Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Kaşgarlı Mahmut eserini neden dönemin Abbasi Halifesine sunmuş olabilir? Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Kaşgarlı Mahmut'un Özellikleri Kısaca Kaşgarlı Mahmut hangi alanlarda eser vermiştir Kaşgarlı
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 1      

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Kaşgarlı Mahmut eserini neden dönemin Abbasi Halifesine sunmuş olabilir?

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Kaşgarlı Mahmut Kimdir / Kaşgarlı Mahmut Hayatı / Kaşgarlı Mahmut Biyografisi

    XI. yüzyılda yaşayan Türk dil bilginidir. Divân-ı Lügati’t-Türk adlı eseriyle ünlüdür. Karahanlılar soyundandır. 1072 yılında yazmaya başladığı eserini 1074′te tamamlayarak Bağdat’ta Abbasî halifesi El-Muktedî Billah’a sunmuştu. Eserin el yazması tek kopyası Fatih Millet Kütüphanesi’nde 1910 yılında bulundu. 1915-1917 yıllarında öğretmen Kilisli Rifat Efendi’nin çevirisi üç, Besim Atalay’ın çevirisi ise beş cilt olarak basıldı.Karahanlılar döneminde yetişen ve ilk Türk dil bilgini olan Kaşgarlı Mahmut’un doğum tarihi, kesin olmamakla birlikte 1025 olarak biliniyor. Babası Barsaganlı bir bey idi. 1071-1077 arasında Bağdat’ta bulunan Mahmut, Türk kültürünün Araplara tanıtılmasında büyük rol oynadı.

    İbn-i Fadlan, Gerdizi, Tahir Mervezî, Muhammed Avfî ve Beyhakî gibi kendi döneminin Türk hayat ve cemiyetleri üzerine eğilen ünlü alimleriyle birlikte Türk illerini adım adım dolaşan Kaşgarlı Mahmut, çalışmalarında Türkçe’yi resmi dil olarak kabul eden Karahanlı Devleti’nden de büyük destek gördü.Türkçe’nin serpilip gelişmeye başladığı o dönemde, Mahmut’la birlikte Balasagunlu Yusuf Has Hacib de Türk diline büyük hizmet etti. Bu iki Türk alimi, ortaya koydukları eserlerle, Türk dil birliğinin sağlanmasına önemli katkılarda bulundular.Aynı zamanda filolog, etnograf ve ilk Türk haritacısı olan Kaşgarlı Mahmut, Divân-ı Lügati’t-Türk adlı eserinde; yaşadığı devirdeki Türk illerinin ve boylarının kullandığı ağızları canlı olarak tespit etti.




    Oğuz Türklerinin 24 boyu ile ilgili şemayı da verdiği eserinde, Türkçe’nin zenginliğini ve Arapça ile Farsça yanındaki değerini ispata çalışan Mahmut, ayrıca Türkçe’yi Araplara öğretmek gayesiyle Kitâbu Cevâhirü’n-Nahvi Lügâti’t-Türk adlı gramer kitabını yazdı.



    Divân’ında Türk dilinin grameri yanında, Türk yer adları, Türk damgaları ve Türk topluluklarını da etraflı şekilde anlatan Kaşgarlı Mahmut, ömrünün sonlarına doğru tekrar memleketi Kaşgar’a dönerek, tahminen 1090′da burada vefat etti. Doğu Türkistan’da bulunan Kaşgar şehrine 35 kilometre uzaklıktaki Azak köyünde olan kabri, 1983 yılı Temmuz ayında bulundu. Türk illerini, obalarını ve bozkırlarını birer birer dolaşan ve Türk dili ve kültürüne ait topladığı malzemeyi titizlikle inceleyerek eserlerine alan Kaşgarlı Mahmut; Türk, Türkmen, Oğuz, Çiğil, Yağma ve Kırgız boylarının ağız ve lehçelerini karşılaştırmalı olarak işledi. Ona göre; Türk lehçelerinin en kolayı Oğuz lehçesi, en dürüst ve kullanışlısı Yağma ve Tuhsi şivesi, en edebisi ise Kaşgar Türkçesidir.

    Divân-ı Lügati’t-Türk, bir önsözle sözlük kısmından meydana gelmiştir. Önsözde yazar Türk dilinin tarifini, lehçelerinin özelliklerini sayar ve dilbilgisi kurallarını, Arapça’dakilere kıyasla gösterip tespit eder. Ana dilinin Arapça’dan çok üstün olduğunu söyler ve örnekler verir. Bu arada, o bilgileri nasıl elde ettiğini, nasıl bütün memleketleri gezip dolaştığını da anlatır. İkinci, yani sözlük bölümü, Türkçe kelimelerin Arapça izahlarını kapsar. Bu nedenle, eser, Arapça yazılmış bir Türkçe sözlüktür. Ya da Türkçe’den Arapça’ya sözlüktür. Arapça dilbilgisindeki şekillerine göre sıralanmış 7500′den fazla kelime hakkında açıklama yapılmıştır.

    Büyük bilgin bu açıklamaları yaparken kelimelerin nerelerde ve hangi anlamlarda kullanıldığını göstermiştir. Bu esere ve onu izleyen başka eserlere kadar yazılı edebiyat örneklerimiz bilinmediği için, daha önceki yüzyıllara ait sözlü edebiyat örneklerini Kaşgarî’nin kitabından öğrenmekteyiz. Sagu denilen ağıtlar, koşuk dediği koşmalar, sav dediği atasözleri ve nazım şekillerinden başka verdiği dersten örneklerine bakarak meselâ Alp Ertunga adındaki destanlaşmış kahramanın varlığını da yine Divân-ı Lügati’t-Türk’ten öğrenmiş bulunuyoruz. Bu sebeplerden dolayı Kaşgarlı Mahmut’un Divân-ı Lügati’t-Türk’ü hem dil, hem edebiyat, hem toplum ve sosyoloji tarihimiz bakımından çok önemli belgeleri toplayan bir kaynaktır.



    Ancak bu kaynak eser 1910 yılına kadar bilinmiyordu. Gerçi Kâtip Çelebi’nin Keşfüzzünûn adlı bibliyografyasında Kaşgarlı Mahmut’tan da söz edilmiştir. Ama bu bilgi çok sınırlıdır. Vanizade Nazif Paşa’nın yakınlarından bir hanım, 1910 yılında İstanbul’daki Sahaflar Çarşısı’nda dolaşırken bu dev eseri tozlu raflarda bulmuş, satın almak istemiştir. Elindeki ganimetin kadrini ancak o zaman anlayan kitapçı, kitabın fiyatını 25 altına kadar yükseltmiş, hanım da kitabı alamamıştır. Ancak işi Maarif Nezareti’ne duyurmuştur. ‘Ne olduğu belirsiz bir kitaba avuç dolusu altın verilemeyeceği’ gerekçesiyle Maarif Nezareti, eseri satın almayı reddetmiştir.
    Haber, kitap delisi merhum Ali Emiri Efendi’ye intikal etmiştir. Kitaplarını millete hediye ederek Fatih Millet Kütüphanesi’ni kurmuş ve ilk müdürlüğünü yapmış olan Ali Emirî Efendi, kitapçıyı getirtmiş, eseri inceledikten sonra adamı kütüphaneye kilitleyerek para tedarikine çıkmıştır. İşte böyle borç harç satın alınan Divân-ı Lügati’t-Türk, uzun zaman Ali Emiri Efendi’nin kıskanç titizliğiyle kütüphanede saklanmıştır. Ali Emirî Efendi, eserin basımına ancak Sadrazam Talat Paşa’nın ricası üzerine razı olmuştu. Eldeki yazma, Kaşgarlı Mahmut’un el yazısı olmamakla beraber ondan 192 yıl sonra Şam’lı Mehmet adında usta bir hattat tarafından yazılmış yer yüzündeki tek nüshadır. Kaşgarlı, eserini Araplara kabul ettirmek için iki yerde; Peygamberin iki hadisini zikreder ki, şunlardır:



    ‘Yüce Tanrı: Benim bir ordum vardır ki onlara Türk adını verdim. Onları doğuda birleştirdim. Bir millete kızarsam cezalandırmak görevini onlara veririm…’ buyurmuştur. ‘Yüce Tanrı: Türkçe öğreniniz, çünkü Türkçe’nin uzun bir saltanatı vardır…’ diye buyurur. Divanü Lügati’t-Türk dünyanın her yanında, Türkoloji ilmiyle uğraşan pek çok bilgin için paha biçilmez bir kaynak olmuştur. Üzerinde şimdiye kadar yerli, yabancı, uzmanlar çok çeşitli incelemeler yapmışlardır.


    Türk Kültürünün en değerli ürünlerinden biri olan "Divânü Lûgat-it Türk" büyük âlim Kaşgarlı Mahmut'un milletimize. Türk dünyasına miras olarak bıraktığı çok kıymetli bir âbidedir.
    11. asrın ilk yarısında doğmuş olan Kaşgarlı Mahmut'un elde bulunan yegâne eseri Divânü Lûgat-it Türk, Türklerin Tür-kistan'da Türk dünyasında bin yıl öncesine uzanan dil, tarih, edebiyat, siyaset, iktisat, coğrafya, tebabet, hat sanatı vb. hayatları hakkında bilgi veren bir ansiklopedi vasfını taşımaktadır.
    Büyük Türkolog âlim, Kaşgarlı Mahmut "Divânü Lûgat-it Türk" adlı eseriyle bundan 920 yıl önce mukayeseli dilcilik ilmi yönteminin temelini atmıştır. Bu. Türk kültür tarihi bakımından olduğu kadar, Türk dili tarihi bakımından da üstün değerde bir kaynak eser niteliğindedir. Karahanlılar devrinde yaşayan büyük Türk bilgini, Kaşgarlı Mahmut, milâttan sonraki 1008 yılında Kaşgarda doğmuştur. Babası Hüseyin Buğrahan, annesi Rabiya hanım Mahmut'u küçük yaşından başlayarak iyi eğitmeye önem vermiştir. Kaşgarlı Mahmut, ilk, orta ve yüksek tahsilini Kara-hanlıların başkenti Kaşgar'da yapmıştır.
    Kaşgar eski çağlardan beri Doğu ile Batı arasındaki millet-lerarası ulaşımın (ipek yolunun) önemli merkezlerinden biri idi. Kaşgar'a çeşitli ülkelerin tüccarları, elçileri, seyyahları, kültür adamları gelip gidiyordu. Kaşgar: Yunan, İran, Arap, Hint ve Çin kültürünün kesiştiği, temas halinde bulunduğu bir köprü niteliği taşıyordu.
    Karahanlılar Devleti, Sultan Satuk Buğra Han'ın teşebbüsüyle 932 yılında İslâmiycti devlet dini olarak kabul ettikten sonra Arap. Fars ve Türk dillerine tercüme edilen Yunan, Arap me-deniyetine ait felsefe, matematik, tarih, astronomi, tababet ilmiyle ilgili eserler Kaşgar'da öğrenilmeye ve araştırılmaya başlamıştır.
    Kaşgar Karahanlılar Devleti'nin sadece siyasî merkezi değil, aynı zamanda ünlü kültür merkezi haline gelmiştir.
    Kaşgarlı Mahmut'un üstadı Hüseyin Binnî Halap (M.S. 1093 yılında vefat etmiştir) şeyh, imam ve zahid bir kişi olup, aynı zamanda tarihçi ve din âlimidir.
    Kaşgarlı Mahmut, Karahanlı Devleti'nin başkenti olan Kaşgar'daki "Medrese-i Hamidiyc ve Medrese-i Saciye" yüksek okullarında tahsil görmüş, bilgi sahibi âlimlerden ders almıştır. Kaşgarlı, bu yüksek okullarda İslâm felsefesi, dil, gramer ilmi, mantık ilmi, tarih, coğrafya, astronomi, tıp ilmi vb. ilim dallarını büyük bir başarıyla öğrenmiştir. Ayrıca, Arap ve Fars dillerini çok iyi bilen bir âlim olarak yetişmiştir.
    Kaşgarlı Mahmut 1057 yılında, 49 yaşında iken Kaşgar'dan ayrılmaya mecbur olmuştur57! Çünkü M.S. 1056 yılında Doğu Karahanlıların Hâkânı Süleyman Arslanhan ile küçük kardeşi Muhammet Buğrahan (Yağan Tekin) arasında kanlı bir savaş patlak vermiş, savaşta Süleyman Arslan Han esir düşmüş ve öldürülmüştür. Doğu Karahanlılar'a Muhammet Buğrahan, Kağan olmuştur. Muhammet Buğrahan, Yusuf Kadir Han'ın ikinci oğlu olup, Kaşgarlı Mahmut'un dedesi idi. Muhammet Buğrahan, Kağan olup 18 aydan sonra M. S. 1057 yılında Kağanlık tahtını büyük oğlu Hüseyin'e teslim etme kararını vermiştir. Muhaınmed Buğra Kağan'ın küçük hanisi (küçük hanımı) kağanlık tahtını devretme merasimindeki ziyafetten istifade ederek, Muhammet Buğrahan başta olmak üzere bir kısım Karahanlı şehzadelerini zehirleyerek öldürmüştür. Zehirlenerek ölenlerin arasında Kaşgarlı Mahmut'un babası Hüseyin de var idi58. Bu saray suikastını gerçekleştiren hanıs oğlu, İbrahim'i Karahanlılar tahtına oturttu. Fakat Doğu Karahanlılar'in beyleri kanunsuz kağan İbrahim'e itaat etmedi. İbrahim annesinin talimatı üzerine, Barshan Hakimi İnaltigin'e karşı savaş açtı. Savaşta İbrahim öldü. Bu olaylardan sonra Doğu Karahanlılar'a Muhammet Buğrahan'ın küçük erkek kardeşi (Yusuf Kadir Han'ın en küçük oğlu) Mııhınuthan Tuğrul Karahan, unvanında kağan oldu. Onun ağabeyi Süleyman Ars-lanhan'ın oğlu Obul Hasan Orunbasar Kağan (yardımcı kağan- vezir) oldu. Bu hâdiseler 1058 yılında meydana geldi. Bu olay-lardan sonra Doğu Karahanlılar istikrara kavuştu. Gelişmeler devam etti. Kaşgarlı Mahmut M.S. 1057 yılında Doğu Karahanlı sarayında vuku bulan suikastten kurtularak, Kaşgar'dan Batı Karahanlı devletine geçti. Maveraünnehir'e geçtikten sonra Türk boylarının yerleştiği bölgeleri teker teker gezerek 15 yıla yakın zamanını (1057-1072 yılları arası) "Divânü Lûgat-it Türk" kitabı için malzeme toplamaya sarfetti ve Türk boylarının yeniden az farkla şekillenmeye başlayan şivelerini inceledi. Kaşgarlı Mahmut M. S. 1072 yılında Selçuklular himayesindeki Arap Abbasiler halifeliğinin başkenti Bağdat'a geldi ve Kaşgar'da yazmaya başladığı "Divânü Lûgat-it Türk" kitabını burada devam ettirdi. Büyük hacimli bu eserini, dört kez gözden geçirip düzeltti ve 1075 yılında tamamlayarak Abbasiler'in 27. halifesi, Ebûl Kasım Abdullah Muktedi Bi Emrullah'a takdim etmiştir. Kaşgarlı Mahmut'un Bağdat'a hicret etmesi, kitabını burada yazmasının bir önemli sebebi; şu dönemlerde Selçuk Oğuzlarının Sultanı Alp Arslan Hân (1063-1072) oğlu Melikşah Karahanlı Kağanı bikesi (kızı) Türkân Hatun ile evlenmişti. Bu olaydan sonra Kaşgar, Balasagun ve başka şehirlerden pek çok Uygur Türk âlimleri ilmî araştırma yapmak maksadıyla Bağdat'a gelmişlerdi. Kaşgar Opal'daki "Hazreti Mollam (Kaşgarlı Mahmut) me-zarının şeyhlerinden 92 yaşındaki Bavudunkarıve diğer bil-ginlerden elde edilen bazı delil ve rivayetlere göre, âlim Kaşgarlı Mahmut Bağdat'tan 1080 yıllarında kendi ülkesi olan Karahanlılar Devleti'nin başkenti Kaşgar'a dönmüştür.
    Âlim Kaşgar, Opal'da "medrese-i mahmudiye'yi" kurarak, bu medreseye müderris olup bir çok talebelere ilim öğretmiş ve 1105 yılında, 97 yaşında Opal'da vefat etmiş ve burada toprağa verilmiştir.
    Kaşgarlı Mahmut'un doğduğu yeri ile mezarı (türbesi), 1980 yılından sonra Doğu Türkistan'daki ilmî kurumlar tarafından ciddi şekilde yürütülen ilmî araştırmalar sonucu elde edilen ve-sikalarla, Ocak 1983 tarihinde açıklığa kavuşmuştur. Opal Kaşgar vilâyeti, Kaşgar eski şehrinin batı kısmında yer alan ve Kaşgar şehrine 45 kilometre mesafede olan bir köydür. Pamir Dağı eteklerinde yer alan, manzarası güzel, havası iyi olan bu köyün batı kısmında "Hazret Mollam Dağı" denilen bir dağ var-dı. Bu dağ eteğinde "Hazreti Mollam" mezarı bulunmaktadır. Mezara 300-400 metre mesafede, Azak mahallesi yer alır, bu mezar araştırmalar neticesinde açıklığa kavuşmuş olan Kaşgarlı Mahmut'un mezarıdır" . (Bu mezar coğrafî mevkî bakımından Doğu Meridyeninin 7, 30, 75, kuzey paralelinin de 50, 18, 39'una uygun gelmektedir).
    Kaşgarlı Mahmut (Divânü Lûgat-it-Türk" kitabında kendi bibliyografyası ile ilgili şunları belirtmektedir: "Şimdi Muhammet oğlu Hüseyin evlâdı Mahmut'un sözünü dinleyin"60, "Barshan Afrasıyap oğlunun adı, Barshan şehrini o yapmıştır. Mahmut'un babası şu şehirdendir".
    "Opal bizim yurdun adıdır". Azak bizim köyün ismidir63. Araştırma sonucu elde edilen deliller ile Kaşgarlı Mahmut'un kitabında zikredilen malûmatlar birleştirilerek, Kaşgarlı'nın doğduğu ve ölümünden sonra toprağa verildiği yerin de Opal olduğu "Hazret Mollam" mezarının Kaşgarlı Mahmut'un mazarı olduğu kesinleşmiştir.
    Kaşgarlı Mahmut'un yukarıda zikrettiğimiz gibi Divânü Lûgat-it-Türk eserini yazmadan önce birkaç sene içerisinde o devir Türk ülkelerini birer birer dolaşarak notlar almış ve doğru-dan doğruya kendi derlediği dil malzemesine dayanmış olması, eserinin değerini bir kat daha arttırmıştır. Gerçi Kaşgarlı Mah-mut "Divânü Lûgat-it Türk"te esas itibariyle kendisinin "Hakaniye" diye adlandırdığı KARAVANİ Türkçesi üzerinde dur-muştur. Ancak eser yer yer XI. Yüzyıl Türk dünyasının çeşitli Türk boy ve kavimleri ile onların yeniden şekillenmeye başlamış şiveleri üzerinde de değerli bilgiler vermektedir ve bununla be-raber, Türk dilinin dünyadaki yeri ve önemini gurur ve iftiharla açıkça göstermektedir.
    Alim Kaşgarlı Mahmut'un böyle" bir eseri yazabilmesi, Türkçülük için övünç kaynağıdır. Eserinde kişiliği ve Türklük bilinci gözle görülmektedir. Kaşgarlı Mahmut'un kişiliği hakkında yazılmış bir belge halen elimizde mevcut değildir. Dünyaca ün kazanmış bir bilgin, çağının seçkin insanı, yorulmaz bir gezgini olan Kaşgarlı Mahmut "Divânü Lûgat-it-Türk" eserinde kendinden fazla söz edilmesini uygun görmemiştir. Buna rağmen, Kaşgarlı Mahmut'un kişiliği, hayatı hakkındaki kesitleri, bize bırakmış olduğu eserinden az çok anlaşılmaktadır. "Divânü Lûgat-it-Türk"ten anlaşıldığına göre Kaşgarlı Mahmut, çekirdekten yetişme bir asker, iyi kargı kullanan, dinç, gözü pek ve güçlü bir kişi olarak bilinmektedir. Ve yine onun Karahanlı Kağan soyundan olduğu anlaşılmaktadır. Divânı'nda bunu oldukça açık bir biçimde söylemektedir. "Bizim atalarımız olan beyler" diye soyu, yiğitliği, araştırma hevesi ve edinmiş olduğu bilgiyle de övünmektedir. Kaşgarlı Mahmut, bu kitabını yabancılara, özellikle Araplar'a Türkçeyi öğretmek için yazdığını belirtmektedir. Bu sebeple Türkler'in İslâm topluluğu içindeki yerini belirtmeye gerek duymuştur.
    Kaşgarlı Mahmut tarihimizde en eski bilgin, millî şuuru temsil eden bir şahsiyettir. Kendi ulusunun üstün niteliklerini ümmetçilik ortamında bağnazlığa kapılmadan ortaya koyabilmek, saygıya değer insanca bir davranıştır.
    Kaşgarlı Mahmut eserinin başında Tanrıya şükür, Peygam-berlere salât ve selâdan sonra, sözünü şöyle devam ettirmektedir: "Tanrının devlet güneşini Türk burcunda doğurmuş olduğunu ve onların mülkleri üzerinde, göklerin dairelerini döndürmüş bulun-duğunu gördüm. Tanrı, onlara Türk adını verdi ve onları yeryüzüne hâkim kıldı. Zamanımızın hakanlarını onlardan çıkardı. Dünya milletlerinin yularını onların ellerine verdi. Onlarla birlikte çalı-şanları, onlardan yana olanları aziz kıldı. Ve Türkler yüzünden onları her dileklerine eriştirdi. Bu kimseleri kötülerin, ayak takı-mının şerrinden korudu. Oklarının isabetinden kurtulmak için. aklı olana düşen vazife bu adamların tuttuğu yolu tutmaktır. Derdini dinletmek ve Türkler'in gönlünü almak için onların dilleriyle konuşmaktan başka yol yoktur" .
    Kaşgarlı Mahmut şöyle devam ediyor: "Ben Buhara'nın sö-züne inanılır imamlarından birinden ve Nişaburlu başka bir i imamdan kesinlikle duydum. Her ikisi de senetleriyle bildiriyorlardı ki, peygamberimiz (S.A.) kıyamet belirtilerinden ve karışıklık-larından ve Oğuz Türkleri'nden söz ederken, "Türk dilini öğreniniz, çünkü onların egemenlikleri uzun sürecektir" buyurmuşlardır. Bu söz doğru ise, sorgusu o ikisi üzerine olsun, onu öğrenmek vacip (gerekli) olur, eğer bu sözün aslı yoksa akıl da bu dili zaten öğrenmeyi emreder65.
    Kaşgarlı Mahmut, burada önce gördükleriyle vardığı yargıyı belirtiyor ve "Yüce Tanrı, Türkleri güçlü ve egemen kılınca rahat yaşayabilmek için yaşamında güvenli olabilmek için Türkler'in dilleriyle konuşmaktan başka çıkar bir yol olmadığını gördüm" diyor.
    İkinci olarak da duyduklarını ileri sürüyor: Sözüne inanılır kişilerin rivayet ettikleri hadiseleri tanık olarak ortaya koyuyor.
    Türklerin ululuğunu, Türk ulusunun İslâm topluluğu ve dini için ne kadar gerekli olduğunu da Kaşgarlı şu sözleriyle belirtiyor:
    "Bize ad olarak Türk adını ulu Tanrı vermiştir" dedik, çünkü bize Halef oğlu imim Şeyh Hüseyin, ona da İbnü'l-Garkıy denilen kimse İbnü Ebi'd-dünya ahir zaman üzerine yazmış olduğu kita-bında ulu Peygamber'e tanıklıkla varan bir hadisi yazmış. Hadis şöyledir: "Yüce Tanrı, benim bir ordum vardır, ona Türk adını verdim. Onları doğuda yerleştirdim. Bir ulusa kızarsam, Türkleri o ulus üzerine musallat kılarım". İşte bu, Türkler için bir üstün-lüktür. Çünkü, Tanrı onlara ad vermeyi kendi üzerine almıştır. Bununla beraber, Türklerde güzellik, sevimlilik, tatlılık, edep, büyükleri ağırlamak, sözünü yerine getirmek, sadelik, öğünmemek, yiğitlik, mertlik gibi öğülmeye değer sayısız iyilikler görül-mektedir66.
    Ümmet çağının bu ilk döneminde bilinçli, ulusçu bir Türk olan Mahmut'un bu tutumunun sebebi, onun 840-1212 yılına kadar devam eden Karahanlı Devletine bağlı Hakaniye Türklerinden ve millî şuurlu bir bilgin olmasındandır.
    Karahanlı Devleti'ni kuran Türkler, Uygurlar ile Karluklardır. Hakaniye dili denilen dilin aslı Uygur Türkçesidir. Kaşgarlı Mahmut, Hakan soyundan olan Uygur Türklerine mensup bir âlimdir. Uygur Türkleri köklü geleneklerin yaşadığı bölgede büyük Türk medeniyetinin mirasçılarıdır.
    İlk İslâm-Türk Devletini kurmuş olan Karahanlılar döneminde Kaşgar siyasî bakımdan olduğu kadar, kültür merkezi olarak da Doğu Türklerinin önemli bir kenti idi. Türk kültür tarihinin par-lak bir dönemini oluşturan Türk-Uygur medeniyeti burada İslâm ortamı içinde kendisine yeni bir gelişme imkânı bulmuştur.
    Kaşgarlı Mahmut İslâmiyet'in dünya üzerinde geniş şekilde yayılmasıyla birlikte Arap kültürü ve Arap dilinin çok üstünlük kazandığı bir mezgilde kendisinin içten ve inançlı bir Müslüman oluşuna rağmen, bazı çevrelerce ileri sürülen Arap dili ve kül-türünün üstünlüğü iddiasının karşısına çıkmıştır. Bir enstitü veya akademinin zor yazabileceği bir eseri, tek başına hazırlarken dayandığı güç O'nun, sonsuz bilim ve çalışma gücü, eşsiz ulusal onurudur.
    Kaşgarlı, Arap dili yanında Türk dilinin hiçbir eksikliği ol-mayan bir dil olduğunu şu sözleriyle işaret etmektedir: "Türk dilinin Arap dili ile koşu alanında yarışmakta olan iki at gibi paralel çizgide koşmakta olduğunu açıkça göstermek için Halul'ın "Kitab-u Eleyyin" adlı eserinde yaptığı gibi kullanılamayacak sözcükleri de bu kitaba ilâve etmeyi düşünmüş idim, lâkin söz-cükleri kolay bulmayı ve kişilerin heveslerini uyandırmayı naza-ra alarak özetledim. Kullanılmakta olan sözcükleri seçtim, top-ladım, kullanılmayanları bıraktım, benim takip ettiğim yol daha doğrudur".
    Kaşgarlı Mahmut inançlı bir Müslüman olmasına rağmen "şahsiyetini açıklamayı, Türkçülüğünü fırsat düşdükçe halifesine, çevresine ve vatandaşlarına hissettirmeyi asla unutmamıştır". "Türk dilinin ve milletçiliğinin belirtilmesine yararlı telakki ettiği her bir malzemeyi dikkatle itina ile işlemeye koymuştur'" Âlim şâir Yusuf Has Hacib "Kutadgu Bilig" destanını, Karahanlılar Devleti İmparatoru Tabgaç Buğra Han'a sunduğu halde, Kaşgarlı tersine hareket ederek halifeyi tercih etmiştir. Kaşgarlı Mahmut'u bu şekilde harekete iten başlıca ve belki de yegâne gaye, "Türk dilinin Arap dili ile atbaşı yürüdüğünü" ispat etmek düşüncesi olmuştur.
    Kaşgarlı Mahmut'un bu eseri Türk milletinin vatan sahipliğini ve millî şuurunu okşamaya yaramış ve Türk-Arap dostluğunun temelini kurmuştur. Kaşgarlı bu eserinde kendisinin Türk milletine mensup olmasından iftihar ve mutluluk duyduğunu, ifade etmektedir. Bu bakımdan da bu eser, ilmî kıymetiyle beraber halkımızı, gençlerimizi Türklük şuuru ve sevgisiyle yetiştirmede çok önemli bir eser sayılmaktadır.
    Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği, "Ne Mutlu Türküm Diyene!" sözünde olduğu gibi, buna benzer bir duyguyu, benzer bir fikri, Kaşgarlı Mahmut bundan tam 920 yıl önce Divânü Lûgat-it Türk eserinde açıkça ifade etmiştir.
    "Divânü Lûgat-it Türk" denilen bu âbide Türklük bilincini yayacak bir kitap olduğu için, Çin yönetimi, özellikle komünist Çin yönetimi, Mao döneminde bu kitabın Doğu Türkistan'da çağdaş Uygur Türkçesine tercüme edilerek neşredilmesine izin vermemiş ve bu yoldaki çabalar engellenmiştir. 1955-1956 yılları arasında bu kitabın bir kısmı çağdaş Uygur Türkçesine, Doğu Türkistan (Şınjang) Darüefünun Dil-Edebiyat Fakültesi Dekanı Mehmet Emin Hüdâverdi tarafından, Arapçayı bilen bilginlere verilip tercümesi yaptırılmış idi. Bu tercüme 1958-1959 yılların-da Çin yönetimi tarafından Doğu Türkistan'da yürütülen "Yerli Milletçiliğe Karşı" hareket devamında soruşturması yapıla-rak, ateşe verilmiştir.
    Mao'nun ölümünden sonra komünist Çin siyasetindeki bi-raz gevşeme rüzgârından yararlanan Doğu Türkistan'daki Uygur aydınları, 1978 yılında Kaşgarlı Mahmut'un Divânü Lûgat-it-Türk eseri ile büyük devlet adamı, âlim ve şâir Yusuf Has Hacib'in "Kutadgu Bilig" eserini Çağdaş Uygur Türkçesindeki tercümesi ile aktarılmasını neşretme teşebbüsünü ortaya atarak, ciddi faaliyete geçti. Netice itibariyle 1981-1984 yılları arasında Uygur Özerk Bölgesi Kaşgarlı Mahmut'un Divânü Lûgat-it-Türk kitabı Sosyal Bilimler akademisi tarafından ilk defa çağdaş Uygur Türkçesine tercümesi yapılarak, "Türk Tılları Divânı" olarak 3 cilt halinde Urumçi Halk neşriyatı tarafından yayımlandı.
    "Kutadgu Bilig" ise yine Uygur Özerk Bölgesi Sosyal Bilimler Akademisi Milletler Edebiyatı Araştırma Enstitüsü tarafından, manzum halinde transkripsiyonu ile birlikte çağdaş Uygur Türkçesine aktarılıp, 1984 yılında Pekin Milletler Neşriyatı tarafından, neşredilmiştir. İlime, dil ve edebiyat tarihlerine çok bağlı olan Doğu Türkistan'daki Uygur Türkleri, bu iki kitabın yayınlanmasından dolayı fevkalâde sevinmişlerdir. Doğu Türkistan aydınları ve halkının kuvvetli istekleri, hükümet üzerindeki baskısı neticesinde 1987 ile 1990 yılları arasında Kaşgar'daki Kaşgarlı Mahmut ile Yusuf Hacib'in mezar ve türbeleri restore edilerek halkın ziyaretlerine açılmıştır.
    Çin yönetimi ve bu yönetim siyâseti yanlısı bazı Çinli ilim adamları "Kaşgarlı Mahmut Uygur âlimidir. Uygurlar Türk değildir, bu yüzden Kaşgarlı Mahmut da Türk değildir" gibi saçma sapan görüşleri ileri sürmüşlerdir. Kaşgarlı'nın kendi eserindeki "Uygur dili temiz Türkçedir" "Ben Türkler'in uz dillisi, en açık anlatanı, akıllıca en incesi, soyca en köklüsündenim" gibi sözleri onlar için çok yerinde cevaptır.
    Ama şunu üzülerek belirteyim ki, Türk dünyasının büyük âlimi Kaşgarlı Mahmut'un vatanı Doğu Türkistan bugün komünist Çin esareti altında zulüm ve işkence görmektedir. Orta asır dünya medeniyeti'nin altın beşiği, Türk kültürünün büyük gelişim gösterdiği büyük Türkistan'ın doğu kısmı olan, Doğu Türkistan'ı Çinliler, atom nükleer deneme alanı olarak kullanmaktadır. Bu topraklara ardı arkası kesilmeyen Çinli göçmen yerleştirmektedir. Bu toprakların altın başta olmak üzere petrol, demir, kömür, uranyum gibi yerüstü ve yer altı zenginlikleri Çin'in iç bölgelerine ***ürülmektedir. Bugün Türkiye'miz başta olmak üzere birçok ülkede Kaşgarlı Mahmut'un adı verilmiş okul, araştırma enstitü-leri, sokakları olduğu halde, Doğu Türkistan'da Kaşgarlı Mah-mut ile Yusuf Has Hacib adı verilmiş bir tek okul, bir tek sokak yoktur. Bu büyük âlimlerin Doğu Türkistan'da da kadir, kıymet ve hakiki yerini alacağı günler pek uzak değildir.*



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri