Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

UNICEF , UNESCO , NATO , WHO , FAO' nun çalıştıkları alanları ve amaçları nedir bilgi verirmisiniz Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Unıcef nedir, unicefin
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 35      

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Post UNICEF, UNESCO, NATO, WHO, FAO' nun çalıştıkları alanları ve amaçları

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    UNICEFin çalıştığı alan ve amacı



    Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu UNICEF, dünyada çocuk haklarının başlıca savunucusudur. Hükümetlerle çalışarak kalıcı sonuçlar elde eden bir örgüttür. Bütün çocukların bedensel, zihinsel ve sosyal bakımdan mümkün olan en üst seviyeye erişecek şekilde gelişebilmeleri için gereken haklarını belirleyen Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, UNICEF’in çalışmalarının temelini oluşturur.

    UNICEF bugün Türkiye dahil 158 ülke ve bölgede çocukların sağlık ve beslenme, eğitim, acil yardım, korunma, temiz su ve temiz ortamda yaşama haklarını sağlamak için çalışıyor. Ortaklarla çalışan UNICEF, bütün dünyada hükümetler ile öğretmenlerden gençlere ve annelere kadar çeşitli grupların çocuklara daha iyi bir gelecek vermek için yaptığı çalışmalarda teşvik edici rol oynuyor.

    Misyon beyanı UNICEF, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından, çocukların haklarının korunması ve savunulması, onların temel ihtiyaçlarının karşılanması ve onlara potansiyellerinin en üst düzeyinde gelişebilecekleri ortamların sağlanması ile görevlendirilmiştir.

    UNICEF‘in rehberi Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesidir; çocuk haklarının kalıcı ahlâk ilkeleri ve uluslararası davranış standartları olarak ülkelerce benimsenmesi için uğraş verir.

    UNICEF‘e göre çocukların yaşatılmaları, korunmaları ve gelişmeleri insanlığın gelişme öğesi olan evrensel kalkınmanın belirleyicileridir.

    UNICEF siyasi istekliliği ve maddi kaynakları harekete geçirerek, özellikle gelişmekte olan ülkelerde çocuklara öncelik verme ilkesinin yerleşmesi için çalışır ve çocuklarla ailelerine yönelik politikaların saptanması ve hizmetlerin götürülmesinde yardımcı olur.

    UNICEF kendini, özellikle en muhtaç durumdaki çocukların yardımına koşmaya adamış bir kuruluş olarak savaş, çatışma ve doğal afet ortamlarında olan çocuklara ve ailelerine yardım götürür. Aşırı yoksulluk içindeki ve her türlü şiddete, istismara maruz kalmış çucuklarla, engelli çocuklara UNICEF öncelik verir.

    UNICEF, âcil durumlardaki çocukların haklarını korur. Birleşmiş Milletler bünyesindeki ortakları ve diğer insani yardım kuruluşlarıyla birlikte çocukların ve ailelerinin âcil ihtiyaçlarını temin etme ve sıkıntılarını gidermek üzere harekete geçer.

    UNICEF, tarafsızdır ve işbirliğinde ayrımcılığa karşıdır. Bütün hizmet ve çalışmalarında öncelik en muhtaç durumdaki çocuklara ve ülkelere verilir.

    UNICEF, ülke programları yoluyla, kız çocuklarına ve kadınlara toplumun diğer fertleriyle eşit haklar tanınmasını ve onların toplumların siyasal, sosyal ve ekonomik kalkınmalarına tam katılmalarını desteklemeyi hedefler.

    UNICEF, birlikte çalıştığı diğer kuruluşlarla birlikte, dünyaca kabul edilmiş insanlığın sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılabilmesi ve Birleşmiş Milletler Bildirgesi’nde var olan barış ve toplumsal ilerleme vizyonunun gerçekleştirilmesi için çalışır.

    UNICEF’in Çalışmaları
    UNICEF, yaşamlarının ilk dönemlerinde çocukların gereksinim duydukları bakım ve uyarımın sağlanmasına yardımcı olmakta, aileleri erkek çocukların yanı sıra kızların da eğitilmesine özendirmektedir. Kuruluşun amacı, çocukluk dönemi hastalıklarının ve ölümlerinin azaltılması, savaş ve doğal afet gibi durumlarda, HIV/AIDS’ten etkilenenler dahil olmak üzere çocukların korunmasıdır.

    UNICEF, nerede olurlarsa olsunlar gençlere yaşamlarına ilişkin doğru kararlar verebilmeleri için destek olmakta, sonuçta bütün çocukların güvenli ortamlarda insana yakışır bir yaşam sürdürebildikleri bir dünya inşa etmeyi hedeflemektedir.

    UNICEF, hükümetler, STK’lar (Sivil Toplum Kuruluşları), diğer Birleşmiş Milletler kuruluşları ve özel sektörden ortaklarla birlikte çalışmalar yürütür. Ayrıca çocukları koruma amacıyla çeşitli hizmetler ve malzemeler sağlar, siyasi gündemlerin ve bütçelerin çocukların yararına göre oluşturulmasına destek olur.

    UNICEF, Birleşmiş Milletler’in 2018 yılı için belirlediği hedefler çerçevesinde, beş yıllık dönemler için öncelikli konular belirleyerek o konularda programlar hazırlar.

    Erken Çocukluk Gelişimi : Her çocuğun beslenme, temiz su, temiz çevre ve korunma ihtiyaçlarının karşılanması,
    Kız Çocuklarının Eğitimi : Dünyadaki her çocuğun, özellikle de kız çocuklarının kaliteli bir ilkokul eğitimi alması,
    Bağışıklama ve Daha Fazlası : Bütün çocukların önlenebilir ölüm ve sakatlıklardan korunması,
    HIV/AIDS : HIV virüsü ile AIDS hastalığının yayılmasının önlenmesi ve hastalıktan etkilenmiş çocuklarla gençlerin gerekli bakımı görmelerinin sağlanması,
    Çocukların Korunması : Çocukların şiddet, sömürü, taciz ve ayrımcılıktan uzak güvenli bir yaşam sürebilmeleri için her çocuğun korunmasının sağlanması.




  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
  4. unesco amacı nedir

    Genel Konferans,
    Kurucu Belgesine göre UNESCO’nun amacı, “her yerde adalete, hukukun üstünlüğüne, insan haklarına ve temel özgürlüklere saygıyı geliştirmek için eğitim, bilim ve kültür yoluyla uluslar arasında işbirliğini sağlayarak barış ve güvenliğe katkıda bulunmak” olduğunu (Md. I, 1) ve bu amacı gerçekleştirmek için Teşkilatın “düşüncelerin sözle veya resimle serbestçe dolaşmasını sağlamak” için mücadele edeceğini (Md.I, 2) hatırlayarak,
    Yine Kurucu Belgeye göre UNESCO’ya Üye Devletlerin, “objektif gerçeğin hiç bir sınırlamaya tabi olmadan aranmasında ve düşünce ve bilgilerin serbestçe alış verişinde herkese tam ve eşit imkanlar sağlanması gereğine inanarak, kendi halkları arasında iletişim imkanlarını geliştirme ve artırmaya, ve bu imkanları karşılıklı anlayış ve birbirlerinin yaşama tarzı hakkında doğru ve daha gerçek bilgiler elde etmek için kullanmaya karar verip anlaşmış oldukları”nı (başlangıç bölümünün altıncı paragrafı) hatırlayarak,
    Birleşmiş Milletlerin kendi Şartı’nda belirtilen amaçları ve prensipleri hatırlayarak,
    Birleşmiş Milletler tarafından 1948’de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’ni ve özellikle “herkes fikir ve ifade özgürlüğüne sahiptir; bu hak, bir müdahaleye maruz kalmadan bir fikre sahip olma, haber ve düşünceleri basın ve yayın araçları vasıtasıyla ülke sınırlarıyla bağlı olmaksızın arama, elde etme ve ulaştırma hakkını da içerir”, diyen On dokuzuncu maddesi ile, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1966 tarihinde kabul edilen Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi'nin aynı prensipleri ilan eden On dokuzuncu maddesini ve savaş teşvikçiliğini, ulusal, ırksal veya dinsel kin ve nefreti ve her türlü ayrımcılığı, düşmanlığı veya şiddeti kınayan Yirminci maddesini hatırlayarak,
    Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1965 yılında kabul edilen Her türlü Irk Ayrımcılığının Tasfiye edilmesine dair Uluslararası Sözleşme’nin dördüncü maddesini, ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1973 yılında kabul edilen Apartheid Suçu ile Mücadele edilmesine ve Cezalandırılmasına dair Uluslararası Sözleşme’yi, sözü edilen bu Sözleşmelere katılan Devletlerin ırksal ayrımcılık niteliğindeki fiilleri veya bu fiillere her türlü teşviki ortadan kaldırmayı amaçlayan acil ve yapıcı tedbirler almayı, ve apartheid ve benzeri ayırıcı politikalara veya bunların görünümlerine teşviki engellemeyi taahhüt etmiş olduklarını hatırlayarak,
    Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1965 yılında kabul edilen Gençler arasında Barış İdeallerini, Halklar arasında Karşılıklı Saygı ve Anlayışı Geliştirmeye dair Bildiri’yi hatırlayarak,
    Yeni uluslararası ekonomik düzenin kurulması ve UNESCO’nun bu konuda oynayacağı rol ile ilgili Birleşmiş Milletlerin çeşitli organları tarafından kabul edilen bildirileri ve kararları hatırlayarak,
    UNESCO Genel Konferansı tarafından 1966 yılında kabul edilen Uluslararası Kültürel İşbirliği Prensipleri hakkındaki Bildiri’yi hatırlayarak,
    Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 1946 yılında kabul ettiği ve Haber alma Özgürlüğünü temel bir insan hakkı olarak beyan eden ve bu hakkı Birlemiş Milletlerin yücelttiği bütün özgürlükler için mihenk taşı saydığı 59(1) sayılı kararını hatırlayarak,
    Haber alma özgürlüğü, zorunlu bir unsuru olan muafiyetlerini istismar etmeden kullanma niyetini ve yeterliliğini gerektirir. Bu özgürlük, olayları önyargısız araştırma ve edinilen bilgiyi kötü niyet taşımadan yayma ahlaki yükümlülüğünü temel bir disiplin olarak şart koşar.
    Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 1947 yılında kabul ettiği, barışı tehdit etmeyi, barışı bozmayı ve saldırı eylemini tasarlayan veya tahrik veya teşvik eden her türlü propagandayı kınayan 110 (II) sayılı kararını hatırlayarak,
    Genel Kurulun 1947 yılında kabul ettiği, Üye Devletleri, Devletler arasında dostane ilişkileri zedelemeye yönelik yanlış ve yalan haberlerin yayılması ile anayasal usulleri çerçevesinde mücadele etmeye çağıran 127(II) sayılı kararı ile birlikte, Genel Kurulun kitle iletişim araçları ve onların Devletler arasında barış, güven ve dostane ilişkileri güçlendirmeye yönelik katkıları ile ilgili diğer kararlarını da hatırlayarak,
    UNESCO Genel Konferansı tarafından 1968 yılında kabul edilen ve UNESCO’nun sömürgecilik ve ırkçılığın ortadan kaldırılmasına yardım etme amacını hatırlatan 9.12 sayılı kararını ve Genel Kurul tarafından 1976 yılında kabul edilen ve sömürgeciliğin, yeni sömürgeciliğin ve her türlü ırkçılığın ve görünümlerinin UNESCO’nun temel amaçlarına aykırı olduğunu ilan eden 12.1 sayılı kararını hatırlayarak,
    UNESCO Genel Kurulu tarafından 1970 yılında kabul edilen, barış ve insanlığın menfaati için uluslararası anlayış ve işbirliğinin geliştirilmesine, ve savaş, ırkçılık, apartheid ve uluslar arasında düşmanlık propagandası ile mücadele etmeye medyanın katkıda bulunmasına dair olan, bu amaçların gerçekleştirilmesine kitle iletişim araçlarının katkısının esas olduğunun farkında bulunan 4.301 sayılı kararını hatırlayarak,
    UNESCO Genel Konferansı’nın yirminci toplantısı tarafından kabul edilen Irk ve Irksal Önyargılara dair Bildiri’yi hatırlayarak,
    Modern toplumlarda haber alma probleminin karmaşıklığının, UNESCO içinde bu problemler için önerilen çözümlerin de gösterdiği gibi çözümlerin çeşitliliğinin, ve ilgili tarafların kendi düşüncelerinin, bakış açılarının ve kültürel kimliklerinin gereği gibi dikkate alınması konusundaki meşru taleplerinin bilincinde olarak,
    Gelişmekte olan ülkelerin yeni, daha adil ve etkili bir haber alma dünyası ve iletişim düzeni kurulması konusundaki düşüncelerinin bilincinde olarak,
    1978 yılının Kasım ayının yirmi sekizinci günü Kitle İletişim Araçlarının Barışın ve Uluslararası Anlayışın Güçlendirilmesine, İnsan Haklarının Geliştirilmesine ve Irkçılık, apartheid ve Savaş Kışkırtıcılığı ile Mücadele edilmesine Katkıda bulunması ile Temel Prensipleri Bildirisi’ni ilan eder:
    Madde 1

    Barışın ve uluslararası anlayışın güçlendirilmesi, insan haklarının geliştirilmesi ve ırkçılık, apartheid ve savaş kışkırtıcılığı ile mücadele edilmesi, serbest haber akışını ve haberlerin daha geniş ve daha dengeli olarak dağılmasının sağlanmasını gerektirir. Bunun gerçekleştirilmesine kitle iletişim araçları öncülük eder. Ele alınan konunun değişik yönleri yansıtıldığı ölçüde, haberlerin daha etkili bir katkısı olur.

    Madde 2

    1. İnsan haklarının ve temel özgürlüklerin bütünleyici bir parçası olarak kabul edilen fikir, ifade ve haber alma özgürlüğünün kullanılması, barışın ve uluslararası anlayışın güçlendirilmesinde hayati önemi olan bir faktördür.
    2. Halk tarafından haberlere ulaşılması, haber kaynaklarının ve araçlarının çeşitliliğinin sağlanması suretiyle güvence altına alınır; böylece her bireyin, olayların gerçekliğini denetlemesine ve olayları objektif bir biçimde değerlendirmesine imkan sağlanır. Bu amaçla, gazeteciler haber verme özgürlüğüne ve habere ulaşmak için mümkün olduğu kadar her türlü imkana sahip olmalıdır. Bunun gibi, kitle iletişim araçlarının halkın ve bireylerin ilgi alanlarına yanıt verebilmesi, ve böylece haberlerin işlenmesine halkın katılmasının sağlanması da önemlidir.
    3. Kitle iletişim araçları bütün dünyada barış ve uluslararası anlayışın güçlendirilmesi, insan haklarının geliştirilmesi ve ırkçılık, apartheid ve savaş kışkırtıcılığı ile mücadele edilmesi amacıyla, görevleri gereği, özellikle sömürgecilikle, yeni sömürgecilikle, yabancı işgaliyle, her türlü ırksal ayrımcılıkla ve baskıyla mücadele eden, ve kendi ülkeleri içinde seslerini duyurma imkanı bulamayan baskı altındaki insanların seslerini duyurarak, insan haklarının geliştirilmesine katkıda bulunur.

    4. Kitle iletişim araçlarının bu Bildiri’deki prensipleri geliştirme durumunda olabilmeleri için, gazetecilere ve kitle iletişim araçlarının diğer mensuplarına hem kendi ülkelerinde hem de yabancı ülkelerde mesleklerini yapabilmeleri için gerekli şartları güvence altına alan koruma sağlanır.

    Madde 3

    1. Barışın ve uluslararası anlayış güçlendirilmesinde ve ırkçılık, apartheid ve savaş kışkırtıcılığı ile mücadele edilmesinde kitle iletişim araçlarının büyük bir önemi vardır.
    2. Kitle iletişim araçları, önyargıların ve cahilliğin tırmandırdığı saldırı savaşçılığı, ırkçılık, apartheid ve diğer insan hakları ihlalleriyle mücadele ederken, bütün halkların amaçları, düşünceleri, kültürleri ve ihtiyaçları hakkında haberler yayarak, cahilliğin ve halklar arasındaki yanlış anlayışların tasfiye edilmesine, bir ülkenin vatandaşlarının ihtiyaçları ve arzuları konusunda diğer ülkenin vatandaşlarının duyarlı hale gelmesine, ırk, cinsiyet, dil, din veya milliyet ayrımı gözetmeksizin bütün ulusların, bütün halkların ve bütün bireylerin haklarına ve onurlarına saygının sağlanmasına, yoksulluk, açlık ve hastalık gibi insanlığı yıkıcı büyük belalar konusunda dikkat çekmeye, bu suretle Devletlerin uluslararası gerilimin düşürmelerine ve uluslararası uyuşmazlıkların barışçı ve hakkaniyetle çözmelerini sağlayabilecek politikalar oluşturmalarına katkıda bulunur.
    Madde 4

    Kitle iletişim araçları, insan haklarının, bütün insanlar ve halklar arasında hak eşitlik ile ekonomik ve toplumsal kalkınmanın sağlanması için gençlerin barış, adalet, özgürlük, karşılıklı saygı ve anlayış ruhu içinde eğitilmeleri konusunda önemli bir role sahiptir. Aynı şekilde, kitle iletişim araçları genç kuşakların bakış açılarının ve düşüncelerinin bilinmesinde önemli bir rol oynar.
    Madde 5

    Fikir, ifade ve haber alma özgürlüğüne saygı gösterilmesini, ve haberlerin bütün görüşleri yansıtmasını sağlamak için, hakkında haber yayınlanmış ve yayılmış olduğunu düşünen ve görüşleri sunulacak olan kimselerin, barışı ve uluslararası anlayışı güçlendirme, insan haklarını geliştirme, ırkçılık, apartheid ve savaş kışkırtıcılığı propagandasına karşı mücadele etme çabalarının ciddi surette zarar görmüş olmaları önem taşır.
    Madde 6

    Adil ve devamlı bir barışın oluşması ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomik ve siyasal bağımsızlıkları bakımından büyük önem taşıyan haberlerin akışında yeni bir güçler dengesi ile karşılıklı alış verişin kurulması için, gelişmekte olan ülkelere ve bu ülkelerden diğerlerine ve bu ülkeler arasında haber akışındaki eşitsizliği gidermek gereklidir. Bu amacın gerçekleştirilmesinde esaslı faktör, gelişmekte olan ülkelerdeki kitle iletişim araçlarının, kendilerini güçlendiren ve genişleten kaynaklara, ve hem kendi aralarında ve hem de gelişmiş ülkelerdeki kitle iletişim araçlarıyla işbirliği yapma imkanlarına sahip olmalarıdır.
    Madde 7

    Kitle iletişim araçları, Birleşmiş Milletlerin çeşitli organları tarafından kabul edilmiş kararlara temel oluşturan ve evrenselliği tescil edilmiş olan amaçlar ve prensipler ile ilgili bütün bilgilerin çok daha geniş bir alana yayılmasını sağlayarak, barışın ve uluslararası anlayışın güçlendirilmesine ve daha adil ve eşitlikçi bir uluslararası düzenin kurulmasına etkili bir biçimde katkıda bulunur.
    Madde 8

    Mesleki teşkilatlar, gazetecilerin ve kitle iletişim araçlarının diğer görevlilerinin mesleki eğitimlerine katılanlar ve bu kişilerin görevlerini sorumlu bir biçimde yerine getirmelerinde kendilerine yardımcı olanlar, mesleki ahlak kurallarını düzenlerken ve bu kuralların uygulanmasını sağlarken, bu Bildiri’deki prensiplere özel bir önem verirler.
    Madde 9

    Bu Bildiri’nin ruhuna uygun olarak, haberlerin serbestçe akışının sağlanması ve daha geniş ve dengeli bir biçimde dağılması için gerekli şartlar ile, gazetecilerin ve diğer kitle iletişim araçlarında çalışan görevlilerin işlerini yaparken korunmaları için şartların yaratılmasına katkıda bulunmak, uluslararası topluma düşen bir görevdir. UNESCO, bu konuda katkıda bulunulması için uygun bir mekandır.
    Madde 10

    1. Haber alma özgürlüğünün güvence altına alınmasını ve konuyla ilgili uluslararası belgelerin ve anlaşmaların uygulanmasını düzenleyen anayasal hükümler çerçevesinde, dünyanın her yerinde, bu Bildiri’nin amaçlarını gerçekleştirmek için haberlerin yayılmasına mesleki açıdan katılan teşkilatlar ve kişiler için gerekli şartların yaratılması ve sürdürülmesi zorunludur.
    2. Haberlerin serbestçe akışının sağlanması ve haberlerin daha geniş ve daha dengeli dağılımın yapılmasını teşvik etmek önemlidir.

    3. Bu amacın gerçekleşmesi için, Devletler tarafından gelişmekte olan ülkelerdeki kitle iletişim araçlarının güç kazanmalarını ve güçlerini artırmalarını sağlayacak şartlara ve kaynaklara sahip olmalarının kolaylaştırılması, ve gelişmekte olan ülkelerdeki kitle iletişim araçlarının hem kendi aralarında ve hem de gelişmiş ülkelerdekilerle işbirliği yapmalarını desteklemeleri gereklidir.
    4. Bunun gibi hakların eşitliğine, karşılıklı menfaate ve insanlığın ortak mirasını meydana getiren kültür çeşitliliğine saygı esasına dayanarak, bütün Devletler arasında ve özellikle değişik ekonomik ve sosyal sistemleri olan Devletler arasında haberlerin ikili ve çok taraflı alış verişini teşvik etmek ve geliştirmek temel teşkil eder.
    Madde 11

    Bu bildirinin bütünüyle etkili olabilmesi için, Üye Devletlerin yasal ve idari düzenlemeleri ile diğer yükümlülükleri çerçevesinde, kitle iletişim araçlarının İnsan Hakları Evrensel Bildiri’nin hükümlerine ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1966 yılında kabul edilen Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin buna karşılık gelen hükümlerine uygun olarak çalışabilmeleri için, uygun şartların varlığının güvence altına alınması gereklidir.


  5. NATO'nun çalışma alanı ve amacı nedir

    Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) siyasi ve askeri alanlarda işbirliği yaparak ortak güvenliklerini sağlama amacı güden 19 Kuzey Amerika ve Avrupa ülkesinden oluşan bir ittifaktır.

    İttifakın temel amacı üye devletler için müşterek savunma temin etmektir. Buna karşın, Soğuk Savaşın sona erdiği tarihten bu yana, NATO yapısını ve politikalarının hem Avrupa'nın genel güvenliğini artırmaya yardımcı olacak hem de Müttefikler ile komşu ülkeler arasındaki siyasi diyaloglar için istikrarlı ve barış dolu bir çerçeve temin edecek şekilde uyarlamıştır. Genel güvenlik ortamında uzun zamandır sağlamaya çalıştığı bu iyileştirmelere yanıt olarak, İttifak aynı zamanda ek sorumluluklar da yüklenmiştir; Avrupa güvenliği için tehdit oluşturan bölgesel ve etnik çatışmalarla mücadele görevi de buna dahildir. Bugün İttifak, Rusya, Ukrayna ve NATO dışındaki diğer ülkelerle işbirliğini sağlamak ve üye devletler ile bu devletlerin halkının güvenliğine ya da çıkarlarına zarar verebilecek ya da zarar veren güvenlik sorunlarıyla aktif bir şekilde mücadele etmek için tasarlanan daha çeşitli ve kapsamlı etkinliklerle uğraşmaktadır.

    İttifakın Kökeni

    İkinci Dünya Savaşının ardından, Doğu ve Batı Avrupa, Soğuk Savaşının ideolojik ve politik bölümleri sonucu birbirinden ayrıldı. Doğu Avrupa, Sovyetler Birliği'nin hâkimiyetine girdi. 1949 yılında, Atlantik'in her iki yakasından 12 ülke Sovyetler Birliği'nin Doğu Avrupa'daki kontrolünü kıtanın diğer bölgelerine yayma riskine karşı koymak için Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütünü kurdu.

    1947 ve 1952 yılları arasında, Marshall Planı Batı Avrupa ekonomilerinin istikrarlı bir hale getirilmesi için kullanıldı. NATO'nun siyasi ve askeri bir ittifak olarak görevi, her tür saldırganlığa karşı toplu savunma temin etmek ve demokrasi ve ekonomik büyüme için güvenli bir ortam sağlamaktı. O zamanki ABD Başkanı Harry S. Truman'ın ifadesiyle Marshall Planı ve NATO "bir elmanın iki yarısıydı".

    NATO'nun kurucu üyeleri - Belçika, Kanada, Danimarka, Fransa, İzlanda, İtalya, Lüksembourg, Hollanda, Norveç, Portekiz, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri - içlerinden herhangi birine askeri bir saldırının olması halinde toplu savunmaya geçeceklerine dair söz verdiler. Kuzey Amerika'yı Batı Avrupa'nın savunmasına bağlama yoluyla, İttifak Batı Avrupa'ya karşı herhangi bir siyasi ya da askeri baskı girişiminin başarısızlıkla sonuçlanacağını göstermiş oldu. Aynı zamanda, savunmanın millileştirilmesini önlemek için bir çerçeve sağladı.

    1950'lerin başlarına gelindiğinde, Kore Savaşı'nın patlak vermesiyle en yüksek noktasına varan uluslar arası gelişmeler, Batı ülkelerinin Sovyet Birliği'nin yayılmacı emellerinden duyduğu endişeleri haklı çıkarmış ortak savunma vaatlerini yerine getirmek için gerek duyulan askeri yapıları oluşturmak yönünde çabalarını artırdılar. Avrupa hükümetlerinin isteği üzerine Avrupa'ya gelen Kuzey Amerika güçleri Sovyetler Birliği'ni, saldırgan tutumunun başarıya ulaşacağına dair düşüncesinden vazgeçirmeye yardımcı oldu. Dahası, zaman geçtikçe, daha çok devlet İttifaka üye oldu. 1952'de Yunanistan ve Türkiye'nin İttifaka katılmalarından üç yıl sonra Federal Almanya Cumhuriyeti, 1982 yılında da İspanya üye oldu.

    İttifak aracılığıyla, Batı Avrupa ve Kuzey Amerika sadece bağımsızlıklarını ortak bir şekilde savunmakla kalmadılar, aynı zamanda benzeri görülmemiş bir istikrar da sağladılar. Gerçekten de, NATO tarafından sağlanan güvenlik, Avrupa ekonomik işbirliğinin ve entegrasyonunun temelini oluşturan "refah oksijeni" olarak tanımlanmaktadır. NATO aynı zamanda Soğuk Savaşın bitmesi ve 1990'lı yılların başında Avrupa'nın bölünmesinin sona ermesi için de ortam yaratmış oldu.

    İttifakın yeniden yapılandırılması

    Soğuk Savaş sırasında, NATO'nun rolü ve amacı Sovyetler Birliği'nin yarattığı tehdit çerçevesinde açık bir şekilde tanımlanmıştı. 1990'lı yılların başlarına gelindiğinde, Varşova Paktı özgürlüklerini yeni kazanan Doğu Avrupalı ülkelerin ısrarı üzerine dağılmış ve Sovyetler Birliği çökmüştü. Geleneksel muhaliflerin ortadan kalkmasıyla, bazı yorumcular NATO'ya gerek kalmadığına ve gelecekteki savunma harcamaları ve silahlı güç yatırımlarının büyük ölçüde azalacağına inanmaya başladılar.

    Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından, birçok NATO müttefiki savunma harcamalarını önemli ölçüde, barıştan daha geniş pay alma umutları iyimser çıktı. Çok geçmeden, Soğuk Savaşın sona ermesiyle askeri istila tehdidinin ortadan kalkmış olmasına karşın, Avrupa'nın bazı bölgelerinde istikrarsızlığın arttığı görüldü. Eski Yugoslavya'da ve eski Sovyetler Birliği'nin bazı bölgelerinde, genellikle etnik gerilimlerin körüklediği bölgesel çatışmalar ortaya çıktı ve yayılma tehdidi baş gösterdi. NATO ülkeleri toplu savunma taahhütlerinin ve güvenliklerinin en iyi teminatının NATO aracılığıyla sağlanacak işbirliği olduğunu hemen anladılar.

    Ayrıca, askeri istila olasılığı azalmış olmasına karşın, bölgesel çatışmalara müdahale etmek ve Avrupa'da barışı ve istikrarı korumak için siyasi ve asker işbirliği alanında yeni yapılanmalara gerek duyuldu. Aslında, askeri güçleri ve yetenekleri, kriz yönetimi, barış koruma ve barışı destekleme operasyonları gibi yeni görevlere uyarlamak ve bunun yanı sıra temel savunma görevlerini devamlı olarak yerine getirmelerini sağlamak için büyük iç reformlar yapılması gerekiyordu. Yeni güvenlik tehditlerine yanıt olarak, NATO geçtiğimiz on yıl içinde, temelde toplu savunma sorumluluğuyla sıkı sıkıya bağlı bir ittifak olmaktan çıkarak daha geniş bir güvenlik alanında işbirliğine giden ulusların ortaklıklarının odak noktası haline geldi.


  6. WHO (Dünya Sağlık Örgütü)'nün çalıştığı alan ve amacı




    Dünya Sağlık Örgütünün (World Health Organization) kısa adı. WHO, 1946 yılında New York’ta, BM’nin bir uzmanlık kuruluşu olarak kuruldu. Merkezi Cenevre’dedir. Yönetim altı bölgeye dağılmıştır. Bunlar; Afrika, Amerika, Güneydoğu Asya, Avrupa, Doğu Akdeniz ve Pasifik bölgeleridir. Ayrıca birçok kentte büroları ve bölgesel komiteleri vardır. Örgütün bütçesi üye devletlerinin ekonomik güçlerinin oranında katkıları ve BM teknik yardım programından ayrılan kaynaklardan oluşur. Örgütün kuruluş amacı tüm dünyada sağlık koşullarının iyileştirilmesi ve bu konuda uluslar arası bir iş birliğinin yapılmasıdır.

    Türkiye, 1947 yılında örgüte katılmıştır. WHO’nun çalışmaları başlıca üç grupta toplanabilir:

    1. Uluslar arası sağlık yönetmelikleri hazırlamak,
    2. Bulaşıcı ve salgın hastalıkların yayılmasını önlemeye çalışmak,
    3. Üye ülkelerin toplum sağlığını koruma çalışmalarını desteklemek.


  7. Gıda ve Tarım Örgütü FAO'nun çalışma alanı ve amacı

    Birleşmiş Milletler'in Gıda ve Tarım Örgütü
    Food and Agriculture Organization of the United Nations (İngilizce)

    Gıda ve Tarım Örgütü (GTÖ; Food and Agriculture Organisation, FAO), açlığı yok etmek ve beslenme şartlarını iyileştirmek amacıyla 1943'te kurulan ve 1946'da Birleşmiş Milletler'in uzmanlık kuruluşu haline gelen bir örgütü. Açlığa karşı mücadelede çok yönlü etkinlikleri vardır. Hükümet ve teknik kuruluşların tarımı, ormancılığı ve balıkçılığı geliştirme projelerine aracı ve yardımcı olur. Bu tip konularda ülkeler düzeyinde teknik yardımlar sağlar. Eğitsel projeler geliştirerek, araştırmalar yapar ve seminerler verir. Dünyadaki tarımsal ürünlerin üretimi, tüketimi, ticareti ve depolanması, tabii kaynakların geliştirilmesi, ağaçlandırma gibi konularda danışmanlık yapar. İstatistikler tutarak bültenler yayınlar.
    GTÖ'nün merkezi Roma'dadır. Buna bağlı olarak dünyada yayılmış çok sayıda büroları mevcuttur. 1960'lardan sonra çalışmalarını, daha çok tarım ürünlerinin geliştirilmesi ve protein eksikliğinin giderilmesi konularında yoğunlaştırmıştır. BM ülkelerinin çoğu GTÖ'nün üyesidir.


  8. UNESCO nedir?

    UNESCO dil, din, ırk gözetmeyen dünyanın barışı için ve insan haklarına sahip çıkmak için kurulmuştur.Birleşmiş Milletler tarafından kulmuştur.Teşkilatın merkezi Paris’tedir.

    UNESCO’nun görevleri nelerdir?

    1. Cehaleti ortadan kaldırmak bilime önem vermektir.
    2. Dünya barışını sağlamak.
    3. Dil, din, ırk ayrımlarını ortadan kaldırmak.
    4. Memleketler arasındaki kültürleri duyurmak.
    5. Okul, kütüphane gibi yerler kurmak.
    6. Bilim araştırmalarına imkan vermektir.

    Türkiye’nin UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesinde Yer Alan Eserleri ;

    • İstanbul’un tarih alanları
    • Safranbolu Şehri(Karabük)
    • Hattuşaş(Boğazköy), Hiti Başkenti(Çorum)
    • Nemrut Dağı(Adıyaman-Kahta)
    • Xanthos-Letoon(Antalya-Muğla)
    • Divriği Ulu Camii ve Daüşşifası(Sivas)
    • Truva Antik Kenti(Çanakkale)
    • Pamukkale-Hierapolis(Denizli)
    • Görme Milli Parkı ve Kapadokya(Nevşehir)
    • Selimiye Camii ve Külliyesi(Edirne)



 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri