Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

ESMAU’L- HÜSNA'NIN KUR'AN-I KERİM AÇILIMI ESMÂu’l- HÜSNÂ'nın KUR'ÂN-ı KERÎM AÇILIMI GENEL BİLGİ Aziz kardeşlerim , İnsanoğlu mükemmel bir fizyolojik ve psikolojik yapıya sâhibtir. Kendisini ,

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Esmau’l- Hüsna'nın Kur'an-ı Kerim Açılımı

    Sponsorlu Bağlantılar




    ESMAU’L- HÜSNA'NIN KUR'AN-I KERİM AÇILIMI



    ESMÂu’l- HÜSNÂ'nın KUR'ÂN-ı KERÎM AÇILIMI



    GENEL BİLGİ



    Aziz kardeşlerim,
    İnsanoğlu mükemmel bir fizyolojik ve psikolojik yapıya sâhibtir.
    Kendisini, yaşadığı mekânı, geçmiş ve geleceği düşünür.
    Elbette bu sistemi muazzam bir denge ve düzen içinde var edip yürüten sistemin Sâhibi ALLAH-U Zu'l-CELÂL'i de düşünür.
    Ustasını ve Sâhibini, sisteme sorar!...
    Yaratanın özelliklerini (sıfatlarını) araştırır.
    Zât-i İlâhîyye'yi niteleyen kavram kelimeler, sıfat ya da isim adı almıştır.
    En güzel isimler olan Esmâu'l-Hüsnâ,
    Kur'ân-ı Kerîm'de 4 yerde (A'râf 7/180; İsrâ 17/110; Tâ Hâ 20/8; Haşr 59/24 bkz.) ALLAH-U Zu'l-CELÂL'e nisbet edilmiştir.
    Gerçek isim Zât-ı Âli'sine âittir ve tektir ki: “ALLAH celle celâluhu” dur.
    Diğer isimler; niteleyen, ululayan, yücelten ve hürmet-saygı ifâde eden kelimelerdir.
    Ve Kur'ânî nasslardan seçilip hepsiyle de duâ edilebileceği kesinlikle bildirilmiştir.
    Kur'ân-ı Kerîm'de ALLAH-U Zu'l-CELÂL'e nisbet edilen 300 civârında kavram vardır.


    Hadis-i Şerîflerde 99 Esmâu'l-Hüsnâ bildirilmiştir.
    Bu isimlerin mânâları gerçek anlamda olmayıp bizim anlayışımıza yaklaştırıcı ifâdelerdir.
    Bilmediğimiz nice isimlerinin olduğunu Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem duâlarında buyurmuştur.
    (İmâm Ahmed, Müsned I-391 bkz.)

    ALLAH” lâfzı Kur'ân-ı Kerîm'de 436 yerde ALLAH olarak, 2739 yerde kelimeye birleşik olarak, ek alarak geçmektedir.
    ALLAH celle celâluhu Lâfzullah, harf-i târif almayan tek İsmullah olmakla berâber tüm harf-i târif'li isim ve sıfatlarının mânâlarını kendisinde cem' eder, câmi'dir.
    Yâni ALLAH celle celâluhu dediğimiz anda, EL HAYY, EL VEDÛD celle celâluhu v.d. ne dersek diyelim tüm Esmâ ve sıfatların anlamını Lâfzullah içerir ve kapsar.

    Zâtî Esmâ
    Sıfatî Esmâ
    Esmâî Esmâ
    Eşyâî Esmâ...

    Dikkat et ki gece ve gündüz isimleri aynı yerin, ayrı zaman ve hâldeki isimleridir ve Güneşin olup-olmamasına bağlıdır.
    Esmâlar da böyledir...

    ALLAH” ismi celâli tektir ve asıldır.
    Diğer tüm esmâları bu tek esmâ, kendi sıfatı olarak yansıtır...
    Bu bir bakıma; bakan kişinin Düz, Çukur ve Tümsek Aynalarda değişik görünümü gibidir.
    Veyâ aynı elektrik akımının her âlete kendi işini yaptırması gibidir...
    Elektrik aynı iken fırının yandırması ve buzdolabının dondurması gibidir...

    Muhammedî Tasavvuf'ta esmânın da zâhiri ve bâtını vardır ki örnek olarak:

    Muhabbetin çekirdeği olan “HABBE” nin;
    Zâhiri; TOHUM, ASL ve ANAdır.
    Bâtını ise; BİZ BİLEliğinin HAK oluşudur.

    Onun için Muhammedî Tasavvuf'ta söz canlı bir tohumdur (habbe) ki, ehlini buldu mu vücûd bulur.
    Ehlinden kasdımız muhatab olan kişi; Uyur, Uyurgezer veyâ Sarhoş değil de AYIK ise mutlaka bu sözden bir NÂSİBi vardır ki KISMET olması için GAYRET göstermesi gerekir.

    Muhammedî Tasavvuf'ta kişinin öğretim ve eğitiminde;
    Kendi özünün parmak izi gibi özel (hususî) ve kişiye mahsus gâlib (hakîm) esmâsı vardır ki, isti'dâd ve karakteri olup kulluk kemâlâtında asıldır ve A'yân-ı Sâbitesi'dir.
    Sâbit nokta ve Muhammedî Nûr Prizi dediğimiz öze ulaşım (sıla) için,
    Muhammedî Oluş Şuuruna erip Muhammedî Islâh ve İflâh İstasyonunda;

    Bedeni Terbiye
    Nefsi Tezkiye
    Kalbi Tasfiye
    Rûhu Teclîye

    EHLi ELinde gerekmektedir.
    Satırdan satıra değil de Sadr'dan Sadr'a..

    Mürşid-i Mutlak olan Muhammed aleyhi's-selâm Rahmeten li'l-Âlemîn olarak Tek ve Mutlak İlâhî İstasyondur.

    İNSANoğlunun ANA AKIL Kartına Bütün İSMULLAH öğretilmiş-Yüklenmiştir EZELde..
    EL ÂLİM Celle Celâluhu , EL ALÎM Celle Celâluhu ve diğer bâzı Esmâların zuhûrundan doğan ÂLeMi ve AKLı iyi ANlamamız gerekir.

    وَعَلَّمَ آدَمَ الأَسْمَاء كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلاَئِكَةِ فَقَالَ أَنبِئُونِي بِأَسْمَاء هَؤُلاء إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ

    ---Ve alleme âdeme'l-esmâe kullehâ summe aradahum ale'l-melâiketi fe kâle enbiûnî bi esmâi hâulâi in kuntum sadikîn(sadikîne) : Ve Âdem'e isimlerin hepsini öğretti. Sonra meleklere: "Eğer doğru sözlüyseniz, bunları bana isimleriyle haber verin" dedi.
    (Bakara 2/31)

    Biliyoruz ki AKLı OL-AN insana fıtrî olarak her esmâ yüklenmiş ve bunları çeşitli işlerde kullanmaktadır.
    Bu esmâlar ise zıdlıklar taşır.

    Kişiyi;
    EN NÂFİU Celle Celâluhu esmâsı insanlara menfâat ve fayda vermeye çağırırken,
    ED DÂRRU Celle Celâluhu esmâsı ise zarar vermeye çağırabilir.

    Kişinin merkezindeki "Gâlib (etken) Esmâ", etrâfında dönen esmâlardan etkilenir.
    Ne var ki Muhammedî Metodla RÜŞDüne eren Husûsî Esmâ, saf nûr ve sırf hayr olur.
    Sanki Muhabbet Mıknatısı gibi bir ucuyla emredilen hak ve hayrı çekerken diğer ucuyla da yasaklanan bâtıl ve şerri iterler.
    Esmâ gücünün fayda ve zararı kulun, kulluk imtihanındaki tercihi ve cüz'î irâdesine bağlıdır.
    Ateş gibi, bizi ısıtır da yakar da!...

    Kâinâtta tüm esmâlar EZ-ZÂHİRU Celle Celâluhu esmâsının mazharında (Masdar Mimi aynasında) zuhûr ederler...
    Ve tüm esmâların kendilerine mahsus Mubârek, Muhteşem, Muazzam ve Mukaddes hünerleri vardır....

    Azîz kardeşlerim,
    Bâzı konularda özellikle ve ısrarla duruşumuzun sebebi Maksadımız olan;

    Muhammedî Akval-Söz (i'tikad, inanç),

    Muhammedî Amel (sünneti seniyye),

    Muhammedî Ahlâk (buyurulan yaratılış ahlâkınca)

    Muhammedî Hâle ( değişmeyen huy) ULAŞmak için;

    Tek Yol, Tek Çâre ve Tek Veri (done) olan Kur'ânî (RABBânî) ve Muhammmedî Metodun Esâsı oluşlarındandır.
    Esmâu'l-Hüsnâ'da böyledir.

    Mârifet; kişinin önce kendini, sonra RABB'ini bilip tanımasıdır.
    RABB'ini tanımanın yolu ise;
    Masal, hikâye, ruyâ, hayâl v.s. ile olmayıp, bunun için merhâmeten ve ikrâmen inzal buyurulan Kur'ân-ı Kerîm ve onu tatbik edip yaşayan Rasûlullah SALLallâhu aleyhi ve sellem'dir.

    Esmâü'l-Hüsnâ, NASSlarda (delili Kur'ân-ı Kerîm âyeti celilesi olan) terkibi (birlikteliği, sentezi) ALLAH-U Zu'l-CELÂL'e nisbet edilen isimlerdir.


    Hiç unutmamalıyız ki MUHAMMEDÎ TASAVVUF Tevhid İlmidir.
    Tevhid ise; herşeyde TEKliği esas alan İslâm Dîni'nin aslıdır.
    ÇOKluk İfratı ve YOKluk Tefriti, TEKlik İ’tidalinde RASÛLÎ SEVİYE TEVHİDİ OLur..
    Tasavvufta da tevhid esasdır, tektir ve;
    Mütekellim (konuşan) ALLAH Teâlâ'dır.
    Muhatab (dinleyen ve uygulayacak) olan da tektir Rasûlullah SALLallâhu aleyhi ve sellemdir.
    Rasûlullah SALLallâhu aleyhi ve sellemi DUYup-UYduğumuz İçin BİZ de Muhatabız İn şâe ALLAH

    BİZ” ise;
    Bir Vücûd (mevcud oluş)
    Bir Şuhûd (Şâhid oluş)
    Bir Sucûd (teslîmiyet ve istikâmette tam-tümleniş)
    Bir Uhûd (İlk ve son ahdleri uygulayış)

    Sâhibi olan Fahr-i Kâinât MUHAMMED aleyhi's-salatu ve's-selâm'ın; SÖZ, AMEL, AHLÂK ve HÂLlerinde yok olup:
    Muhammedî Tebliği (Şeriat-ı Garrayı îlanı)
    Muhammedî Tenziri (İlâhî Uyarıyı bildirmesi)
    Muhammedî Tebşiri (İlâhî müjdeyi bildirmesi)
    Muhammedî Teşhid (İlâhî şehâdetimize şâhid oluşu)
    DUYup UYanlarız..
    Sen, ben, o; birleşti ve BİZ olduk.
    BİZ, BİR-İZ ve Muhammedîyiz!...
    Rahmeten li'l-âleminin Kerem Kevseri'nde Damlalarız El-hamdu li'llâhi Rabbi'l-âlemîn...

    Kur'ân-ı Kerîm'de geçen Esmâu'l-Hüsnâ'larla berâber hadîs-i şerîflerde de geçen Esmâlar'da vardır.

    Esmâu'l-Hüsnâ; RABB'ımıza karşı saygı duymamızı, kâni' olmamızı, kalbî huzur duymamızı, lütûf, ikrâm ve ihsânını umarak duâlarımıza vesîle saymamızı sağlar.
    ALLAH Teâlâ hakkında yeterli ve doğru bilgi sâhibi kılar.

    Esmâu'l-Hüsnâ; Tanıtıcı ve îmânda mutmaîn kılıcıdır.
    Esmâu'l-Hüsnâ; insana zihnen ve fiilen, "Var olan" yaratıcıyı anlatmaktadır.
    Esmâu'l-Hüsnâ; ALLAH celle celâluhu'nun İsim ve Sıfatları sâyesinde AKLen; İLİM, İRÂDE, İDRAK ve İŞTİRAK edilebileceğini bildirir.
    Kur'ân-ı Kerîm'imizde ısrarla ve defâlarca insana emir ve tavsiye bulunan duâ ve zikrin sebebi;
    Aklen ve vicdânen yaratık olan insanın yaratanı ile bağ kurmasıdır.
    Esmâ kelimelerinin ağızlardaki seslerde kalmayıp kalblerdeki ilim ve irfan anlayışına dönmesinin şart oluşunu Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in duâlarında geçen sayısız isimlerden anlamaktayız.

    İnsan ve Aklı, İlâhî İsimlerin Tecellîsine mazhar olurken kâinât hayâtında da bizzât yaşamaktadır.
    Hattâ her kişiye özellikle tecellî eden Gâlib İsim olduğu da bildirilmiştir.

    Sıfatlar ve İsimler; Zât-i İlâhiyye'ye nisbet edilen mânâlardır.
    İnsan aklının (hafsalasının) anlayabileceği düzeyde bir benzetme ile ifâde edilebilmiştir.
    Duyular ötesi olan ALLAH celle celâluhu; Zât-i Âlî'sininin Sıfat ve İsimlerini duyular âleminde ve bu âlemin kavramları ile ifâde buyurmuştur.

    EL BASÎR (celle celâluhu): "Herşeyi, her zaman, her yerde ve her hâlde mutlak mânâda tümüyle ve hakkıyla görücüdür" diyeceğiz ve bileceğiz!...
    Ve görmesi, bizim görmelerimizden târifsiz bir şekilde farklı iken aklın imkânları içinde yine de insanın görmesi anlamındaki "Basar-basîret" kelimesini kullanmak mecbûriyetindeyiz.
    Başka da yol yok!...

    فَاطِرُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ جَعَلَ لَكُم مِّنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَاجًا وَمِنَ الْأَنْعَامِ أَزْوَاجًا يَذْرَؤُكُمْ فِيهِ لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ
    ---““Fâtıru's-semâvâti ve'l-ard(ardı), ceale lekum min enfusikum ezvâcen ve mine'l-en’âmi ezvâcâ(ezvâcen), yezreukum fîh(fîhi), leyse ke mislihî şey’un, ve huve's-semîu'l-basîr(basîru) : O, göklerin ve yerin yaratıcısıdır; size, kendi cinsinizden çiftler yapmıştır. Davarlardan da (erkekli dişili) çiftler... Sizi bu tarzda yaratıb üretiyor. O’nun misli (O’na benzer) hiç bir şey yoktur. O, Semî’dir= bütün söylenenleri işitir. Basîr’dir= bütün yapılanları görür.”
    (Şûrâ 42/11)

    Elbette Yaratan'ın Yaratılanla “O'nun benzeri hiçbir şey yoktur.”
    ALLAH Teâlâ'nın her hususta benzerlik ve benzetmekten münezzeh olduğunu azıcık aklı olan bile anlar...
    GÖRmek fiilini; kedi, bebek, genç, câhil kâmil vs için kullanılmak zorundayız ama ne kadar farklı sonuç olduğu açıkken GÖZden Münezzeh olan El-BASÎR ALLAH celle celâluhu'nun ZÂTı için benzetme olamaz..

    Esmâ Ummânında insanoğlunun kendi aklı ve duyuları ile sonradan konulmuş bir tek isim bile olamaz.
    Çünkü ALLAH-U Zu'l-CELÂL, tanıttığı kadarıyla tanınabilir.
    Her birisi, Aşk Âleminde sonsuz seyahat için birer füze gibi olan isimlerin markası tek olup Kur'ânî (Muhammedî) dir…


    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Hz. Muhammed'e (s.a.s.) Kur'an-ı Kerim’in İndirilmesi
  3. Kur'an - Kerim Tilaveti Ebu Mûsa - Kur'an - Kerim Ezberlemek - Kur'an - Kerim Öğrenmek - B
  4. Mehmet Emin Ay – Esma-ül Hüsna (Allah’ın 99 İsmi) İzle
  5. Kur-an’ı Kerim’de Geçen Kız İsimleri
  6. Kur’an-ı Kerim açısından ilim
  7. Paylaş Facebook Twitter Google






  8. Sponsorlu Bağlantılar




    İSİM ve İSİMLER (ESMÂ)

    Kur'ân-ı Kerîm'de 113 sûre “Besmele (isim)” ile başlarken, 2 sûre içinde daha geçer.
    İsm kelimesi 9 yerde,
    İsmullah 9 yerde,
    İsmu Rabbike 9 yerde,
    İsmuhu ise 20 yerde zikredilir.
    Esmâu'l-Hüsnâ ise Kur'ân-ı Kerîm' de 4 yerde yer alır ki bu âyeti celîlelerde ALLAH Teâlâ'nın Tevhidi bildirilip;
    Tenzihî, Subûtî ve Fiîlî Sıfatlarını içiren İSİMler zikredilir..

    وَلِلّهِ الأَسْمَاء الْحُسْنَى فَادْعُوهُ بِهَا وَذَرُواْ الَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِي أَسْمَآئِهِ سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ
    ---“Ve lillâhi'l-esmâu'l-husnâ fed’uhu bihâ ve zerûllezîne yulhıdûne fî esmâih(esmâihî), se yuczevne mâ kânû ya’melûn(ya’melûne): İsimlerin en güzeli ALLAH'ındır. Öyleyse O'na bunlarla duâ edin. O'nun isimlerinde 'aykırılığa (ve inkâra) sapanları' bırakın. Yapmakta oldukları dolayısıyla yakında cezalandırılacaklardır.”
    (A'râf 7/180)

    اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ لَهُ الْأَسْمَاء الْحُسْنَى
    ---“Allâhu lâ ilâhe illâ huve, lehu'l-esmâu'l-husnâ: ALLAH, O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O en güzel isimler (Esmâu'l-Hüsnâ) hep O'nundur."
    (Tâ Hâ 20/8)

    هُوَ اللَّهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْأَسْمَاء الْحُسْنَى يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
    ---“Huvallâhu'l-hâliku'l-bâriû'l-musavviru lehu'l-esmâu'l-husnâ, yusebbihu lehu mâ fî's-semâvâti ve'l-ard(ardı) ve huvel azîzu'l-hakîm(hakîmu) :O ALLAH ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, “şekil ve suret” verendir. En güzel isimler (Esmâu'l-Hüsnâ) O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakîmdir:
    (Haşr 59/24)

    قُلِ ادْعُواْ اللّهَ أَوِ ادْعُواْ الرَّحْمَنَ أَيًّا مَّا تَدْعُواْ فَلَهُ الأَسْمَاء الْحُسْنَى وَلاَ تَجْهَرْ بِصَلاَتِكَ وَلاَ تُخَافِتْ بِهَا وَابْتَغِ بَيْنَ ذَلِكَ سَبِيلاً
    ---“Kulid’ullâhe evid’u'r-rahmân(rahmâne), eyyen mâ ted’û fe lehu'l-esmâu'l-husnâ, ve lâ techer bi salâtike ve lâ tuhâfit bihâ vebteğı beyne zâlike sebîlâ(sebîlen) : De ki: "ALLAH, diye çağırın, 'RAHMAN' diye çağırın, ne ile çağırırsanız; sonunda en güzel isimler O'nundur." Namazında sesini çok yükseltme, çok da kısma, bu ikisi arasında (orta) bir yol benimse.”
    (İsrâ 17/110)

    Bizler, Lâfzullah olan ALLAH celle celâluhu için mânâ aramayız, diğer isimleri anlar ve hayâtımızda duâ, iltica, yalvarı ve tatkibatta yaşarız, severiz ve sayarız. Önemli olan ALLAH rızâsıdır!..

    İnsan AKLı ham hâliyle asla ALLAH celle celâluhu ZÂTını Anlayamaz ve ancak NAKL ile bildirileni ANlayabilir.

    ALLAH celle celâluhu nun ZÂTını düşünmeyi Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yasaklamıştır.

    ---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ALLAH’ın zâtını düşünmeyin, onun nimetlerin düşünün.”
    (Mecmau’z-Zevaid, 1/81, Kenzu’l-Ummal, h. No: 5707).

    ---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: ALLAH’ın yaratıklarını düşünün, sakın ALLAH’ın zâtını düşünmeyin, helak olursunuz.”
    (Kenzu’l-Ummal, h. No: 5705).

    --- Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Yaratıkları düşünün, Yaratanı(n zâtını) düşünmeyin. Çünkü, onun kadrini hakkıyla takdir edemezsiniz.”
    (Kenzu’l-Ummal, h. No: 5706).

    ---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Cenâb-ı HAKK’ın sınırsız nimetlerini tefekkür ediniz. Fakat Künh u Zât'ını düşünmeyiniz. Çünkü siz Ulûhiyyet’in esrârını keşfedemezsiniz. ALLAH’ın azâmetini ve büyüklüğünü hakkıyla takdir ve ihâta edemezsiniz” buyuruyor.
    (Suyûtî, Câmiu’s-Sağîr, 1/132; Aclûnî, Keşf’ul-Hafâ, 1/311.)

    ALLAH celle celâluhunun isimlerini, sıfatlarını, kâinat üzerindeki tasarruflarını, hâkimiyetini, nimetlerini, büyüklüğünü tefekkür edebiliriz, düşünebiliriz.
    Fakat O’nun zâtını, vücûdunun esrarını ve mâhiyetini ne düşünebiliriz, ne kavrayabiliriz!

    Tefekkür, insana mahsus bir özelliktir. İnsan, tefekkür sâyesinde diğer varlıklardan ayrılır ve üstün olur. Tefekkür ancak kalbde tasavvuru mümkün olan şeyler hakkında yapılabilir. Onun için, ALLAH'ın yarattığı varlıklar hakkında tefekkür mümkündür. Fakat ALLAH'ın Zâtı hakkındaki tefekkür mümkün değildir. Çünkü ALLAH hiç bir şekilde sûret olarak vasıflandırılamaz ve şekil olarak hayal edilemez. Bu nedenle ALLAH'ın Zâtı hakkında tefekkür edilmez.
    (el-İsfahânî, el-Müfredât, İstanbul 1986, 578).

    ALLAH celle celâluhu'nun Subûtî Sıfatlarının, Selbî Sıfatlarının, Fiilî Sıfatlarının ve Muteşâbih Sıfatlarının varlığını bilip Anlamak,
    Muteşâbih sıfatlarda ALLAH’a cisim veya şekil vermeden, sıfatların şekli, içeriği ve aslı-özü üzerinde durmadan Murâdullah ne ise dememiz İslâmî esastır.


    Duâlarımızda ki Esmâu'l-Hüsnâ önemini anlamalıyız;

    Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in, duâ eden bir adamın:
    ALLAH'ım, şehâdet ettiğim şu hususlar sebebiyle senden talep ediyorum: Sen, kendisinden başka ilah olmayan ALLAH'sın, BİRsin, Samed'sin (hiçbir şeye ihtiyacın yok, her şey sana muhtaç), doğurmadın, doğmadın, bir eşin ve benzerin yoktur ” dediğini işittiğinde
    ---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurdu:
    “Nefsimi kudret elinde tutan Zât'a yemin olsun, bu kimse, ALLAH'tan İsm-i Âzâmı adına talepte bulundu Şunu bilin ki, kim İsm-i Âzâmla duâ ederse ALLAH ona icâbet eder, kim onunla talepte bulunursa (ALLAH ona dilediğini mutlaka) verir ”
    (Büreyde (r a)dan: Tirmizî, Daavât 65, (3471); Ebû Dâvud, Salât 358, (1493) )

    ---Mihcen İbnu'l-Edra' (r a)dan nakledilen bir hadiste ise, “günahları için mağfıret” dileyerek: “ALLAH’ım Sen Gafûr'sun, Râhim'sin!” diyor ve bunu duyan Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “O mağfiret edildi O mağfıret edildi O mağfiret edildi!” buyuruyor
    (Ebû Dâvud, Salât 184, (985); Nesâî, Sehiv 57, (3, 52)


    Esmâu'l-Hüsnâ Hadisi:

    ---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem:
    ALLAH'ın doksan dokuz ismi vardır Kim bunları ezberlerse cennete girer ALLAH tektir, teki sever ” Bir rivâyette: “Kim o isimleri sayarsa cennete girer ” buyurmuştur
    Buhârî hadisi bu lafızla çıkarmıştır
    Müslim'de “tek” kelimesi yoktur
    (Buhârî, Daavât 68; Müslim, Zikir 5, (2677); Tirmizî, Daavât 87, (3502)

    ---
    Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem:
    "ALLAH Teâlâ hazretlerinin doksan dokuz ismi vardır, yüzden bir eksik O, tektir, teki sever Kim bu isimleri ezberlerse cennete girer Onlar şunlardır: ALLAH, el-Vâhid, es-Samed, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Hâlık, el-Bâri, el-Musavvir, el-Melik, el-Hakk, es-Selâm, el-Mü'min, el-Muheymin, el-Azîz, el-Cebbâr, el-Mutekebbir, er-Rahmân, er-Rahîm, el-Latif, el-Habîr, es-Semî', el-Basir, el-Alîm, el-Azîm, el-Bârr, el-Mute'âl, el-Celîl, el-Cemîl, el-Hayy, el-Kayyûm, el-Kâdir, el-Kâhir, el-Aliyyu, el-Hakîm, el-Karîb, el-Mucîb, el-Ğaniyyu, el-Vehhab, el-Vedûd, eş-Şekûr, el-Mâcid, el-Vâcid, el-Vâli, er-Râşid, el-Afuvvu, el-Ğafûr, el-Halîm, el-Kerîm, et-Tevvâb, er-Rabb, el-Mecîd, el-Veliyyu, eş-Şehîd, el-Mubîn, el-Burhân, er-Ra'uf, el-Mubdiu, el-Mu'îd, el-Bâisu, el-Vârisu, el-Kaviyyu, eş-Şedîdu, ed-Dârru, en-Nâfi'u, el-Bâki, el-Vâkî, el-Hâfıd, er-Râfi', el-Kâbıd, el-Bâsıt, el-Mu'ızzu, el-Muzıllu, el-Muksıt, er-Rezzâk, Zu'l-Kuvve, el-Metîn, el-Kâim, ed-Dâim, el-Hâfız, el-Vekîl, el-Fâtır, es-Sâmi', el-Mu'tî, el-Muhyî, el-Mumît, el-Mâni', el-Câmi', el-Hâdî, el-Kâfı, el-Ebed, el-Âlim, es-Sâdık, en-Nur, el-Münîr, et-Tâmm, el-Kadîm, el-Vitru, el-Ahadu, es-Samedu, Ellezi lem yelid ve lem yûled ve lem yekun lehu kufûven ahad ”
    Zûhrî der ki: "Bana birçok ilim ehlinden ulaştığına göre, bu Esmâu’l- Hüsna'nın okunmasına: "Lâ ilahe illallâhu vahdehu lâ şerike leh Lehu'l Mulku ve Lehu'l-Hamdu bi-yedihi'l-Hayr ve huve ala külli şeyin Kadîr, lâ ilâhe illâllahu, Lehu’l-Esmau’l-Hüsnâ” diye başlanmalıdır

    Tirmizî'nin rivâyetinde ise;
    ---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellemin, ALLAH'ın isimlerini şöyle saydığı nakledilmektedir: “O ALLAH ki O'ndan başka ilâh yoktur Rahman'dır Rahim'dir El-Meliku'l-Kuddûsu, es-Selâmu, el-Mu'minu, el-Muheyminu, el-Azîzu, el-Cebbâru, el-Mutekebbiru, el-Hâliku, el-Bâriu, el-Musavviru, el-Gaffâru, el-Kahhâru, el-Vehhâbu, er-Rezzâku, el-Fettâhu, el-Alîmu, el-Kâbizu, el-Bâsitu, el-Hâfidu, er-Râfiu, el-Muizzu, el-Muzillu, es-Semîu, el-Basîru, el-Hakemu, el-Adlu, el-Latîfu, el-Habîru, el-Halîmu, el-Azîmu, el-Gafûru, eş-Şekûru, el-Aliyyu, eI-Kebîru, el-Hafîzu, el-Mukîtu, el-Hasîbu, el-Celîlu, el-Kerîmu, er-Rakîbu, el-Mucîbu, el-Vâsiu, el-Hakîmu, el-Vedûdu, el-Mecîdu, el-Bâisu, eş-Şehîdu, el-Hakku, el-Vekîlu, el-Kaviyyu, el-Metînu, el-Veliyyu, el-Hamîdu, el-Muhsî, el-Mubdiu, el-Muîdu, el-Muhyi, el-Mümîtu, el-Hayyu, el-Kayyûmu, el-Vâcidu, el-Mâcidu, el-Vâhidu, el-Ahadu, es-Samedu, el-Kâdiru, el-Muktediru, el-Muahhiru, el-Evvelu, el-Âhiru, ez-Zâhiru, el-Bâtınu, el-Vâli, el-Müte'âli, el-Berru, et-Tevvâbu, el-Müntekimu, el-Afuvvu, er-Raûfu, Mâliku'l-Mulki, Zu'l-Celâli ve'l-İkrâm, el-Muksitu, el-Câmiu, el-Ganiyyu, el-Muğnî, el-Mâni', ed-Dârru, en-Nâfiu, en-Nûru, el-Hâdî, el-Bedîu, el-Bâki, el-Vârisu, er-Reşîdu es-Sâbûru ”İsimleri bu şekilde, sâdece Tirmizî saymıştır

    Bu hadîs-i şerîfle Ebu Hureyre radiyallâhu anh’dan bildirilen ve Tirmizî ve İbn Mâce tarafından ek olarak verilen İsim Listesinde;
    Tirmizî, ALLAH celle celâluhu ile başlar ve Es Sabur celle celâluhu ile biter ve 99 ismi bildirir.

    İbni Mâce'nin listesi ise isimler açısından farklılık arzeder ve EL-AHADU celle celâluhu ile bitirip 100 ismi bildirir.

    İki liste birlikte 125 isim içerir.
    Bu listelerde olmayıp da Kur'ân-ı Kerîm'de geçen 15 isim daha olup toplam olarak 140 ism-i şerîftir.
    Sahih hadîs-i şerîflerde bildirilen ve duâ içlerinde olan İsmullah'lar da vardır...

    Ancak; önemli olan; sayı değil de saygıdır...
    Kim, “KİM” in ismini zikrediyor?
    Kişinin ağzının söylediğini kulağı duyuyor mu?
    Kulağı DUYuyorsa, kalbi bu duyuma UYuyor mu?
    Ve “El Hâlimu celle celâluhu” yu zikreden kul kendi imtihanı olan hayatta da hâlim selim mi?
    Yoksa yedi başlı canavar mı?..

    Esmâu'l-Hüsnâ çokluğu, çok yönden kolayca ve tezce kemâlâtımızı temin içindir...
    Biz felsefe ve cedeli istemeyiz.
    Çünkü tasavvuf içindeki Muhammedî Neş'e ve Cem' bizi,BİZ” yapar ve İlâhî İsimleri ANlayarak ZİKReder ve bizi ilgilendirenlerinin hükmüyle YAŞAmaya AZMederiz.




  9. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
  10. 47 adet Esmâü'l-Hüsnâ zâtî olup ALLAH-U ZÜ'L-CELÂL'in zâtî ile ilgili,
    26 adedi insanla ilgili ve
    26 adedi de insan ve mahlûkatın tümüyle ve kâinâtla (yaratılış ve yaratılanlarla) ilgilidir.


    Şimdi Tirmizî Hazretlerinin hadîsin ekinde verdiği Esmâü'l-Hüsnâ listesi:
    Tirmizî'nin rivâyetinde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Esmâü'l-Hüsnâ'yı şöyle saymıştır:






















  11. ALLAH: ALLAH (celle celâluhu) İsm-i Şerîfi, İsm-i Zât, İsm-i Hass'tır. Sadece ALLAH (celle celâluhu)'ya aittir.
    Varlığı zorunlu, lâzım ve hamde lâyık olan Zât-ı Hakk'ın özel esmâlarının tümünü kapsayan ZÂT ismidir. Tüm Esmâü'l-Hüsnâ'yı cem eden bohçadır. Tercüme edilemez. Tefsir edilebilir. Harf-i Târif almayan Zâtullah Esmasıdır. Tüm târifleri içinde toplayıp CEM' etmiştir.
    ALLAH - LİLLAH - LEHU - HU...
    Bütün Sıfat-ı Kemâliyeyi cem' eder.
    Tirmzî'nin listesi : "HüveALLAHullezi la ilâhe illâ hüve : O ALLAH ki O'ndan başka gerçek ilâh yoktur" ile başlar.


    El Adlü : Hakkaniyet ve adâlet üzere olan, zulmetmeyen. İ'tidal üzüre olup ifrat, tefrit ve hevâsız olan... Hükmünde hakk olan, doğruluktan ayrılmayan ve âdiller âdili olarak da tek olan. Kendinde hevâ meyli olmayan, hükümde doğruluktan ayrılmayan cevre yer vermeyen. Âdil'den daha beliğdir, çünkü müsemmâ, fiilin kendisiyle isimlenmiştir. Mutlak âdil, asla zulmetmeyen zulmü kullarına da yasaklayan, hakkaniyyetle hükmeden, hakkı söyleyen ve hakk olanı lâzım ve lâyıkınca yapan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Afüvvü : Afv'dan feûl babında bir kelimedir. Bu bâb mübalağa ifâde eder. Günahları çokça bağışlayan, Hiçbir sorumluluk kalmaksızın, çok affedici olan, affı seven, affeden, suç işlememiş gibi yapan. Çok afveden, bağışlayan ve kullarının hata, kusur ve günahlarını silip gideren ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Ehadu : Her türlü bilinemezlikte zâtına mahsus tek, bir ve eşsiz olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL..
    Ferd demektir. Ahad ile vâhid arasındaki farka, Vâhid, zât îtibariyle münferiddir, Ahad ise mânâ îtibariyle münferiddir.

    EL Âhiru : Varlığının sonu olmayan bâkî olan... Sonsuz olan... Sonucu olmayan mutlak Bâkî ve dâim olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El A'lâ : (Daha, pek, en) yüksek şerefte mutlak yüksekliğe sahib olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Aliyy : Mutlak şerefli, kadri yüce ve yüksek olan, zât, sıfat ve mâhiyyetinde aklın alğılayamayacağı yüceliğe sahib, hükümrânlıkta kendisine eşit ve daha üstün bir varlık olmayan ve her hususta mutlak yüce olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL. Yücelik, yükseklik ve şerîflikte tek olan. Aşkı aşkın olan!...

    El Âlim : Çok bilgin, ilminin gereği herşeyi bilici olan. İlmin Mutlak Sahibi. İlmin mutlak sahibi olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Alîm : Hakkıyla mutlak bilen. İlmi; Evvel-Âhir-Zâhir-Bâtın olan. Mutlak bilici ve Uygulayıcı OL-AN ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Azîmü : Azamet, ululuk, büyüklük sahibi. Her bakımdan azametini zâhiren sergileyen, gösteren. zâtî ve sıfatî mâhiyeti akılla anlaşılamayan. Mutlak ulu ve azamet sahibi ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Azîz : İzzetli, onurlu, şanlı, dost, gücü galebe çalan ve asla yenilmeyen. Asla emsâli olmayan, mutlak ihtiyaç duyulan ve hiç ulaşılamayan. Bu üçü bir arada olan. Azîz; değerli, şerefli, güçlü ve dâima üstün gelen, kudret ve kuvveti dâim olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL. Mutlak üstün, kahreden, galebe çalan, İZZETli, şerefli, mükerrem, sevgili, varlığı nâdir olan, kuvvetli, gâlib, melîk olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Bâisü : Gönderen, sebeb olan, icâb ettiren, yeniden yaratan, yeniden dirilten, Resûller gönderen, ba's eden... Mutlak gönderici, irsal edici ve yeniden diriltme kudretinin mutlak sahibi olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Bâkî : Varlığı ebedî, dâimî, sonu gelmez ve yok olmaktan münezzeh Cenâb-ı HAKK (celle celâluhu). Ebedî olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL. Varliğinin sonsuzluğu mutlak olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Bâriü : Lâzım ve lâyıkı, örneksiz-modelsiz yaratan (canı var eden)... Yaratıcı, aklın içinde ve ötesindeki tüm olumsuzluklardan münezzeh olan, münezzeh olarak modelsiz yaratan ve kulluk imtihanında salih kullarını berî' kılan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL. Genellikle canlılar için kullanılmıştır. ALLAH canlıları yokken yarattı demek için بَرَأَ اللّهُ تَعَالَى النَّسَمَةَ dediğimiz halde, semâvat ve arz hakkında خَلَقَ السَّمَوَاتِ وَاَْرْضَ deriz.

    El Bârru : Bir kalıbtan dökürcesine düzgün, tertibli ve güzel yaratan. Herkesi ve herşeyi Lâzım ve Lâyıkı üzere mütenâsib, umumî nizâma ve gayelere uygun halk eden Cenâb-ı HAKK (celle celâluhu). Yaratan, yaratıcı, lâzım ve lâyık şekli veren ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Bâsitu : Dilediği kullarına lûfünü keremini esirgemeyen, rızkı, keşfi, ilmi vs. cûd-cömertlik ve rahmetiyle açan, genişleten ve ruhları bedenlere yayan, bast eden, veren, bırakan, genişleten, genişlik ve bolluk veren, ihsan eden (rızk ve kalb) ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Basîru : Vâkıf-Hâbir-Âşinâ-Hâzır-Nâzır olarak açığı ve gizliyi gören...
    Mutlak görücü ve basîretin sahibi olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Bâtinu : Zâtı ve künhü (aslı, cevheri, özü, vechi v.s.) itibariyle mahlûkatına gizli olan Cenâb-ı HAKK (celle celâluhu). Zât'ının görülmesi, kühnünün bilinmesi gizli olan. Gizli ve sırları mutlak bilen ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Bedîü : Eşsiz, benzersiz, zıdsız güzellikte olan. Benzersiz şeyleri vücûda getirişte benzersiz olan. Sanatkâr-ı Mutlak olup seyrâna seren... Eşsiz, örneksiz ve benzersizliği mutlak olup, mahlükatını da her zerrenin şahsına mahsus eşsizlik, örneksizlik ve benzersizlik kimlik ve kişiliği içinde Ulühiyyeti hakkı olarak yaratma kudretiyle yaratan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Berru : Ahdinde, İyilikte, Hakta, Hayırda mutlak sadık olan ve yerine getiren ALLAHU ZÜ'L-CELÂL. İkram, lütüf ve ihsân vâ'dinde sadık olan. Ni'metlerini herkese umumâ bahşeden keremkâr olan. İyilik, güzellik ve hayr dileyen ve yerine getiren. Birrin ve bereketin yaratıcısı... Mutlak birrin sahibi, iyiliği sürekli sever, ahdine sadık ve vefâkâr olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Bürhân : Hak ve doğru yolu delil, hüccet ve isbât vasıtalarıyla gösteren. Zâtının varlığına bizzât zâtı delil olan ve tüm delillerin de halkedicisi olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Câmiu : Zıdları cem edici, toplayıcı ve düzenleyici, her husus ve herşeye câmi' olan, âhirette mahlûkatını toplayacak olan. Halkettiği tüm mevcûdatını (maddî-mânevî şeyleri, fiilleri, düşünceleri) vücûdî kudret varlığı içinde cem' edip İlâhî ahenk ve nizâm içinde tutan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL…

    El Cebbâru : Mahlûkatını kaza, kader, irade ve meşiyetine mecbur edip, emir veya yasak her ne dilerse ona zorlayan zorlayan ve bu hususda da yüce ve gücü olan, muktedir olan, eksikleri tamamlayan. Kırıkları saran ve el ulaşamayan, güçlü olan... Kuvvetli, lâyık olana lâzım olanı zorla yaptırıcı ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Celîlü : Mutlak Büyük ve Ulu olan, Tecellînin yaratıcısı ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Cemîlü : Çok güzel olan ve herkese herşeye güzelliğini veren. Mutlak güzellik sahibi olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL...

    Ed Dâimü : Varlığı dâim olan, varlığının önü-sonu olmayan. Geçici mevcûdatı halkeden dâim, kaim, bâkî olan vâcibü'l-vücûd ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    Ed Dârru : Hak edene zarar verici, mihnet, belâ, ziyan, sıkıntı ve şiddete sokucu. Tercih edene şerri halkedici. Emrullah'a uymayanlara gerçek zarar ve elem verici şeyleri de yaratan ve dokunduran ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Ebedü : Ebedî olan. Varlığının sonu olmayan. Sonuzluğun sahibi ezelin de ezeli olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Ekremü : (Çok, pek, en) kerîm, çok şeref sahibi, pek cömert, kudret eli çok açık olan, İnsanı mükerrem kılan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL. Kereme : Birine kerem sahibi olmakta üstün gelmek.

    El Evvelü : Varlığının ibtidası (başlangıcı) olmayıp herşey üzerine sabık (önce) olan. Birincisi olmayan mutlak evvel olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Fâtiru : Benzeri bulunmayan şeyi, hârika ve üstün san'atıyla yaratan. Âlemleri yaratan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Fettâhu : Yarım nefes ilerisini bilemeyen ve göremeyen kullarının her hacetinin ve iyiliğinin kapılarını açan, ferec (çıkış yolu) veren, fetheden, tekemmül kapılarını açıp ilâhî sırların anahtarını (miftah) ikrâm eden... Kullarının arasındaki ihtlafları gideren,açan ve fetheden Hâkim olan. Hidâyetin, hakkın, hayrın, rahmetin, gaybın, naklin, aklın, aşkın ve maddî-mânevî her hususta her kapının tek, eşsiz ve zıtsız açıcısı; hidâyet ile dalalet arasını açmada kesin adalet sahibi; yardımıyla her kapının açılmasını, merhameten her problemin çözülmesini ve hidâyetiyle kemâlât imtihanındaki kulun nefsinin benlik perdelerini kaldıran ve azamet ve kudretinin seyir kapılarını açan, kullarına sınırlı, sorumlu, izâfi, geçici, âciz, fâkir, zelil ve alil olan "Benlik Varlığı" kapılarını açan ve neticede; cümle "can" ları hep açık tuttuğu cennet kapılarından "cemâl cem'i"ne Muradullah vaadi gereği, her zaman, her yer ve her hâlde çağırıp duran El Vedûdü'l-Fettâh olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Gaffâru : Kullarının hata ve günâhlarını çokça örten, kapayan, bağışlayan ve tekrar tekrar affeden affeden... Kullarının hata, noksan ve günahını çok çok afveden, yarlıgayan ve bağışlayan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Gâfiru : Mağfiret edip tüm suçları çokça bağışlayan, yarlıgayan, merhamet eden. Afvedip bağışlama hakkının mutlak sahibi olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Gâfuru: Kusur ve günahları örtüp insanlara açmayan ve cezâlandırmayan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Gâlibü : Gâlibiyyeti, üstünlüğü, yeniciliği zâtına mahsus olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Ganiyyü : Herşey'e sahib olup, hiçbir cihetle kimseye ihtiyacı olmayan Ganî-yi Mutlak (celle celâluhu). Başkalarına muhtaç olmayıp mutlak zengin olan; varlığında, sıfat, esmâ, fiil ve eşyâlarında ihtiyaçtan münezzeh olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Habîru : Olmuşu, olanı ve olacağı bilen, sûret ve sîretlerdeki gaybî olandan haberdâr olan. Halkettikleri için olmuş, olan ve olacağı mutlak bilen ve haberdâr olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Hâdî : Hidâyet yolunu gösteren ve hidâyete doğruluğa eriştiren. Kullarını; Emrullahla Muradullaha ulaştıran. Kullarına kulluk imtihanında gerekli, lâzım ve lâyık olan maddî-mânevî imkanlar bahşedip tercihlerine göre sıla yollarını da gösteren, dalaletten uzaklaştırıp hidâyette kılıcı olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Hâfıdu : Hak edene haddini bildiren, alçaltıcı olan, hor, hakir ve değersiz kılan, helâk edici...Alçaltmaya, düşürmeye, indirmeye, değersiz kılmaya mutlak hakkı olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Hâfî : Mahlükâtının; maddî-mânevî her türlü gizli ihtiyaç ve isteklerini hoş karşılayıp karşılıksız ikrâm eden ve karşılayan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL..

    El Hâfizu : Koruyucu olan, muhafaza eden,mutlak koruma sahibi olan. Mutlak muhafazanın sahibi ve kullanıcısı olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Hafîzu : Muhafaza eden, saklayan, koruyan, denge, düzende ve nizâmda tutan. Mutlak muhafaza edici olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Hakku : Varlığı ve Vücûdu mutlaka, fiilen olan. Varlığı ve ulûhiyyeti doğru, gerçek, lâzım ve lâyık olan. Varlığı hiç değişmeyen, ibâdete lâyık ve her hakkın sahibi olan. Âdil-i Mutlak Vâcib-i Lizâtîhi... Varlığı mutlaka zaruri olan, olmaması imkansız, lâzım ve lâyık olan. Tüm hakikatlerin kaynağı Mutlak HAKK. Bizzât ve sürekli olarak varlığı, gerçekliği ve Ulihiyyeti mutlak ve fiilen geçerli olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Hakemü : Haklı-haksızı tek ayırıcı ve son hükmü verecek olan Hakem. Hakîkatı hükmetme yetkisi kendisinde olan Mutlak Hükmedici ve uygulatıcı olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Hakîmü : Hikmet sahibi olup, başkasını müdahale ettirmeden hükmeden ve idâre eden; Gâlib olup Hak ve adâlet üzere yürüten, her işi lâzım, lâyık ve yerli yerinde olan. Hakîm-i Mutlak. Mutlak hikmet sahibi Alîm ve Hakîm olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL. Hüküm ve hikmet sahibi, hükmünü hikmetle uygulayan ve uygulatan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Hâliku : Eşyâyı örneksiz, misilsiz, tek olarak mutlak yaratıcı olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Halîmü : Kullarının hata ve suçlarına karşılık, iradesiyle yumuşaklık gösterip acele ve öfkeyle hareket etmeyen. Merhameten ve muhabbeten halkedip kulluk imtihanına saldığı kullarına karşı sabırlı, temkinli, acele ve öfkeli muâmele etmeyip yumuşak davranan ve gelecekte fırsatlar tanıyan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Hallâku : Mahlûkatını halk eden, yaratan, mahlûk olmayan ve yaratılmayan tek takdir eden, takdirine göre icâd eden ve şeklini, ölçüsünü v.s. lâzım ve lâyıkıyla tasvir eden Hallâk (celle celâluhu)... Mutlak Hâlik, yaratıcı, yaratan, var eden ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Hamîdü : Senâ, medh ve hamde lâyık olan. Hamd hakkı olan. Evvel-âhir-zâhir ve bâtında hamd sadece kendisine mahsus olan. Zâtında, sıfatlarında, isimlerinde ve eşyâlarında övülen ve hamd mutlak hakkı olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Hasîbü : Karşılıksız bedavâ verip duran. Hayrın ve cömertliğin kaynağı olan. Hesab edici ve hesaba çekici olan yeterlilik sahibi. Herşeye ve herkese yeterli, kâfi olan. Mutlak hesaba çekici ve hesab görücü olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Hayy : Devâmlı hayat sahibi, mutlak diri, maddî manevî dirilerin dirilik kaynağı, hayat veren tek.. Mutlak diri, gerçek hayat sahibi ve Bâkî olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El İlâhu: Mutlakiyyeti zâtına mahsus ve küllî şey'in kendisine kulluk etmesine zâten hakkı olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL…

    El Kâbizu : Kabzeden, alan, tutan, sıkan, darlık veren, kısan (rızkı). Lâzım ve lâyık olanı sıkan, canları alan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Kadîmü : Ezelî olup varlığının başlangıcı olmayan. Evveli olmayan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Kâdiru : Kudreti (gücü) ve iktidarı olan (işi yapabilen, gücü yeten). Gücünü Zâtından alan ve kullanabilen... Mutlak kudret sahibi ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Kadîru : Her hususta mutlak kudret (güc, tâkat, varlık, ehliyet, kabiliyet, becerebilme, zenginlik, ALLAH Teâlâ'ya mahsus ezelî ve ebedî ve şu anda bütün kâinâtta tasarruf etme sıfatı) sahibi ve kudretin asıl kaynağı.

    El Kâfî : Her hususta kifâyet eden; elverişli, yeterli olan; elverip yetişen. Azamet ve kudreti zâtına mahsus olup mahlükatına el veren, yetişen ve yeterli olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Kahhâru : Gâlib-i mutlak, kahra muktedir. Ziyâdesiyle (sınırsız) yok edici, batırıcı... Üstünlğüne hudud olmayan ve mutlak gâlib ALLAHU ZÜ'L-CELÂL. Mutlak kudret ve tasarruf sahibi olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Kâhiru : Üstün gelen; kahredici, zorlayıcı, mecbur edici olan. Mutlak gâlibiyyet sahibi olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL

    El Kâimü : Varlığı başka bir varlığa bağlı ve muhtaç olmayan, mahlûkata varlık veren. Ezel-ebed var olup, zâtî varlığıyla duran ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Karîbü : Çok yakın olan. Kullarına kendi şah damarından da yakın olan. Halkettiği mevcûdatın onlardan da yakın olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Kavîyyü : Sağlam, zorlu, kavî, kudreti ve kuvveti var olup, yok edilemeyen. Gücü yeten. İ'timad edilen mu'temed. Kudreti ve kuvveti tam ve sahihliği sağlam olan...

    El Kayyûmü : Başlangıç, nihâyet ve yeniden oluş gibi hâllerden beri' ve münezzeh olan. Ezelden ebede kaim (ayakta duran) ve dâim (devâmlı) ve hep var olan, bütün mahlûkat (varlık)'ın varlığı (kıyamı) kendisiyle kaim olan ve idâre eden. Mahlükâtını muradınca var edip, mevcûdiyyetlerini kendi sıfatları içinde kudretiyle tutan ve koruyan, zâtî varlığı âşikâr, ezelî, ebedî ve ortada olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL…

    El Kebîrü : Kibriyâ ve celâlîyyet sahibi, saygın büyüklüğün tek sahibi olan (kibâr).
    Celâl (büyüklük) ve şânının yüceliği sıfatlarını taşıyan, kadri, kıymeti, önemi ve en yüce olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Kefîlü : Mahlükatının her hususta her ihtiyacına kefîl olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Kerîmü : Her hususta; iyilik, faydalılık, fazîlet ve kerem ile sıfatlanmış. İhsân ve inâyet sahibi. Şerefli ve izzetli, muhterem ikrâm edici, cömert, musamahakâr, muazzez, mükerrem olan. Mutlak Kerîm olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Kuddûsü : Aklın bilebilceği veya bilemeyeceği her türlü kusur, noksan, ayıp ve benzetmelerden beri', lekesiz, ve temiz olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Latîfü : Lâzım ve lâyıkı, vechiyle ve rıfk ile lûtfedici olan. Mâhiyeti insan idrakinin uluşamayacağı kadar lâtîf olan, kesif olmayan, görülmeyen. Letâfet (hoş, güzel, yumuşak, nâzik, ince duygulu) sahibi olan. Kullarına yumuşaklık ve lûtfüyle iyilik, merhamet ve ihsan edici ve Mâhiyeti, idrak edilemeyecek kadar ince-latîf olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Mâcidü : Cûd'un ve vücûdun Mutlak Sahibi; cûd, kerem, bolluk ve genişliğin de yaratıcısı olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL. Çok şeref ve şan sahibi olan, çok kerim, hoş, nazik, şerîf ve yüce olan Cenâb-ı HAKK (celle celâluhu)...

    El Mâlikü'l-mülki : Mülkün mutlak sahibi olan. Halkettiği mülkünün mutlak mâliki ve sahibi olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Mâniu : Men eden, engel olan, esirgeyen, sistemi ve kurallarını koruyan. Bâtıldan ve şerden mutlak men edici olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Mecîdü : Şerefli, şanlı ve azametli olan. Keremi bol olan... Mutlak şerefli, asîl ve zâten ve câvidane cömert olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL…
    "Cûd" un kaynağı ve sahibi oluşuyla Mâcid, Halkına ikramı yönüyle de Mecîd olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL…

    El Melikü : Hâkim'i Mutlak. Sistemin Sahibi. Eşyâ, olay ve her şeyde mutlak tasarruf ve mülkün Sahibi. Sünnetullah Sahibi.. Mülkünü idâre eden mutlak Melik olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Metînü : Sağlam, şedid, metin, metanet (sözünde ve kararında sağlam, zaafsız) sahibi. Hiç bir şeyde meşakkati olmayan. Kendine mutlak güvenen, güvenilen ve güvenilir olan... Mutlak sağlam, sabit, kavî, güclü, kuvvetli, ve zâtı itibâriyle her hususta sıkıntı, zorluk, yorgunluk ve noksanlıktan münezzeh kudret sahibi olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Mevlâ : Halkının velîsi, dostu, var edip idâre edeni olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL. : Sahib, mâlik, Rabb, velî, mürebbi, yardımcı, ihsan edici, dost ve eserlerini seven ALLAHU ZÜ'L-CELÂL...

    El Muâhhiru : Eşyâyı yerlerinde tehir eden, hesaba çekmeyi geciktiren, sonraya bırakan. Sonsuz olup en sonları yaratan. Arkadan sonu, âhiri olmayan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Mugnî : Ganî olan, Ganî kılan, maddî, mânevî zenginliğe ulaştırıp kullarını tatmîn eden. Ganiy-yü Mutlak olup dilediğini zengin ve ganî kılan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Muhîtu : Küllî şeyi mutlak ihata eden, etrafını çeviren, yutan, kuşatan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Muhsî : İhsa eden, ilmiyle herşeyi sayan ve ayrıntılarıyla bilen, zerre olsun kürre olsun nazarından hiçbir şey kaçamayan. Halkının sayısını mutlak ilmiyle bilen ve muhafaza eden ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Muhyî : Maddî-mânevî hayat verip dirilten, canlandıran, canı var eden ve ruh veren. Diri ve hayatta kılma gücünün mutlak sahibi ve can verici olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Muîdü : Mahlûkatını hayattan sonra ölüme, ölümden sonra dirilmeye iâde eden ve tekrar yaratan... Halkettiği maklükâtını ilk hâllerine iade gücü olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Muizzü : Üstünlüğü, izzeti dilediğine bahşeden ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.… İzzet ve ikrâm sahibi olan. Dilediğine izzet ve ikrâm bahşeden...

    El Mukadimü : Eşyâyı ilk defa yaratıp takdim eden ve yerli yerine koyan, sunan, âleme getiren, öne geçiren. Mutlak takdim edici olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.
    Zaman, mekan v.s. cihetiyle önsüz olan en evvelleri yaratan. En kıdemli ve ilk olan. Kıdem ve önceliğinin başlangıcı olmayan zâtî ve aslî kadîm olan ve Eşyâyı takdim edip, yerli yerine koyan. ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Mukîtü : Mukayyed olup muhafaza etmeye muktedir olan. Gizlisi olmadan herkesin maddî, mânevî rızkını veren ve kontrol altında bulunduran. Azıkları yaratıp, beden ve kalblere gönderen. Yarattıklarına rızkını ve azığını vermeye muktedir olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Muksitu : Adâletle hükmeden ve iş gören, hakkı edâ aden, doğru hareket eden. İksat (hakkaniyyet, doğruluk gösterme) eden, doğru hareket eden ve iş gören mutlak âdil olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL..

    El Muktediru : Küllî şeyi halkeden mutlak gücü yeten kudretini kullanmaya iktidârı olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Musavviru : Mahlûkatının görülen (zâhir) sûretini ve görülmeyen (bâtın) sîretini farklı farklı takdir, tâyin, icâd ve tasvir eden, şeklini-şemâlini, tavır, tarz ve özelliklerini veren. Sûretlendiren, şekillendiren ve seviyelendiren ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Mu'ti : Dilediğine dilediği kadar itâ eden, veren. Mevcûdatına lâzım ve lâyıkını cömertçe veren ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Mübdiü : Yok iken ilk defa ortaya koyan, icâd eden, yaratan.
    Zâtınınibtidası ve ilki olmayan. Halkını eşsiz ve örneksiz olarak ortaya çıkarıp aşikâr kılan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Mübîn : Açık, aşıkâr, ayan kılan; açıklayıp izâh eden; Hakkı hakkınca beyân ve izhar eden. Mutlak beyân eden, hakkı-bâtılı ve hayrı-şeri bildiren, açık ve besbelli olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Mücîbü : İcab eden, lâzım gelen; icâbını, gereğini ve uygununu yapan. Dileklere-DUAlara icâbet eden, karşılık veren. Kullarının dualarına icâbet eden, kabul eden ve lâzım ve lâyıkını yerine lûtfen getiren ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Müheyminü : Korku ve hüzünden emanda kılıp dikkatle koruyan ve gözeten. Meymenetli (bereketli), saâdetli, mutluluk verici, uğur verici. Hükmü altına alıp kontrol eden ve gayrinin korkusundan koruyan, kullarının mutlak güven kaynağı olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Mü'min : Îmân, emniyet ve emanın kaynağı ve vericisi olan, vâ'dinde sadık ve emîn olan, mutlak imân edilen, güvenilen, sığınılıp dayanılan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Mümît : İmâte eden, mevt eden, öldüren, helâk eden. Can verdiklerinin canını almaya ve diri olanı öldürmeye zâten ve aslen hakkı olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Münîr : Nûr gönderen, nûrun mutlak sahibi olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL. Nûrlandıran; varlıkları aydınlatan ve nûr veren; Nun'un kendisi.

    El Müntâkimü : İntikam alan ve aldıran. Hak edeni ve tevbe etmeyeni cezâlandıran. Öc alan (nakm: hoşnutsuzluğun öfke ve nefret derecesine varmasıdır). Bâtıla inanıp şerri tercih edenlerden öc alıcı ve intikam isteyici olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL. Nekame, hoşnutsuzluğun öfke ve nefret derecesine ulaşmasıdır.

    El Müsteânü : Kendisinden yardım beklenen, yardım dilelnen, yardım istenen ve tüm istekleri mutlak karşılayıcı olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Müteâlî : Mutlak alî, yüce olan ve dilediğini yücelten ALLAHU ZÜ'L-CELÂL. Mahlûkatının sıfatlarından beri, münezzeh, izzetli, şerefli, yüce ve âli olan...

    El Mütekebbiru: Büyüklenmeye, ululanmaya, kibriyâya tek ve ortaksız sahib olan, Kibriyâsı bozulmayan ve izhâr eden. Kibredene haddini bildiren. Azamet sahibi... En büyük olmaya mutlak hakk sahibi olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL (Küçültücü anlamdaki kibirden (büyüklenmek) değil de, azamet bildiren kibriyâ (büyük olmak) dan türer)...

    El Müzillü : Zelil (hor, hakir, alçak, aşağı tutulan, aşağılanan) kılmanın mutlak (kayıdsız-şartsız, salt, yalnız, tek, dilediği işi yapmakta serbest oluş) sahibi olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL… Zelil eden, zilletli kılan; aşağı, alçak ve horlanmış hâle getirebilen...

    En Nâfiu : Menfâat verici; fayda, şifâ ve yarar sağlayıcı, hayrı halkedici... Mutlak fayda verici olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    En Nasîru : Kullarına mutlak yardım eden, yardımcı, mededkâr, muîn olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    En Nûr : Nûrun zâten ve aslen kaynağı, tüm mahlükâtının mutlak nûru olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL. Her çeşid nûrun hâliki ve mahlûkatına nûr vermede tek olan. Nûrların kaynağı yerin göklerin nuru olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    Er Rabbu : Sahib, mâlik, besleyen, yetiştiren, terbiye eden... Rübûbiyyeti ile her âlemi doğrudan doğruya tâlim, terbiye, tedbir ve idâre eden. Sahib, mürebbî, düzene sokucu, tedbir edici ve nimet verici olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL…

    Er Râfiu : Zâtî itibâriyle kadr ü kıymeti yüksek, yüce, alî, bülend olan, Velîlerini, Dostlarını yüceltip Azîz kılan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    Er Rahîmü : Hakka inanıp hayrı işleyen kullarına merhametiyle beraber muhabbeten Muhammedî Neşe'yi yaşatan ve âhirinde ihsan edici olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL. Koşullu, hakka iman ve hayrı amel edinen kullarına özellikle dünya, din ve âhiretlerinde RAHÎM olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL. Özellikle hak edene (şartlı: kurallara uyan mü'mine) çok merhamet edip esirgeyici. Mü'mine Âhirî Rahîm. Enfüsî, vücubî...

    Er Rahmânü : Genellikle merhamet eden ve mahlûkatının tümüne önceden ve şartsız ni'met veren bağışlayıcı, yargılayıcı, yâr muamelesi yapan cümleye Evvelî Rahmân. Âfâkî, vücûdî.. Merhameti zâtına mahsus ve sınırsız olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL. Özdeki "nun" un (Nûrullah) "mim" hakk olup Rübûbiyyet rüyetine çıkış çekirdeği… Koşulsuz ve genellikle tüm mevcûdatına RAHMÂN olup hayat için lâzım ve lâyıkı bağışlayan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    Er Rakîbü : Dâima görüp kontrol eden, gözeten murakıb olan. Hazır ve Nazır olan. Kendisinden hiçbir şey gâib olmayan hâfız (muhâfız), küllî şeyi mutlak gözetici olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    Er Râşid : Dâimî şehâdet rüşdünün bizzât ve aslen sahibi olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL. Kullarına rüşdü (doğru yola, hayra, mânevî bülûğa ve istikamete girme, doğru düşünme) gösteren, rüşdün kaynağı olan.

    Er Raufu : Katından gelen bir re'fetle, isteyrek rahmetle (şefkatle) kullarına çok merhâmetli, Çok acıyan, pek esirgeyen, re'fet eden, şefkatlı olan. Çok esirgeyen, çok merhamet ve şefkat gösteren ALLAHU ZÜ'LCELÂL.

    Er Refiu : Hakedeni ref' eden, yükselten, saygın, şerefli ve değerli kılan... Mutlak kaldırıcı, yükseltici, kemâlâtı tamamlatıcı, hâlden hâle yükseltme kudretinin sahbi olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    Er Reşîdü : Mahlûkatına maslahatlarını (maksat-keyfiyet) gösteren, doğru yola, olgunluğa, kemâlâta, hayra delâlet eden. İsabetli, ulaştırıcı ve irşâd edici olan. Mutlak mürşîd, Emrullah'ın uygulanışında doğru yolun ve görüşün tek ve eşsiz göstericisi, Muradullah'a ulaşımda mutlak irşâd edici olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    Er Rezzâku : Yaratıklarına tek ve mutlak rızıklarını vericiolan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL. Bütün mahlûkatının rızkını maddî, mânevî; her zaman, her yer ve her hâlde lâzım ve lâyıkınca veren.

    Es Sabûru : Âsîlerden intikam almada acele etmeyen, cezâlandırmayı belli bir müddet te'hîr eden . Çok sabır gösteren, sabbar. Mutlak sabrın sahibiolan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    Es Sâdiku : Her hususta doğru olan; hakikatlı olan; sadık olan. Küllî gerçeğin mutlak sahibi olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    Es Samedu : Herşey kendisine muhtaç olduğu, yöneldiği hâlde, kendisi hiçbir kimseye ve hiçbir şeye asla muhtaç olmayan; kasdedilen, yönelilen, ihtiyaçları teminde itimad edilen; yüksek, yüce ve yeterliliği mutlak olan...

    Es Sâmi'u : Duyumların Sahibi. Herşeyi işiten. Halkını hakkıyla duyan. Mutlak duyuculuk sahibi olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    Es Selâmü : Selâm, selâmet ve esenlik sahibi. Fâni, gelip geçici olmaktan, ayıp, âfet ve zevâlden beri' ve selâmette olan. Her selâmetin menbağı ve selâmete erdiren... Mutlak eman, sulh ve teslim kaynağı olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    Es Semîu : Her sesi ve sessizliği işiten ve duyan. Mutlak duyucu olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    Eş Şâkiru : Kullarının şükürlerini kabul edip rızasını bahşeden şirkten şüküre geçiren. Az iyiliğe çok çok mükâfât veren. Kullarının şükürlerini kabul eden ve şükre sebeblerin tümünün mutlak sahibi ve halkedicisi olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    Eş Şedîdü : Azabı çok sıkı ve şiddetli olan. Mutlak şiddet, kuvvet ve kudret sahibi olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    Eş Şehîdü : Halkettiği küllî şey için olmuş, olan ve olacakta mutlak Şâhid olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL. Herkese ve herşeye; her zaman, her yerde ve her hâlde zâhire mutlak şâhid olan. Âdil, hakça, samimî ve i'tibar edilir Şâhid... Hakkı isbatta ilmen ve şühûden hükme beyyine olan. İlminden asla bir şey kaybolmayan, herşey ilminde hazır olan.

    Eş Şekûru : Hakka inanıp salih amel işleyen kularına hesabsız sevâb veren ve şükürlerini kabul buyuran ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    Et Tâmmü : Mutlak TAMM ve Mükemmel olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL. Eksiksiz, noksansız, tamam olan.

    Et Tevvâbü : Kullarını tevbeye sevk edici ve tevbe (günâhtan vazgeçip pişman olup af dileme) leri çok çok kabul edici olan. Kendisine tevbe-rücû' edici kulları çok olan. Tevbe edeni hiç günâh işlememiş gibi aff-ü-rahmeti ile bağışlayıp bahtiyâr eden. Kullarının tevbelerini dâima ve çok kabul edici olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Vâcidü : Vücûd sahibi oluşta tek!... Mevcûdları vücûda getiren; geçici ve izâfî vücûd veren; varlıklı, gâni ve zengin olan, dileğinde (meşiyeti) hür ve dilediği olan...Mutlak vücûd sahibi ve halkını mevcûd kılıcı olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Vâhidu : Zât-ı Şerîfinden şirket (ortaklık) olmayan; eşi, benzeri, cüz'ü parçası, tümleyeni olmayan kesretsiz mutlak tek olan Zâtı itibariyle mûnferid (tek). Sayının ilki, teki ve emsâlsizi… Mutlak, tek, yalnız, eşsiz, münferit ve yegâne olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL...

    El Vâkî : Kullarını koruyan, arka çıkan, kayıran vikâye eden... Hakka ve hayra inanan kullarını bâtıl ve şerden koruma ve muhafaza hakkına sahib olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Vâlî : Herşeye (kâinâta) sahib, hakîm ve mâlik olduğu sistemi idâre eden, tasarruf eden. Küllî şey'in mutlak sahibi olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Vâris : Mahlûkatının yok olmasından sonra da bâki kalan (mülküne vâris olan). Bütün mahlükatını yok ettikten sonra bâkî ve dâimî olan ve küllî şey'in kendisine kesinlikle dönücü olduğu mutlak mîras sahibi ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Vâsi'u : İlmi, merhameti, muhabbeti ve gınâsı (zenginliği) tüm fakrları bürüyüp kapsayan. İhtiyacı olana vergisi bol olan. İlmi muhit, rızkı şâmil, rahmeti geniş olup mahlûkatını kaplayan ALLAH (celle celâluhu)... Ilmiyle küllî şeyikaplayıp kapsayan, her isteyene bol ihsanı olan, rahmeti her şeye şâmil, bütün mahlükâtına rızkını veren ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Vedûdü : Çok sevilen mevdûd, mâşuk... Ve dostlarını (velîyullah) çok seven ve çok sevilen ALLAH (celle celâluhu)...Salih kullarına sevgi, rıza, rahmet ve ihsanı çok olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL…

    El Vehhâbü : Karşılıksız kulunun ummadığı kadar, vehbî kılan, çok çok hibe eden, bağışlayan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Vekîl : Emrettiği ve kulluğun gereği olan işleri yaptıktan sonra kendisine her hususta güvenilen, kefâlet bırakılan selâhiyet sahibi Nazır. Kullarının rızkına ve her hususta kefil olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL. "(Dediler ki) ALLAH bize yeter, O ne güzel vekildir" (Âl-i İmrân 3/173).

    El Veliyyü : Sahib, mâlik, nâsir, mûin (yardımcı), dost (seven ve yardım eden), mütevelli (herşey O'nunla yürüyen). Her şeye her şeyden daha yakîn olup her işlerini üzerine alıp icrasını yüklenen, kullarının dostu, yâri, sahibi ve velîsi olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    El Vitru : Her hususta tek olan, ortağı olmayan. Mutlak anlamda tek ve eşsiz olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL...

    Ez Zâhiru : Zâhiren gözükenlerin zuhûruna sebeb olan; varlığı açık belli, belgeli, âşikâr ve şüphesiz olan. Zuhûratta varlığı zâhir olan ve her şeyin üstünde görülen. Zâhir gözüken şu geçici mevcûdları var eden, mutlak var ve zâhir olan, zuhûratın halkedicisi olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    Zü'l-Kuvvetü : Kuvvet sahibi olan Mutlak güclü kuvvetli olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL.

    Zü'l-Celâli Ve'l- İkrâmü : Sonsuz kereminden ikrâmını kullarından şükredene lütûf, küfredene ise lânet etme (celâliyyet) hakkının mutlak sahibi olan ALLAHU ZÜ'L-CELÂL. Celâl ve ikrâm sahibi olan Gübreden GÜL veren Cenâb-ı HAKK (celle celâluhu).

    KULLUKta Esmâu’l-Hüsnâ ÖNEMİ:


    ALLAH-U ZU'L-CELÂL:
    قُلِ ادْعُواْ اللّهَ أَوِ ادْعُواْ الرَّحْمَنَ أَيًّا مَّا تَدْعُواْ فَلَهُ الأَسْمَاء الْحُسْنَى وَلاَ تَجْهَرْ بِصَلاَتِكَ وَلاَ تُخَافِتْ بِهَا وَابْتَغِ بَيْنَ ذَلِكَ سَبِيلاً
    ---Kulid’ullâhe evid’u'r-rahmân(rahmâne), eyyen mâ ted’û fe lehu'l-esmâu'l-husnâ, ve lâ techer bi salâtike ve lâ tuhâfit bihâ vebteği beyne zâlike sebîlâ(sebîlen) : De ki: "ALLAH, diye çağırın, 'RAHMAN' diye çağırın, ne ile çağırırsanız; sonunda en güzel isimler O'nundur." Namazında sesini çok yükseltme, çok da kısma, bu ikisi arasında (orta) bir yol benimse.” (İsrâ 17/110)


    Rahmânu'r-Rahîm olan Rabbu'l-Âlemîn, zâtı olan ALLAH-U ZU'L-CELÂL'e Esmâu'l-Hüsnâsıyla duâ, yâni zikretmemizi emretmektedir.
    Murâdullah ise bu esmâların mânâsı ve sırrı ile tevhidî tekemmülümüzü tamamlamamızdır.
    Esmâu'l-Hüsnâ tıpkı bir eczâne gibidir.
    Her derdin devâsı ordadır.
    Her birisi tek, emsâlsiz ve kıymetlidir.
    Nasıl ki öksürüğün, ateşin, gribin, iltihabın, kabızlığın, ishalin v.s. bir ilacı var ise mânevî âlemde de RABB'ımızın güzel isimleri böyledir.
    Yeter ki bilinçli ve şuurlu kullanılsın.
    Bunun için eczâcıların başı olan Fahr-i Kâinât sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimizi DUYmamız ve UYmamız şarttır.
    Muhammedî Metodun dışında ve tersinde ise, zarar verebilir.
    Onun içindir ki nicelerini gördük ki çok yakıcı olan "Lâfzullah" zikrini, alt yapısı oluşmadan, rastgeleye, ehli olmayan zavallı şeyhlerin nefsî istekleriyle, çokça zikredip çektiklerinde, hayatları alt-üst oldu.
    Ne ev-bark, ne çoluk-çocuk ve ne de din kaldı!.
    Yanlış anlamayasın, zikredilmesin demiyoruz, bilinçli, lâzım ve lâyıkınca zikredilsin.
    Esmâlar dıştan ilaç tabletleri gibi rengârenk kelime (lâfız) ambalajları içindedirler.
    Ama içlerinde, her birisinin hünerleri bizzâtihi hazırdır.
    İçinde uyuşturucu olan bir tableti kediye, kuşa ve insana içirmemizin bir farkı yoktur hepsini uyuşturur.
    Yâni, her esmânın zuhûr ve tesir gücü vardır.
    Ancak dînimiz aklı, ilmi, edebi, irfânı ve erkânı esas alıp, Muhammed aleyhi's selâm'a tâbi' olup teslîmiyet üzere sırât-ı mustakîmde nefes nefes yürümeyi emreder.
    Hakk ve hayr olan; ALLAH-U ZU'L-CELÂL'e, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e uymak ve dostlarıyla dost olmaktır.

    Fakîr, Âciz, Zelil ve 'Alîl Sıfatlarıyla sıfatlanmış bir kul olarak, elimden gelen, düşünebildiğim, okuyup anlayabildiğim kadarıyla misâl olsun diye bâzı esmâların zikriyle, o esmâların ilaç içer gibi İlim, İrâde, İdrak ve İştirakle kalbimizde zuhûru ile ne gibi te'sir ve faydaları olur diye nefsime anlatırken size de arz etmiş olayım inşâallah!...

    ---Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem : " ALLAH'ın 99 ismi vardır ki onları sayan cennete girer. Onlar Kur'ân'da mevcuddur." buyurmuştur.
    (İbni Abbas ve İbni Ömer (ra) dan Suyutî, III-165 )

    Bu muhteşem ve muazzam âfâk ve enfüs sistemi, sonsuz isimlerin tecellî tezgâhıdır.
    Hepsi hakktır.
    İnsan aklı ise; tercihi (yorumu) emredildiği gibi yapıp-yapmamaktan sorumlu ve imtihandadır.
    Akıl, Nûrullahtır.
    Hayvandan üstünlük akılladır.
    Akıl, kişinin kendini ve RABB'ini bilmesi için ana araçtır.
    Gerisi boş lâf ve safsatadır.
    Akılperestlere katılıyorum sanmayınız.
    ALLAH-U ZU'L-CELÂL her ni'meti lâzım ve lâyık olan zaman, yer ve hâlde kullanmayı emretmekle berâber, gerektiği yerde kullanmamayı da emredip kullanmaktan sorumlu kılmaktadır.
    Âhirette câhile, "Neden yapmadın?" sorusu bir kere sorulurken, ilmiyle a'mil olmayan âlime 7 kere sorulduğunda utancından yüzünün etleri döküleceği hadîs-i şerîfle sâbittir.
    Zikredelim, Fikredelim, Şükredelim, Sabredelim ve ne edersek edelim veya etmeyelim hepsinde akl-ı selim, bilinç ve Muhammedî Şuûr esastır ve's Selâm!..
    Rabbu'l-Âlemîn celle celâluhu, Keremli Kelâmullah olan Kur'ân-ı Kerîm'inde genellikle buyruklarının (âyetlerinin) sonunda konuyu en muazzam ve muhteşem şekilde bağlayan ikili Esmâ ile bağlar...
    Samîmiyetle arz ederim ki şu yalan dünyâda en çok zevk aldığım şey Kur'ân-ı Kerîm'i anlayarak okumak, okurken düşünmek, düşünürken anlamak ve anlayınca geçmiş, şu an ve geleceğim için gerekli olduğu hâlde boşa geçen günlerime ağlamaktır...
    Âyet sonlarına noktayı koyan bu ikili esmâlar dikkate şâmildir!...
    Sâdece âyet sonlarındaki ikililerin (mesâni) baştan sona sıra ile ve hangi sûrelerde kaç kere geçiyor diye tesbit edebildiğim kadarıyla bir liste arz edeceğim.
    Bir Sûfî ve Derviş zikrederse Muhammedî Mahşere Kevser Suyu olur umûdu ve duâsı ile…

    ÂYET SONLARINDA GELEN İKİL İSİMLER:


    1-ALLAHU EHADU celle celâluhu : ALLAH BİR (1 defa) (İhlâs 112/1)

    2-ALLAHU'S-SAMEDU celle celâluhu : ALLAH Samed (1 defa) (İhlâs 112/2)

    3-EL AFUVVU'L-ĞAFÛRU celle celâluhu : Çok affeden bağışlayan (4 defa) (Nisâ 4/43, 99) (2 defa)) –(Hacc 22/60)–(Mucâdele 58/2)

    4-EL AFUVVU'L-KADÎRU celle celâluhu : Çok Affedici kudreti olan. (1 defa) (Nisâ 4/159)

    5-EL ALÎMU'L-HABÎRU celle celâluhu : Bilen-haberdâr olan. (4 defa) (Nisâ 4/35)–(Lokman 31/ 34)–(Hucurât 49/13)–(Tahrîm 66/3).

    6-EL ALÎMU'L-HAKÎMU celle celâluhu : Bilen-hikmet sâhibi (29 defa) (Bakara 2/32) –(Nisâ 4/11, 17, 24, 26, 92, 104, 111, 170, (8 defa))–(Enfal 8/71)–(Tevbe 9/15, 28, 60, 97, 106, 110) (6 defa))–(Yûsuf 12/ 6, 83, 10) (3 defa))–(Hacc 22/ 52)–(Nûr 24/ 18, 58, 59) (3 defa)) –( Ahzâb 33/ 1)–(Feth 48/4)–(Hucurât 49/8)– (Mümtehine 60/10)–(Tahrîm 66/2)–(İnsan 76/30)

    7-EL ALÎMU'L-HALÎMU celle celâluhu : Bilen ve Hâlim olan. (3 defa) (Nisâ 4/12)–(Hacc 22/ 59) –( Ahzâb 33/ 51).

    8-EL ALÎMU'L-KADÎRU celle celâluhu : Bilen-kudreti olan. (4 defa) (Nahl 16/70) –( Rûm 30/54)–(Fâtır 35/44). –( Şurâ 42/50).

    9-EL ALİYYU'L-AZÎMU celle celâluhu : Yüce-Azamet Sâhibi. (2 defa) (Şurâ 42/4)–(Bakara 2/255).

    10-EL ALİYYU'L-HAKÎMU celle celâluhu : Yüce-Hikmet Sâhibi. (2 defa) (Şurâ 42/51)–(Zuhruf 43/4)

    11-EL ALİYYU'L-KEBÎRU celle celâluhu : Yüce-Büyük olan. (4 defa) (Nisâ 4/34)-(Hacc 22/ 62) –(Lokman 31/30)–(Sebe' 34/23)– (Mü'min 40/12).

    12-EL AZÎZU'L-ALÎMU celle celâluhu : Azîz-Bilen olan. (6 defa) (Neml 2/78)–(Yâsîn36/38)–(Mü'min 40/2)–(En'âm 6/96)–(Fussilet 41/12)– (Zuhruf 43/9).

    13-EL AZÎZU'L-ĞAFÛRU celle celâluhu : Güçlü-Bağışlayıcı olan. (2 defa) (Fâtır 35/28)– (Mülk 67/2)

    14-EL AZÎZU'L-ĞAFFÂRU celle celâluhu : Güçlü-Çok bağışlayıcı olan. (3 defa) (Sâd 38/66) –(Zümer 39/5)–(Mü'min 40/42)

    15-EL AZÎZU'L-HAKÎMU celle celâluhu : Güçlü-Hikmet Sâhibi olan. (47 defa) (Bakara 2/129, 209, 220, 228, 240, 260) (6 defa)–(Âl-i İmrân 3/ 4, 18, 62126) (4 defa) –( Nisâ 4/56, 158, 165) (3 defa)–(Mâide 5/38, 118) (2 defa) –( Enfal 8/10, 49, 63, 67) (4 defa) –( Tevbe 9/40, 71) (2 defa)–(İbrâhim 14/4)–(Nahl 16/60)– (Neml 27/9)–(Ankebut 29/26, 42) (2 defa)–(Rum 30/27)–(Lokman 31/9, 27) (2 defa)–(Sebe' 34/27)–(Fâtır 35/2)–(Zümer 39/1)–(Mü'min 40/8)–(Şurâ 42/3) –(Câsiye 45/2, 37) (2 defa)–(Ahkaf 46/2)–(Feth 48/7, 19) (2 defa)–(Hadîd 57/1)–(Haşr 59/1, 24) (2 defa)–(Müntehine 60/5) –( Saff 61/1)–(Cum'a 62/1, 3) (2 defa)–(Tegâbün 64/18)

    16-EL AZÎZU'L-HAMÎDU celle celâluhu : Güçlü-Övgüye lâyık olan. (3 defa) (İbrâhim 14/1)–(Sebe' 34/6)–(Bürûc 85/8)

    17-EL AZÎZU'L-KERÎMU celle celâluhu : Güçlü-İkram edici olan. (1 defa) (Duhân 44/42)

    18-EL AZÎZU'R-RAHÎMU celle celâluhu : Güçlü-Esirgeyici olan. (12 defa) (Şuarâ 26/ 9, 68, 104, 122, 140, 159, 175, 191, 21) (9 defa)–(Rum 30/5)–(Secde 32/6)–(Yâsîn 36/5)

    19-EL AZÎZU'L-VEHHÂBU celle celâluhu : Güçlü-Hîbe edici olan. (1 defa) (Sâd 38/9)

    20-EL BERRU'R-RAHÎMU celle celâluhu : İyilik edici-Esirgeyici olan. (1 defa) (Tûr 52/28)

    21-EL FETTÂHU'L-ALÎMU celle celâluhu : Fethettirici-Bilici olan. (1 defa) (Sebe' 34/26).

    22-EL GAFÛRU'L-HALÎMU celle celâluhu : Bağışlayıcı-Hâlim olan. (4 defa) (Bakara 2/225, 235) (2 defa) –( Âl-i İmrân 3/155)–(Mâide 5/101).

    23-EL GAFÛRU'R-RAHÎMU celle celâluhu : Bağışlayıcı-Esirgeyici olan. (70 defa) Bakara 2/173, 182, 192, 199, 218, 226, (8 defa)–(Âl-i İmrân 3/31, 89, 129) (3 defa)–Nisâ 4/23, 25, 96, 100, 106, 110, 129, (8 defa)–Mâide 5/3, 34, 39, 74, 98) (5 defa)–En'âm 6/54, 145,165) (3 defa)–A'râf 7/153, 167) (2 defa)–(Enfal 8/69, 70) (2 defa)–Tevbe 9/5, 27, 91, 99, 102, 104, 117, (5 defa)–(Yûnus 10/107)–Hûd 11/41) –Yûsuf 12/53, 98) (2 defa)–İbrâhim 14/36)–Hicr 15/49)–Nahl 16/18, 110, 115, 119, (4 defa)–(Nûr 24/22, 33,62) (3 defa)–Furkân 25/6, 70) (2 defa)–Neml 27/11)–Kasas 28/16)–Ahzâb 33/5, 24, 50, 59, 73)(5 defa)–Zümer 39/53)–Fussilet 41/32)– Şurâ 42/5)–Ahkaf 46/8)–Feth 48/14)–Hucurât 49/5, 14) (2 defa)–Hadid 57/28)–Mücâdele 58/12)–Mümtehine 60/7, 12) (2 defa)–(Tegâbûn 64/ 14)–(Tahrîm 66/1)-( Müzemmil 73/20)

    24-EL GAFÛRU'Ş-ŞEKÛRU celle celâluhu : Bağışlayan-Şükrü kabul eden. (3 defa) (Fatır 35/30, 34) (2 defa))– (Şûrâ 42/23)

    25-EL GAFÛRU'L-VEDÛDU celle celâluhu : Bağışlayan-Seven. (1 defa) (Burûc 85/14)

    26-EL ĞANİYYU'L-HALİMU celle celâluhu : Ganî ve Hâlim olan. (1 defa) (Bakara 2/263)

    27-EL ĞANİYYU'L-HAMÎDU celle celâluhu : Ganî ve Hamde lâyık olan. (9 defa) (Bakara 2/267)-(Nisa 4/131)-(İbrâhim 14/8)-(Hacc 22/64)-(Lokman 31/12, 26)-(Fatır 35/15)-(Hadîd 57/24)-(Mumtehine 60/6) -(Teğâbun 64/6)

    28-EL ĞANİYYU'L-KERÎMU celle celâluhu : Ganî olan-İkram eden. (1 defa) (Neml 27/40)

    29-EL HABÎRU'L-BASÎRU celle celâluhu : Haberdâr olan-Gören. (5 defa) (İsrâ 17/17, 30, 96)-(Fatır 35/31)-(Şûrâ 42/27)

    30-EL HAFÎZÛ'L-ALÎMU celle celâluhu : Koruyan-Bilen (1 defa) (Yûsuf 12/55).

    31-EL HAKÎMU'L-ALÎMU celle celâluhu : Hikmet sâhibi-Bilen. (7 defa) (En'âm 6/83, 128, 139)(3 defa)–(Hicr 15/25) –(Neml 2/6)–(Zuhruf 43/84).–(Zariyât 51/30) .

    32-EL HAKÎMU'L-HABÎRU celle celâluhu : Hikmet Sâhibi-Haberdâr olan. (4 defa) (En'âm 6/ 18, 73) (2 defa)–Yûnus –( Hud 11/1)–( Sebe' 34/1)

    33-EL HAKÎMU'L-HAMÎDU celle celâluhu : Hikmet Sâhibi-Hamde lâyık olan. (1 defa) (Fussilet 41/42)

    34-EL HAKKU'L-MÛBİNÜ celle celâluhu : Hakk olan-Yardım eden. (2 defa) ( Nûr 24/25)-(Neml 27/79)

    35-EL HALİMU'L-ĞAFÛRU celle celâluhu : Hâlim olan-Bağışlayan. (2 defa) İsrâ–(Fâtır 35/41).

    36-EL HALÎMU'R-RAŞÎDU celle celâluhu : Hâlim olan-Rüşde erdiren. (1 defa) (Hûd 11/87)

    37-EL HALLÂKU'L-ALÎMU celle celâluhu : Mükemmel halk eden-Bilen. (2 defa) (Yâsîn 36/81)– (Hicr 15/86)

    38-EL HAYYU'L-KAYYÛMU celle celâluhu : Ezelî ebedî diri olan-Varlıkları ayakta tutan. (1 defa) (Âl-i İmrân. 3/2)

    39-EL KAVÎYYU'L-AZÎZU celle celâluhu : Kuvvetli-Gâlib gelen. (7 defa) (Hûd 11/66)–Hacc 22/40, 74) (2 defa)–(Ahzâb 33/25)–(Şurâ 42/31) –(Hadid 57/25)– (Mücâdele 58/21)

    40-EL LÂTÎFU'L-HABÎRU celle celâluhu : Lûtfedici–Haberdâr olan. (4 defa) En’am 6/103) -(Hacc 22/63)–(Lokman 31/16)–(Ahzâb 33/34)–(Mülk. 67/14)

    41-EN NASÎRU'L-AZÎZU celle celâluhu : Yardım edici-Güçlü olan. (1 defa) (Feth 48/3)

    42-ER RABBU'L-A'LÂ celle celâluhu : Yüce olan Rabbu'l-Âlemîn. (1 defa) (Nâziat 79/24)-(A'lâ 87/1)-(Leyl 92/20)

    43-ER RABBU'L-AZÎMU celle celâluhu : Azîmet Sahibi Rabbu'lâlemîn .(6 defa) (Bakara 2/49)–A'râf 7/141)–İbrahim 14/6)–(Vâkıa 56/74, 96)–(Hakkâ 69/52)

    44-ER RABBU'L-BASÎRU celle celâluhu : Görücü olan Rabbu'l-Âlemîn (1 defa) (Furkan 25/20)

    45-RABBU’L-EKREMU celle celâluhu : ikramlı olan Rabbu'l-Âlemîn. (2 defa) (Fecr 89/15)-(Alak 96/3)

    46-ER RABBU'L-ĞAFÛRU celle celâluhu : Bağışlayıcı Rabbüu'l-Âlemîn. (2 defa) Sebe' 34/15,(2 defa).

    47-ER RABBU'L-ĞAFFÂRU celle celâluhu : Çok bağışlayıcı Rabbu'l-Âlemîn. (1 defa) (Nûh 71/10 )

    48-ER RABBU'L-HAKKU celle celâluhu : Hakk olan Rabbu'l-Âlemîn. (1 defa) (Kehf 18/98)

    49-ER RABBU'L-KADÎRU celle celâluhu : Kudretli olan Rabbu'l-Âlemîn. (1 defa) (Furkân 25/54)

    50-RABBU’L-KERÎMU celle celâluhu : Keremi ve bol olan Rabbu'l-Âlemîn (1 defa) (İnfitâr 82/6)

    51-ER RABBU'R-RAHÎMU celle celâluhu : Rahmeti çok olan Rabbu'l-Âlemîn.(1 defa) (Yâsîn 36/58)

    52-RABBU’L-VEKİLU celle celâluhu : Vekil olan Rabbu'l-Âlemîn. (1 defa) (İsra 17/65)

    53-RABBU’l-BASÎRU celle celâluhu : Görücü olan Rabbu'l-Âlemîn. (Furkan 25/20)

    54-RABBU’z-ZÂHİRU : Zâhir olan Rabbu'lâlemîn. (1 defa) (Furkan 25/55)

    55-ER RAHÎMU'L-ĞAFÛRU celle celâluhu : Esirgeyen-bağışlayan. (1 defa) “rahimu'l-Ğafur” (Sebe' 34/2)

    56-ER RAHÎMU'L-VEDÛDU celle celâluhu : Esirgeyen-Seven. (1 defa) (Hûd 11/90)

    57-ER RAHMÂNU'R-RAHÎMU celle celâluhu : Esirgeyen-Rahmet eden. (5 defa) (Fâtiha 1/3) –( Bakara 2/163)–(Neml27/30)–Fussilet 41/2)–Haşr 59/22)

    58-ER RAÛFU'R-RAHÎMU celle celâluhu : Ref'et ve Rahmet Sâhibi olan. (9 defa) (Bakara 2/143)–(Tevbe 9/117, 128) (2 defa)–Nahl 16/47)–(Hacc 22/65) –( Nûr 24/5,20) (2 defa) –Hadid 57/9)–Haşr 59/10)

    59-ES SEMİ'U'L-ALÎMU celle celâluhu : İşitici-Bilici olan. (32 defa) (Bakara 2/127, 137, 181, 224, 227, 244, 256) (7 defa)–(Âl-i İmrân 3/34, 35, 121) (3 defa)–(Nisâ 4/148)–(Mâide 5/76) –( En'âm 6/13, 115,) (2 defa)–(A'râf 7/200)– Enfal 8/17, 42, 53, 61) (4 defa)–(Tevbe 9/98, 103) (2 defa)–(Yûnus 10/65)–(Yûsuf 12/ 34)–(Enbiyâ 21/4)– (Nûr 24/21, 60) (2 defa)–(Şûarâ 26/220)–(Ankebut 29/5, 60)(2 defa)–(Fussilet 41/36)–(Duhân 44/6)–(Hucurât 49/1).

    60-ES SEMİ'U'L-BASÎRU celle celâluhu : Herşeyi işitici-Herşeyi görücü (11 defa) Nisâ(2 defa)–İsrâ–(Hacc 222/61, 75)(2 defa)–(Lokman 31/28)–(Mü'min 40/20, 56) (2 defa)– (Şûrâ 42/11)–(Mücâdele 58/1)–(İnsan 76/2)

    61-ES SEMİ'U'L-KARÎBU celle celâluhu : İşiten-Çok yakın olan. (1 defa) (Sebe' 34/50)

    62-EŞ ŞÂKİRU'L-ALÎMU celle celâluhu : Şükürleri kabul edici-Bilici olan. (2 defa) (Bakara 2/158)–(Nisâ 4/147).

    63-EŞ ŞEKİRÜ'L-HALÎMÜ celle celâluhu : Şükürleri kabul edici-Hâlim olan. (1 defa) (Tegâbûn 64/17)

    64-ET TEVVÂBU'L-HAKÎMU celle celâluhu : Tevbeleri kabul edici-Hikmet Sâhibi olan. (1 defa) (Nûr24/10)

    65-ET TEVVÂBU'R-RAHÎMU celle celâluhu : Tevbeleri tek kabul edici-Rahmet Sâhibi olan. (7 defa) (BAKARA 2/37, 54, 128, 160)–(NİSA 4/16, 64) (3 defa) –(Tevbe 9/104, 118) (2 defa)–(Hucurât 49/12).

    66-EL VÂHİDU'L-KAHHÂRU celle celâluhu : Vâhid olan-Çok kahredici olan. (6 defa) Yûsuf 12/39) –( Ra'd 13/16)–İbrâhim 14/48)– Sâd 38/65)– Zümer 39/4)– Mü'min 40/16).

    67-EL VÂSİ'U'L-ALÎMU celle celâluhu : Lûtfu geniş-bilici olan. (7 defa) (Bakara 2/115, 247, 261, 268) (4 defa)–(Âl-i İmrân 3/73) –(Mâide 5/54) –( Nûr 24/32).

    68-EL VÂSİ'U'L-HAKÎMU celle celâluhu : Lûtfu geniş-Hikmet Sâhibi olan. (1 defa) (Nisâ 4/130)

    69-EL VELÎYYÜ'L-HAMÎDÜ celle celâluhu : Dost -Hamde lâyık olan. (1 defa) (Şûrâ 42/28)

    70-ZU'L CELÂLi VE'L İKRAMU celle celâluhu : Celâl ve ikrâm sâhibi olan. (2 defa) (Rahmân 55/27,78) (2 defa).




  12. ÂYET SONLARINDA GELEN ÜÇLÜ İSİMLER:

    1- RABBUr- RAHÎMul- VEDÛD celle celâluhu : Rabbî Rahîmun Vedûd (Hud 11/90)

    2- RABBul- GAFÛRur- RAHÎM celle celâluhu : RABBi Gafûru'r-Rahîm (Yusuf 12/53)

    3- RABBu’- RAÛFur- RAHÎM celle celâluhu : Rabbekum Le Raûfu'r-Rahîm (Nahl 16/47)

    4- RABBu’- AZÎZul- VEHHÂB celle celâluhu : Rabbike'l-Azîzil Vehhâb (Sad 38/9)

    5- RABBuz- zul-CELÂLi vel- İKRÂM celle celâluhu : Rabbike Zû'l-Celâli Vel İkrâm (Rahmân 55/27, 78)


    BİRLİKTE ESMÂU'L-HÜSNÂ SERİSİ HÂLİNDE İSE :

    1-"HUVE'L-EVVELU VE'L ÂHİRU VE'Z ZÂHİRU VE'L BÂTINU"
    (Hadid 57/3)

    2-"HUVE'LLÂHU'LLEZÎ LÂ İLÂHE İLLÂ HUVE'L-MELİKU'L-KUDDÛSU'S-SELÂMU'L-MU'MİNU'L MUHEYMİNU'L-AZÎZU'L-CEBBÂRU'L-MUTEKKEBBÎR"
    (Haşr 59/23)

    3-"HUVE'LLAHU'L-HÂLİKU'L-BÂRİU'L-MUSAVVİRU LEHU'L-ESMÂU'L-HÜSNÂ."...
    (Haşr 59/24)

    ÂYET SONLARINDA BİR SIFATLA BİRLİKTE GELEN TEK İSİMLER (TEKİLLER) :

    1-AHSENİ'L-HÂLİKÎN : En güzel halkedici. (2 defa)
    (Mu'minûn 23/14)-(Sâffât 37/125)

    2-AZÎZUN ZUNTİKÂM : Güçlü intikam alıcı. (4 defa)
    (İbrâhim 14/47)-(Mâide 5/95)-(Âli Imrân 3/4)-(Zümer 39/37)

    3-EHKAMU'L-HAKÎMÎN : Hakîmlerin Hakîmi. (2 defa)
    (Hûd 11/45)-(Tîn 95/8)

    4-ERHAME'R-RÂHİMÎN : Esirgeyenlerin en merhâmetlisi. (4 defa)
    (A'raf 7/151)-(Yûsuf 12/64, 92)-(Enbiyâ 21/83)

    5-HAYRU'L-BERİYYE (1 defa) (Beyyine 98/7)

    6-HAYRU'L-FÂTİHÎN : Açanların en hayırlısı. (1 defa)
    (A'raf 7/89)

    7-HAYRU'L-GAFÎRÎN : Bağışlayanların en hayırlısı. (1 defa)
    (A'raf 7/155)

    8-HAYRU'L-HAKÎMÎN : Hükmedenlerin en hayırlısı. (3 defa)
    (A'raf 7/87, 89)–(Yunus 10/109)-(Yûsuf 12/80)

    9-HAYRU'N-NÂSIRÎN: Yardımedenlerin en hayırlısı. (1 defa)
    (Âli Imrân 3/150)

    10-HAYRU'R-RÂHIMÎN : Esirgeyenlerin en hayırlısı. (2 defa)
    (Mü’minun 23/109, 118)

    11-HAYRU'R-RÂZİKÎN : Rızık verenlerin en hayırlısı. (2 defa)
    (Hacc 22/58)-(Mu'minûn 23/72)-(Sebe' 34/39)-(Cumua 62/11)-(Mâide 6/114)

    12-HAYRU'L-VÂRİSÎN : Vârislerin en hayırlısı. (1 defa)
    (Enbiyâ 21/89)

    13-RABBi’L-ÂLEMÎN: Âlemlerin RABBi ( 41 defa)
    (Fatiha ½)–(Bakara 2/131)–(Maide 5/28)-(En’âm 6/45,71, 162)-(A’raf 7/54,61 ,67, 121)-(Yunus 10/10, 37)-(Şuara 26/16, 23, 47, 77, 98, 109, 127, 145, 164, 180,192)-(Neml 27/8, 44,)-(Kasas 28/30)-(Secde 32/2)-(Saffât 37/87, 182)-(Zumer39/75)-(Mu’min40/64, 65, 66)-(Fussilet 41/9)-(Zuhruf 43/46)-(Câsiye 45/36)-(Vâkıa 56/80)-(Haşr 59/16)-(Hakkâ 69/43)-(Tekvîr 81/29)-( Mutaffifîn 83/6)

    14-RABBİ’l-ARŞI’L-AZÎM: El-Azîm olanın Arş’ının RABBi.
    (Mu’minûn 232/86)-(Neml 27/26)

    15-RABBİ’l-ARŞI’L-KERÎM: El-Kerîm olanın Arş’ının RABBi. (1 defa)
    (Mu’minûn 232/116)

    16-RABBİ’L-FELAK: Feleklerin RABBi. (1 defa)
    (Felak 113/1)

    17-RABBİ’N-NÂS: İnsanların RABBi. (1 defa)
    (Nâs 114/1)

    18-SERÎU'L-HİSÂB : Hesâbı en seri' gören (1 defa)
    (Bakara 2/202)-(Âli Imrân 3/19, 199)-(Mâide 6/4)-(Ra'd 13/41)-(İbrâhim 14/51)-(Nûr 24/39)-(Mu'min 40/17)




























  13. KUR'ÂN-I KERÎM'DE ALLAH (cc) ve ER RABB (cc) İSİMLERİ


    Sûre Adı....... ALLAH celle celâluhu........ ER RABB celle celâluhu
    1-Fâtiha/ 2 defa, 1 defa
    2-Bakara/ 228, 51
    3-Âl-i İmrân/ 179, 39
    4-Nisâ/ 193, 7
    5-Mâide/ 111, 19
    6-En'âm/ 68, 52
    7-A'râf/ 51, 64
    8-Enfâl/ 70, 6
    9-Tevbe/ 142, 2
    10-Yûnus/ 55, 23
    11-Hûd/ 26, 42
    12-Yûsuf/ 39, 17
    13-Ra'd/ 25, 13
    14-İbrâhim/ 32, 17
    15-Hicr/ 1, 9
    16-Nahl/ 74, 20
    17-İsrâ / 9, 33
    18-Kehf/ 16, 38
    19-Meryem/ 6, 22
    20-Tâ Hâ/ 5, 29
    21-Enbiyâ/ 5, 14
    22-Hacc/ 65, 8
    23-Mü'minun/ 11, 23
    24-Nûr/ 60, -
    25-Furkân/ 7, 14
    26-Şuarâ/ 4, 36
    27-Neml/ 26, 12
    28-Kasas/ 24, 19
    29-Ankebut/ 35, 5
    30-Rum/ 22, 2
    31-Lokman/ 29, 2
    32-Secde/ 1, 10
    33-Ahzâb / 77, 3
    34-Sebe'/ 8, 14
    35-Fâtır/ 32, 5
    36-Yâsîn/ 1, 6
    37-Sâffat/ 15, 13
    38-Sâd/ 3, 10
    39-Zümer/ 52, 18
    40-Mü'min/ 5, 19
    41-Fussilet/ 10, 12
    42-Şûrâ/ 25, 13
    43-Zuhruf/ 2, 13
    44-Duhân/ 3, 9
    45-Câsiye/ 16, 7
    46-Ahkaf/ 16, 4
    47-Muhammed/ 20, 4
    48-Fetih/ 33, -
    49-Hucurât/ 23, -
    50-Kaf/ 1, 2
    51-Zâriyât/ 3, 5
    52-Tûr/ 2, 8
    53-Necm/ 6, 7
    54-Kamer / -, 1
    55-Rahmân/ -, 36
    56-Vâkıa/ -, 3
    57-Hadid/ 25, 3
    58-Mücâdele/ 32, -
    59-Haşr/ 21, 3
    60-Mümtehine/ 15, 4
    61-Saff/ 14, -
    62-Cum'a/ 9, -
    63-Münâfıkun/ 10, 1
    64-Tegâbûn/ 17, 1
    65-Talâk/ 17, 2
    66-Tahrîm/ 11, 5
    67-Mülk/ 3, 2
    68-Kalem/ -, 10
    69-Hâkka / 1, 4
    70-Meâric/ 1, 3
    71-Nûh/ 6, 5
    72-Cin/ 9, 8
    73-Müzemmil/ 4, 4
    74-Müddesir/ 2, 3
    75-Kıyâme/ -, 3
    76-İnsan/ 3, 5
    77-Mürselât/ -, -
    78-Nebe'/ -, 3
    79-Naziât/ 1, 5
    80-Abese / -, -
    81-Tekvîr / 1, 1
    82-İnfitâr / 1, 1
    83-Mütaffifin/ -, 2
    84-İnşikak/ 1, 4
    85-Bürûc/ 3, 1
    86-Târık/ -, -
    87-A'lâ/ 1, 2
    88-Gâşiye/ -, -
    89-Fecr/ -, 8
    90-Beled/ -, -
    91-Şems/ 2, 1
    92-Leyl/ -, 1
    93-Duhâ/ -, 3
    94-İnşirâh/ -, 1
    95-Tîn/ 1, -
    96-Alâk/ 2, 3
    97-Kadîr/ -, 1
    98-Beyyine/ 2, 2
    99-Zilzâl/ -, 1
    100-Âdiyât/ -, 2
    101-Kâria/ -, -
    102-Tekâsür/ -, -
    103-Asr/ -, -
    104-Hümeze/ -, -
    105-Fîl/ -, 1
    106-Kureyş/ -, 1
    107-Mâun/ -, -
    108-Kevser/ -, 1
    109-Kâfirûn/ -, -
    110-Nasr/ 1, 1
    111-Tebbet/ -, -
    112-İhlâs/ 2, -
    113-Felâk/ -, 1
    114-Nâs/ -, 1
    TOPLAM: 2212, 963


    ALLAH celle celâluhu : Tesbit edebildiğim kadarıyla, 113 besmeleden gelenlerle birlikte 2325 defa Kur'ân-ı Kerîm'de çeşitli şekillerde geçmektedir.
    ER RABB celle celâluhu : 14 adet âyet sonundaki ikililerden gelenlerle toplam olarak 963 defa Kur'ân-ı Kerîm'de geçmektedir.




  14. ALLAH celle celâluhu : Tesbit edebildiğim kadarıyla, 113 besmeleden gelenlerle birlikte 2325 defa Kur'ân-ı Kerîm'de çeşitli şekillerde geçmektedir.
    ER RABB celle celâluhu : 14 adet âyet sonundaki ikililerden gelenlerle toplam olarak 963 defa Kur'ân-ı Kerîm'de geçmektedir.
    Önemli olan sayısı değil de Ulûhiyyet ve Rubûbiyyet Olgusuna dikkat çekmektir…Azîz kardeşlerim!
    Takdir edersiniz ki bunları arzetmekteki maksadım Emir ve Yasakların, Va'd ve Tehdidlerin, CeNNet ve CeheNNeMlerin bildirildiği Kelâmullah'da ALLAH-U ZU'L-CELÂL;
    Ulûhiyyet, Ahadiyyet, Vahdâniyyet, Ferdiyyet, Rubûbiyyet, Merhâmetiyyet, Mâlikiyyet ve diğer hususları nasıl târif buyurmuş onu göz önüne sermekti...

    Biraz sabreder iyice okur, AN-lar ve düşünürsek göreceğiz ki âcizâne benim tesbit edebildiğim pek çok âyetin sonu bu ikililerle bitiyor.
    Fâtiha Sûresinin Er RAHMÂNu'r- RAHÎM'i ile başlayan ikililer İhlâs Sûresinin ALLAHu's- Samed'i ile bitiyor...
    Sûrelerdeki dağılımı ve kaç defa geçtikleri sûrelerin içerikleriyle ilgilidir.
    Bâzı sûrelerin ikili esmâ son bulması HİKMETtir.
    Tesâdüf hayatta çok olabilir ancak Kur'ân-ı Kerîm'de yoktur.
    Kur'ân-ı Kerîm'de noktanın değeri Kur'ân-ı Kerîm'in değeridir.
    ALLAH-U ZU'L-CELÂL'in kendi Zât-i A'lâsını nitelediği esmâ ikililerini iyi incelersek;
    70 defa tekrarlanan El GAFÛRu'r-RAHÎM celle celâluhu bağışlayıcı ve esirgeyici olandır.
    Zât-ı HAKK celle celâluhu, HAKK-ı Zâtını bildirirken ve belirlerken Merhâmet ve Muhabbeti esas almıştır.
    RABBu'l-âlemîn bir âyeti celîlede bu hususu beyân edip sonunu bu iki esmâ ile bağlamıştır.
    İki ismi şerîfin nasıl uyumlu ve mânidâr oluşuna dikkat ediniz.
    99 Esmâu'l-Hüsnâ da olup da bu listede olmayan ve kul için Merhâmet ve Muhabbet içermeyen;
    Ed DÂRR celle celâluhu zarar, ziyan verici (hak edene),
    El KAHHAR celle celâluhu kahredici gibi isimlerle âyetlerin bağlanmayışına dikkat etmeliyiz ki Murâdullah, her insanın Salâh ve Felâhıdır.
    Emrullah'da bu Kurtuluşları temin içindir…


    Zâten Esmâu'l-Hüsnâ içinde KORKU, TEHDİD ve KAHR bildiren İsimler olarak çok azdır:

    El Kahhâru : Gâlib-i mutlak, kahra muktedir. Ziyâdesiyle (sınırsız) yok edici, batırıcı... Üstünlüğüne hudud olmayan ve mutlak gâlib ALLAHU ZU'L-CELÂL. Mutlak kudret ve tasarruf sâhibi olanALLAHU ZU'L-CELÂL.

    El Hâfıdu : Hak edene haddini bildiren, alçaltıcı olan, hor, hakir ve değersiz kılan, helâk edici... Alçaltmaya, düşürmeye, indirmeye, değersiz kılmaya mutlak hakkı olanALLAHU ZU'L-CELÂL.

    El Muzillu :
    Zelil (hor, hakir, alçak, aşağı tutulan, aşağılanan) kılmanın mutlak (kayıdsız-şartsız, salt, yalnız, tek, dilediği işi yapmakta serbest oluş) sâhibi olan … Zelil eden, zilletli kılan; aşağı, alçak ve horlanmış hâle getirebilen ALLAHU ZU'L-CELÂL...

    Ed Dârru : Hak edene zarar verici, mihnet, belâ, ziyan, sıkıntı ve şiddete sokucu. Tercih edene şerri halkedici. Emrullah'a uymayanlara gerçek zarar ve elem verici şeyleri de yaratan ve dokunduranALLAHU ZU'L-CELÂL.

    El Kâbidu :
    Kabzeden, alan, tutan, sıkan, darlık veren, kısan (rızkı). Lâzım ve lâyık olanı sıkan, canları alanALLAHU ZU'L-CELÂL.

    El Mâniu : Men eden, engel olan, esirgeyen, sistemi ve kurallarını koruyan. Bâtıldan ve şerden mutlak men edici olan ALLAHU ZU'L-CELÂL.

    El Mumît : İmâte eden, mevt eden, öldüren, helâk eden. Can verdiklerinin canını almaya ve diri olanı öldürmeye zâten ve aslen hakkı olan ALLAHU ZU'L-CELÂL.

    El Muntâkimu : İntikam alan ve aldıran. Hak edeni ve tevbe etmeyeni cezâlandıran. Öc alan (nakm: hoşnutsuzluğun öfke ve nefret derecesine varmasıdır). Bâtıla inanıp şerri tercih edenlerden öc alıcı ve intikam isteyici olan ALLAHU ZU'L-CELÂL.

    Nekâme, hoşnutsuzluğun öfke ve nefret derecesine ulaşmasıdır.

    Eş Şedîdu :
    Azâbı çok sıkı ve şiddetli olan. Mutlak şiddet, kuvvet ve kudret sâhibi olan ALLAHU ZU'L-CELÂL.

    Kaldı ki bu isimlerin olumlu karşılığı Zâten Esmâu'l-Hüsnâ içinde UMUT ve İHSAN bildiren İSİMler olarak hemen hazırdır:

    El Kayyûmu : Başlangıç, nihâyet ve yeniden oluş gibi hâllerden beri' ve münezzeh olan. Ezelden ebede kâim (ayakta duran) ve dâim (devâmlı) ve hep var olan, bütün mahlûkat (varlık)'ın varlığı (kıyamı) kendisiyle kâim olan ve idâre eden. Mahlûkâtını murâdınca var edip, mevcûdiyyetlerini kendi sıfatları içinde kudretiyle tutan ve koruyan, zâtî varlığı âşikâr, ezelî, ebedî ve ortada olan ALLAHU ZU'L-CELÂL…

    Er Râfiu : Zâtı îtibâriyle kadr u kıymeti yüksek, yüce, alî, bülend olan, Velîlerini, Dostlarını yüceltip Azîz kılan ALLAHU ZU'L-CELÂL.

    El Muizzu : Üstünlüğü, izzeti dilediğine bahşeden ALLAHU ZU'L-CELÂL.… İzzet ve ikrâm sâhibi olan. Dilediğine izzet ve ikrâm bahşeden ALLAHU ZU'L-CELÂL...


    En Nâfiu : Menfâat verici; fayda, şifâ ve yarar sağlayıcı, hayrı halkedici... Mutlak fayda verici olan ALLAHU ZU'L-CELÂL.

    El Bâsitu : Dilediği kullarına lûtfunu keremini esirgemeyen, rızkı, keşfi, ilmi vs. cûd-cömertlik ve rahmetiyle açan, genişleten ve ruhları bedenlere yayan, bast eden, veren, bırakan, genişleten, genişlik ve bolluk veren, ihsan eden (rızk ve kalb) ALLAHU ZU'L-CELÂL.

    El Fettâhu : Yarım nefes ilerisini bilemeyen ve göremeyen kullarının her hâcetinin ve iyiliğinin kapılarını açan, ferec (çıkış yolu) veren, fetheden, tekemmül kapılarını açıp ilâhî sırların anahtarını (miftah) ikrâm eden... Kullarının arasındaki ihtilafları gideren,açan ve fetheden Hâkim olan. Hidâyetin, hakkın, hayrın, rahmetin, gaybın, naklin, aklın, aşkın ve maddî-mânevî her hususta her kapının tek, eşsiz ve zıtsız açıcısı; hidâyet ile dalâlet arasını açmada kesin adâlet sâhibi; yardımıyla her kapının açılmasını, merhâmeten her problemin çözülmesini ve hidâyetiyle kemâlât imtihanındaki kulun nefsinin benlik perdelerini kaldıran ve azâmet ve kudretinin seyir kapılarını açan, kullarına sınırlı, sorumlu, izâfi, geçici, âciz, fâkir, zelil ve alil olan "Benlik Varlığı" kapılarını açan ve neticede; cümle "can" ları hep açık tuttuğu cennet kapılarından "cemâl cem'i"ne Murâdullah vaadi gereği, her zaman, her yer ve her hâlde çağırıp duran El Vedûdu'l-Fettâh olan ALLAHU ZU'L-CELÂL.

    El Muhyî : Maddî-mânevî hayat verip dirilten, canlandıran, canı var eden ve ruh veren. Diri ve hayatta kılma gücünün mutlak sâhibi ve can verici olan ALLAHU ZU'L-CELÂL.

    El Gaffâru : Kullarının hatâ ve günâhlarını çokça örten, kapayan, bağışlayan ve tekrar tekrar affeden affeden... Kullarının hatâ, noksan ve günahını çok çok afveden, yarlıgayan ve bağışlayan ALLAHU ZU'L-CELÂL.

    El Halîmu : Kullarının hatâ ve suçlarına karşılık, irâdesiyle yumuşaklık gösterip acele ve öfkeyle hareket etmeyen. Merhâmeten ve muhabbeten halkedip kulluk imtihanına saldığı kullarına karşı sabırlı, temkinli, acele ve öfkeli muâmele etmeyip yumuşak davranan ve gelecekte fırsatlar tanıyan ALLAHU ZU'L-CELÂL.

    140 Esmâu'l-Hüsnâ içinde 9 isim insan için tehdit îkaz ederken geri kalan 131 isim ise Sevgi, Lütuf, İkrâm, İhsân ve Merhâmeti İÇerir.
    Huve-Hu celle celâluhu İsmi:

    Ene (Ben), Ente (Sen), Huve (O) ve Nahnu (Biz) zâmirlerini de kullanan Rabbu'lâlemîn'in bu zâmirlerinden,
    "Huve = Hu = O"
    bir isim gibi dillerde ve gönüllerde taht kurmuştur.
    Kulun RABB'ına mütevâzi yaklaşımında (kulluk makâmında) bir çok târikatta doruk noktası zikri kabul edilmiştir.
    Kadirî v.s...
    Büyük Sûfî Muhammedî Âşık Ahmedî Kuddûsî Baba'nın: "Hu demek ister, Kuddûsî her an!"
    ilâhîsi Anadolu'da devrânların cevlânında çınlar durur...
    Kur'ân-ı Kerîm'de pek çokça geçen "Huve"
    İhlâs Sûresinin birinci âyeti celîlesinde ve Haşr Sûresinin başında 2, sonunda ise 7 kere ve pek çok sûrede tekrar edilir...

    Zikrullahda esas olan Esmâu'l-Hüsnâ "en güzel isimler";
    Kul letâiflerinin tertemiz ve hassas oluşu, samimî, ciddî, arzulu ve belli bir ilim ve irfân içinde söylendiğinde (zikredildiğinde) aklı hayret ve dehşete düşüren mânevî zevkler ve hazlar hasıl eder.

    "YÂ HAYYU celle celâluhu!"
    diyen ağızdan harfler îlan edilirken Dıştan-İçe, Âfâktan-Enfüse, Muhitten-Merkeze İlâhî bir Mânâ İrfânı akar.
    Nefs; kendi vasıfları (pozitif-negatif) ile birlikte:HAYY (dirilik) nedir? Nerden alınmıştır? Nereye gidiyor?gibi tefekküre girer.
    Kalb; geçici kulluk kalıntısı perdelerini aralayıp diriliği (hayy'ı) seyreder, zevkedip hayrân kalırken;
    Ruh, gerçek diriyi (ezel-ebed), diriliğin kaynağını zikrettiğimizi hazz (zevkin özü, târifsizi, anlatılmayıp yaşanılanı) edip tüm letâifleri (huviyet ve mâhiyetimizi) EL HAYYU
    celle celâluhu'nun huzûrunda; diri kılıp, lütuf, ikrâm ve ihsânından dolayı hamdu senâ ile yâd edip zikre çağırır ve İMÂMları olur.
    İnsan diğer (Sır, Hâfî, Ahfâ) letâifleriyle de buluşunca diri olan mahlûkatın tümünün diriliğinin bir tek DİRİLİK KAYNAĞI-ndan verildiğini anlar.
    Kendi parmağı, kedinin kulağı ve ağacın yaprağını koparmanın aynı şey olduğunu farkedip "Hayy Birliği"
    ne ulaşır.
    Tüm diriler bir vücûdun organları gibi birleşiverir.
    Merhâmet, acıma hissinin üstüne çıkıp Muhabbete dönüşür.
    Kesret, vahdete dönüşür...
    Kâinâttaki tüm hücrelerle beraber Hayy Diriliğini kana kana yaşarken bunu mahlûkatına ve insanoğluna bahşeden ve Rabbu'l-âlemîn olan ALLAH-U ZU'L-CELÂL'i;
    EL HAYYU
    celle celâluhu ism-i celîli ile hatırlayıp yâd eder, zikreder ve hamd eder.
    Zâten kısaca kullukta bu değil miydi?...



 

 
Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri