Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Miraç kandili nde umre Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Berat Kandilinde Umre Miraç Kandilinde Doğanlar Umre nedir, umre ne demek Miraç Kandili Nedir - Miraç

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Miraç kandilinde Umre

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Umrede Mirac Kandilini Yaşamak

    Mirac kandilini kutlu topraklarda geçirmek için yola çıktığımızda çok heyecanlanmıştık. Çok farklı duygular yaşamıştık. İlk kez evimizden uzakta, farklı bir yerde ama gönül ateşimizin sürekli yandığı yerler olarak bilinen Haremeyn’de kandili yaşamak, kandil gecesini geçirmenin hayali içinde idik.

    İlk önce Miraç’ın yaşandığı Mekke’ye, Beytullah’a geldiğimiz için kandil gününü
    burada yaşamak kısmet olmadı.

    Miraç kandilimizi Medine’de geçirecektik.

    Ve bu güzel geceyi, Miraç’ı bizzat yaşamış olan Peygamber efendimiz Hazreti Muhammed Aleyhisselamın yanında geçirmek nasip oldu. O mübarek insanın misafiri olarak Medine’deyiz. Kutlu ve bereketli şehir Medine’de bu mucizevî geceyi yaşamak bizlere nasip oldu.

    Miraç kandili kutlamalarına gündüz başladık. Kafile Başkanımızın duyurması ile kaldığımız otelin yemekhane katında saat 14: 30 da kutlama yapılmak üzere toplandık.

    Yemekhane katına çıktık. Toplantı için yemekhanenin sadece bir bölümü belirlenmişti. Oturma düzeni sağlanmamıştı. Mevcut 10 kadar masa yemek düzeninde olduğu gibi duruyor, sadece rehberlerimizin oturacakları yerde sandalyeler dizilmiş ve önlerine masa dizilmişti. Geri kalan alana 313 kişilik kafilenin sığmayacağı düşünülmemiş haldeydi. Sanırım, bu sohbete fazla katılımın olmayacağı düşünülüyordu ki masalar ve sandalyeler sohbet ortamına göre düzenlenmemişti.

    İlk gelenler şanslıydı. Mevcut masaların yanında bulunan sandalyelere oturarak sohbetin başlamasını bekliyorlardı ki yaklaşık 40 kişi salonu doldurmuştu. Bunların arkasından gelenler ise ayakta durmak zorunda kalacaklardı. Ve kaldılar da.


    Sandalyeleri kim verdi !
    Ayakta durmak zorunda kalan yaşlı kafile arkadaşlarıma sandalye temini için yemekhanenin diğer bölümünden sandalye almaya gittim. Gittim ve şaşırdım. Burayı kapatmışlardı. Yemekhane sorumlusu elemanlarına talimatlar veriyordu. Yanına gittim. Sandalye almak istediğimi söylediğimde “buradan sandalye alamazsın” tepkisiyle karşılaştım. “İnsanlar sohbet dinleyecek, hacılar ayakta kaldı” desem de anlatamadım. Vermedi. Vermek istemedi. Gerekçesi yemekhane düzeni bozulacaktı.

    Çaresiz sohbetin verileceği yere döndüğümde sohbete başlanmıştı. İlk sözü Kafile Başkanımız almıştı. Açılış konuşması saygı duruşu ile başladı. Bu arada gelenlerde çoğalmaya başlamıştı. Gerçi herkes gelmemişti ama 150 kişiyi geçkin bir dinleyici oluşmuştu. Bir kısmı ayakta dinlemeye başladı. Ayakta durmakta yorulanlar geri dönüp, gittiler. Bir kısım ayakta duramayan hacılar yerlerde oturmaya başladı. Bazı hacılar yemekhanenin diğer bölümünde kapıyı kapatan paravanı kaldırarak sandalyeler getirdi ise de bu yemekhane sorumlusunun tepkisine neden olmuştu.

    Ve bu sohbeti düzenleyenlerden hiç kimse bu garip duruma müdahale etmediği gibi programa hiçbir şey olmamış gibi devam ediyordu. Onca görevliden biri kalkıp ta sandalyelerin getirtilmesini sağlamıyordu. Öyle ki hacıların yerlerde oturması olağan bir durum gibi karşılanmıştı.

    Behçet hocanın Kuranı kerimi okumasıyla programa devam ediliyordu. Günün anlamı başkanımız İlhan Akça’dan, İlahiler korodan, Mevlid’den pasajlar İbrahim hoca’dan, Ara dua, Kuran-ı kerim Arif hoca’dan, ilahiler korodan, Kuranı kerim Abdurrahman Ateş’ten ve Halil Biçer’den yerine getirildikten sonra son konuşma ve kapanış duası Bursa müftüsü Abidin hoca tarafından yapılmıştı.

    Ve bir kutlama da bitmiş oldu. Miracı kutlamış gibi olduk.

    Sohbet bittiği zaman “herkes aldığı sandalyeyi yerine götürsün “ emri ortalığı kapladı. Sözün geldiği yere bakıldığında ses yemekhane sorunlusundan geliyordu. Kendisinden yaşlı bir sürü insanı çocuk yerine koyar gibi sandalyeleri yerlerine koymalarını emrediyordu. Oysaki oradakiler Allah azze ve celle ile Resullulah aleyhisselamın misafirleri idi. O kişi de bu hacılar, bu misafirler sayesinde kendine iş imkânı bulmuştu. Onun görevi kaliteli yemeklerle bu kişilere hizmet olmalıydı ki biz bu hizmetten hiç memnun kalmamıştık. Bunu durumu diğer yazılarımda dile getirmiştim.

    Tüm kafile inanıyorum ki, Mekke’ye, Medine’ye Miraç’ın iklimiyle buluşmak üzere gelmişti. Bu geceyi yaşamak için burada idik. Yola bu amaçla çıkmıştık. Sohbet olması gereken kadar olmuştu. Daha fazlası zaten beklenemezdi. Miracın nasıl olduğunu ilahileri ve Kuranı dinleyerek içimize doldurmaya çalıştık. Birbirimizin sırtını sıvazlarken Miracın içimize işlemesini bile düşünür gibiydik. Ancak bu küçük ama sinir bozan organizasyonda dinleyicinin düşünülmemesi, oturacak yerlerin düzene alınmamış olması, 70-80 yaşlarında insanların, hacının, bu kutlu ve güzel misafirlerin yerlerde, kartonların, kâğıtların, kasaların üzerinde oturtulması hiçte hoş olmamıştı. Ben bu dikkatsizliği biraz da imamların tecrübesizliğine vermiştim. Biliyorsunuz camilerde cemaat oturur, vaaz verecek kişi yerine geçer. Bu alışkanlık olunca burada daha fazlasını beklemekte yanlış olurdu.

    Keşke Mescidi Nebevi’nin bahçesinin bir kenarında yapılsaydı da bu durum yaşanılmamış olsaydı.

    O Mirac ki, Rasulullah Efendimizin, Mekke'de, "Allah Birdir" dediği için gördüğü sıkıntılara karşılık Allahu Teâlâ’nın ikramına nasip olduğu, Rabbinin misafirliğine mazhar olduğu kutlu bir gece idi. .

    İşte O Miracı kutlamak için yuvasından, evinden, işinden ve dünya çilesinden birkaç günde olsa kurtulabilmek ve Hakk Tealaya, Onun elçisi Muhammed Aleyhisselam’a misafir olmak için gelmiş insanlar bunları hak etmemiş idi.

    Sandalye varken vermemek, toplantıya çağırmayı bilmek kadar düzeni sağlayamamak hiçte hoş değildi. İstanbul’da iken vaazlarına katılma fırsatı bulduğum Şişli Müftüsü Ahmet Tüccar’ hocanın sürekli söylediği benimde çok hoşuma giden bir sözü buralarda aklıma gelmişti. Müftü bey vaaz verdiği camilerde safların düzene girmesi ve safların sıklaştırılması amacıyla “saflarımızı düzeltelim de yeni gelenlere yer açılsın” dediğinde cemaat sürünerek ya da yerinden doğrulmadan bir öne geçtiğinde “ Müslüman sürünmez. Müslüman’ın yeri yerlerde sürünerek gitmek değildir. Lütfen kalkınız bir iki adımı ayakta atınız. Çünkü Müminler şerefli yaratıklardır. Allah’ın Halifesidir. Size sürünmek yakışmaz “ derdi. İşte bu sözler burada, Medine’de aklıma gelmişti. Acaba bu manzarayı görseydi ne düşünürdü. Bir takım insanlar sandalyelerde, sohbeti verenler sandalyelerde yarıdan fazla izleyici de yerlerde, ayaklar altında idi.
    Unutulmuş mu idi? Miracı kutsal topraklarda yaşamak isteyen bu güzel insanlar "Rasulullah'a aşık" insanlar idi. , Gönül dünyalarında neler hayal etmişti. O aşk ki derinliği anlamak için o hacının yüreğinin derinliklerine girmek gerekir. O gönül ki, bir derya. Aşkla dolu, Peygamber aşkı ile dolu bir gönül.

    Sizler bu davranışlarınızla bu gönülleri yıkacak, mahzun bırakacak halde olamazsınız.

    Bizim gündüz Mirac kutlamamız, böyle oldu. Bir arkadaşım, "Miracını yaptın mı" diye sordu. Hüzünle cevap verdim. “İnşaallah akşam Resullulah’ın yanında yapacağım” dedim. Oteldeki bu duruma üzüldüğümü hissetmişti.

    Aslında "Miraç kim biz kim" demek isterdim. Birbirimize saygı ve sevgiyi göstermeyi bilmedikten sonra ..

    Oteldeki kandil sohbetinden sonra alelacele yediğimiz akşam yemeğimizin ardından akşam namazını kılmak ve bu kutlu geceyi yaşamak için mescide gittim. Akşam namazından sonra Mescidi Nebevi’de böyle bir gecenin kutlanıp kutlanmayacağını merak ediyordum. Her şey olağan halinde devam ediyordu. Gerçi vehhabi zihniyetinde olan Suud’luda böyle bir kutlamaların, kandil gecelerinin yer almadığını duymuştum ama bu kadar duyarsızlık içinde kalacaklarına da ilk kez şahit olmuştum. Normal gecelerden bir gece idi..

    2006 yılında Ramazan umresinde bulunduğum günlerde de Kadir Gecesi günlerini Medine’de iken yaşamıştım. Mescidi Nebevi’de itikafa giren gençleri görünce, saatler süren hatimli gece namazlarına şahit olunca bu mübarek beldelerde Kkadir günlerini her gece aradıklarını, her geceyi kadir bildiklerini sanmıştım. Çokta güzel geçirmiştik, o günleri. Tadı halen damağımda.. Rabbim inşaallah her isteyene ve bana Ramazan umresini yapmaya tekrar tekrar nasip eylesin ( amin )

    

    Cibril kapısı ve Suffa
     Neyse, akşam namazını Hücre-i Saadetin sol yanında, Cibril kapısına çıkan yerde, Hazreti Fatıma annemizin ( Allah Ondan Razı Olsun ) odasının bulunduğu yerin yanında kıldım. Çok sayıda İranlı burayı adeta işgal etmiş gibiydi. Buraya çok önem veriyorlardı. Onların arasında akşam namazımı eda ettim. Oradan kabri şerifin arkasında Suffa diye bilinen yere geçtim. Aslında suffa denilen alanın çok gerilerde olduğunu öğrenmiştim ama çoğu ziyaretçi u alana da bu ismi veriyordu. Orada elimde bulunan Kuran-ı Kerim’in son cüzünün tefsirini okudum.
    Yatsı namazı yaklaşırken kabri şerifin, hücre-i saadetin hemen arkasındaki boşluğa geçtim. Kabirle aramda sadece Kuran-ı kerim’in dolu olduğu raflar vardı. Resullulah’ın yanı başında idi. Rabbim ümmeti Muhammedi ahrette O’nun komşusu yapsın. Amin.

    Yatsı namazı bitince askerler bizi kaldırmaya geldi. Her zaman olduğu gibi kadınların ziyareti için alanı boşaltacaklardı. Oradan kalktım. Cennet bahçesindeki hacılarda yerlerinden kaldırılıyordu. Bu hengâme içerisinde değişik noktalarda Cennet bahçesi denilen alanda birkaç defa nafile anmazlar kıldım. Ve gecenin son nafile namazı da Resullulah’ın mihrabının içerisinde kılmak nasip oldu.

    Ve ardından Miracın yolcusu Hazreti Muhammed aleyhisselamı, Sevr mağarasındaki arkadaşı Hazreti Ebubekir radıullah anha’yı ve Adaletli sahabe ve üçüncü halifemiz güzel insan Hazreti Ömer’i ( Allah ondan da razı olsun) selamlayarak ziyaret etmenin doyulmaz lezzeti ile Ravza’dan dışarı çıktım. Ve Ravza’yı dışarıdan seyretmek ve geceyi doyumsuzca yaşamak için mescidin bahçesine geçtim.

    Bir Mirac kandili gecemde böyle geçmiş oldu.

    Alıntı



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri