Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Türk spor tarihinin kökeni ve gelişimi hakkında bilgi verirmisiniz Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Türk Tarihinin Devamlılığı Hakkında Neler Söyleyebilirsiniz Türk Halk Müziğinin Tarihsel Gelişimi

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Türk spor tarihinin kökeni ve gelişimi hakkında bilgi

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Türkiye'de Futbolun Tarihsel Gelişimi

    Futbolun tarihsel geçmişini incelediğimizde futbola benzer oyunların tarihin en eski çaglarından beri oynandığı bilinmektedir. İngilizlerin 12. yy. da oynamaya başaladıkları ve kralların getirdikleri yasaklar sonucu 17 yy. a kadar oynanamayan futbol her ne kadar bugün kü şekliyle olmasada Türkler de bundan yaklaşık 8 bin yıl önce oynanmakta ve adına ''Tebük'' denmekteydi. İsmi tekmelemek anlamına gelen bu spor yıllar öncesinde oynansa da ne yazık ki günümüze kadar gelememiştir. Ancak bu sporun oynandığıeski türk destanlarında ve yazılı Çin kaynaklarında geçmektedir.





    “Divan-Ül Lugat El-Türk” Türklerin futboloynadıklarını yazar ve nasıl oynandığına dair bilgi verir. Türkler futbola“Tebük” derlerdi. Timurlenk devrinde kuzu derisinden yapılmış ve hava ile doldurulmuş topların el değmemek ve belirli bir sahanın dışına çıkarılmamak şartı ile ayakla oynandığı“Tarih-i Tümur” da yazılıdır.






    “La Tartarie” adlı esere göre, Orta Asya’da Tsang’da kız ve erkeklerden kurulu karma takımların futbol maçlarını seyreden Hiutan adlı bir Çinli demiştir ki:






    “Büyük mabetlerin avlularında sık sık ayak topu maçları yapılır. Topa el ile dokunulmaz. Ya ayak, başla vurulur ve rakip kaleden içeri sokmaya çalışılır. Türk kadınlarının erkekler gibi savaşçı olmalarının sebebini bu futbol maçlarında verdikleri mücadele ruhu ve azmi ile açıklamak mümkündür.”






    Diğer bir Çinli Song-Wen, yine Orta Asya’da Kivişka’da yapılan Türk spor bayramlarını görmüş ve şöyle aktarmıştır:






    “Mabetlere bağlı spor kulüpleri sık sık büyük bayramlar organize ederler. Aralıksız 3 gün ve 3 gece devam eden bu bayramlarda pehlivanlar güreşir, insanlar koşar, atlar koşturulur, top oynanır, oklar atılır. Bir atlas kumaş üzerine konan küçük hedefe oku nişanlayan, o ülkenin bir günlük kralı ilan olunur ve o gün için bir kralın bütün haklarını kazanır.”(



    Çin ve Türk kaynaklarında da gördüğümüz gibi yüzyıllar öncesinde oynanan ve futbola benzer nitelikler taşıyan bu spor ne yazık ki günümüze kadar getirilememiştir. Bugün kü tabiriyle modern futbol dediğimiz spor ise 19. yy ın sonlarına doğru Türkiye' ye girmeye başlamış ve 21. yy. a damgasını vurmuştur.





    MODERN FUTBOLUN DOĞUŞU VE TÜRKİYE



    İngiltere' de 17. yy. da krallar futbolu teşvik etmeye başlamaları sonucu ülkede futbola olan sevgi giderek artmış ve 1848’de mevcut futbol kuralları “Cambridge Kuralları” adı altında birleştirilmiş ve bu bütünlük tüm ülkede bir futbol standardının oluşmasına yardım etmiştir. Böylece ilk okullar arası futbol maçları düzenlenmeye başlanmış ve 1857’de ilk futbol kulübü “Sheffield Club” kurulmuştur.






    Türkiye' ye ise futbol ilk olarak 1890 yılında gelmiştir. İlk olarak İzmir'in Bornova çayırlarında ingiliz aileler ve rumlar tarafından oynanmıştır.Daha sonra yine İngilizler bu oyunu İstanbul' un Kadıköy yakasında oynamaya başladılar.(1894) Futbol Türkiye'de ilk zamanlar bazı dini kısıtlamalar sonucu yalnızca gayrimüslimler ve yabancı vatandaşlar arasında oynanmıştır.Türkiye' de ilk futbol kulübü 1902 yılında iki İngiliz tarafından kurulmuştur.(Kadıköy Futbol Kulubü).Daha sonra ki zamanlarda yabancı vatandaşlar tarafından kurulan 3 takım sonucunda takım sayısı 4' e yükselmiş ve bir lig kurulmuştur.Bu ligi 1904 yılında bir İngiliz olan James Lafontaine kurmuştur.(İstanbul Futbol Ligi) Bu ligin ilk şampiyonu ise İmogene takımı olmuştur.(Büyük Larousse Cilt: 9 Sayfa: 4332)






    İlk futbol faliyetlerinin görüldüğü İzmir' de ise ilk futbol kulübü Rumlar tarafından Panionios adı latında 1900 yılında kuruldu ve bu kulübü yine bir Rum takımıyla bir Ermeni takımı izledi. İzmir' in ilk Türk Futbol kulübü ise 1912 yılında kurulan Karşıyaka' dır. Karşıyaka' yı sırasıyla 1914' te Altay, 1923' de Altınordu ve 1925' te Göztepe izlemiştir.(Meydan Larousse Cilt:7 Sayfa:310)






    Türk futbolcularının futbola girişi günün şartlarından ve sarayın futbolu yasaklamsından dolayı biraz daha ilginç olmuştur. İlk Türk futbolcusu olan Fuat Hüsnü Kayacan ''bobby'' takma adıyla oynamış olup tarihe ilk Türk futbolcusu olarak geçmiştir.Fuat Hüsnü Bey bir süre İngiliz takımında oynadıktan sonra arkadaşı Reşat Danyal Bey ile birlikte ''Siyah Çoraplılar''(Black Stocking) takımını kurmuşlardır.Bu takımın oyuncularının çoğu Türk'dü ve ilk maçında hafiyelerin dikkatini çeken bu kulüb dağıtılı ve üyeleri sürgün edildi.(Meydan Larousse Cilt: 7 Sayfa: 310)






    Futbol faliyetlerinin ülkede giderek artması sonucu kamuoyu ve Abdülhamit II yönetimincede hoş karşılanmaya başlanması Türk kulüplerinin kurulmasına yol açtı. Galatasaray sultanisi öğrencilerinden Ali Sami Yen ve arkadaşları tarafından ilk Türk futbol kulübü kurulmuş ve ardından 1907 yılında Fenerbahçe, 1908 yılında Beykoz ve Vefa Kulüpleri izlemiştir. Beşiktaş Jimnastik Kulübü ise 1910 yılında futboluda etkinliklerine katarak Türk futboluna katkılar sağlamıştır.(Büyük Larousse Cilt: 9 Sayfa: 4332)




    İlk Türk futbol kulübü olan Galatsaray 1909 yılında ilk lig şampiyonuluğunu kazanarak lig de ki yabancı takımların üstünlüğüne son vermiştir ve Türk futbolunun geleceğine ışık tutmuştur. Ali Sami Yen' in sözünde de bu vardır zaten '' amacımız İngilizler gibi toplu halde oynamak, bir renge ve isme makil olmak, Türk olmayan takımları yenmektir'' der. bu gaye içersinde türk futbolu zamanla yabancılara karşı daha iyi maçlar oynamaya başlamış ve başarılar elde etmiştir.









    TÜRK FUTBOLUNUN ÖRGÜTLENMESİ VE MİLLİ TAKIM






    Türkiye'de futbolun tam olarak yeşermeye başladığı periyot 1908-1923 yılları arasıdırII. Meşrutiyet sonrası esen özgürlük havasında yeni takımlar kurulmuş, bu arada Türk takımları da varlıklarını ciddi bir şekilde teyit ettirmiştir. İstanbul'un ardından İzmir, Ankara, Eskişehir, Bursa, Adana ve Trabzon şehirlerinde futbol büyük bir hızla yayılmaya başlamıştır. Pazar Ligi, Cuma Ligi, İstanbul Türk İdman Birliği Ligi ve İstanbul Şampiyonluğu Ligi bu dönemin önemli organizasyonları olmuştur. Daha sonrasında yaşanan savaşlarla beraber futbol, yaklaşık 11 yıllık bir sekteye uğramıştır.






    Türk sporunun ilk teşkilatı olan Türk İdman Cemiyetleri İttifakı'nın kurulmasının ardından Yusuf Ziya Öniş başkanlığında ilk Türk Futbol Federasyonu 1923 yılında Şehzadebaşı'ndaki Letafet Apartmanı salonunda yapılan toplantıda 'Futbol Heyet-i Müttehidesi' adıyla kurulmuştur. Ardından FIFA'ya başvurulmuş ve Türkiye 21 Mayıs 1923 tarihinde FIFA'nın 26. üyesi olmuştur.






    FIFA üyesi Türkiye, ilk milli maçını Cumhuriyetin ilanından üç gün önce oynar. 26 Ekim 1923 tarihinde İstanbul Taksim Stadı'nda Romanya'yla oynanan bu maç 2-2 sonuçlanmıştır. Ardından gelen dönemde Milli Takım'ı 1924 Paris Olimpiyatlar'na hazırlaması için İskoçya?dan Billy Hunter getirtilmiştir. Hunter, Türk futbolculara çağdaş futbolu tanıtan ve sistemli bir şekilde çalıştıran ilk teknik adam olmuştur.






    Yine 1924 Paris Olimpiyatları'nda Çekoslovakya'yla oynanan ve 5-2 kaybedilen maç, kayıtlara Milli Takım'ın yurtdışındaki ilk maçı olarak geçmiştir.






    Bir sonraki dönem, Türk futbolunun gelişmesinin devamı diye özetlenebilir. 1952'de profesyonelliğin kabulü, 1954'te Milli Takım'ın İsviçre'de düzenlenen Dünya Kupası'na ilk kez katılması, yine bu dönemde bazı Türk oyuncuların yurtdışında top koşturması önemli gelişmelerdir. 1950'lerden 1960'lara uzanan sürecin kilometre taşları, İstanbul, Ankara ve İzmir'de profesyonel futbol liglerinin kurulması, diğer şehirlerde futbol kulüplerinin hızla çoğalması, Avrupa kupalarında Galatasaray, Göztepe ve Fenerbahçe'nin elde ettiği başarılı sonuçlar, ayrıca bazı kulüplerde oynamaya başlayan yabancı futbolcular olmuştur. 1962 yılında ise UEFA, Türkiye'nin tam üye olduğunu duyurmuştur.






    1962-63 yıllarından itibaren Avrupa Kupa Galipler Kupasına katılacak olan iştirak edecek takımları belirlemek üzere tff tarafından Türkiye Kupasını organize eder.(günümüzde UEFA kupasına gidilir.)






    Ayrıca bu dönemde çok sayıda Yugoslav oyuncu da liglerde top koşturur ki, bu durum neredeyse 90'lı yıllara kadar devam eder. 70'ler, Türk futbolunda "Anadolu İhtilali"nin yaşandığı dönemdir aynı zamanda. Trabzonspor, 1974 yılında yükseldiği Türkiye Ligi'nde ikinci sezonunda şampiyonluğa ulaşmış, çok kısa bir süreçte 6 şampiyonluk elde ederek futbolun Anadolu'ya yayılmasında da öncü bir rol üstlenmiştir.






    80'li yıllarda değişen yönetim anlayışıyla beraber futbolda da aynı süreç hüküm sürer. Birkaç münferit başarının yanında çok kayda değer gelişmeler yaşanmaz. Ama Jupp Derwall'in Türkiye'ye gelmesi ve Galatasaray'ı sistemli futbol oynayan bir takım haline getirmesi, bir şeylerin değişeceğinin ilk göstergelerinden biri olmuştur. Nitekim Galatasaray'ın Derwall döneminde yardımcılığını yapan Mustafa Denizli yönetiminde 80'li yılların sonunda Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nda yarı final oynaması her şeyin bambaşka bir bakış açısıyla değişebileceğinin ilk göstergelerinden biri olur. Aynı dönemlerde, 1989 yılında devrin Başbakanı Turgut Özal'ın da desteğiyle Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığına Şenes Erzik atanmış ve bu da Türk futbolu için önemli milatlardan biri olmuştur. Erzik'le beraber altyapıya verilen önem artmış, daha sistematik çalışma şartları oluşturulmuştur. 90'lar bu anlamda Türk futbolunun atılım ve devrim yıllarıdır. 1990 yılında Erzik, UEFA Kongresi'nde ilk Türk temsilci olarak İcra Kurulu üyeliğine getirilirken, iki önemli komisyonun da Asbaşkanlığına seçilmiştir. Tüm altyapı yatırımları 1992'de meyvesini vermiş ve A Genç Milli Takım tarihte ilk defa Avrupa Şampiyonu olmuştur. Bu başarının tesadüfi olmadığı, sonraki yıllarda elde edilen diğer sonuçlarla desteklenmiş, gençlerimiz, 1994 ve 2005 yıllarında iki kez daha Avrupa Şampiyonluğu'nu elde etmiştir.




    1992 yılına gelindiğimizde ise Türk futbolunda devrim niteliğinde ki bir gelişme ile TFF özerkliğine kavuşmuştur. özerkliğin verdiği gelişme ekonomik başarılar vb. futbolda başarılar artırmış olup 1996 yılında uygulamyan konulan havuz sistemi ile de kuüplerin gelirleri artırlmış ve yüz milyon dolarlarla ifaede edilmeye başlanmıştır ve Türk futbolu ekonomik gelişmeninde etkisiyle 21. yy a damgasını vurmaya başlamıştır.




    20. YY'IN SONLARINDA VE 21. YY'IN BAŞLARINDA TÜRK FUTBOLU






    20. yy' ın sonlarına geldiğimizde artık türk futbolunun gelişme kaydettiğini görürüz. Havuz sistemi ile artan reklam ve sponsor gelirleri ve alt yapıya verilen önem sayesinde artık Türkiye' de futbolun meyveleri alınmaya başlanacaktır.1996 yılında milli takımın ilk kez Avrupa şampiyonası elemelerine gitmesiyle başlayan bu yolculuk artık Türkiye için başarıların kapılarını açmaya başlamıştır. 2000 yılında Belçika' da düzenlenen Avrupa Şampiyonası Finallerine gitmeye hak kazanan Türk Milli Takımı bu kez çeyrek finale kadar çıkmış ancak rakibi Portekize 2-0 lık bir skorla elenmiştir. 2002 yılına geldiğimizde ise bu kez Türkiye Dünya Kupası Finallerindedir. Japonya ve Güney Kore'nin ortaklaşa düzenlemiş oldukları şampiyonayı milli takım 3. lük maçında Güney Kore' yi 3-2 lik skorla geçerek dünya 3. sü olmuş ve yurdu sevince boğmuştur.En son olarak ise İsviçre ve Avusturya' nın birlikte düzenledikleri Avrupa Şampiyonası Finallerinde yarı finalde Almanya' ya 3-2 lik talihsiz bir skorla elenerek şampiyonaya veda etmiş ve finali kıl payı kaçırmıştır.






    Başarılar yalnızca milli takım bünyesinde sınırlı kalmamış kulüp bazında da başarılar elde edilmeye başlanmıştır. Bu başarılar biraz daha geçmişe dönecek olursak Galatsaray ve Göztepe' nin Avrupa da ki başarılarıyla başlayabiliriz.80' li yılların sonunda Galatsaray' ın Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nda yarı final oynaması her şeyin bambaşka bir bakış açısıyla değişebileceğinin ilk göstergelerinden biri olur. 2000 yılına geldiğimizde ise Türkiye' nin ilk kulübü olan Galatsaray ülkeye ilk kez UEFA Kupasını getirir.Hemen ardından Süper Kupayı' da alan Galatasaray artık başarıların önünü açmaya başalmış ve Türk futboluna katkılar sağlamıştır. bu başarışarın ardından Türk takımları Avrupa da boy göstermeye başlamıştır.Öncelikle yine Galatsaray' ın Şampiyonlar Ligi' nde çeyrek final oynaması, ardından Beşiktaş' ın UEFA' da çeyrek finalde elenmesi ve son olarak da Fenerbahçe' nin Şampiyonlar Ligi' nden talihsizce elenişini bunlara örnek olarak gösterebiliriz.



  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 
Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri