Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

müziğin keşfi nasıl olmuştır müziğin tarihini verirmisiniz Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Ozonun Keşfi ve Tarihçesi Müziğin Doğuşu, Müziğin Tarihçesi, Müziğin Tarihi, Müziğin Ortaya Çıkışı

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    müziğin keşfi

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    İnsanoğlunun müzikle olan bağlarının, binlerce yıl öncesine dayandığı varsayılmaktadır. O dönemlere ait bilgiler edinmek için arkeolojik kazılar yapmak ve müziğin keşfiyle ilgili teoriler üretmekten başka çağre yok gibi görünüyor...

    Müziğin keşfine dair, o dönem hakkında ne söylenirse söylenilsin, salt gerçeği yansıtmayacaktır. Dönemin bu güne uzaklığı ve döneme ait bulguların yetersizliği bunu göstermektedir. Sachs’ın bu konudaki görüşleri, anlatmak istediklerimize tercüman oluyor: "Bugünkü ilkelleri göstermekle veya toprak altında izleri kalmış en eski uygarlıklarla bile müziğin başlangıcı üzerindeki sırları açıklayacak denli eskiye gid(il)emez. Kaldı ki, kazılardan müzik alanında çok az şey çıkıyor; taş devri insanlarının şarkıları yok olmuş gitmiştir: tahta, kamış gibi yüzyıllara dayanamayan çalgılar çürümüştür." Yani bu demek oluyor ki, müziğin ilk dönemlerini aydınlatabilmek için, bilimsel yollara başvurmaktan başka çağre kalmıyor.

    Müzik ile ilgili ilk buluntuların tarihlerine göz atacak olursak; çalgı bulgularının taş devrinden başlayarak, harf ve resim bulgularının Mısırlılar ve Yunanlılar’a, müzikal içerikli belge buluntularının ise daha yakın çağlara denk düştüğünü saptarız. İlk çalgıların neolitik çağda, taş ve bronzdan yapıldığı ortaya çıkarılmıştır. İnsan gelişiminin ilk dönemlerini; paleolitik, neolitik ve endüstri çağı olarak kabul ettiğimize göre, paleolitik döneme dair teoremler geliştirmemiz gerekli.

    Müziğin bugünkü anlamını bulana dek, hangi kaynaktan çıktığı ve ne şekilde geliştiği hakkındaki görüşler, varsayımdan öte gidememektedir. Bizim burada yapacağımız yorumlar da, belli zamanlarda değişik otoritelerce ortaya atılmış varsayımlarla benzerlik gösterebilecek, kişisel yorumlardır.
    İlk olarak, ilkel insanın ses ve müziğe olan gereksiniminden yola çıkmak gerekir. Çevresinde varolan sesleri duyusal organlarının gelişimi ile ayırt edebilme yetisine ulaşan insan, daha sonraları kendi arasındaki iletişimde ve çeşitli amaçlar doğrultusunda ses üretmeye başlamıştır. Amaçların en başta geleni, hayvanları avlamak için taklitler yapmalarıdır. Esasen insan, ses üretebilecek fiziki yeterliliğe sahip iken, içgüdüsel dürtüler ve özellikle av esnasında organize olabilmek için bir ses sembolleri dizisi oluşmuştur. Çok kısıtlı taklitleri içeren bu semboller dizisi, bugünkü alfabeyi oluşturan harflerin ya da seslerin en ilkel ve en az kısmıdır. Tahmini olarak da çoğu ünlü harflerden oluşuyordu. Zira hayvan sesleri incelendiğinde, daha çok ünlü harflerle benzerlik gösteren seslerle karşılaşırız.
    Hayvanları taklit etmek, av süresince iletişim için gerekliydi. Zira kendi aralarındaki hayvan tasvirleri için, fiziki tasvirlerin yanı sıra, sesin de önemli bir desteği vardı. Yaklaşan veya yakında görülen hayvanın bedenini uzaktakine tasvir etmek için, vücut ölçülerini betimlemek elbette gerekliydi. Ancak bunun yanında hayvanın çıkardığı sesleri de betimlemek önemliydi. Bu sayede karşıdaki avcı, bedensel tasvirle tanımaya çalıştığı hayvanın türünü, betimlenen ses vasıtasıyla daha rahat anlayabiliyordu.

    Farkında olmadan, metabolizmal devinim neticesi, vücudun oluşturduğu sesler de insana yol göstermiş olabilir. Hapşırık, hıçkırık, mide gurultusu, kulak çınlaması vb. gibi fiziki ve istem dışı sesler vasıtasıyla insan, sesi bir araç olarak kullanacağı bilincine daha rahat ulaşmış olabilir.

    Avda hayvan veya hayvanları tasvir etmek, yön göstermek vb. gibi sebeplerle taklitlerin dışında ilkeller; doğa olaylarından etkilenerek bir veya daha fazla gücün etkisine inanmaya başlamış olabilir. Fırtına, yağmur, kar, güneş ve deprem gibi doğa olaylarının ayırtına varıldığı zamanda, etkisine inanılan güç ya da güçler için belli başlı ibadetler ortaya çıkarmışlardır. İbadetler süresince de hayvan tasvirleri, doğa olaylarının tasvirleri, güce ya da güçlere karşı olan sadakat veya korku gibi gelişmiş duyguların etkisiyle, bedensel olarak üretilen sesler de, bugünkü anlamıyla sese ulaşılmasına yardımcı olmuştur.

    Müziğin doğuşu, sesin fark edilmesinden sonraları, ses aralıklarının ortaya çıkışı ile olmuştur. Çeşitli vesilelerle kendisine araçlar icat eden insanın, bu araçlardan ve kendi bünyesinde üreyen seslerden dolayı, sesin farklılaştığını anlaması önemli bir milattır. Av gereçleri, yemek için geliştirilmiş araçlar ile ibadet esnasında üretilen seslerin yavaş yavaş düzene girmesi, ses aralığının oluşumuna sebep olmuştur.

    Taş, yemek kabı, gerilmiş ip, rüzgarda ses üreten kamış türü bitkileri kullanmaya başlayan insan; bu ve benzeri gereçleri çeşitli amaçlarla geliştirmeye başlamıştır. Karşılaştığı ses üreteçlerinin fazlalaşmasıyla da, sesten müziğe uzanan süreç hızlanmıştır.

    Müziğin oluşması için seslerin bir düzen ve uyum içerisinde olması koşulu göz önüne alındığında; bu süreç kulağa mantıklı gelmektedir. Tekrar belirtmekte fayda vardır: “Her ne denirse densin, müziğin doğuşu ile ilgili gerçeği veya bilimseli yansıtmayacaktır.” Daha sağlam yorumların yapılabilmesi, daha gerçekçi ve bilim gözüyle bakılabilen yorumlar elde etmek için; eski çağlara yönelik araştırmaların ve kazıların neticesini beklemekten başka elden bir şey gelmiyor.



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri