Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

türkiye deki akrsu ve ovalar Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Sanayi, Türkiye'nin Sanayisi, Türkiye'deki Sanayi Kolları, Türkiye'de Sanayinin Dağılışı Türkiye’deki yanardağlar, Türkiye'deki Yanardağlar Hangileridir Türkiye'nin
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 9      

  1. Kayitsiz Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Exclamation türkiye deki akrsu ve ovalar

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    TÜRKİYE’ DE AKARSU ve BARAJLAR
    1. AKARSU

    Yağmur olarak yeryüzüne düşen Su üç yoldan dağılır. Bir bölümü güneşin e rüzgarın etkisi ile buharlaşarak, Atmosfere geri döner. Bir bölümü birleşerek dereleri ya da çayları oluşturur. Geri kalanı da toprağın Altına sızar. Sızan suların büyük bir bölümü sonradan kaynaklar halinde yeniden toprağın üstüne çıkarak akarsulara karışır. Hiç yağmur yağmayan mevsimlerde bile akarsuların akmasını sağlayan işte bu kaynak sularıdır. Eriyen Kar ve buzullar da akarsuların beslenmesinde önemli rol oynar.
    Böylece oluşa dereler birleşerek ırmak denen büyük akarsuları oluşturur. Bir akarsuya çığırı (yolu) boyunca katılan bu dere ve çaylara da o akarsuyun kolları denir. Bir akarsu ve kollarının beslendiği, daha doğrusu sularını topladığı alan o akarsuyun akaçlama havzası ya da kısaca havzasıdır. Aynı uzunluktaki iki ırmaktan birinin havzası çok geniş, öbürününki daha dar olabilir.
    Eskiçağlardan bu yana insanlara içme Suyu sağlayan ve balık gibi değerli bir besin sunan akarsular, sonradan tekne yapımının öğrenilmesiyle ucuz ve kolay bir ulaşım yolu olmuştur. Nil ve Ren ırmakları yüzyıllardır ticaretin ana damarlarıdır. Özellikle dağlık yörelerdeki akarsu vadileri karayolları ve demiryolları için en elverişli geçitlerdir. Ayrıca akarsular, geçtikleri yerlerde kayaları oyarak değerli maden damarlarının ve yataklarının ortaya çıkmasına yardımcı olur. Akarsuların taşıdığı Alüvyonlarla zenginleşen taşkın ovaları verimli tarım alanlarıdır. Üstelik hem ekinleri sulamak, hem de Elektrik enerjisi üretmek için çoğu kez barajlar yardımıyla akarsulardan yararlanılır.
    2. BARAJ
    Akışını denetim altına almak amacıyla bir akarsuyun önüne yapılan sete baraj denir. Barajların sulama, taşkınları önleme, kentlere su sağlama, elektrik üretme gibi çok çeşitli yararları vardır.
    Yeri doğru seçilmiş bir baraj, ırmağın geçtiği bütün bölgeyi geliştirebilir. Barajın ardında yeterli su toplanınca geniş alanlar sulanarak verimli hale getirilebilir. Irmağın Suyunun çok fazla olduğu dönemlerde, baraj gölünde su tutularak, ırmağın aşağı kesimlerinde düzenli bir akış sağlanır, taşkınlar önlenir ve zamanla bataklıklar kurutulur. Daha binlerce yıl önce Mısır’ da Nil ırmağı ve Babil’ de Dicle ırmağı boyunca sulama amaçlı barajlar yapılmıştı.
    Elektrik enerjisi üretiminde de barajlardan yararlanılır. Aşağı akabileceği yüksek bir yerde toplanmış olan su bir enerji kaynağıdır. Yüksekten aşağı akan Su, bir su çarkını ya da onun günümüzdeki gelişmiş türü olan bir su türbinini döndürmek için kullanılır. Su türbinine bağlı olan bir üreteç (jeneratör) aracılığıyla elektrik elde edilir.
    Barajların bir başka yararı, ırmağın barajın gerisinde kalan kesimlerinin derinleşmesi ve dolayısıyla ırmağın yukarı çığırında akışın yavaşlamasıdır. Artan derinlik ve daha yavaş akış, ırmağın daha önce ulaşıma elverişli olmayan kimi yerlerinde ulaşım olanağı sağlar. Ayrıca, baraj Gölleri balık yetiştirmek için de kullanılabilir.
    3. TÜRKİYE’ DEKİ AKARSULAR
    Türkiye’ nin coğrafi konumu, çok değişik bölgelerdeki denizlere ve kapalı havzalara dağılan çok karmaşık bir akarsu ağı yaratır. Kıyıya paralele uzanan sıradağların denize bakan yüzlerinde hızlı akışlı, kısa boylu çok sayıda akarsu görülür. Büyük akarsular ise, bu dağları enine yararak, yer yer vadilerini iyice derinleştirip genişleterek uzanırlar. Bu büyük akarsular, iç bölgelerde geniş alanların sularını toplarlar. Batıda Ege Denizi’ ne doğru akan ırmaklar ise, denize dik uzanan dağlar arasında açtıkları vadilerde akarlar. Denize çıkışı bulunmayan (kapalı) havzalar, ülke yüzölçümünün yaklaşık 1/7’ sini kaplar. Tuz Gölü, Van Gölü, Akdeniz Göller Bölgesi (Beyşehir, Eğridir, Burdur) kapalı havzaların başlıca su birikme yerleridir. Orta Anadolu’ da denize açılmayan akarsular, Tuz Gölü dışında da göller, bataklıklar, sazlıklar oluşturur. Batı Toroslar üstünde yer alan Göller Bölgesi ise, kalkerli taban nedeni ile aslında geniş bir yer altı akarsu ağı içinde kalır. Akdeniz kıyı dağlarında fışkıran Düden’ de olduğu gibi bu Sular çeşitli çıkış noktaları bulur. Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu sularının önemli bölümü Fırat, Dicle ve kolları tarafından Basra Körfezi’ ne taşınır. Ancak en doğuda Aras ve daha sonra Kura’ yı oluşturacak küçük akarsular Hazar Denizi’ ne açılır. Karadeniz’ e dökülen Kızılırmak, ülke sınırları içinde en uzun akarsudur. Çoruh, Yeşilırmak ve Sakarya da Karadeniz’ e açılır. Susurluk Çayı, Marmara Denizi’ ne dökülen en önemli akarsudur. Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes Ege Denizi’ ne dökülür. Ayrıca Yunanistan sınırını çizen Meriç, Trakya bölümünün başlıca akarsu ağını oluşturan Ergene’ yi de alarak Ege Denizi’ ne açılır. Göksü, Seyhan ve Ceyhan, Akdeniz’ e dökülen en önemli ırmaklardır. Öte yandan, Suriye’ den gelen Asi (Orontas), ülke içinde 97 km.’ lik bir yay çizerek sularını Akdeniz’ e boşaltır. Türkiye’nin ırmakları, mevsimlere göre değişen, düzensiz akışlıdır. Ya kuraklığının yarattığı cılızlaşma, ilkbaharda, yerini eriyen karlar ve yağan yağmurların yarattığı gür akışa bırakır. Doğu Karadeniz Bölgesi hemen hemen her mevsim yağışlı geçtiği için, bu bölge ırmaklarında önemli bir su azalması görülmez. Ama dik akarsu yatakları, burada da, akışı düzensiz kılar. Doğu Anadolu’ da yüksek, dar ve derin vadiler boyunca akan ırmakların suyu kışın azalır. Yine de eriyen karlar sürekli ve bol bir akış sağlar.
    AKDENİZ BÖLGESİ’NDEKİ AKARSULAR
    SEYHAN

    Zamantı Suyu ile Göksü Irmağı’ nın Adana il sınırları içinde, Dezmir Dağı yakınlarında birleşmesiyle oluşur. Güneye doğru akarak Toros Dağları’ nı aşar ve Adana Ovası’ na çıkar. Burada sağdan en önemli kolu Çakıt Suyu’ nu alır. Ovada menderesler çizdikten sonra Tarsus Çayı ağzının 3 kilometre doğusunda Deli Burun adı verilen bir çıkıntı oluşturarak Akdeniz’ e dökülür. Uzunluğu 560 km.’ dir.
    CEYHAN
    Söğütlü ve Hurma Çayları’ nın birleşmesi ile oluşur. Göksun Çayı’ nı aldıktan sonra Berit ve Engizek Dağları arasındaki dar ve ormanlık boğazlardan geçip, Maraş Dağı’ nın batı uzuna yönelir ve buralarda en önemli kolu olan Aksu ‘ yu alır. Amanos Dağları’ nın batısından geçerek güneye iner, sonra Bahçe’ den gelen Bulanık Suyu’ nu alır ve Çukurova’ ya çıktıktan sonra bir çok menderes çizerek, Doğu yönünde Yumurtalık (Aya) Limanı’ nın önündeki deltayı oluşturup denize dökülür. Uzunluğu 509 km’ dir.
    ASİ IRMAĞI
    Suriye’ den doğup Türkiye’ de Akdeniz’ e dökülen 380 km uzunluğundaki ırmağın 92 km.’ si Türkiye topraklarında akar. Suriye’ de, Lübnan ve Antilübnan Dağları arasından doğar. Bir süre Türkiye-Suriye sınırını çizdikten sonra Amanos ve Kas Dağları arasından geçip Amik Ovası ‘ nı sulayarak Samandağı önünde Akdeniz’ e dökülür. Kışın ve ilkbaharda en yüksek debiye ulaşan suları yazın azalır.
    MANAVGAT ÇAYI
    Batı Toroslar’ ın güney yamaçlarından doğar (Akdağlar). Güneye doğru ormanlık bir alan içind akar. Manavgat’ ın 3 km. kadar kuzeyinde ünlü Manavgat Çağlayanı’ nı oluşturur. Manavgat Çağlayanı’ ndan sonra çayın suları hızını yitirerek Antalya Körfezi’ ne dökülür. Uzunluğu 93 km.’ dir. Ülkemizin debisi en düzenli olan akarsuları arasındadır. Üzerinde kurulan Oymapınar Barajı, 1980 de işletmeye açıldı.
    DALAMAN ÇAYI
    Teke yöresini batısında Yeşilgöl Dağı’ ndan doğar, Horzam adı ile kuzeye akarak Acıpayan Ovası’ na girer. Kireniş Suyu adıyla güneybatıya kıvrılarak Dalaman Ovası’ na iner ve Akdeniz’ e dökülür. Uzunluğu 229 km.’ dir.
    AKSU ÇAYI
    Eğridir Gölü’ nden doğar. Antalya’nın 18 km doğusunda Aksu bucağından geçerek Akdeniz’ e dökülür. Uzunluğu 136 km.’ dir. Yer altı suları ile beslenir. Yıl boyu suları boldur.
    GÖKSU
    Toroslar’ da Kartal Dağı’ ndan doğarak, Taşeli Yaylası’ ndan geçip Silifke yakınında Akdeniz’ e dökülen Göksu Irmağı’ nın uzunluğu 308 km.’ dir.
    MARMARA BÖLGESİ’NDEKİ AKARSULAR
    SUSURLUK ÇAYI

    Simav kasabasının güneyinde Şaphane Dağı’nın Kalaycıkırı Tepesi’nden doğar. Simav Ovası’ndan ve aynı adı taşıyan gölden geçer. Dağlar arasında daralıp genişleyen bir vadiden geçtikten sonra Sındırgı yakınında kuzeye yönelen akarsu, buraya dek Simav Çayı adını taşır. Balıkesir Ovası’nın doğusundan geçerek Susurluk Ovası’ na iner. Karacabey Ovası ve Güney Marmara Dağları arasındaki Karacabey Boğazı’ ndan geçerek Tirilya ve Ballıkaya açıklarında Marmara Denizi’ ne dökülür. Bu kesimi küçük tonajlı gemilerin ulaşımına olanaklıdır. Uzunluğu 321 km. olan Susurluk Çayı’ nın en önemli kolları, Kocaçay ve Kirmasti Suyu’ dur. Yazın ırmağın suları azalarak derinliği 25 cm ye’ düşer.
    GÖNEN ÇAYI
    Kazdağı eteklerinden doğan Gönen Çayı, Bakırçay, Kazak ve Akkayası çaylarını aldıktan sonra büyür ve güneybatı-kuzeydoğu doğrultusunda dar boğazlar içinde akarak Gönen Ovası’ na iner. Burada Alüvyonlar içerisinde kıvrımlar yapan ırmak, batıdan Kocadere’ yi, doğudan Çakıroba Çayı’ nı alarak Misakça’ nın batısında Marmara Denizi’ ne dökülür. Uzunluğu 134 km. olan bu çayın rejimi oldukça düzensizdir.
    ERGENE IRMAĞI
    Meriç ırmağının kollarından biridir. Uzunluğu 281 km. olan Ergene, Istıranca Dağları’ nda Karatepe’ nin eteklerinden doğar. Muratlı kasabasının aşağısında Çorlu Suyu ile birleşir. Alpullu, Pehlivanköy ve Uzunköprü’ nün önünden geçtikten sonra İpsala’ nın kuzeyinde Meriç’ e karışır.
    EGE BÖLGESİ’ DE Kİ AKARSULAR
    GEDİZ IRMAĞI

    Uzunluğu 350 km. , akaçlama havzası 17 500km2’ dir. Murat Dağı’ nın batı ve kuzey yamaçlarından inen derelerin, Şaphane Dağı’ ndan inen akarsularla bileşmesi ile oluşur. Dalgalı yaylalar içinde önce güneybatı sonra batı yönünde akar. Kunduzlu, Selende, Deliinis ve Demrek çaylarını, Kula kesiminden gelen suları aldıktan sonra güneye döner. Salihli yakınlarında dar bir boğazdan geçerek Gediz Ovası’ na iner. Ovayı geçerken de Alaşehir ve Kum Çaylarını alan Gediz, Manisa ve Menemen önünden bir delta ovasına çıkar. İzmir Körfezi’ nin kuzeyinde Foça ile Çamaltı tuzlası arasından denize dökülür. Taşıdığı alüvyonlarla İzmir Körfezi’ nin ağzını tıkama tehlikesini doğuran Gediz Irmağı’ nın ağzı, 1886’ da batıya çevrilerek bugünkü yatağına oturtuldu.
    BÜYÜK MENDERES IRMAĞI
    Eski adı Maiandros olan Büyük Menderes, Banaz Çayı ve Küfi Suyu’ nun kollarının birleşmesi ile oluşur. Sarayköy önünde ovaya çıkarak, Denizli önünden geçip Çürüksu’ yla birleşir ve batıya doğru yönelir. Nazilli, Aydın, Söke kentlerinin önünden geçer, güneybatıya dönüp Ege Denizi’ ne dökülür. Uzunluğu 450 km., havzası 24 250 km2’ dir. Büyük Menderes Menteşe yöresinden gelen Vandolas Çayı, Akçay ve Çine Suyu ile birleşip alüvyonlarıyla Söke’ ye dek uzanan bir ovayı doldurur.
    KÜÇÜK MENDERES IRMAĞI
    Bozdağı’ ndan doğan akarsu, birleşen küçük kollarla büyüyerek güneye doğru iner. Beyder kasabası yakınlarında, Boz ve Aydın Dağları’ nın birbirinden giderek açılan ve alçalan tepeleri arasındaki geniş havzasında batıya doğru akar. Torbalı yakınlarında güneye dönen akarsu, Selçuk önünde Ege Denizi’ ne delta yaparak dökülür. Uzunluğu 175 km.’ dir. Irmak kışın kabarır ve sağnak yağışlar olduğunda, özellikle delta alanı üzerinde yatağından taşarak geçici bataklıklar oluşturur. Yazın ise, suları çok azdır. Getirdiği alüvyonlar tarihi Efes kentinin kıyıdan uzaklaşmasına neden olmuştur.



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.



















  4. Ovalar

    Ovalarin tanimi ve yapisal özellikleri

    Akarsularla fazla yarilmamis,düz ya da hafif egimli çukur alan görünümünde yüzey seklidir.Büyüklügü birkaç hektardan, yüz binlerce kilometrekareye kadar degisebilen ovalar,çesitli yüksekliklerde yer alabilir.Yükseltisi 2000 metreye çok yaklasan ya da bu yükseltiyi de asan yüksek ovalar oldugu gibi, deniz seviyesinden yüksekligi çok az olan ovalarda vardir.

    Yükseklik ne olursa olsun,ovalardan geçen akarsularin derin yataklari yoktur,yani ova yüzeyi ile talveg çizgisi arasindaki düzey farki çok azdir.Bu da ovayi platodan ayiran en belirgin özelliktir.Ova tümüyle düz oldugu gibi,yüzeyi engebeli de olabilir;hatta yer yer üstünde tepeler bulunabilir.Ovalardaki akarsular genellikle agir akislidir ve menderesler çizer ya da birçok kola ayrilarak aralarinda adaciklar olustururlar.Önlem alinmassa taskin sirasinda yataklarindan çikip ovaya veya ürünlere zarar verebilirler.

    Yeryüzünde toplam kara alaninin üçte birinden biraz fazlasini kaplayan ovalar,Antarktika disinda tüm kitalarda görülür.Genis cografi dagilimlari nedeni ile ovalarin bitki örtüsü de çesitlilik gösterir.Agaç,çali ve ot kapli ovalar oldugu gibi,neredeyse çöl görünümünde olanlarda vardir.Kuru ve otsu bitkili ovalara bozkir denir.Çayirlarda bozkirlardakilerden daha kisa ama daha nitelikli ot yetisir.Savanlar ise uzun otsu bitkiler ve seyrek agaçlarin bulundugu ovalardir.Irmak havzalarindaki ormanlik ovalara “selva” denir.Ovalar cografi konumlarina göre kiyi ovasi ve karasal ova adi ile kabaca ikiye ayrilir.Karasal ovalardan biri dagetegidir.Daglarin eteginde yer alan birikinti konilerinin kenarlardan birlesmesiyle olusur.Türkiye’de Bursa ve Inegöl ovalarinin güney kenarlarinda tipik dagetegi ovalari vardir.Bu tür ovalarda egim fazla,yüzey profili hafif disbükeydir.Düzgün yüzeyleri ve tarima elverisli topraklari nedeni ile ovalar yüzyillardan beri baslica yerlesim merkezleri olmustur

    OLUSUMLARINA GÖRE OVALAR VE TÜRKIYEDE OVALARA ÖRNEKLER

    A) BIRIKIM (KIYI) OVALARI:

    Akarsularin tasidiklari alüvyonlari deniz veya göl kiyisinda biriktirmesi ile olusan ovalardir.Kabaca bir üçgene benzediklerinden dolayi delta ovasi da denir.Delta ovalarinin olusabilmesi için akarsuyun yeterli miktarda materyal tasimasi,kiyinin sig olmasi,gelgit olaylari ile kiyi akintilarinin etkisiz olmasi gerekir. Kiyi ovalarinin olusumunda akarsular kadar,deniz ve göllerdeki büyük seviye degisiklikleri ve tektonik olaylar da etkilidir.

    Ülkemizde kiyi ovalari,büyük akarsularin denize döküldügü alanlarda meydana gelmistir. Karadeniz kiyilarimizdaki en önemli kiyi ovalari Çarsamba,Bafra ve Sakarya deltalaridir.Bunlar,akarsularin tasidigi alüvyonlar ve Karadeniz’deki seviye degisiklikleri sonucunda olusmustur. Çarsamba Ovasi;Yesilirmak’in tasidigi alüvyonlari denize biriktirmesiyle olusmustur.Çok verimli topraklara sahip olan bu ova,bölge tarimi için oldukça önemlidir. Bafra Ovasi da;Kizilirmak’in tasidigi materyalleri kiyiya biriktirmesi sonucunda olusan delta ovalarindandir.Burada yer alan batakliklar kurutularak tarima kazandirilmistir. Delta görünümünden ziyade kiyi düzlügü özelligi gösteren Sakarya Deltasi ,Sakarya nehrinin tasidigi alüvyonlarla meydana gelmistir.Önceleri sik sik taskina ugrayan ova,Hasan Polatkan Baraji’nin yapimi ile taskinlardan korunmus ve tarima kazandirilmistir. Ege denizi kiyilarinda olusan ovalardan baslicalari;Meriç,Bakirçay, Gediz ile Küçük ve Büyük Menderes deltalaridir. Meriç Deltasi;hizli ilerleyen taskin alanlara sahip bir ovadir.Meriç irmaginin tasidigi alüvyonlarla olusmustur. Bakirçay Deltasi;ayni adi tasiyan akarsuyun,Çandarli Körfezi’ni doldurmasi ile olusmustur.Yer yer tuzlu batakliklar bulunan ovada, eski uygarliklarin kalintilari da yer alir. Baslangiçta Izmir Körfezi’ne akan Gediz irmagi,körfezi doldurmaya basladigi için 1886 yilinda açilan kanallarla daha kuzeydeki bugünkü yatagina çekilmistir.Bu defa,körfezin kuzeybatisinda oldukça genis bir delta olusmustur.Genis bir çöküntü alaninin ucunda yer alan Gediz Deltasi,Ege Bölgesi’nin önemli tarim alanlarindandir. Küçük ve Büyük Menderes deltalari da birer çöküntü alaninin ucunda olusan birikinti ovalaridir.Büyük ve Küçük Menderes irmaklari,Ege denizinin seviye degisikliklerine de bagli olarak tarihi dönemlerde hizla denizi doldurmustur.Öyle ki,Ilk Çag’da bir liman kenti olan Milet,Büyük Menderes’in denizi doldurmasi ile bu gün kiyidan bir hayli içeride kalmistir. Akdeniz kiyilarinda yer alan en önemli kiyi ovalari Çukurova,Göksu ve Asi deltalari ile Antalya Ovasidir. Bir çöküntü alaninda yer alan Çukurova,Seyhan ve Ceyhan irmaklarinin biriktirdigi alüvyonlarla olusmustur.Çukurova,Akdeniz’in ve ülkemizin en büyük delta ovasidir.Ülkemizin en büyük tarim alani da olan Çukurova’nin kiyi kesiminde kiyi set gölleri ve kumullar olusmustur. Taseli platosundan beslenen ve burayi derin vadilerle parçalamis olan Göksu,denize döküldügü yerde bir delta düzlügü olusturmustur.Delta alani içinde yer yer göller ve batakliklar bulunmaktadir. Akdeniz kiyilarinda ayrica,Aksu çayinin Antalya Körfezi’ni doldurarak olusturdugu Antalya Ovasi ile Asi nehrinin denize döküldügü yerde olusan deltalar diger kiyi ovalaridir. Genellikle yüksek dag siralarinin bulundugu kiyilarimizdaki delta ovalari,buralardaki en önemli düzlüklerdir.Denizin iklim üzerindeki olumlu etkileri bu ovalarin önemini arttirir.Yine,çesitli bitkilerin yetismesi için gerekli olan mineraller açisindan zengin olan bu ovalar,tarim için çok elverislidir.Gerek iklim,gerekse su ve toprak sartlari açisindan uygun özellikler tasiyan kiyi ovalari,nüfusun ve tarimsal faaliyetlerin yogunlastigi alanlardir.

    B)IÇ BÖLGELERDEKI OVALAR:

    Bazi kütleler,toptan yükselme ve çökmeye ugramistir.Bu olaylarla meydana gelen çöküntü alanlarinda,göller tesekkül etmistir.Daha sonra göllerin sulari çekilmis ve akarsularin biriktirme faaliyetleri artmistir.Akarsular tarafindan tasinan alüvyonlar,eski göl tabanlarini kaplamis ve ovalar meydana gelmistir. Iste iç bölgelerdeki ovalarin büyük bir bölümü bu sekilde olusmustur.Iç bölgelerdeki ovalar,bazen fay hatlari boyunca olusan çöküntü alanlarda dizi halinde yer alirken,bazen de tek tek serpilmis durumdadir.

    Dogu Anadolu fay kusagi boyunca,Antakya-Kahramanmaras-Karliova oldugunda,birbirini takip eden birçok ova bulunmaktadir.Bunlarin baslicalari Amik,Kahramanmaras,Adiyaman,Malatya,Elazig ve Mus ovalari ile Varto,Hinis,Karliova ve Göynük ovalaridir.Bu çöküntü alanlari,engebeli bir yapiya sahip olan Dogu Anadolu Bölgesi’nin nüfus ve ekonomik faaliyetler bakimindan en yogun alanlaridir.Ancak,fay kusagi üzerinde yer almasi dolayisiyla buralar sürekli deprem tehdidi altindadir. Kuzey Anadolu fay kusagi adi verilen ve Kuzey Anadolu daglarinin güney eteklerinden geçen kirik hatti boyunca,bir dizi çöküntü alani bulunmaktadir.Bu kusakta yer alan baslica ovalar,batida Ezine,Biga, Gönen,Manyas-Ulubat,Bursa,Inegöl,Yenisehir,Iznik,Orhangazi ve Gemlik ovalaridir.Izmit-Sapanca oldugundan oldugundan itibaren ise Adapazari,Düzce,Bolu,Kaynasli ovalari yer alir.Yine bu hat boyunca Ilgaz-Tosya,Kargi,Vezirköprü,Suluova,Zile,Turhal,Erbaa,N iksar,Susehri,Erzincan,Erzurum ve Pasinler ovalari ile Agri-Eleskirt ovalari yer almaktadir.Tarimsal faaliyetlerin ve nüfusun yogun oldugu bu ovalar da fay hatti üzerinde yer aldigi için deprem tehdidi altindadir. Bu hat üzerinde zaman zaman meydana gelen depremler,can ve mal kaybina yol açmaktadir. Ergene Havzasi,Ergene irmagi tarafindan tasinan alüvyonlarla dolmustur.Oldukça genis olan Ergene havzasi ülkemizin en önemli tarim alanlarindan biridir. Iç Anadolu Bölgesi’nde yer alan ovalar da,çöküntü alanlarina alüvyonlarin birikmesiyle olusmustur.Bunlarin baslicalari;Yukari Sakarya,Eskisehir ve Aksehir ovalari ile Konya,Eregli,Akinci ve Çubuk ovalaridir. Bölgenin güneydogusunda yer alan Kayseri ve Develi ovalari ise,Erciyes Dagi’ndan püsküren volkanik malzemelerden olusan ovalardir. Bati Anadolu’da yer alan ovalar epirojenik hareketlerle olusmustur. Bu hareketler sirasinda bazi alanlar yükselmis ve bugünkü daglik alanlari meydana getirmis,bazi alanlar ise çökmüs ve çöküntü alanlari olusmustur.Bu çöküntü alanlarinin akarsular tarafindan alüvyonlarla doldurulmasi sonucunda günümüzdeki ovalar olusmustur.Ege Bölgesi’nin güneydogusunda yer alan ovalar ise çökme olaylarinin yaninda karstik olaylarin da etkisi ile olusmustur.Denizli,Tavas,Çivril gibi ovalarin olusumunda karstik olaylar oldukça etkilidir. Akdeniz Bölgesi’nin batisinda da karstik kökenli ovalar yaygindir.Bu alandaki çöküntü havzalarinin bir kismi sular altinda kalmis ve birçok göl olusmustur.Bazi çöküntü havzalari da karstik olaylarin etkisiyle Genisleyerek ovalari olusturmustur.Bu sekilde olusan baslica ovalar Acipayam,Elmali,Korkuteli ve Kestel ovalaridir. Güneydogu Anadolu Bölgesi’ndeki ovalar ise genellikle bölgenin güneyinde yer alir.Bu ovalar da çökme,asinma ve biriktirme faaliyetleri ile olusmustur.Nizip,Suruç,Altinbasak ve Ceylanpinar ovalari bunlarin en önemlileridir.Basta Altinbasak ovasi olmak üzere,bölgenin büyük bir bölümü GAP kapsami içindedir.Yapimi büyük ölçüde tamamlanan Sanliurfa sulama tünelleri ile sulanacak olan bu ovalar,ülkemizin tarimsal üretimini önemli ölçüde artiracaktir. Ülkemiz,dünyada kendine yetecek miktarda tarimsal üretime sahip az sayidaki ülkelerden biridir.Ayrica,ihtiyaç fazlasi tarim ürünlerini de ihraç etmektedir.Türkiye,süphesiz bu özelligini büyük oranda,sahip oldugu verimli ovalara borçludur.Ihraç edilebilen tarim ürünlerinin büyük bir kismi kiyi ovalarinda yetistirilmektedir.Iç bölgelerdeki ovalar ise,yeterince sulanamadigindan tarimsal verim oldukça düsüktür.Bu sebeple uygulamaya koyulan,Güneydogu Anadolu Projesi(GAP) ile tasarlanan Konya Ovasi Projesi(KOP) tamamlandigi takdirde tarimsal üretimimiz birkaç katina çikabilecektir.Atatürk’ün ‘milli ekonominin temeli ziraattir’ tespiti dogrultusunda tarima gereken önem verilmeli ve hazirlanan projeler bir an önce tamamlanarak hizmete sokulmalidir.


 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri