Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

küresel barışa k atkı sağlayan önemli insanlar kimlerdir ? Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Tarihteki Bilime Katkı Sağlayan Türk İslam Bilginleri Kimlerdir Din Ve Vicdan
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 4      

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Küresel barışa katkı sağlayan önemli insanlar

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Toplumsal Barışın Sağlanmasında STK'ların Rolü


    Bu çalışmanın amacı, toplumsal barışın sağlanmasında STK’ların rolünü irdelemek ve ortaya koymaktır. Bu bağlamda öncelikle sivil toplum ve STK kavramı kısaca açıklanmakta ve daha sonra toplumsal barış açısından STK’ların önemi ve işlevleri üzerinde durulmaktadır.




    Doç.Dr.Mehmet MARANGOZ
    Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi
    Biga İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi

    Özet:

    Sivil toplum kuruluş (STK)’ları çok farklı alanlarda örgütlenebilen ve birçok farklı alanda da faaliyet gösteren gönüllülük esasına göre oluşmuş/oluşturulmuş kuruluşlardır. Bu kuruluşların kuruluş amaçları ve faaliyet alanları farklı olmakla birlikte temel hedefleri toplumsal sorunlara çözüm bulmak ve toplumun gelişmesine ve kalkınmasına katkıda bulunmaktır. Bunu yaparken de, toplumsal barışın sağlanmasına (yardımlaşmanın geliştirilerek çatışmaların önlenmesi, yoksulluğun önlenmesi vb.) katkıda bulunmaktadırlar. Bu çalışmanın amacı, toplumsal barışın sağlanmasında STK’ların rolünü irdelemek ve ortaya koymaktır. Bu bağlamda öncelikle sivil toplum ve STK kavramı kısaca açıklanmakta ve daha sonra toplumsal barış açısından STK’ların önemi ve işlevleri üzerinde durulmaktadır.


    Giriş

    Sivil toplum kuruluş (STK)’ları çok farklı alanlarda örgütlenebilmektedir .Bu kuruluşlar sağlıktan eğitime,insan haklarından kalkınmaya,kriz yönetiminden diplomasiye kadar uzanan çok geniş bir alanda faaliyet göstermektedirler .STK’lar aralarındaki farklılıklara karşın niteliksel ve niceliksel olarak hızlı bir gelişme içinde olup,coğrafi sınırları aşarak ortak misyon ve hedef peşinde koşabilir hale gelmişlerdir (Paksoy vd.2008:364).Bu nedenle günümüzde STK’lar her alanda etkinliklerini artırmaktadırlar.

    STK’lar özellikle 1980’lerden bu yana, dünyadaki hızlı gelişime paralel olarak tüm dünya ülkelerinde ve Türkiye’de gelişim sürecine girmiştir.Örgütlü sivil toplum yapısı Türkiye’de toplumsal değişimin önemli bir aktörü olmuştur. STK’ların bir örgütsel yaşam alanı olarak farklı yapılanmalar halinde yaygınlaşması birçok fonksiyonel STK’lar farklı alanlarda çalışan gönüllü örgütlerden,düşünce kuruluşlarına,sosyal hareketlerden vatandaşlık inisiyatiflerine,hükümet dışı örgütlerden sendikalara ve meslek odalarına kadar geniş bir yelpaze içinde hareket eden “örgütsel alanı”temsil etmektedir. Bu örgütsel yapılar içinde,sivil toplumun hareket alanı,1980’lerden bu yana,ama özellikle 2000’li yıllar içerisinde sadece yerel ve ulusal değil,bölgesel ve küresel bir nitelik de kazanmıştır (Çolak vd. 2008:1081).Toplumların bilinçlenmesi ile birlikte STK’ların ulusal ve uluslararası alandaki etkinlikleri de her geçen gün artmaktadır .STK’ların bu etkinlikleri her alanda tartışılmaktadır.Bu çalışmanın amacı da,STK’ların toplumsal barışın sağlanmasında rolünü tartışmaktır .

    Sivil Toplum ve Sivil Toplum Kuruluşları

    Sivil toplum kavramını açıklanmadan önce,toplum-sivil toplum ayırımının yapılması gerekmektedir .Toplum,yalın anlamda,kurumların ve kuralların yer aldığı bir alanda faaliyet gösteren örgütlenmiş insan toplulukları olarak nitelendirilebilir.Sivil toplum ise genelde kendi çıkarlarını,hırslarını ve ideallerini ifade etmek, bilgi alışverişinde bulunmak ve gerektiğinde devlet kurumlarını sorumlu tutmak için bir kamu alanında ortak fikir birliği içerisinde hareket eden vatandaşları içermektedir ve bu yönüyle “toplum”kavramından farklıdır.Toplumlar,içerisinde insanların örgütlenme biçimleri,kendilerini ve çevrelerini anlamlandıran bakış açılarına göre zaman içerisinde farklılıklar göstermekte,bu bakımdan da onlar;ilkel toplum,feodal toplum,çağdaş toplum gibi bir takım sınıflandırmalara tabi tutulabilmektedir .Sivil toplum ise,bir anlamda çağımızın gelişmiş ve demokratik toplumlarının adı olmaktadır.Bu boyutuyla da sivil toplum,hiçbir üst kimliğe ve gerçekliğe başvurmaksızın kendi gelişimini yönlendirebilen ve anlamlandırabilen, bunun için gerekli dinamikleri barındıran, devletten özerk,sürekli bir gelişme içerisinde bulunan bireyler ile örgütlenmeler topluluğudur (Yıldırım,2003:230;Erturgut,2008:506).

    Sivil toplum,devletin müdahale alanlarının dışında kalan ekonomik ve sosyal alanı tanımlamak için gereksinim duyulmuş bir kavramdır.Bu alan,kendi kendini düzenleyen,kendi ilke ve kurallarına göre işleyen özerk bir alandır.Devlet ve bireyler arasında aracı ve düzenleyici rol oynamaktadır.Bu rol kapsamında kolektif hedefler belirler ve bunlara ulaşmak için devlet kuruluşlarının ve özel firmaların politikalarını etkilemeye çalışır.Demokratik toplumların çok önemli bir parçası olan sivil toplum düşüncesi,devletin tüm etkinlikleri kontrol etmesinin engellenebilmesi için devletin erişim alanını daraltmakta,toplum içerisinde kendiliğinden oluşmuş birçok bağımsız örgütün bulunmasını,insanların kendi problemlerini çözebilmek için örgütlenmelerini,halkın düşüncelerinin yönetime yansımasını sağlamaktadır (Beetham ve Boyle,1998: 119;Tayfun,2008:1 15).

    Sivil toplum bilincinin yerleşmesine ve yaygınlaşmasına zemin oluşturan sivil toplum kuruluşları,insanların ortak bakış,ortak talep ve duyarlılık temelinde gönüllü olarak bir araya gelerek;devletin hukuki,idari,üretici ve kültürel organlarının dışındaki alanlarda oluşturdukları dernek,vakıf,sendika gibi örgütlenmeler şeklinde tanımlanmaktadır (Uğur,1998: 69).Son yıllarda sivil toplumun küresel ölçekte gündeme gelmesini ve kendisine önemli işlevler atfedilmesini sağlayan önemli gelişmeler olmuştur.Aşağıda sıralanan gelişmeler bir anlamda sivil toplum anlayışının geleceğine dair önemli mesaj lar da vermektedir (Tayfun,2008:116).

    • Günümüz toplumlarında,geleneksel toplumlardaki dayanışmanın ortadan kalkması,bireyselliğin çok fazla öne çıkması ve insanların bu eksikliği hissetmeye başlaması onları çeşitli alanlarda dayanışmaya itmekte ve örgütlenmelerini sağlamaktadır.Böylece birey,gereksinim duyduğu aidiyet duygusunu geliştirebilmektedir .

    •Temsili demokrasiler bugünkü toplumsal beklentilere yanıt verememektedir. Çünkü partiler,belirli sınıfların temsilcisi olmaktan çıkmış ve partiler arasındaki çizgiler netliğini kaybetmiştir .

    •İletişim teknolojisindeki gelişmeler sayesinde belli bir konu etrafında örgütlenme,kamuoyu oluşturma ve talepleri dile getirme daha kolay hale gelmiştir . STK’lar;toplum yararına çalışan,demokrasinin gelişmesine katkı sağlayan,kar amacı gütmeyen,devletten bağımsız hareket edebilen,bireylerin ortak amaç ve hedefleri açısından değerlendirildiğinde ise siyasal iradeyi ve yönetimi kamuoyu oluşturmak suretiyle etkileyebilen bir örgütlenme türü şeklinde ifade edilmektedir (Akatay,Yelkikalan,2007:8-9). Çağdaş demokrasilerde bugün sivil toplum kuruluşları, toplumları derinden etkileyecek çok çeşitli çalışma grupları oluşturabilen, bilişim teknolojisinden çok üst düzeyde yararlanabilen, toplumların gelişmesi için gerekli işlevlerin yerine getirilmesinde tüm toplum katmanlarının rol almasını sağlayabilen,üyelerinin dışındaki bireyleri de çalışmalarına katabilen örgütlerdir. Çağdaş toplumlarda sivil toplum,devlet, ekonomik pazar ve vatandaşlar arasında üçüncü sektör olarak bir rol üstlenmiştir.Sivil toplum,örgütlü toplumdur. Avrupa’da, sivil alanda faaliyet gösteren yapılar, sendikalar ve işveren örgütlerini bünyesinde barındıran sosyal ortaklar ile sosyal ortakların dışındaki sosyal ve ekonomik aktörleri temsil eden örgütler;yerel düzeyde örgütlenen gençlik ve aile dernekleri,dini topluluklar ile diğer hükümet dışı kuruluşlardan oluşur.Sivil toplumun bir parçası olan bu kuruluşlar, vatandaşları ortak bir amaç için bir araya getiren çevre ve insan hakları örgütleri,tüketici dernekleri,yardım ve eğitim örgütleri gibi yapılardır (Demir,Sever, 2008:348).

    STK’ların,insan refahının iyileştirilmesindeki aktif katılımlarının geçmişi eskilere dayanır.STK’lar özellikle toplum ve hükümetler arasında önemli bağlantılar kurarlar.STK’ların,bu süreçte etkili ve dinamik temsilcilikleri olarak etki yapabilmelerini sağlayan belirli güçlere ve karakteristiklere sahiptirler .Ayrıca,ihtiyaçları açıklamada toplumla birlikte çalışarak özel bir kapasite sergilerler.Geniş kapsamlı talep ve durumlarda yaratıcı ve yenilikçi yollara tepkide esnekliğe ve özgürlüğe sahiptirler .STK’lar,araştırmalardan topluma dayalı projelere kadar uzanan yelpazede yer alan programları,en geniş anlamda insan endişelerini kapsayan, sağlık ve gelişme alanında sıkça öncülük yaparlar.STK’lar,kişilerin veya belli bir amaç için bir araya gelmiş grupların geniş tabanlı örgütlerini (örneğin bilgi ve hizmet faaliyetleri,eğitim kurum ve kuruluşları,sosyal refah dernekleri,dini gruplar, kadın dernekleri,gençlik grupları,ticaret örgütleri,aile planlaması dernekleri gibi) tam profesyonel,uzmanlaşmış ve teknik örgütleri ve kendine yetme,ekonomik ve sosyal gelişme programlarının değişik tipleriyle ilgili temsilcilikleri kapsar. Birçoğu uluslararası federasyonlara veya derneklere üye olmuşlardır .Birçok ülkede,ulusal ve/veya yerel vatandaş hareketleri,yardım grupları,kooperatifler ve diğer dernekler bulunur ve bunların bazıları bir topluluk veya etnik temelde,diğerleri özel ihtiyaçları karşılamakamacıyla organize olmuşlardır (Yücel, 2008:390).

    STK’ların oluşumunun temel nedenlerinde biri de toplumsal sorunlara duyarlılıktır . Bugün çağdaş demokrasilerde STK’lar toplumun vazgeçilmez öğeleri arasında yer almaktadırlar (Tezcan,2003:2).Bir toplumun ekonomik,sosyal ve demokratik gelişmesi,o toplumu oluşturan bireylerini kendi sorunlarını çözmeye yönelik faaliyetlere gönüllü olarak katılma düzeyleri ile yakından ilgilidir (Devecioğlu ve Çoban,2005:182).Son yıllarda STK’ların dünya çapındaki faaliyetleri hızla artmaktadır.Bu ör gütlerin çoğu kendilerini insani,toplumsal ve eğitimle ilgili sorunların çözümüne adıyor.Son yıllarda dünyanın birçok ülkesinde binlerce sivil toplum kuruluşu kuruldu.Dış politika uzmanları, sayısı Hindistan’da bir milyon,Rusya’da da 400 bine ulaşan sivil toplum kuruluşlarının Afrika’da da yayıldığına dikkat çekiyor.Sadece Amerika’da iki milyon sivil toplum kuruluşu olduğu tahmin ediliyor.Birçok uzman,sağlam yapıya sahip sivil toplum örgütlerinin devletlerden daha güvenilir olabileceğini söylüyor.Bu kuruluşlar uluslararası alanda çok fazla yaptırım gücüne sahip olmasa da,İnsan Hakları Gözlem Örgütü,Uluslararası Af Örgütü ve Sınır Tanımayan Doktorlar gibi kuruluşlar,uluslararası politikaları bazen devletlerden daha fazla yönlendirebiliyor (Yücel,2008:390).

    STK’lar daha çok devletin yapamadığı ya da yapmadığı birçok faaliyeti gerçekleştirmektedir. Bu tür kuruluşlar devletten daha hızlı servis verme,esnek olma ve maliyetlerde tasarruf sağlama olanağına sahiptir (Ruhi,1997:28).STK’ların en belirgin özellikleri,sadece kendi amaç ve değerlerine hizmet etmemeleri,hükümetlerden,kamu makamlarından ve siyasi partilerden bağımsız olmaları,ticari çıkar gözetmemeleri ve kar amacı gütmemeleri ve merkezi otorite ile vatandaş arasında arabuluculuk yapmalarıdır.En önemli özelliği de hızlı hizmet verebilme ve yenilik yapma yeteneklerinin daha yüksek olmasıdır.Başka araçlarla sesini yeterince duyuramayanların sesi olarak hareket ederler (Devecioğlu ve Çoban, 2005:187).Sivil toplumun en önemli özelliklerinden biri,gönüllülük esasına dayanmasıdır .STK’lar,toplum içerisinde idarenin bir parçası olmayan ve sivil toplum alanında etkinlik gösteren her türlü örgütlerdir.Buna göre,siyasi gruplar, sendikalar ,dini kuruluşlar ,spor kulüpleri, kültür ve sanat dernekleri,ticarî birlikler ve sanayi odaları da bu kapsama girmektedir (Erdoğan,Tosun,2004:128).Buna göre STK’ları,dört ana temel özelliğe göre değerlendirebiliriz (Kaylar,Yıldırım,2008:785):Gönüllülük,bağımsızlık (özerklik),kâr amacı gütmemek,vizyon ve bir ideale sahip olmak.

    Yukarıda da kısaca değinildiği gibi günümüzde STK’lar çok farklı ve geniş alanda faaliyetlerini sürdürmektedirler .Bu faaliyet alanları her geçen gün genişlemektedir.Böylece toplumsal değişime de etkileri artmaktadır .Özellikle son yıllarda yaşanan gelişmeler dayanışmanın sadece ülkelerle sınırlı kalmayıp,küresel bir etkileşimle uluslararası bir nitelik kazandığını göstermektedir.Farklı ülkelerden birçok insan oluşturdukları sivil toplum örgütleri aracılığıyla insan hakları ihlalleri,kürese ısınma,evrensel barış,açlıkla ve terörle mücadele gibi çok önemli konularda dayanışma ve etkileşim içerisindedir.Barış girişimlerinin sivil toplum kuruluşları tarafından doğrudan ya da dolaylı olarak desteklenmesi katılımcı demokratik kültürün yerleşmesine sağladığı katkıya paralel olarak,değişen barış algılamaları nedeniyle küresel ölçekli toplumsal barış eğilimlerini de güçlendirmektedir (Tayfun,2008:1 16).

    Toplumsal Barışın Anlamı ve Önemi

    İnsanoğlu tarihin başlangıcından itibaren bir varlık mücadelesi içindedir.Başlangıçta hayatta kalma amacına odaklanan mücadele,zamanla geniş kitlelerin katılımı ile tarihe yön veren savaşlara dönüşmüş;kazanılan zaferlerin sarhoşluğu, yaşanan katliamların unutulmasına neden olmuştur.Savaş ve mücadele kontrolden çıkarak,yok etmeye sahip olmanın yarattığı büyü cazibe kazansa da,yaşanan her savaş,barışın gerçek anlam ve değerini ortaya koymanın ötesine geçememiştir (Tayfun,2008:116).Geçmişten günümüze barışın özlemi hep duyulmuş ama hiçbir zaman küresel anlamda tam bir toplumsal barış sağlanamamıştır.

    Günümüz dünyası küresel anlamda barışa her zaman olduğundan çok daha fazla ihtiyaç hissetmektedir .“Savaş”kavramı internet ortamında “Barış”kavramına göre yaklaşık üç misli fazla (Google,2008) görünse de barışı,yaşamın her alanında etkin kılmak için sergilenecek en ufak bir katkı hem değerli hem de gereklidir. Yaşanan olumsuz örnekler insanların sadece savaş meydanlarında değil,savaşı kazansalar da yaşamlarının diğer alanlarında ağır kayıplarla karşı karşıya kaldıklarını ortaya koymaktadır.Savaş ve savaşın getirdiği koşullar ülke yöneticilerine dayatmalarda bulunduğu gibi,halkın ve bireylerin yaşamındaki olumsuzluklara, mutsuzluklara,yoksulluğa,adaletsizliğe düşkünlüğe kaynaklık etmiştir (Günel,2006;Tayfun,2008:117).

    Toplumsal Barışın Sağlanmasında Sivil Toplum Kuruluşlarının Önemi

    Hükümetlerin sosyal ve ekonomik sorunlar karşısındaki başarısızlıkları yeni arayışları gündeme getirmektedir .Ulusal bütçelerin ve dış yardımların sosyal ihtiyaçlar için yeterli olmayışı,bütçe açısından daha güçlü STK’lara ihtiyaç duyulmasına yol açmıştır.Bu ihtiyaçlara bir cevap olarak bu sektörün güçlendiğine tanık olunmaktadır .Tüm bu gruplar arasındaki ortak payda,aile yaşamının,işyerinin ve hükümetin dışındaki kişilerin bir araya gelmesidir.Bu kişiler,sorunların çözümü ve daha güzel bir dünya için bir araya gelmişlerdir .Onların hem zamanları hem de emekleri gönüllüğe dayanmaktadır.Günümüzde bu birlikteliklerin toplumsal barışın sağlanmasında sivil toplum kuruluşlarının önemini kısaca aşağıdaki gibi özetleyebiliriz (Kocabaş,2008:276-277;Demir,Sever;2008:348;Marangoz vd.2008:476):

    • Toplumsal yapının sağlıklı işleyebilmesi için,çeşitli nedenlerle toplumun diğer kesimlerine nazaran dezavantajlı durumda bulunan bireylerin ve grupların desteklenmesi;sosyal,kültürel ve çevresel sorunların üstesinden gelinmesi,din sağlık, politika gibi hizmetlerin yerine getirilmesi kaçınılmaz bir gerekliliktir .Toplumsal yapı açısından yaşamsal bir önem taşıyan bu gerekliliklerin yerine getirilmesinin, bu gereklilikleri yerine getiren birey ve kurumlar açısından doğrudan bir ekonomik getirisi de bulunmamaktadır .Bu noktada STK’lara duyulan ihtiyaç ve üstlendikleri fonksiyonların önemi anlaşılmakta ve onlara duyulan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır .

    • Günümüzde devletin üstün olduğu durumdan,devletin hatta STK’ların merkezde olduğu yapıya doğru bir dönüşüm yaşanmaktadır.STK’ların doğmasının temel nedenlerinden biri de belki de en önemlisi devletin halkın tüm sosyal ihtiyaçlarını etkinlik ve verimlilik açısından yeterince karşılayamamasıdır .Refah devletinin günümüzdeki dönüşümüyle birlikte son yıllarda sosyal hizmetlerin sağlanmasında STK’lar önem kazanmış ve bu kuruluşlar gittikçe daha aktif bir rol oynamaya başlamıştır .Son yıllarda özellikle çevre, kadın,eğitim,sağlık ve insan hakları gibi konuların ele alınışında bu kuruluşların rolü artmıştır

    • Günümüzde hemen her alanda köklü değişimler yaşanmaktadır.Ancak,böylesi bir ortamda dahi insanoğlu rekabet yarışı içinde olmadığı,manevi ve duygusal tatmin bulduğu ortamlara artan oranda ihtiyaç duyacaktır.Bu nedenle,değişim ve gelişim insanlığı nereye götürürse götürsün,insanların manevi tatminlerinin sağlandığı,ortak değerler,çıkarlar ve amaçlara sahip kişilerin oluşturduğu örgüt ve birliklerin daha da güçlenmesi söz konusu olacaktır.

    • STK’lar,toplumsal tepkinin dinamiği ve demokrasinin emniyet sübabıdır.Bir ülkede STK’lar ne kadar güçlüyse o ülke de o kadar güçlüdür.STK’lar da siyasal partiler gibi demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır .Bu kuruluşlar olmayınca toplumun sorunlarını siyasal sisteme iletmesi ve onu harekete geçirmesi mümkün değildir.

    • STK’ların varlığının,toplumun gücünün bir ifadesi olduğu yadsınamaz bir gerçektir.Bu tip örgütlenmeden yoksun bir toplum,devlet karşısında özerk bir kimliğe sahip olmayan,demokrasiden yoksun,otoriterliğin egemen olduğu bir toplum olur.Bu nedenle,her şeyden önce STK’ların işlevlerinin ve öneminin toplumun büyük kesimi tarafından kavranılması,daha sonra da işlevsel açıdan STK’ların uygulama da karşılaştıkları sorunların giderilmesi önem taşımaktadır .

    • STK’lara bu kadar önem verilmesinin nedeni;değişim halinde olan bir toplumda,vatandaşlarını sadakatle savunan tek sektör olmasıdır.Baş döndürücü bir hızla değişen bir dünyada,topluluklarımızda hala varlığını sürdüren sosyal uzlaşı ve sosyal güven yeni bir model arayışı içinde olan yeni sektöre bağlanmış durumdadır .

    • STK’lar,fakirliğin yapısal nedenlerini yok etmek,insan haklarını oluşturmak, çevreyi korumak ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak amacıyla çalışmaktadırlar. Dünyanın büyük bir kısmını etkileyen fakirlik ve sosyal ihtiyaçların artmasından dolayı tüm ulusal ve uluslararası yardımlara rağmen dünyada fakirlik ve sosyal sorunlar devam etmektedir.Fakir ülkeler ve zengin ülkelerin fakir bölgeleri hala varlığını korumaktadır .Afrika,Ortadoğu’nun büyük bir bölümü,Asya ülkeleri ve Latin Amerika’da fakirlik yoğun bir şekilde varlığını korumaktadır.Bu eğilim ise, ulusal ve küresel toplumsal barış için bir tehdit unsuru olmaktadır.

    • Günümüzde tüm çabalara rağmen, ülkelerin sosyal gelişme sürecinin yavaş olduğu görülmektedir. 21.yüzyılda yaşadığımız şu günlerde dünya üzerinde 3 milyar kişi hala,günde 2 doların altında yaşamakta, zenginler ve fakirler arasındaki uçurum büyümektedir. Ayrıca,130 milyon çocuk hala eğitim sistemlerinin dışındadır,1,5 milyar kişi hala temiz suya ulaşabilmiş değildir ve 2 milyar kişi de kanalizasyonsuz bir ortamda yaşamaktadır.Tüm bu olumsuz koşullara iletişim teknolojileri sayesinde tanık olan kişilerin bunları görmezlikten gelmeleri düşünülemez.Öyleyse bu kişiler için sorumluluk duymak insan olmanın bir gereğidir.Bu sorumluluğu duyan kişiler de gönüllülük esasına dayalı faaliyetlerini küresel düzeye taşımaktadır (Wolfenson,http://www.worldbank.org7cdf-text.htm).Diğer bir ifadeyle kamu sektörü ve kâr amaçlı özel sektörün faaliyetlerinin yetersizliği nedeniyle sosyal ve ekonomik sektör olarak sivil toplum ortaya çıkmaktadır.Böylece hükümet dışı örgütler bir dönüşümü gerçekleştirmektedir (http://www.globalpolicy.org/ngos/docs99/montreal.htm.

    •STK’ların hızla büyüyerek faaliyet alanlarının genişlemesi ve başarılı bir biçimde faaliyetlerini sürdürmeleri kimi çevrelerce kalkınma sürecindeki problemlerin çözümünde bir sessiz devrim olarak tanımlanmıştır.Son dönemlerde STK’lar değişen dağıtım ve aktarım yapılarının etkin oyuncuları olarak ortaya çıkarlarken, ihtiyaç sahiplerine mal ve hizmet dağıtımını kamu ve özel sektöre göre çok daha etkin yerine getirmişlerdir (Demir,Sever; 2008:348).

    • Bazı STK’ların yoksulluk ve sosyal dışlanma alanında gerçekten önemli bir role sahip oldukları söylenebilir .Bunlardan EANP,(European Anti-Poverty Network-Avrupa Yoksullukla Mücadele Ağı)amaçlarını yoksulluk ve sosyal dışlanma sorununu sürekli gündemde tutmak,bu sorunla mücadele kapsamında alınan önlemlerin etkili olmasını sağlamaya çalışmak,yoksulluk ve sosyal dışlanma tehlikesiyle karşı karşıya olan gruplar için ve onlarla birlikte lobi faaliyetlerinde bulunmak olarak tanımlamaktadır.FEANTSA ise (Fédération Européenne d’Associations Nationales Travaillant avec les Sans-Abri-Evsizlerle Çalışan Ulusal Dernekler Avrupa Federasyonu)25 AB Ülkesinden özellikle evsizlik sorunuyla ilgili 90’dan fazla ulusal sivil toplum kuruluşunu bir araya getiren bir şemsiye kuruluş olarak amaçlarını,siyasi yetkililere sorumluluklarını hatırlatmak ve bu sorumlulukların yerine getirilip getirilmediklerini sürekli izleyerek sosyal politikaların oluşumunu etkilemek olarak belirtmektedir .Yoksulluğun önlenmesine dönük politik çerçevenin hazırlanması ve uygulanmasında UNESCO’da sivil toplum örgütlerinden yararlanmaktadır (Uğur,2006:287;Demir,Sever,2008:349).

    • Nobel iktisat ödülü kazanmış Amartya Sen’e göre açlık,yokluktan değil,aslında var olana ulaşamamaktan kaynaklanmaktadır.Buradan anlaşılan dünya üzerinde refah ve gelir dağılımı büyük farklılıklar gösterdiği için toplumun bir kesimi gereğinden fazla ve çılgınca tüketirken bir kesimi de bu dengesiz ve adaletsiz paylaşım nedeniyle açlık içinde kıvranmaktadır.Bu bağlamda STK’ların rolü büyük önem arz etmekte ve kaynakların dağılımı konusunda önemli katkılar yapılabileceği düşünülmektedir .Var olana ulaşamamak sadece bir para sorunu değil bir altyapı sorunudur da.Dolayısıyla acil yardım konusunda örgütlenmiş bir STK,çok farklı bir yapılanmaya sahip olmalıdır (İnsel, 2005:2-3)ve bu sorunların çözümünde etkin rol alabilirler.
    Toplumsal Barışın Sağlanmasında Sivil Toplum Kuruluşlarının İşlevleri
    STK’lar gelişmiş ülkelerde çok hızlı bir büyüme içerisindedir .Kamu sektörünün yükünü kısmen azaltmaktadır.Eğitim, çevre,sağlık,yaşlı ve kimsesizlere yapılan yardımlar STK’ların işlevlerinin bir kısmını oluşturmaktadır.Doğayı koruma çabaları,kimsesizlerin korunması,sağlık hizmetleri,toplum güvenliği hizmetleri vb.etkinlikler uzun dönemde toplum refahının sağlanması ve sürdürülmesi için gerekli unsurlardır .Bu hizmetler çok maliyetli olması nedeniyle kâr amacı güden kuruluşlar tarafından pek yerine getirilememektedir.STK’lar birçok alanda görülmektedir.Bu kuruluşları geniş bir yelpazedeki işlevlerine ve sunulan hizmetlere göre faaliyet gösterdiği alanlar şunlardır (Kocabaş,2008:277-278);

    •Eğitim alanında faaliyet gösteren STK’lar;özel okullar,kolejler,üniversiteler vs.,
    •Kültürel alanda faaliyet gösteren STK’lar;müzeler,hayvanat bahçeleri, opera ve tiyatrolar vs.,
    •Dini alanlarda faaliyet gösteren STK’lar; camiler,medreseler ,tekkeler,kilise ler,havralar,sinagoglar ve sair ibadet mekânları,
    •Yardım ve hayırsever amaçlı faaliyet gösteren STK’lar;sağlık kurumları,araştırma kurumları,yardım toplayan gruplar, dini amaçlara hizmet etmek ve dini daha geniş zeminlere yaymaya çalışan örgütler,
    •Sosyal alanlarda faaliyet gösteren STK’lar,aile planlama örgütleri,çeşitli hastalıkları önlemek ve hastalara destek olmak amacıyla kurulan dernekler ve vakıflar,
    •Sağlık alanında faaliyet gösteren STK’lar;hastaneler ,hemşire evleri,sağlık sorunlarını araştırma ör gütleri,
    •Politik ve siyasi alanda faaliyet gösteren STK’lar;siyasi partiler ,dernekler vs.,
    •Bayındırlık ve çevrecilik alanında faaliyet gösteren STK’lar;çevreci kurumlar, yeşil barış,nükleer santrallere karşı mücadele eden örgütler.
    Yukarıdaki örnekleri çoğaltmak mümkündür.Bu kuruluşların işlevleri arasında, sosyal güvenlik hizmetleri,gelir-servet dağılımını düzenleyici etkinlikler ,istihdam artırıcı işlevler de yer almaktadır. STK’lar çoğunlukla bireysel çıkarlarının üstündeki çıkarlara hizmet ederler ve kendi alanlarındaki diğer kuruluşlarla hem rekabetçi hem de işbirlikçi bir yaklaşım içindedirler .Çalışma alanları;teknolojik danışmanlıktan insan hakları savunuculuğuna,medya kuruluşlarının eğitilmesi ve demokrasiye hazırlanmasından çevre kirliliği ile savaşmaya gençlere yönelik eğlence ve sanat girişimlerinden sağlık eğitimine kadar çok geniş bir alana yayılmıştır.STK’lar,yüzyıllardır sosyal refahın sağlanmasına hizmet etmektedirler.Bu bağlamda,STK’lar toplumların demokratikleşmelerine ve halk içindeki inisiyatifin organize edilip yine toplum yararına çalışmalara çevrilmesine yardımcı olmaktadır.Kısaca STK’lar,çevre gruplarını,oyun gruplarını,çocuk bakım merkezlerini,hayır kuruluşlarını,spor ve eğlence kuruluşlarını,dini grupları ve hizmet gruplarını içerir (Kocabaş, 2008:277).

    Bunların yanında STK’lar,yerel ekonomik gelişmenin desteklenmesi, sosyal ve ekonomik açıdan dışlanan birey ve grupların toplumla bütünleşmesinin sağlanması, işsizlik, ayrımcılık, yoksulluk, çevre, ticaret, kalkınma, sosyal refah, insan hakları ve gelişmekte olan ülkelere yardım gibi çok geniş bir alanda faaliyetlerini sürdürürken bir yandan toplumsal talep ve beklentilerini karşılamaya çalışmakta öte yandan da kamu kesiminin yükünü hafifletmeye çalışmaktadır (Demir,Sever;2008:348).

    STK’ların özellikle ABD ve Avrupa’da gerek çalışan sayısı ve gerekse yarattığı ekonomik değer ile böylesine önem taşı ması,aslında bu organizasyonların toplumlarda üstlendiği rolün öneminin bir sonucudur.Ne özel sektöre ne de kamuya ait olan STK’lar üçüncü sektör olarak bilgi toplumundaki yerlerini almışlardır .Günümüz bilgi toplumunda yaşanan değişim STK’ların faaliyet alanlarını genişletmekte ve onlara yeni işlevler yüklemektedir (Kocabaş,2008:277).
    Türkiye’de STK’ların sosyo-ekonomik yapıya katkıları hakkında bilinenler sınırlı olmakla birlikte STK’ların Türkiye’de devletin kısmen başarısız olduğu yoksulluğun azaltılması ve gelir dağılımının düzeltilmesi konularında yoğun olarak faaliyette bulundukları söylenebilir .Diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de eğitim ve sağlık konularında da toplumsal beklentiler karşılanmaya çalışılarak kamunun yükü hafifletilmektedir.Bugün Türkiye’de STK’lar toplumsal değişimin önemli aktörlerinden biri konumuna gelmiştir.Sivil toplum,bu canlanma sürecinde toplumsal gelişimin,toplumsal barışın, sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın ve demokratikleşmenin önemli bir aktörü olarak kabul edilmeye başlanmıştır .Dünya Bankası’nın “Türkiye’de STK’lar”konusunda hazırladığı raporda da (1997)belirtildiği gibi Türkiye’de sivil toplum ve STK’lar gönüllülük kavramı ile birlikte gelişmiştir (Demir,Sever,2008:349).Bu gelişme ne kadar hızlı olursa toplumsal gelişmeye ve barışa da katkısı çok olacaktır.

    Sonuç ve Değerlendirme

    Sivil Toplum Kuruluşları devletin gücünün yetmediği alanlarda tamamlayıcı olarak çeşitli toplumsal hizmetleri yerine getiren örgütlenmelerdir .STK’lar gönüllülük esasına göre faaliyette bulunurlar. Bu kuruluşlar toplumda ihtiyaç hissedilen ve devletin yerine getiremediği çeşitli fonksiyonları,yine toplumdan bağış ve yardım olarak topladıkları kaynaklarla karşılayan kuruluşlardır .STK’lar bu anlamda toplumda var olan sosyal dayanışmayı ve yardımlaşmayı örgütlü bir şekilde gerçekleştirebilmektedirler .Katılımcı demokrasi yöntemiyle kalkınmayı sağlamak isteyen bir sosyal devlet,halkın sosyoekonomik sorunlarına çözüm ararken kendi ideolojilerini topluma dayatmaksızın, örgütlenebilen ve örgütlenemeyen sosyal kesimlerin ihtiyaçlarını dikkate alarak STK’larla birlikte karar almalıdır.Çünkü özellikle sivil toplumun yoksul kesimlerin taleplerinin gerçekleştirilmesinde,politikaların uygulanması ve gerektiği yerde reformların yapılması konusunda daha başarılı oldukları değerlendirmesi yapılmaktadır.Toplum temelli örgütlenmeler olan STK’lar yardım programlarının uygulanmasında büyük rol oynamaktadırlar . Bir programın özellikleri hem etkin hem de etkili bir şekilde hizmet edilmesi gereken toplumu ve nüfusu yansıtmalıdır.Bir çok ülkenin geçmişte yaptığı gibi hedefi belli olmayan genel yardımların aksine titiz bir şekilde hedeflenmiş olan yardım programları daha düşük maliyetle ve daha etkin bir şekilde gerçekleştirilebilir (Marangoz vd.2008:2008:476).Özellikle günümüzde yaşanan ekonomik kriz ve toplumsal etkilerinin azaltılmasında STK’lara önemli sorumluluklar düşmektedir.

    Günümüzde STK’lar insanlığın kaderi üzerinde BM’de koltuğu olan herhangi bir ülkeden daha fazla etkilidir.Geçtiğimiz 50 yıl içerisinde sivil toplumun bu örgütleri tarafından birçok büyük çaplı olumlu gelişmeler gerçekleştirilmiştir: örneğin insan hakları için mücadele,insanlık yardımı,acil tıbbi hizmetler,haysiyetli bir şekilde ölme hakkı,doğum kontrol hakkı,kadın hakları,AIDS gibi yeni hastalıkların farkında olma hakkı,çocuk hakları,eğitim hakkı ve sağlık hizmetleri,bilgi edinme,dernek kurma ve çevreyi koruma hakkı bunlardan bazılarıdır .Bütün bu değişimler örgütlü eylemci gruplardan kaynaklanmıştır ,yoksa siyasi partilerden,özel şirketlerden,hükümet ya da ticaret birliklerinden değil.Son 50 yılda gerçekleşen değişimleri dikkate alırsak bu dönemde STK’ların rolü gezegenimizin kaderinin büyük ölçüde gelecekte bu kuruluşların oynayacağı role doğrudan bağlı olacaktır (Attali,2005:65-66;Marangoz vd.2008:476).Devletlerin tek başına üstesinden gelemediği ve özel sektörün de görevi olmayan,ancak STK’ların katkılarıyla ve devletle işbirliği halinde aşağıdaki bazı sorunlar gelecek 15 yıllık dönemde çözülebilir (Attali,2005:68):

    •Eğer mikrofinansa öncelik verilirse fakirliğin ortadan kalktığı bir dünya gerçek olabilir.Mikrofinans dünya üzerinde geçimini sağlama konusunda birazcık umudu olan birçok insan için tek seçenektir. Günümüzde halen 60 milyondan fazla insan mikrofinans desteği almaktadır.Gelecek 20 yıllık süre içinde bu sayının bir milyara ulaşacağı beklenmektedir .
    •Diktatörlüğün olmadığı bir dünya mümkün olabilir.Bu hedefe ulaşmak için, kendi insanını öldüren ya da onlara kötü muamele eden ülkelere müdahale hakkı tanınmalıdır .BM’ye girmek isteyen hiçbir diktatör ülkeye izin verilmemelidir.
    •Her insan su,temiz hava,yiyecek,barınak,bilgi ve özgürlük gibi temel ihtiyaçlarını giderebilmelidir.
    •Bu amaçlara ulaşabilmek için yapılacak olan faaliyetlerin finansmanı,en çok küresel ısınmaya neden olanlardan alınacak olan küresel karbondioksit emisyon vergisiyle karşılanabilir . Bu hizmetleri yapacak olan STK’lar toplum ve devlet tarafından desteklenmelidir.Çünkü bu kuruluşların belirtilen hizmetleri yerine getirebilmek için kendi paraları yoktur.Onlar gönüllü kişilerin ya da kuruluşların yapacağı yardımları toplayarak ihtiyaç duyulan yerlere ulaştırma konusunda önemli bir aracılık hizmeti yapmaktadırlar .

    Kaynakça
    •Akatay,A.,Yelkikalan,N.(2007),Sivil Toplum Kuruluşlarında Gönüllülük ve İnsan Kaynakları Yönetimi,Ekin Yayınları, Bursa
    •Attali,J.,(2005),“For A Un Of NGOs”, As The World Turns,Winter 2005,Ss.65-69.
    •Beetham D.ve Boyle,K.(1998).Demokrasinin Temelleri.Çev.Vahit Bıçak. Ankara:Liberte Yayınları.
    •Çolak,K.,Şaşı,N.,Çetin,O.,(2008), “Küresel Barışın Sağlanmasında Stk’ların”Kültür Ve Sanat Yoluyla Etkileri”,V.Uluslararası Stk’lar Kongresi,Çanakkale,2008.
    •Demir,M.,Sever,E.(2008),“Kamu Ekonomisi İçerisinde Sivil Toplum Kuruluşlarının Yeri Ve Önemi”,V.Uluslararası STK’lar Kongresi,Çanakkale,2008.
    •Devecioğlu,S.ve Çoban,B.(2005). “Spor Kulüplerinin Sivil Toplum Örgütü Olarak Toplumsal İşlevi”Siyaset Ve Toplum Dergisi,3,181-191.
    •Erdoğan Tosun,Gülgün (2004).Tarih Vakfı,Hikayemi Dinler misiniz?,Tanıklıklarla Türkiye’de İnsan Hakları ve Sivil Toplum Konferansı,Trabzon ,
    •Erturgut,R.(2008),“Küresel Barışın Sağlanması Açısından Silahsızlanmanın Önemi Ve Sivil Toplum Kuruluşlarının Bu Sürece Katkısı”,V.Uluslararası STK’lar Kongresi,Çanakkale,2008.
    •Günel,B.(2006).“İkinci Dünya Savaşı Yıllarında Rıfat Ilgaz Ve Karartma Gecelerinin Yansıttığı Savaş Gerçeği”.Rıfat Ilgaz Sempozyumu,İstanbul:Çınar Yayınları.
    •İnsel,A.,(2005),“Yoksulluk,Dışlanma Ve STK’lar”,Sivil Toplum Ve Demokrasi Konferans Yazıları,No:6,S.2-19.
    •Kocabaş,F.(2008),“Kâr Amacı Gütmeyen Kuruluşların İstihdam Yaratma Fonksiyonu”,V.Uluslararası STK’lar Kongresi,Çanakkale,2008
    •Kongar,E.(2000).Barış Kültürü Ve Demokrasi.Barış Kültürü Sempozyumu, 16 Ekim 2000,Http://Www .Kongar.Org/ Makaleler/Mak_Ba.Php.İzmir.Erişim Tarihi:15 Temmuz 2008.
    •Marangoz,M.,Uluyol,O.,Alyıldız,M. (2008),“Küresel Gıda Krizi Ve Açlıkla Mücadelede Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü”,V.Uluslararası STK’lar Kongresi, Çanakkale,2008.
    •Paksoy,H.M.,Paksoy,S.,Memiş,H. (2008),“Sivil Toplum Kuruluşlarının Kırsal Kalkınmadaki Rolü:Ş.Urfa Genç Girişimciler Derneği Örneği”,V.Uluslararası STK’lar Kongresi,Çanakkale, 2008.
    •Ruhi,G.(1997).Türkiye Genç İş Adamları Derneği,2000’li Yıllara Doğru Türkiye’nin Önde Gelen Sorunlarına Yaklaşımlar ,21-Sivil Toplum Örgütleri, İstanbul,
    •Tayfun,R.(2008),“Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nün Küresel Barışa Katkısı Ve Sivil Toplum Kuruluşlarının Üstlendiği Rol”,V.Uluslararası STK’lar Kongresi,Çanakkale,2008
    •Tezcan,M.(2003).“Cumhuriyetimizin 80.Yılında Ülkemizde Eğitim Sosyolojisi Alanının Durumu Ve Sivil Toplum Örgütleri”,Milli Eğitim Der gisi,160,63-70.
    •Uğur,A.(1998).“Yeni Demokrasinin Yeni Aktörleri:STK’lar”.Merhaba Sivil Toplum,Der.Taciser Ulaş,İstanbul:Helsinki Yurttaşlar Derneği Yayın Dizisi 10.
    •Uğur,S.(2006)“Yoksullukla Mücadelede Sivil Toplum Kuruluşlarının Artan Önemi”,III.Uluslararası STK’lar Kongresi 9-10 Aralık 2006,Onsekiz Mart Üniversitesi Biga İktisadi Ve İdari Bilimler Fakültesi,Çanakkale,Ss..285-289.
    •Yıldırım,M.(2003),Sivil Toplum Ve Devlet,C.Ü.Sosyal Bilimler Dergisi,Cilt 27,No 2,S.229-245
    •Yücel,M.(2008),“Türkiye’de Çevreci Sivil Toplum Kuruluşlarının,Temiz Üretim Sitemleri Üzerine Olan Etkisi:Greenpeace”,V.Uluslararası STK’lar Kongresi, Çanakkale,2008.



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 
Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri