Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

komposizyon şeklinde anlatırsanız çok sevinirim Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Kitapsız yaşamak kör sağır dilsiz yaşamaktır kompozisyonu Kitapsız yaşamak kör sağır ve dilsiz yaşamaktır anlamı
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 2      

  1. Kayitsiz Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Kitapsız yaşamak kör sağır ve disiz yaşamaktır

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Kör, sağır ve dilsiz yaşamanın bedeli

    Dünyanın ilk öykü yazarı olarak bilinen Giovanni Boccaccio, saygın bir kişiliktir. İtalyan edebiyatında düzyazının ilk örneklerini sunan Bococaccio'nun en önemli yapıtı "Decameron"dur.

    1313 yılında Floransa'da doğan usta yazar, Floransa'da yaşanan veba salgınından yola çıkarak, kaleme aldığı öykülerde, kişiler üzerinden Ortaçağ İtalya'sını anlatır. Dogmatizmin Avrupa'nın her yanına işlediği ve "Kutsal" sözcüğünün halkı kullanmak ve sömürmekten öte başka bir anlam ifade etmediği bir çağın anlatıldığı kitapta yer alan öyküler, farklı çeşitlemeleri içinde barındırır.

    Düzyazının ilk örneklerinden olduğu için günümüzden takriben 700 yıl önce yazılan bu eser hala tartışılmakta ve okunmaktadır. Öykülerin genel mantığında skolastik düşünceyi eleştiren Boccaccio, eserinde Avrupa'da yaşanan çürümeyi ve dejenereyi anlatır. "Decameron" ilk etapta Hıristiyanlık karşıtı bir yapıt olarak göze çarpsa da, asıl anlatılmak istenen, Katolik kilisesinin içinde yaşanan çelişkilerdir. Eserde, din adamlarının halkı nasıl kandırdıkları ve kapılı kapılar arkasında neler yaşadıkları göz önüne serilir. Yaşanan çürümenin karşılığı yazarın lügatında riyakarlık ve ikiyüzlülük olarak karşılık bulur.

    Sadece din adamları değil, öykülerde burjuvaların abartılı hayatından da kesitler vardır. Yazım dili olarak Latince'nin tersine İtalyancayı tercih eden Boccaccio, bu anlamda da bir ilk olmuştur. Dönemin en seçkin ve yaygın lisanı olan Latince yerine İtalyancayı tercih eden yazar, milliyeti adına ileri bir adım atmıştır. Bu ileri adım etkisini kısa sürede göstermiş. Geoffrey Chaucer adındaki İngiliz yazar "Canterbury Hikayeleri" adını verdiği eserini İngilizce yazarak, İngilizce ilk hikaye kitabını yayımlamıştır.

    "Canterbury Hikayeleri" İngiliz dilinin ilk yazılı eseridir ve yazar bu kitabı kaleme alırken, en çok "Decameron" hikayelerinden etkilenmiştir. Bunu da açıkça dile getirmiştir. Konu itibariyle birbirinden farklı olan iki kitabın ortak özellikleri ilk olmalarıdır. İngilizler Chaucer'i, bu yüzden Homeros ve Goethe ile kıyaslarlar. Bunda da haklıdırlar. Çünkü eserlerini İngilizce yazan ve bunda ısrar eden Chaucer, İngilizceye meşruiyet kazandırmıştır.

    Biz de ise ilk hikaye kitabı Ahmet Mithat'ın Letaif-i Rivayeti'dir ve yayınlanması 1870'leri bulmuştur. Hiç şüphe yok ki Ahmet Mithat da batılı hikayecilerden esinlenmiş ve okuduğu kitaplardan önemli bir birikim elde etmiştir. Eserlerinde edebi bir dokunun ötesinde okuyucuyu bilgilendirmeyi amaçlayan Mithat Efendi bu noktada edebiyatın sınırlarını zorlamış, çoğu zaman eserlerinde ansiklopedik bilgiler vermeye kalkmıştır.

    Mithat Efendiyle başlayan hikayeciliğimiz, sorgulanmaya ve eleştirilmeye muhtaç bir durumda doğmuştur, hem de ilk hikaye kitabı olarak kabul edilen "Decameron" hikayelerinden 500 sene sonra. Arada hiç küçümsenmeyecek bir zaman dilimi var. Bu zaman diliminde o kadar çok şey yaşandı ki, bu yaşananların edebiyata olan etkisini yazmak edebiyat tarihçilerine düşüyor.

    Seneca'nın bir tespiti var "Kitapsız yaşamak, kör sağır ve dilsiz yaşamaktır" diye. Hikaye yazımı açısından baktığımı zaman tam 500 sene sağır dilsiz ve kör yaşamışsız. Sadece hikaye mi, daha neler neler. İşin kötüsü hâlâ da yaşamaya da devam ediyoruz.

    Boccaccio'nun doğup büyüdüğü Floransa'da heykeli var. İtalyanlar onu unutmuyor ve unutturmuyor. Chaucer'in mezarı da Londra'da, devlet adamlarının gömüldüğü Westminster Abbey'de bulunuyor. Zaten İngilizceyle uzaktan yakından ilgili olan herkes, Chaucer'i mutlaka bilir, bilmek zorundadır. İngilizler onu adamın beynine kazırlar.

    Biz de ise durum tam tersi. Kim kime dum duma. 5 sene öncesine gitmek bile bizi yoruyor. Değil ki Ahmet Mithat'ı hatırlayalım. "Kör sağır ve dilsiz yaşayacağız" diye inat ediyoruz. Tabi bu inatın bir bedeli var bedeli de olması gerekiyor. Nedenine gelince. Bilenle bilmeyen bir olur mu hiç.



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri