Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Kur'an-ı Kerim Kur'ân veya Kur'ân-ı Kerîm (Arapça: القرآن veya القرآن الكريم) , İslam aleminde İslam peygamber i Muhammed'e Allah tarafından Cebrail aracılığıyla vahiyler şeklinde gönderildiğine
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 1      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Kur'an-ı Kerim

    Sponsorlu Bağlantılar




    Kur'an-ı Kerim

    Kur'ân veya Kur'ân-ı Kerîm (Arapça: القرآن veya القرآن الكريم), İslam aleminde İslam peygamberi Muhammed'e Allah tarafından Cebrail aracılığıyla vahiyler şeklinde gönderildiğine inanılan kutsal kitap. İlk kez 7. yüzyılda kitap haline getirilmiştir.

    Kur'ân ayrıca Kelamullah, Kitabullah, Furkan, Tenzil, Mushaf, Kitab, Nur ve Zikir isimleriyle bilinir. Fatiha Sûresi ile başlayıp, Nas Sûresi ile sona erer.

    Okunuşunun kutsal olduğuna inanılarak, sadece yazı ile Kur'an'ın tam olarak sonraki nesillere aktarılamayacağı düşünülmüş, ilave işaretlemeler ve özel okunuşu tecvid ile birlikte nesilden nesile aktarılmıştır.




    Kökenbilim

    Kur'an sözcüğü Arapça'da QRE (qare'e/kare'e) (okudu) sözcüğünün sülasi (üç harfli kelime kökü sistemine göre) mastarıdır. "Okumak", "okunan" "okuyuş" "okuma" anlamlarını ifade eder. Kerîm, "soylu, asil" ve "eli açık, cömert" anlamlarına gelen Arapça kökenli bir kelimedir [2].
    İslam'a göre Allah Kur'an'ı ikinci bir isim olarak “Kitap”, olarak adlandırmak suretiyle, daha en baştan itibaren, bu metnin yazılı hale getirilmesinin önemine işaret etmiştir.




    Abbasiler Dönemi'nden kalma bir Kur'an sayfası. Sayfada Hac suresinden bazı ayetler yer almaktadır; 9 ila 10. yüzyıl civarları.

    Mushaf

    Kur'an'ın bugünkü haliyle kitap halinde toplanılmış şekline "Mushaf" denir. Mushaf, "sayfalar haline getirilmiş" ya da "iki kapak arasındaki sayfalar" anlamına gelir[4] ve S-H-F (sahife) kökünden gelir.
    Kur'an Peygamberin ölümü ile tamamlandığından kendisi hayatta iken toplanmamış, mushaflaştırılıncaya kadar tevatür yolu ile özellikle ezberlenerek muhafaza edilmiştir. Kur'an ayetlerini ilk zamanlar vahiy kâtipleri tarafından papirüs, deri ve kemik üzerine yazılarak saklanırdı. [5] Kurra denen ezbere Kur'an bilenlerden 70'e yakın kişi bir savaşta kaybedilince Osman tarafından toplanan Kur'an Heyeti, şahitli olarak sureleri peygamberin sağlığında dizdiği sırada toplamış, Kur'an'dan olmayan dipnot ve tefsir notları imha etmiştir. Bu dizilişe göre Kur'an 114 adet bölümden (sure) oluşur. Sureler genellikle surenin içerdiği ayetlerin konulardan birine göre verilen Arapça isimlerle anılırlar. Sureler kronolojik bir sırada (söyleniş sırasına göre) düzenlenmemiştirler. Müslümanlar Kuran'ın sıralanışının da mucizevi olduğuna inanırlar. [6] Sıralamanın da Kur'an'ın bütününden olduğu ve Allah tarafından bildirildiği müslümanlarca kabul edilir.

    Kuran'ın bugünkü dizilişi ile mushaflaşması ise Halife Osman zamanında gerçekleşmiştir. Bilinen en eski Kur'an Mushafı (M.S. 591) [7] Özbekistan'ın Taşkent şehrindeki bir müzede sergilenen üçüncü Halife Osman Mushafı olarak anılmakta. Beş kopya halinde çoğaltılıp çeşitli İslam şehirlerine gönderilen orijinallerden biri de Topkapı Müzesi'nde sergilenmektedir. [8] Komünizm döneminde Semerkant'tan zorla alınarak St. Petersburg'da sergilenmiş, sergilenmesi için Başkortostan'a gönderilmiş, 1924 yılında geri verilmiştir. Bazı sayfaları 2000 ve 2003 yılında Christie's Londra ve Sam Fogg koleksiyonunda satılmıştır.




    Bilinen en eski Kur'an mushafı, Taşkent, Özbekistan

    Cüz, sûre, âyet, vahiy

    Kur'an'ın bölünmüş olduğu 30 parçadan (fasikül) her birine cüz denir.
    Kuran, "sûre" adı verilen bazı ana bölümden oluşur. Kur'an 114 sûreden müteşekkildir. Bu surelerin 86'sı Mekke'de, 28'i Medine'de gelmiştir. Medine'de gelen sureler Bakara, Ali İmran, Enfal, Ahzab, Maide, Mümtahine, Nisa, Zilzal, Hadid, Muhammed, Rad, Rahman, Dehr, Talak, Beyyine, Haşr, Nasr, Nur, Hac, Münafikun, Mücadele, Hucurat, Tahrim, Cuma, Tegabun, Saf, Feth ve Berae'dir.
    Her bir sure de “ayet” adı verilen parçalardan müteşekkildir. Ayetler bir kelime ila bir sayfa arasındadır.

    Allah tarafından peygamberlerine bildirilen buyruklara vahiy denir [10]. Vahiy peygamberlere doğrudan veya melekler gibi aracılar vasıtasıyla bildirilebilir.
    İslam'a göre vahiyler Muhammed'e Cebrail meleği aracılığıyla gönderilmiştir. Kuran metninin tamamlanması, 610 - 632 yılları arasında, yaklaşık 23 yılda gerçekleşmiştir. Kur'an Muhammed hayatta iken yazılı hale getirilmemiştir. Kur'an'ı yazan Vahiy katipleri: Zeyd ibn Sabit başkanlığında Ömer, Osman, Ali, Talha bin Ubeydullah, Sa'd bin Ebi Vakkas, Ebu Derda, Mikdad, Übey ibn Kab, Ebu Musa el-Eşari ve Abdullah ibni Mesut'dur.

    Vahiy, görünüşte, surelerin mevcut sırasını izlemeksizin, genellikle Müslümanların belirli bir konuda bilgi, görüş veya cevap gibi ihtiyaçları, ya da önemli bir olayla ilgili olarak gerçekleştiği için, Kur'an’ın nihai şekli, ancak peygamberin bu görevi bittikten sonra ortaya çıkmıştır. Buna göre, Kur'an, 114 sure ve (Sure başindaki besmeleleri ayrı bir ayet saymama kaydı ile) 6236 ayetten oluşur.[kaynak belirtilmeli] (Ayet sayısı hakkında, din alimleri arasında tam bir mutabakat yoktur.)

    İlk ve son âyetleri

    Kur'ân'ın, Muhammed'in risaletinin başında ilk olarak 'indiği' kabul edilen âyetler Alak suresinde geçer, ayetler aşağıdadır:

    "Ikra’bismi rabbikellezî halak.
    Halakal insâne min alak. Ikra’ ve rabbukel ekrem. Ellezî alleme bil kalem Allemel insâne mâ lem ya’lem. " (Alak, 1-5)

    Meali : Yaratan Rabbinin İsmi ile oku. İnsanı bir alaktan (embriyodan) yarattı. Oku ve senin Rabbin, sonsuz kerem sahibidir. Ki o kalem ile insana bilmediği şeyleri öğretti.

    "Nûn. (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin." (Kalem, 1)

    İlk inen âyetler inananları okumaya, öğrenmeye, yazmaya ve araştırmaya çağırır ve bilim için büyük teşvik mesajı taşır. Kur'ân'ın son inen âyeti de şudur:
    "Bugün kafirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı seçtim." (Mâide, 3 içinde yer alır).




    Basılı Kur'an'ın ilk suresi olan Fatiha Suresi (Hattat Aziz Efendi)

    Hafız

    Kur'an'ın bütün metnini ezberleyen ve uygun şekilde (tecvid) okuyabilen kişiye hafız denir. Muhammed ilk hafız olarak kabul edilir. Muhammed Kur'an'ı kendi dilinde okur ve anlardı. Günümüzde genel olarak Kur'an'ı anlamadan ezbere seslendirenlere de hafız denilmektedir. Kur'an'ı uygun bir şekilde ve güzel bir tutum ve sesle okumaya tilavet denir. Müslümanlar günlük ibadet olan namazı kılabilmek için Kur'an'dan en azından küçük bir kısmı (ayet) ezberlemek, bilmek zorundadırlar.

    "Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun, salatı ikamet edin/namazı kılın" (Müzzemmil Suresi 73/20)

    Kur'an'ın toplanması



    12. yüzyıldan kalma bir Endülüs Kur'an'ı

    Önemli günlerde geldiği kabul edilen bazı ayetler yazılmakla beraber, Kur'an peygamberin sağlığında yazılı hale getirilmemiştir.
    İslam'a göre Kur'an, Muhammed'in devrinde bizzat vahiy meleği ve nebinin birbirlerine karşılıklı okumaları ve sahabilerin ezberlemesiyle korunmuştur. Ancak Muhammed'in sağlığı müddetince devam eden vahyin bütün bir kitapta toplanmasına imkân yoktu. [kaynak belirtilmeli] Çünkü vahyin Muhammed'in ölümüne kadar devam ettiği bilinmektedir. Muhammed'in vefatından iki gün öncesine kadar devam eden vahiy Onun vefatıyla son buldu. Böylece Kur'an inen son âyetle tamamlanmış oldu.
    Kur'an sureleri bazen bir bütün olarak bazen de bölümler halinde geldi. Bazı sûreleri Mekke'de gelmesi dolayısıyla "Mekkî", bazıları Medine'de indirildiklerinden "Medenî" diye nitelendirilmiştir.
    Muhammed'in vefatını takip eden Yemâme savaşlarında 70 kadar hafızın ölmesi müslümanları telâşa düşürmüştü. Ashabdan Ömer de hafızların toplanması için dönemin halifesi Ebu Bekir'e başvurarak konunun görüşülmesini istemişti. Bunun üzerine Ebu Bekir, Zeyd bin Sâbit başkanlığında toplanan Abdullah bin Zübeyr, Sa'd bin Ebi Vakkas, Abdurrahman bin Haris bin Hişam'ın da bulunduğu büyük bir komisyon tarafından Kur'an sahifeleri bir araya getirildiği iddia edilir.
    Üçüncü halife Osman zamanında hafız ve vahiy başkatibi olan Zeyd bin Sâbit, elinde yazılı Kur'ân metni olan herkesin bu metinleri getirmesini ve getirirken de ellerindeki metinlerin bizzat Muhammed'den duyduklarına dair iki güvenilir şahid gösterilmesi istendi. Osman toplanan bu kurula "Zeyd ile imlada anlaşamazsanız, Kureyş'e göre yazın" emrini verdi. Zeyd bin Sâbitin katkılarıyla ortaya koyduğu bu aslî nüshaya "İmam Mushaf" adı verilmiştir. Abdullah bin Mesûd'un teklifiyle iki kapak arasında "İmam Mushaf" üzerinde yapılan danışma ve görüşmeler sonucunda bunun üzerinde her hangi bir noksanlık görülmemiş ve güvenirliği konusunda ittifak sağlanmıştır. Böylece Kur'ân her hangi bir tahrifata uğramadan "Mushaf" haline getirilerek aynı mushaftan çoğaltılan mushafların ana kaynağını teşkil etmiştir.
    Ömer devrinde Kur'ân öğretimine hız verildi. Gerek Medine'de gerekse sınırları günden güne genişleyen İslam Devleti'nin diğer merkezlerinde en sıhhatli kaynak olan hâfiz sahabelerin öğretmen ve gözetmenliğinde pek çok hâfız yetiştirilmiştir.
    Zamanla fetihlerin hız kazanması ve yeni fethedilen yerlerde ortaya çıkan kavim ve kabilelerin müslüman oluşu farklı şive ve lehçelere göre okuyuş ayrılıklarını ortaya çıkarmıştır. Bu durum M.648'de Ermenistan ve Azerbaycan fethinde Şamlı ve Iraklı askerlerin yan yana gelmesi ile farklı okuyuşların su yüzüne çıkmasını sağladı. Bu tartışma ortamının daha fazla büyümesine engel olmak için Huzeyfe bin Yemân, Halife Osman'a başvurarak bu durumun düzeltilmesini, ihtilafın ortadan kaldırılmasını istedi. Bunun üzerine Halife Osman, Muhammed'in diğer ashabı ile de istişare ederek, İslâm dünyasında yalnızca Ebu Bekr'in emriyle derlenmiş olan onaylı Kur'ân mushaflarının kullanılmasını ve bir başka lehçe yahut ağız ile yazılmış tüm diğer nüshaların kullanılmasının yasaklanmasını kararlaştırdı. Osman, bir önlem olarak da gelecekte herhangi bir kargaşa yahut yanlış anlamaya meydan vermemek için başka tüm yazılı nesneleri yaktırarak ortadan kaldırma yoluna gitti. Ebû Bekir zamanında yazılan İmam Mushaf, Ömer'in ölümünden sonra kızı ve Muhammed'in hanımlarından olan Hafsa'ya geçmişti. Osman zamanında çoğaltılan mushafların yedi nüsha olduğu söylenir [11]. Bunlar Medine, Mekke, Şam, Kûfe ve Basra'ya gönderilerek müslümanlar arasında çıkabilecek farklı okuyuşlar önlenmiş oldu. Hatta Ali'nin Osman için "Eğer Osman Kur'ân'ın tek kitap halinde toplatılarak çoğaltılması işini yapmasaydı ben yapardım" dediği ileri sürülür [kaynak belirtilmeli].
    Osman tarafından değişik vilâyet merkezlerine gönderilen nüshalar asırların geçmesiyle kayboldu. Günümüzde halen onlardan bir tanesi İstanbul Topkapı Müzesi'nde; bir diğer tam olmayan nüshası Taşkent'te bulunmaktadır. Çarlık Rus hükümeti onun faksimile ile reprodüksiyonunu (fotoğraf veya fotokopi ile tam kopyasını) yayınlamıştır.

    Kur'an'ın düzeni

    Mekke dönemi

    Kur'an yaklaşık 23 yılda parça parça tamamlanmıştır. 13 yıl kadar süren Mekke döneminde indiğine inanılan âyet ve sûreler daha çok İslâm inanç ve ahlâkı ile ilgili konuları kapsar; Allah'ın birliğine, meleklere, peygambere, kitaplara ve âhiret gününe iman gibi. Âdem'den beri gelen tevhid inancı işlenir. Allah'a ortak koşma (şirk) ile mücadele edilir.

    Mekke döneminde Kur'ân-ı Kerîm'in, Âdem'den itibaren devam eden vahiy zincirinin devamı olduğu açıklanır: "Biz, Nuh'a ve ondan sonra gelen nebilere/peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, Esbat'a/Sıptlar'a, İsa'ya, Eyyûb'a, Yunus'a, Hârun'a ve Süleyman'a da vahyettik. Dâvud'a Zebûr'u verdik" (Nisâ, 4/163)

    Medine dönemi

    Medine'de inen âyet ve sûrelerde daha çok hukuk kuralları yer almıştır. Aile ve devletin tanzimi, insanların birbiriyle veya devletle olan ilişkileri, anlaşmalar, barış ve savaş durumları bu âyetlerde açıklanır. M.S. 622 tarihinden itibaren bu hükümleri uygulamak için yeterli güce sahip bir İslâm Devleti, Muhammed yönetiminde, Medine'de oluşmuştu.

    İslam inanışına göre Allah hafiften ağıra doğru hükümler göndermiş, Muhammed ve ashabı bunları geciktirmeksizin uygulamaya geçirmiştir. Kur'an dilini bilmeleri, namazlarda, mescid içinde ve dışında okunan sûre ve ayetleri anlamalarını kolaylaştırmıştır. İslam inanışında bu devrin özelliği; iyi ve yararlı olanın alınması, kötü ve zararlı olanın kaldırılmasıdır. Yükümlülükler birden ayrıntılarıyla gelmemiş, zamanla tamamlanmıştır.[12]

    Kur'an ayetleri Müslüman toplumunda yaşanan olaylar üzerine gelmiştir. Ayetlerin ihtiyaç sırasında geldiğine ve toplumda gerekli etkiyi gösterdiğine inanılır. Bu yüzden, ayetlerin iniş sebepleri Kur'an tefsirlerinde önemli bir yer tutar.




    Selçuklu dönemi yazılmış Kuran-ı Kerim

    Nesilden nesile nakli

    Kur'an Muhammed'in sağlığında yazılı hale getirilmemiş, hıfz yolu ile muhafaza edilmiştir. Hıfz yoluyla nakil ve nakledilenlerin doğruluğu konusunda İslam bilginleri arasında görüş ayrılığı yoktur. Bu prensip gereğince Ebu Bekir'in halifeliği sırasında Kur'an toplanırken tevatür derecesinde olan, Abdullah b. Mesud'un kendisinin daha iyi anlaması için açıklayıcı olarak koyduğu bazı ifadeler komisyonca metne eklenmemiştir. Örneğin "Bunları yapma imkânını bulamayan kimsenin üç gün oruç tutması gerekir." (Maide, 5/89) âyetinin devamındaki "mütetâbiat" (peşpeşe) ilavesi Kur'an'a eklenmemiştir. Yine Abdullah b. Mes'ud'un annelerin nafakası ile ilgili: "Mirasçı da (yukarıda) belirtildiği şekilde (nafaka ile) yükümlüdür." (Bakara, 2/233) âyetindeki mirasçı hakkında "zi'r-rahimil-mahrem" (evlenilmesi yasak olan yakın hısımlardan olan) şeklinde ilâve taşıyan kıraati de Kur'an'dan sayılmaz.

    Tevâtür derecesinde olan bu gibi kıraatlerin hukukçular için delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı konusunda görüş ayrılığı vardır. Hanefilere göre, bu kıraat şekillerini nakleden sahabe bunu ya Muhammed'den işitmiştir veya kendi görüşü ve ictihadı olarak ifade etmiştir. Hanefîler yemin kefâreti olarak tutulacak orucun peş peşe üç gün tutulmasını gerekli görürler Şafii, Maliki ve Hanbelilere göre ise, mütevatir olmayan kıraatler ne Kur'ân ve ne de sünnet sayılmaz ve hüküm çıkarmada delil olarak da kullanılamaz. [13]

    İslam'a göre Kur'ân yalnız Araplar için değil, yeryüzündeki tüm insanları doğru yola iletmek için gelmiştir: "Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik" (Enbiyâ, 21/107). Bu özelliği Kur'ân'ın i'caz yönlerinin de evrensel olmasını gerektirir,

    "Kuran" kelimesinin Kuran'da kullanılması

    İslâm'ın kutsal kitabının özel adı olan Kur'an kelimesi, 58 âyette geçer. Ayrıca "kur'an" "okunan,okuyuş, okuma" "ekli, katlı,derli" anlamında özel ad olmayarak 12 ayette ( Yusuf Suresi 12/2, Rad Suresi 13/31, İsra Suresi 17/106, Taha Suresi 20/113, Zümer Suresi 39/28, Fussilet Suresi 41/3,44; Şura Suresi 42/7, Zuhruf Suresi 43/3, Cin Suresi 72/1, Kıyame Suresi 75/17,18) geçer.

    "Biz onu okuyup akletmeniz için anlaşılır-sade-arı bir okuyuşla/okunuşla indirdik" (Yusuf Suresi, 12/2).

    "Kur'anı okuyacağında/okuduğunda kovulmuş şeytanın şerrinden Allah'a sığın (Euzü billahi mineşşeytan ir racim) de" (Nahl Suresi, 16/98).

    "Kur'an okunduğunda/okununca onu işitin de durup düşünün ki merhamet olunasınız" (A'râf Suresi, 7/204).

    "Bu Kur'an, insanlara yolu gösterir, o değişmez yoldur, unat-düzgün çalışan-iş yapan inananları onlar için olan kerim bir ecir ile müjdeler." (İsrâ Suresi, 17/9).
    "Kur'an'dan indirir/indiriyor/indirecek olduklarımız, inananlara şifa ve rahmettir..." (İsrâ Suresi, 17/82).

    Birçok âyette "el-Kitâb" kelimesinin Kur'ân-ı Kerîm anlamında kullanıldığı görülür:
    "Elif. Lâm. Mîm. İşbu içinde kuşku olmayan Kitap'tır müttakiler (Allah'tan korkan başkasından korkmayanlar) için bir yol göstericidir" (Bakara, 2/1,2).

    Bundan başka çeşitli âyetlerde Kur'ân için başka isimler de kullanılmıştır: el-Furkân (Furkân Suresi, 25/1), ez-Zikr (Hicr Suresi, 15/9), en-Nûr (Nisâ Suresi, 4/174), er-Rûh (Şûrâ Suresi, 42/52) vb. gibi.

    Kur'an'ın abdestli okunması meselesi

    Kur'an'ın abdestsiz okunabilmesi konusunda fikir ayrılıkları mevcuttur. Bir kısım İslam alimlerine göre Kur'an abdestsiz okunabilir ve abdest ancak namaz için gereklidir.

    Bu konu ile ilgili ayet olarak Vakıa 77-79 gösterilse de, bu ayette abdestten bahsedilmediğini öne süren din bilginleri de mevcuttur.




    Diyanet İşleri Başkanlığı'nın çevirisinde

    Diyanet İşleri Başkanlığı'nın çevirisinde ayetler:

    "O, elbette değerli bir Kur’an’dır. Korunmuş bir kitaptır. Ona, ancak tertemiz olanlar dokunabilir." (Vakıa Suresi, 77-79) [14
    şeklindedir. Fakat buradaki tertemiz olanlar ile kastedilenin, abdestli olanlar olduğuna dair herhangi bir açıklama getirilmez.

    Yaşar Nuri Öztürk çevirisinde

    Yaşar Nuri Öztürk ise bu ayetleri:

    "O kesinlikle şerefli bir Kur'an'dır. Titizlikle saklanan bir Kitap'tır. Ona, arındırılmışlardan başkası dokunamaz." (Vakıa Suresi, 77-79) [15]

    şeklinde çevirmiştir. Kur'an'daki İslam [15] adlı kitabının161. sayfasında, 79. ayetteki "mutahharun" sözcüğünün kelime anlamını iyice temizlenmiş olanlar olarak açıklayıp, sözcüğün bağlı olduğu kalıptan ötürü edilgen bir yapıda olduğunu; yani temiz olanlar değil, temizlenmiş olanlar anlamına geldiğini söyler. Öztürk, burada geçen temizlenmiş olanlar sözü ile Allah tarafından temizlenmiş olan meleklerin kastedildiğini savunur ve kelimenin aslında insanla ilgisi olmadığını söyler ve kesinlikle, Kur'an'ın abdestli okunması gerektiği anlamına gelmeyeceğini belirtir.

    Edip Yüksel çevirisinde

    Edip Yüksel ise aynı ayetleri şu şekilde çevirmiştir:

    "Bu, onurlu bir Kur'an'dır. Korunmuş bir kitaptadır. Onu ancak temizler kavrayabilir." (Vakıa Suresi, 77-79) [16]

    Çevirisinde bu ayetlerle ilgili dipnot olarak; ayetlerin kesinlikle abdestten, abdestsiz Kur'an okunamayacağından bahsetmediğini, ayetleri bu şekilde yorumlayan din adamlarının kasıtlı olarak halkı Kur'an'dan uzaklaştırma amaçlı beyanda bulunduklarını söyleyerek, ayetleri abdestle bağdaştıran din adamlarını suçlar.[17]

    Bu ayetlerin Kur'an'ın abdestsiz okunup okunamamasıyla ilgili olmadığını savunan din bilginleri, abdestle ilgili olarak Maide Suresi'nin 6. ayetini gösterirler.
    Bu tartışmaların yanısıra halk arasındaki yaygın uygulama, Kur'an'ın abdest alınarak okunması şeklindedir.

    Kur'an'ın bir insan tarafından yazılmış veya alıntılanmış olabileceği iddiaları

    Ateizm, tanrı veya tanrıların varolmadığını savunur. Bu inanış, yeryüzündeki tüm dinler ve bunların kutsal kitaplarının insanoğlunun üretimi olduğu kabulünü de beraberinde getirir. Deizm'de de tanrı kavramı kabul edilmekle birlikte dinler reddedilir. Bunun yanısıra Yahudilikte ve Hristiyanlıkta da Kuran'ın tanrı kelamı olduğuna inanılmaz.[18][19]

    Surelerin kronolojik sırası

    Surelerin kronolojik sırası, Kuran hakkındaki tartışmalı hususlardandır. Ayetlerin açıklanış sırası ile ilgili eldeki veriler yeterince güvenilir değildir.[20] Avrupalı akademisyenler, Kuran'ın içeriğini tarz ve konu açısından inceleyip, göreceli bir sıraya koymaya çalışmışlardır. Theodor Nöldeke 1860'da Kuran Tarihi'ni (History of the Qurʾān) yazdığından beri sureler batılı kaynaklarda dört değişik şekilde sıralanmaya başlanmıştır. Bu sıralamalardan üçü Mekke ve Medine dönemlerini baz alır.

    Diğer kutsal kitaplar ve sözlü geleneklerle benzerlikler

    İslami bakış açısına göre Kur'an Allah kelamıdır ve gerek Kuran'ın kendisi, gerekse diğer İslami kaynaklar, Kur'an'ın kısmen ya da tamamen başka kaynaklardan kopyalanmış olabilme ihtimalini şiddetle reddeder. Kur'an'daki birçok karakter ve olay, Tanah, Eski Ahit ve Yeni Ahit gibi Yahudi ve Hristiyan kaynaklarında da mevcuttur. Batılı akademisyenler, Kur'an ile Yahudi ve Hristiyan kaynaklarındaki karakterlerin ve olayların birbirinden farklı olduğunu, Kur'an versiyonlarının daha çok, sonraki dönem Hristiyan kaynakları ve Midraş gibi Yahudi kaynaklarından alındığını iddia etmektedir.[20] Kuran'daki "İlahi Adalet" ve "Cennet" gibi motifler ise Kuran ile çağdaş Suriye Kiliselerine mensup misyoner din adamlarının öğretileri ile büyük benzerlik göstermektedir. Bu benzerliğin nedeni, bu öğretilerin planlı olarak baz alınmasından ziyade, o dönemlerde oldukça yaygın olan sözlü öğretim geleneği olabilir.[20]
    Kuran, insan yazısı olduğu iddialarına karşı, bir çok Kuran ayeti ile savunulmuştur. Başka bir dilden tercüme olduğu iddialarına[21] karşı, Muhammed'in ümmi yani gönderilen diğer kitapları okumadığını bildiren ayet ile[22] ve kusursuz bir Arapça üzerine kurulduğunu açıklayan ayeti ile[23] savunulmuştur. Aramicenin Arapça ve İbranicenin atası olduğu göz önünde bulundurulduğunda, ortak kelimelerin bulunması mümkün görülmektedir.
    Ayrıca Muhammed'in sözleri (hadisleri) ve konuşmalarının üslûbu ile Kur'an'ın üslubu arasında bariz bir fark bulunmaktadır.




    Mukattaa

    İslamın yayılmaya başladığı dönemlerde vahiyleri ezberleyerek muhafaza etmek normal kabul ediliyordu ve sadece önemli gün ve olaylarda vahiyler not ediliyordu.[20] Günümüzde, ilk İslami dönemlere ait, çeşitli şekillerde yazılı hale getirilmiş Kur'an ayetlerinin varlığı genel olarak kabul görmekle beraber bu materyallerin içeriği bilinememektedir. Günümüzdeki Kur'an'da bazı surelerin başında bulunan, ana metinden ayrı yazılan ve uzundan kısaya doğru dizilen "sessiz harf grupları", farklı yazılı metinlerin birleştirildiği kanısını uyandırmaktadır.[20] Mukattaa denilen bu harflerin ne anlama geldiği konusunda İslam alimleri arasında da fikir birliği yoktur.

    Farklı Kuran versiyonları

    Kur'an'ın o dönemde halk dili ile yazılması, Arap olmayanlar için doğru okunmasını ve hiçbir detayın kaybolmamasını sağlamaya yeterli değildi. Yazılı Arapça yetersizdi, bazı sessiz harfler arap olmayanlar tarafından kolaylıkla karıştırılabiliyordu ve bazı sözcüklerin ne anlamda kullanıldıklarını yazılı olarak anlamak mümkün değildi.[20] Kur'an'ın ilk yazıldığı zamanlarda Arapça sadece Araplar içindi. Kur'an'daki sözcüklerin telaffuzunu doğru yapabilmek için ezbere bilmek gerekiyordu. Telaffuz da Arap şivelerine göre çeşitlilik gösteriyordu. Bu durum telaffuz yönüyle farklı Kur'an versiyonlarının ortaya çıkması sonucunu doğurdu.[20] Bu okunuş versiyonlarından en meşhurları günümüze kadar gelmiştir.[24]

    Sözlü Kur'an versiyonlarının adedi çok olmasına rağmen yazılı Kur'an'ın adedi sadece birkaç taneydi. Bu yönüyle Yeni Ahit ile kıyaslanırsa, Kur'an'ın çok daha sağlam temellere oturduğu ve çok daha az çeşitlilik gösterdiği rahatlıkla söylenebilir.[20] Yazılı Arapça zamanla gelişme gösterdi. Birbirine benzer harfleri ayırt edebilmek için imla işaretleri ve doğru telaffuz için uzun sesli harfler oluşturuldu. Kur'an yazımına eklenen bu yeni harf ve işaretlerin sebebi, şive farklarından kaynalanan tartışmalara[25] ve islam dininin Arap dünyası dışına taşmasıyla Arap olmayanların yazılı Kur'an'ı yanlış okuyor olmalarına bir son vermekti. Bu yeni sistem islam dünyasında 9. yy'ın başlarına kadar tartışmalara konu oldu. Kur'an'a eklenen yeni harf ve işaretler renkli olarak yazılmaya başlandı ve asıl metinin bir parçası kabul edilmedi.[20]

    Simetrik kilit

    Dr. Halis Aydemir tarafından yapılan özgün bir araştırmada, Kur'an'ın bir insan tarafından yazıldığına, alıntılardan oluşturulduğuna veya günümüze değin değiştirildiği iddialarına karşı bir kontrol mekanizması düzeni olduğu iddia edilmiştir. Bu iddiaya göre ayet sayıları çeşitli matematiksel analizlerden geçirildiğinde (tek, çift, asal sayı v.s.) belli bir simetrik düzen göstermektedir. [26]

    Kelime tekrarları

    Bir araştırmaya göre Kur'an'daki bazi sözcük tekrarları şu şekildedir[27][28][29][30]:

    Gün kelimesi 365 defa, günler kelimesi 30 defa, ay kelimesi 12 defa geçmektedir.

    Deniz kelimesi 32 defa, kara kelimesi 13 defa geçmekte ve bunların her birinin, toplamları olan 45'e oranı, yaklaşık olarak yeryüzündeki kara ve deniz oranlarını göstermektedir.

    Bunların yanında dünya-ahiret, melek-şeytan, iman-küfür, yaz-kış gibi bazı karşıt kelimeler eşit sayıdadır. Buna mukabil affetmek kelimesi ceza kelimesinin iki katı sayıda, zenginlik kelimesi fakirlik kelimesinin iki katı sayıda ve yine iyiler kelimesi kötüler kelimesinin iki katı sayıdadır.

    Kelimeler ve matematiksel değerleri iddialari

    Arapça alfabedeki her harfin sayısal bir değeri vardır. Yani Arapçada her harf bir rakama karşılık gelir. Bundan istifade edilerek çeşitli hesaplamalar yapılır. Yapılan bu hesaba "ebced hesabı" denir.[31]. İddiaya göre bu hesaplamalar şöyledir:

    Demir (Fe) kelimesinin ebced hesabındaki karşılığı (Arapçası Hadid) 26 dır. 26, demirin atom numarasıdır. Ayrıca belirli bir demir anlamına gelen (El-Hadid) kelimesinin ebced hesabına göre karşılığı da 57 dir. Bu da demirin durağan izotoplarından birinin kütle numarasıdır, ve duragan izotoplardan sadece bu izotopun cekirdek dönme numarası 1/2 dir.[32] Kuran'da demirden bahseden sure Hadid Suresi yani demir suresidir. Bu sure de Kuran'ın 57. suresidir.[33]
    Âdem kelimesinin ebced hesabındaki karşılığı 46'dır. Kuran insanlara Âdem oğlu diye hitap eder.[34] 46 ise insan hucresinin kromozom sayısıdır. Bazı kaynaklarda Adem'ın ebced karşılığı 45 geçmektedir.[35] Bu farklılık Âdem ve Adem kelimelerinin arapçada farklı olmasından kaynaklanmaktadır.[36] Kuranda Adem yokluk anlamında (Ebced karşılığı 45) Âdem ise Kuran'da ilk insan olarak geçen Âdem Peygamber için kullanılmıştır. (Ebcet karşılığı 46)





    Kaynakça

    Kur'an-ı Kerim (Diyanet İşleri Başkanlığı Meali)
    Muhammed Hamidullah, Kur'an Tefsiri
    Zekiyüddin Şaban, Usulü'l-Fıkh, Terc. İbrahim Kafi Dönmez, Ankara 1990, s. 44-45
    İbn-i İshak, Es-Sire
    İbn-i Sa'd, Tabakat
    Mes'udi, Mürucü'z-Zeheb
    İslam Ansiklopedisi , TDV Yay., İst., 1997
    Beheşti, Bilmek, Çev: İbrahim Keskin, İst., Bir Yay., 1988
    Arslan, Ahmet, Felsefeye Giriş, 4. bs., Ankara, Vadi Yay., 1999
    Alper, Ömer Mahir, Akıl-Vahiy Felsefe-Din İlişkisi, İst, Ayışığı Yay., 2000
    Qurʾān." Encyclopædia Britannica. Ultimate Reference Suite. Chicago: Encyclopædia Britannica, 2008.
    Kuran - Ayet


    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Kur'an-ı Kerimin İndirilmesi - Kur'an-ı Kerim Nasıl İndirildi - Kur'an- Kerim Ne Kadar Zam
  3. Kur'an - Kerim Tilaveti Ebu Mûsa - Kur'an - Kerim Ezberlemek - Kur'an - Kerim Öğrenmek - B
  4. Kuran-ı Kerim, Kuran-ı Kerim İle İlgili Hutbe-İstabul Müftülüğü
  5. Kur'an-ı Kerim Anıtı
  6. Paylaş Facebook Twitter Google


  7. Sponsorlu Bağlantılar

 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri