Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Batılı devletlerin orta doğuda egemenliklerinin zayıflama nedenleri nelerdir? Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Orta Doğu hangi özellikleriyle büyük devletlerin ilgi alanı olmuştur? Türklerin Orta Asya’dan

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Batılı devletlerin orta doğuda egemenliklerinin zayıflama nedenleri nelerdir

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Osmanlı Devletinin Zayıflama(Gerileme) Nedenleleri

    Osmanlı merkezi yönetiminin bozulmasında;
    Şehzadelerin sancaklara gönderilmemesinden dolayı, devlet işlerinde yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olmadan devletin başına geçmeleri.
    Padişahların tecrübesizliğinden yararlanan saray kadınlarının ve ağalarının devlet yönetiminde etkili olmaları.
    Küçük yaşta tahta çıkmaları (4. Mehmed 6 yaşında tahta çıkmıştır).
    Önemli makamların liyakata bakılmadan rüşvet ve iltimas yoluyla dağıtılması gibi nedenler etkili olmuştur.
    Devlet yönetiminde otoritenin sarsılması, halkın devlete olan güveninin azalmasına ve iç isyanların çıkmasına neden olmuştur. Deneyimsiz kişiler tahta geçmiş, bu nedenle merkezi yönetim bozulmuştur.

    Ekonominin Bozulması
    16. yüzyılın sonlarından itibaren Osmanlı ekonomisinin bozulmasında;

    Coğrafi Keşiflerin etkisiyle ticaret yollarının yön değiştirmesi ve gümrük gelirlerinin büyük ölçüde azalması
    17. yüzyılda Avusturya ve İran ile yapılan savaşların yüklü harcamalara yol açması
    İhracatın azalması, ithalatın artması ve kapitülasyonların giderek Avrupalı devletlerin sömürü aracı haline gelmesi
    Sömürgelerden Avrupa’ya yüklü miktarda altın ve gümüşün gelmesi, bu madenlerin bir miktarının Osmanlı ülkesine girmesi ve paranın değerini düşürerek enflasyonu artırması
    Vergilerin yükseltilmesi üzerine köylerde yaşayan insanların vergilerini ödeyemeyerek tarımsal üretimi bırakmaları
    Saray masraflarının artması
    gibi nedenler etkili olmuştur. Köyden şehre göçler sonucu üretim azalmıştır fazladan asker alımı ile askeri masrafların artması gibi nedenlerde etkili olmuştur.
    Askeri Sistemin Bozulması
    III. Murat döneminden itibaren kapıkulu ocaklarına kanunlara aykırı asker alınarak sayılarının artırılması
    Yeniçerilerin geçim sıkıntısını ileri sürerek askerlik dışında işlerle uğraşmaları
    İltizam sisteminin yaygınlaşması üzerine tımar sisteminin önemini kaybetmesi ve eyaletlerde asker yetiştirilmemesi
    Askeri bilgisi olmayan insanların komutanlık rütbelerine getirilmesi
    Avrupa’da meydana gelen harp teknolojisindeki gelişmelerin takip edilmemesi
    Yeniçerilerin sayılarının artmasıyla kendilerini büyük bir güç olarak görmesi.
    gibi etkenler Osmanlı askeri sisteminin bozulmasına neden olmuştur.
    Sosyal Alandaki Bozulmalar
    Tımar sisteminin bozulması, nüfusun artması ve Anadolu’da çıkan Celali isyanları halkın devlete olan güvenini sarsmıştır. 17. yüzyılda başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerin nüfusları hızla artmış, bu durum şehirlerde işsizliğe ve güvenliğin bozulmasına neden olmuştur. Sonuç olarak, devlet bu isyanları güçlükle bastırdı ve halkın devlete güveni azaldı.

    Eğitim Sisteminin Bozulması
    Eğitim sisteminin temelini oluşturan medreselerin çağın gerisinde kalması ve Avrupa’da eğitim alanında meydana gelen yeniliklerin takip edilmemesi
    Pozitif bilimlerin medreselerin müfredatından çıkarılması
    Medrese öğrenimi görmemiş pek çok kişiye ilmi rütbeler verilmesi
    Yeni doğmuş çocuklara müderrislik unvanının verilmesi ve beşik uleması diye adlandırılan bir sınıfın ortaya çıkması

    Dış Etkenler
    Coğrafi Keşiflerle zenginleşen ve ekonomilerini güçlendiren Avrupa devletleri, Rönesans ve Reform hareketleriyle düşünce ve bilim hayatında önemli atılımlar yapmıştır. Osmanlı İmparatorluğu Avrupa’daki teknolojik ve bilimsel gelişmelere ayak uyduramamış, Avrupa’nın gerisinde kalmıştır.
    İmparatorluğun batıda iyana,doğuda İran’a kadar ulaşmasıyla imparatorluğun doğal sınırlara ulaşması.
    Avrupalıların Haçlı anlayışıyla Osmanlı İmparatorluğu’na hep birlikte saldırmaları duraklamaya neden olmuştur.
    17. yüzyılda Osmanlı–Avusturya İlişkileri şu şekilde gelişmiştir:

    1593–1606 Devlet-i Aliye(Osmanlı)–Avusturya Savaşları
    silleci mehmet paşa döneminde imzalanan antlaşma tarafların karşılıklı saldırılarıyla bozulmuş ve iki devlet arasında savaşlar başlamıştır. İki devlet arasındaki savaş Avusturya’nın isteğiyle Zitvatorok Antlaşması imzalanarak sona erdirilmiştir (1606). Zitvatorok Antlaşması ile Osmanlı Devleti;

    keje, Eğri ve Estergon kaleleri Osmanlıya bırakılacak.
    Avusturya vergi ödemeyecek ama sembolik bir savaş tazminatı ödeyecek. (Savaşın yıllarca sürmesinden dolayı iki devletin de hazinesi boşalmıştı)
    Avrupa’daki 1533 İstanbul Barış Antlaşması ile kesin olan büyük siyasi üstünlüğünü kaybetmiştir.Ancak askeri ve stratejik üstünlüğü 1683 İkinci Viyana Kuşatması ve 1699 Karlofça Barış Antlaşması’na kadar devam etmiştir.
    Avusturya arşidükü(Kral demektir.)Osmanlı padişahına denk hale gelmiştir. Böylece, Osmanlı Devleti’nin Avrupa devletleriyle hukuki eşitlik dönemi başlamıştır. (İstanbul Antlaşması ile başlayan siyasi üstünlük resmiyette bu antlaşma ile son buluyor gibi gözükse de daha uzun yıllar 2 devlet arasındaki haberleşmelerde Osmanlı Devleti’nin üstünlüğü devem edecekti).

    II. Viyana Kuşatması ve Osmanlı – Almanya-Avusturya Savaşı
    Avusturya, Orta Avrupa’da gücünü artırmak için Macaristan’a egemen olma politikası izlemiştir. Macarlara yardım etmeyi kabul eden Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa sefere çıkarak Viyana’yı ikinci defa kuşatmıştır (1683). Osmanlı orduları Viyana önlerinde bozguna uğrayarak geri çekilmiştir.

    Osmanlıların Viyana önlerinde bozguna uğraması, Avrupa’da büyük bir sevinç meydana getirmiş ve Papa’nın gayretleriyle Türkleri Avrupa’dan atmak amacıyla Kutsal İttifak kurulmuştur (1684). Bu ittifaka; Avusturya, Lehistan, Venedik, Malta şövalyeleri ve sonradan Rusya katılmıştır. 16 yıl devam eden savaşlarda Osmanlı Ordusu yenilmiş, kutsal İttifak devletleriyle Osmanlı Devleti arasında Karlofça Antlaşması imzalanmıştır (1699). Karlofça Antlaşması’yla;

    - Osmanlı Devleti batıda ilk kez toprak kaybetmiştir.
    - Osmanlı Devleti Orta Avrupa’daki egemenliğini kaybetmiştir
    - Avrupa devletleri savunmadan saldırıya geçmiş ve askeri bakımdan üstünlükleri ortaya çıkmıştır.
    - Osmanlı Devleti Sakarya Meydan Muharebesi’ne kadar savunma durumuna geçmiş, kaybettiği toprakları geri alma ve yeni toprak kaybetmeme siyaseti izlemeye başlamıştır

    İstanbul Antlaşması
    Karlofça Antlaşması’ndan sonra Rusya ile Osmanlı Devleti arasında İstanbul Antlaşması imzalanmıştır (1700). Osmanlı Devleti, Karlofça ve İstanbul Antlaşmaları’yla kaybettiği toprakları geri alabilmek amacıyla 18. yüzyılda Avusturya, Venedik ve Rusya ile savaşlar yapmıştır.

    İç İsyanlar ve Sonuçları
    İstanbul Ayaklanmaları
    İstanbul isyanları kapıkulu askerlerinden yeniçeriler ve sipahiler tarafından çıkarılmıştır. İstanbul isyanlarının çıkmasında;

    Devlet yönetimindeki otorite boşluğundan yararlanan yeniçeri ağaları ve saray kadınlarının yönetimi olumsuz yönde etkilemeleri
    Kapıkulu sisteminin değişmesi ve ocağa askerlikle ilgisi olmayan kişilerin alınması
    Kapıkulu askerlerinin maaşlarının zamanında ödenmemesi veya ayarı düşük paralarla ödenmesi
    Yeniçerilerin cülus bahşişi almak için sık sık padişah değiştirmek istemeleri
    Devlet yönetiminde etkin olmak isteyen devlet adamlarının yeniçerileri kışkırtması
    Yeniçeri ve sipahilerin çıkarları doğrultusunda hareket etmeyen padişah ve devlet adamlarını görevden uzaklaştırmak istemeleri
    Kapıkulu askerlerinin disiplin altında tutulamaması
    gibi nedenler etkili olmuştur. İstanbul isyanları devlet düzeni değiştirmeye yönelik olmayıp, yönetimi şahıslara karşı yapılmıştır.İstanbul isyanları sonucunda;

    İsyanların zayıflaması
    Kadı ve sancak beylerinin kanunlara aykırı davranarak halkı zor duruma düşürmeleri
    Osmanlı–İran ve Osmanlı–Avusturya savaşları
    gibi nedenler etkiancılar, daima isteklerini yaptırmayı başarmışlar ve Osmanlı merkezi idaresi üzerinde kapıkulu (özellikle yeniçeriler) askerlerinin etkisi artmıştır.

    İsyancılar, padişah ve devlet adamlarını görevden almışlar, hatta öldürmüşlerdir.
    İsyanlar İstanbul’da asayişin bozulmasına, halkın zor durumda kalmasına, şehirde yangınların çıkmasına ve yağmalamaların yapılmasına neden olmuştur.
    Celali İsyanları Yavuz Sultan Selim zamanına kadar uzanır. 17. yüzyılda Anadolu’da çıkan isyanlara “Celali İsyanları” denilmiştir. Celali isyanlarının sebepleri;

    Eyaletlerde devlet yönetiminin bozulması ve vergi toplamada adaletsiz davranılması
    Dirlik sisteminin bozulması ve dirliklerin dağıtımında haksızlıkların yapılması
    17. yüzyılda savaşların uzun sürmesi ve yenilgiyle sonuçlanmasından dolayı askerden kaçanların Anadolu’da eşkiyalığa başlaması
    Devşirme asıllı devlet adamlarının Anadolu halkıyla kaynaşamamaları
    Merkezi otoriteli olmuştur. Celali isyanlarının sonucunda;
    Anadolu’da devlet otoritesi sarsılmıştır.
    Anadolu’da huzur ve güvenlik bozulmuş, birçok şehir ve kasaba harap olmuştur.
    Üretim faaliyetleri azalmış, ekonomi bozulmuştur.
    Vergiler toplanamamış ve devletin gelirleri azalmıştır.
    Psikolojik değerlerin bozulması



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 

<b>Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin</b> Yorum Yaparak Bu Konunun Geliştirilmesine Yardımcı Olabilirsin


:

Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri