Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Halide Edip Adıvar Yeni Turan Özeti Halide Edip Adıvar ın Yeni Turan romanın Özeti Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Halide Edip Adıvar Ateşten Gömlek Kitabının
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 3      

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Halide Edip Adıvar Yeni Turan Özeti

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    HALİDE EDİB'İN YENİ TURAN'I YE
    ZİYA GÖKALP
    OLCAY ÖNERTOY
    Bilindiği gibi Halide Edip romancılığı ile olduğu kadar kendini
    vatan hizmetine verişi ile de tanınmıştır. Yazarın sosyal çalışmalara
    katılması, pek genç yaşına ve kadınlara hiçbir şekilde sosyal hakların
    tanınmadığı devirlere rastlar.
    1908 de ilân edilen II. Meşrutiyetin getirdiği hürriyet sevinci ile
    Halide Edip de başta Tanin gazetesi olmak üzere çeşitli gazetelere yazılar
    yazmaya başlar. Fakat kendisinin deyişi ile 1 "Meşrutiyet ilânının
    balayı geçer geçmez" birbirine karşıt birtakım düşünceler ortaya atan
    gazetelerde yeni rejime karşı itirazlar yapıldığı görülüyor. En şiddetli
    itiraz da kadınlara bazı haklar verilmek istenmesi içindir. Kendisi de
    yazdığı yazılardan ötürü, kadınların cemiyette bir yer almaları ve fikir
    sahibi olmalarına itiraz eden ve bunu dine aykırı sayaıı imzasız mektuplar
    alır.
    Nihayet, Meşrutiyet rejimine karşı yapılan 31 Mart ayaklanmasında
    Tanin'de yazdığı yazılar yüzünden hayatı tehlikeye düşen yazar, ortalık
    yatışmcaya kadar bir süre İskenderiye ve İngiltere'de kaldıktan
    sonra tekrar İstanbul'a döner. Bundan sonra kendisini vatan hizmetine
    vermiştir denebilir. Öğretmenlik yapan ve konferanslar veren Halide
    Edip, Balkan savaşının başlamasıyla Teali-i Nisvan cemiyetinde hastabakıcılık
    ve yardım çalışmalarına girer. Bu arada Türk Ocağı ile temas
    kurar ve Ziya Gökalp'i yakından tanımak fırsatını bulur. Ziya Gökalp
    milliyetçilik fikirleri bakımından beğendiği ve takdir ettiği bir kimsedir
    ve Yeni Turan romanının yazılışında etkisi olmuştur. Yazar bunu şöyle
    belirtiyor 2 "daima Türk kadını ve çocukları için (ancak o öldükten
    sonra tahakkuk eden) hülyalar kurardı.
    1 Mor Salkımlı Ev s. 130
    2 Mor Salkımlı Ev s. 157
    2 5 2 OLCAY ÖNERTOY
    Onun başta Yeni Turan olmak şartıyla ilk eserlerimin üzerinde
    tesiri vardır".
    Gerçekten, Gökalp'in etkisi çok belirli olarak görülen bu eser,
    gerek gerçekleşmesi istenilen idealler gerekse olayların geçtiği tarihler
    olarak verilen yıllar bakımından o günlerin düşünüşüne göre tamamen
    geleceğe ait bir eserdir. Eserinin böyle olduğunu kendisinin aşağıdaki sözleri
    de gösteriyor.
    "3Yeni Turan lıiç şüphesiz bir ütopya idi ve bütün ütopyalar gibi
    tahakkuk ettirilmesi mümkün olmıyan gayeleri vardı. Bu eser kadınların
    rey sahibi olacağı, hayat ve insan münasebetlerinin makul ve
    muntazam olabileceği bir devri tahayyül ediyordu. Bilhassa Türk
    kadını, kafa ve kalbindeki itidal ve cemiyete karşı muhabbetle dolu olduğu
    bir zamanın hasretini çekiyordu. Bilhassa Osmanlı devrinin Bizanslaşan
    intihap devrinde, süs, israf, gösterişe kaçan kadın sınıfını
    şiddetle tenkid ediyordu.
    Liberal ve demokratik Türkiye, emek ve sadeliğe doğru giden
    idare sisteminde şovenliğe yer vermiyen, Yakın Şarkda bir nevi birleşmiş
    milletler şeklini istihdaf eden Türkiye bu kitabın baş gayesi idi.
    Tabiî aşk hikâyesi sırf roman diye araya sokulmuştur."
    Boman, İttihat ve Terakki ile Muhalefet arasındaki hükümeti ele
    geçirme mücadelelerinin yansıtılması ile başlıyor. Hükümeti muhalefetin
    ele geçirmesi üzerine İttihat ve Terakki'nin önemli kişilerinin
    ortadan kaybolduğunu belirten yazar, Yeni Turan ve Yeni Osmanlılar
    devrine geçiyor. Bundan sonra, Yeni Turan'ın başarıya doğru adım adım
    ilerleyişini izliyoruz.
    Eserlerinde kadına, gerek kişi olarak gerekse toplum içindeki durumu
    bakımından önemli bir yer veren yazar, Yeni Turan'ın kısa zamanda
    büyük bir çoğunluk tarafından benimsenişini de kadına verdiği
    öneme bağlıyor.
    "4Yeni Turan'ı en çok göze çarptıran şey belkide Türk kadın müessesatı
    idi. Yeni Turan kadınları da okutuyor, kadınları da yanı başında
    çalıştırıyordu. Yeni Turan kadınlarının kıyafeti de sadeleşmiş, değişmiş,
    modaya hiç muvafık değil fakat yarattıkları Türk ve islâm ile âlemi pek
    münasebattar bir şekil almıştı. Şimdi bizim kadınların ince, zarif, sanat-
    3 Mor Salkımh Ev s. 161
    4 Yeni Turan s. 14
    HALIDE EDIB'IN YENI TURAN'I VE ZIYA GÖKALP 2 5 3
    kâr çarşafları ve tuvaletleriyle, evlerinin bir ziyneti, erkeklerinin gaye-i
    aşkı olamakla kalan kadınlarımıza mukabil Yeni Turan'ın hocalık eden,
    ciddî surette hastabakıcı yetişen, bir muharebe olur olmaz Arap mücahideleri
    gibi mehmetçiklerin yaralarını sarmağa giden, ordunun dikişini
    dikmek için kadın imalâthanelerinde çalışan, eski Türk işleme ve
    senayiini Yeni Turan'a tatbik için iktisadî, insanî, ilmî ve bilmem daha
    yüz türlü çalışan akın akın kadınları vardı ."
    Yeni Turan'ın kadınlara vermek istediği haklar olarak belirtilen
    bu noktalarda Ziya Gökalp'in etkisi açıkça görülüyor. Gökalp "Türkçülüğün
    Esasları"nda, eski türklerde kadını anlatırken, kadının aile
    içinde ve toplumda önemli bir yer aldığını belirtiyor.
    "5Eski Türklerde kadınlar umumen amazon idiler. Cündilik,
    silâhşörlük, kahramanlık, Türk erkekleri kadar Türk kadınlarında da
    vardı, Kadınlar doğrudan doğruya, hükümdar, kale muhafızı, vali ve
    sefir olabilirlerdi '.
    Alelâde ailelerde de ev müştereken, karı ile kocanın ikisine aitti.
    Çocuklar üzerindeki velâyet-i hassa, baba kadar anaya da aitti "
    Yeni Turan kadınları, giyinişlerini de değiştirerek kendilerine sade bir
    kıyafet buluyorlar. Yazar bu kıyafeti, 6 " Arkalarında eski
    Tatar Türklerini hatırlatan bazen kurşuni uzun manto, başlarında beyaz,
    yumuşak bir örtü, ayaklarında sade, kalın ayakkabılar" şeklinde
    tarif ederek eski Türklerden alınmış gibi gösteriyorsa da, anılarında,
    bu giyinişlerde İngiliz 7 Quaker mezhebinden olan kadınların giyinişinin
    etkisi olduğunu açıklıyor.
    "8Sabah duasını hep birlikte yaparlardı. Aralarında daima kurşunî
    fakat ipekli olmıyan geyet sade esvaplar giyenler vardı
    Yeni Turandaki gri giymeleri, yüzleri açık fakat başlarındaki beyaz
    örtüleri galiba biraz buranın ilhamı ile olmuştur. "
    Yeni Turan'ın benimsenmesine yardım eden bir yönü de hemen
    hemen her mahallede açtığı, bir salondan ibaret sade bir binada
    tarafından idare edilen, çocuklara, din, ahlâk ve faydalı bilgiler öğreten
    Cuma mektepleri oluyor. Bir de ayrıca içinde, okuma salonu, kitaplığı
    5 Türkçülüğün Esasları 1961 s. 112
    6 Yeni Turan s. 14
    7 Quaker: 1650 yılında George Fox tarafından kurulan protestan mezhebi üyesi.
    8 Mor Salkımlı Ev s. 162.
    2 5 4 OLCAY ÖNERTOY
    ve toplantı salonu bulunan Yeni Turan yurtları açılıyor ki bunlardan
    halk da faydalanıyor. Bu yurtlardan biri olan ve romanda üzerinde en
    çok durulan Erenköy Yeni Turan yurdunda da yazarın yine anılarında
    belirttiği; 1914 de açılarak sonradan geliştirilen 9 Evkaf mekteplerinden
    birinin etkisi olduğu seziliyor.
    Yazar Cihangir'de olan bu mektebi şöyle tanıtıyor.
    "10Bu mekteplerin arasında Cihangir'de, dikkate değer bir hocanın
    başında bulunduğu vardı
    Adı Fikriye hanımdı. Arabi ve farisî bilir, kültürü yüksek ve tarih bilgiside
    dikkate değerdi.
    Yüzünde hiç unutamadığım, daima ciddî, fakat dikkate değer bir
    mana ifade eden müsamaha vardı.
    Mektebi çiçekle dolu, yerleri daima ovulmuş, pencerelerinde kar
    gibi beyaz perdeler vardı. Erkek yavruların hepsi birer efendi, kızların
    hepsi o zamanın tabiri ile birer hanımdı. Çiçeklere onlar bakar, mektepleriyle
    ifti har eder ve konuşmalarında tabii bir nezaket hissedilirdi.
    Bahçeleri, Boğaziçi'nin tepesine bir kartal yuvası gibi kurulmuş, oradan
    aşağıdaki bahçelere, nihayet Boğaz'ın kıvrılıp giden mavi sularına
    bakardı. Bu bahçede bilhassa karanfil ve kıpkızıl sardunya çiçekleri
    görülürdü. Oğlan çocukların elle yaptıkları küçük tahta iskemlelere
    oturup oyunlarını seyredebilirdiniz ."
    Erenköy Yeni Turan Yurdunun da ona benzediği görülüyor.
    "nErenköy Yeni Turan Yurdu, yurtların en iyilerinden ma'duddu.
    Çiçekler ve çimenlerle süslenmiş bir bağçe ortasında üstünden bir kısmı
    camlı ve büyük sade bir bina idi. Üst kısmından başka her şey ıhlamurdan
    yapılmış, kapıları Selçuk türklerinin oynıalarıyla pek üstadane
    değilse bile cidden pek şahsi ve hususî surette işlenmişti. Bu yurtların
    bu gibi teferruatı Türk sanayisini ihya için uğraşan Yeni Turan
    gençleri tarafından yapılıyordu. Bu kapılardaki yazıların altına daima
    "Yurdunun çocuğu filan filan '" diye imza attıklarına dikkat ettim".
    9 Özel olan bu okullar sonradan daha faydalı olması düşüncesiyle, maarife bağlı
    okullar haline getirilmeye çalışılmıştır. Halide Edip Evkaf kız okullarının müfettişliğini
    üzerine alarak yalandan ilgilenmiştir.
    10 Mor Salkımlı Ev s. 183
    11 Yeni Turan s. 61
    HALIDE EDIB'IN YENI TURAN' VE ZIYA GÖKALP 2 5 5
    Bahçeden girince göze çarpan şey her tarafı örten, ağaçla, sarmaşık
    ve çimenle dolmuş nihayetsiz, sulak, mebzul bir yeşillikti."
    Çeşitli alanlardaki çalışmaları ile büyük bir çoğunluk tarafından
    benimsenen Yeni Turan bundan sonra seçim propagandalarına başlıyor.
    Bu propaganda konuşmalarında, yazarın, milliyetçilik düşüncelerini,
    romanın kahramanı ve Yeni Turanın başkanı olarak tanıtılan Oğuz'un
    ağzından dinliyoruz. Yeni Turan'ın gayesi, temellerini, sağlam ve saf
    bir Türk ırkına dayandıran, fakat toprakları üzerinde yaşıyan yabancı
    topluluklar arasında yavaş yavaş milliyet hissinin uyanmaya başlamasıyla
    sarsıntılar gösteren Osmanlı imparatorluğuna yeni ve sağlam
    temeller atmaktır. Güçlük bu temellerin nasıl atılacağı konusunda ortaya
    çıkıyor. Yeni Turancılar, topraklarının önemli kısmını, kuvvetli milliyet
    duygusuna sahip yabancı toplulukların kapladığı bir ülkede bu gayelerini
    gerçekleştirebilmek için seçtikleri yolu aşağıdaki şekilde belirtiyorlar.
    " 1 2 Bu toprağı her unsur kendi idare ettiği, yaşayıp öldüğü
    bir ülke olmak üzere sevmeli ve her dakika öteki anasırın gırtlağına
    atılmağa çalışmamalı. Bunun için de enasır arasında zihni seviye az çok
    birleşmeli
    Artık bırakmalı, herkes kendi vilâyetinin, herkes kendi ayrı küçük memleketini
    ve ırkını bir müşterek vatan fikri etrafında idareye alışsın, çünki
    bu merkeziyet siyaseti ile yirmi sene sonra memlekette Türklerden
    eser kalmıyacak, Türkler olmayınca da tabii bu Osmanlı ülkesi her ırkın
    temayülât ve menfaatinden uzak bir taksim ile dağılıp gidecek ".
    Programını da şu cümlelerle özetliyor:
    "13Yeni Turan'ın programı vasi bir adem-i merkeziyete, fakat
    federasyon bağları altında bir kuvvetli noktaya, bir hükümdara, hükümete
    bağlıyacak müşterek menfaat ve muhabbet."
    Görülüyor ki bütün endişe, o günki idare şekli ile Türklerin za
    manla ortadan kalkacağıdır. Türk'ü yaşatabilmek için yabancı zümrelere
    kendi kendini idare etmek lıakkı verilmekle beraber, birliğin sağlanabilmesi
    gayesi ile de değişik unsurlar arasında zihni seviyenin birleştirilmesi
    ve ortaklaşa bir vatan sevgisi yaratılması gerekli görülüyor.
    Bu düşünüş Ziya Gökalp'in Turancılığının daha genişletilmiş bir
    şeklidir diyebiliriz.
    12 Yeni Turan s. 42
    13 Yeni Turan s. 43
    2 5 6 OLCAY ÖNERTOY
    Ziya Gökalp, Turancılığı, asıl ülküsü, harsları yönünden kolayca
    birleşebilecek Oğuz Türklerinin birleştirilmesi olan Türkçülüğün, uzak
    ülküsü olarak kabul edip, Turan kelimesinin anlamını, şöyle açıklıyor.
    "14Turan kelimesi, Turlar yâni Türkler demek olduğu için, münhasıran
    Türkleri ihtiva eden câmiavî bir isimdir. O halde, Turan kelimesini
    bütün Türk şubelerini ihtiva eden büyük Türkistan'a hasretmemiz
    lâzımgelir. Çünki, Türk kelimesi bugün yalnız Türkiye Türklerine
    verilen bir ünvan hükmüne geçmiştir. Türkiyedeki Türk harsına
    dahil olanlar, tabiî bu ismi alacaklardır. Benim itikadımca, bütün Oğuzlar
    yakın bir zamanda bu isimde birleşeceklerdir. Fakat Tatarlar, Özbekler,
    Kırgızlar ayrı harslar vücuda getirdikleri taktirde, ayrı milletler
    halini alacaklarından, yalnız kendi isimleri ile anılacaklardır. O
    zaman bütün bu eski akrabaları kavmi bir camia halinde birleştiren
    müşterek bir ünvana lüzum hissedilecek. İşte bu müşterek ünvan Turan
    kelimesidir ."
    Bu açıklamadan, Gökalp'in Türkçülük ve Turancılık düşüncesinin
    dar ve geniş anlamda Türk ırkından olan zümreleri, romandaki
    Yeni Turancı'arın düşüncesinin ise Türkiye toprakları üzerinde
    oturan Türk ve yabancı bütün zümreleri birleştirmek olduğu anlaşılıyor.
    Her iki düşünüşte de birleştirici unsur olarak hars birliği esas
    alınıyor. Gökalp bunu doğrudan doğruya "hars" kelimesi ile ifade
    ediyor, Halide Edip ise "zihni seviye" diyor.
    Yeni Turan'ın "adam-i merkeziyet" düşüncesinin, Gökalp'in mülî
    birliğin kurulması için iki ana temel olarak aldığı "vatanî ve medenî
    alılâk"ın izlerini taşıdığı görülüyor. Yatanı "millî hars", üzerinde
    oturduğumuz toprağı da onun zarfı olarak kabul eden Gökalp'e göre
    vatanî ahlâk, sevgimizin vatan sınırları içinde kalmasıdır Medenî ahlâk
    ise sevginin vatan sınırlarını aşarak bütün insanlık âlemine yayılmasıdır.
    Yeni Turancılar adem-i merkeziyeti kabul etmekle medenî ahlâka,
    kendi kendilerini idarede hür bırakılan zümreleri kuvvetli bir noktaya
    bağlayacak ortaklaşa sevgi yaratılması düşüncesinde ise vatanî ahlâka
    yaklaşmış oluyorlar.
    Tek merkezden idarenin başarısızlığı, yabancı unsurlar arasında
    yer yer milliyetçilik hislerinin uyanması, zamanında türkçeye önem
    verilmeyişe bağlanıyor.
    14 Türkçülüğün Esasları 1961 s. 19
    HALIDE EDIB'IN YENI TURAN' VE ZIYA GÖKALP 2 5 7
    ""Memlekette yedi sekiz ırkm yedi sekiz lisanı olması ne adem-i
    merkeziyet hislerinin ne de bugünki milliyetperverlik hislerinin mahsulüdür.
    Bu eski Osmanlıların vukufsuzluk ve lâkaydiliklerinin meydana
    çıkardığı bir şeydir. Vakit ve zamanıyla Türk mektepleri açılmış, türkçe
    tahsile önem verilmiş olsaydı bir Arnavut milliyetperver cerayanı karşısında
    bulunmazdık. Kezalik, gayri müslim kardeşlerimiz için de bir
    kaç asır evveli türkçe tahsili mecburi olaydı bir kaç asır evveli merkeziyet
    denilen politika ve ideali takibeden bir hükümet ve milletin yapacağı
    her şeyi yapmış olmamız lâzımdı. Fakat ecdadımız yakın vakte kadar,
    idealsiz, âtil, bâtıl, her şeyi bıraktılar."
    Bu düşünüşe göre, "türkçe tahsili"ni geniş anlamda alırsak, Türk
    kültürünü öğrenen yabancı unsurlar türklüğü benimsiyecekler, ancak
    o zaman bir merkeze bağlanabileceklerdi. Böyle bir çaba gösterilmeyince
    hepsi de kendi milliyetlerini korumuşlar ve Türklerin idaresi altında
    olmak onlara bir çeşit esaret gibi gelmeye başlayınca da yavaş yavaş
    kımıldanmalar başlamıştır, işte gaye bu kımıldanışların artmasını
    önlemek oluyor.
    Gökalp, medenileşme yönünden Türkçüleri 16 "Türkçüler, tamamiyle
    Türk ve müslüman kalmak şartıyla Garp medeniyetine tam ve
    kat'i surette girmek istiyenlerdir." diye tanımlıyor.
    Halide Edip'de romanında, Avrupa'nın, müslümanlığı, bizim ilerlemeyişimize
    sebep olarak göstermesinin yanlış olduğunu belirtirken
    Gökalp'in yukardaki düşüncesini açıklıyor diyebiliriz. 17 "Medeniyet,
    aile ocağının kudsiyetini, kadınların cemiyetteki mevki-i muhteremini
    ve müessesat-ı medeniyyeyi kabul, değilmi? Peki, işte yanıbaşımızda
    ocağımızın asıl bekçileri, anaları, bütün hayat ve mesaimizin arkadaşları
    kadınlarımız; işte mektep ve hastahanelerimiz; işte yollar ve fabrikalarımız;
    işte bütün ihtiyacât-ı medeniye ve içtimaiye ve ilmiyesini
    temin eden ulema, mütefennin, sanatkâr, mühendis, makinist, tüccar,
    her şey, her şeyimiz. Bunları yapmağa, görüyorsunuz ya islâmiyet hiç
    mani olmadı. Bakınız Yeni Turan çocukları medeniyeti nasıl taassub ve
    riya manialarına galebe çalarak fakat islâmiyeti muhafaza ederek
    yaptılar."
    15 Yeni turan s. 110-111
    16 Türkçülüğün Esasları s. 31
    " Yeni Turan s. 44
    2 5 8 OLCAY ÖNERTOY
    Yeni Turancılar, başkanlarının gayreti ile millileşme düşüncelerini
    geniş bir kütleye yayarak gayeleri olan (adem-i merkeziyet, kadınlara
    bazı sosyal haklar verilmesi) gibi düşüncelerini de mecliste kanunlaştıracakları
    sırada başkan Oğuz vurularak ölür. Böylece Yeni Turan'ın
    programı da yarıda kalmış olur.
    Görülüyor ki her ikisinde de gaye, Türklüğü ve İslâmlığı bozmadan,
    kültürü arttırarak medenileşme ve zümreler arasında birlik sağlama
    yoluna gitmektir. Batılılaşmak ve medenileşmek yönünden, o gün için
    gerçekleşmesi imkânsız gibi görünen düşünceleri bugün tamamen gerçekleşmiştir.
    Ancak gerçekleşmesi mümkün olmıyan bir ideal halinde
    kalan millî birlik düşüncesidir. Ne Gökalp'in bütün Türkleri birleştirme
    düşüncesi ne de Halide Edip'in daha geniş olan Türk ve yabancı, topraklarımız
    üzerinde yaşıyan bütün zümreleri birleştirme düşüncesi
    gerçekleşememiştir.



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri