Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

psikolojinin pozitif bir bilim olma sürecinde ortaya çıkan farklı yaklaşımların psikolojiye etkileri nelerdir? Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Bilim İnsanlarının Aynı Olayla İlgili Farklı Teoriler
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 3      

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Psikolojinin Pozitif Bir Bilim Olma Sürecinde Ortaya Çıkan Farklı Yaklaşımların Psikolojiye Etkileri Nelerdir

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    PSİKOLOJİDE YAKLAŞIMLAR

    İlk psikoloji laboratuvarının kurulmasından sonra başlayan bilimsel çalışmalar sonucu değişik bilimsel görüşler ortaya çıkmıştır. Davranışı farklı açılardan ele alan bu görüşlere Yaklaşımlar adı verilir. Çeşitli kaynaklarda ekol veya okul da denilmektedir.

    1. Strüktüralizm (Yapısalcılık):

    Wundt ve O’nu izleyenlere Yapısalcılar denir. Bu yaklaşıma göre psikoloji insan bilincini tasvir etmelidir. Bilinç (zihin) ise, algı, düşünce, duygu, irade gibi çeşitli öğelerden oluşur. Psikolojinin amacı insan bilincini (zihnini) oluşturan öğeleri ve bu öğeler arasındaki ilişkileri belirlemek ve tanımaktır. Uyarıcı, du-yum, algı gibi konular bir laboratuvar ortamında incelenebilir.

    Bu yaklaşıma göre psikolojinin metodu içe-bakış (içgözlem) dır. Bireyin bir olay veya etki karşısında neler hissettiğini, duygu ve düşüncelerini açık-laması yöntemine içebakış denir.

    Bundan dolayı bu yaklaşımaZihnin Yapısı İle İlgili Psikoloji veya zihni incelenecek veya öğelerine ayrılacak bir birim olarak aldığı için de Atomcu Görüş de denmektedir.

    2. Fonksiyonalizm (İşlevselcilik)

    Bilincin yapısından çok işlevlerini ele alan bir yaklaşımdır. Algı, düşünce, duygu, irade gibi bilinç öğelerinin işlevlerini incelemişlerdir. İşlevselcileri “bilinç nedir?” sorusundan çok “bilinç ne işe yarar?” sorusu ilgilendirir. Fonksiyonalist ekole göre psiko-lojinin konusu insanın çevreye uyumu yani insan dav-ranışları olmalıdır. Bundan dolayı psikoloji içebakışla birlikte deney ve gözlem yöntemlerini de kullan-malıdır. Temsilcileri William James ve John Dewey’dir. Bu yaklaşıma Zihnin Görevleri İle İlgili Psikoloji de denmektedir.

    3. Bihevyorizm (Davranışsal Yaklaşım)

    Temsilcileri John B. Watson, İvan Pavlov, B.F. Skinner ve Doshiel’dir.

    Strüktüralizme bir tepki olarak doğmuştur. Bundan dolayı insanın iç yaşahtılarıyla ilgilenmezler. Bu yaklaşıma göre psikolojinin konusu gözlene- bilen, ölçülebilen ve deneye tabi tutulabilen

    insan davranışları olmalıdır. İçbakış metodunu red-dederler. Bunlara göre psikolojinin metodu deney ve gözlem olmalıdır.

    Bihevyoristler, doğuştan getirilen hiçbir özelliği kabul etmezler. Herşeyin sonradan eğitim yolu ile kazanıldığını söylerler.

    Bu yaklaşıma U-T yaklaşımı, yani Uyarıcı- Tepki yaklaşımı da denir. Davranışçılar, özellikle şart-lanma yoluyla öğrenme konusunda deneyler yapmışlardır.

    4. Psikodinamik Yaklaşım (Psikanalizm, Derin- liğine Psikoloji):

    Temsilcisi Sigmund Freud ’dur.

    Bilinç, bilinçaltı, libido, savunma mekaniz-maları, id, ego, süper-ego gibi kavramları psikolojiye kazandırmıştır.

    Freud’a göre psikolojinin konusu bilinçaltı olmalıdır. O’na göre davranışların asıl kaynağı bilinçaltıdır. İnsan doğuştan getirdiği güdüleri farkında olmadığı duyguları, heyecenları, davranışları bilinçaltına atar. Bu yaklaşıma göre, insan davranışlarını, kişiliğini anlayabilme şu üç kavrama bağlıdır:

    * İd (alt ben, ilkel benlik): insanın biyolojik yanıdır. Hoşlanma ilkesine dayanan, hemen doyurulmak isteyen içgüdülerin yer aldığı yandır. İd dürtü, ihtiyaçları, istekleri karşılamak ister.

    *Ego (ben): Kişiliğin zaman içinde gelişen olgunlaşan bir parçasıdır. İnsanın psikolojik yanıdır. Bireyin ne olduğu, ne olmak istediği, nerede ne za-man davranması gerektiğini belirler.

    * Süper-Ego (üst ben): Bireyin toplumsal yanıdır. Toplumun değer yargılarının, normlarının benliği etkilemesi sonucu oluşan benlik ülküleri ve vicdan denen iki bölümü vardır.

    Bilinçaltına atılan ve insanı rahatsız eden durumdan kurtulmak için, bilinçaltına atılan şeylerin bilinç alanına çıkarılması gerekir. Hipnoz ve telkin, serbest çağrışım, rüya analizi yoluyla bilinç ala-nına çıkarılabileceğini savunan Freud, bu yolla hasta-nın iyileşeceğini söylemiştir.

    Davranış, daima içten gelen bir dürtü sonucu meydana gelmektedir. Freud’a göre iki temel güdü vardır: Libido (Cinsellik) ve Saldırganlık

    5. Gestalt (Bütünlük) Yaklaşımı:

    Kurucuları Max Wertheimer, Kurt Koffka, Kurt Levin ve W. Köhler’dir.

    Bu akıma göre bir nesne rengi, kokusu, şekli ile birlikte bütün olarak algılanır. Bunun gibi bir davranışın bütün olarak incelenmesi gerekir.

    Bütün, kendini oluşturan parçaların toplamından farklı ve büyüktür. Bunun için parçalar bütün içinde anlam kazanırlar. Öğrenirken, algılarken, ilk önce bütünü öğrenir, bütünü algılarız.

    Metod, içgözlem, gözlem ve deneydir.

    6. Hümanist (İnsancı) Yaklaşım: Bu yaklaşımın

    asıl temsilcisi Maslow’dur. Diğer temsilcileri ise Sartre, Charlotte Buhler, Bins Wagner’dir.

    Bu yaklaşıma göre, insanın doğumla başlayan ve ömür boyu süren temel gereksinmeleri var-dır. Bunlar besin gibi doğal olanlar yanında güven, sevgi, saygı gibi ruhsal ve toplumsal ihtiyaçlardır. Bu temel ihtiyaçlar ayrı ayrı doyum ararlar. Doyumsuzluk, insan kişiliğinin bütünleşmesini olumsuz yönde etkiler.

    İnsanların algılamaları kendilerine göredir. Algılamada iç faktörlerin yanında kişinin o andaki duygularının, ihtiyaçlarının, inançlarının, geçmiş yaşan-tılarının etkisi vardır.

    İnsan davranışlarını anlamak için onun yaşantısını bilmek gerekir. Bu da kişiyi içten anlamakla sağlanır. Kişiyi içten anlamak ise onun iç dünyasına girmeyi, çevresine onun görüşleri açısından bakmayı gerektirir.

    Metod olarak sezgiyi kullanır. Deneysel yöntemi yetersiz bulurlar. Felsefeye bir yaklaşma söz konusudur.

    7. Bilişsel Yaklaşım: Temsilcisi Jean Piaget’dir (l896-1980). Biliş sözcüğü insanın dünyayı tanıma ve anlamaya yönelik etkinlikleri anlamına gelir. Bu yaklaşıma göre, insanın davranışlarını ve ruhsal bo-zukluklarını anlamak için bilinç, dikkat, algı, bellek ve düşünce gibi bilişsel işlevleri incelemek gerekir. İnsan bu işlevleri diğer insanlardan farklı olarak yorumlar ve kullanır.

    Piaget’ye göre, insanın bilişsel (zihinsel) gelişimi düzenli bir sıra izler. Örneğin bir çocuk nasıl önce emekler, sonra yürürse; aynen onun gibi önce heceleri birleştirip konuşmayı başarır, somut cisimleri anlar, sonra soyut kavramlara, genellemelere ulaşır.

    8. Biyolojik Yaklaşım: Temsilcisi A. Mayer’dir.

    Bu yaklaşımı benimseyenlere göre davra- nışın kaynağında karmaşık sinirsel süreçler vardır. Bu süreçleri düzenleyici merkez de beyindir.

    Davranışları biyolojik nedenlerle açıklamaya çalışırlar. Mayer’e göre bazı davranışların nedeni, havanın ısısındaki ya da nemindeki değişiklikler (çevresel) olabilir. Bunlar zamanla insanın biyolojik yapısını etkiler. Bazı davranışların nedeni beynin de-ğişik bölgelerinin işlevleridir. Bazı davranışların nedeni de iç salgı bezlerinin kana az ya da çok salgılanmasıdır.



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri