Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Karagöz ve hac ivat yazarı kimdir ? Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Hacivat ile Karagöz Slaytı - Hacivat ile Karagöz Dialoglarından Oluşan Sesli PowerPoint Su
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 1      

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Karagöz Ve Hacivat Yazarı

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Kitabın Adı:KARAGÖZ İLE

    HACİVAT
    Kitabın Yazarı: Anonim
    Kitabın Yayınevi:
    Erdem Yayınları
    Kitabın Basım Yılı: 1997
    Sayfa Sayısı:80
    Kitabın Konusu:
    İlköğretim öğrencileri için MEB’in önerdiği 100 temel eser arasında
    bulunan Karagöz ile Hacivat kitabı; günümüzdeki Karagöz ve Hacivat
    hikayesinin kaynağını anlatmaktadır.

    Kitabın Özeti:
    Orhan Gazi babası
    Osman Bey’in anısına o dönem ki başkent Bursa’da büyük bir camii yaptırmaya
    karar vermiş. Emrindeki bütün mimarları çağırmış huzuruna. “Babam Osman Gazi’nin
    anısına güzel olduğu kadar görkemli bir camii yapılmasını istiyorum. En güzel
    projelerinizi yapın getirin bana.” demiş onlara. Kısa bir süre sonra bütün
    mimarlar en güzel projeleriyle Orhan Gazi’nin huzuruna gelirler. Bütün projeleri
    tek tek inceleyen Orhan Gazi içlerinden en beğendiğinin sahibi mimarı çağırtmış
    ve ona kusursuz bir işçilik istediğini söylemiş; “Yörenin en iyi ustaların
    bulacaksın ve en kaliteli malzemeleri kullanacaksın, hiçbir masraftan da
    kaçınmayacaksın” diye de belirtmiş. Mimarbaşı birkaç gün içerisinde ülkenin dört
    bir tarafından en iyi ustaları toplamayı, en kaliteli ve güzel malzemelerin
    getirtilmesini sağlamış ve sultanın huzuruna çıkmış. Mimarbaşı; “Padişahım”
    demiş, “Yörenin en iyi duvar, demir, ahşap ustalarıyla en becerikli hat
    sanatçıları ve nakkaşlarını topladım. İnşatta kullanılacak bütün malzemeler kılı
    kırk yararak seçildi. Biz hazırız, emir verirsen hemen başlamak isteriz bu kutlu
    işe” Mimarbaşı’nın anlattıklarından son derece memnun görünen Orhan Gazi, ”
    Mimarbaşı beni çok iyi dinle” demiş. “Söylediklerin güzel, hemen
    başlayabilirsiniz camiyi inşa etmeye ama aç kulaklarını dinle şimdi. Bil ki bu
    camii benim için çok önemli. Bu yüzden ,her kim ki inşaatın yavaşlamasına veya
    işlerin aksamasına sebep olursa o an kellesini vurdururum. Şimdi çıkın gidin
    başlayın camiyi yapmaya.”


    İnşaat hemen başlamış tabii ki. Mimarbaşı Kambur Bali Çelebi’yi (Karagöz)
    demirci ustası, Halil Hacı İvaz’ı da (Hacıvat) duvar ustası olarak
    görevlendirmiş.

    Bu iki ustayı da işlerini her ne pahasına olursa olsun aksatmamaları için de
    sıkı sıkı tembihlemiş. Karagöz, mektep okumamış ama inşaatlarda ustaların
    yanında çalışa çalışa iyice ustalaşmış artık işinin en iyisi olarak anılmaya
    başlamış cevahir birisiymiş. Tez canlılığı ve hazırcevaplığı yüzünden sürekli
    başını belaya sokan Karagöz, bu belalardan kıvrak zekasının marifetiyle
    kurtulmaya çalışırmış. Bu belalar artık onun içinden çıkamayacağı bir hal alınca
    da yardımına en yakın dostu Hacıvat koşarmış. Hacıvat ise bu yakın dostunun
    aksine, medrese de eğitim görmüş, her konuda bilgisi olan görgülü ve bilgili
    birisiymiş. Karagöz’le hemen her konuda sürtüşse de yine de en iyi dostuymuş
    Karagöz onun.Sultan’ın babası için yaptırdığı inşaat çalışmaları tüm hızıyla
    sürüyormuş. İşçiler, ustalar, mimarbaşı camiyi sultanlarının istediği şekilde ve
    zamanda hazır etmek için var güçleriyle çalışıyorlarmış. Mimarbaşı ve ustalar,
    didişmeleri bütün ülke tarafından bilinen Hacıvat ve Karagöz’ü de birbirlerinden
    ayrı tutmak için de uğraşıyorlarmış bir yandan. Bu duruma en çok kızanların
    başında da hiç şüphesiz can dostu Hacıvat’la didişemeyen Karagöz geliyormuş.
    Gözünü kestirdiği Hacıvat’a mimarbaşı’nın yanında sokulamayan Karagöz,
    mimarbaşı’nın malzeme almak için şehre gitmesini fırsat bilmiş ve yanına
    sokulmuş Hacıvat’ın. Hacıvat can dostunu yanında görünce sevinmiş ve ona dönmüş
    demiş ki;

    - Şuh levendim, şuh pesendim hoş geldin
    - Şule levendim, turp dikenim hoş
    geldin diye karşılık vermiş Karagöz.

    Hacıvat Karagöz’ün huyunu bildiği için kızmamış ve yine güleç yüzüyle
    konuşmuş;

    - Şuh levendim, şuh pesendim hoş geldin
    - Kehlelendim, sirkelendim, boş
    geldim.
    - Samur kaşlı, ok kirpikli hoş geldin
    - Salak kaşlı, bok kirpikli
    boş geldim
    - Yusuf-ı Beytül Hazenim hoş geldin
    - Yasef’im, bitli avramım
    boş geldim
    - Ahu gözlüm, inci dişlim hoş geldin
    - Ayı gözlüm, kazma dişlim
    hoş geldin

    Hacıvat ile Karagöz böyle birbirleriyle atışırlarken bütün diğer işçiler de
    başlarında toplanmış onların bu keyifli ve eğlenceli didişmelerini izleyip
    eğleniyorlarmış.İnşaattaki bütün işçi ve ustaların en büyük eğlencesi haline
    gelmişler zamanla. Artık ne zaman mimarbaşı inşaattan ayrılsa Hacıvat ve Karagöz
    birbirleriyle atışmaya başlar hale gelmişler. Diğer bütün çalışanlar da
    etraflarında toplanıp onları izlermiş. Onlar atıştıkça izleyiciler kendilerinden
    geçer ve bütün yorgunluklarını unuturlarmış. Günlerden bir gün Padişah babası
    için yaptırdığı caminin inşaatını kontrole gelmiş.Fakat inşaatın istediği hızda
    gitmediğini görünce keyfi kaçmış ve hemen mimarbaşını çağırtmış.

    Mimarbaşı, padişahın caminin inşaatı konusundaki hassasiyetini bildiği için
    de korkmuş.

    Padişaha demiş ki ” Sultanım nedendir bilmem ama ben malzeme almak, veya
    başka bir iş için inşaattan her ayrıldığımda işler yavaşlıyor. Bunun sebebini en
    yakın zamanda öğrenip gereken tedbirleri alacağım.

    ” Orhan Gazi sinirlenmiş ama yine de sorunun sebebini öğrenip, çözmesi için
    mimarbaşının istediği süreyi vermiş ona. Mimarbaşı bir gün yine “ben malzeme
    almaya gidiyorum” deyip inşaattan ayrılmış ama hemen yakında bir tümseğin ardına
    gizlenip işçileri izlemeye başlamış. Bir de bakmış ki kendisinin ayrılmasını
    fırsat bilen Hacıvat ve Karagöz atışmaya başlamışlar ve bütün çalışanlar da
    onların bu atışmalarını izlemek için etraflarında toplanmış. Mimarbaşı hemen
    soluğu Orhan Gazi’nin sarayında almış ve padişahın huzuruna çıkmış. Padişaha
    olup bitenleri ve inşaatın yavaşlamasının sebeplerini anlatmış. Bunu duyan Orhan
    Gazi çok sinirlenmiş ve derhal bu iki işçinin asılmasını emretmiş.”Onlar asılsın
    ki bu diğer bütün işçilere ders olsun” demiş. Padişahın emri derhal yerine
    getirilmiş ve Hacıvat ve Karagöz çalıştıkları inşaattan apar topar alınarak
    asılmışlar hemencecik. Padişahın bu kararı inşaatta olduğu kadar bütün şehirde
    de büyük bir üzüntüyle karşılanmış. İnsanlar merhametli, şefkatli, halkı ve
    ulemayı seven padişahlarının böyle bir şey yapmasına çok üzülmüş ve her taraftan
    bu hoşnutsuzluklarını hissettirmişler padişaha.

    Orhan Gazi de kısa bir süre sonra hatasını anlayıp vicdan azabı duymaya ve
    yaptığı bu yanlışa üzülmeye başlamış.

    Padişahın bu üzüntüsünü gören Şeyh Kuşteri adındaki uleması sultanının
    üzüntüsünü hafifletmek için kendince bir yol bulmuş o anda. Başındaki beyaz
    sarığını çözen Şeyh Kuşteri sarığını açarak mum ışığının önünde germiş.
    Ayağından çıkardığı çarıklarını da kukla gibi kullanarak sarığın arkasında
    Hacıvat ve Karagöz’ün atışmalarını taklit etmeye başlamış:

    Hacıvat: Hasretinle beni koyup gidenin, hoş geldin.
    Karagöz: Hasta iken
    turşu suyu içenim, boş geldin
    Hacıvat: Gel Kargöz, gidelim Göksu’ya yiyelim
    dolma.
    Karagöz: Sümüklü burnumu ye de, namerde muhtaç olma..



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri