Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Kâbe'nin tarihi KÂBE TARİHİNE KISA BİR BAKIŞ Rivayetlere göre Kâbe , ilk olarak ALLAH 'ın emriyle melekler tarafından Mekke'nin ortasında bir yer olarak tayin edilmiştir.
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 10      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Kâbe'nin tarihi hakkında bilgi

    Sponsorlu Bağlantılar




    Kâbe'nin tarihi








    KÂBE TARİHİNE KISA BİR BAKIŞ

    Rivayetlere göre Kâbe, ilk olarak ALLAH'ın emriyle melekler tarafından
    Mekke'nin ortasında bir yer olarak tayin edilmiştir. Bu yerin, yedinci
    kat semada Beytü'l-Ma'mur olarak bilinen yerin tam hizasında olduğu
    ve meleklerin bu yerin etrafında ALLAH'ı zikrettikleri söylenir. Melekler
    burada bir bina inşa etmemiş lerdir , fakat o bölge ALLAH Tealâ'yı
    tesbih ve takdis ettikleri yer olmuştur. İnsanlar da Hz. Adem a.s.' dan
    bu yana orayı kutsal bilmiş, Kâbe'yi inşa etmiş ve kıble edinmişlerdir.
    Hac farizası sebebiyle de her yıl ziyaret eder, bereketlenirler.

    Kâbe, yeryüzünde kurulan ilk mesciddir . ALLAHu Tealâ buyuruyor:
    “İnsanlar için yeryüzünde kurulan ilk ev Mekke'de bulunan mübarek ve
    âlemler için bir hidayet kaynağı olan Kâbe'dir” ( Âl -i İmran, 96)
    Kâbe ismi Kur'an'da iki yerde geçer. Ancak yine Kur'an'da geçtiği
    üzere Beyt , Beytullah , Beytü'l -Haram, Mescidü'l -Haram gibi
    isimlerle de anılmıştır. Halk arasında daha çok Kâbe-i Muazzama
    adıyla bilinmektedir.

    Yeryüzünün ilk mescidi
    Hz. Adem a.s. yeryüzüne indiği zaman Rabbimiz ona, hem
    kendisi hem de zürriyeti için, yanında toplanıp af ve mağfiret
    dileyecekleri bir bina yapmasını emretti. Bu binanın yanında
    yapılacak ibadet ve taatlerin kabul edileceği vahyedildi .
    Bunun üzerine Hz. Adem a.s. Kâbe'yi inşa etti. Ancak Adem
    Aleyhisselam'ın yaptığı bu bina, günümüzdeki şekliyle olmayıp,
    sadece temelleri belli olacak şekilde örülmü ş, üstü açık
    bir vaziyette idi.

    Hz. Adem a.s. bundan sonra ALLAH Tealâ'nın kendisine
    emrettiği şekilde Kâbe'nin etrafında tavaf edip zikir yaptı ve
    namazını ona doğru kıldı.

    Bundan sonra Kâbe-i Muazzama, Hz. Adem'in oğlu Hz. Şit a.s.
    zamanında yeniden inşa derecesinde onarıldı ve Hz. İbrahim a.s.
    zamanına kadar da Şit Aleyhisselam'ın oğulları ve torunları
    tarafından bakılmaya ve onarılmaya devam edildi.

    Kâbe-i Muazzama'nın yapılışından günümüze kadar kaç defa yenilendiği
    hususunda farklı görüşler vardır. Ancak yaygın olan kanaate göre,
    Kâbe on defaya yakın yenilenmiş ve bu zaman zarfında da çok
    kere tadilat görmüştür.

    Nuh Tufanı'ndan sonra:

    Hz. Nuh a.s. zamanındaki tufandan sonra dünyanın bütün
    çehresi değişmiş, her yer çamur ve balçıkla kaplanmıştır.
    Dolayısıyla Kâbe de tahrib olmuştu. Mekke ve civarı kumsal
    bir yapıya sahip olduğu için İbrahim Aleyhisselam'ın tekrar inşa
    etmesine kadar da Kâbe'nin üzeri kumlarla kaplı kalmıştır.

    Bilindiği üzere İbrahim Aleyhisselam hanımı Hacer ve oğlu
    İsmail'i Hicaz'a, Mekke-i Mükerreme'ye götürmüştür. Harem-i Şerif'in
    bulunduğu bölgeye geldiklerinde Hacer annemize bugünkü zemzem
    kuyusunun bulunduğu yeri işaret ederek: “Ey Hacer ! Rabbim'in
    emri bu şekildedir; burada bir çardak kur ve bekle.” dedi. Hz. Hacer :
    “Eğer Rabbim'in emri böyleyse muhafaza edicilerin en hayırlısı O'dur.
    O bizi korur.” karşılığını vererek çocuğu ve kendisi için barınacakları
    bir yer hazırladı. Sonra Hz. İbrahim a.s ., hanımını ve oğlunu orada
    bırakarak ayrıldı.

    Aradan üç gün geçmiş ve Hz. Hacer'in yanındaki su da tükenmişti.
    Daha küçük bir çocuk olan İsmail a.s.' ın susuzluktan takatinin
    kesilip hareket edemez olduğunu gören Hacer validemiz su
    aramaya çıktı. Yakınındaki tepelere doğru koşmaya ba ş ladı .
    Arazi engebeli olduğundan oğlunu görememe endişesiyle
    büsbütün telaşlanmıştı. Bu sebeple oğlunu görebilmek için
    önce Safâ tepesine çıktı, oradan oğluna baktı, ardından tekrar
    vadiye indi. Su aradı fakat bulamadı. Bu sefer Merve tepesine
    çıktı, oğluna baktı. Bunu tam yedi sefer tekrarladı. Hacıların
    Safâ ile Merve arasından koşmaları o günün hatırasına bir
    sünnettir.

    Nihayet Cebrail a.s. ALLAH'ın emriyle inip İsmail a.s.' ın başucunda bir
    su çıkardı. İşte Kâbe'nin hemen yakınında bulunan ve Zemzem
    suyu olarak biline su budur.

    Zemzem suyunun çıkmasından kısa bir müddet sonra oradan
    geçmekte olan Yemen kavimlerinden Cürhümîler suyun
    varlığını fark ettiler. Gelip Hz. Hacer validemizden izin isteyerek
    burayı mesken edindiler.

    İbrahim a.s ., hanımını ve oğlunu sık sık ziyaret ederdi. Oğlu
    İsmail'in büyüyüp Cürhümî kavminin reislerinden birinin kızıyla
    evlenmesinden kısa bir süre sonra da Mekke'ye geldi. Bu ziyaretten
    kısa bir süre önce Hz. Hacer annemiz vefat etmişti.
    Hz. İbrahim a.s. ve Kâbe

    İbrahim a.s., Mekke'ye Rabbi'nden bir emirle geldi. ALLAH Tealâ,
    Hz. İbrahim'e insanların etrafında toplanıp birlikte ibadet
    edebilecekleri bir ev yapmasını emretmiş ve yerinin de Mekke'de
    Zemzem kuyusunun yakınında bir yer olduğunu bildirmişti.

    İbrahim a.s. durumu oğluna anlatınca, hemen tarif edilen yeri
    temel atmak üzere kazmaya başladılar. Kazdıkları yerden
    Hz. Adem ve Şit a.s.' ın yaptığı temeller ortaya çıktı. ALLAH Tealâ bu
    hususu şöyle beyan eder:

    “Bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Beytullah'ın temellerini
    yükseltiyor, (şöyle diyorlardı Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur;
    şüphesiz sen işitensin, bilensin.” (Bakara, 127)

    İbrahim a.s. Kâbe'yi inşa ederken, duvarlar yükseldikçe bir iskeleye
    ihtiyaç duydu. Bir taş bulup onun üzerine çıkarak duvar örmeye
    devam etti. Duvarlar yükseldikçe bu taş da yükseliyor, İbrahim a.s.
    inmek istediğinde de taş aşağı iniyordu. Bu taş şimdi hacılar
    tarafından Makam-ı İbrahim olarak bilinen yerde, demir bir kafesin
    içinde bulunmaktadır. Taşın üzerinde Hz. İbrahim a.s.' ın ayak izi
    bulunmaktadır.




    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Kabe Hakkında Kısa Bilgi
  3. Artvinin Tarihi Yerleri, Artvin İli Tarihi Yerleri, Artvinin Tarihi mekanları, Artvinde bu
  4. Aydının Tarihi Yerleri, Aydın ili Tarihi Yerleri ve tarihleri, Aydının Tarihi mekaları, Ay
  5. Medeniyetler tarihi, medeniyetler tarihi hakkında bilgiler, medeniyetler tarihi bölümleri,
  6. Kabe, Kabe Nedir, Kabe Hakkında
  7. Paylaş Facebook Twitter Google






  8. Sponsorlu Bağlantılar




    ALLAH Tealâ bu yer hakkında şöyle buyurur: “Biz Beyt'i (Kâbe'yi)
    insanlara bir toplanma mahalli ve güvenli bir yer kıldık. Siz de İbrahim'in
    makamında bir yer edinin (orada namaz kılın).” (Bakara, 125)

    Kâbe'nin inşası tamamlandıktan sonra İbrahim a.s. şöyle dua etti:
    “Ey rabbim! Burayı emin bir şehir yap, halkından ALLAH'a ve ahiret
    gününe inananları çeşitli meyvelerle besle.” (Bakara, 126)
    “Rabbimiz! Bizi sana boyun eğen kullarından eyle! Neslimizden de
    sana itaat eden bir ümmet çıkar. Bize ibadet usullerini göster;
    tevbelerimizi kabul et.” (Bakara, 128)

    Arap kavimler ve Kâbe

    Kâbe, Hz. İbrahim ve İsmail a.s.' dan sonra, Arapların en eski kavimleri
    arasında zikredilen Amâlika halkı tarafından da yenilendi.

    Amâlika kavmi o zaman Arap Yarımadası'nın en güçlü kavmi
    durumunda idiler. Taşkınlıklarıyla bilinirler. Öyle ki, tarih yahudilerin
    en çok onların elinden çektiğini yazar. Fakat Hz. İbrahim ve İsmail a.s.' ın
    Kâbe'ye gösterdikleri hürmeti bildiklerinden, menfaatleri gereği Kâbe'yi
    koruyup yenilemişlerdir.
    Amâlika kavminin toprakları içinde ayrıca Hz. İsmail a.s.' ın akrabalık
    bağı kurduğu Cürhümîler de bulunmaktaydı. Amâlika'dan sonra Kâbe ve
    etrafının hakimiyeti Cürhümîlerin eline geçti.

    Cürhümîler döneminde bir sel felaketi yaşandı ve sular Kâbe'nin
    içine girerek temellerine kadar toprağı eritti. Bunun üzerine Cürhümî
    krallarından Hars b. Mudad el-Asgar Kâbe'nin giriş yerine iki kanatlı bir
    kapı taktı ve kapısına kilit vurdu. Bununla amacı, en azından suların
    tazyikle Kâbe'nin içine kadar girerek tahribat yapmasını önlemekti.

    Hars b. Mudad'ın ölümünden sonra Cürhümîler de Amâlika kavmi
    gibi sapıttılar. Öyle ki Kâbe'nin ve o beldenin muhafızlığına hiç
    yakışmayan adetler çıkardılar. Onlar yüzünden Zemzem kuyusu
    dahi kurudu.

    Ortaya çıkan karışıklık üzerine Huzâaoğulları kabilesi Mekke'ye baskınlar
    düzenledi. Fazla dayanamayan Cürhümîler de Mekke-i Mükerreme'yi
    terk edip eski vatanları Yemen'e geri döndüler.

    Nebi s.a.v.'in dedeleri ve Hacer-i Esved

    Kâbe-i Muazzama bir defa da Peygamber Efendimiz s.a.v.'in
    dedelerinden olan Kusay b. Kilâb b. Mürre tarafından inşa
    derecesinde yenilenmi ştir. Kusay o zamana kadar çatısı olmayan
    Kâbe'nin üzerine kalaslar koydurmuş ve üzerini hasırlarla örtmüştür.
    Daha sonra Kâbe-i Muazzama'nın dört bir tarafını Kureyşliler'e taksim
    etmiş ve gücü yetenlerin Kâbe etrafında tavaf için bir miktar boşluk
    bırakmak şartıyla civara evler yapması emretmiştir. Böylelikle
    Harem-i Şerif civarı şehirleşmeye ba şlamıştır. Kusay'ın ölümünden
    sonra da Mekke'nin reisliğine yine Peygamber Efendimiz s.a.v.'in
    dedelerinden Abdimenaf geçmiştir.

    Kâbe, Peygamber Efendimiz s.a.v. doğmadan kısa bir müddet önce,
    dedesi Abdülmuttalib zamanında Ebrehe tarafından yıkılmak
    istenmiş, ancak Fil Suresi'nde de geçtiği üzere ALLAH Tealâ
    buna müsaade etmemiştir.

    Kâbe'nin bir sonraki inşası, Peygamber Efendimiz s.a.v.'e risalet
    verilmeden beş yıl önce vaki olmuştur. 605 yılında yapılan bu
    onarım çalışmasında Peygamber Efendimiz ve Amcası Abbas
    bizzat taş taşımışlardır. Kâbe'nin onarımı bitip de sıra Hacer-i Esved
    taşının yerine konmasına gelindiğinde, taşı kimin veya hangi kabile
    reisinin koyacağı hususunda tartışma çıktı. Bu durum birkaç gün
    devam etti. Sonunda Kureyş'in ileri gelenleri, bu duruma Araplar
    arasında adaleti ve dürüstlüğü ile bilinen hz. Muhammed (sav) s.a.v.'in
    karar vermesini istediler. O da Hacer-i Esved taşını bir yaygının
    üzerine koyarak, bu yaygının her bir ucunu dört büyük kabile
    reisleri olan, Utbe b. Rebîa , Zem'a , Ebû Huzeyfe b. Muğire ,
    Kays b. Adiy'in eline verdi. Hep birlikte taşın konacağı yüksekliğe
    kaldırıldıktan sonra Peygamber Efendimiz kendi elleriyle taşı
    yerine koydu.

    İslâm yönetimlerinde Kâbe

    Abdullah b. Zübeyr r.a ., Hz. Hüseyin r.a. şehit olduktan sonra Mekke
    ahalisini toplayıp, halifeliğini ilan etti ve biat istedi. Ancak bazı Emevi
    reisleri bunu kabullenmeyerek Mekke'yi muhasara altına aldılar.

    Bu muhasarada Mekke ve Kâbe büyük hasar gördü. Mancınıklarla
    atılan taşlar sebebiyle Kâbe duvarları neredeyse temellerine kadar yıkıldı.
    Muhasarayı yapan Husayn b. Numer'in kuşatma esnasında ölmesi üzerine
    askerler geri çekilip Şam'a geri döndüler.

    Kuşatmanın ardından Abdullah b. Zübeyr r.a. Mekke reislerini topladı ve
    Kâbe'yi İbrahim a.s.' ın temelleri üzerinde yeniden inşa ettiler.

    Bundan on sene sonra Mekke, Haccac b. Yusuf es- Sekafî komutasındaki
    ordu tarafından muhasara altına alındı. Mübarek belde mancınıklarla taşlandı.
    Abdullah b. Zübeyr r.a. şehit oldu. Atılan taşlarla Kâbe yine büyük hasara uğradı.

    Haccac , Mekke'ye girdikten sonra Kâbe'nin hasara uğradığını görmüş ve
    yıkılan yerlerini inşa ettirmi ştir. Haccac döneminden sonra İslâm alimlerince ,
    Kâbe'nin hükümdarların elinde adeta bir oyuncak olmaması için yeniden inşa
    derecesinde tamir edilmesine müsaade edilmemiştir.

    Fakat Osmanlı padişahlarından 4. Murad zamanında
    (yaklaşık milâdi 1629-1630 yıllarında) Mekke o güne kadar görülmemiş
    şiddette bir fırtınaya ve sel baskınına maruz kaldı. Sular Mescid -i Haram'a
    girerek Kâbe duvarlarının yarısına kadar çıktı. Ertesi gün ise akşama doğru
    kuzeybatı duvarı tamamen, kuzeydoğu duvarı kapıya kadar, güneybatı
    duvarı da kısmen yıkıldı.

    Bunun üzerine Mekke emiri Şerif Mes'ud b. İdris, Mekke ulemasını
    toplayıp ne yapılması gerektiği hususunda görüşlerini aldı. Kâbe'nin üzeri
    yeşil bir örtüyle örtülüp İstanbul'a haber verildi. Haber ulaşır ulaşmaz
    4. Murad , Mısır'dan Mimar Rıdvan Ağa ile Medine kadısı Mehmet Efendi'yi
    Kâbe'nin onarımını için görevlendirdi. 1631 senesine kadar süren onarım
    çalışmaları sırasında Hacer-i Esved taşının bulunduğu duvar hariç, diğer
    bütün duvarlar temellerine kadar taş taş söküldü ve yenileriyle değiştirilmeden
    tekrar bina edildi.

    Daha sonraki onarımlar son yüzyılda yapıldı. 1958 yılında Suudi hükümeti
    tarafından Kâbe'nin dam ve duvarlarında bulunan mermer kaplamalar değiştirildi.
    1982 yılında zemin mermerleri değiştirildi. 1996 yılında ise Kâbe'nin dış yüzündeki
    taşlar teker teker numaralandırılıp sökülmüş, temel ve zemin sağlamlaştırılıp
    akabinde yerine monte edilmiştir.

    Bundan sonra Kâbe'de ufak tefek onarımların haricinde önemli bir değişiklik
    olmadı. Ancak Kâbe'nin etrafını çevreleyen Harem-i Şerif bölümü önemli
    ölçüde değiştirildi.

    Bütün bu yaşananlarla birlikte, Kâbe hep kutsal bir mekân oldu. Burayı
    ALLAH için ziyaret edenler, salât ve zikirle tavaf edenler, bereketinden çokça
    istifade ettiler ve ediyorlar.

    Rasulullah s.a.v. Efendimiz buyuruyorlar: “Kişinin evinde kıldığı namazı bir
    namazdır, ama mahallesinin mescidinde kıldığı namazı yirmi beş namazdır.
    İçerisinde Cuma kılınan mescidde kıldığı namazı beş yüz namazdır. Mescid-i
    Aksa'da kıldığı namazı elli bin namazdır. Benim mescidimde kıldığı namazı da
    elli bin namazdır. Mescid-i Haram'da kıldığı namazı yüz bin namazdır.” (İbn-i Mace)

    Hac ibadetiniz ve Kurban bayramınız mübarek olsun, ALLAH kabul etsin.




  9. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri