Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

şapka lı mantar ve küf matları hakında bilgi verirmisiniz Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Çiçekli bitki ve şapkalı mantar arasındaki farklar nelerdir Çiçekli Bitkiler Nelerdir,
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 2      

  1. sema
    Sponsorlu Bağlantılar


    Smile çiçekli bitki ve şapkalı bitkiler

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Çiçekli Bitkiler

    Üzerinde yaşadığımız dünyamızda on milyon civarında canlı türü yaşamaktadır.Kara ve su olmak üzere iki temel yaşam ortamında hayatlarını sürdüren bu canlıların her bir türüne bağlı onlarca çeşidi görülebilmektedir.Bu kadar canlıyı tek tek incelemek imkansızdır.O halde bunları benzer gruplar şeklinde sınıflandırmamız gerekir.
    Biyologlar doğadaki canlıları önce ana gruplara,daha sonra yan gruplara ayırmışlardır.Bitkiler ve hayvanlar ana gruplardan ikisini oluşturmaktadır.Sizler bu bölümünde bitkilerin yaşamlarını,türlerini,doğaya faydalarını görecek,kısaca iç içe yaşadığımız bu canlılar hakkında genel bilgiler edineceksiniz.

    1.Çiçekli Bitkiler
    Bazı bitkiler neden çiçek açarlar?Kendi açımızdan baktığımızda bu soruya güzel görünmek,güzel kokmak cevabı verilebilir.Ancak bu nedenler gerçek cevap değildir.Çiçek bitkinin üreme organıdır.Bitkiler çoğalmak için çiçek açarlar.
    Çiçekli bitkilerde diğer canlılarda olduğu gibi,çeşitli görevleri yapmak için değişik organlar vardır.Bu organlar kök,gövde,yaprak ve çiçektir.
    Besin kaynaklarımızdan önemli bir kısmını oluşturan sebze ve meyveler çiçekli bitkilerdendir.Örneğin;elma,armut,portakal,vişne,k iraz,şeftali,kayısı,erik gibi meyveler;lahana,fasulye,ıspanak,pırasa,patates,soğ an gibi sebzeler çiçekli bitkilerdendir.

    Bitkinin Toprakla İlişkisini Kuran Kök
    Bir bitkinin tohumu ekildiğinde, öncelikle kök gelişir .daha sonra diğer organlar oluşur.Kök bitkiyi toprağa bağlayarak dik durmasını sağlar.Topraktaki su ve suda çözünmüş madensel tuzları emerek bitkiye kazandırır.

    Kökün Görevleri
    1-Bitkiyi toprağa sağlam bir şekilde bağlamak ve dik tutmak.
    2-Topraktan su ve madensel tuzları emmek ve bunları gövdeye iletmek.

    Kök Çeşitleri
    Kökler şekil ve yapılarına göre ikiye ayrılırlar.Bunlar kazık kök ve saçak kök tür.
    1-Kazık Kök
    Bazı bitkilerde ana kök çok uzun ve kalındır.Yan kökler ise ana köke göre daha ince ve kısadır.böyle köklere kazık kök denir.Örnek olarak fasulye,biber,papatya,yonca,bamya gibi bitkilerin köklerini verebiliriz.
    2-Saçak Kök
    Bitkinin gövdesinden çıkan ve hepsi aynı boyda olan köklere saçak kök denir.Örnek olarak soğan,buğday,arpa,yulaf,mısır gibi bitkileri verebiliriz.

    Tohumdan Bitkiye
    Topraktaki tohum ana kök oluşturur.Ana kök su emdikçe tohum içerisindeki embriyo etrafındaki hazır besinlerle beslenir.Su tohumda sıkıştırılmış ve paketlenmiş besinleri embriyonun emebileceği şekilde parçalar.Taslak geliştikçe daha fazla suya gereksinim duyar.Ana kök dallanarak yan kökleri oluşturur.En uç kısımda da emici tüyler oluşur.Emici tüylerin,suyu kuvvetlice emme özelliği vardır.Toprak içerisinde iyice dağılarak,kökün toprakla dokunma ve emme yüzeyini arttırır.Önlerine gelen taş,kaya gibi yapıları salgıladıkları asitli maddelerle parçalarlar.Bu arada bitki gövdesi gelişir,yaprak oluşmaya başlar.
    Kazık kök ve saçak kök dışında farklı görevleri yerine getiren kök tipleri vardır.
    Havuç,turp,şeker pancarı gibi bitkilerdeki kazık kökler besin depo edebilir.Bu köklere depo kök denir.
    Duvar sarmaşığı gibi bazı bitkilerde,gövdenin duvar veya ağaç gibi yüksek yerler tırmanması için gövdeden çıkan tutunma kökleri vardır.
    Özellikle uzun boylu bitkilerde bitkinin devrilmesini engelleyen destek kökler vardır.Mısır bitkisinde destek kökleri çok belirgindir.
    Oksijence fakir bataklık gibi topraklarda yetişen deve tabanı gibi bitkilerde hava almaya yarayan hava kökleri vardır.Bu kökler aynı zamanda bitkinin zemine daha sağlam tutunmasını sağlar.
    Başka bitkiler üzerinde parazit olarak yaşayan ökse otu ve çin saçı gibi bitkilerde sömürme kökleri vardır.

    1-Bitkilerde Gövde Çeşitleri
    Bitkide ,kökten sonra oluşan ikinci organ gövde dir.Bitkilerin genellikle tprak üstünde bulunan kısmıdır.Gövde, bitkinin toprak üstünde görünen dal,yaprak ve meyve gibi kısımlarını taşıyan yapıdır.
    Gövdenin Görevleri
    1-Bitkiyi dik tutarak;yaprak,çiçek ve meyveleri taşır.
    2-Kökün emdiği su ve madensel tuzları bitkinin tüm kısımlarına iletir.
    3-bitkinin yaprağında fotosentezle üretilen besini tüm kısımlara iletir.
    * Patates ve yer elması nda olduğu gibi bazı gövdeler besin depo ederler.
    *Kaktüs gibi kurak bölgelerde yaşayan bazı bitkiler de su depo ederler.
    *Bazı yeşil gövdeler,sebzelerde olduğu gibi,fotosentez yapabilir ve besin üretebilir.
    *Üzüm asma bitkisinde olduğu gibi bazı gövdeler bitkinin tırmanmasını sağlarlar.
    Her gövdede bir ana gövde ile bu ana gövdeden çıkan dallar bulunur.Bitkilerin görev,çeşit ve özelliklerine göre gövde çeşitleri vardır.Bu çeşitlilik özelliğine ,iklim ve ortam şartlarına bağlıdır.
    Buğdayın ve kırlarda yetişen otların gövdesiyle,bir çam ağacının gövdesini hiç karşılaştırdınız mı?Bitkilerdeki gövde yapılarını karşılaştırdığımızda iki çeşit gövde yapısı olduğunu görürüz.Elma,çam,ceviz gibi uzun yıllar yaşayan bitkilerde odunsu gövde vardır.Fasulye,mısır,domates gibi yıl içerisinde sadece belli bir sezon yaşayan bitkilerde otsu gövde vardır.
    Otsu ve Odunsu Gövdeler:
    Genellikle ilkbaharla birlikte yeşeren,sonbaharda sararıp kuruyan,kışın ise yok olan gövdelere otsu gövde denir.İnce,zayıf gövdeleri olan otsu bitkiler 1-2 yıl yaşarlar.Fasulye,mısır,ıspanak gibi sebzelerle;yonca,çayır çimen otları gibi bitkiler otsu gövdelere örnek olarak verilebilir.
    Otsu bitkiler ,yer altı gövdeleri ve yer üstü gövdeleri olmak üzere iki tip gövde yapısına sahiptir.

    1-Otsu Gövdeler
    Yer Üstü Gövdeleri
    a-Sarılıcı gövde:Örnek;sarmaşık,asma,fasulye
    b-Sürünücü gövde:Örnek;çilek,karpuz,kavun
    c-Dik gövde:Örnek;gül,zambak
    d-Kısa gövde:Örnek;havuç,turp
    Yer Altı Gövdeleri
    a-Rizom gövde:Örnek;iris(mührü süleyman),manisa lalesi,ballı baba
    b-Yassı gövde:Örnek;soğan,sarımsak,pırasa
    c-Yumru gövde:Örnek;patates
    Otsu gövdeler sadece bir sezon yaşayıp ölen bitkilerde görülür.Bu bitkilerdeki gövdeler,zayıf,sulu ve yeşil olurlar.Bitki sadece yapraklarıyla yapacağı fotosentez le yetinmeyip gövdesiyle de yapar.Bu şekilde kısacık bir zamanda çok zengin bir besin deposu hazırlanmış olur.Domates,patlıcan,lahana,karpuz,kavun gibi birçok örnek verebiliriz.
    2-Odunsu Gövde
    Ağaçlarda olduğu gibi ,çok yıl yaşayan bitkilerin sağlam ve sert yapılı gövdelerine odunsu gövde denir.Odunsu gövdeli bitkiler,gövdeleri her yıl biraz daha kalınlaşarak ve boyuna uzayarak büyürler.Gövdeleri sert kalın ve dayanıklıdır.Gövdede bulunan hücrelerin,çeperlerinde odun özü birikir.Odun özü bitkiye sertlik ve sağlamlık verir.Elma,armut,şeftali,kiraz gibi meyveli ağaçlarla,çam,söğüt,kavak gibi meyvesiz ağaçlar odunsu gövdeli bitkilerdir.

    Gövde Türleri Sürünücü Gövde
    Bazı gövdeler toprak üstünde sürünerek gelişir.Kavun,karpuz,kabak,salatalık gibi bitkiler zayıf ve uzun olan gövdeleriyle toprak üzerinde dik duramaz,ancak sürünerek gelişirler.
    Etli Gövdeler
    Kaktüs gibi kurak ve sıcak yerlerde yaşayan bitkilerde gövde,etli bir yapıdadır ve su depo eder.Bitki bu şekilde depo ettiği su ile zaman yaşayabilmektedir.
    Yumru Gövdeler
    Patetes bitkisinin hem yer altında hem yer üstünde gövdeleri vardır.Yer altındaki gövde yedek besin depo eder.Bu tür gövdelere yumru gövde denir.
    Yassı Gövdeler
    Soğan,sarımsak,lale ve pırasada gövde kısa ve yassıdır.Bu tür gövdeler yassı gövdelerdir.
    Yer Altı Gövdeleri
    Bu gövdelere rizom adı da verilebilir.Manisa lalesi,ballı baba,iris gibi bitkilerde gövde toprak altında ve yüzeye paralel olarak uzanır.Belirli yerlerden tomurcuk oluşur ve toprak üstüne çıkar.
    Otsu gövdeler tek yıllık,odunsu gövdeler ise çok yıllık bitkilerdir.Odunsu gövdelerin dış kısmında mantar tabakası bulunur.Gövdenin kahverengi görünmesini sağlar ve gövdeyi dış etkilerden korur.
    Odunsu Gövdelerde Yaş Halkaları
    Odunsu gövdeli bir bitkinin gövdesi kesildiğinde merkezden çevreye doğru genişleyen halkalar görülür.Bu halkalara yaş halkalar denir.Yaş halkaları her yıl oluşan iletim borularının oluşturduğu tabakadır.Bitkinin yaşı yaş halkalarına göre belirlenir.

    3-Doğanın Enerji Dönüşümü ve Besin Kaynağı YaprakBitkinin gövde ve dallarına bağlı,genellikle yeşil renkli,yassı organlardır.Yapraklar gövde üzerine dizilirken birbirinin üstünü örtmezler.Böylece güneş ışığından tüm yapraklar en iyi şekilde yararlanır.
    Odunsu gövdelerde kambiyum tabakası bulunur.Kambiyum otsu gövdelerde bulunmaz.
    İletim Demetleri
    Bitkilerde iki tür iletim demeti vardır.Bunlar soymuk boruları ve odunsu borular dır.
    Soymuk boruları:Yapraklar tarafından üretilen besin maddelerini tüm vücuda dağıtan yapılardır.Canlı hücrelerden oluşmuştur.
    Odunsu boruları:Önceden canlı olup,daha sonradan ölerek içi boşalmış hücrelerden oluşurlar.Kök tarafından alınan su ve mineraller bitkinin diğer kısımlarına odunsu borularla taşınır.
    Tomurcuk- Kulakçık
    Yaprak kını ile dal arasında tomurcuk vardır.Bazı bitkilerde yaprak kınına bağlı,yaprağı andıran çıkıntılar vardır.Gül ve bezelye de açıkça görülebilen bu yapılara kulakçık denir.
    Yaprak üç kısımdan oluşur;
    1-Yaprak kını:Yaprak sapını gövdeye bağlayan şişkince kısma denir.
    2-Yaprak sapı:Yaprak ayasını gövdeye bağlayan kısımdır.
    3-Yaprak ayası:Yaprağın geniş ve yassı olan kısmına denir.Ayanın üst yüzü parlak ve düz,alt
    yüzü ise damarlanmış şekilde görülür.

    Yaprak Çeşitleri
    Yapraklar,dallara dizilişlerine ve yaprak aylarının yapılarına göre iki ana grupta incelenir.Yaprak ayası tek parça halinde olan yapraklara basit yaprak denir.Yaprak ayası çok parçalı ise bileşik yaprak denir.
    Basit yapraklar aya şekline göre çeşitli şekillerde incelenirler;
    -Oval (kayısı)
    -Şeritli(buğday)
    -Yuvarlak(ayva)
    -İğne biçiminde(çam)
    -Spatül şeklinde(söğüt)

    DİKKAT!!!!!!Üst epidermis tabakasının üzerindeki mumsu tabaka yaprağın su kaybını önler.Yaprak devamlı güneş ve rüzgarla karşı karşıya kaldığından bu ölü tabaka bulunmasaydı yaprak yaşayamazdı.
    Mumsu tabaka ve üst epidermis tabakası transparan yani ışığı geçirir özelliktedir.Böylece alt tabakalar da fotosentez yapabilir.
    Yaprağın Görevleri
    1-Fotosentez yaparak besin üretir.
    2-Solunum yapar.
    3-Terleme yaparak fazla suyu ve atık maddeleri dışarı atar.

    Yaprağın YapısıBir yaprağı mikroskopta incelediğimiz zaman şu kısımlar görülür:
    1-Üst Epidermis:
    Hücreler çok sık dizilmiş durumdadır.Görev yaprağı dış etkilere karşı korumak ve güneş ışınlarını alt tabakalara geçirmektir.Üzerinde ölü mumsu bir tabaka vardır.Üst epidermis hücrelerinde kloroplast olmadığından fotosentez yapamazlar.Üst
    epidermisin altında bulunan hücreler sıkı bir dizilişe sahiptir.Bu hücrelerde kloroplast bulunur ve üzerlerine ışık düştüğünde fotosentez yapabilirler.
    Bitki yaprağında,topraktan gelen su ve havadan alınan karbondioksit güneş ışığı sayesinde birleştirilir.Bunun sonucunda besin ve oksijen açığa çıkar.Fotosentez adı verilen bu olay sonucunda üretilen besin ve oksijen bütün canlıların yaşaması için gerekli en önemli maddelerdir.

    Karbondioksit+Su Besin+Oksijen
    Fotosentez sonucunda besin,bitkinin kök,gövde ve yaprak gibi kısımlarına depo edilir.Bitkiler bu besinlerin çok az miktarını kendi hayatlarını devam ettirmek için kullanır.Depo edilen besinler çoğunlukla diğer canlılar tarafından kullanılır.Fotosentezin gerçekleşmesi için ortam sıcaklığı,su ve ışık çok önemlidir.Su olmadan bitkiler yaşayamaz.Soğuk ortamda fotosentez hızı düşer.Işık olmayan ortamda fotosentez olmaz.

    Mumsu tabaka ve üst epidermis tabakası ışığı geçirir özelliktedir.Böylece alt tabakalar fotosentez yapabilir.
    2-Süngerimsi Tabakalar
    Her hücrede kloroplast vardır.Fotosentez yaprağın bu bölümünde gerçekleşir.
    3-Alt Epidermis
    Yaprağın alt kısmında dış yüzeyini örten hücreler arasında stoma adı verilen yapılar vardır.Stomalar iki hücrenin bir araya gelmesi ile oluşan yapılardır.Bu iki hücreye de stoma hücreleri denir.İki hücre arsındaki boşluğa ise stoma açıklığı denir.Stomalar bitkinin gaz alışverişlerini ve terleme ile bitkinin yapısındaki su miktarını düzenlemekle görevlidir.

    Bazı Yaprak Çeşitleri
    a-Besin depo eden yaprak:Soğan,lahana ve marul bitkilerinde olduğu gibi bazı bitkilerde yapraklar etlenip besin depo edecek yapıdadır.
    b-Diken yaprak:Sıcak yerlerde,özellikle çöllerde yaşayan bitkiler suya aşırı ihtiyaç duyar.Diken şeklindeki yapraklar terleme olayını azaltır.En güzel örnek kaktüstür.
    c-Sülük yaprak:Bezelye ve burçak gibi bitkilerin yaprakları,gövdenin çıtalara tutunmasını sağlayacak yapıya sahiptir.Bunlara da sülük yaprak denir.

    4-DOĞAYA GÜZELLİK KATAN ÇİÇEKÇiçekli bitkilerde kök,gövde ve yapraklardan sonra en son oluşan organ çiçek tir.Çiçek bitkilerin üreme organıdır.Çiçek 4 ana kısımdan oluşur.Bunlar dıştan içe doğru
    1-Çanak yaprak
    2-Taç yaprak
    3-Erkek organ
    4-Dişi organ



    Şapkalı Mantarlar

    İlkbahar ve sonbahar aylarında ormanlarda mevsime özgü değişimler görülür. Bir renk cümbüşü biçiminde kendini gösteren bu değişimler, bir bakıma türlerin yeni mevsimi karşılamak için yaptığı hazırlıklardır. İşte bu renk cümbüşü içinde özel bir yeri olan canlılardan biri de şapkalı mantarlardır. Kahverengiler, sarılar, beyazlar, eflatunlar, kırmızılar... Her biri ayrı biçimde, her biri ayrı güzellikte... Toprakta, dökülmüş yaprakların arasında, ağaçlarda, su kenarlarında, devrilmiş ağaç kütüklerinin üzerinde, patikaların kenarlarında...


    Yağmurları beklerler gelişmek için. Çokça yağan bir yağmurun ardından hemen çıkarlar ortaya, sanki uzun bir süredir suyu bekliyorlarmış gibi. Yalnızca suyu değil elbette. Çürümüş yaprakları, ölmüş hayvanları, kısacası artıkları ve yaşamı son bulmuş olan canlıları da. Artık temizlik zamanı gelmiştir. Ormanın ölmüş canlılardan ve artıklardan arındırılması gerekmektedir. Ormanı gelecekte gelişecek canlılar için hazırlamak, temizlemek gereklidir. Ekolojik işleyiş içinde sıra şimdi onlara gelmiştir. Onlar ölmüş canlıları parçalayarak hem kendileri hem de öteki canlılar için besin sağlayacaklardır. Bu işin sorumluluğunu böcekler, solucanlar gibi omurgasız hayvanlardan başka akbaba, sırtlan gibi omurgalı hayvanlarla, en çok da bakterilerle paylaşırlar. Dökülen yaprakları, kırılan dalları,
    devrilen ağaçları, ölü organizmaları parçalayarak onların yapısında bulunan organik bileşikleri canlıların kullanabileceği duruma getirirler. Doğanın dengesi böylece kendiliğinden sağlanır.

    DÜNYADA oluşan ilk canlıdan bu yana kaç canlı yaşamıştır acaba? Bu sayının düşünülebileceklerin çok ötesinde olacağı kesin. Bu kadar canlı öldükten sonra ayrıştırıcı canlılarca parçalanmasaydı, Dünya'nın ne hale geleceğini tahmin etmek hiç de zor değil. Bugün, insanoğlunun dengeleri altüst etmediği yerlerde hâlâ temiz kalabilmiş doğal ortamlarvarsa, bunları bazı mantar türlerine ve benzeri ayrıştırıcılara borçluyuz. Bu canlılar, üzerlerinde beslendikleri besin kaynaklarını değişikliğe uğratırlar. Bu, dünyada gerçekleşen en önemli canlılık etkinliklerinden biridir. Canlı atıklarını, böcek, kuş ve öteki hayvanların kalıntılarını ve bitkilerin artıklarını ortadan kaldırmak ayrıştırıcı türlerin görevidir. Örneğin, ormandaki bir karaağacın her yıl tek başına 182 kg yaprak döker. Bunu düşünürsek bu ayrıştırıcı canlıların doğadaki işlevlerinin tahminlerin ötesinde bir önemi olduğunu görebiliriz. Bitkiler ya da hayvanlar öldükleri zaman çevre için uygun bir organik madde kaynağı oluştururlar. Ayrıştırıcı canlılar bu kaynakları parçalayarak besinleri doğaya geri kazandırırlar. Doğadaki en önemli ayrıştırıcılar bakteriler ve bazı mantar türleridir. Bunlar ayrıştırma işlemlerini kendilerine özgü yöntemlerle yaparlar. Her birinin yaşam döngüsü içinde özel bir işlevi vardır. Ancak, mantar türlerinin hepsi ayrıştırıcı değildir. Kimi mantar türleri asalak olarak yaşarlar. Bunlar, ayrıştırıcı mantarlardan farklı olarak besinlerini ölmüş değil de canlı organizmalardan alırlar.

    Mantarlar âleminin temel grupları Zygomycota, Ascomycota, Basidiomycota ve Deuteromycota'dır. Bir mantar türünün bu gruplardan hangisine ait olduğu yapısal özelliklerine ve üreme biçimlerine bakarak belirlenir. Mantarların bazıları tekhücreli, bazılarıysa çokhücrelidir. Şarap, peynir, bira yapımında kullanılan mayalar tekhücreli mantarlardandır.


    En bilinen mantar türleri Basidiomycota grubundan olan şapkalı mantarlardır. Şapkalı mantarların ilk olarak Proterozoik Çağ'da ortaya çıktıkları düşünülüyor. İnsanların şapkalı mantarları kullanımıysa paleolitik döneme değin uzanır. Tarihsel kayıtlar şapkalı mantarların pek de iyi niyetli olmayan amaçlar için kullanıldıklarını ortaya koymaktadır. II. Claudius ve Papa VII. Clement'in düşmanları tarafından zehirli bir mantar türü olan Amanita'yla zehirlendiği yazılmıştır. Bir efsaneye göre de Buddha, bir köylünün ona sunduğu, toprak altında yetişen bir mantarı yediği için ölmüştür.


    Şapkalı mantarlar tıpkı öteki mantar türleri gibi, çok uzun süre bitki olarak kabul edilmişlerdir. Bunun nedeni, hem hareketsiz olmaları hem de tıpkı bitkilerinkine benzeyen hücre duvarlarının bulunmasıdır. Oysa klorofil içeren kloroplastları yoktur ve bu nedenle fotosentez yapamazlar. Fotosentez yapamadıklarından, yani bitkiler gibi kendi besinlerini kendileri üretemediklerinden besinlerini hazır olarak alırlar. Bu nedenle mantarlar sınıflandırılırken ayrı bir âlem altında ele alınırlar.


    Şapkalı mantarların genellikle köksüz bir sapları ve şemsiye ya da huni biçiminde bir tepe kısımları vardır. Bu kısmın altında üremelerini sağlayan özel yapılar bulunur. Bu yapıların rüzgâr gibi etkenler sayesinde çevreye dağılması, farklı yerlerde yeni şapkalı mantarların gelişmesini sağlar. Büyümeleri uzun süre fark edilmez ve sanki birdenbire oluşuvermişler gibi toprağın yüzeyinde bitiverirler. Bunun nedeni gelişmelerinin önemli bir bölümünün toprağın altında gerçekleşmesidir. Toprağın yüzeyine çıktıktan sonraysa mercimek büyüklüğündeki bir şapkalı mantarın, 8-10 cm çapında bir mantar haline gelmesi yalnızca beş-altı gün sürer. Gelişmelerinin başlayabilmesi için nem ve sıcaklıkla ilgili koşulların onların yaşamasına uygun duruma gelmesi gerekir. Bu nedenle kimi şapkalı mantar türleri, yılın ancak belli bir mevsiminde gelişebilirler.
    Şapkalı mantarların bazıları yenebilir; ancak bazılarıysa yenmez; içerdikleri özel maddeler nedeniyle zehirlidirler. Zehirli ve zehirsiz mantarlar çoğunlukla yan yana gelişirler ve bazıları birbirine çok benzer. Bunları, ancak bir uzman ayırt edebilir; mantarları iyi tanımayanlarsa rahatlıkla birbirine karıştırabilirler. Ayrıca, mantarlar hakkındaki yanlış inançlar da zehirlenme olaylarını artırıcı etki yapar. Zehirli mantarları salyangozların yemediği, ağaçlarda yetişen mantarların zehirsiz olduğu, mantarı yoğurtla yemenin zehirlenmeyi önlediği, zehirli mantarların iç kısmının koparılınca mavileştiği ve kurutulmuş mantarların zehirlemediği gibi bilgiler yanlıştır. Bu bilgilere güvenerek mantar yemek kesinlikle doğru değildir.


    "Mikofobi" olarak adlandırılan "mantar zehirlenmesinden korkma" durumu bazı toplumlarda ciddi boyutlara ulaşmaktadır; İngilizler ve İrlandalılar bu tip toplumlardandır. Bunun tersine, Asya ve Doğu Avrupa ülkeleri, özellikle Polonyalılar, Ruslar ve İtalyanlar mantar seven (mikofilik) toplumlardır. Bu toplumlarda şapkalı mantarlar uzun bir süredir kullanılmaktadır. İnsanlar şapkalı mantarlardan korksalar da, sevseler de, kullansalar da kullanmasalar da canlılık sürüyor. Şapkalı mantarlar da doğadaki işlevlerini, yağmurlar yağdıkça, öteki canlılar öldükçe daha uzun zaman sürdürecekler.



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 
Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri