Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

aşık veysel şatıroğlunun sanatı nedir hakkında bilgi verirmisiniz Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Aşık Veysel Şatıroğlunun Hayatı Kısaca Aşık Veysel Şatıroğlunun Hayatı, Sanatı Ve Eerleri
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 68      

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Aşık Veysel Şatıroğlunun Sanatı Nedir

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Aşık Veysel Şatıroğlunun Sanatı Nedir

    SANATI

    Dünya Görüşü

    Hem yaslandığı köy / kasaba kültürünün etkisi hem de çağdaş anlamda bir eğitim olanağından yararlanamamanın getirdiği doğal sonuçla, köy / kırsal kesiminin kaderci dünya görüşü onda da egemendir. Bunları söylerken, Veysel’in içerisinde bulunduğu ruh halinin de değerlendirilmesinden yanayım. Kuşkusuz, çocukluk ve gençlik yıllarında yaşadığı bir yığın olumsuz etkinin, yaşama bakışını, onu nasıl bir küskünlüğe ittiğini görmezden gelemeyiz.

    Bir sanatçının dünya görüşünü elbette, yaşadığı sosyal çevre belirler. Bunu biraz daha somutlaştırırsak, içerisinde yaşadığı maddi yaşam koşulları belirler. Âşık Veysel’in yaşadığı sosyal çevre, köy ile kasaba kültüren sahip, ekonomik anlamda tarıma dayalı, kapitalizm öncesi üretim biçimleri egemen, sanayileşme sıfır... Bir de ekonomik yapının paralelinde, eğitim-öğretim gibi etkenlerin düşüklüğü, savaştan yeni çıkmış bir toplumun ekonomik ezikliği eklenip, çiçekten telef olan insanların coğrafyası düşünülürse, Veysel’i biçimlendiren sosyal çevre çok kolay anlaşılır. Bir de toplumsal / sosyal çevrenin yazılı kültürden uzaklığı, bütün edebi / sanatsal birikimini sözlü kültürüyle oluşturduğu gerçeği gözardı edilmezse, bu koşullar içerisindeki sanatçı tipinin anlaşılması daha kolay olur. Bu sosyal çevreye, üstüne üstlük bir de göz gibi bir organını yitirmiş insanın fiziki eksikliği eklenirse Veysel’i anlamak, şiirlerini de yerli yerine oturtmak daha kolay olur.
    Gözlerinin görmeyişi, onu bütünüyle etkilemiştir. Öyle ki:

    “Kuş olsan da kurtulmazdın elimden
    Eğer görsem idi göz ile seni”
    Derken Âşık Veysel’in bu anlamda duyduğu hasretin ne kadar derin olduğu kolaylıkla anlaşılır.
    Adnan Binyazar, Veysel’deki görme eksikliğini, onun dizeleriyle yorumlarken “bal”a “tuz” katılmıştır diye vurguluyor.
    Gerçi Âşık Veysel çoğu kere olumsuzluklardan feleği suçlu bulup, sebebi orada ararken; öte yandan okul gibi, fabrika gibi, hastane gibi hayatta somut işlerliği olan atılımların, pozitif unsurların şiirini de yazar. Bu bakımdan ondaki feleğe yaslanmayı, kaderciliği bilimin karşısında bir kadercilik, körükörüne bir saplantı olarak algılamamak gerekir.

    “Dünya tebdil oldu durum değişti,
    Kimi aya gider kimi cennet
    derken, onun bilimsel gelişmelere kulak kabartırken, karşılaştırma yaptığı etkenleri de değerlendirme bakımından ciddi bir perspektif oluşturduğunu görürüz, “ay” ve “cennet” kavramlarını bir bakıma iki değişik inanma biçimi anlamında kullanıyor o.
    Sonra bir başka şiirinde:

    “Dünyanın en zengin aklını gördüm
    Sermayesin sordum dedi ki okul.
    İnsanlara hizmet yaptığın yardım,
    Merhametin duygum dedi ki okul.
    Sudan ateş yapan en güzel sanat
    Dünyayı ışığa kaplarsın kat kat
    Fikriyle mi ettin bunları icat
    Rehberim oldu dedi ki okul.
    Bu bir keramet mi yoksa hüner mi
    Göz görmezse gönül buna kanar mı
    Öksüz tarlada sapan döner mi
    Eker biçer motor dedi ki okul.
    Kanat takar gökyüzünde uçarsın
    Denizleri müdanasız geçersin
    Soğuğu yağmuru nasıl seçersin
    Rasathane kurmuş dedi ki okul.
    Çeşitli taşıtlar bir de trenler
    Hekim olup her yareyi saranlar
    Bunu sen mi yaptın yoksa erenler
    Daha neler yapar dedi ki okul.
    Radyo hayrete düşürdü beni
    Her dilden biliyor yok amma cam,
    İlim akıl fikir yaratmış bunu
    Lambası dalgası dedi ki okul.
    İnsanlar kafası bunları bulan,
    İlimdir dünyada hakikat olan
    Bütün bu işlerin temelim kuran
    İnan buna Veysel dedi ki okul” diyor.

    Bu ve bu türden başka örnekler, Âşık Veysel’deki tanrı / felek gibi doğaötesi kavramların bir bağnazlık ya da tek çareymiş gibi gösterilmediğini belirtiyor. Bu bakımdan onda herhangi bir katılık göremeyiz. Esnektir, hoşgörüdür.
    Zaman zaman umutsuzluk ve hiçlik duygusuna kapılsa da Veysel, büsbütün yaşama sarılmayı elden bırakmaz. Yaşamı anlama ve anlamlandırma çabası sürekli ağır basar. Ayrıca “ahiret” kavramı da ondan derin değildir.
    “Âşık Veysel’in belirgin bir felsefesi var mıydı?” sorusuna Ruhi Su şu yanıtı veriyor: “Felsefe sözcüğü ile toplumun içinde Veysel’in önerdiği ya da benimsediği bir düşünce biçimi var mıydı diye soruyorsanız, vardı elbet. Bütün iyi niyetli, babacan insanlarımız gibi, o da çalışmayı öğütlerdi. Yerine göre, geleneklerimize bağlı kalmayı önerdiği de olurdu. Kendi inancı sevgiye, hoşgörüye ve insanın yaratıcı gücüne dayanan bir inançtı, ama toplumdaki gelişmeler hakkında ne düşündüğü sorulduğu zaman, ne söylemesini istediklerini sezecek kadar da akıllıydı.”
    Veysel’in bir özelliği de şu: Dinî şekilciliğin baskısına dayanmaması onu kırmaya çalışması, Allah ile samimi, senli benli olması. Daha doğrusu Bektaşi geleneğine bağlılığı... Tanrıya hitap şiirinde olduğu gibi:

    “Kainatı sen yarattın
    Her şeyi yoktan var ettin
    Beni çıplak dışar attın
    Cömertliğin nerde senin.”
    Nejat Birdoğan, “Kimi şiirinde Veysel’i düşünce olarak coşkulu, ozan olarak henüz yetersiz buluruz. Aslında bu tür şiirlerinin daha sonrakilerinde bile bir ozandan çok bir toplum eğitmeni Veysel’i görürüz. Bu çalışmalarında Veysel cumhuriyetin korunmasında ve ulus bütünlüğüne yardımcı olarak şiiri bir araç gibi görür. Davranışlarında da böyledir. Düşünce olarak tertemiz bir adamın eylemlerinde de namuslu, çalışkan olduğu ve özellikle doğru tanılara başvurduğu gözlenir. Kızılırmak üzerinde Kaplan Deresi Köprüsü’nü köy köy dolaşıp para toplayarak yaptırması ondaki bu sorumluluğun bir göstergesidir.
    Ama bize kalırsa Veysel’den en olgun şiirler insanı ve insanla ilgili öğeleri konu alan şiirlerdir. Bu deyişlerde Veysel, insanın kaynağından başlayarak bir gövdede canlanmasını, bu süre içerisinde nasıl çalışması, nasıl davranması gerektiğini ve bu yolun sonunda gene kaynağına dönmesini anlatır. Bir başka tanımla tasavvuf ozanı Veysel vardır bu deyişlerde. Bağlı olduğu inancın ıssız bir Anadolu köyünde kendisine aşıladığı bu duygular, Veysel’de gönül gözü ile geliştirilmiş, Veysel Aleviliğin büyük sırrını gönlünde çözmüştür.” diye değerlendirmektedir.
    Batıl inançlara, çağdışı tutuma karşı olan Veysel, bu konuda da oldukça duyarlıdır.

    “Devri Cumhuriyet asırı yirmi
    Uyan bu gafletten uyuma yurttaş.
    Dünya ayaklanmış aya gidiyor
    Uyan bu gafletten uyuma yurttaş
    Bırak sar’öküzü varsın yayılsın
    Set çekme gözlere herkes ayılsın
    Her köşeye bir fabrika kurulsun
    Uyan bu gafletten uyuma yurttaş
    Yürüyen yolcuyu çekme geriye
    Dikkat eyle karıncaya arıya,
    Gidiş böyle kavuşaman huriye
    Uyan bu gafletten uyuma yurttaş.
    Zarar gelmez sana kaçınma sazdan
    Günahın korkusu çıkmıyor bizden
    Vazgeç demiyorum sana namazdan
    Uyan bu gafletten uyuma yurttaş.
    Destekle fakiri okut yetimi
    Bu hayırlar dinimizce kötü mü
    İdrak eyle hidrojeni atomu
    Uyan bu gafletten uyuma yurttaş.
    Dökülen yağmurun kilogramı,
    Ölçmüş biçmiş metre midir kare mi
    Çok yatarsın azdırırsın yaramı
    Uyan bu gafletten uyuma yurttaş.
    Göklere fırlıyor bu kadar füze
    Bu işler bir ibred değil mi bize
    İstiyor aydaki sırları çöze
    Uyan bu gafletten uyuma yurttaş.
    Allah’ın varlığı mevcut insanda
    İlim akıl fikir sermaye sende
    Çalıştır gemiyi otur dümende
    Uyan bu gafletten uyuma yurttaş.
    Hiçbir şey bilmezsin dik biraz kavak
    Boş gezene derler serseri savak
    Yumma gözlerini dünyaya bir bak
    Uyan bu gafletten uyuma yurttaş.
    Veysel ne durursun herkes gidiyo
    Zaman uymaz, sen zamana uy diyor
    Fen çok büyük kerameti yutuyor
    Uyan bu gafletten uyuma yurttaş.”

    Bu şiiri bile tek başına yukarıda onun hakkında vurguladığım belirlemeleri aydınlatacak niteliktedir. Görüldüğü üzere, o toplumdaki değer yargılarını hayatın somut gerçekleriyle örneklendirerek eleştiriyor. Taraf oluyor burada Veysel. Bilimden yana, aydınlıktan yana, gelişmeden, somut gerçeklerden yana taraf oluyor. “Bırak sar’öküzün varsın yayılsın” derken, “Dünyanın sarı öküzün boynuzları üzerinde durduğu” inancıyla alay ediyor. Gözlerine set çekme diyor. Sonra, Tanrı’yı insanlaştırıyor, Allah’ın varlığı mevcut insanda” diyor.
    “Ancak, temel görüşlerine, açısına bakacak olursak, Veysel, bir toplumcu bilinç açısıyla, bilinçli bir toplumcu ozan açısıyla yanaşmamıştır bu konuya. Veysel kendisine doğal gelen bu ayrıcalıkları Tanrıya, kadere ve doğal gibi gördüğü birtakım güçlere atfetmiştir. Karşısına aldığı toplumsal düzen değil, doğal düzendir.”
    “Onun sanatı var olanı öven, mevcuda kanaat eden romantik sanattır” türünden vurgulamalarla Veysel’i dar çerçevede ele almanın, kestirmeden yargıda bulunmanın ne Âşık Veysel’i anlamaya katkısı olacaktır, ne de bu vurgulamayı yapan araştırmacılarda gözlendiği üzere, geleneği ve geleneği sürdürenlerin çok yetkin oldukları savını kanıtlamaya. Oysa Âşık Veysel, yaşamıyla, yaptıklarıyla, şiirleriyle vardır. Değerlendirmelerimizi bu somut gerçeklikten hareket ederek yaparsak, anlamlı bir katkıda bulunmuş olabiliriz.
    Yukarıdaki vurgulamalarda da değindiğim gibi, Âşık Veysel içerisinde bulunduğu kültürel ortam açısından köy-kasaba mekânında yetişmiş, bu çevrenin değerleriyle örgütlenmiş bir sosyal düzenin insanıdır. Köylülüğün getirdiği tipik bir özellik de, tutarsızlıktır. Onun içerisinden çıktığı kültürün terimiyle söylersek “vefasızlık” onda da görülür. Özellikle, onun gelişmesinde, tanınmasında, sesinin ve sözünün yaygınlaşmasında büyük katkısı olan Halkevleri, Köy Enstitüleri gibi kurumlara karşı Veysel, yaşadıkları sürece sahip çıkmış, övgüler dizmiştir, ama onlar kapatılınca pek oralı olmamış, tepki göstermemiştir. En büyük zaafı da budur.



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri