Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

MÜREKKEP LEKESİ (Doğru zamanda doğru kitap) Doğru Zamanda Doğru Kitap ‘Okuyacak ne çok kitap var’ derken , onlara ulaşmanın ne kadar da zor olduğunu farkettim.

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    MÜREKKEP LEKESİ (Doğru zamanda doğru kitap)

    Sponsorlu Bağlantılar




    MÜREKKEP LEKESİ (Doğru zamanda doğru kitap)

    Doğru Zamanda Doğru Kitap

    ‘Okuyacak ne çok kitap var’ derken, onlara ulaşmanın ne kadar da zor olduğunu farkettim. Yani okunabilecek kitapların parasal anlamdaki değerini ödeyip de, onları ellerinizin arasına almanızhiç de öyle göründüğü kadar kolay değil. Büyük şehirlerde her yerde kitapçılar var, aradığınıza hiç zaman kaybetmeden ulaşabilirsiniz. Ama... o kadar zengin misiniz? Önce bu soruyu sormalıydım kendime: Ben kitap alma lüksüne sahip olabilecek kadar paralı mıyım? Ne utanç verici bir soru bu böyle.


    Sürekli birileri, ‘okuyun’, ‘az okuyanlardan olmayın’, ‘okuyun öğrenin’, ‘okumakla ufkunuzu genişletin’, ‘okudukça ne de az bildiğinizi kendi gözlerinizle görün’, ‘bilgilenin’, ‘dünya (aynı zamanda) bir öğrenme mekanıdır’, ‘kitapları sevin’... gibi cümleleri uzun uzun zamanlardan bu yana hep söylemiştir. Ve ben biliyor ve bundan çok da eminim ki, birileri bu cümleleri yineleme bayrağını birilerine bir şekilde teslim edecek, ta sur üflenip de gök yarılana, yer ters-yüz edilene, hiçbir canlı hayat belirtisi göstermeyene dek...

    Yazık ki, artık ‘okumak’ bir lüks halini aldı. Yolda yürürken birisinin elinde kitap görüp hayranlıkla bakışımın bundan başka nasıl bir anlamı olabilir sizce? Şu da bir seçenek tabiî: Bu boşluk hengamesi içinde kitap okumayı düşünebilen bir insanla karşılaşma imrenmesi... Bildiğiniz üzere ‘yapacak hiçbir şey yok’ boşluk bunalımı, oldukça mühim ve insanın neredeyse yirmi-dört saatini alabilecek güçte bir cümledir. Bu yüzden ltfen küçümsemeyiniz ve dahi hor görmeyiniz ve dahi... ve dahi... ve dahi... Fakat son yıllarda dikkatimi çeken bir başka mevzuya dokunmadan geçemeyeceğim. Artık ebeveynler çocuklarına kitap alıyor ve onları en fazla iki saat içinde bozulma ihtimali çok yüksek oyuncaklar arasında boğmayı tercih etmiyorlar. Yani belki kitap fiyatının iki-üç katı para ödedikleri oyuncaklar almak yerine çocuklarına akşam eve dönerken bir kitap hediye etmenin mutluluk verici tatminkarlığını yaşıyorlar.

    ‘Kitap yırtılmaz!’, ‘kitap karalanmaz!’, ‘kitap rafta durur yere indirilmez!’, ‘kitap seyirlik değildir!’, ‘kitap eğlencelik değildir!’, ‘kitaplara saygıda kusur etmeyelim!’, ‘kitaplar pahalı!’, ‘kitaplar raflarda (tozlanmaya) bırakılmalı’... gibi cümlelere artık bir son vermek zamanı bence. Çünkü bu cümlelerin tamamına ayrı ayrı bir savunma metni hazırlayabilirim seve seve üstelik; hiç üşenmeden, sıkılmadan vesaire vesaire...

    ‘Kitap yırtılmaz efendim.’
    Neden yırtılmasın? Bir oyuncağın bir haftalık mutfak masrafı tutarı karşılığında para ödeniyor ve bu kadar çok paranın verildiği bu oyuncak en fazla iki saat oyun için yeterli dayanma gücüne sahip olabiliyorsa... bir kitap neden yırtılmasın? Nihayetinde kağıttan. Çocuk kitaplarla büyüsün, onları göre göre büyüsün, onların kokusunu alsın da büyüsün. Ne sakıncası var? Saygısızlık mı? Kime karşı bu saygısızlık? Yazara mı, yayınevine mi, kitapta emeği geçen tüm çalışanlara mı, kitap bir çeviri ise binbir zahmete girip bu çeviriyi yapana mı, resimleyene mi? Kime? (Dikkatinizi şu noktaya çekme zorunluluğu hissettim birden: Burada bahsedilen çocuk kitaplarıdır. Lütfen konuya farklılık getireceğim çabasına girip bir polemik oluşturmayınız. ‘Al çocuğum bu kitabı sana ille de yırt diye getirdim’ gibi bir sonuca da varmayınız!)

    ‘Kitap karalanmaz!’
    Öyle de güzel karalanıyor ki... Ben hatırlıyorum da, yuvarlak harflerin içini boyamayı çok severdim. Bana daha şık görünürdü o zaman harfler. Bir baloya gitmek için itina ile giyinmiş küçük bir kız gibi capcanlı oluverirlerdi. o’lar... b’ler... g’ler... p’ler... hepsi farklı farklı renklerde. Benim çocukluğumda renkli kitaplar da yoktu. Ben onları renklendirme iştahımın önüne bir türlü geçemezdim belki bu siyah-beyaz görüntünün hiç de masalsı olmadığını düşünerek. Bir çocuğun neler hayal edebileceğini hiçbir zaman tam olarak bilemezsiniz! (Yine önemli bir noktaya parmak basmam gerektiği hissine kapıldım: Karalamaktan bahis, satırları okunmaz duruma sokmak ve fikirleri eleme girişiminde bulunmak değildir! Cümleleri dilediğiniz yöne çekme becerimiz olduğu muhakkak. Asl olanda isabet ediniz.) ...

    Şimdi yazmış olduğum her cümlenin uzun uzun açıklamasını yapmam okura biraz da hakaret gibi geliyor bana. Lakin bu devir sürekli insanları savunma durumunda kalmaya zorluyor. Sebep kim ya da ne? Tabiî ki biz insanlar... insanları açıklamalar yapmaya zorlayan, her metnin altına şerh düşmeyi bir gereklilik haline getiren yine insanlar. İyi bilirsiniz ki insanların hayatını zorlaştıran yine insanlardır. Bu yüzden ben içinden çıkılması bir hayli güç görünen ‘insan’ kelimesine çok dokunmamayı tercih etmeye çalışıyorum. Oysa ne mümkün!


    Her şeyin çözümü kitaplarda. Önemli olan doğru zamanda, doğru kitapla karşılaşabilmek...

    Naz Ferniba


    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Doğru açı, Doğru açı nedir, Doğru açı nedemektir
  3. Doğru, Doğru nedir, Doğru nedemektir
  4. Kitap okumanın kuralları, Nasıl kitap okunur, Doğru kitap okunuşu, Kitap okuma yöntemleri,
  5. Doğru Gelinliği Seçmenin Özel Püf Noktaları, vücudunuzun biçimine göre doğru gelinlik seçi
  6. Kendince Sorguladı mı İnsan Kendini (MÜREKKEP LEKESİ)
  7. Paylaş Facebook Twitter Google


  8. Sponsorlu Bağlantılar

 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri