Hoşgeldiniz.

ATEŞ GECESİ ROMANININ ÖZETİ (KİTABININ ÖZETİ, ROMAN ÖZETİ) Yazarı: REŞAT NURİ GÜNTEKİN Romanın Konusu: II. Abdülhamid döneminde sürgün edilen kişiliği oturmamış bir gencin, II. Meşrutiyet’in
  • 5 üzerinden 3.50   |  Oy Veren: 2      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Ateş Gecesi Romanının özeti (kitabının özeti, Roman özeti)

    Sponsorlu Bağlantılar




    ATEŞ GECESİ ROMANININ ÖZETİ (KİTABININ ÖZETİ, ROMAN ÖZETİ)

    Yazarı: REŞAT NURİ GÜNTEKİN

    Romanın Konusu: II. Abdülhamid döneminde sürgün edilen kişiliği oturmamış bir gencin, II. Meşrutiyet’in ilanıyla (1908) birlikte bir kahraman gibi karşılanması; para ve lüksün onu kişilik problemleri yaşayan, kişiliğini bulamamış bir kişi haline getirmesi.

    Romanın Ana Fikri: Kişiliği oturmamış insanlar para ve lüks karşısında kişilik problemleri yaşarlar.

    Romanın Özeti: Kemâl Murad miralay bir babanın oğludur. İstanbul’da yaşamaktadırlar. Kemâl Murad mühendis mektebine gitmektedir. Kemâl sürgün edilir, ama neden sürgün edildiğini bile bilmemektedir. Sürgün yeri Milas’dır. Kemâl Murad okulunu bırakır ve sürgün edildiği yere gider. Milas’a vardığında onu kaymakam karşılar. Kaymakam ilk önce Kemâl Murad’a mahalleleri tanıta tanıta, Kemâl Murad’ı bir lokantaya götürür. Ardında da Kemal Murad’a kalacak yer ayarlar. Kemâl Murad Rum mahallesinde kalacaktır. Burada iki Ermeni ailesi vardır. Kemâl Muradvarvar Dudu adında Ermeni bir matmazelin evinde kalır.

    Kaymakam ev sorununu hallettikten sonra Kemâl’e birkaç kuruş aylıklı, bir mühendisin yanında bir de iş bulur.

    Kemâl’in niçin sürüldüğü kasabada bir sırdır. Kimse neden sürgün edildiğini bilmez, kendisi bile.

    Kemâl Murad, Milas’ın en şenlikli mahallesi olan Kilise Mahallesi’nde oturur. Mahalleli Kemâl’i çok sever. Rum kızları Kemâl’e büyük ilgi gösterirler.

    Kemâl Murad bir gün kilisenin bahçesinde yapılan Ateş Gecesi’ne çağrılır. Orada Afife de vardır. Kemâl Murad Afife’yi ilk olarak orada görür. Kızlar Afife’nin Yunanistan’dan geldiğini söylerler. Kemâl konuşmak ister, Afife rumca cevap verir. Kemâl ertesi gün Afife’nin Yunanlı olmadığını, Osmanlı olduğunu öğrenir.

    Afife, Doktor Selim Bey’in İzmir’de Rıfkı Bey adında biriyle evli olan kız kardeşidir. Ateş Gecesi’ni görmek için misafir gelmiştir.

    Kemâl Murad Afife’ye aşık olur, onu her yerde arar, görmek ister. Afife’ye duyduğu sevgiyi yetişkin bir erkek gibi ifade edemez.

    O günlerde Kemâl’in babasıyla annesi süngündeki oğullarını görmeye gelirler. Annesi hastalanır ve Doktor Selim Bey’i çağırırlar. Doktor Selim, Kemâl’in babasını tanır. Hanya’da ona “Bursalı Binbaşı” derlerdi der ve Bursalı Binbaşı’nın kahramanlıklarını anlatır. Kemâl’in babası da Selim Bey’in ailesini över.

    Selim Beyler, Kemâl ve ailesini evlerine davet ederler. Kemâl o gün Afife hakkında bilgiler öğrenir.

    Kemâl’in anne-babasının misafirlikleri kırk gün sürer. Anne-babası gittikten sonra Kemâl’e bir hüzün çöker ve eski neşesini kaybeder. Dağlarda, kırlarda dolaşmaya başlar. Bir gün yine gezerken bacağını kırar. Doktor Selim Kemâl’i tedavi için kendi evine taşır. Kaymakam kitaplar getirir. O günlerde Afife haber bile vermeden Milas’a döner. Kemâl Murad hasta yatağında yatarken büyük abla, Afife ve Doktor Selim çok ilgilenirler. Kemâl Afife’ye deliler gibi aşıktır. Ama Afife’de tık yoktur.

    Kemâl’in misafirliği biter. Bundan sonra da Kemâl sürekli Afife’yi görmeye çalışır, evlerinin çevresinde dolaşır. Evlerine gitmeye cesaret edemez. Tek amacı Afife’yi görmektir. Kemâl,Selim Bey’e yaranmak için türlü şeyler yapar. Giritli fakir göçmenlerle dost olmaya çalışır, onların dilekçelerini yazar, para yardımlarında bulunur. Böylece aşkın kötü etkileri başlar, Kemâl hiçbir şeyi tam yapmamaya başlar. Çevresindeki insanlar ondan uzaklaşır.

    Yaza doğru Afife ile kocası arasında geçici bir anlaşma olur. Rıfkı Bey Milas’a gelir.

    Kaymakam, Kemâl’in Afife’ye olan aşkını anlar ve ona hak verir. Sırf Kemâl Afife’yi görsün diye Selim Beylere giderler.

    Sonunda Kemal Bey,Afife’ye onu sevdiğini söyler. Afife çok şaşırır ve kendine gelemez. Afife Kemal’i kimseye bir şey söylememesi koşuluyla affeder.

    Kemâl mutludur, çünkü Afife’nin aşkından haberdar olması onu mutlu eder. Ama Afife’nin her şeyi öğrendikten sonra da Kemâl’e kayıtsız kalması Kemâl’in insanlık gururunu kırar. İçinde Afife’ye karşı hafif bir kin duygusu belirmeye başlar. Hatıralar yavaş yavaş tesirlerini kaybetmeye başlar.

    1908 Temmuzunda Meşrutiyet İnkilâbı olur. Kemâl’in sürgün hayatı sona erer. Kemâl Murad Milas’dan ayrılırken büyük bir üzüntü duymaz.

    Bu dönemden sonra sürgüne gönderilenler birer kahraman sayılırlar. Hele de Kemâl Murad ittihatçılar içinde sempatik bir küçük kahraman oluverir.

    Kemâl bu dönemde Avrupa’ya gönderilir. Dönüşte Anadolu’ya gönderileceğini beklerken İstanbul’da alıkoyulur. Ufak tefek ticaret işlerine atılır ve birkaç sene içinde küçük bir harp zengini olur.

    Kemâl’in babası Balkan Savaşı’nda ölür, annesi de bozuk sağlığına rağmen hala hayattadır.

    Kemâl henüz otuz yaşındadır. Fakat o kadar çok şey yaşamıştır ki kendisini elli yaşında hissetmektedir. İttihatçılar Kemâl’i tepelerine çıkarmışlardır. Bu dönemde Kemâl yolsuz kazançlar peşinde de koşmuştur. Bu dönemde Kemâl ahlakça çöküntü içine girer.

    I. Dünya Savaşı’nın son aylarında, bir akşam Kemâl küçük ağabeyi ile birlikte ağabeyinin Üsküdar’da Sultantepesi’ndeki evine gider. Ve on yıl aradan sonra Afife’yle orada karşılaşır. Afife’nin kocası bir vapur kazasında ölmüş, ağabeyi Selim Bey de Balkan Savaşı’nda tifodan ölmüştür. Kardeşler Milas’daki evi satarlar ve başka bir eve taşınırlar.

    Afife oğlunu Kuleli Lisesi’ne kaydettirmek için İstanbul’a gelmiştir. Kemâl’in ağabeyi ona yardımcı olur. Kemâl’in annesi Afife’yi bırakmaz ve kalması için zorlar.

    Kemâl, Afife’yi bir türlü affedemez, ona karşı kinlidir. Onunla rolleri değiştiğini düşünür.

    Bir gece Kemâl, Afife’yi bahçede dolaştırır. Bahçeden çıkarlar ve dışarda gezmeye başlarlar. Afife, Kemâl’e iki yıl önce gazetede fotoğrafını gördüğünü, önce inanamadığını söyler. Çünkü Afife Kemal’in öldüğünü zannetmektedir. Bu büyük abla tarafından uydurulmuş bir yalandır. Afife sakin bir şekilde Kemâl’e olan hislerini açıklar. Ama artık Kemâl Murad Afife’ye karşı şefkatten başka hiçbir şey hissetmemektedir. Zaman zaman Afife’yi seyrederken eski günleri aklına gelir. Sonunda on iki yıl aradan sonra birbirlerine sahip olurlar. Kemâl daha önce beraber olduğu kadınları düşünür ve Afife’yle geçirdiği gecenin onlardan farklı olduğuna karar verir. Kemâl o gece Afife’ye ait olan meraklarından kurtulur. Afife’nin kendisine “Murad” demesinin nedenini ve onun kendisini eskiden beri sevdiğini öğrenir.

    Kemâl ayrılık günü evden çıkarken Afife kapıya doğru koşarvapura gelmesi için yalvarır. Kemâl geleceğini söyler fakat ayrılık sahnesini göze almaz ve Afife’yi yolcu etmeye gitmez.

    Kemâl elli yaşına kadar halâ evlenmez. Geriye dönüp baktığında ise Afife’nin çehresinin git gide birinci plana geçtiğini görür.

    Değerlendirme: Yüreği insan sevgisiyle dolu olan R. Nuri Güntekin eserlerinde birçok konulara değinmiştir. Ateş Gecesi adlı romanında ise II. Abdülhamid döneminde sürgüne gönderilen bir gencin orada yaşadıkları ve II. Meşrutiyet sonrasında hayatında meydana gelen değişiklikleri çok güzel bir dil ve üslupla anlatılmıştır. R. Nuri siyasi olayların içine Kemâl Murad’ın aşkını o kadar güzel işlemiştir ki zaman zaman okuyucu kendisini Afife ve Kemâl Murad'ın aşkına kaptırmaktadır.

    R. Nuri diğer romanlarında olduğu gibi Ateş Gecesi adlı romanında da kişileri canlı bir şekilde işlemiştir. Bu canlılık okuyucuyu alıp o dönemlere ve Afife-Kemâl Murad aşkına götürmektedir. Bunun en büyük kanıtı ise “Afife” karakterinin hala yaşıyor olmasıdır.

    R. Nuri diğer romanlarında olduğu gibi bu romanında da İstanbul dışına çıkmıştır. Halk ile yakın temaslarda bulunmuştur. R. Nuri’nin kullandığı dili, içtenliği okuyucuya ayrı bir haz vermektedir.



    Paylaş Facebook Twitter Google



  2. Sponsorlu Bağlantılar

 

 
Copyright © 2000 - 2014, vBulletin Solutions, Inc