Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Savaş yaşama hakkını nasıl tehdit ediyor Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Savaşın yaşama hakkını tehdit Savaşın yaşama hakkını tehdit ettiğine insanların dikkatini çekmek Savaşın yaşama

  1. Kayitsiz Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Savaş yaşama hakkını nasıl tehdit ediyor

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Savaşın yaşama hakkını tehdit ettiğine insanların dikkatini nasıl çekeriz?

    Savaşın Yasama Hakkını Tehdit Etmesi

    Yaşama Hakkı, kişinin fiziksel varlığının sürdürebilmesinin güvencesini oluşturan insan hakkıdır. 4 Kasım 1950 tarihli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinde herkesin yaşama hakkının yasayla korunacağı, yasanın ölüm cezasını öngördüğü bir suçtan dolayı mahkemece verilmiş bir cezanın yerine getirilmesi dışında hiç kimsenin kasten öldürülemeyeceği belirtilmiştir.

    İnsanın sağlıklı olarak doğması, bedensel bütünlüğünü psikolojik-entelektüel gelişim olanaklarına sahip olarak sürdürebilmesi, insan olarak varlığının -tüzesel kişilik yanı ile birlikte- doğa yasalarının zorunluluğundan başka hiçbir dünyevi bağ, önlem, zor yaptırım ile sınırlanmaması, etkilenmemesi, zarara uğratılmaması, yok edilmemesidir. Kısaca yaşama hakkı, ‘insanın öldürülmezliği’ hakkıdır.

    Kişinin beden bütünlüğünün doğal ölümüne kadar korunmasına da ‘yaşam hakkı’ denilmektedir. Devlet yetkesinin, toplumumuz bireylerinin, ‘yaşama hakkı’konusunda bugüne kadar yüzeysel de olsa bilgisi ve bilinçliliğinin olması, bu anlayış düzeyine ulaşması sağlanamamıştır.

    Savaş, yukarıda tanımı yapılan, insanların yaşama haklarına, varlıklarını sürdürebilme güvencelerine tamamen ayrı ve aykırı bir durumdur. Hangi sebeple olursa olsun savaşlar masum insanların ölmesi ve öldürülmesi, yaşama haklarının ellerinden alınması demektir. Bir ülke veya bölgede çıkacak bir savaş, o bölge veya ülke insanlarının her an ölme ve öldürülme tehdit ve tehlikesi altında olmaları sonucunu doğuracaktır.



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.



  4. ,Geneva">Savaş ve İnsan Hakları

    ,Geneva">Çalışma grupları ve ulaştıkları sonuçlar:
    ,Geneva">-Uluslararası Sistem ve Savaş
    ,Geneva">-Bir İnsan Hakkı İhlali ve Travma Olarak Savaş
    ,Geneva">-Barış Hakkı ve Barış Kültürü
    ,Geneva">-Barış Hareketi ve İnsan Hakları Hareketi

    ,Geneva">1998 yılından beri düzenli olarak toplanmakta olan Türkiye İnsan Hakları Hareketi Konferansının genel amacı, Türkiye insan hakları savunucularının, insan hakları kavramının ve hareketinin bazı sorunlarını tartışması ve bu tartışmanın temelinde de, geleceğe yönelik bazı belirlemeleri yapması için bir platform oluşturmaktır. Konferans, İHD ve TİHV'in düzenleyici olarak görev almasına karşın, özerk ve kalıcı bir yapı geliştirmiştir.
    ,Geneva">Türkiye insan hakları hareketi, bir yandan yakıcı ve acil olarak eyleme geçmeyi gerektiren bir gündemin baskısı altında bulunurken, bir yandan da insan haklarını kavramsal açıklığa ve düşünsel zenginliğe ulaştırma ihtiyacını hissediyor. Kavramsal açıklık, düşünsel sağlamlık, gündeme ve sorunlara müdahale edebilmenin bir koşulu olmaktan öte, ona teslim olmamanın bir güvencesidir.

    ,Geneva">SAVAŞ VE İNSAN HAKLARI
    ,Geneva">NİHAİ RAPOR VE SONUÇ BİLDİRGESİ

    ,Geneva">6. Türkiye İnsan Hakları Hareketi Konferansı'nın konusunu "Savaş ve İnsan Hakları" olarak saptamamızın, uzun uzadıya açıklamayı gerektirmeyecek kadar açık nedenleri vardı.
    ,Geneva">Dünya, "Soğuk Savaş" döneminden çıkmasının ardından, birbirinin ardısıra bölgesel savaşlarla karşılaştı. Ardından, bu savaşların etkilerinin ve kapsamının hızla bölgesel ölçekten çıkıp global ölçeğe ulaştığını gördük. Nihayet, ABD önderliğindeki koalisyonun Irak'ı işgali vesilesiyle, Türkiye'nin doğrudan doğruya bir savaşa taraf olma problemiyle karşı karşıya geldiğini gördük. Bu vesileyle Türkiye kamuoyunda Irak savaşı konusu çok tartışıldı, tartışılmaya devam da ediyor.
    ,Geneva">İnsan hakları savunucuları, savaşla ilgili tartışmalarda, kuşkusuz pekçok kavramsal analiz aracından yararlanacaklar, siyasal değerlendirmelerde bulunacaklardır. Nitekim 6. Konferansta da böylesi analizler yapılmış, savaşın genel ve özel dinamikleri hakkında ufuk açıcı yorumlar geliştirilmiş; uluslararası sistemin yapısı, ABD'nin dünya çapında bir "olağanüstü hal rejimini" tesis etmeye yönelen politikası irdelenmiştir. Ancak insan hakları savunucuları savaşı herşeyden önce, insan hakları ihlâllerinin en yoğun ve kapsamlı boyutlara eriştiği, dahası bu ihlâllerin meşrulaştığı, normalleştiği, kanıksandığı bir felâket olarak algılarlar. Savaşın salt somut insan toplulukları üzerindeki tahribatını değil, insanlığın geleceği üzerindeki, dahası "insanlık fikri" üzerindeki tahrip edici etkisini sorun ederler.
    ,Geneva">Dünya insan hakları hareketi, savaş hallerinde temel insan hakları ilkelerinin ve insancıl hukukun gözetilmesi için çaba harcamaktan elbette geri durmaz, duramaz. Konferansımızda da bu noktanın altı çizilmiştir. Ancak insan hakları hareketinin perspektifi bunun ötesine geçer, geçmelidir: İnsan hakları hareketi, savaşın bir "seçenek" olarak tasarlanmasıyla mücadele etmelidir. Bu gereklilik, insan hakları hareketiyle barış hareketinin buluşma noktasıdır. Konferansta, bu buluşmanın salt taktiksel değil ilkesel bir buluşmaya doğru geliştirilmesi; barış talebi, barış hakkı ile insan hakları taleplerinin kaynaştırılması üzerinde durulmuştur. Ki bu kavuşma noktası, aynı zamanda barış talebi ile özgürlük, eşitlik taleplerinin ve sosyal hakların buluşma zeminini ifade etmektedir.
    ,Geneva">2003 Konferansımızın çalışmalarına, bu arayış damgasını vurmuştur. Savaşın insan hakları ihlâlleri açısından, insan hakları ilkeleri, duyarlılığı açısından ve "insanlık" açısından oluşturduğu ölümcül tehdidin boyutları açımlanmıştır. Savaşın "kötü" olduğunun zaten bilindiğini varsaymamak, anlatmak, göstermek, belgelemek; böylelikle savaşın yaydığı korku, çaresizlik, dehşet duygularının kanıksanmasına karşı direnmek, insan hakları ve barış savunucularının sürekli ödevidir. Sağlıklı bir barış, salt hukuksal ve politik "önlemlerle" güvencelenemez; bir barış kültürüyle çevrelenmesi gerekir. Barış hakkının ve talebinin, somut tarihsel-toplumsal mirasları işleyerek, barışçı bir kültürel ortam ve dil yaratma uğraşıyla bütünleşmesi gerektiği de, Konferans çalışmalarımızda vurgulanmıştır.
    ,Geneva">Konferansımız sürmekteyken İstanbul'da sinagoglara dönük gerçekleşen, çok sayıda insanın ölümüne yol açan ve bu suikasti bir ortak bildiriyle kınayan bütün Konferans katılımcılarını derin üzüntüye boğan saldırıları, dünyayı saran savaş tehdidinden bağımsız düşünmek zordur.
    ,Geneva">6. Türkiye İnsan Hakları Hareketi Konferansı'nda "Savaş ve İnsan Hakları" üzerine yürütülen tartışmaların, gerek savaş gündemiyle ilgili barışçı inisyatiflere gerekse genel olarak insan haklarına duyarlı bir toplum için çalışanlara katkı sunmasını diliyoruz.
    ,Geneva">Konferans dört ana başlık altında ele alınmıştır:















 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri