Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Şefaat-i ya Resul allah , Cehennem azabından kurtulmak , şefaate nail olacak olanla , r ancak ölürken iman la ölen , günahkar olan mü’minlerdir Şefaat-i

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Şefaat-i ya Resulallah, Cehennem azabından kurtulmak, şefaate nail olacak olanla,r ancak ölürken imanla ölen, günahkar olan mü’minlerdir

    Sponsorlu Bağlantılar




    Şefaat-i ya Resulallah, Cehennem azabından kurtulmak, şefaate nail olacak olanla,r ancak ölürken imanla ölen, günahkar olan mü’minlerdir

    Şefaat-i ya Resulallah
    Cehennem azabından kurtulmak için şefaate nail olacak olanlar ancak ölürken imanla ölen ve günahkar olan mü’minlerdir.

    Şefaat, Allah-u Zülcelal’in insanlara olan ni’met ve rahmetlerinden biridir.

    Abdullah b. Ömer (Radıyallahu Anh) şöyle anlatır:

    Tebük savaşı senesi idi. Bir gece Resulullah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) kalktı, namaza durdu. Ashap toplanmışlar bekliyorlardı. Namazı kıldıktan sonra onlara döndü ve şunları konuştu:

    “Bu gece bana -benden önce hiçbir Peygambere verilmeyen- beş şey verildi:

    1- Benden önce her Peygamber belli bir kavme gönderildi. Ben ise bütün İnsanlara gönderildim.

    2- Allah düşmanlanımızın kalbine korku saldı. Bir aylık mesafede de olsalar bizden korkarlar.

    3- Düşmandan alınan ganimetler bize helal kılındı. Benden önce gelen milletler ganimeti yemekten çekinirler, düşmandan aldıkları ganimetleri toplar yakarlardı.

    4- Bütün yeryüzü bana mescit ve temiz kılındı. Namaz vakti nerede gelirse, su bulamazsam yeryüzünden teyemmüm eder, orada namazı kılarım. Benden öncekiler bundan çekinirlerdi. İbadetlerini sadece havralarda ve kiliselerde yaparlardı.

    5-Beşincisi nedir biliyor musunuz? Her Peygamber -dünyada- istedi. (Allah da istediklerini verdi) Ben ise isteğimi kıyamet gününe bıraktım. O da size ve kelime-i şehadet getiren herkese şefaatimdir.” (Tirmizi, İbn Mace)

    Ebu Akil oğlu Abdurrahman (Radıyallahu Anh) şöyle anlatmıştır:

    “Bir heyetle Resulullah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)'a gitmek üzere çıktım. Kapısına varınca develerimizi çökerttik.

    Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)'in yanına girerken dünyada en sevmediğimiz kimse o idi. Fakat yanından çıkarken (İslamla şereflendikten sonra) yanına gelenlerin içinde onu en çok seven biz olmuştuk. Bir ara bizden biri:

    “Ya Resulallah! Rabbinden Süleyman Peygamberin saltanatı gibi bir saltanat istemedin mi?” deyince güldü, daha sonra:

    “Umarım ki Peygamberinize verilen Allah katında Süleyman Peygamberin saltanatından daha üstündür. Allah gönderdiği her Peygamberin duasını kabul etti.

    Onlardan bir kısmı dünyada dua etti, istediği verildi. Bazıları iman etmeyen asi kavmine beddua etti, helak oldular, Allah benim de dileğimi kabul etti, ben ahirete bıraktım, Kıyamet günü Rabbim katında ümmetime şefaat edeceğim” (Taberani, Bezzar)

    Enes (Radıyallahu Anh)’den rivayetle Hz. Pey-gamber (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurdu:

    “Kıyamet gününde sırat köprüsünün başında durur, ümmetimin geçmesini beklerim. O sırada İsa (Aleyhis-selam) gelerek:

    “Ya Muhammed! İşte bütün Peygamberler sana ricaya geldiler. Allah'ın ümmetleri -amellerine göre- ayırıp dilediği yere göndermesini, onların mahşerin öldürücü sıkıntısından kurtarmasını istiyorlar.” der.

    O gün insanlar gırtlaklarına kadar tere gömülürler. Mü'minlere serin bir hava olurken kafirleri tamamen öldürücü sıkıntılar kaplar. Hz. İsa'ya:

    “Ya İsa! Ben gelinceye kadar bekle!” der giderim. Arşı Alâ'nın altına varınca hiç bir meleğin ve hiçbir Peygamberin görmediği şeylerle karşılaşırım. O sırada Allah Cebrail'e vahy ederek (emir vererek):

    “Git Muhammed'e: Başını secdeden kaldır. Dilediğini iste. İstediklerine şefaât et. Şefaatın kabul olunacaktır.” de buyurur.

    O zaman ümmetime şefaat ederim. Önce -şefaate hak kazananlardan- her doksan dokuz kişiden bir kişiyi kurtarırım. Rabbime yalvarmaya devam ederim. Hatta Rabbim bana:

    “Ümmetinden bir gün dahi gönülden “Lâ ilâhe illallah” deyip o imanla ölenleri dahi şefaatinle cennete koy!” deyinceye kadar yerimden kalkmam. (Ahmed b. Hanbel)

    Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh) şöyle anlatıyor:

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) ile birlikte olduğumuz bir ziyafette ona kızarmış bir kuzu kolu ikram edildi. Kol, kürek etini severdi. Ondan dişi ile bir parça kopardı, şunları söyledi:

    “Kıyamet gününde insanların efendisi benim. Neden böyle olacak biliyor musunuz? O gün Allah ilk ve son gelen bütün insanları bir alanda toplar. Bakan herkes onları görür. Her seslenen de sesini onlara duyurur. Güneş onlara iyice yaklaşır. O gün insanların keder ve sıkıntısı tahammül edilemeyecek kadar artar. O zaman insanlar birbirlerine şöyle seslenirler:

    -Ne hale geldiğinizi görüyor musunuz ne denli sıkıntılara düştünüz? Rabbinizin katında size şefaat edecek kimse göremiyor musunuz? Bunun üzerine birbirlerine:

    -Babanız Adem şefaat eder, derler. Hemen ona giderek:

    -Ey Adem! Sen bütün insanların babasısın. Allah seni kudret eli ile yarattı, sana ruhundan nefh etti (üfledi). Meleklere de sana secde etmelerini emretti. Sana secde ettiler. Seni cennete yerleştirdi. Bize şefaat ederek bizi bağışlaması için Allah'a niyaz etmez misin? Üzücü halimizi ve ne denli sıkıntıya düştüğümüzü görüyorsun.” derler.



    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Yeryüzünde Bulunan Her Canlı Yok Olacak Ancak Azamet Ve İkram Sahibi Rabb'inin Zatı Baki K
  3. İbadetsiz Günahkar Kimse Ölürken Kelime-i Şahedet Getirse Cennete gİdermi
  4. Pişmanlık yurdu Cehennem, Cehennem Hakkında Bilinmeyenler, Cehennem Azabı
  5. Şefaat Ya Resulallah Akrostiş Şiir Çalışması
  6. Cehennem Hakkında Merakı Olan?
  7. Paylaş Facebook Twitter Google






  8. Sponsorlu Bağlantılar




    Adem (Aleyhisselam) da onlara şöyle cevap verir:
    -Rabbim bugün öyle gazaplı ki, şimdiye kadar böylesine gazaplanmamıştır. Bundan sonra da böylesine gazaplanmaz. Bana yasak olan ağaca yaklaşmamamı emretti, dinlemedim. O’na asi oldum. Kendimi, kendimi kendimi düşünüyorum. Halim ne olacak? Benden başkasına gidin. Nuh Peygamber'e gidin.” Bunun üzerine Nuh (Aleyhisselam)'a giderek:

    -Ey Nuh! Sen yeryüzüne gönderilen ilk Resuldün. Allah seni, çok şükreden kul diye isimlendirdi. Halimizi, ne denli sıkıntıya düştüğümüzü görüyorsun. Rabbin katında bize şefaat etmez misin?” derler. O da:

    -Rabbim bu gün öyle gazaplı ki, şimdiye kadar böyle gazaplanmamıştır. Bundan sonra da böyle gazaplanmayacaktır. Benim kabul olacak bir duam vardı. Onu kavmim aleyhinde ettim. Kendi nefsimi, kendi nefsimi, kendi nefsimi düşünüyorum. Benden başkasına gidin. İbrahim'e gidin.” der.

    Bunun üzerine İbrahim (Aleyhisselam)'e giderek:

    -Sen Allah'ın Nebisi ve yeryüzü halkından O’nun tek dostusun. Rabbine niyaz ederek bize şefaat et. Bizim halimizi görüyorsun derler. O da şöyle der:

    -Rabbim şimdiye kadar gazaplanmadığı bir tarzda gazaplanmıştır. Bundan sonra da böylesine gazap-lanmaz. Ben üç kez yalan söyledim. Kendi halimi düşünüyorum. Benden başkasına gidin. Musa Peygam-ber'e gidin.” der. Onlar da Hz.Musa (Aleyhisselam)'ya giderek:

    -Ya Musa! Sen Allah'ın Resulüsün Allah seni kelamı ve Peygamberliği ile insanlara üstün kıldı. Rabbin katında bize şefaatçı ol. Halimizi görüyorsun derler. O da:

    -Rabbim öyle gazaplı ki, şimdiye kadar böyle gazaplanmamıştır. Bundan sonra da böyle gazaplan-mayacaktır. Ben, kendi akıbetimi düşünüyorum. Benden başkasına gidin. İsa'ya gidin.” der. Onlar da Hz.İsa (Aleyhisselam)'ya giderek:

    -Ya İsa! Sen Allah'ın Resulü, Meryem'e -babasız- lütfettiği kelimesi ve O'nun ruhusun. Seninle ölülere can verir. Mucize olarak, insanlara beşikte konuştun. Rabbine sözün geçer. Bize şefaat et. Halimizi görüyorsun.” derler. Bunları dinleyen Hz.İsa:

    -Rabbim bu gün öyle gazaplı ki, şimdiye kadar böyle gazaplanmamıştır. Bundan sonra da böyle gazaplanmaz.” dedi. Hiçbir günah işlediğini söyleme-den sözüne şöyle devam etti:

    -Kendi nefsimi, kendi nefsimi, kendi nefsimi düşünüyorum. Benden başkasına gidin. Muhammed (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)'e gidin

    Diğer Peygamberlerden ümidini kesen mahşer halkı Hz.Muhammed (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)'e giderek:

    “Ya Muhammed! Sen Allah'ın Resulü ve Peygamberlerin sonuncususun. Allah, geçmiş ve gelecek bütün günahlarını affetmiştir. Bizleri yarlığaması için Rabbine niyaz eyle, bizlere şefaat et. Ne halde olduğumuzu görüyorsun.” derler.

    Bunun üzerine aralarından ayrılır, arşı ala'nın altına giderek Rabbim için secdeye kapanırım. Ondan sonra Allah bana -kendisini- hamd-ü sena etmem için öyle tecelli eder ki, benden önce hiç kimseye öyle tecelli etmemiştir. Daha sonra:

    -Ya Muhammed! Başını kaldır. Dile, dilediğin verilecektir. Dilediğine şefaat et, şefaatin kabul olunacaktır.” denilir. O zaman başımı secdeden kaldırır:

    -Ya Rabbi! Ümmetimi, Ya Rabbi! Ümmetimi bağışla, derim. Bu münacatımın üzerine bana:

    -Ya Muhammed! Ümmetinden -asla hesaba çekilmeyecekleri cennet kapılarından sağ kapıdan cennete gönder. Onlar isterlerse herkes gibi diğer kapılardan da girebilirler.” denilir.

    Resul-ü Ekrem (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) bunları anlattıktan sonra şöyle buyurdu:

    “Kudret ve iradesi ile yaşadığım Allah'a yemin ederim ki, cennet kapılarının iki kanatlarının arası, Mekke ile Hacer arası kadardır. Yahut Mekke ile Busra arası kadardır.” (Buhari, Müslim)

    Şekıyle oğlu Abdullah der ki: Üç kişilik bir cemaatin yanına oturdum. Benimle dört kişi olduk. İçlerinden biri: Resulullah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle derken işittim, dedi:

    “Ümmetimden bir kişinin şefaatı ile Temim oğullarından daha çok kimseler cennete girecekler.” Biz:

    “Senden başka mı Ya Resulallah?” dedik. O da:

    “Benden başka!” buyurdu.

    Sen Resulullah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)'dan bunu işittin mi dedim. o da: “Evet” dedi. Yanımızdan kalkınca meclistekilere: “Bu adam kimdir?” dedim. “Ced'a oğlu -Yahut Ebu'l Ced'a oğlu” dediler. (İbn Hıbban, İbn Mace)

    Enes b. Malik (Radıyallahu Anh)'den rivayetle Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

    “Kıyamet gününde bir kişi mutlaka iki, üç kişiye şefâat eder.” (Bezzar)

    Ali b. Ebi Talib (Radıyallahu Anh)'den rivayetle Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

    “Ümmetimden o kadar çok kimselere şefaat ederim ki, Rabbim bana: “Razı oldun mu? Ya Muhammed!” diye seslenir. Ben de: “Evet Rabbim, razı oldum.” derim.” (Bezzar, Taberani)

    Enes (Radıyallahu Anh)'den rivayetle Hz. Peygam-ber (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

    “Şefaatim ümmetimden büyük günah işleyen-leredir.” (Ebu Davud, Bezzar, Taberani, İbn Hıbban, Beyhaki)

    Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyur-muştur:

    “Rabbin sana verecek ve sen hoşnud olacaksın.” (Duha; 5)

    Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyuruyor:

    “Kıyamet gününde bir adam bir sülaleye şefaat edecektir. Başka birisi bir kabileye, başka birisi bir adama, bir başkası da kendi ehline şefaat edecektir.” (Bezzar)



    Rabbim Peygamber Efendimiz a.s'ın şefaatine nail eylesin cümlemizi.




  9. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri