Hoşgeldiniz.

Ülkemizde nüfus dağılışını etkileyen sebepler nelerdir Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın ülkemizde nüfus dağılışını etkileyen faktörler nelerdir Nüfus Dağılışını Etkileyen Beşeri ve Ekonomik faktörler Türkiyede
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 3      

  1. Kayitsiz Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Ülkemizde nüfus dağılışını etkileyen sebepler nelerdir

    Sponsorlu Bağlantılar




    Ülkemizde nüfus dağılışını etkileyen sebepler nelerdir


    Paylaş Facebook Twitter Google







  2. Sponsorlu Bağlantılar




    NÜFUSUN DAĞILIŞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

    Türkiye’de nüfusun farklı dağılışında etkili olan faktörler şunlardır:
    1. Fiziki Faktörler
    a. İklim özellikleri: Ülkemizde nüfusun yoğun ol*duğu yerlerin genelde kıyı bölgeler olmasında ılı*man iklimin büyük etkisi vardır. Kurak ve kışları aşırı soğuk geçen yerlerde nüfus fazla yoğun de*ğildir.
    b. Yer şekilleri: Ülkemizde yüksek ve engebeli yerlerde nüfus azdır. Doğu Anadolu Bölgesi Taşe-li platosuMenteşe yöresi gibi yerler bunlara örnek verilebilir.
    c. Toprak özellikleri: Verimli toprakların bulundu*ğu alanlar (Çukurova Gediz B. Menderes) nüfus*ça kalabalık iken Tuz Gölü çevresi gibi yerlerde verimsiz topraklar bulunduğundan nüfus çok azdır.
    2. Beşeri Faktörler
    a. Sanayileşme: Bütün Dünya’da olduğu gibi Tür*kiye’de de sanayileşmenin arttığı yerlerde nüfus yoğunluğu artmıştır İstanbul İzmit Adapazarı Bursa Adana ve İzmir buna örnektir.
    b. Tarım: Tarımın geliştiği yerler yoğun nüfuslu*dur. Çukurova Gediz Bafra ve Çarşamba ovaları çevresi gibi.
    c. Yeraltı kaynakları: Madenlerin veya enerji kay*naklarının işletilmesinde yoğun nüfusa ihtiyaç ol*duğundanbu alanlarda da nüfus fazladır. Zongul*dak Soma Elbistan buna örnektir.
    d. Turizm: Ülkemizde Ege ve Akdeniz kıyılarında*ki merkezlerde turizmden dolayı nüfus yoğunlaş*mıştır.
    e. Ulaşım: Ulaşım yolları kavşağında bulunan ille*rimizin nüfusu artmıştır. Eskişehir Ankara Kayse*ri İstanbul gibi illerin gelişmesinde ulaşım yolları üzerinde bulunmaları da etkili olmuştur.


    Nüfus dağılışında; su kaynakları toprağın verimi yeraltı zenginlikleri göçler vb. birçok doğal ve toplumsal faktörlerde etkilidir.
    Bir yerdeki toplam nüfusun o yerin yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen nüfus miktarına “nüfus yoğunluğu” denir.

    Yoğun Nüfuslu Yerler
    • Doğu Karadeniz kıyıları
    • Marmara Deniz kıyıları
    • Ege Bölgesi’nin kıyıları ile iç kesimlere uzanan ovalar
    • Antalya körfezi
    • Çukurova
    Seyrek Nüfuslu Yerler
    • Yıldız Dağları
    • Karadeniz Bölgesi’nin dağlık alanları
    • Menteşe Yöresi
    • Taşeli Platosu
    • Teke Yarımadası
    • Tuz Gölü çevresi

    Uyarı: Genel olarak yağışlı yörelerimiz yoğun nüfusludur. Ancak Menteşe Yıldız Teke ve Taşeli yö*releri dağlık olduğu için seyrek nüfusludur.





  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
  4. Nüfus Dağılımını Etkileyen Doğal Faktörler Nelerdir


    Bunlar arasında nüfus dağılışını açık bir seçik etkileyen iki faktör iklim ve yüzey şekilleri- dikkati çekmektedir. Dünya nüfusunun yaklaşık olarak onda dokuzunun ova ve benzeri düzlüklerde yaşayabilinmektedir. Diğer yandan, yeryüzü karalarının kabaca dörtte biri de yüksek sıcaklık ve az ya da düzensiz yağış koşullarının bir arada neden olduğu kuraklık yüzünden seyrek olarak nüfuslanmıştır.

    Fiziki coğrafya koşullarının, yeryüzünde nüfusun dağılış ve büyüklüğü*nün şekillenmesinde genelde egemen olduğu kesindir. Bununla birlikte, çev*reci determinist görüşün en güçlü savunucularının da kabul ettiği gibi, çevre elemanlarının (iklim, yer şekilleri, su, toprak, madenler, bitki örtüsü) ne tek ne de bütün olarak ve birbirleriyle uyum halinde nüfus sayısını ya da öteki demografik özellikleri kesin olarak belirlemediği de açıktır. Aslında dünya nüfus dağılışıyla ilişkili olarak belirtilmesi gereken belki de en önemli özellik, söz konusu dağılışın kolay açıklanamadığıdır. Nüfusun yoğun olduğu alanlarla seyrek olduğu alanlar arasında açık çelişkiler vardır. Merkezi ve Batı Avrupa'da ılıman iklim koşullarının yer aldığı kesimlerde tarım dışı ekonomik faaliyetlere bağlı yoğun nüfus topluluklarını değişik tarım sistemlerinin uygulandığı yerlerde de görmek mümkündür. Örneğin geçim türü tarım faaliyetlerinin geniş çapta egemen olduğu Çin ve Hindistan'da olduğu gibi, tarım faaliyetlerinin ileri bir teknikle entansif olarak yapıldığı Batı Avrupa ülkelerinde de yoğun nüfus toplulukları vardır. Her ne kadar topografya, doğal bitki örtüsünün çeşitliliğinin belirginleştirdiği toprak cinsi ve başka fiziksel elemanlar yerleşme koşullarında bölgesel ve yerel farklılıklar yaratıyorsa da, yeryüzünde yerleşme potansiyelini gösteren bir harita yapmak, kuşkusuz, hem güçtür hem de Pierre George’un l959) sözleriyle "biraz keyfi bir iş olur". Aslında böyle bir harita gerçek nüfus dağılışı-yerleşme harita*sından çok farklı olacaktır. Yerleşmeye elverişli alanlar içinde nüfusun dağılışı, yerleşmeye elverişsizlik özelliğiyle gerçek yerleşme arasındaki gözle görünür zıtlıklarıyla ve eşitsizlikleriyle şaşırtıcıdır. Yeryüzünde nüfusun yerleşmesi sürekli değildir ve yerleşme açısından düşük potansiyelli ya da potansiyel olmayan bölgelerin yarattığı nispi boşluklarla ayrılmış yoğun nüfus*lu bölgelerden oluşur.

    İnsanın özellikleriyle çevresel faktörler arasında dünya çapında bazı iliş*kiler olduğu hâlâ kabul edilmekle birlikte, yakın zamanlarda, insanın özellik*lerinin daha çok kültürel faktörlerle şekillendiği görüşü güçlenmiştir. Kuşkusuz, insanların yeryüzündeki dağılışını kısıtlayan bir faktör olarak iklim baş*ta gelir. İnsan fizyonomisi dikkat çeker derecede fiziki çevreye uyum sağla*yabilecek yapıdadır. Daha M.S.1500 yıllarında bile. yani insanın çevreye uyum sağlamak için birçok yeni teknik geliştirmeye başladığı ve yeni yeni ekonomik devrimlerin meydana geldiği devrede bile. insanın "ekümen"ı ya da "yerleşilebilir dünyası" şaşılacak derecede genişti ve büyük kısmı da şu yi da bu devrede ilkel grupların herhangi biri tarafından kullanılmıştı Gerçekten de, en dağınık biçimde de olsa, yüzeyin çok dik, drenajın kötü olduğu ya da çok kurak yerler dışında kalan, buzla kaplı olmayan her alan yerleşmiş durumdaydı. Aslında o zamanlardan beri yerleşmelerin yayılma alanlarında çok az genişleme olmuştur: Grönland kıyıları, Avrupa'da Alpler Kaliforniya ve Avustralya'nın kurak kesimleri gibi alanlarda devamlı yerleşmenin sınırları genişlemiş; Şili'nin kuzeyi, Alaska, Büyük Sahra'nın bazı kısımları ve Basra Körfezi'nin kurak kıyı kesimleri gibi yaşanması güç yerlerde madencilik faaliyetleri yüzünden yerleşmeler kurulmuştur. Ekümemn genişlemesini sağlayan insanların Izyolojik yapılarındaki esneklik deniz seviye sinden 5000 m'ye kadar olan alanlarda yaşayabilmesine de olanak sağlamaktadır. İnsanlar için en acil fizyolojik ihtiyaç oksijen olduğundan, daha üst sınırlarda, kısa süreli bile olsa, yaşayabilmek için özel bir eğitim ve oksijen takviyesi gereklidir.

    İnsan yaşamı için diğer ihtiyaç yeterli derecede sıcaklıktır. Giyim ve barı*nak olmaksızın insan -5°C'de bir süre kaldığında ölür. Oldukça yüksek sı*caklıklara kısa bir süre dayanabilirse de, 40°C ve daha yüksek sıcaklık biraz uzun sürerse -nemlilik, rüzgâr ve gölgeye bağlı olarak- yine ölümle karşı karşıya kalınır. En uygun sıcaklıklar 10°C ile 30°C arasıdır. Kritik bir derece olan -50°C orta ve yukarı enlemler ile yüksek seviyelerde gerçekleşir. Gün ortası sıcaklığı ve yoğun güneş, birçok subtropikal alanda insanın dayanabileceğinin ötesindedir. Bununla birlikte, yaşama izin vermeyen sıcaklıklar dünyanın buzla kaplı olmayan hemen her yerinde bütün yıl boyunca vuku bulmazlar. Yaşamını sürdürmek için acil ihtiyaçları arasında içilebilir su ve gıda maddeleri de bulunmakla birlikte, insanın beslenme bakımından büyük bir dayanıklılığı vardır ve mutlak çöller dışında, insan, hemen her yerde dayanabilmektedir.

    Buzullar, yürüyen kumullar, bazı bataklık türleri ve çok kayalık yüzeyler vb. araziler, özellikle teknik olanaklardan yoksun insanlar için yaşanılamayacak ortamlar olabilirler. Fakat bu yeryüzünün yalnızca küçük bir kısmı için söz konusudur. Ancak, buralar da bazı yeni tür faaliyetlerin (turizm ve rekreasyon) gelişmesine ortam oluşturabilmektedirler. Nüfus dağılışı üzerin*de toprak türlerinin de etkisi olduğu öteden beri dikkati çekmiştir. Alüviyal topraklar ve delta toprakları genellikle tarım faaliyetlerine çok uygun oldukları için yoğun nüfus toplanmalarına sahne olurken, tarıma az elverişli olan podzol ve lateritlerin bulunduğu alanlar genellikle seyrek nüfusludurlar. Ancak, tarımsal teknolojideki gelişmeler, tarım-fiziksel koşullar ilişkisinde ta*rım lehine değişikliklere yol açmaktadırlar.

    Dünya nüfus dağılışı, birçok yerde maden ve enerji kaynaklarının lokasyonundan da büyük ölçüde etkilenmektedir. Örneğin Batı Avrupa'nın nüfus dağılışı haritası, madun kömürü havzaları ve buna bağlı sanayi faaliyetinin yarattığı nüfus toplanma alanlarının dağılışını da yansıtmaktadır. Bir-k durumda bu eski madencilik merkezleri km:'de 1000 kişinin üzerinde yoğunluklara sahiptir. Güney Afrika'nın Rand kesimi, Amerika Birleşik Devletleri'nin Appalaş kömür havzaları, Ukrayna'nın Doneç Havzası ve baş-ı. birçok alan yerel maden yataklarının işletilmesiyle bağlantılı nüfus toplanma alanlarına örneklerdir. Kuzey Kanada ve Avustralya'nın iç kesimleri gibi yerlerde madenlerin bulunuşu ekümenin sınırlarının çok ötesinde, küçük de olsa, yerleşme yerlerinin oluşmasına yol açmıştır. Ancak, bu etki pazarın talebi, sermaye, işgücünün elde edilebilirliği, ulaşım, üretim maliyeti gibi birbirine bağlı bir dizi faktöre dayandığından, söz konusu yerleşmelerin var oluşları da bu faktörler tarafından belirlenecektir. Yukarıda özetlenen fiziksel etkilerin, bu bakımdan, söz konusu alanın ekonomik, toplumsal ve siyasal koşullarıyla ilişkili olarak değerlendirilmesi gerekir.



 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.1
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.