Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

anadolu ajansının milli mücadele ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında yaptığı hizmetler nelerdir? Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Anadolu Ajansının Milli Mücadele ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında yaptığı
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 4      

  1. Kayitsiz Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Anadolu ajansının milli mücadele ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında yaptığı hizmetler hakkında bilgi

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Milli Mücadelenin ve kurtuluş Savaşı ' nın her aşamsına ve cumhuriyet devrimlerine tanıklık eden bu kurum Atatürk adı il adeta özleşmiştir.



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
  4. KURULUŞUNDAN BUGÜNE ANADOLU AJANSI

    GİRİŞ
    Anadolu Ajansı’nın tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi ile adeta özdeştir. Öyle ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmadan 17 gün önce 6 Nisan 1920’de kurulan Anadolu Ajansı, devleti kuran bu kurumun çıkardığı ilk yasaları duyurdu; Milli Mücadelenin ve Kurtuluş Savaşı’nın her aşamasına, Cumhuriyet devrimlerine tanıklık etti.
    Anadolu Ajansı, Atatürk adı ile de adeta özdeştir. Anadolu Ajansı muhabirleri, kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün her çalışmasında yanında oldular; yurt gezilerini izlediler, halka seslenişini, gösterdiği hedefleri, en iyi biçimde duyurdular; haberleriyle Atatürk’ün gerçekleştirdiği devrimlerinin kök salması için, çaba gösterdiler. AA muhabirlerinin yazdıkları haberler, Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti konularında hazırlanan kronolojilerde yer aldı; Atatürk’ün söylev ve demeçleri ile ilgili eserlerde, Atatürk’ün yurt gezilerini anlatan kitaplarda, tarih ve anı kitaplarında Anadolu Ajansının haberlerinden sıkça yararlanıldı. AA muhabirleri, Atatürk’ün, Türkiye Cumhuriyeti ve halkı için gerçekleştirdiği her güzel şeyde yaşadığı sevince, mutluluğuna tanıklık ettiler; hastalığında, O’nun sağlığına ilişkin haberleri duyururken hüzünlendiler. Atatürk’ün ölümünde ise vatandaşlara da dağıtılan ve onların gözyaşları içinde okudukları hükümetin “Resmi Tebliğ”inin yer aldığı bülteni yazmanın acısını içlerinde hissettiler.
    Anadolu Ajansı’nın tarihi, Türk Basın Tarihi, Türk Edebiyatı Tarihi için de önem taşımaktadır. Türk basınının gelişmesine öncülük eden Yunus Nadi Abalıoğlu, Ruşen Eşref Ünaydın, Falih Rıfkı Atay gibi kalemler, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi Türk Edebiyatının önemli yazarları ve araştırmacıları ve daha niceleri, Anadolu Ajansının kuruluşundan itibaren kurumda görev aldılar, onun gelişmesi için uğraş verdiler.
    Anadolu Ajansı, Türk dış politikasının, Türkiye’nin sosyal, ekonomik ve günlük yaşamının da tanığıdır. O yüzden AA’nın haberleri ve fotoğrafları, bütün araştırmacılar için birinci elden kaynak niteliğini taşımaktadır.

    AA’DAN ÖNCE
    Anadolu Ajansı, Milli Mücadelenin başlarında, girişilen milli davanın sesinin her yana duyurulmasına yönelik doğru ve yansız haberciliğe duyulan büyük ihtiyaçtan ortaya çıktı.
    Anadolu Ajansı kurulmadan önce; Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmış, 30 Ekim 1918’de ağır koşullar içeren Mondros Mütarekesi’ni imzalamış Osmanlı İmparatorluğu merkezinde, Türkiye-Havas Reuter ajansı çalışmalarını sürdürmekteydi. Mondros Mütarekesi’nin ardından İstanbul’u fiilen işgal eden Müttefikler ile Damat Ferit Paşa Hükümeti arasında varılan uzlaşma gereğince yabancılara haber imtiyazı verilerek kurulan Türkiye-Havas Reuter ajansının yayınladığı haberler, Türkiye’nin çıkarlarına değildi. Mustafa Kemal Paşa da bu ajansın uydurma, karışıklık çıkarmaya ve zihinleri bulandırmaya yönelik haberlerinden rahatsızlık duymaktaydı.
    İzmir’in 15 Mayıs 1919’da Yunanlılar tarafından işgalinden dört gün sonra 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkarak Milli Mücadelenin meşalesini tutuşturan Mustafa Kemal Paşa,
    Anadolu’da giriştiği kurtuluş hareketinin sesini duyurmak amacıyla çeşitli girişimlerde bulundu. AA’nın kuruluşundan önce, 4-11 Eylül 1919 tarihlerinde toplanan Sivas Kongresi’nde alınan kararların duyurulması amacıyla adını kendi koyduğu İradei Milliye gazetesinin 14 Eylül 1919’da yayınlanmasını sağlayan Mustafa Kemal, 27 Aralık 1919’da Ankara’ya gelişinden hemen sonra, ilk işlerden biri olarak gazete konusuna el attı ve 10 Ocak 1920’de yayın hayatına başlamasına öncülük ettiği Hakimiyeti Milliye gazetesinin de adını koydu.

    AA KURULUYOR
    İstanbul'un 16 Mart 1920'de resmen işgali ve Meclisi Mebusanın kapanması üzerine Mustafa Kemal Paşa, Ankara’da toplanacak Meclis için seçim yapılmasını bir yazı ile 19 Martta illere, komutanlıklara bildirdi. Artık İstanbul’da kalınamayacağını gören bazı aydınlar da bir süredir Milli Mücadeleye katılmanın yollarını aramaktaydı. Bu gelişme, Anadolu Ajansı’nın kuruluşunu da sağlayacaktı.
    Ankara’ya doğru yola çıkan iki ayrı kafilede yer alan Yeni Gün gazetesinin sahibi Yunus Nadi (Abalıoğlu) ile gazeteci yazar Halide Edip (Adıvar), 31 Mart'ta Geyve'de buluştular. Trenle yollarına devam eden “millici” iki aydın, Geyve-Akhisar (şimdiki adıyla Pamukova) istasyonundaki mola sırasında Ankara’ya gider gitmez ilk iş olarak “bir ajans teşkilatı” kurulmasının gerekliliğini görüştüler. Yunus Nadi ve Halide Edip, ajansın adını konuşurlarken; “Türk,” “Ankara,” “Anadolu” seçenekleri arasından “Anadolu Ajansı”nda karar kıldılar.



    ::.. ANADOLU AJANSI İSMİNE NASIL KARAR VERİLDİ? ..::


    Yunus Nadi anılarında, Halide Edip ile istasyondaki mola sırasında aralarında geçen konuşmayı şöyle anlatıyor1:
    “Mart 31, sene 920. Geyve'ye muvasalatımızın dördüncü günü ve üçüncü sabahıdır. Bugün Ankara'ya doğru yolumuza devam edeceğiz, çünkü beklediğimiz Halide Edib hanım kafilesi dün akşam üstü Geyve’ye geldiler.
    “Halide Edib hanım ile ancak Akhisar istasyonundaki bir mola sırasında ayak üstü biraz görüşebildim.”
    Bu konuşma sırasında Halide Edip, Anadolu’nun haklı davasını bütün dünyaya anlatabilmek amacıyla “bir ajans teşkilatı” kurma önerisinde bulunur:
    “... gider gitmez bir ajans teşkilatı kuralım, o vasıta ile dahile ve harice söyleriz.
    - Birinci şart hanımefendi. Sonra tabii bunun teferruatı gelir; mesela ilk merhalede neşriyat, ki başlı başına teşkilata ihtiyaç gösterir. Sonra propagandanın envaı...
    - Tabii sıra ile hepsi yapılır. Fakat benim fikrimce ilk iş ajans olmalıdır. Hatta isterseniz adını burada koyuverelim: Mesela Türk Ajansı, mesela Ankara Ajansı, mesela Anadolu Ajansı... daha da bulunabilir.
    - Bana (Anadolu Ajansı) en iyi bir isim gibi görünüyor.
    - Bana da öyle. Değil mi, evvela kendini ve mümkünse bütün vatanı kurtaracak olan Anadoludur. O halde kararımızı vermiş olalım: Anadolu Ajansı...
    - Evet Anadolu Ajansı hanımefendi...”
    Ateş Altında Haber Yolculuğu


    Anadolu Ajansı’nın ateş altındaki haber yolculuğu da Yunus Nadi ile Halide Edip’in, Geyve’nin Akhisar kazası istasyonunda yaptıkları, işte bu konuşmayla başladı.


    Kafile Ankara’ya 1 Nisan 1920’de ulaştı. Yunus Nadi’nin ifadesiyle “4 veya 5 Nisan akşamı” Mustafa Kemal Paşanın karargahı ''Ziraat Mektebi''nde (şimdi Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü), yemekten sonra Anadolu Ajansı’nın kurulması gündeme getirildi.






    ::.. ANADOLU AJANSI'NIN KURULMASI GÜNDEME GETİRİLİYOR ..::


    Yunus Nadi, o tarihi geceyi şöyle aktarıyor2:
    “...Sonra Halide Edib hanımla Akhisar istasyonunda karar verdiğimiz Anadolu Ajansından bahsedildi. Eğer Paşa da muvafık görürse yarından tezi yok, hemen işe başlanabilirdi. Paşa, fikri çok güzel buldu. Ancak Paşa, memleket muhitine telgrafla verilmek üzere yazılacak olan haber ve yazıların ilk günlerdeki eşkalini bir kere kendisi görmek istiyordu. Takip olunan siyaset ve zihniyete muhalif bir şey olmasın diye.

    __ İlk günleri, diyordu, bu yazılarda gerek fikir, gerek tarzı tahrir itibarile belki bazı tashihat yapılmak lazım gelebilir. Fakat üç beş gün geçtikten sonra zaten siz takip olunan siyaseti kavramış olacağınızdan artık belki buna da hacet kalmadan iş kendi kendine yürür gider.

    Ajans bahsinde kararımız şu oldu: İlk günü Paşa Anadolu Ajansını
    bütün memlekete takdim edecekti. Yani şu ve şu maksatlarla Ankara’da
    bir Anadolu Ajansı teşkil edildi. Memleketin her tarafını, şu müşkül
    anında, cereyan eden ahvalden haberdar edecektir. Bu ajans tebligatını şu
    ve şu suretlerde mümkünse ve mümkün olduğu kadar memleketin en ücra
    köşesine kadar yayacaksınız, diyecekti. Halide Edib hanımla ben de neşri
    o günlerin işine yarayacak resmi, gayri resmi, yerli ve yabancı haberleri
    toplayarak günde en az iki servis yapmak üzere telgrafhaneye verecektik.”

    Halide Edip’in Anıları
    Mustafa Kemal’in gönderdiği araba, “güçlükle sırtın tepesine doğru tırmanarak” karargah olarak kullanılan “Ziraat Mektebi”ne doğru yol alırken; Halide Edip, “İşte bu yer, yeni bir hükümeti ve yeni Cumhuriyeti yaratacak binaydı” diye geçirir içinden. Sedire karşılıklı oturdukları Mustafa Kemal Paşa, Halide Edip’e yoldaki izlenimlerini sorar3:
    “Ben gerek yoldaki gerek o sabah kadınlarla konuşmamızı hatırlayarak hemen Yunus Nadi Bey’le yolda konuştuğumuz ajans meselesini açtım. Ne harici dünya, ne memleketin içi milli hareketin manasını anlamamışlardı. Çünkü bu hususta haber alamıyorlardı. Bunu Yunus Nadi Bey’le Anadolu Ajansı olarak başlamayı konuştuğumuzu anlattım. Teklifimiz, bu ajans haberlerini telgrafhanesi olan her yere göndermek ve olmayan yerlere de camilere ilan halinde yapıştırmaktı. Bundan başka da, dünya efkarını anlamak için İngilizce ve Fransızca gazetelerin en mühimlerini zamanında getirtmekti. Bu gazetelerin başında, Manschester Guardian, Times ve Lloyd George’un fikrini yayımlayan Dail Chronicle vardı.
    Bu noktalar üzerinde anlaştıktan sonra (Yunus Nadi Bey’in orada hemen çıkarmaya hazırlandığı Hakimiyet-i Milliye gazetesine de yardım etmek istediğini Mustafa Kemal Paşa söyledi. Ben, bir yazı makinesi lazım olduğunu söylediğim zaman, bunu Osmanlı Bankası’ndan temin edeceğini vaat etti.”













    Tarihi Genelge
    Bu toplantının sabahı ise 6 Nisan 1920’de Anadolu Ajansı’nın kuruluşu gerçekleştirildi. Mustafa Kemal, Anadolu Ajansı’nın kuruluşunu duyurmak için hemen harekete geçti. Mustafa Kemal Paşa, “Heyeti Temsiliye adına” bu çalışmaları bizzat yapmakla, hem Anadolu Ajansı’nın üstleneceği işleve verdiği önemi göstermekte hem de daha başından ona etkinlik kazandırmayı amaçlamaktaydı. Mustafa Kemal, Milli Mücadelenin ateşini tutuşturduğu bütün yurda; askeri ve sivil makamlara gönderdiği “tarihi genelge” ile Anadolu Ajansı’nın kuruluşunu duyurmakla kalmadı; girişilen mücadelenin iç ve dış kamuoyuna duyurulmasının önemine de işaret etti.
    Anadolu Ajansının kurulduğuna ilişkin “tarihi genelge”nin ulaştırıldığı sivil merkezlerden biri de “Sivas Kadınlar Cemiyeti”ydi. Günümüz Türkçesiyle bu telgraf şöyle4:


    Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Derneği
    Temsilciler Kurulu adına
    M U S T A F A K E M A L

    Anadolu Ajansı’nın Kurulduğu
    (8.4.1920)

    Sivas Kadınlar Derneği’ne
    Gönderilen genelge telgrafı

    Ankara: Tarihsiz. Alındığı yer: Yozgat: 9
    Sivas Kadınlar Derneğine
    İslamın canevi olan Osmanlı Saltanatı merkezinin düşman işgaline geçmesi, bütün ülke ve ulusumuzun en büyük tehlikeyle karşılaşması sonucu olarak bütün Rumeli ve Anadolu’nun giriştiği ulusal ve kutsal savaşım sırasında, Müslüman kişilerin iç ve dış en doğru havadis ile aydınlanmalarının zorunlu bir gereksinme olduğu önemle göz önüne alınmış, bunun sonucu, burada en yetkili kişilerden oluşan bir özel kurul yönetiminde, (Anadolu Ajansı) adı altında bir kurum kurulmuştur. Anadolu Ajansı’nın en hızlı araçlarla vereceği havadis ve bilgi aslında, Temsilciler Kurulu’muzun belgeli ve asıl kaynaklarının sonucu olacağı için, bu ajans bildirimlerinin oraca ve özellikle MüdafAAi Hukuk örgütümüzce dahi seçilecek caddelere ve toplanılacak yerlere asılması, dağıtımı, dahası bucak ve köylere dek ulaştırılması yolunda, olabildiğince çok yayınlanabilmesi için ivedili düzenlemeler
    yapılması, sonucundan da bilgi verilmesi önemle rica olunur. 8.4.36 (20)

    Temsilciler Kurulu adına
    MUSTAFA KEMAL


    Mustafa Kemal Paşanın genelgesi dikkatle okununca, görülüyor ki, yalnızca “havadis” değil, “en doğru havadis” üzerinde durulmaktadır. Mustafa Kemal Paşanın, “Anadolu Ajansı’nın en hızlı araçlarla vereceği havadis” derken altını çizdiği konu, haber ajanslarının uyması gereken evrensel ilkelerin başında gelir: Bunlar, haber ajanslarının “doğru,” “tam” ve “objektif” haberleri, “hızlı” biçimde iletme zorunluluğudur. Ve zaman içinde; Anadolu Ajansının, kuruluşundaki bu ilkelerden hiç ayrılmadığı görülecektir.

    Anadolu Ajansı Çalışmalarına Başlıyor
    Kuruluşu tüm yurda duyurulan Anadolu Ajansı, bir süre Halide Edip’in de sözünü ettiği Mustafa Kemal Paşanın karargahı konumundaki; şimdi Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü olan Ziraat Mektebi’nde ayrılan bir odada çalışmalarını yürüttü5. Yunus Nadi de Ajans’ın ilk çalışmalarını anlatırken, Hakimiyeti Milliye’ye “yeni bir ruh ve şekil” vermeye çalıştığından söz ettikten sonra, Ajans’ın ilk günlerinde yapılanları şöyle anlatıyor6:
    “Aynı zamanda Halide Edip hanımla Anadolu Ajansının servislerini yapmağa başladık. O sene Ankara'nın kırk ikindi yağmurları kesretle yağıyor ve adeta bazen kış manzarası verdiği oluyordu. Ajans için Paşanın karargahı olan Ziraat Mektebinde bir oda olarak merkez ittihaz ettik. Her gün oraya çıkıyorum ve Halide hanımla çalışıyoruz. Bu işte çok geçmeden İstanbul mebusu Ali Rıza beyde bize iltihak etti.”


    ::.. AJANS'IN İLK GÜNLERİ ..::


    Halide Edip de Ankara’ya geldiğinin beşinci günü “Karargah”ta, “dar ve uzun odalardan biri”nin kendisine ayrıldığını anlatıyor. Buranın eşyası, “dosya rafları, sandalye, iki masa ve eski bir yazı makinesi”nden ibarettir. Halide Edip, Anadolu Ajansı’nın ilk bürosu sayılabilecek bu odada, daha önce sözünü ettiği İngilizce gazetelerin siyasete ilişkin kısımlarını tercüme ediyor, Mustafa Kemal Paşanın katibi Hayati Beyin getirdiği telgraflar arasından Anadolu Ajansı veya Hakimiyeti Milliye gazetesi için gerekli parçaları kesiyor, bundan başka da Mustafa Kemal’in diğer haberleşmelerine ilişkin yazıları hazırlıyordu. Bu işlerde Halide Edip’e, Afganistan’dan gelmiş, Abdurrahman adında, bir parmağıyla, fakat başarıyla yazı makinesi kullanabilen genç bir Afgan yardım ediyordu7.
    Ajans, Ziraat Mektebi’nden sonra, Ulus’ta Öğretmen Okulu binasının bodrum katında8 çalışmalarını yürüttü ve çalışmalarını birkaç yer değiştirerek sürdürdükten sonra da akıbeti bilinmeyen Samanpazarı’ndaki iki katlı binaya taşındı*.
    İlk Haberler
    AA’nın iç ve dış dünya haberleri, 12 Nisan 1920’den itibaren, Mustafa Kemal’in, Halide Edip’e Osmanlı Bankası’ndan temin edeceğini vaat ettiği daktilo makinesiyle yazılarak, “Anadolu Ajansı Tebligatı’’ başlığı altında kamuoyuna duyuruldu. Anadolu Ajansı’nın görevine başladığını duyurduğu ve ilk haberlerin yer aldığı, “Anadolu Halkına Çağrı” niteliği taşıyan 12 Nisan 1920 tarihli yayının ilk paragrafı şöyleydi9:

    “Anadolu Ajansı 12 Nisan 1920
    Devlet Merkezimizin düşman işgali altına geçmesi üzerine Anadolu ve Rumeli’nin Müdafaa-i Hukuk azim ve kararlılığı içinde yiğitçe harekete geçtiği şu sıralarda din ve vatan kardeşlerimizin en doğru haber ve bilgiler alabilmelerini sağlamak için kurulan Anadolu Ajansı bugünden itibaren göreve başlıyor. Bugün alınan haber ve bilgilerin oralarda da mümkün olduğu kadar fazla kimse tarafından okunup bilinmesi gereğini arz ve açıklamağa yer yoktur. Bu amaçla oralarda dahi özel örgütler meydana getirerek her gün vereceğimiz bilgilerin telgrafhane kapılarında siyah levhalar üzerine yazılması ve yeterli araç olan yerlerde basılması, yayınlanması ve dağıtılması, nahiyelere ve hatta köylere kadar gönderilmesi hususlarının yerine getirilmesini hepinizin vatan ve millet sevgisinden ve yardımlarından rica ederiz. Bu başlangıçtan sonra, bugünkü son bilgiler aşağıdadır: (...)”
    Mustafa Kemal'in AA'ya İlişkin Yazışmaları
    AA’nın kuruluşuna öncülük eden Mustafa Kemal Paşa, Anadolu Ajansı’nın yurt çapında etkinlik kazanması ve işleyişiyle de yakından ilgilendi. Çeşitli merkezlere bu konuda uyarılar içeren telgraflar gönderdi; Mustafa Kemal bu telgraflarından birinde Anadolu Ajansı’nın haberlerinin iletilmesinde doğabilecek kusurların “vatan suçu” oluşturabileceğine de dikkati çekti. İnebolulu gençlerin, Milli Mücadeleyle ilgili haberleri öğrenebilmek amacıyla 4 Nisan 1920’de Mustafa Kemal Paşaya gönderdikleri yazı, Anadolu Ajansı’nın ne denli önemli bir işlev üstlendiğinin de göstergesidir. Mustafa Kemal, 20 Nisan’da verdiği cevapta, Anadolu’nun gereksinim duyduğu haberlerin artık Anadolu Ajansı tarafından sağlandığını duyuruyor ve gençlerden, bu haberleri köylere kadar yaymalarını rica ediyordu.

    İlk Haberlerdeki Başarı
    Kısıtlı olanaklarına karşın, kısa zamanda, küçümsenemeyecek ölçüde başarılı çalışmalar ortaya koyan Anadolu Ajansı’nın birinci görevinin halka siyasi olaylar hakkında bilgi vermek olduğu belirtilir; çünkü halk arasında uydurma haberler yayılmaktadır10. İlk yayınlarıyla bunun önüne geçilmesini sağlayan Anadolu Ajansı’nın Büyük Millet Meclisi’nin toplanmasına ve ilk Bakanlar Kurulunun oluşmasına kadar yaptığı bu çalışmalar; o günler için büyük önem taşıyan şu iki nokta üzerinde odaklanır:
    “Türk kamuoyunu yanlış yollara sürükleyerek, milli birliği tehlikeye düşürmek amacıyla içten ve dıştan yapılmakta olan tahrik ve tezvirlere karşı milleti uyanık tutmak.
    Milli kurtuluşu sağlayacak karar ve hareketleri, halka vaktinde bildirmek.”11

    AA İle İlgili İlk Yasal Düzenleme
    Anadolu Ajansı ile ilgili ilk yasal düzenleme, kuruluşundan iki ay sonra, 7 Haziran 1920’de çıkarılan “Matbuat ve İstihbarat, Neşriyat Müdüriyeti Umumiyesi Teşkiline Dair Kanun” ile yapıldı. 4 maddelik bu yasanın 4'üncü maddesinde; ''Ajans müdürü'', sonradan Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğüne dönüşecek bu genel müdürlük için öngörülen kadro cetvelinde gösterildi. “Ajans Müdüriyeti”nin, “Matbuat ve İstihbarat Müdüriyeti Umumiyesi” kadrosunda yer alması üzerine, Etem Hidayet (AKIMSAR) “Anadolu Ajansı ve Matbuat Şubesi Müdürü” sıfatıyla ilk Ajans Müdürü oldu. 25 Aralık 1920 tarihli yasada ise Matbuat Müdüriyeti Umumiyesi (İstihbarat ibaresi kaldırılır), Dışişleri Bakanlığı'na bağlandı.

    KURTULUŞ SAVAŞI'NDA AA
    Mustafa Kemal’in, kuruluşu ve çalışmaları üzerinde titizlikle durduğu Anadolu Ajansı, O’nun bu çabalarını karşılıksız bırakmadı ve o günün koşullarında, elinden geldiğince; daha o günden haberlerini her yana ulaştırmaya çalıştı. AA’nın haberleri birçok merkeze el altından gizlice gönderiliyordu. Türkiye’nin İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Anadolu Ajansı’nın kuruluşunun 50. Yılı dolayısıyla hazırlanan “Özel Bülten” için kendisiyle yapılan röportajda, “Bizim de bir ajansımız var. Dünyaya haber verebiliyoruz diye pek çalımlıydık” diyor ve AA’nın haberlerinin İstanbul’a gizli gönderildiğini belirtiyordu.
    Anadolu ile irtibatın sağlandığı İzmit ve Zonguldak’tan İstanbul’a işgal güçlerine yakalanma pahasına, bin bir güçlük ve gizlilikle ulaştırılan Anadolu Ajansı bültenleri, Babıali’de bir kitapevinin bodrum katında pedallı teksir makinesiyle (şapirograf) çoğaltılıyordu. Makine yetersiz kaldığında, bültenin altına kopya kağıdı yerleştirilerek, elle yazılan kopyalar telgrafhaneye gönderiliyordu. Yunus Nadi ve Halide Edip’ten sonra Hamdullah Suphi’nin de destek verdiği ve on kadar personelle işlerini yürütmeye çalışan AA, ilk haberlerini yalnızca telgraf aracılığıyla yayabiliyordu. Bültenleri atlı görevliler, çeşitli merkezlere ulaştırılıyor, kara tahtalara asılıyordu.
    Anadolu Ajansı, cepheden haberler veriyor; Kurtuluş Savaşı’nın başarılarını duyuruyordu. İkdam gazetesinin 9 Ağustos 1921 tarihli sayısında, Anadolu Ajansı’ndan kullandığı, 5 ve 6 Ağustos 1921 çıkışlı haberlerde, Mustafa Kemal Paşanın “Başkomutanlığa” getirildiği bildiriliyordu. 27 Ağustos 1922 tarihli Hakimiyeti Milliye de manşetinde, “Dün Sabahtan İtibaren Bütün Cephelerde Kahraman Ordularımız, Can Düşmanla Çarpışmaya Başladı” deniliyordu. Türk Orduları, İzmir yolunda iken; 6 Eylül 1922 tarihli Hakimiyeti Milliye’nin, eski harflerle (I.I) AA kaynaklı manşeti: “Yunanlılar Bir Mütareke Rica Ediyorlar” şeklindeydi. Türk ordularının İzmir’e girdiğinin ertesi günü Kastamonu’da Vali Süleyman Necmi Bey, zaferi halka Anadolu Ajansı’nın haberini okuyarak duyuruyordu.
    AA, Kurtuluş Savaşı’nda çok zor bir görevi yerine getirdi. İçeride, savaşan ve dış dünyadan habersiz kalmış bir halkı ülke ve dünya olaylarından haberdar kılmak, bazı yabancı ve İstanbul gazetelerinin teslimiyetçi tutumlarıyla mücadele etmek gerekiyordu. Dışarıda, ulusal mücadeleyi savunmak, Türkiye’nin haklı istekleri konusunda kamuoyunu
    aydınlatmak ve ona karşı bazı çevrelerin yürüttüğü oyunları boşa çıkarmak zorunluydu.
    Bu amaçla ülke içinde İstanbul, Zonguldak, İnebolu, Antalya ve İzmit’te; yurtdışında
    Londra, Paris, Berlin, Viyana, Cenevre ve New York’ta irtibat büroları açılmıştı. Günün çeşitli saatlerinde bültenler yayınlanıyor; bunlar telgrafla hemen çeşitli merkezlere gönderiliyordu. Kurtuluş Savaşı’nı anlatmak için kitap ve broşürler çıkarılıyordu.
    Türkiye’nin Üçüncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar, o yılları anımsarken, Anadolu Ajansı’nı, “Anadolu’nun ve İhtilalin Sesi” olarak kurmaya karar verdiklerini anlatıyordu12:
    “Anadolu Ajansı’nı, Anadolu’nun ve ihtilalin sesi olarak kurmaya karar verdik. (...) O zaman Anadolu Ajansı, ihtilalin en büyük ihtiyaçlarından birisini temin etmiştir. Hem bizi; ihtilalin maksat ve gayesini Anadolu’nun görüşlerini harice aksettirmiştir hem de hariçte hakkımızda ne gibi bir muamele cereyan ediyor, onları bize bildirmek suretiyle iki başlı mühim bir vazife yapmıştır.”

    CUMHURİYET YILLARI
    Lozan barış görüşmelerini başarıyla yansıtan Anadolu Ajansı, Cumhuriyet’in ilânı ve aşama aşama her devrimde, bunları gerçekleştiren Atatürk’ün adeta sesi konumundaydı.
    Cumhuriyet’in ilânının ardından, 3 Mart 1924’te Halifelik kaldırıldı ve Tevhidi Tedrisat (eğitimin birleştirilmesi) Kanunu kabul edilir. 20 Nisan 1924’te de Türkiye Cumhuriyeti, yeni Anayasasına kavuştu. Bütün bu çağdaş devlete yönelişin adımları Anadolu Ajansı’nın haberleriyle izlendi.
    Atatürk’ün devrimlerini halka anlatmak amacıyla çıktığı yurt gezilerinde de AA muhabirleri hep yanındaydı. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in 22 Eylül 1924’te Öğretmenler Birliği’nce, Samsun İstiklâl Ticaret Mektebi’nde onuruna verilen çay partisinde söylediği, her zaman yol gösterici nitelikteki ünlü sözleri, AA bülteninde şöyle yer aldı:
    “Dünyada her şey için, uygarlık için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak aymazlıktır, bilgisizliktir, doğru yoldan sapmaktır.”

    “Benim Naçiz Vücudum...”
    Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’i hedef alan İzmir suikastının 17 Haziran 1926’da ortaya çıkarılışı, resmi bir bildiriyle Anadolu Ajansı tarafından kamuoyuna duyuruldu. Mustafa Kemal’in 1926’da yaptığı bu İzmir gezisini Anadolu Ajansı Başmuharriri Kemalettin Kamu izlemektedir. Atatürk, İzmir Suikast girişimi konusunda 19 Haziran 1926’da AA’ya verdiği demeçte, tarihi sözünü söyledi: “Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”

    Anadolu Ajansı Şirketleşiyor
    Anadolu Ajansı, 1925 yılına gelindiğinde yapısal değişikliğe uğrayarak, şirket statüsüne kavuştu.
    Bu gelişme, Atatürk’ün, “ehliyetli zevat”tan yakın bir arkadaş grubunu, Anadolu Ajansı’nı Batılı anlamda bir haber ajansı kimliğine kavuşturmakla görevlendirmesiyle13 başladı.
    Anadolu Ajansı’nın bir şirkete dönüştürülmesi konusu, TBMM’nin 22 Mart 1924 tarihinde yaptığı Matbuat Müdüriyeti Umumiyesi 1924 (1340) yılı bütçesi görüşmelerinde gündeme geldi.
    Bu gelişmelerden bir yıl sonra, 1 Mart 1925’te “Anadolu Ajansı Türk Anonim Şirketi” kuruldu. O tarihlerde, Batı ülkelerinde bile örneği görülmeyen böyle bir yapılanmayla Anadolu Ajansı, özerk statüye kavuştu. 45 maddeden oluşan “Anadolu Ajansı Türk Anonim Şirketi Nizamname-i Dahilisinin (İçtüzüğü) başlangıcı ve birinci maddesinde şöyle denilmektedir:


 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri