Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Bir insan ümi din i kaybetmekle , neden her şeyini kaybetmiş olur? Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Benim Ümmetim İçinden Müflis (Yani İflas Edip Her
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 5      

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Bir insan ümidini kaybetmekle, niçin her şeyini kaybetmiş olur?

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Umudunu kaybeden her şeyini kaybeder.

    Hayat yolumuz hep düzlükte devam etmemektedir. Bazen önümüze yokuşlar çıkar,
    bazen de inişler.. "Mühim olan düzlükte şımarmamak, yokuş ve inişlerde de ümitsizliğe düşmemek"

    Bunların hayat yolculuğunun imtihanları olduğunun farkında olmak.

    Rabbimiz Ankebut Suresi'nin ilk ayetlerinde şöyle ikazda bulunmaktadır:
    "insanlar iman ettik demekle bırakılacaklar da imtihana çekilmeyecekler mi sanıyorlar?"

    Çekileceğimiz bu imtihanları kazanmanın ilk şartı, sıkıntı ve zorluklar karşısında
    ümidini kaybetmemektir. Çünkü ümidinizi kaybederseniz her şeyinizi kaybedersiniz.
    Ama ümidinizi korursanız kaybettiklerinizi yine kazanabilirsiniz. Ümidin bu hayati
    özelliğinden dolayıdır ki, şeytanın yıkmaya yöneldiği ilk hedefi, imanlı insanın ümit kalesidir.
    Ümit kalesini yıktıran adamın sığınacağı başka bir kalesi yoktur. Ümidin basite alınamaz
    bu hayati özelliğini irşat alimleri şu çarpıcı olayla dikkatimize verirler:

    "Bir adam yolda ağlayarak gidiyordu. Karşıdan gelen bir maneviyat büyüğü
    ağlayan adama sordu:Neden ağlıyorsun evlat,bir felakete mi uğradın yoksa?

    Sorma dedi ağlayan adam, mahvoldum, dükkânım yandı, bu yetmiyormuş gibi kasadaki
    paralarım da yandı; bütün servetim gitti, geriye sadece borç senetlerim kaldı. Maneviyat
    büyüğü ağlayan adamın başını şefkatle okşadı, sonra da dedi ki: Bunlar ağlanacak kayıplar
    değildir evlat. Ben de ümidini kaybettin de onun için ağlıyorsun sandım.!Şunu unutma ki,
    ümidini kaybeden adam her şeyini kaybeder. Ama ümidini kaybetmeyen adam yeniden
    teşebbüse geçer, kaybettiklerini zaman içinde yine kazanabilir. Sen ümidini kaybetme
    evlat ümidini!.."

    Evet, bütün mesele ümidini kaybetmemekte. Peygamberimiz de (sas) konuşmalarıyla
    ümitsizlik telkin eden adamı ikaz ederek şöyle uyarıda bulunmuştur:

    "Kim, 'Artık iyi insan kalmadı, herkes bozuldu..' diyerek ümitsizlik telkin ederse
    bilsin ki, bozulan o insanın kendisidir,herkes değil."

    Çünkü kıyamete kadar insanların içinde hem iyisi bulunacak hem de kötüsü. Burada
    mühim olan, bizim bunların neresinde yer aldığımız, hangi tarafın içinde bulunduğumuzdur.
    Biz iyilerin içinde bulunuyorsak kötülerin bize zararı olamaz, kötülerin içinde yer almışsak
    iyiler bizi kurtaramaz. Unutulmaması gereken gerçek bizim nerede yer aldığımız, kimlerin
    desteğinde bulunduğumuzdur.

    İşte bu gerçeği unutturmaya çalışan şeytan, hep bozulanları dikkate vererek ümitsizlik telkin
    etmeye yeltenir. Teşebbüs gücünü yok etmeye çalışır.



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
  4. Ümidini kaybeden her şeyini kaybeder!

    Bir adam yolda ağlayarak gidiyordu. Karşıdan gelen bir maneviyat büyüğü sordu:


    -Neden ağlıyorsun, bir felakete mi uğradın?

    -Sorma dedi, ağlayan adam. Mahvoldum, dükkanım yandı, bu yetmiyormuş gibi kasadaki paralarım da yandı; bütün servetim gitti, geriye sadece borç senetlerim kaldı!.

    Maneviyat büyüğü, adamın başını okşayarak konuştu:

    - Bunlar, dedi, ağlanacak kayıplar değildir. Ben de ümidini kaybettin de onun için ağlıyorsun sandım!.. Sözlerine şunları da ekledi: Ümidini kaybetmeyen adam yeniden teşebbüse geçer, şimdi kaybettiklerinin hepsini de zaman içinde kazanabilir. Ama ümidini kaybeden adam bir daha teşebbüse geçemez ki kaybettiklerini kazanma ihtimali söz konusu olsun. Sen ümidini kaybetme ümidini... İşte bütün mesele burada, ümidini kaybetmemekte... Bundan dolayı İslam büyükleri şurada burada ümitsizlik telkin edenleri hiç iyi karışılamamışlar, şeytanın sözcülüğünü yapıyor güzüyle bakmışlar ümitsizlik telkin eden adamlara... İhyadaki bir hadis ise ümitsizlik telkin eden adamı şöyle tarif eder:

    -Kim insanlar tümüyle bozuldu sağlam adam kalmadı, diye feryat ederse bilsin ki bozulan insanların tümü değil o insanın kendisidir!.

    Evet, bozulan o insanın kendisidir. Çünkü kıyamete kadar bozulmayıp da hakkı yaşayanlar mutlaka bulunacaktır. Nitekim yaşamayanların da bulunacağı gibi. Ancak bazen hakkı yaşayanlar çoğalacak, bazen de batılı yaşayanlar. Burada mühim olan bizlerin hangi tarafta yer aldığımızdır. Hakkı yaşayanların arasında mı, yoksa batıla meyledenlerin içinde miyiz?.. Şayet biz batılda isek dünya hakkı yaşasa bize faydası olmaz. Biz hakta isek dünya batıla kaysa bize zarar veremez. Maide Sûresi ayet 105te Rabbimiz bizi böyle ikaz ediyor: Ey iman edenler! Siz hakta olsanız batılda olanlar size zarar veremezler. Mefhum-u muhalifi ile: Siz batılda kalsanız hakta olanlar size fayda veremezler.. Unutulmaması gereken bir gerçek odur ki, Allah yanında değerli olan sayı çokluğu değil, kalite yüksekliği, yani ihlastır. Üç ümmetli iki ümmetli peygamberler gelmişlerdir. Ümmetlerinin azlığını hiç düşünmemişlerdir. Sadece görevini yapıp yapmadıklarını düşünmüşler, ona göre sorumluluk duygusu taşımışlardır. Çünkü biliyorlar ki, inanmışların çokluğu azlığı Yaratanın hikmetli takdirine bağılıdır. Dilerse hakka iman edenleri çoğaltır, dilemezse insanları layık oldukları yerde bırakır. Meşhur tabirle Allaha teslim olan ihlaslı insanlar kendi vazifelerini yapar, vazife-i İlahiye karışmazlar.. Bu sebeple de ümitsizlik onların lügatinde bulunmaz. Hep ümit ve şevk içinde hizmet ve himmetlerini sürdürürler. Şeytan ise bunun zıddını fısıldar, hep ümitsizlik telkin eder..

    Şeytanın bu ümitsizlik telkinine dair bir misal Bostanülvaizinde şöyle anlatılır:

    Bağdatta şevk içinde hizmetlerini sürdüren Cüneyd-i Bağdadi, bir gece rüyasında şeytanı sokakta halkın içinde çıplak gezerken görünce; Neden çıplak geziyorsun, utanmıyor musun bu insanlardan? der. Şeytan, Hani insan? der. Bunlar insan mı ki, bunlar insanlıktan çoktan çıkmışlar. Bağdatta şu anda sadece üç insan var, onlar da Şiraz Mescidinde ibadetteler. İstersen git gör! diye de ilave eder.. Uyanıp hemen abdestini alarak Şiraz Mescidine koşan Cüneyd-i Bağdadi, gerçekten de üç kişiyi namazda bulur. İçinden bir ümitsizlik fırtınası kopar. Demek ki koskoca Bağdatta adam kalmamış bu üç kişiden başka diye hayıflanırken biri selam verip kulağına eğilerek şöyle fısıldar:

    -Şeytan sana ümitsizlik telkin etmek istiyor. Bağdat, Allah dostlarıyla doludur! Sakın şeytanın tuzağına düşüp de ümitsizliğe kapılma!.


  5. Misafir Üye

    Gerçekten bu kompozisyon benim sözlü notum bu yüzden çok önemli ve fikir aldim bu siteden teşekkürler
    forumlord ....


 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri