Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

aile içi ilişkilerde en çok yaşanan sorunlar nedir , aile içi ilişkilerde en çok yaşanan sorunlar nelerdir? aile içinde çıkabilecek sorunlar ve çözümleri? Kısaca Benzer
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 18      

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Aile içi ilişkilerde en çok yaşanan sorunlar

    Sponsorlu Bağlantılar




    aile içi ilişkilerde en çok yaşanan sorunlar nedir,aile içi ilişkilerde en çok yaşanan sorunlar nelerdir? aile içinde çıkabilecek sorunlar ve çözümleri?

    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Atatürkçülüğün oluştuğu dönemde yaşanan sorunlar
  3. Kentsel yerleşmelerde yaşanan başlıca sorunlar
  4. Aile içi ilişkilerde islamın öğütleri
  5. Aile içi ilişkilerde saygının önemi nedir
  6. Apartmanda Yaşanan Sorunlar
  7. Paylaş Facebook Twitter Google






  8. Sponsorlu Bağlantılar




    Gençlikte Aileyle Yaşanan Sorunlar

    Öğrencilik yıllarında bireylerin en çok sorun yaşadığı konulardan birisi ailesi ile tartışmalar, sorunlar yaşamasıdır. Bu durumda okul başarısının düşmesinin yanı sıra pek çok farklı sonuçlar da beraberinde oluşabilmektedir. Sürekli olarak gençlerin ya da ailelerin sorduğu sorulardan bazıları ise şu şekilde sıralanmaktadır:

    Gençler okulda sorun yaşadıklarından dolayı mı aileyle sorunlar yaşarlar?

    Gençlerin aileleriyle sorun yaşamaları mı onların okul başarılarını düşürmektedir?

    Aile sorunları ne ölçüde başarısızlığa neden olur?

    Aile ile sorunlar yaşamak ergenliğin bir parçası mıdır?

    Asla sorun yaşamayan bir aile var mıdır?

    Sorun yaşamayan aileler varsa bu ailelerin çocukları her zaman mutlu mudur?

    Aileyle olan sorunlarımı asla tam olarak çözemez miyim?

    Ailem her şartta ve koşulda beni sevmek durumunda değil midir?

    Bu aileden olduğum için kendimi çok şansız hissetmem normal midir?

    Babam ya da annemin beni sevmediğini düşünebildiğim için çok kötü biri miyim?

    Benim yaşadığım aile sorunları neden bana dünyanın en büyük problemiymiş gibi geliyor?

    Annem ve-veya babam onların çocuğu olduğum için kendilerini çok şanssız hissediyor olabilirler mi?

    Gençlerle özelikle aileleriyle sorun yaşayan gençlerle bu konuda yapılan paylaşımlarda yukarıda sıralanmış sorular ve benzerleri sık sık duyulabilmektedir. Belki de gözden kaçırılmaması gereken en önemli noktalardan birisi de bunca sorunun bile gencin aklında sürekli geziniyor olması bile tek başına gencin problemler yaşaması için yeterli olabilir. Gençlerin bu durumda cevaplamaya çalıştıkları birçok soruyla birlikte hareket ediyor olması da gergin ve tepkili olmalarını beraberinde getirebilir. Böyle olduğunda ise aileyle tekrarlayan çatışmalar yaşamaları olasıdır.

    Genel olarak baktığımızda ailelerle yaşanılan sorunlar ele alındığında bu sorunların aileden aileye sorunların algılanışının da gençten gence değiştiği ifade edilebilir. Gencin sorun yaşaması durumunda önemli olan yaşanılan sorunun gencin yaşamını etkileme düzeyidir. Çok küçük de olsa gencin yaşadığı sorun onun yaşamını önemli ölçüde etkiliyorsa bu önemli ve çözümlenmesi gereken bir sorundur denilebilir. Önemli olan yetişkinlere ya da aileye göre sorunun ne kadar büyük ve önemli olduğu değil bu sorunun genci ne kadar etkilediğidir. Diğer bir deyişle bazen aileye göre çok küçük gelen bir sorun genç için oldukça büyük ve anlamlı geliyorsa bu durumda gencin algısı dikkate alınmalıdır.

    Gençlik döneminde aileyle sorunlar yaşanması ülkemizde yaygın olarak görülebilmektedir. Bu durum gençlerin aileleriyle birlikte yaşıyor olmaları ya da aileleriyle sıkı ilişkiler içinde bulunmaları ile ilişkili olarak görülebilse de farklı bireyler için çok farklı nedenlerle de açıklanabilir.

    Bu dönemde gençlerin aileleriyle sorun yaşarken aynı zamanda uğraşmakta oldukları başka önemli konular da olabilmektedir. Gençlik dönemi diğer dönemlerle kıyaslandığında görece daha hareketli bir dönem olarak görülebilir. Gençlikte gencin birçok farklı alandaki sorunlarla birlikte uğraşı verdiği düşünülebilir. Bunlardan bazıları şu şekilde olabilir:

    · Gençlik dönemimde eğitim yaşamı sürmekte olduğundan gencin sürekli yerine getirmesi gereken sorumlukları vardır. Bu konuda kendisini sürekli olarak geliştirmek, sınavlara hazırlanmak v.b. gibi yükümlülükleri vardır.

    · Gencin sürekli olarak bedensel değişim içerisinde olması onun bedenine ilgisini yöneltebilmektedir. Bu durumda sürekli değişen bedenine uyum sağlamayı da beraberinde getirdiğinden genç birey sıklıkla bedeniyle ilgilenebilir. Bu bedensel değişime uyum sürecinin bir parçası olabilir.

    · Gençlik dönemi gencin cinsellikle ilgili sorgulamalar yaptığı, bilgiler edinmeye çalıştığı bir dönem olabilmektedir. Bu nedenle zaman zaman bu konuyla ilgili sorgulamalar yaptığı ya da sorunlar yaşadığı da gözlenebilmektedir.

    · Gençlik döneminde bireyler tüm bunların yanı sıra maddi olarak çoğunlukla aileye bağımlı olmanın sorumluluğunu taşıyabilirler. Bu noktada ailenin koyduğu kurallara uymak ve ailenin belirlediği sınırlar içinde davranmak kendileri için uygun olacağından buna dikkat ederek davranmaları gerekmektedir.

    Gençlerin tüm sorunların yanı sıra aileleriyle sorun yaşaması psikolojik zorlanmalarını arttırabilmektedir. Bu nedenle gençlerin aileleriyle sorun yaşaması yaşamlarının diğer alanlarında olumsuzluklarla karşılaşmaları için bir tetikleyici olabilmektedir. Gençlik döneminde aileyle yaşanan sorunların çeşitli nedenleri bulunabilmektedir. Bunlardan bazıları şu şekilde sıralanabilir:

    · Ailenin gencin içerisinde bulunduğu psikolojik durum, ergenlik sorunları v.b. gibi konularla ilgili olarak çok fazla bilgi sahibi olmaması

    · Ailede eşler arasında sorunlar olması dolayısıyla gençle çok fazla ilgilenilmemesi, sorunlarına ilgi gösterilmemesi
    · Gencin üzerine aşırı derecede gidilmesi, gence baskı yapılması

    · Gençle iletişim kurulurken emir cümleleri kurulması

    · Sürekli olarak gençlere nasihat verilmesi

    · Gencin başaracağına inanılmaması ya da bu inancın gösterilememesi

    · Gence bir çocukmuş gibi davranılması

    · Gencin her şeyini anlatması gerekirmiş gibi davranılması

    · Gençle arkadaş gibi olmaya çalışırken anne babalık görev ve vasıfların arka plana itilmesi

    · Gencin kendi ifade etmesine olanak verilmemesi, sürekli sözünün kesilmesi

    · Gençle birlikte vakit geçirmek üzere yapılan planların genci sıkabilecek ziyaretler, geziler olabilmesi

    · Gencin değerli, önemli ve özel olduğunun ona hissettirilememesi

    · Gencin sürekli olarak çevredeki diğer akranlarıyla kıyaslanması

    · Anne babaların kendi gençlik dönemleri ile çocuklarının gençlik dönemlerini kıyaslamaları

    · Gence çok fazla olumlu cümleler kurulursa şımaracağı inancıyla olumlu ifadeler kullanmaktan kaçınılması

    · Gencin yaptığı bir hatanın sürekli tüm yaşamına genellenmesi, en ufak bir hatanın abartılması, sürekli tekrar edilmesi

    · Gencin başarılarının dile getirilmemesi, olumlu özelliklerinin ifade edilmemesi

    Ailede genç bir birey olduğunda diğer aile bireylerinin bu durumla ilgili biraz daha özenli olmaları ve hassasiyet göstermeleri uygun olabilir. Kimi zaman gencin yaşadığı ergenlik sorunları anlaşılamayıp bunun bir kişilik problemi gibi değerlendirilip gencin cezalandırılması yoluna gidildiği görülebilmektedir. Bu dönemde ailelerin dikkat etmesi ve gençleri doğru yönlendirmek için uygun yollar seçmeleri uygun olabilir. Diğer bir ifade ile gençlerin bu dönemde aileler tarafından anlaşılmaya, dinlenmeye, affedilmeye ihtiyaçları olabilir. Gencin farklı ve zararları yollara doğru gitmemesi için her durumda yanında olan ve onu seven bir ailesi olduğunu bilmesi çok çok önemlidir.

    Yukarıda ifade edildiği gibi gençli döneminde aileyle ilgili yaşanan çok çeşitli nedenlere bağlanabilecek sorunlar vardır. Bu durumda aile ve gencin mümkün olduğunca açık iletişim kurması faydalı olabilir. Sorunun çok büyümesi ve gence zararlar vermesi durumunda psikolojik destek alınması faydalı olabilir.

    Fatma KIRIMLI TAŞKIN

    Kaynak



  9. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
  10. Aile İçindeki Sorunların Nedenleri


    Aile oldukça önemli bir olgudur. Ailede kimi zaman çatışmalar, sıkıntılar yaşanmaktadır. Yaşanan sıkıntıların, tartışmaların ve ortaya çıkan sorunların birçok nedeni vardır. Aile içindeki sorunların farklı nedenleri bulunmakla birlikte, en sık karşımıza çıkan nedenleri ele alalım ve çoğumuzun bildiği ekonomik sebepler, anlaşmazlık gibi kavramların dışına çıkarak aile içi sorunları daha detaylı bir şekilde inceleyelim.

    FARKLI AİLE YAPILARI : Bireyler ilişkilerini şekillendirirken geldikleri aile yapısından da oldukça etkileniyorlar. Bireyler genellikle ailelerinde gördükleri ilişki biçimini model alarak eşlerinin buna uygun davranmasını bekliyorlar. Aileler de çiftin yaşam tarzına sürekli müdahalede bulunduğunda yeniden yapılanma aşamasında olan çiftin ilişkisi zora girebiliyor. Ne yazık ki, çok iyi anlaşmalarına rağmen bazı çiftlerin sürekli olarak ailelerinin etkisi altında kalmaları ilişkilerini bitme noktasına kadar sürükleyebiliyor. Oysa ki çiftler öncelikle kendilerinin bir aile olduğunu, aile denince eşlerden birinin diğerini / varsa buna ek olarak çocuklarını anlaması gerektiğini bilmesi gerekmektedir. Kendi aile birliklerini ve düzenlerini kurmak yerine iki yabancı olarak kalıp önceliği yetiştiği aileye veren çiftler, halihazırda aile olmayı da başaramamışlardır. Dolayısıyla iki farklı aile yapısından gelen bireylerin öncelikle kendi evlerinde yeni bir yapı belirlemeleri, aile birliklerini dışarıdan gelecek müdahalelere karşı korumaları gerekmektedir.

    EŞİT OLMAYAN GÖREV DAĞILIMI : Evde; evin ihtiyaçlarına, kişilerin durumlarına (eşlerin çalışma düzenleri, becerileri..vs) bakılmaksızın kalıplaşmış bir iş bölümü bir süre sonra çatışmaya davetiye çıkaracaktır. Oysa kişiler kendi ihtiyaçlarını, beklentilerini, yapıp-yapamayacakları şeyleri birbirlerini suçlamadan orta noktada buluşmak amaçlı konuşabilirlerse, çatışma daha büyümeden önlenebilir. Beraber bazı görevleri paylaşmak aynı zamanda çiftler arasındaki bağı da artıracaktır.

    DEĞİŞİM TALEBİ : “Önce sen değiş, sonra ben mutlaka değişeceğim…” Çiftler genellikle partnerlerinin olumsuz davranışları karşısında kendilerini kurban olarak görüyor ve onların değişmesini istiyor. Partnerleri de aynı talep ile geldiğinde, değişime hazır bile olsalar önce değişim talebiyle gelen kişinin ilk adımı atmasını istiyorlar. Bu da ilişki içinde işbirliği kurulamamasına ve uzlaşma sağlanamamasına neden oluyor. Bununla birlikte, pek çok kişi evliliklerine “ evlenince değişir” mantığı ile başlıyor ve değişmediğinde hayal kırıklığı ile birlikte eşine karşı yoğun bir öfke duyuyor. Bu konuda evlilik öncesinde alınacak en önemli önlem evleneceğiniz kişiyi iyi yada kötü yönleriyle tartıp, kötü yönlerini kabul edip edemeyeceğinize karar vermektir. Evlilik süresince yaşanan bu tür değişim isteklerinde ise işbirliği ve uzlaşma ilişkinin gelişimi için çok önemli iki öğedir. Bu iki öğe yerine getirildiğinde sorun da ortadan kalkar.

    GERÇEK DIŞI BEKLENTİLER : İlişkilerde en sık rastlanan sorunlardan biri de eş veya ilişki ile ilgili gerçek dışı beklentilerdir. Eşler birbirlerinden yapabildikleri kadarını değil, en mükemmelini isterler. Temelde aile fertleri arasında ötekini onaylama ve kabul etme krizi yaşanır. Yapılanın takdir edilmesi yerine, sürekli olarak ‘olması gereken’ vurgusu yapılır. Örn: “Eşim ben söylemeden ne istediğimi anlamalı!”..vb. İlişkide bu beklentilerin gerçekleşmemesi ya da gerçekleşmeyeceğinin görülmesi hayal kırıklıklarına, umutsuzluğa, gerginliğe yol açmaktadır. Eşler karşılıklı olarak birbirlerini suçlamaya başlamaktadır. Bu yüzden, bir süre sonra her şey yapaylaşma sürecine girmekte ve iletişim tekrar tamir edilemeyecek denli zedelenmektedir. Eşler olması gereken yerine; olan olumlu olaylara odaklansalar, düşünce ve duygularını karşı tarafa net bir biçimde aktarabilseler ve en önemlisi de beklenti düzeyini eşin özelliklerine göre ayarlasalar, bu tür çatışmaları daha az hasarla atlatabilirler.

    DUYGULARIN ZAMANLA DEĞİŞMESİ: “Beni ilk günkü kadar çok sevmiyor!”İlişkilerde sık rastlanan sorunlardan biri de eşe duyulan yakınlık ve sevgi hissinin zaman içinde değişkenlik göstermesidir. Duygular, hiçbir zaman kur yapılan ilk günlerdeki gibi yoğun bir şekilde kalmamaktadır. Ancak yine yanlış bir inanışla eşler “sevgi, romantizm ve heyecanımız hep aynı kalmalı” beklentisi içine girdikleri için hayal kırıklığı yaşamaktadırlar. Oysa bu değişim, sevginin bittiği ve ilişkinin bitmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Bu süreyi uzatmak da yine çiftlerin elindedir. İlişkiye verilen emek, özen ve özveri sürdükçe sevginin tazelenmesi daha kolay olacaktır. Bununla birlikte, ilişkilerin hep aynı düzlemde gitmeyeceğini, insan hayatı gibi ilişkilerde de inişler ve çıkışlar olabileceğini kabul etmek en doğrusudur.

    REKABET VE GÜÇ ÇEKİŞMESİ: “Patron benim!” Çiftlerden birinin ilişkiyle ve yaşamla ilgili konularda karar alırken daha etkin olması, kendi başına çözüm bulup uygulaması ve eşini de bu kararı uygulamaya zorlaması sorun yaratmaktadır. Çiftlerin uzlaşmacı bir tavır sergilememesi bu sorunu daha da pekiştirmektedir. Bu, bazı çiftler için eve alınan basit bir obje konusunda yaşanabiliyorken, bazıları için çocukları konusunda alınan kararlarda görülebilmektedir. Güç savaşına girildiğinde, çiftlerden biri her ne kadar görünürde kazanan olsa da aile birliği zarar gördüğünden evde maalesef kazanan olmamaktadır. Güç savaşı vermek yerine eşler kendi güçlü oldukları alanda, partnerlerini destekleyici bir duruma geçebilirse tek tek başarabileceklerinden çok daha fazla yol katedebileceklerdir.

    İLETİŞİMSİZLİK : Eşler bazen partnerlerinin kendilerinden çok fazla şey talep ettiğini düşünmektedirler. Ya da eşlerden biri diğerinin yeteri kadar açık olmadığından ve düşüncelerini paylaşmadığından şikayet edebiliyor. Çünkü eşler genellikle sorunlarını konuşmaktan, paylaşmaktan ve tartışmaktan kaçınıyorlar. Bu iletişimsizlik ise eşlerin birbirleri ve ilişkileri hakkında olumsuz düşünceler geliştirmesine neden oluyor.Aile içi problemler ilerlemiş düzeye geldiğinde eşlerin karşılıklı çabası yeterli olmamaktadır. Bu nedenle süreci daha kolay ve daha kısa atlatabilmek için bir uzmana danışmak daha yararlı olabilir.

    KÖYDEN ŞEHRE GÖÇ: Köyden şehre göç, hem sosyal hem de ailede büyük değişikliklere yol açmıştır. Başta köydeki gelenek ve göreneği kontrol edici baskısından kurtulup, başıboş bir ortama itilmişlerdir. Özenilen, gıpta edilen, taklit edilmeye çalışılan yabancı bir çevreye gelmişlerdir. Kitle iletişim araçlarının tesiri ve moda, aileyi derinden sarsmaktadır. Birçok aileler bu sıkıntıya ve perişan hayata, sırf kuru bir kavga uğruna katlanmaktadırlar. Diğer taraftan özenti sonucu bütçelerini zorlayan harcamalara gitmektedirler aile bütçesinin sarsılması önce geçimsizliğe, daha sonrada boşanmaya kadar varan bir dizi hususlara sebep olmaktadır.

    EKONOMİK SEBEPLER: Bir aile bireyleri temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı zaman sistemde ciddi sorunlar meydana geliyor. Özellikle bireyin ekonomik kriz veya ilişkilerde yaşadığı krizlerde ’baş edemeyeceğim’ duygusu ağır basarsa, birey kendini tükenmiş hissediyor, çözüm yolları bulamıyor ve kendi varlığını, öz değerini büyük tehdit altında hissettiği için de belki çözüm yolu olarak kaçmayı tercih edebiliyor.
    Aile sistemi birçok etkiye açıktır. İşsizlik, işte yaşanılan sıkıntılar da aile sistemini etkileyebiliyor. Buradaki bireylerin davranış problemlerinin oluşmasında sistemin katkısı olduğu gibi, o davranış problemlerinin de sisteme katkısı var. Zaten son zamanlarda aile içinde karşılaşılan problemler, bireysel olmak yerine sistem ile doğrudan alakalıdır.

    ŞİDDET: Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından yürütülen bir araştırmada, eşleri tarafından uygulanan şiddete maruz kalan kadınların fiziksel ve akıl sağlıkları, toplumun ortalamasından açık biçimde daha fazla bozuluyor.

    İngiliz tıp dergisi Lancet’te yayımlanan araştırmada WHO, 2000-2003 yılları arasında 10 ülkedeki 15 kentten, yaşamları boyunca en az bir kez eşlerinin şiddetine maruz kalmış kadınlar ile eşlerinin şiddet uygulamadığı 15 ila 49 yaşlarındaki kadınların sağlık durumunu karşılaştırdı.Araştırmada, 24 bin kadının durumu ele alındı. Araştırmaya Bangladeş, Brezilya, Peru, Tayland, Tanzanya, Etiyopya, Japonya, Namibya, Samoa Adaları ve Sırbistan-Karadağ’dan kadınlar konu oldu.Araştırma sonunda, şiddete uğrayan kadınlardan, Etiyopya’da yüzde 19, Peru’da yüzde 55’i yaralanma bildirirken, Samoa Adaları dışında tüm ülkelerde eş şiddeti ile “yürüme ya da günlük aktiviteleri yürütmede zorluk, ağrı, bellek kaybı ve vajinal sorunlar” gibi sağlık sorunları arasında “belirgin bir bağlantı” belirlendi.Araştırmada, eşlerinin veya birlikte yaşadıkları kişinin şiddetine yaşamlarında en az bir kez maruz kalan kadınların, diğerlerine göre çok daha fazla duygusal yıkım ve intihar isteği (3 kat fazla) hissettikleri veya 4 kat fazla intihar girişiminde bulundukları ortaya çıktı.

    Türkiye’de 2007 yılında Ayşe Gül Altınay ve Yeşim Arat tarafından yapılan “Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet” başlıklı geniş ölçekli araştırmadan elde edilen sonuçlara göre;

    -Her üç kadından birinin fiziksel şiddet gördüğü saptanmıştır.

    -“Hayatı boyunca” eşinden en az bir kez fiziksel şiddet görmüş kadınların oranı Türkiye genelinde % 35 bulunmuştur.

    -Kocalarından boşanmış veya ayrılmış kadınlarda fiziksel şiddet deneyiminin % 78 gibi çok yüksek bir orana ulaştığı bildirilmektedir.

    -Eğitim düzeyi arttıkça fiziksel şiddet gördüğünü söyleyen kadınların oranı azalmaktadır. Okuma yazma bilmeyen kadınlar arasında en az bir kez fiziksel şiddete maruz kaldığını söyleyenlerin oranı %43 iken, yüksek öğrenim görmüş kadınlar arasında bu oran % 12’dir.

    -Gelir düzeyi arttıkça fiziksel şiddet gördüğünü söyleyen kadınların oranı düşmektedir.

    -Kadınların % 14’ü en az bir kez “istemediği zamanlarda cinsel ilişkiye zorlandığı”nı belirtmiştir. Cinsel şiddete uğradığını söyleyenlerin % 67’si aynı zamanda fiziksel şiddete de maruz kaldığını ifade etmektedir


  11. Misafir Üye

    14 yaşındayım annem ve ablam hep kaVGA ediyor Ağlıyorum annem çok üzülüyor kendilerine zarar vermelerinden korkuyorum bunun için ne yapabilirim


  12. Misafir Üye

    Alıntı Misafir Üye Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    14 yaşındayım annem ve ablam hep kaVGA ediyor Ağlıyorum annem çok üzülüyor kendilerine zarar vermelerinden korkuyorum bunun için ne yapabilirim
    Erkekmisin yoksa kızmısın bilmiyorum. Babanız bu kavgaların neresinde duruyor? müdahale etmiyormu ablan ile annenin kavgalarına. Babanız yoksa diğer aile büyüklerinizden yardım almalısınız bu işi tek başınıza çözemezsiniz.


 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri