Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

İnsanlar niçin mutlu olamaz , sebebi nedir ? Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Mutlu Ve Mutsuz İnsan Yüzleri Başkalarının Mutluluğundan Kendine Pay Çıkaran İnsan En

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    İnsan neden mutlu olamaz

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    İnsan zayıf ve aciz bir varlıktır. Kendini eksik ve tamamlanmamış hisseder. Kendini başkalarıyla karşılaştırarak bunu anlar. Kendini önce anne babasıyla sonra çevrede gördükleriyle karşılaştırır. Pek çok hususta başkalarının yaptıklarını yapamadığını, başkalarının sahip olduklarına sahip olmadığını görür. İster fiziki, ister mali, ister zihinsel ve ruhsal kapasite bakımından olsun... Bütün hayatı arayışla geçer.

    İnsan bu eksikliğini kabullenemez. Kendini olduğu gibi kabullenmek acı vericidir. Bu sebepten kendini tamamlamanın yollarını arar. Başkaları gibi sağlık, güçlü, zengin ve itibarlı olmak ister. Bunun için ileride daha zengin olmak, yüksek bir mevkie gelmek veya ünlü olmak yollarını arar. Veya kişisel niteliklerini geliştirmek ister. Cesur, çalışkan, kendine güvenen, akıllı bir adam olmak ister. Bunlara sahip olursa karşılaştığı güçlükleri aşacağını düşünür.

    Her gün karşılaştığı güçlükleri çözmek yerine(çünkü bu sıkıcıdır), bunları toptan halledecek yolları arar. İlerde başıma büyük bir felaket geldiğinde karşı koyabilmeliyim diye düşünür. Sorunu ertelemek, geleceğe havale etmek ona daha cazip gelir. Gerçeklerden kaçmak, üstünü örtmek ister. Bütün bunlar kaçış yolları, kaçış mekanizmalarıdır. Bu yollarla kendini avutur, kendine tozpembe bir dünya yaratır. Çeşitli kaçış mekanizmaları vardır. Oyun, sigara, içki, arkadaşlar, ideoloji, cemaat, dindarlık, kitap okumak gibi. Bunlar onu biraz da olsa gerçekten uzaklaştırır, gerçeğin rahatsız ediciliğini örter. Ne var ki bunun kendisine hiç yararı olmadığını anlamaz. Gerçeklerden kaçmanın, kendini tatmin etmenin bir yolu da gerçekleri çarpıtmaktır. Kendi hakkında bir hayal uydurur. Kendini olduğundan büyük, başkalarını olduğundan küçük görerek rahatlar. Ne var ki bu başına dertler açar, başkalarıyla çatışmasına sebep olur.

    İnsanın ileride elde edeceği şey için çalışması, bir umudunun olması tamamen de zararlı değil. Çünkü hayatının hiç değişmeyeceğini, hep böyle kalacağını kabul etmek bunalımlar doğurur. Ona umut verecek düşünceleri, hayalleri olmazsa çatlar. Bir miktar hayal iyidir. Çünkü geleceğe ait bir ideali olmak da insanın gerçeğidir. Bütün büyük işler bunun sayesinde gerçekleşmiştir. Fakat hayal hiçbir zaman gerçeğin, gelecek bugünün yerini almamalı.

    Çabamızın büyük kısmını bugüne ayırmalıyız. Biz bugün, şu anda ne yapabiliyorsak oyuz. İşte burada karşılaştığı olaylara bugün nasıl tepki veriyorsa, bugün nasıl yaşıyorsa insan odur. Gelecek hayalidir. Mevcut değildir. Enerjisinin büyük kısmını bugüne, çok az bir kısmını yarına ayırması iyi olur. Bir insanın gelirini harcamasındaki tutumu, hayatını da nasıl idare edeceği hususunda çok önemli bir ölçektir. Diyelim ki ücretle çalışan bir insan ayda bin lira kazanıyor. Bu adamın ilerde sahip olmak istediği şeyler için bir miktar tasarruf yapması akıllılıktır. Yüz lira, bilemedin en fazla iki yüz lira tasarruf edebilir. Daha fazlasını ayırmak yanlış olur. Çünkü bu para bu ay için lazımdır. Öyle ise, mevcut durum için bugün harcayacağımız çaba ilerdeki durumu düzeltmek için harcayacağımız çabadan çok daha elzemdir. Zihinsel ve fiziki enerjisini aşırı derecede gelecekle ilgili projelere ayırmak bir kaçış mekanizmasıdır. Esas olan bugün karşılaştığımız sorunlar üzeride düşünmek, onları bugün halletmeye çalışmaktır.

    Mesela sizin bir komşunuz veya bir iş arkadaşınız veya hatta aile bireylerinden birinin tutumu hiç de hoşunuza gitmiyor, canınızı sıkıyor. Bu durumda ne yapmalı? Ya sorunun üzerine gider halletmeye çalışırsınız. Bu normal olan yoldur. Çünkü sorun ortada duruyor ve acildir. Ya da bunun yerine bir kaçış mekanizması kullanabilirsiniz ki insanların çoğu böyle davranır. Sorunla doğrudan uğraşmak can sıkıcıdır. İnsanlar onu unutmaya çalışır. Gider kahvede oyun oynar veya içki içer veya kitap okur başka şeylerle uğraşır. Bu uğraşlar daha rasyonel bir kılıfa da sokulabilir. Şöyle düşünür adam, ben kendimde öyle bir kabiliyet geliştirmeliyim ki acil ve günlük sorunlarla karşılaştığım zaman onları toptan halledebilmeliyim. Bunun için de çeşitli hayali yollar seçer. Ölme eşeğim bahar gelecek misali. Kendi kendini avutur, hayat boşa gider.

    Sorunları halletmenin tek ve yegane yolu onlarla yüzleşmektir. Karşılaştığımız şeyler üzerinde anında yeterince uğraşmalı, onları ertelememeliyiz. Sorun taze ve sıcak iken çözüm yolları bulmak daha kolaydır. Paslanıp dibe çökünce onun izlerini, kalıntılarını sökmek daha zor olur. İnsan çalışırken daha çalışabilir. Meseleyi düşünmekten aciz kalıncaya kadar düşünmeliyiz. Bütün gücümüzü tüketmeliyiz. Artık hiçbir şey yapamayacağımız hale gelince bırakmalıyız. O mesele halloluncaya kadar başka hiçbir iş yapmamalıyız. Bu çok önemlidir. Başka bir iş yapmamak zor bir iştir. İnsanların çoğu can sıkıcı bir şeyle karşılaşınca hoşa giden bir şeye yönelirler. Sizin kafanızı meşgul eden bir şey olunca hiçbir iş yapmayın, özellikle hoşunuza giden şeyleri bırakın. Sessizce bir kenara çekilin ve düşünceleriniz dağılıncaya, soğuyuncaya kadar üzerinde durun. Hareketsizlik ve sessizlik düşünceyi derinleştirir. En güzel fikirlerin tuvalette veya namazda aklımıza gelmesi boşuna değildir.



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
  4. İnsanlar ileride durumunu düzeltecek bir şey için çalışmayı isteyebilirler. Bu normaldir. Mesela bir dil öğrenmek, bir kitap yazmak, bir ev sahibi olmak, yeteneklerini geliştirmek düşüncesiyle bugünden hazırlanmak normaldir. Burada yanlış olan şey bu hususta acele etmektir. Bunun için çok çalışmanın amaca ulaştırmayacağını, işe yaramayacağını anlamıyorlar. Bugünden yarına işin ele geçirilmesini istiyorlar. Bu da zararlıdır.

    HİMALAYA keşişlerinden birisine öğrencisi sormuş, sizin gibi olmam için kaç sene çalışmam lazım, üstat beş yıl demiş. Ya çalışmamı iki katına çıkarırsam! O zaman on yıl demiş. Nasıl olur! Ben gayretimi artırıyorum siz on yıl diyorsunuz. Üstat cevap vermiş, siz hedefe kilitlenirken iki gözünüzden birini kapatıyorsunuz da ondan. Yürüyüşünüz daha zorlaşıyor. Pek çok insan acelecilik yüzünden durmadan değişik yollar dener ve hiçbir şey ele geçiremez. Kendi üzerinde disiplin kurmak dünyanın en zor işidir. Bir plan ve programa tabi olan kimse üç dört yılda hayatında değişiklik yapacak bir başarı elde edebilir. Fakat iradesini buna zorlayabilmesi, sabırlı olması lazım. Biz sabırlı olamamaktan başarıyı ve mutluluğu kaçırıyoruz. Buda neticeye inanmamaktan ve güvenmemekten doğmaktadır. Gelecekte elde edilecek şey için yapılan çalışma, bugünümüzü biraz daha iyileştirmemişse hiçbir işe yaramaz.

    İnsanın bütün hayatını günlük çalışması belirler ve kurar. Bir günde nasıl yaşıyorsanız bütün hayatınız öyle gider. Her günümüzü en iyi şekilde geçirmek asıldır. Ben daha sonra iyi yaşarım, daha sonra mutlu olurum diyerek bugünümüzü kötü geçirmek, kendine eziyet etmek akıl almaz bir şeydir. O gün hiçbir zaman gelmeyecektir. Önemli olan bugünün hakkını vermektir. Bazıları hep gelecekte yaşarlar, yani hiç yaşamazlar. Yemek yerken başka şeyi düşünürler, çalışırken başka şeyi düşünürler, oyun oynarken başka şeyi düşünürler, otobüste giderken başka şeyi düşünürler, birisiyle sohbet ederken başka şeyi düşünürler. Kendini yaptığı işe veremezler.

    Dünyanın en güçlü insanı hiçbir şey beklemeyendir. Bulunduğu an’dan memnundur. Yaşayacağı hiçbir an şimdikinden daha hoş ve değerli gelmez ona. An’a “dur gitme” der. Onun çabuk gitmesini istemez. Gereğini yapar. Böyle bir insanla beraber olmak dünyanın en büyük neşesidir. Ruhunuz kuvvetle dolar. Geçmiş ve gelecek unutulmuştur. Sonsuzlukla berabersiniz. Zaman bütünüyle içinize, ruhunuza dolmuştur. O an sevdiğiniz şey için bütün hayatınızı feda edebilirsiniz. Ondan daha kıymetli bir şey yoktur. “vaktin oğlu“ olmuşsunuz. Zamanın sırrı anlayan insan dünyanın en güçlü insanıdır.

    İnsanın en büyük felaketi “olduğu” ile “olmak istediği” arasındaki farkın büyüklüğüdür. Hayattan çok fazla şeyler isterseniz asla mutlu olamazsınız. İstedikleriniz yeteneklerinize uygun olmalı. Her şeyi olduğu gibi kabul etmelisiniz. Kendinizi olduğu gibi kabul etmelisiniz. Buda’nın dediği gibi, sorunu sorun olarak görmekten vazgeçerseniz bir şey kalmaz. Az şey istemek ve aktif bir hayat yaşamak mutluluğun temelidir. Aktif hayat derken hoşlandığımız şeylere esir olmamayı kast ediyorum. Rahatı, zevki, eğlenceyi aramak insanı mutu etmez. Bir gün içine koyduğunuz şeylere bakın. Hoşlandığınız şeylerin sayısı fazla ise pasif bir hayat yaşıyorsunuz demektir. Hoşlanarak yaptığımız her şey sahip olduğumuz enerjiyi tüketir, hoşumuza gitmeyen şey yapmak, bankadaki hesabımıza yatırım yapmaktır. Bir gaz lambası düşünün. Fitili yandığı zaman etrafını aydınlatır. Fakat her aydınlatma gazın azalması demektir. Bir müddet sonra onun haznesine gaz koymanız lazım. Hayatımızda da aynen böyle enerjiye ihtiyacımız vardır. O enerjiyi irademizi çelikleştirerek elde ederiz. Yani aktif bir hayat yaşayarak... Zor işler yaparak ve özellikle kendimize verdiğimiz sözleri tutarak. Kendine verdiği sözleri tutmanın önemini insanlar anlamıyor. Bütün başarıların ve sevincin temeli kendine söz geçirebilmektedir. Kendini kontrol edemeyen insan hiçbir şeye layık değildir.

    İsteklerimizin çokluğundan dolayı başkaları ile çatışırız. Onlar neden bizim istediğimiz gibi davranmıyorlar deriz. Kimse senin istediğin gibi davranmak mecburiyetinde değil. Çünkü biz ancak kendi davranışlarımıza hâkim olabiliriz. Başkalarının davranışlarına hükmümüz geçmez. Eğer insanları inceler ve tanırsak belki onlardan yararlanırız. Bir kapıya yanlış anahtar koyarsanız elbette kapıyı açamazsınız. İnsanları anlamaya çalışın. Onları açmanın yolu budur.

    Şu aşağıdaki sözler EPİCTETOS tan esinlenerek yazılmıştır. Konuyu bununla noktalıyoruz: Sahip olduğumuz şeylerin bir kısmına sözümüz geçer bir kısmına geçmez. Eşyanın tabiatını bilir ve ona göre davranırsak hiçbir şey bizi üzmez. Bir vazon var. Onun kırılabilir bir şey olduğunu unutma. Bir çocuğun var, onun ölümlü olduğunu unutma, bir dostun var onun sana kalleşlik yapabileceğini unutma. Bunlara hazır olarak yaşa. Böyle olmamalarını istemek gerçeğe ve hakikate aykırıdır. Adeta bir yılanın yılan olmamasını istemektir. Biz eşyanın tabiatlarına göre davranırsak onlardan yararlanırız. Eşya bize uymaz. Ahmet adını yazmaya kalktığın zaman sıra ile harfleri yazarsın. Bunun başka yolu yoktur. Gerçeklerin başka türlü olmasını istemek, iki defa ikinin beş olmasını istemek gibi abestir. Gerçekleri inkar etmekle de gerçekler zarar görmez, biz zarar görürüz.


 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri