gentle: nazik
    • gentlement: baylar
    • get: sahip olmak, işitmek, olmak
    • gift: hediye
    • girl: kız
    • give: vermek
    • glad: memnun olmak
    • glass: bardak
    • glue: yapıştırmak
    • go: gitmek
    • goat: keçi
    • god: tanrı
    • gold: altın
    • good: güzel
    • goodbye: hoşça kal
    • goods: mal, eşya
    • govern: hükümet etmek
    • government: hükümet
    • graceful: zarif
    • gradual: kademeli
    • garin: gösterişli
    • gram: dil bilgisi
    • garmmer: gramer
    • grand: büyük
    • grandfather: büyükbaba
    • grandmother: büyükanne
    • grandparent: büyük aile
    • grass: çim
    • grateful: minnettar
    • grave: mezar, ciddi
    • great: büyük
    • green: yeşil
    • greet: güzel
    • greeting: selamlama
    • grey: gri
    • ground: bahçe
    • group: grup
    • grow: yetişmek, büyümek
    • growth: büyüme
    • guard: korumak
    • guess: tahmin etmek
    • guest: konuk
    • guide: kılavuzluk etmek, rehber
    • guilty: suçlu
    • gun: silah
    • habit: huy, alışkanlık
    • hair: saç
    • half: yarı
    • hall: salon, koridor
    • hammer: çekiç
    • hand: el
    • handle: kol, elle kullanmak
    • hang: sarkmak
    • happen: oluşmak
    • happy: mutlu
    • hard: zor
    • hardly: zorca
    • harm: zarar
    • harmful: zararlı
    • hat: şapka
    • hate: nefret etmek
    • hatred: nefret
    • have: sahip olmak
    • he: o (erkek için)
    • head: kafa
    • health: sağlık
    • healthy: sağlık
    • hear: duymak
    • heart: kalp
    • heat: ısı
    • heaven: cennet
    • heavy: ağır
    • heel: topuk
    • height: yükseklik
    • hello: merhaba
    • help: yardım etmek
    • helpful: yardım sever
    • herself: kendisi (kız için)
    • here: bura
    • hide: tırmanmak
    • high: yüksek
    • hill: tepe
    • him: onu (erkek için)
    • himself: kendisi (erkek için)
    • his: onun (erkek için)
    • historical: tarihsel
    • history: tarih
    • hit: vurmak
    • hold: kilitlemek, tutmak
    • hole: delik
    • holiday: tatil
    • hollow: delik
    • holy: kutsal
    • home: ev
    • honest: dürüst
    • honour: onur
    • hook: çengel
    • hope: ümit etmek
    • hopeful: ümitli
    • horn: korna
    • horse: at
    • hospital: hastane
    • hot: sıcak
    • hotel: otel
    • hour: saat
    • house: ev
    • how: nasıl
    • human: insan
    • humorous: nükteli
    • humour: espri, mizah
    • hundred: bin
    • hungry: aç
    • hunt: avlamak
    • hurry: acele etmek
    • hurt: acı
    • husband: koca
    • ice: buz
    - iceberg : buzdağı
    • idea: düşünce,fikir
    • if: eğer
    • ignore: önem vermemek
    • ill: hastalık
    • illegal: yasa dışı, kanunsuz
    • illness: hastalık
    • image: imaj, görüntü
    • imaginary: hayali
    • imagination: hayal
    • imagine: hayal etmek
    • immediately: hemen
    • importence: ithalatçı
    • important: önemli
    • impressive: etkileyici
    • improve: gelişmek
    • improvement: gelişme
    • in: içinde
    • include: içine almak
    • including: dahil
    • income: gelir
    • increase: yükselmek
    • independent: özgürlük
    • indoor: binanın içinde
    • industrial: endüstriyel
    • industry: endüstri
    • infect: bulaştırmak
    • infection: bulaşma
    • infectious: bulaşıcı
    • influence: etkilemek
    • inform: bilgi vermek
    • information: bilgi
    • injure: incitmek
    • injury: incinmiş
    • ink: mürekkep
    • inner: dahil,
    • insect: böcek
    • inside: içine
    • instead: nın yerine
    • institution: kurum
    • instruction: talimat
    • instrument: enstrüman
    • insult: hakaret etmek
    • insulting: sigorta
    • insurance: sigorta
    • insure: sigorta ettirmek
    • intelligence: akıl, zeka
    • intelligent: akıllı
    • intend: niyet etmek
    • intention: niyet, maksat
    • interest: ilgilendirmek
    • interesting: ilginç
    • international: uluslar arası
    • interrupt: sözünü kesmek
    • into: içine
    • introduce: tanıştırmak
    • introduction: başlangıç
    • invent: icat etmek
    • invitation: icat
    • invite: davet etmek
    • involve: gerektirmek
    • inwards: kızgın, öfkeli
    • iron: metal
    • island: ada
    • it: o (cansız)
    • its: onun
    • jaw: çene
    • jewel: mücevher
    • jewelery: kuyumcu
    • jop: iş
    • join: katılmak
    • joint: ortak
    • joke: şaka yapmak
    • journey: yolculuk
    • judge: tenkit etmek
    • judgement: yargı, karar
    • juice: meyve suyu
    • jump: zıplamak
    • just: sadece
    • justice: adalet
    • keep: saklamak,tutmak,işletmek
    • keen: istekli
    • key: anahtar
    • klick: beceri,hüner
    • kill: öldürmek
    • kilo: kilo
    • kilogram: kilogram
    • kilometre: kilometre
    • kind: tür
    • king: kral
    • kiss: öpmek
    • kitchen: mutfak
    • knee: diz
    • kneel: diz çökmek
    • knife: bıçak
    • knock: vurmak
    • knot: düğümlemek
    • know: bilmek
    • knowledge: bilgi
    • lack: yoksulluk
    • lady: bayan
    • lake: göl
    • lamb: lamba
    • lamp: kuzu
    • land: kara
    • language: dil
    • large: geniş
    • lately: son zamanlarda
    • laugh: gülmek
    • laughter: gülünç
    • law: yasa
    • lawyer: avukat
    • lay: yumurtlamak
    • layer: tabaka
    • lazy: ******
    • lead: kılavuzluk etmek,baş rol
    • leaf: yaprak
    • lean: yaslanmak,dayanmak
    • learn: öğrenmek
    • least: l
    • leather: liste
    • leave: ayrılmak
    • left: sol
    • leg: bacak
    • legal: yasal
    • lend: borç vermek
    • lesson: ders
    • let: izin vernek
    • let go of:
    • letter: harf
    • level: bölüm
    • library: kütüphane
    • lid: kapak
    • lie: yalan söylemek, yatmak
    • lie down: uzanmak
    • life: yaşam
    • lift: kaldırmak
    • light: hafif, ışık
    • like: hoşlanmak
    • likely: olası
    • limit: limit
    • line: çizgi
    • lion: kaplan
    • lip: dudak
    • liquid: sıvı
    • list: liste
    • listen: dinlemek
    • literature: edebiyat
    • litre: litre
    • little: orta
    • live: yaşamak
    • load: yüklemek
    • local: yerli
    • lock: kilitlemek
    • lonely: yalnız
    • long: uzun
    • look: bakmak
    • look after: e bakmak
    • look for: aramak
    • look sth up:
    • loose: ayrılmak
    • lord: efendi
    • lose: kaybetmek
    • loss: zarar
    • lot: hisse, çok
    • loud: yüksek ses
    • love: sevgi
    • low: alçak
    • lower: azaltmak
    • loyal: sadık
    • loyalty: sadakat
    • luck: şans
    • lucky: şanslı
    • lung: akciğer


 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri