Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

destanların oluştuğu dönemdeki inançlar ve yaşam biçimleri nasıldı ?? Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Resimde Görülen Eserler, Kullanılan Malzeme, Araç Ve Gereci İle O Dönemdeki
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 1      

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    destanların oluştuğu dönemdeki inançlar ve yaşam biçimleri nasıldı

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Destan, destan dönemi, destan türleri, destan özellikleri, destanların ortaya çıkışları, türk destanlar, dönemlere göre destanlar vb. konular hakkında bilgilere bu başlık altında ulaşabilirsiniz.

    Destan Hangi Dönemde Ortaya Çıkmıştır?

    Destan (Farsça: داستان), milletlerin hayatında büyük yankılar uyandırmış (savaş, göç, istilâ gibi) tarihî olayların (yangın, salgın hastalık, sel, deprem gibi) toplumsal ve doğal olayların çağdan çağa aktarılmış, aktarılırken de hayal unsurlarıyla oluşmuş, süslenmiş, değiştirilmiş manzum söylenceleridir.
    Destanlar, Araplar’da “esastır “, Batı’da “myth” olarak adlandırılır.

    Destanlar ikiye ayrılır; Yapay ve Doğal Destanlar.

    Yapay Destanlar: yazarı belli olan,daha yakın zamanda yazılan ve olağanüstü durumlara az yer veren bir destan türü iken,

    Doğal Destanlar: anonim( yazarı belli olmayan),ilkel dönemde yaşanmış olayları konu alan ve sözlü destan türüdür. Destanlar İslamiyet’in kabulünden önceki Türk Edebiyatı kategorisine aittirler. Ayrıca da çok uzun yazılardırlar. Destanlar 3 safhadan oluşur:

    Halkın benliğinde iz bırakan olaylar ve bunda rol oynayan kahramanlar,
    Olayın ağızdan ağıza aktarılması,
    Yazıya daha sonradan geçirilmesidir.
    Milletlerin toplumu derinden etkileyen, tarihi önem arz eden önemli olaylarını (doğal afetler, savaşlar, göç, yangın vb.) konu edinirler. Çoğu kez manzum olurlar. Tarih, etnografya, folklor gibi bilimler destanlardaki bilgilerden yararlanır.

    Destanlar da masallar gibi Sözlü ve Yazılı olmak üzere ikiye ayrılır.

    a)Doğal Destanlar (İslamiyet öncesi ve islami dönem destanları-Sözlü Destanlar-Anonim)

    b)Yapay Destanlar (Örn. Nazım Hikmet ^ Kuvayı Milliye) Türk edebiyatında destanlar İslamiyet öncesi ve İslami dönem olmak üzere ikiye ayrılır. Bunlar doğal destanlardır.

    Doğal Destanlar : Bu destanların çoğu destan döneminde yani İslamiyet öncesi dönemde ortaya çıkmıştır. Destan dönemi çok eski dönemlerde mitolojilerin ortaya çıktığı dönemdir. İnsanların evreni, yaradılışlarını, yaşanılan tüm doğa olaylarını sorguladıkları, adlandırmaya çalıştıkları dönemdir. (Örn. Yunan mitolojisindeki Zeus ve Afrodit gibi tanrı ve tanrıçaların ortaya çıkması bu dönemdedir.)

    1-) Destanların temelinde çekirdek bir olay vardır. Bu olay gerçektir. Zaman içerisinde yaşanmış olan bu gerçek olay o millet tarafından; kimi zaman benzetmeler, kimi zaman abartmalar kullanılarak yaratılmıştır.

    2-) Özellikle İslamiyet öncesi döneme kaynaklık ederler.

    3-) Destanların dil ve anlatımı kimi zaman kahramanlara olağanüstü özellikler kazandırır, ifadeler açıktır. Uzun betimlemeler yer almaz.

    4-) Sözlü ürünlerdir. Doğal destanların üç dönemi vardır :

    a) Ortaya çıkma b) Yayılış c) Derleme

    5-) Destanlar manzum örneklerdir. Bu, akılda kalıcılığı ve sürekliliği sağlamak içindir.

    6-) İslamiyet öncesi Türkler göçebe yaşam tarzı sürerlerdi. Atçılık ve avlanma onlar için önemlidir. Göktanrı inancı hakimdir. Tüm bu sosyal şartları aynı zamanda destanlarda görebiliriz.
    7-) Destanlarda iki tip vardır : a) “Veli” tipi (yol gösteren, yaşlı pir kişi) b) “Alperen” tipi (savaşçı, cesur, korkusuz kişi) Özellikle bazı destanlarda, anlatılan bölüm hikaye, karşılıklı konuşmaların ve seslenmelerin olduğu bölüm nazımdır. Yani nazım ve nesir iç içedir. (Destanların aslı manzum örneklerdir)

    ..

    Destan Döneminin Önemi


    Destan; halk gözüyle görülen, halk ruhuyla duyulan ve halk hayalinde masallaştırılan tarihlerdir. Bu tanımdan, tarihi olayla-ra masalsı öğelerin girdiği destanın, halk ruhunda ve hayalin-de şekillenerek oluştuğu anlaşılmaktadır.



    Bazı milletlerin millet hâline gelmesi tarihin çok eski çağlarında, bilinmeyen döneminde olmuştur. Bu döneme, destan dönemi denir. Dolayısıyla milletlerin tarihlerinin başlangıcını bulmak çok zordur.



    Destanların ortaya çıktığı zaman kesin olarak bilinmediği için Türk milletinin İslam öncesi yaşamına ait asıl bilgi kaynağı des-tanlardır. Göktürklerin büyük bir yenilginin ardından Ergenekon adını verdikleri yere kaçmaları ve orada çoğaldıktan sonra demir dağı eritmeleri, Saka Türklerinin İskender'le savaşa gir-memek için geri çekilmeleri (Şu destanı), Oğuz Türklerinin Üçoklar ve Bozoklar olarak ikiye ayrılmaları (Oğuz Kağan destanı) gibi birçok bilgiyi destanlardan öğreniyoruz.



    Destanlar, tarihleri bu şekilde eskilere uzanan milletlerin bilin-meyen ilk çağlarını bize birtakım mitolojik hikâyeler halinde an-lattığı için önemlidir. Bunlar gerçek olmasalar; hatta gerçeğe uymasalar bile, milletlerin kendi geçmişleri hakkında neler bilip neler düşündüklerini haber vermeleri bakımından önemlidir. Destanların, bir ulusun düşünce ve sanat hayatına kaynak olması bakımından da önemi vardır. Destanlar, anlatımlarındaki olağanüstü özellikler ayıklandığında ulusların tarihini aydın-latan en önemli kaynaklardandır. Yüzyıllar boyunca Türklerin duyuş, düşünüş, inanış ve hayallerini; güzel sanatlarını, aşk, ai-le, vatan, ulus ve devlet anlayışlarını Türk destanlarında göre-biliriz. Bu yüzden destan dönemi, ulusların edebiyatı, kültürü ve tarihi için önemlidir.



    Mitlerin Doğuşu ve Efsane


    Destan dönemine efsanevi, masalsı yani mitolojik öğeler hâ-kimdir.



    Mitoloji; çok eski zamanlarda gelmiş ve yaşamış olan ulusların inandıkları tanrıların, kahramanların, devlerin ve perilerin hayatından söz eden hikâyelerdir. Mitolojiler, temsil ettiği topluluğun aynası gibi-dir. Mitoloji, Eski çağlar-da yaşamış olan insan-ların doğa olaylarına, sosyal ilişkilerine, dinî inançlarına bakış açılarının yorumlanmasıdır.



    Eski çağlardan beri söylenegelen, olağanüstü varlıkları, olay-ları konu edinen hayali hikâyelere efsane denir. Efsanede an-latılan olaylar bazen hayali olabilir; ama efsaneler çoğunlukla gerçek olaylara ve gerçekten yaşamış kişilere dayanır. Bu nedenle her ulusun, efsaneleri, destanlarını, kahramanlık öykü-lerini, kahramanlarını, masallarını, söylencelerini barındırır.



    Efsanelerin kaynağı tarihî olaylardır. Bu olaylar, halkın hayal gü-cü yardımı ile olağanüstü hayallerle olgunlaşır. Halk, inançların etkisi altında, tarihle ilgili olayları idealize ederek masallaştırır. İşte bu bakımdan efsaneler, tarihî olaylarla örülü masallardır. Bu masallar cin, peri, dev, ejderha gibi masalsı öğelerle süsle-nerek anlatılır.



    Mitolojik olaylar, tarih öncesi tanrılarının maceralarını anlatan, bir topluluğun duygularını, özlemlerini göstermesi bakımından değeri olan efsanelerdir. Çünkü efsanelerde tabiat olayları akıl-dışı, olağanüstü açıklamalarla anlatılır. Efsanenin bir yanı az çok tarihe dayanmakla beraber, efsane inanılmaz olaylarla süs-lü halk hikâyesidir.

    Mitlerin önemli bir türü bir kültürün, evrenin nasıl yaratıldığına ilişkin görüş ve inanışları açıklayan ve tanımlayan yaratılış mitleridir.



    Türklerin ortak efsanesi türeyiş efsanesidir. Bu efsane neredeyse her Türk topluluğunda vardır.



    Destanların Olağanüstü Oluşları


    Türk mitolojisinde hakan, Tanrı tarafından gönderilmiş ve "kut" (mutluluk) verilmiş bir insan olarak kabul edilmektedir. Türk an-layışında hakan iyi veya kötü, bilgili veya bilgisiz olabilen bir in-sandır. Hakan olmak o kişi için bir nasiptir ve hakan buna lâyık olmak zorundadır. Eğer iyi ise, bilge ise, Tanrı'nın yardımı da onunla beraberdir; değilse Tanrı yardımını ondan çeker ve ha-kan öldürülür. Hakanların soyu kutsal kılınmış olduğundan, ha-nedan mensuplarının kanı toprağa akıtılmaz, onlar kirişle boğularak öldürülürler.



    Tanrı tarafından verilen görev, cihan devletini kurmaktır. Hakan bütün acunu (cihan) yönetmekle görevlidir. Türk Devleti, yeryü-zü ile gökyüzü arasında düşünülür. Orhun abidelerinin ifadesi ile üstte mavi gök, altta yağız yer yaratıldığında, ikisi arasında insanoğlu yaratılmış. İnsanoğulları üzerine ise Türk kağanları oturtulmuşlardı.



    Halkı derleyip toparlamak, eğitmek, açı doyurup çıplağı giydir-mek, töreyi hâkim kılmak da hakanın görevleri arasındadır.



    Halkın hakanlara verdiği olağanüstü nitelikler, destanlarda da olağanüstü olayların anlatılmasına zemin hazırlamıştır.



    Farklı Uluslarda Destan Dönemleri


    Destanlar, tarihin bilinmeyen dönemlerinde oluşur ve ulusların yaşadığı büyük olayları yansıtır. Bu bilgiler ışığında köklü bir ta-rihi olan ulusların (Türkler, İranlılar, Sümerler, Yunanlılar, Hintler) destan dönemlerinin olduğu söylenebilir. Bu ulusların tarihin bilinmeyen dönemlerinde yaşamış oldukları büyük olaylar, destanları doğurmuştur. Dolayısıyla destan sahibi büyük ulus-ların destan döneminin olduğundan söz edebiliriz.



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 
Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri