Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

11- Güneş Tutulması Güneş alamet olarak doğmadıkça Hz . Mehdi (as) çıkmayacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman , s. 33) Güneş'te oluşacak alamet
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 1      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Cevap: Hz İsa'nın Dönüş Alametleri Hz. İsa(as)'nın Dönüşünün Habercileri

    Sponsorlu Bağlantılar




    11- Güneş Tutulması

    Güneş alamet olarak doğmadıkça Hz
    . Mehdi (as) çıkmayacaktır.
    (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 33)

    Güneş'te oluşacak alamet, 20
    . yüzyılda yaşanan patlamanın yanısıra, geçtiğimiz yıllarda yaşanan büyük Güneş tutulmasına da işaret ediyor olabilir. 11 Ağustos 1999 tarihinde gerçekleşen Güneş tutulması 20. yüzyılın son tam Güneş tutulmasıdır. İlk kez bu kadar çok insan Güneş tutulmasını, hem de bu kadar uzun bir süre izleyebilmiş, inceleme fırsatı elde etmiştir. Bu tutulmada dikkat çeken bir nokta da Türkiye'nin de bu tam tutulmanın en iyi izlendiği ülkelerden birisi olmasıdır. Bartın'dan Silopi'ye kadar, yaklaşık olarak 12 şehir ve 100 ilçe tutulmayı gözleyebilmiştir. 11 Ağustos 1999 tarihinde gerçekleşen Güneş tutulması 20. yüzyılın son tam Güneş tutulmasıdır. Bu yüzyılın en büyük Güneş tutulması ise 22 Temmuz 2009 tarihinde meydana gelmiştir. 2009'da meydana gelen ve 6 dakika 39 saniye süren güneş tutulması, 11 Temmuz 1991'de Havai ve Güney Amerika'dan izlenebilen 6 dakika 53 saniyelik güneş tutulmasından sonraki en uzun güneş tutulmasıdır. Yapılan hesaplamalar 2132 yılına kadar bugünkünden daha uzun bir güneş tutulması olmayacağını göstermektedir.


    ( üst orta resim) Türkiye Gazetesi, 12 Ağustos 1999

    BBC News (17 Ağustos 1999): "Gündüz gece oldu"
    CNN.com (11 Ağustos 1999): "Milyonlar yüzyılın son tutulmasını seyrediyor"


    Bu kadar işaretin birarada ve çok kısa bir zaman dilimi içinde ardarda gerçekleşmiş olması elbette çok önemli birer gelişmedir
    . Bu işaretler Allah'ın inanan kullarına birer müjdesidir.

    Paylaş Facebook Twitter Google

  2. 12-Sistemlerin Değişmesi


    Zamanın inkitaa uğradığı (zamanın kesildiği) bir dönemde Hz
    . Mehdi (as) denen bir şahıs gelecek... (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 14)



    Bu hadiste Peygamber Efendimiz, Hz
    . Mehdi (as)'ın "zamanın kesildiği" yani birçok hadis yorumcusunun da ifade ettiği gibi "zamanın farklılaştığı", "sistemlerin değiştiği" bir dönemde geleceğini bildirmiştir. Bu hadiste işaret edilen "sistem değişikliği" ile kast edilenin, 20. yüzyılda dünyanın dört bir yanında hakim olan komünist rejimlerin yüzyılın sonlarına doğru yıkılması olması muhtemeldir.

    20
    . yüzyıla damgasını vuran kanlı savaşların ve katliamların en büyük nedenlerinden biri, materyalist felsefenin ürünü olan komünist ideolojinin hakimiyetidir. Bu ideoloji, Avrupa'dan Asya'ya, Güney Amerika'dan Afrika'ya kadar dünyanın büyük bölümünde etkili olmuş, birçok ülke on yıllar boyunca komünist rejimler tarafından yönetilmiş veya komünist örgütler tarafından hedef alınmıştır. 1990'lı yıllara kadar devam eden soğuk savaşın ve en acımasız katliamların nedeni komünizm olmuştur.

    Komünist rejimler diğer ülkelerle savaşarak ideolojilerini yaymaya çalışmanın yanında, kendi halklarına da büyük bir zulüm uygulamışlar, çok geniş kitleleri idamlar, toplu katliamlar, toplama kamplarındaki ağır koşullar ve kıtlıklar gibi yöntemlerle öldürmüşlerdir
    .


    1945'ten itibaren devam eden iki kutuplu dünya sistemi, SSCB'nin yıkılmasıyla ortadan kalktı
    . Bu, aynı zamanda yeni bir dünya düzeninin de başlangıcı sayılmaktaydı.
    (sağ üst portre) Stalin: 40 milyon insanın katili
    (sağ orta portre) En zalim katliamlara imza atan komünist lider Lenin
    (sağ alt portre) 60 milyona yakın insanın katili Mao


    Komünist rejimler, tarihçilerin hesaplamalarına göre, 20
    . yüzyıl boyunca 120 milyon insanın ölümüne neden olmuştur. Bunların çoğu, bir savaş sırasında cephede ölen askerler değil, komünist devletlerin kendi halklarının içinden öldürdükleri sivillerdir. On milyonlarca erkek, kadın, yaşlı, küçük çocuk, bebek, sadece komünist rejimlerin, katı ve vahşi özellikleri nedeniyle yaşamını yitirmiştir. Bunun dışında milyonlarca insan, komünistlerin zulmüne uğramış, bu yüzden göçe zorlanmış, ellerinden malları, tarlaları alınmış ve her an öldürülme, suçsuz yere tutuklanma veya zulüm görme korkusu altında yaşatılmışlardır.

    Ancak 20
    . yüzyılın sonlarına doğru, çok güçlü ve sarsılmaz sanılan bu ideolojiye sahip rejimler birer birer çökmeye, güç kaybetmeye başlamışlardır. Bu çöküşün en belirgin sembolü, 1989 yılında Berlin Duvarı'nın yıkılmasıdır. İki yıl sonra, dünyanın en büyük ve en güçlü komünist devleti olan Sovyetler Birliği yıkılmış ve Doğu Bloku tamamen parçalanmıştır. Afrika'dan Hindiçini'ne kadar uzanan bir coğrafyada farklı komünist rejimler birbiri ardına çökmüş, 1945'ten beri dünyanın sabit uluslararası sistemi olan "iki kutuplu dünya düzeni" ortadan kalkmış, siyasi yorumcuların deyimiyle yeni bir dünya düzeni kurulmuştur. Son derece şaşırtıcı bir şekilde sonuçlanan bu gelişmeyle, hadiste dikkat çekilen "sistem değişikliği" gerçekleşmiştir.

    Günümüzde ise, komünizmin son fikri ve siyasi kalıntıları da yok olmakta, dünya bu kanlı ideolojiden tamamen temizlenmektedir
    . İslam ahlakının dünyaya yayılması ile bu sistemlerin dünyanın dört bir yanına getirdiği zulüm, acı, karanlık ve yokluk yeryüzünden gerçek anlamda silinecek, insanlar güzelliğe, zenginliğe, refaha ve huzura kavuşacaklardır. Allah, zorlukların, karanlıkların, savaş, katliam ve acıların ardından, rahmetinin ve ihsanının bir tecellisi olarak insanlara eşsiz nimetler sunacaktır.


  3. 13- Tozlu Dumanlı Bir Fitne


    Tozlu dumanlı, karanlık bir fitne görülecek, bunu diğerleri takip edecek
    ...(Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 26)



    Bu hadiste ise, Hz
    . Mehdi (as)'ın çıkışından önce, tozlu ve dumanlı, karanlık bir fitnenin görüleceğinden söz edilmektedir. Fitne, "insanın akıl ve kalbini doğrudan doğruya hak ve hakikatten saptıracak şey, savaş, azdırma, karışıklık, ihtilaf, kavga" gibi anlamlara gelen bir kelimedir.* Hadiste bu fitnenin ardında toz ve duman bırakacağı belirtilir. Ayrıca bu fitnenin"karanlık" olarak nitelendirilmesi, nereden geldiği belli olmayan, umulmadık bir olay olduğuna işaret kabul edilebilir.

    Bu açılardan bakıldığında söz konusu hadisin, 11 Eylül 2001 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri'nin New York ve Washington şehirlerinde meydana gelen, dünya tarihinin en büyük terör olayı olarak nitelendirilen saldırıya işaret etmesi muhtemeldir
    . Televizyon ekranlarında ve gazetelerde de şahit olunduğu gibi, bu iki büyük terör olayının ardından büyük bir toz bulutu ve duman çevreyi sarıp kuşatmıştır.

    New York'ta Dünya Ticaret Merkezi'ne ve Washington'da Pentagon binasına çarpan uçakların yakıtlarının sebep olduğu patlamalar sonucunda büyük bir duman oluşmuş ve bu duman tüm şehirden ve hatta civar kentlerden görülebilecek kadar yükselmiş ve yayılmıştır
    . Patlamalar sonucunda çöken binalar ise, daha büyük bir toz bulutunun oluşmasına neden olmuş, hatta çevredeki insanların üzerleri tamamen bu tozla kaplanmıştır.

    Bu olay, hem dünya tarihinin en büyük terör saldırılarından biri olması, hem diğer alametlerle yakın dönemlerde vuku bulması ve ayrıca hadiste yapılan tarife benzer özellikler taşıması sebebiyle son derece önemlidir
    . Dolayısıyla binlerce masum insanın ölümüne ve yaralanmasına neden olan, insanlık tarihinin bu en elim terör olaylarından biri, hadiste haber verilen ve Hz. Mehdi (as)'ın çıkışının bir alameti olarak bildirilen "tozlu dumanlı, karanlık fitne" olabilir.


  4. 14-Yaygın Katliamların Meydana Gelmesi

    Hz. Mehdi (as)'dan önce, yaygın katliamların vuku bulacağı büyük bir fitne görülecektir.(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 37)



    Çok acıklı durumlar ve elim manzaralar görülür. Fitneler arka arkaya devam eder... Ana, baba, kız, erkek herkesi öldürür... Bunların arasında fitne, şiddet, helak ve kaçmalar olur. Ne zaman bitti denilir, gene de devam eder gider. (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 36)


    Peygamberimiz (sav)'in Hz. Mehdi (as)'ın gelişi ile ilgili bildirdiği hadislerin büyük bir kısmında, Hz. Mehdi (as) gelmeden önce dünyada karmaşa, güvensizlik ve huzursuzluğun hakim olacağı üzerinde durulmaktadır. Savaşlar ve çatışmaların yanı sıra, toplu katliamların yaşanacak olması da bu dönemin belirgin özellikleri arasındadır. Ayrıca hadiste katliamların yaygın olacağına, yani tüm dünya çapında yaşanacağına dikkat çekilmektedir.

    Geçtiğimiz yüzyılda iki büyük dünya savaşı yaşanmış ve sırf bu savaşlarda 65 milyon insan hayatını kaybetmiştir. 20. yüzyıl boyunca siyasi nedenlerle katledilen sivillerin sayısının 180 milyonu aştığı tahmin edilmektedir. Bu, daha önceki yüzyıllarla kıyaslandığında olağanüstü derecede yüksek bir rakamdır. Gerçekte 20. yüzyıla dek dünya üzerindeki savaşlar çoğu zaman bir cephe savaşı şeklinde yaşanır, yani belirli bir hat üzerinde savaşan ordular arasında geçerdi. Oysa 20. yüzyıldaki silah teknolojisi ve buna bağlı olarak geliştirilen askeri stratejiler, "topyekün savaş" kavramını ortaya çıkarmış, savaşlar sadece cephedeki askerleri değil, cephe gerisindeki sivilleri de büyük ölçüde hedef almıştır. Şehirlerin bombalanması, kimyasal, biyolojik veya nükleer silahlar, soykırım, toplama kampları gibi kavramlar, ilk kez 20. yüzyılda ortaya çıkmıştır.



    (sol) 1945'te Nazilerin ölüm kamplarından birinde (Nordhausen, Almanya) çekilmiş olan fotoğraf, 2.Dünya Savaşı'nda yaşanan vahşetin dellilerindendir.

    (sağ) Almanya'nın Nüremberg şehrinin 1945 senesinde çekilmiş olan bu resmi, 2
    . Dünya Savaşı'ndaki katliam ve yıkımların boyutunu göstermektedir.

    Söz konusu vahşet sürmekte, bugün 21
    . yüzyılda hala dünyanın dört bir yanında kanlı savaşlar ve çatışmalar devam etmektedir. Bu savaşların ortak özelliği ise, yukarıdaki hadiste de belirtildiği gibi toplu katliamların yaşandığı savaşlar olmasıdır. Bir yandan kitle imha silahlarının kullanılmaya başlanması, diğer yandan da çatışmayı ve kan dökmeyi teşvik eden ideolojilerin fikri egemenliği, katliamların çok geniş kapsamlı olmasına neden olmaktadır.
    Yakın tarihe bakıldığında pek çok insanın hayatını kaybettiği çeşitli katliam örnekleri görülecektir. Örneğin Bosna Savaşı, ağırlıklı olarak sivil halkın hedef alındığı, kadın, çocuk, yaşlı denmeden binlerce insanın katledildiği bir savaş olarak tarihe geçmiştir. Savaş sonrasında ortaya çıkarılan toplu mezarlar ise katliamın boyutlarını gözler önüne seren çarpıcı bir delil olmuştur.





    Ruanda'da Hutularla Tutsiler arasında 1960'lardan itibaren süren karışıklıklar 1990'da yüzbinlerce insanın ölmesine veya evlerini terk etmesine neden olan büyük bir iç savaşa dönüştü. (üst sol) Tutsiler tarafından taşlanarak öldürülmüş bir Hutu. (Yanda) Tutsi kabilesinden askerler iç savaş sırasında hiçbir ayrım yapmadan, her önlerine geleni katletmişlerdi.



    Afrika kıtasında da sık sık çeşitli farklı etnik kökenler arasında şiddetli çatışmalar yaşanmakta ve binlerce insan hayatını yitirmektedir
    . 1997 yılının ilkbaharında 5 büyük ülkeyi, Zaire, Ruanda, Uganda, Burundi ve Tanzanya'yı içine alan bir bölgeyi etkileyen bir savaş, iki büyük kabile arasında yaşandı: Hutu ve Tutsi kabileleri. Bu etnik savaşta yarım milyona yakın insan hayatını yitirdi. On binlerce kişi ormanlarda açlıkla, sefaletle, salgın hastalıklarla mücadele etti ve çok büyük bir bölümü öldü. Küçük çocuklar ve bebekler bile sırf başka bir kabileden oldukları için vahşice öldürüldüler.


    (sol resim) 1992 yılında Bosna-Hersek'in Brcko bölgesinin dışında bulunan bir toplu mezar.
    (sağ resim) 1982 yılında İsrail'in Lübnan'ı işgali sırasında Sabra ve Şatilla kamplarına yapılan baskın, tarihe en kapsamlı ve en büyük soykırımlardan biri olarak geçti. Hıristiyan Falanjist grupların İsrail askerlerinin desteği ve yönlendirmesi ile gerçekleştirdikleri baskın esnasında, çoğu kadın ve çocuklar olmak üzere 3.000'den fazla insan katledildi.



  5. 15- Şam ve Mısır Meliklerinin Öldürülmesi



    Ondan önce Şam ve Mısır melikleri (hükümdar, memleket sahibi) öldürülecektir
    ...(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 49)

    Bu hadiste Hz
    . Mehdi (as)'ın gelişinden önce Şam ve Mısır yöneticilerinin öldürüleceklerine dikkat çekilmektedir.

    Mısır'ın yakın tarihi incelendiğinde hadiste de belirtildiği gibi bir "meliğin" öldürüldüğü görülmektedir: 1970 yılında Mısır'ın başına geçen ve 11 yıl iktidarda kalan Enver Sedat
    .

    Enver Sedat 1981 yılında bir resmi geçit sırasında muhalifleri tarafından düzenlenen bir suikast sonucunda hayatını yitirmiştir
    . Mısır tarihinde öldürülen yöneticilerden diğerleri de, 1910 yılında suikaste uğrayan Başbakan Butros Gali, 1945 yılında öldürülen Mısır Başbakanı Ahmed Maher Paşa ve 1948'de yine bir suikast sonucu öldürülen Mısır Başbakanı Mahmoud Nukrashy Paşa'dır.


    Türkiye Gazetesi, 7 Ekim 1981, "Enver Sedat Öldürüldü
    ."
    (sağ gazete) NewYork Times, 15 Eylül 1982
    (sağ alt portre) Ahmed Maher Paşa
    (sol alt portre) Beşir Cemayel



    Şam kelimesi ise, yalnızca Suriye'deki Şam şehri için kullanılmaz
    . Şam, Arapça'da kelime anlamı olarak "sol" anlamına gelir ve eskiden beri Hicaz bölgesinin (Mekke ve Medine şehirlerinin bulunduğu bölge) sol tarafında kalan ülkeleri ifade eder.1 Şam bölgesi yöneticilerinden de suikaste uğrayan çok sayıda kişi olmuştur. Bunlardan birkaç örnek şöyledir;

    1920'de öldürülen Suriye'nin eski Cumhurbaşkanı Salah Al-Deen Beetar,

    1921'de öldürülen Suriye Başbakanı Droubi Paşa,
    1949'da suikaste uğrayan Suriye Başbakanı Muhsin al-Barazi,
    1951'de öldürülen Ürdün Kralı Abdullah,
    1982'de bombalı suikaste uğrayan Lübnan'da Falanjist Lideri Beşir Cemayel...2



  6. 16-Eski Ürdün Kralı Abdullah'ın Öldürülmesi


    Hz
    . Mehdi (as)'ın çıkış alametlerinden birisi de, Haşimiler'den üst düzey birinin öldürülmesidir. (Risalet-ül Huruc-ül Mehdi, s.12)



    Bilindiği gibi Ürdün, Haşimi Krallığı olarak anılmaktadır
    . Ürdün, Osmanlı'dan ayrıldıktan sonra bir dönem İngiltere'nin kontrolü altında idi. İngiltere 1946 Londra anlaşması gereğince Ürdün'ün bağımsızlığını tanıdı. Ve Ürdün emirliğinin başındaki Abdullah'a da Ürdün Krallığı payesi verildi. Kral Abdullah, daha sonra, 1951'de yine İngilizler taraf?ndan öldürtüldü. Hadis'te dikkat çekilen olay da böylece gerçekleşmiş oldu.


  7. 17- Mısırlıların Esir Alınması


    "Şam ehli, Mısırlı kabileleri esir alacaklardır
    ." (El Kavl-ul Muhtasar Fi Alamat-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 49)



    Daha önce de belirttiğimiz gibi, Şam bölgesi, Hicaz (Mekke-Medine'nin olduğu bölge)'nin sol tarafında kalan bölgedir
    . Bugün sözkonusu bölgede yer alan devletler arasında İsrail de bulunmaktadır. Dolayısıyla bu hadisle İsrail Devleti'nin Mısır ile olan savaşlarına ve Mısır topraklarını işgaline işaret ediliyor olabilir.

    26 Ekim 1956 tarihinde İsrail Mısır'a saldırdı ve Sina Yarımadası'nı işgal etmeye başladı
    . Birleşmiş Milletler'in araya girmesiyle sıcak çatışmalar bir süre sona erdi ve İsrail sınırına BM Barış Gücü yerleşti. 1967 yılındaki 6 Gün Savaşı ise İsrail-Mısır arasındaki başka bir savaştı. 5 Haziran'da İsrail Hava Kuvvetleri, Mısır'ın bazı hava üslerine saldırılarda bulundu. Bu saldırılar nedeniyle çok büyük zarar gören Mısır Hava Kuvvetleri 5 Haziran'ı takip eden günlerdeki çatışmalarda hiçbir etkinlik gösteremedi. Sina'daki Mısır birlikleri geriçekildi. 9 Haziran'da İsrail, Golan tepelerine saldırdı ve bölgeye egemen oldu. Bu arada Batı Şeria ve Kudüs'ü de yavaş yavaş ele geçiriyorlardı. Bu savaşın sonunda İsrail, Gazze Şeridi ile Sina Yarımadası'nın tümünü, Şeria akarsuyunun Batı yakasını (Batı Şeria), Kudüs kentini ve Golan tepelerini ele geçirdi. Daha sonra yapılan anlaşmalarla İsrail Sina'dan tamamen çekildi. Ancak bugün halen Batı Şeria, Golan tepeleri ve Kudüs İsrail işgali altındadır.

    Bu savaşlar sırasında oldukça fazla sayıda Mısırlı, İsrail askerleri tarafından esir alındı
    . Pek çok Mısırlı da hayatını kaybetti.


  8. 18- Şehirlerin Yok Olması


    "Büyük şehirler dün sanki yokmuş gibi helak olur
    ." (Kitabül Burhan Fi Alametil Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 38)

    Mamur beldeler harab edilince
    ... kıyametle senin aranda şu iki parmak arası kadar bir mesafe kalmış demektir. (Kıyamet Alametleri, s. 143)

    Yeryüzünün etrafından harab olmalar başlayacak
    . Nihayet Mısır da harap olacak, ancak Basra harab oluncaya kadar Mısır harab olmadan emin olacak. Basra'nın harabı Irak'ın harab olmasından olacak. Nitekim Mısır'ın harabı da, Nil kurumasından kaynaklanacak... (Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s.530)



    Hadislerde belirtilen büyük şehirlerin, mamur beldelerin helak oluşu ve harab edilmesi, savaşlar ve çeşitli doğal afetler sonucunda meydana gelen yıkımları akla getirmektedir
    . Bunların yanısıra yakın geçmişte geliştirilen nükleer silahlar, uçaklar, bombalar, füzeler ve benzeri silahların savaşlarda kullanılması da büyük tahribata neden olmuştur. Bu tahrip gücü yüksek silahlar tarihteki benzerleriyle kıyaslanmayacak düzeyde yıkımlara yol açmıştır. Elbette hedef konumundaki "büyük şehirler" de bu yıkımlardan birinci derecede etkilenen yerler olmuştur.



    II
    . Dünya Savaşı'nın benzersiz sonuçları buna bir örnek olarak verilebilir. Dünya tarihinin en büyük savaşında, atom bombasının kullanılmasıyla Hiroşima ve Nagasaki şehirleri tamamen yerle bir olmuştur. Avrupa'nın başkentleri ve önemli şehirleri de ağır bombardımanlar neticesinde büyük ölçüde yıkılmıştır. Britannica Ansiklopedisi II. Dünya Savaşı'nın Avrupa şehirlerinde neden olduğu hasarı şöyle anlatır:

    Meydana gelen tahribat Avrupa'nın büyük bölümünü Ay'ın yüzeyine dönüştürmüştü: Şehirler bombardımanlar sonucunda harap oldu, sayfiye yerleri kavruldu ve simsiyah oldu, yollar bombaların açtığı çukurlarla kaplandı, demiryolları kullanılamaz hale geldi, köprüler yıkıldı, limanlar batık gemilerle doldu
    . Savaş sonrası Almanya'nın Amerikan Bölgesi askeri valisi General Lucius D. Clay'in dediği gibi, "Berlin sanki ölülerin şehri gibiydi."*


  9. 19 Harap Olmuş Yerlerin İmarı

    Dünyanın harap olmuş yerlerinin imarı, imar edilmiş yerlerinin tahribi kıyametin şart ve alametlerindendir.(Kıyamet Alametleri, s.138)


    Harap olan yerlerin imarı da ahir zaman alametlerindendir. Bir önceki bölümde ele aldığımız gibi, savaşlarla geçen 20. yüzyılda pek çok şehir yerle bir olmuş ve yeniden inşa edilmiştir. Berlin, Leningrad (St. Petersburg), Dresden gibi II. Dünya Savaşı sırasında tanınmayacak hale gelen büyük Avrupa şehirleri, savaş sonrasında yeniden inşa edilmiş ve bugünkü görünümlerini almışlardır.



    1995 yılında gerçekleşen deprem Kobe'yi tamamen harabeye çevirmişti. Sayfanın en sağ kısmındaki resimlerde görüldüğü gibi, kısa bir süre içinde şehir yeniden inşa edildi.


    Benzer bir örnek olarak Japonya'nın Kobe şehri 1995 yılının Ocak ayında büyük bir deprem sonucu harap olmuştur. Japon hükümeti ve üniversiteleri, depremleri önceden haber veren bir yönteme sahip olabilmek için, yaptıkları sayısız araştırmalara 30 yıl içinde bir milyar dolar (yaklaşık 1.5 katrilyon lira) yatırmışlardı. Ama başarılı olamadılar, çünkü yerkabuğundaki sarsıntıları tanıyıp sınıflandırmak için yüzde yüz geçerli modeller geliştirmek olanaksızdır. Depremin gerçekleştiği Kobe ve Osaka kentlerinin bulunduğu bölge, Japonya'nın önde gelen sanayi ve ticaret merkezlerindendi. Bu yüzden deprem sonrasındaki maddi zarar milyarlarca dolar oldu.* Ama tüm bu zarara rağmen Japonlar kısa bir süre içinde Kobe şehrini tekrar inşa ettiler.




    Dresden şehrinin 1946'da savaş sebebiyle harap olmuş hali. (Sağda) Dresden şehrinin 1996 yılındaki yeniden inşa edilmiş hali.




    Tokyo şehri, 1923 yılında gerçekleşen 8.3 şiddetindeki depremden sonra çıkan yangınla harap olmuştu. Bu resimde görüldüğü gibi Tokyo şehri yeniden inşa edilmiştir.





    (Solda) 1906'da San Francisco'da yaşanan deprem 3000 kişinin ölümüne ve şehrin büyük bir bölümünün yanmasına neden oldu. (Sağda) Günümüzde San Francisco şehrinin görünüşü.



  10. 20-Dördüncü Sulh ve Arap-İsrail Barışı


    Ebu Naim, Ebu Umameden tahric etti, Resulullah (sav) buyurdu: Sizinle insanlar (bir nüshada Rumlar deniyor) arasında dört sulh olacak, dördüncü sulh, Heraklius ehlinden bir adam vasıtası ile olur ve bu yedi sene devam eder
    . Denildi ki: "Ya Resulullah, o gün insanların imamı kimdir?" Buyurdu ki: "Evladımdan kırk yaşında Mehdi'dir." (Kıyamet Alametleri, Osman Çataklı, 299/8)



    Hadiste Hz
    . İsa (as) ile birlikte yeryüzünde bulunacak olan Hz. Mehdi (as)'ın alametlerinden biri haber verilmiştir. Bu alamete göre Müslümanlarla Müslüman olmayanlar arasında 4. kez bir barış anlaşması yapılacak, bu anlaşma 7 yıl sürecektir. Bu sürenin sonunda ise Hz. Mehdi (as) gelecektir. İslam aleminden birçok kimsenin kanaati, hadiste geçen "4. Sulh"un, 1979'da ABD-İsrail ve Mısır arasında Amerika'da Camp David'de yapılan anlaşma olduğudur. (Doğrusunu Allah bilir.)



  11. 21 Bir Ordunun Kaybolması


    Hz. Mehdi (as)'ın beş alameti bulunur. Bunlar Süfyani, Yemani, semadan . bir sayha (çağrı, nara), Beyda'da bir ordunun batışı ve günahsız insanların öldürülmesidir. (Nuaym Bin Hammad)



    ...Kendisine bir ordu gönderilecek. Bunlar yerin bir çölünde iken yere batırılacaklardır. (Müslim'den; Geleceğin Tarihi 4, s.31)



    Bir ordu savaş için gelir, çöle girdiğinde baş ve sonundakileri batar, ortadakiler de kurtulmaz. (Hanbel, Tirmizi, İbni Mace, Ebu Davud'dan; Geleceğin Tarihi 4, s.30)








    (üst resim) Vatan Gazetesi, 11 nisan 2003
    (sol alt resim) Yeni Şafak, 11 nisan 2003
    Hürriyet Gazetesi, 11 Nisan 2003, "Muhafızlara ne oldu?"
    (sağ resim) Türkiye Gazetesi, 13 Ağustos 2003, "Saddam'ın uçakları kumlardan çıkarıldı"

    2003 yılında gerçekleşen Irak Savaşı sırasında Irak ordusunun büyük bir kısmının neredeyse birden bire ortadan yok olması savaşın en dikkat çekici olaylarından biriydi. Birçok gazete ve televizyonda, Cumhuriyet Muhafızları olarak bilinen yaklaşık 60.000 kişilik ordunun ve Fedailer olarak bilinen yaklaşık 15.000 Iraklı askerin kaybolması haber olarak yer aldı. Yukarıdaki hadislerde bu konuya dikkat çekilmesi, Hz. Mehdi (as)'ın ve dolayısıyla Hz. İsa (as)'ın geliş alametlerinden biri olan "bir ordunun batması" olayının gerçekleşmiş olduğunu göstermektedir. (Doğrusunu Allah bilir) Nitekim ilerleyen günlerde de savaş uçaklarının bir kısmının çöl kumları altına gömülmüş olarak bulunması, hadiste bahsedilen çölde bir ordunun batması olayının Irak ordusu ile ilgili olma ihtimalini güçlendirmektedir.



  12. 22 Iraklıların Parası Kalmayacak


    "Iraklıların elinde ölçecekleri bir tartı aleti ve alış-veriş yapabilecekleri bir para hemen hemen kalmayacak
    ." (Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame kısm-ul efal, c.5, s. 45)



    Ahir zaman ve dolayısıyla Hz
    . İs (as)'ın çıkış alametlerinden biri de Iraklıların parasının değer kaybetmesidir. Bu hadis iki ayrı duruma işaret ediyor olabilir. Bunlardan birincisi, İran-Irak ve Körfez Savaşı sonrasında Irak'da yaşanılan ekonomik çöküntüdür. Savaş dolayısıyla büyük zarar gören Irak ekonomisi, savaş sonrası devam eden ambargolar nedeniyle bir türlü düzelmemiştir. Halkın alım gücü düşmüş, yokluk ve fakirlik en önemli sorunlardan biri haline gelmiştir.

    Hadisin işaret ettiği bir diğer durum da, Irak Savaşı sonrasında Irak dinarının tedavülden kaldırılmasının söz konusu olmasıdır
    . Son savaşla birlikte Irak dinarının hızla değer kaybetmesi ve tedavülden kalkması ihtimali, 2003 tarihli gazete haberlerinde geniş yer almıştır.


 

 
Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri