Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Allah kimseyi bu duruma düşürmesin konulu bir hikaye paylaşırmısınız Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Hiç Kırma Kimseyi Şarkısının Notaları Allah kimseyi sevdiğinden ayırmasın Allah kimseyi

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Allah kimseyi bu duruma düşürmesin

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Allah kimseyi kimsesiz bırakmasın

    'Hasta' kelimesi, benim ruhuma bir şiirle doğar. Olağanüstü bir şeydir o, benim dünya gözüyle okuduğum en güzel birkaç şiirden biridir. Galip Dede'nin şarkısı:

    "Hasteyim, ümmid-i sıhhat çeşm-i bimarındadır

    Bir devasız derde oldum müptela sevdim seni"

    'Hasta değilim' demeye çalışır, hasta olup da hastalığını hastalıktan saymayanlar.

    7 katlı bir hastaneyi anlatan bir hikayesi vardı Buzzati'nin. Aslında 7. kata, yani hasta bile sayılmayacak kadar az hasta olanların bulunduğu bölüme alınması gerekirken, 7. katta müsait yer olmadığı için 6. kata alınan bir adamdan bahsediyordu. (Şimdi kim bakıp bulacak hikayenin adını?)

    Tabii, sonunda 1. kata kadar iniyorsun.

    Ölüyorsun.

    Çok cansıkıcı, çok acımasız ama çok gerçekçi bir hikaye.

    Ömer, o hikaye, sen bilirsin, hikaye mi, öykü mü?

    Şimdi bu soruya kulak kesilecek birkaç tane Ömer biliyorum. Hele bir tanesi var, hiç üzerine vazife olmadığı halde, arar, 'Abi bana mı sordun?' diye sorar.

    Ben, Ömer Lekesiz'e sordum. Arkadaşlarım içinde bu işleri en iyi bilen, odur.

    Tabii, sadece Ömer bilmez.

    Düzce taraflarında işittiğim bir diyalog var, eski Abaza beylerine dair.

    "Ne olacağını Allah bilir" diyor biri. Öteki, tamamlıyor:

    "Allah bilir ama Albuz Bey de biraz bilir."

    La teşbih ve la temsil... Sadece çağrışım.

    Ömer bilir ama, Cemal Şakar da bilir.

    Hastalıktan başladık, nereye kadar geldik. Biliyorum, böyle yazarsam, bu yazı bitmez.

    Ben, hemen sadede geleyim, lafı tor-top edip bitireyim.

    Muradım, teşekkür etmek.

    Tunus'taydım. İyiydim. Biraz yorgunluk vardı, o kadar.

    Sabah, göğsümde bir ağrı hissettim. Sanki birisi, ağırca bir adam, göğsümün üstünde tek ayak üstünde duruyor.

    Adamın ayağını bastığı yerden göğüs kafesimin ta ortasına kadar, pis bir ağrı. Dayansan, dayanılır, ama berbat, huzur bozan bir ağrı.

    Geçer diye bekledim, geçmedi.

    Başbakan'ın ekibindeki Dr. Koray Gürsel'i bekledim. Yakınlarda başka doktor yok.

    Dr. Gürsel, ölçtü. "Göstergeler normal" dedi. "Hiçbir şey çıkmayabilir, ama risk var, seni uçaktan indireceğim."

    Uçak, pistte hareket halindeydi. Koray, gitti durumu anlattı, uçak durdu. Ben ayaktayım. İyiyim. 'Hasta değil'im. Ama doktor 'in' dedi, ineceğim.

    Başbakan ve gazeteci arkadaşlarımız ve heyetteki diğer arkadaşlar geldiler.

    Ben, birazdan Libya'ya varırız diye düşünüyorum. Libya'da yok mudur hastane?

    Başbakan, "Oralar karışıktır şimdi" diyor ve iniyorum.

    Artık istesem de istemesem de hastayım.

    Beni tekerlekli sandalyeye oturtuyorlar, sonra sedyeye yatırıyorlar.

    Sedye de ne kadar rahatsız bir yer! Hele ambulans trafikte bağıra çağıra ilerlerken. Allah düşürmesin.

    Doğru Tunus Askeri Hastanesi'ne.

    Bir iki saat içinde damara girip stenti takıyorlar.

    Bu arada, canım kardeşim (Başbakan Danışmanı) Mustafa Varank, "Abi evdekilere bir şey diyelim mi?" diyor.

    Ben, "operasyon bitince ararız anlatırız, şimdi demeyelim" diyorum.

    Nerdeee!

    Çoktan 'tivit' olmuş bizim hastalık.

    Büyük bir meseleye dönüşmüş. İnternetlerde, her yerde dolaşıyormuş.

    Meğer, aslında gerçekten büyük işmiş, ben sonradan, yavaş yavaş duruma vakıf oluyorum.

    Şimdi o kadar çok teşekkür borcum var ki...

    Sayamam. İmkansız. Arayan yüzlerce kişinin, kimine cevap verebildiğim, kimine veremediğim yüzlerce kişinin adını ve hepsiyle ilgili duygularımı, düşüncelerimi ne söze, ne yazıya sığdırabilirim.

    Ama, bilinmesini isterim. Mesajların, aramaların, ziyaretlerin, herbiri benim için çok değerliydi. Herbiri için, minnettarım, müteşekkirim.

    Başbakanımız, çok yakından ilgilendi. Cumhurbaşkanımız da aradı.

    Bir gazeteci olarak değil, bu ülkede yaşayan bir insan olarak onlara ve onların şahsında diğer devlet ricaline.

    Ağabeyim, Atasoy Müftüoğlu'na.

    Tunus'taki THY ve Havaş yöneticilerine. Orada bana ev sıcaklığı hissettiren diğer dostlara.

    Ve, Tunus Askeri Hastanesi'ndeki doktorlara.

    Kardiyoloji bölüm başkanı Dr. Habib Hawala'ya, Dr. Zakir Lihidheb'e.

    Dr. İnes Ben Amor'a, Dr. Amira Cafer'e, Dr. Muhammed Salah en-Nebi'ye, Dr. Oumayma Belhiba'ya...

    Adını anamadığım sayısız iyi insana. Bana ulaşsın ulaşmasın, benimle alakası olsun olmasın, kalbinde iyilik barındıran herkese...

    Çok teşekkür ediyorum.

    Ben, bana stent takıldığı gün dahil, her gün, arkadaşlarımla beraberdim. Gazetemizi, o günlerde de, arkadaşlarımla beraber yaptık. Manşetleri onlarla müzakere ettik.

    Onlara da, medyun-u şükranım, sadece işlerini yaptıkları için değil, dostlukları, kardeşlikleri, sevgileri için.

    Ve Ahmet Abi'ye de, ağabeyliği sebebiyle binlerce teşekkür. Hangi Ahmet Abi olduğu, Ahmet Abi'yle aramızda kalsın.

    Bu eksik bir teşekkür oldu, biliyorum. Benim gördüğüm, bana gösterilen dostluğa, kardeşliğe nazaran çok eksik.

    Ama dostlarım, beni noksanlarımla kabul ederler, bunu da biliyorum.

    Allah, hiç kimseyi kimsesiz bırakmasın.



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri