Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Osmanlı Tarihi OSMANLI DEVLETİ:1299–1923 Osmanlı Devleti XVI. asrın başlarında Selçuklu-Bizans hudutlarında ortaya çıkan küçük bir beylikti. Bu küçük beylik kuruluşundan kısa bir müddet sonra büyüyerek

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Osmanlı Tarihi

    Sponsorlu Bağlantılar




    Osmanlı Tarihi
    OSMANLI DEVLETİ:1299–1923

    Osmanlı Devleti XVI. asrın başlarında Selçuklu-Bizans hudutlarında ortaya çıkan küçük bir beylikti. Bu küçük beylik kuruluşundan kısa bir müddet sonra büyüyerek tarihin akışını değiştirecek derecede kudretli bir devlet haline geldi. Yeni bir din ve kültürün taşıyıcısı olarak bölgeye kuvvetli ve silinemeyecek bir İslam-Türk damgası vurmasının sebepleri üzerinde hala münakaşalar devam etmektedir. Tarihçiler, bunu henüz tam izah edilememiş bir mesele olarak görmektedirler.

    Bir beylik olarak ortaya çıkışından itibaren bünyesi ve şartların gerektirdiği değişiklikleri yapmaktan çekinmeyen Osmanlı Devleti sağlam temeller üzerine bina edip geliştirdiği ve kemal mertebesine ulaştırdığı müesseseleri vasıtasıyla uzunca bir hükümranlık dönemi geçirme imkânını buldu. Çok geniş bir coğrafya üzerinde hâkimiyetini kuran Osmanlı Devleti farklı ırk, din, dil, örf ve adetlere sahip toplulukları asırlarca adilane bir şekilde idare etmişti. Ulaşım bakımından günümüz şartları ile mukayese edilemeyecek derecede imkânsızlıklar içinde bulunan o asırların dünyasında, bunca farklı düşünce ve yapıdaki toplulukları cebir ve tazyik kullanmadan idare etmek ve tebeasına (vatandaşına) normal bir hayat seviyesi kazandırmaya çalışmak, sadece basit bir idare anlayışının sonucu olmasa gerekir.

    Bu sebeple biz, bu devletin siyasi ve askeri grafiğinin yanında sosyal, ekonomik, hukuki, dini, bedii, kültürel ve etnik şart ile nizamlarının seyrini takip etmeyi de hedefledik. Böylece bu devlete ruh ve hayat veren sırları keşfetmeye yönelik bir çalışmayı gerçekleştirdiğimize inanıyoruz.

    Günümüzde, sosyal, ekonomik ve hatta dini çatışmaları ile siyasi istikrarsızlık merkezi durumuna gelen bir coğrafyanın, Osmanlı idaresi altında uzun süre barış ve huzur içinde yaşadığı düşünülecek olursa, Osmanlı Devleti tarihinin, gerek dünya, gerekse İslam tarihi bakımından sahip olduğu yerin önemi, daha iyi anlaşılmış olur. Nitekim tarihin, gerçekleri konuşan dudağı şahittir ki zaman sisleri arasında, kaybolan mazi miraslarını geri alıp dört başı mamur bir Müslüman-Türk Devleti kurarak, onu tarihi hassa ve misyonu ile yaşatmak kudretini yalnız Osmanlılar gösterebilmiştir denebilir.

    Kuruluşundan itibaren Müslüman bir topluma istinad eden bünyesi ile şer’i hukuku, hem ameli, hem de nazari bir şekilde uygulanan Osmanlı Devleti, bu anlayışını devletin bütün sistem ve organlarında devam ettiriyordu. Çünkü “bu devlette din asıl, devlet ise onun bir fer’i olarak görülmüştür.” Bu bakımdan, Osmanlı Devleti'nin bütün kurum ve kuruluşlarında, bu anlayışın hâkim rol oynaması normal karşılanmalıdır. Bu sebepledir ki Osmanlılar, Balkanlarda idarelerine aldıkları yerli unsurların din ve vicdan hürriyetine müdahale etmediler.

    Gerçekten Osmanlılar, din ve vicdan hürriyetini temel taşı kabul eden sosyal ve ekonomik haklara saygı gösteren bir anlayışla idareleri altına giren kavimleri, yumuşak ve eşitliğe dayanan adaletli prensipler ile yönetiyorlardı. Onlar, bundan farklı bir şekilde de davranamazlardı. Zira mensubu bulundukları din (İslam), onların başka türlü davranmalarına ve idarelerindeki insanlara farklı muamelelerde bulunmalarına izin vermiyordu. İslam, Müslümanların, fethettiği topraklarda yaşayan kimselerin zorla dine girmelerine müsaade etmez. O, herkesi inanç ve fikrinde serbest bırakır. Hak ile batılın neler, inançlar arasındaki orta ve doğru yolun hangisi olduğunu bildirmekle yetinir.


    Araştırmamızda, günümüz okuyucusunun rahatça anlayabileceği bir dil ve üslup kullanmakla birlikte, eski bir kültür birikimini günümüze taşıyabilmek için, zaman zaman dönemin kaynaklarının diline müracaat ettik.

    Bilindiği gibi tarihi gerçekler, vakti geçmiş ve vazifesi tamamlanmış olaylar birikimi değildir. Aksine, geleceğin temellerini teşkil ettiği için, toplum olarak büyük bir dikkat ve şuurlu bir tecessüsle üzerinde durmamız gereken gerçeklerdir. “Zira istikbalin kulağına söylenecek söz, gözüne gösterilecek istikamet, vadesini tamamlamış bu tarih hazinesinin derinliklerinde saklıdır.”

    Hala, maddi ve manevi mirasından yararlandığımız Osmanlı gibi büyük bir devletin tarihini araştırıp yazmak, zannedildiği kadar kolay değildir. Çünkü burada, sadece Osmanlının değil, döneminde kendi idaresi altında yaşamış veya onunla kader birliği etmiş veyahut kara ve denizlerde onunla göğüs göğüse harb etmiş devletlerin kaynaklarını da incelemek gerekir. Bunun için eserimizde, geleceğe ışık tutacak şekilde sağlam bir bilgiyi aktarabilmek gayesiyle imkân ölçüsünde yerli ve yabancı kaynaklardan yararlandığımızı belirtmek isterim.

    Böyle bir çalışmanın, vücud bulup günyüzüne çıkmasına vesile olan Kayıhan Yayınları sahibi Merhum Burhaneddin Kayhan Bey'e ve çalışmalarıma sabırla tahammül edip bana destek olan muhterem eşim Gülnur Kazıcı'ya teşekkürü bir kadirşinaslık olarak telakki ediyorum.



    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Osmanlıda Kardeş Katili ve Gün Yüzü Görmeyen Şehzadeler, Osmanlı Padişahları, Osmanlılar D
  3. Osmanlı taslakları - 1877-1878 Osmanlı Meclis-i Mebusanı üyeleri - Osmanlı Meclis-i Mebusa
  4. Osmanlıda Gün Yüzü Görmeyen Şehzadeler, Osmanlı Dönemi Kara Bahtlı Şehzadeler, Osmanlı Dön
  5. Osmanlı'nın ilkleri osmanlı tarihi - osmanlı tarihindeki olaylar - osmanlıda ilkler - padi
  6. Osmanlı Öncesi İstanbul'da Su Tesisleri, Osmanlı Çeşmeleri, Güzellikleriyle büyüleyen Osma
  7. Paylaş Facebook Twitter Google


  8. Sponsorlu Bağlantılar

 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri