Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

aile içi ilişkiler ve iletişim nasıl olmalı Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Aile İçindeki Yardımlaşmanın Aile İçi İlişkileri Nasıl Etkilediğini Aile Büyüklerinizden Ö İnsanlarla iyi

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    aile içi ilişkiler ve iletişim

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Aile içi iletişim sohbetlerinde neleri dile getiriyorsunuz?

    Karı-kocanın sağlıklı ilişkiler çerçevesinde nasıl beraber olabileceği, neler yapmaları gerekir, anne - baba ve çocuk ilişkilerinde çocuğun sevgi ve iletişim potansiyelinin gelişimi ne olabilir gibi konular üzerinde duruyorum. Toplumumuzda, ailelerde iletişim bilinci çok düşük. Oysa aile bireye en çok değer verilen yer olmalı.

    Aynı evde yaşayıp da iletişim kurulamadığını mı düşünüyorsunuz?

    Evde birbirleriyle konuşmuyorlar, birbirlerine bakmıyorlar, böylece iletişim kurmadıklarını zannediyorlar. Sanıyorlar ki iletişim yok. Halbuki var. Olumsuz mesajlar gidip geliyor ve bilinçaltı bunu kaydediyor.

    Çoğu insan evliliği yanlış anlıyor yani...

    Türkiye'de eşler birbirinin kişilik özelliğine bakmadan evleniyor. Bireyler değil, kadın ve erkek var. Karısı ölen ’’Bir tane daha alırım’’ diyor mesela. Oysa evrende bir insanı seçiyoruz, evleniyoruz. Eşimizin iç dünyasının farkında mıyız, özlemleri, rüyalarıyla ilgileniyor muyuz? Bizde sosyal kalıplarla iletişim kuruluyor, iç dünyadan mesajlar verilmiyor iletişimde.

    Susmayın, konuşun

    İletişimin önemi ne peki?

    İletişim anı, varoluş anıdır. Birbirimizi var ya da yok ettiğimiz andır. Kişiler umursanırlar ya da umursanmazlar. Yargılanırlar veya kabul edilirler. Sevilirler ya da itilirler. Güçlü ya da güçsüz görülürler. İki insan birbirine merhaba dediği andan itibaren iletişim içindedir. ''Şu anda bu insanı yaralıyor muyum, yoksa besliyor muyum'' diye düşünmek gerekir.

    Sağlıklı aileyi nasıl tanımlıyorsunuz?

    En büyük stres insanın hissettiğini söyleyememesidir. Söyleyemediğiniz şey ne kadar büyükse o kadar stresli olursunuz.Çocuklarda bu stres olmadığı için cıvıl cıvıldırlar. Sağlıklı ailenin bireyleri birbirine güvenir ve sevincini, öfkesini söyler. İç dünya ile paylaşılan dünya arasındaki fark çok küçüktür. Sağlıksız ailede ise tam tersi. İnsanlar maskelerle konuşur, birbirine güvenmez. Sigara, içki kullanımı artar, ani patlamalar, rüyalar oluşur. Mış gibi yaşamak başlar. Duyguları bastırılınca sağlıksızlık başlar.

    Türk ailesinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

    30 yıl sonra Türkiye, uygar, cıvıl cıvıl, mutlu, girişimci, özgüvenli, cesur insanların ülkesi olabilir. Politikacısına, işadamına güvenen, ahlakın yaşadığı, rüşvetin tarihe tarışmış olduğu, güleryüzlü insanların yaşadığı bir ülke. Ya da tam tersi. Peki kim belirleyecek? Bugünün anne ve babaları.


    Ölü evlilikler kurtulabilir

    Boşanma oranı yüzde 65'lere varmış durumda ama...

    İnsanlar birbirlerine acı çektirmek için evlenmez. Eğer iki insan ilişkilerini canlandırma hevesi içindeyse, bu mümkün. Biz ilişkileri farkına varmadan öldürüyoruz. İletişim anında, yüz ifadesiyle, tonuyla küçük zehirler damlatıyoruz, şevkimiz ölüyor. Şu anda belki Türkiye'deki evliliklerin yüzde 90'ı ölü. Ben buna psikolojik boşanma diyorum. Çeşitli nedenlerden yasal aşamaya gelmemişler. Önemli olan bunların canlandırılması, cıvıltıyı bulabilmesi, iki insanın tek başına olduğundan daha fazla mutlu, yaratıcı olabilmesi.

    ''Evlilik bilinci'' denilen bir gerçek var o halde?

    Evlenmeden önceki devre çok önemli. Bireyler kendilerine şunu sormalı: Evleniyorum, beni neler bekliyor, neyin içine giriyorum? Bunun farkına varmalı. Çoğu zaman bunlar hiç sorgulanmadan, sürekli aşk beklentisiyle başlanıyor. 8-9 ay sonra iş değişiyor. Bazı ilişkiler var ki; hiç sağlık, ekonomik sorunu olmazsa devam ediyor. Evliliklerde mutlaka depremler olur. Sağlık, ekonomik sorunlar olur, çocuk doğar. Çocuk bayağı güçlü bir deprem. Yardım, fedakarlık, bilinç, sorumluluk olmayınca sorunlar aşılamıyor evlilik dağılıyor.
    Aile içi esaret
    Türkiye'de toplumsal dayanışma ile ilgili konuların öteden beri ‘‘topluma’’, daha doğrusu ‘‘aile ve akrabalık ilişkilerine’’ bırakılmış olduğu bilinmektedir. ‘‘Aile kurumu’’, devlet, toplum ve bireyler bakımından en önemli kurumlardan biri olarak kabul edilmekte ve ideolojik olarak da desteklenmektedir. (...)

    Özellikle yoksullar, gerek göç sırasında, gerek göçten sonra, yerleşme, iş bulma ve gündelik sorunlarını çözme amacıyla aile, akrabalık ve giderek hemşerilik gibi kökene dayalı dayanışma ilişkilerini yaygın olarak kullanmışlardır. Bu ilişkiler, bugüne kadar hem göç edenlerin sorunlarını çözmede, hem de devletin yükünü hafifletmede önemli rol oynamıştır. (...)

    Bu satırları, sosyal bilimci Prof. Dr. Sema Erder'in ‘‘75 Yılda Değişen Kent ve Mimarlık’’ adlı kitapta yayınlanan makalesinden aldım.

    Bu makale, bana gazeteciliğin günlük hay-huyu içinde ufuk açıcı geldi. Gerçekten de, özellikle ekonomik kriz ortamlarında şu lafı sık sık tekrarlarız: Neyse ki Türkiye'de aile içi dayanışma var; yoksulluk ve işten atılmalar bu yüzden Batı'daki gibi büyük toplumsal sorunlara yol açmıyor. Aile sübab görevi görüyor!

    Peki bu ‘‘aile içi dayanışma’’ hiç mi sorun yaratmıyor? Şöyle devam ediyor Sema Erder:

    ‘‘Bir çok araştırma bu ilişkilerin toplumun yoksul katmanları arasında yeni tür eşitsizliklere kaynaklık edebildiğini; hiyerarşik güç ilişkilerini içinde barındırdığını; etnikliği kalıcı hale getirerek etnikçiliği teşvik ettiğini ve erkek ve yetişkin egemen ilişkilerini yaygınlaştırdığını ileri sürmektedir.’’

    Kentlere göç eden insanlar, hemşerilik ilişkileriyle, içine kapalı, dışarıya düşman, ezici bir emir-komuta zincirine hapsoluyor. Güçlü yetişkinler ve erkekler bu zincirin üst, güçsüz kadınlar ve çocuklar da alt halkaları. Güçsüzler aile içi dayanışmanın bedelini çok ağır ödüyor.

    Manşetimizde yer alan tartıcı çocuk Fayir'in durumunu bu açıdan görebilir miyiz acaba?
    Hamile kalmamak için gizli gizli hap içiyorum
    24 yaşında 7 aylık evli genç bir kadınım. 1.5 yıllık çok güzel bir beraberlikten sonra evlendiğimiz halde şimdiden sorunlar yaşamaya başladık. Ben eşimin değiştiğini düşünürken, o da bana değiştiğimi söylüyor. Sanki sorunları hep ben çıkartıyormuşum gibi konuşuyor. Ben de suçu kendisinde aramasını söylüyorum. Geçenlerde kavga sırasında bana, eşyalarını topla ve git dedi. Sonra barıştık ama çok kırgınım. Artık onunla cinsel birlikteliği yaşamak da istemiyorum. Kaçıyorum. Çok mutsuzum, bu yüzden de o çok istediği halde çocuk yapmamak için gizli gizli hap alıyorum. Hiç değilse o çocuğa da yazık olmasın. Ne yapmalı, nasıl davranmalıyım?

    Evliliklerde, belirli bir uyum sağlanıncaya kadar bazı sorunlar yaşanması çok doğaldır .Bu nedenle evliliğin ilk ayları tehlike çanlarının çaldığı dönemlerdir. Genç kız, baba evinden ayrılıp ilk kez bir yabancıyla aynı çatı altına girdiğinde, bocalar. Kendi evinde yaşadığı sorumsuz ve rahat yaşamdan sonra bazı sorumluluklar yüklenmek, eşinin beklentilerine cevap vermekte de zorlanır. Erkek için de bu sorunlar geçerlidir. O da rahat ve özgür günlerinden sonra, kadın olarak kendisine en yakın olan, annesinin davranışlarını bekler eşinden. Ve bu iki ayrı aileden gelen iki ayrı yapıdaki insan, bir çatı altında birlikte uyum sağlayabilinceye kadar oldukça zorlanırlar. Bu çok doğaldır. Eşine de, kendine de biraz zaman tanımalısın. Onu her an suçlamaktan vazgeçmelisin. Erkek üzerine üzerine gidildiğinde, işte böyle ters tepki verir, kırılırsın. Ve en önemlisi, seksten kaçınarak onu terbiye etmek düşüncesinden kaçınmalısın. Bu çok yanlıştır çünkü. Eşini yuvanın dışına itelersin. Şu ana kadar yaptığın en olumlu şey hamile kalmamak. Gerçekten de bir evlilik oturmadan çocuk sahibi olmayı düşünmek çok yanlış.
    Eğitimde aile içi iletişim
    Kazandığı başarılarla adından sık sık söz ettiren Özel Aziziye Eğitim Kurumları, öğrenci velilerini bilinçlendirmek amacıyla 'Aile İçi İletişim' konulu konferans düzenledi.
    Atatürk Üniversitesi öğretim üyesi PDR uzmanı Doç. Dr. Sırrı Akbaba, verdiği konferansta, öğrencilerin en çok anne ve babanın ders konusunda baskı yapmasından şikayet ettiklerini vurguladı. Çoçuklar üzerinde baskı değil denetim kurulmasını tavsiye eden Akbaba, şöyle konuştu: "Sinirlenen çocukların görüş alanı daralıyor. Zekaca düşük fakat duygularına hakim olanlar daha sağlıklı karar verebiliyor. Zekanın üstün olması duygularına hakim olmada fazla bir etkiye sahip değil."
    Ailelerin çeşitli gruplara ayrıldığını söyleyen Akbaba, bu konuda da şunları söyledi: "Otoriter, demokrat, ilgisiz, çok titiz diye nitelendirebileceğimiz aileler var. Genel geçer bir tutumdan bahsedemeyiz. Tutumlar zamana göre değişebilir. Otoriter ailede yetişenler, demokratik ailede yetişenlere göre insanlarla daha iyi iletişim kurdukları gözleniyor. Tutumlar içinde en kötüsü ilgisiz tutumdur. Çocuklar üzerinde aşırı kollama ileriki yaşlarda hayatın tüm yükünün kendi üzerinde olduğunu hissetmesine neden oluyor. Bu durum çocuğun tek başına hareket etmesini zorlaştırıyor."
    Çocuklarla iletişim kurmanın unsurlarından bahseden Akbaba, "Onlarla konuşurken hiçbir şeyle ilgilenmemeli, ne demek istediğini iyice anlamalı, genel olarak beden dili kullanmalı, yaşlarına uygun bir dille konuşmalı, gerçekci olmalı, demokratik tutum sergilemeli ve ceza yerine pekiştirici yöntemlere başvurmalı." dedi.
    Çocuklar cinsellik konusunda bilgilendirilmeli
    Doç. Dr. Sırrı Akbaba, cinsellik konusunda toplum olarak ne yapacağımızı bilmez durumda olduğumuza dikkat çekerek, "Bazı aileler çocuklarını bilgilendirmiyor. Bazı aileler ise çocuğunun yaşına uygun bilgi vermeyince çocukların aklı karışıyor. Cinsellik konusunda çocuğun geçirdiği evrelere göre bilgi verilmesi gerekiyor. Günümüzde bu konuda çocukların sorduğu sorulara onların anladığı bir dille cevap verilmeli." şeklinde konuştu.
    Aile içi iletişim nasıl olmalıdır hakkinda aciklamalar Aile içi iletişim nasıl olmalıdır konusunda bilgiler.




  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri