Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

ölüm vaazları , ölümle ilgili vaazları , ölüm hakkında vaazlar Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın Ölüm ile ilgili Kompozisyon Ölümle ilgili sözler,ölüm ile ilgili özlü
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 7      

  1. Kayıtsız Üye
    Sponsorlu Bağlantılar


    Ölüm ile ilgili vaazlar

    Sponsorlu Bağlantılar










  2. Sponsorlu Bağlantılar




    Ölümü Hatırlamak (Vaaz)


    Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle
    buyurmaktadır.


    أَكْثِرُوا ذِكْرَ هَاذِمِ
    اللَّذَّاتِ

    “Lezzetleri bıçak gibi keseni -ölümü- çok hatırlayın!”(1)
    Bu Ramazan akşamında, iftar sofralarından, lezzetli yemeklerimizden kalkıp
    geldiğimiz şu zaman diliminde belki de ağzımızın tadını kaçıracağımız bir şeyi
    hatırlayacağız. Aslında hiç aklımızdan çıkmaması gereken ölümü bu Ramazan
    akşamında yeniden hatırlayacağız ve siz kıymetli cemaatimize hatırlatacağız.
    Rabbim sadece hatırlamakla kalmayıp, hazırlık yapanlardan
    eylesin.







    Neyleyelim ölüm hepimizin başında. İster hatırlayıp
    uykularımız kaçsın, ister hiç hatırlamamak için aklımıza getirmek istemeyelim,
    isterse kendisine hazırlık yapsak ta durum böyle. Yaşam bulan bütün canlılar
    için kaçınılmaz bir gerçek: Ölüm. Cahit Sıtkı TARANCI “Yaş Otuz Beş” şiiriyle
    karşılaşacağımız ölümü, bizlere ne güzel
    hatırlatıyor.


    “… Neylersin ölüm herkesin başında.


    Uyudun uyanamadın olacak.

    Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?


    Bir namazlık saltanatın olacak,

    Taht misali o musalla taşında.”

    Ölüm imtihanın tabii bir sonucudur. İmtihan dünyasında
    yaşayan insanların yapmış olduklarının sonuçlarıyla karşılaşacağı zaman dilimine
    atılan ilk adım. Bir ayette şöyle buyrulmaktadır.


    كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُالْمَوْتِ وَنَبْلُوكُم بِالشَّرِّ
    وَالْخَيْرِ فِتْنَةً وَإِلَيْنَا تُرْجَعُونَ

    Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır
    ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.
    (2)


    Ölümle karşılaşan ise mutlaka Rabbine geri dönecektir. Geri
    döndürülecektir. Rabbimizin (c.c.) Kur’an-ı Kerimde bildirdiği üzere.


    كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ
    ثُمَّ إِلَيْنَا تُرْجَعُونَ

    “Her can ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.”
    (3)


    Ölümü tadıp bir çukurda bedenimiz yok olmayacak. Rabbimize
    geri döndürülüş mutlaka gerçekleşecek. Bu döndürülüşün ise neticesinde
    karşılaşacağımız bazı durumlar var. Kur’an-ı Kerimden bu hususu
    aktaralım.


    كُلُّ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ
    الْمَوْتِ
    وَإِنَّمَا
    تُوَفَّوْنَ أُجُورَكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَمَن زُحْزِحَ
    عَنِ النَّارِ وَأُدْخِلَ الْجَنَّةَ
    فَقَدْ فَازَ وَما الْحَيَاةُ الدُّنْيَا
    إِلاَّ مَتَاعُ الْغُرُورِ


    “Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü
    yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden
    uzaklaştırılıp cennete sokulursa gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı,
    aldatıcı metadan başka bir şey değildir.” (4)


    Ölüm geldiğinde vakit ileriye veya geriye alınmayacak.
    Vakti gelen vaktinde bu dünyadan ayrılma mecburiyetinde kalacak. Bu gerçeği
    hiçbir şey unutturmamalıdır. Dünya sevgisi, dünyanın süsü olan çocuklarımız,
    mallarımız ölüm gerçeğini hafızamızdan silmemelidir. Münafıkun Süresinde
    bildirilen ayetleri beraberce lütfen dikkatlice dinleyip anlayalım.


    يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا
    تُلْهِكُمْ
    أَمْوَالُكُمْ
    وَلَا أَوْلَادُكُمْ عَن ذِكْرِ اللَّهِ وَمَن يَفْعَلْ
    ذَلِكَ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ
    {} وَأَنفِقُوا مِن مَّا رَزَقْنَاكُم
    مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِيَ أَحَدَكُمُ
    الْمَوْتُ فَيَقُولَ رَبِّ لَوْلَا أَخَّرْتَنِي
    إِلَى أَجَلٍ قَرِيبٍ فَأَصَّدَّقَ
    وَأَكُن مِّنَ الصَّالِحِينَ{}
    وَلَنيُؤَخِّرَ اللَّهُ نَفْساً إِذَا جَاء
    أَجَلُهَا وَاللَّهُ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ




    “Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allah’ı
    zikretmekten alıkoymasın. Her kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların
    ta kendileridir. Herhangi birinize ölüm gelip de, “Ey Rabbim! Beni yakın bir
    zamana kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!” demeden önce, size
    rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayın. Allah, eceli
    geldiğinde hiçbir kimseyi asla ertelemez. Allah bütün yaptıklarınızdan
    haberdardır.” (5)


    وَلَوْ يُؤَاخِذُ اللّهُ النَّاسَ
    بِظُلْمِهِم مَّا تَرَكَ عَلَيْهَا مِن دَآبَّةٍ وَلَكِن
    يُؤَخِّرُهُمْ إلَى أَجَلٍ مُّسَمًّى
    فَإِذَا جَاء أَجَلُهُمْ لاَ يَسْتَأْخِرُونَ
    سَاعَةً وَلاَ يَسْتَقْدِمُونَ


    Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden hemen
    cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir
    süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler, ne
    de öne geçebilirler.(6)


    Hazırlık yapmalı mı veya yapmamalı mı sorusundan ziyade şu
    soruyu sormak isterim. Ne zaman kendisiyle karşılaşacağımızı bilmediğimiz ve
    vakti geldiğinde bizi apar-topar alıp götürecek olana ölüme nasıl hazırlık
    yapmalıyız?


    Ölüm fani âlemden ebedi âleme geçişin adıdır. Ölümle
    karşılaşan bizler için eğer ahiret sermayemiz iyi ise o zaman bu yolculuk çok
    güzel bir yolculuk olacaktır. Ya tam tersi ise, Ya ahiret azığımız az ise. O
    zaman Ölüm geride bıraktıklarımız için bir acı, hüzün, keder olsa da, asıl hüzün
    bizim için olacaktır. Sevgili Peygamberimizin bir hadisini tam bu noktada
    hatırlamakta fayda var. Gönüller Sultanı (s.a.s.) şöyle buyuruyor.


    يَتْبَعُ المَيِّتَ ثَلاثَةٌ :
    أَهْلُهُ وَمالُهُ وَعَمَلُهُ : فَيَرْجِعُ اثْنَانِ . وَيَبْقَى وَاحدٌ : يَرْجِعُ
    أَهْلُهُ وَمَالُهُ وَيَبْقَى عَمَلُهُ

    “Ölen kimseyi peşinden üç şey takip eder: Aile çevresi,
    malı ve yaptığı işler. Bunlardan ikisi geri döner, biri ise kendisiyle birlikte
    kalır. Aile çevresi ve malı geri döner; yaptığı işler kendisiyle birlikte
    kalır.” (7)


    Biz bizimle olacak olana asıl kıymeti vermeliyiz. Bizimle
    kabirde kalacak olan ise amellerimizdir. Ne kadar çok sevsek de, bizi ne kadar
    çok sevseler de aile efradımız, dostumuz, arkadaşlarımız hep geride kalacak. Bu
    sebeple ölüme hazırlıklı olmak isteyen bizler için öncelikle neye değer
    verdiğimizi sorgulamamız gerekir. Biz bu dünyada, dünyamızı ve ahretimi
    kurtaracak ve mutluluğa eriştirecek olanları mı, yoksa dünya ve ahretimiz
    açısından bize hiçbir faydası olmayan şeylere mi kıymet vermekteyiz? Soru
    kendimize cevap yine kendimize aittir. Soruya doğru cevabı verdikten sonra
    halimiz düzeltmekte kendimize aittir. Sormuş olduğumuz bu soruya bir cevap
    Efendimizin (s.a.s.) hadislerinden arıyalım.


    İbni Ömer (r.a.)’tan
    aktarılan bir hadiste;
    Resûlullah
    sallallahu aleyhi ve sellem omuzumu tutarak şöyle buyurdu: “Dünyada tıpkı
    bir garip hatta bir yolcu gibi davran!”


    İbni Ömer radıyallahu anhümâ şöyle derdi:


    Akşamı ettiğinde, sabahı
    bekleme!


    Sabaha çıktığında, akşamı
    bekleme!


    Sağlıklı günlerinde, hastalanacağın vakit için; hayatın
    boyunca da öleceğin zaman için tedbir al!(8)


    Kur’an-ı Kerimde bir ayette şöyle buyruluyor.


    وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّى
    يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ

    “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.” (9) Yukarıda
    ayetlerde aktardığımız üzere bize ölümün ne zaman geleceğini bilmemekteyiz. O
    zaman bu ayette ifade edilen ölüm gelinceye kadar ibadet etmeyi nasıl
    anlayacağız. Bu ayeti şöylece izah edebiliriz. Öyle bir ibadet hayatı geçir ki,
    ölüm geldiğinde seni ibadet yaparken bulsun. Bunu ise, yapmış olduğumuz her şeyi
    Allah rızası için yapmakla elde edeceğiz. Yaşamımız, ölümümüz, ibadetlerimiz,
    her şeyimiz Allah için olmalıdır. Rabbimizin emirlerini yerine getirip,
    yasaklarından kaçtığımız, itikat ile ilgili problemlere düşmeden imanımızı
    kemale erdirme yolunda çaba gösterdiğimiz, ahlaken olgun olma yolunda olduğumuz
    müddetçe yapacağımız her meşru şey ibadet seviyesine çıkmaktadır. Böyle bir
    hayat yaşarken uyuduğumuz zaman uyumamız bir ibadettir, ölüm bizi uykuda
    yakalayınca ibadet yaparken ölmüşüz demektir. Böyle bir hayat geçirirken
    çocuklarımızın nafakasını kazanma yolunda ölürsek ibadet yaparken ölmüşüz
    demektir. Örnekleri çokça zikredebiliriz.


    Pişmanlığı ölüm anında yaşamayalım. Pişmanlığı kabir’in
    içine vardığımızda yaşamayalım. Pişmanlığı mahşer meydanında, mizan terazisi
    başında, Rabbim saklasın Cehennemliklerin içerisinde olduğumuzda göstermeyelim.
    Gelin pişmanlığı şimdi yaşayalım. Gelin şimdi pişman olalım. Gelin hatamızdan
    dönme imkânımız olduğu ve hatasından dönenlerin hatalarının affedildiği bu
    dünyada pişman olalım. Hatamızdan dönelim. Rabbimize sığınalım. O’ndan başka
    gidecek bir durumumuz olduğunu artık gönlümüze gerçek anlamda yerleştirelim.


    Rabbimizin Kur’an-ı Kerim’de bildirdiği şu ayetleri
    kendimize tavsiye almamızı aktararak vaazımızı sonlandırıyoruz.


    حَتَّى إِذَا جَاء أَحَدَهُمُ الْمَوْتُ
    قَالَ رَبِّ
    ارْجِعُونِ {}
    لَعَلِّي أَعْمَلُ صَالِحاً فِيمَا تَرَكْتُ كَلَّا إِنَّهَا كَلِمَةٌ
    هُوَ قَائِلُهَا وَمِن وَرَائِهِم
    بَرْزَخٌ إِلَى يَوْمِ يُبْعَثُونَ {} فَإِذَا نُفِخَ
    فِي الصُّورِ فَلَا أَنسَابَ بَيْنَهُمْ
    يَوْمَئِذٍ وَلَا يَتَسَاءلُونَ {}
    فَمَن ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ فَأُوْلَئِكَ
    هُمُ الْمُفْلِحُونَ {} وَمَنْ
    خَفَّتْ مَوَازِينُهُ فَأُوْلَئِكَ
    الَّذِينَ خَسِرُوا أَنفُسَهُمْ فِي جَهَنَّمَ
    خَالِدُونَ {} تَلْفَحُ وُجُوهَهُمُ
    النَّارُ وَهُمْ فِيهَا كَالِحُونَ {}
    أَلَمْ تَكُنْ آيَاتِي تُتْلَى عَلَيْكُمْ
    فَكُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ {} قَالُوا
    رَبَّنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا
    وَكُنَّا قَوْماً ضَالِّينَ {} رَبَّنَا
    أَخْرِجْنَا مِنْهَا فَإِنْ عُدْنَا
    فَإِنَّا ظَالِمُونَ {} قَالَ اخْسَؤُوا فِيهَا
    وَلَا تُكَلِّمُونِ {} إِنَّهُ كَانَ
    فَرِيقٌ مِّنْ عِبَادِي يَقُولُونَ رَبَّنَا
    آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا
    وَأَنتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ {} فَاتَّخَذْتُمُوهُمْ
    سِخْرِيّاً حَتَّى أَنسَوْكُمْ ذِكْرِي
    وَكُنتُم مِّنْهُمْ تَضْحَكُونَ {}
    إِنِّي جَزَيْتُهُمُ الْيَوْمَ بِمَا
    صَبَرُوا أَنَّهُمْ هُمُ الْفَائِزُونَ {} قَالَ
    كَمْ لَبِثْتُمْ فِي الْأَرْضِ عَدَدَ
    سِنِينَ {} قَالُوا لَبِثْنَا يَوْماً أَوْ بَعْضَ
    يَوْمٍ فَاسْأَلْ الْعَادِّينَ {} قَالَ
    إِن لَّبِثْتُمْ إِلَّا قَلِيلاً لَّوْ أَنَّكُمْ
    كُنتُمْ تَعْلَمُونَ {} أَفَحَسِبْتُمْ
    أَنَّمَا خَلَقْنَاكُمْ عَبَثاً وَأَنَّكُمْ
    إِلَيْنَا لَا
    تُرْجَعُونَ


    “Nihayet o müşriklerden birine ölüm gelip çatınca: Rabbim,
    der. Ne olur beni dünyaya geri gönder. Ömrümü boşa geçirdiğim dünyada iyi işler
    yapayım. Hayır, hayır. Onun bu söyledikleri boş lâftan ibarettir. Tekrar
    dirilecekleri güne kadar onların önlerinde bir engel vardır, geri dönemezler.
    Sûra üflendiği zaman artık aralarında soy sop ilişkisi kalmaz. Birbirlerinin
    hâlini de sormazlar. Kimin yaptığı iyilikler ağır basarsa, işte onlar kurtuluşa
    erenlerdir. Kimin yaptıkları da hafif gelirse, işte onlar zarara uğrayanlardır.
    Onlar cehennemde devamlı kalacaklardır. Bunların yüzlerini ateş yalar da,
    dişleri sırıtır kalır. Allah Teâlâ onlara:


    “Benim âyetlerim size okunurdu da, siz onları
    yalanlardınız, değil mi?” der.


    Derler ki: Rabbimiz! Azgınlığımız bizleri altetti. Biz
    sapıklık içinde kalmış bir kavim olduk. Rabbimiz! Ne olur, bizi buradan çıkar!
    Eğer tekrar önceki hâlimize dönersek, kendimize zulmetmiş
    oluruz.


    Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Alçaldıkça alçalın orada. Bana
    artık bir şey söylemeyin! Çünkü kullarımdan bir grup insan: Rabbimiz, biz iman
    ettik, bizi bağışla. Bağışlayanların en iyisi sensin, demişlerdi. Fakat siz
    onlarla eğlenir, beni anmayı unutarak onlara gülerdiniz. Sabrettikleri için
    bugün ben onları mükâfatlandırdım. Onlar muratlarına
    erenlerdir.”


    Allah Teâlâ inkârcılara: “Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?”
    diye sorar.


    - Bir gün veya daha az bir zaman kaldık; sayanlara sor,
    derler.


    Allah Teâlâ da onlara şöyle buyurur: “Pek az kaldınız.
    Keşke bunu bilseydiniz (dünyaya tapmazdınız). Sizi boşuna yarattığımızı, bize
    dönmeyeceğinizi mi sandınız?”(10)


    Aklımızı kullanmamız gerek. Yanlış yollardan kurtulmak
    gerek. Hatalarımıza bu Ramazan akşamında tövbe etmek gerek. Bir daha
    yanlışlıklara dönmemeye azimli olmak ve karar vermek gerek.


    Ey Rabbimiz! Bu gecelerin hürmetine, Güzeller güzeli
    Efendimiz (s.a.s.) hürmetine, sevdiklerin hürmetine, bilerek veya bilmeyerek
    yaptığımız bütün günah, hata, isyan, küfür, yanlışlıklarımızın tamamına tövbe
    ettik, pişmanız. Bir daha yapmamaya azmediyoruz. Bu azmimizde kararlık
    göstermemize yardım et. Bizlerden razı ol. Ölüm günümüzde kelime-i şehadet
    getirmeyi bizlere nasip et. Geceniz mübarek olsun. Allah’a emanet
    olun.



    Ahmet ÜNAL

    Vaiz
    [SIZE=4]
    1. Riyazü’s-Salihin, Hadis No:
    580


    2. Enbiya, 21/35

    3. Ankebut, 29/57

    4. Al-i İmran, 3/185

    5. Münafıkun, 63/9-11

    6. Nahl, 16/61

    7. Riyazü’s-Salihin, Hadis No:
    462


    8. Riyazü’s-Salihin, Hadis No:
    575


    9. Hicr, 15/99

    [FONT=Arial][COLOR=black]10. Mü’minûn 23/99-115

    ...............


    ÖLÜM VE HATIRLATTIKLARI (1)

    Vaaz Konusu: Ölüm Ve Hatirlattiklari I Konunun Planı
    A- Ölüm Gerçeği, Anlamı ve Mahiyeti
    B- Kur’an-ı Kerimde Ölüm
    C- Hadislerde Ölüm
    D -Ölüm Bir Son Değil; Başlangıçtır
    E -Ölüme Daima Hazırlıklı Olmak Gerekir
    F- Nasıl Bir Ölüm İsteriz?
    G - Ölümün Hatırlattıkları
    1- Ölüm Düşüncesi İnsana Dünya Hayatının Fani Olduğunu Öğretir
    2- Ölüm Düşüncesi İnsana Zamanın ve Sahip Olduğu Nimetlerin Kıymetini Öğretir
    3- Ölüm Düşüncesi İnsanı Terbiye Eder
    4- Ölüm Düşüncesi İnsanın Nefsani Arzular Peşinde Koşmasını Engeller
    5- Ölüm Düşüncesi İnsanı Yararlı Davranışlar Yapmaya Sevkeder
    6- Ölüm Düşüncesi İnsanın Hayata İbret Gözüyle Bakmasını Sağlar
    7- Ölüm Düşüncesi İnsana Hayatının Muhasebesini Yaptırır

    II Konunun Açılımı ve İşlenişi
    Konuya ölümün anlam ve mahiyeti üzerinde durularak başlanırÖlümün her canlı için kaçınılmaz bir gerçek ve yeni bir hayata atılan ilk adım olduğu kısaca izah edilirDaha sonra konuyla ilgili ayet ve hadislerden örnekler vererek ölümün Kur’an-ı Kerim ve Hadisi Şeriflerde hangi noktalara vurgu yapılarak izah edildiği anlatılır Ölümün aslında mü’min için bir nimet olduğu, ölüme daima hazırlıklı olmak gerektiği ve güzel bir ölüm için hayatı güzel ve Allah’ın rızasına uygun olarak yaşamak gerektiği hususlarına dikkat çekilir
    Vaazın son bölümünde de ölümden almamız gereken ibretler konusuna girilir ve ölümün hatırlattıkları hususlar kısa kısa izah edilir Ömrümüzün, sağlığımızın, malımızın, gençliğimizin hepsinin Allah tarafından bize birer emanet olarak verildiği, nefsani arzular peşinde koşmak yerine salih amellerle ahiret hayatımız için hazırlık yapmamız gerektiği vurgulanır
    III Konunun Özet Sunumu
    Ölüm, hayatın zıddıdır Bitkilerde üremenin ve solunumun durması, hayvanlarda ve insanlarda duyuların çalışmaz hale gelmesidir İnsanda, ayrıca düşünme, akletme, hatırlama gibi iç melekelerin fonksiyonlarını yitirmesidir
    İnsan açısından ölüm, ruhun bedendeki tasarrufuna son verip bedenden ayrılması olayına denir Ölüm, insan varlığı için bir âlemden diğerine intikal etmektir Bu anlamda ölüm yok olmak değildir Ruh, bâkîdir, yok olmaz Her canlı varlık için ölüm kaçınılmaz bir gerçektir Canlılar doğar, büyür ve ölürler
    Ölüm, hiçbir zaman, anladığımız şekilde "ölmek" değil; gerçekte "dirilme"dir, hayat bulmadır Hayatın kaynağını örten maddî perdelerden sıyrıldıktan sonra, insanın gerçeği en çıplak şekliyle tanımasıdır Ölmek, geçici bir hayat olan dünyadan göçmekten ibarettir Dünya hayatında diri olabilenler, ölümle daha bir diriliğe kavuşur ve "sıla"sına kavuşmuş, gurbetten kurtulmuş insanların sevincini yaşar, özlemlerini giderirken, dünyada ölü olanlar ise, ölmekle acı bir dirilmeği tatmakta ve gerçek hayatın ne olduğunu görmektedirler Bu gerçek hayatta artık yeni bir değişme, yani ölüp yeniden dirilme gibi şeyler söz konusu olmayacaktır
    IV Konu İşlenirken Başvurulabilecek Bazı Ayetler
    Her canlı ölümü tadacaktır:

    كُلُّ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ الْمَوْتِ وَإِنَّمَا تُوَفَّوْنَ أُجُورَكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَمَن زُحْزِحَ عَنِ النَّارِ وَأُدْخِلَ الْجَنَّةَ فَقَدْ فَازَ وَما الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلاَّ مَتَاعُ الْغُرُورِ
    “Her canlı ölümü tadacaktır Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa gerçekten kurtuluşa ermiştir Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir”[2]
    Allah'ın hayatı ve ölümü yaratmasının sebebi, Kur'an'da şöyle açıklanır:
    “O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır”[3]
    Ölümle ilgili diğer bazı ayetler:
    Al-i İmran, 3/145; Lokman, 31/34; Nisa, 4/78; Münafikun, 63/9-11; Bakara, 2/28, 258; Âl-i İmrân, 3/27, 156; En'âm, 6/2, 95; A'râf, 7/158; Tevbe, 9/116; Yûnus, 10/31, 56; Hıcr, 15/23; Nahl, 16/70; Hacc, 22/66; Mü'minûn, 23/80; Rûm, 30/19, 27, 40; Mü'min, 40/68; Duhân, 44/8; Câsiye, 45/26; Kaf, 50/43; Necm, 53/44; Vâkıa, 56/60; Hadîd, 57/2

    V Konu İşlenirken Başvurulabilecek Bazı Hadisler


    قالَ رسولُ الله صلى الله عليه وسلم: أَكْثِرُوا ذِكْرَ هَادِمِ اللَذَاتِ
    Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Lezzetleri yok eden ölümü çok anın" [4]

    عَنِ ابْنِ عُمَرَ، اَنَّهُ قَالَ ‏:‏ كُنْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَجَاءَهُ رَجُلٌ مِنَ الاَنْصَارِ فَسَلَّمَ عَلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ثُمَّ قَالَ ‏:‏ يَا رَسُولَ اللَّهِ اَىُّ الْمُؤْمِنِينَ اَفْضَلُ قَالَ ‏:‏ ‏"‏ اَحْسَنُهُمْ خُلُقًا ‏"‏ ‏‏ قَالَ فَاَىُّ الْمُؤْمِنِينَ اَكْيَسُ قَالَ ‏:‏ ‏"‏ اَكْثَرُهُمْ لِلْمَوْتِ ذِكْرًا وَاَحْسَنُهُمْ لِمَا بَعْدَهُ اسْتِعْدَادًا اُولَئِكَ الاَكْيَاسُ ‏"‏ ‏‏
    İbn-i Ömer (ra)’dan rivayet edildiğine göre O şöyle demiştirBen Resulullah’la beraber iken Ensar’dan bir adam geldi selam verdi ve Peygamberimiz’e şöyle sordu:Ya Resulallah mü’minlerin hangisi en faziletlisidir? Peygamberimiz: “Ahlakı en güzel olanıdır” dediSonra adam : “Mü’minlerin hangisi en akıllıdır?”dedi Aleyhi’s-salâtu ve’s-selâm: “Ölümü en çok hatırlayandır ve ölümden sonrası için en iyi hazırlığı yapandır İşte bunlar en akıllı kimselerdir” buyurdular[5]
    اان رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال: « بادروا بالأَعْمال سبعاً، هل تَنتَظرونَ إلاَّ فقراً مُنسياً، أَوْ غنيٌ مُطْغياً، أَوْ مرضاً مُفسداً، أَو هرماً مُفْنداً أَو موتاً مُجهزاً أَوِ الدَّجَّال فشرُّ غَائب يُنتَظر، أَوِ السَّاعة فالسَّاعةُ أَدْهى وأَمر،»
    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    “Yedi (engelleyici) şey(gelme)den önce iyi işler yapmakta acele ediniz Yoksa gerçekten siz, unutturan fakirlik, azdıran zenginlik, (her şeyi) bozup perişan eden hastalık, saçma–sapan konuşturan ihtiyarlık, ansızın geliveren ölüm, gelmesi beklenen şeylerin en şerlisi Deccâl, belâsı en müthiş ve en acı olan kıyametten başka bir şey mi beklediğinizi sanıyorsunuz?”[6]

    ‏"‏ يَا اَيُّهَا النَّاسُ تُوبُوا اِلَى اللَّهِ قَبْلَ اَنْ تَمُوتُوا وَبَادِرُوا بِالاَعْمَالِ الصَّالِحَةِ قَبْلَ اَنْ تُشْغَلُوا وَصِلُوا الَّذِي بَيْنَكُمْ وَبَيْنَ رَبِّكُمْ بِكَثْرَةِ ذِكْرِكُمْ لَهُ وَكَثْرَةِ الصَّدَقَةِ فِي السِّرِّ وَالْعَلاَنِيَةِ تُرْزَقُوا وَتُنْصَرُوا وَتُجْبَرُوا
    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    “Ey insanlar! Ölmezden önce Allah’a tevbe edin (Musîbet, hastalık, yaşlılık gibi) ağır meşgûliyetlere düşmezden önce sâlih ameller işlemede acele edin Çok zikir ederek, gizli ve açık çok sadaka vererek Allah’a karşı üzerinizdeki borcu ödeyin ki bol rızka, ilâhî yardım ve zafere, halinizin ıslâhına mazhar olasınız” [7]
    قال رسولِ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم: «يتْبعُ الميْتَ ثلاثَةٌ: أهلُهُ ومالُه وعمَلُه، فيرْجِع اثنانِ ويبْقَى واحِدٌ: يرجعُ أهلُهُ ومالُهُ، ويبقَى عملُهُ»

    Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Ölüyü (mezara kadar) üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ameli Bunlardan ikisi geri döner, biri bâki kalır: Ailesi ve malı geri döner, ameli kendisiyle bâki kalır"[8]

    عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: الْكَيِّس مَنْ دَانَ نَفْسَهُ، وَعَمِلَ لِمَا بَعْدَ الْمَوْتِ، وَالْعَاجِزُ مَنْ أَتْبَعَ نَفْسَهُ هَوَاهَا، وَتَمَنَّى عَلَى الله
    Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    “Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır Âciz kişi de, nefsini duygularına tâbi kılan ve Allah’tan dileklerde bulunup duran (bunu yeterli gören) dır”[9]

    قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا مِنْ اَحَدٍ يَمُوتُ اِلاَّ نَدِمَ ‏"‏ ‏‏ قَالُوا وَمَا نَدَامَتُهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ اِنْ كَانَ مُحْسِنًا نَدِمَ اَنْ لاَ يَكُونَ ازْدَادَ وَاِنْ كَانَ مُسِيئًا نَدِمَ اَنْ لاَ يَكُونَ نَزَعَ
    Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Ölüp de pişman olmayan yoktur; mutlaka herkes nedâmet duyar: Muhsin (İyi yolda) olan hayrını daha çok artırmadığı için pişman olur, nedâmet duyar Kötü yolda olan da nefsini kötülükten çekip almadığına pişman olur, nedâmet duyar"[10]
    أنَّ رسُول اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال :« إذا مَاتَ الإنسَانُ انقطَعَ عمَلُهُ إلاَّ مِنْ ثَلاثٍ : صَدقَةٍ جاريَةٍ ، أوْ عِلم يُنْتَفَعُ بِهِ ، أَوْ وَلَدٍ صَالحٍ يَدعُو له »
    Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Bir insan ölünce üç kişi hariç herkesin ameli kesilir: Sadaka-i câriye (bırakan) veya istifade edilen bir ilim (bırakan) veya kendine duâ edecek sâlih evlât (bırakan)"[11]

    قَالَ رَسُولُ اللّه صلى الله عليه وسلم ِ: كُنْتُ نَهَيْتُكُمْ عَنْ زِيَارَةِ الْقُبُورِ؛ فَزُورُوهَا فإنَّهَا تُذَكِّرُكُمُ الاخِرَةَ
    Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Ben sizi kabirleri ziyaretten men etmiştim Artık onları ziyaret edebilirsiniz Çünkü onlar size ahireti hatırlatır"[12]

    VI Yararlanılabilecek Bazı Kaynaklar
    1 Hak Dini Kur'an Dili, Elmalılı Hamdi Yazır, Azim Y 1/ 352-355
    2 Mefatihu'l-Gayb (Tefsir-i Kebir), Fahreddin Razi, Akçağ Y 3/229-235
    3 İman ve İslâm Atlası, Necip Fâzıl Kısakürek, Büyük Doğu Y 331-333
    4 İhyâi Ulûmi'd-Din, İmam Gazali, Bedir Y 4/ 806-833
    5 Riyazü’s-Salihin ,Nevevi, tercüme ve şerheden M Yaşar Kandemir, İsmail L Çakan, Raşit Küçük İstanbul : Erkam Yayınları, 2001


    [1] Not: Bu vaaz projesi Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Yunus AKKAYA tarafından hazırlanmıştır

    [2] Al-i İmran, 3/185

    [3] Mülk, 67/2

    [4]Tirmizî,Sünen, Zühd 34/4 (IV;553)

    [5] İbn Mace,Sünen, Zühd, 34/31 (II;1423)

    [6]Tirmizî,Sünen, Zühd, 34/3 (IV;552)

    [7] İbn-i Mace, Sünen, Salat,2/78 (I;343)

    [8] Tirmizi, Sünen, Zühd, 34/46 (IV;589)

    [9] Tirmizi, Sünen, Kıyame, 35/25 (IV;638)

    [10] Tirmizi, Sünen, Zühd, 34/59 (IV;603)

    [11] Tirmizi, Sünen, Ahkam, 13/36 (III;660)

    [12] Tirmizî, Sünen, Cenaiz, 8/60 (III;370)




  3. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
 

 
Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri