Hoşgeldiniz. Unutmayın, çok istiyorsanız mutlaka bir yolu vardır.!

Atatürkün ölümüyle ilgili haberler , Atatürkün ölümü hakkında haberler Atatürk’ün Ölümü Üzerine Alman Basınında Yer Alan Haberler Doç. Dr. Ramazan Çalık ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ
  • 5 üzerinden 5.00   |  Oy Veren: 1      

  1. Sponsorlu Bağlantılar


    Atatürkün ölümü ile ilgili haberler

    Sponsorlu Bağlantılar




    Atatürkün ölümüyle ilgili haberler,
    Atatürkün ölümü hakkında haberler

    Atatürk’ün Ölümü Üzerine Alman Basınında Yer Alan Haberler

    Doç. Dr. Ramazan Çalık
    ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 54, Cilt: XVIII, Kasım 2002
    ÖZET

    Türk-Alman resmî ilişkilerinin 1924 yılında tekrar başlamasıyla, Almanya’nın Türkiye’ye ilgisi yeniden artmıştır. Bu ilgi neticesinde Türkiye hakkında haberler, Alman basınında geniş yer bulmuştur. Atatürk’ün ölümü üzerine de Alman basınında yer alan haber sayısı oldukça fazladır. Mahalli ve ulusal bütün Alman gazeteleri, Atatürk’ün ölümü üzerine onun hayatını ve icraatlarını anlatan geniş haberlerini üzüntüyle vermişlerdir. Bu haberler ışığında, Almanların da Türklerin acılarını paylaştıkları görülmektedir.

    Anahtar Kelimeler
    Atatürk’ün Vefatı, Türk-Alman ilişkileri, Türkiye, Almanya, Alman Basını.

    ABSTRACT

    Turk-German official relationship had rebegan in 1924. Then this causes the relationship of German tovvards to Turkey has increased. As a consequence, German media have given larger place about information of Turkey. Especially the death of Atatürk had occupied the largest place in German newspapers. The local and national news about Atatürk’s death indicated in the press very sad way that these news ware usually about his bibliography and actions. This was understood that German public may have shared Turk’s grieveness.

    Key Words
    The Death of Atatürk, Turk-German Reletionship, Turkey, Germany The Press of Germany.

    A- Almanların 1938’e Kadar Olan Türkiye Düşüncesine Kısa Bir Bakış

    Türk-Alman ilişkileri, köklü bir geçmişe ve temele dayanmaktadır. Özellikle Alman birliğinin tamamlanmasından sonra II. Abdülhamid döneminde başlayan samimi ilişkiler, Osmanlının son döneminde Almanlara teslimiyet derecesine ulaşmıştı. Genç Türkler, memleketi kurtarmak amacıyla Almanlarla yakın ilişkiler kurdular. Bu ilişkiler, Birinci Dünya Savaşı öncesinde ve savaş yıllarında, Almanların Türkler üzerindeki nüfuzlarının doruk noktasına ulaşmasını sağladı. Ne var ki, ilişki karşılıklı olmaktan ziyade Alman menfaatlerini koruma ve kollama noktasına geldi. Nitekim bu vaziyet, Osmanlı Devletinin Almanların yanında savaşa katılmasında büyük rol oynadı ve Almanların Osmanlı toprakları üzerinde savaşı yönlendirmesini sağladı.

    Savaş öncesi ve savaş yıllarında yakın temasları olan iki devlet, savaşı kaybetmelerinden sonra bütün ilişkilerini bir süre askıya almak zorunda kaldı.

    Böylece Türk-Alman ilişkileri, Osmanlı Devleti ve İtilâf Devletleri arasında 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi’yle biçimsel olarak sona erdi. Mütareke’nin 23. Maddesi, Türkiye’den, Almanya ile bütün bağlantılarını koparmasını istiyordu.1 Galip devletler, Türk-Alman ilişkisine son vermekle kalmadılar, aynı zamanda Türkiye’de kalan bir kısım Alman askerini 1918 yılı sonunda göz altına aldılar. Ayrıca Alman büyükelçiliği de, mütarekenin 23. maddesi gereği Aralık 1918’de İstanbul’u terk etti.2

    Daha sonra Türkler, İtilâf devletlerinin memleketlerini işgal etmeleri üzerine Anadolu’da bağımsızlık mücadelesine başladılar. Almanlar, resmî ilişkilerin kesilmiş olması sebebiyle Türklerin mücadelesi hakkındaki ilk bilgileri diğer batılı kaynaklardan alıyorlardı.

    Burada Millî Mücadele ve Mustafa Kemal üzerine Alman basınında yer alan haberler, tek tek değerlendirilmemekle birlikte genel eğilimi yansıtan ifadeler verilmektedir. Birçok tarafsız Alman gazete ve dergilerinde kullanılan bazı kavramlar şunlardır: “Kemalistler, Kemal’in askerleri, Kemal’in kuvvetleri, milliyetçiler, milliyetçi Kemalistler”. Ama dinî eğilimi olan Germania gazetesinde ise şu ifadelerin kullanıldığı görülmektedir: “Haydutlar, eşkiya, Kemalist haydutlar, isyancılar ve ihtilâlcılar” vs.3

    Buradan da anlaşıldığı gibi Alman basınında yer alan haberlerde, Millî Mücadele ile Mustafa Kemal’in isminin özdeşleştiği, onun, Millî Mücadelenin ve Türklerin her şeyi olduğu görülmektedir. Atatürk’ün en kötü şartlarda ümidini kaybetmeden mücadeleye cesaretle devam etmesini, diğer devletlerin basını gibi Alman basını da dikkatle ve imrenerek takip eder. Hatta Almanya’nın Türklerin başarısından memnun olduğu görülür.

    Lozan Konferansı’ndan Türklerin başarıyla ayrılması üzerine Almanların memnuniyetini, Fransız L’Impertial de l’Est gazetesi Müdürü Leonce Florentin, 7 Kasımda şöyle ifade etmektedir: “Almanya, eski müttefikinin durumunu düzeltmesinden ve 1918’de galip olan devletlerin, “Türkçülük” önünde diz çökmesinden açıkça memnundur”.4

    Bu memnun oluş, sadece Türkleri sevmek anlamına gelmiyor, aynı zamanda Alman menfaatlerinin Türklerin zafer kazanmasıyla korunacağı anlamına geliyordu. Galip devletlerin, Anadolu’ya yerleşmesi, buradaki Alman menfaatlerinin sona ermesi; onların başarısız olması, Anadolu’daki Alman menfaatlerinin devam etmesini sağlayacaktı. Almanlar, gelişmeleri bu açıdan da izlemekteydiler.

    Nihayet Türklerin mücadelesini zaferle taçlandırıp, Lozan Antlaşması ile bağımsız bir devlet hüviyetine kavuşmasıyla Almanlarla ilişki kurma ortamı yeniden doğmuştur. Eski dost düşman olmaz misali temaslar yeniden hızlı bir şekilde gelişmiştir. Bu ilişkiler üzerine Cemil Koçak, özellikle Alman belge ve kaynakları ışığında teferruatlı ve güzel bir çalışma yapmıştır5. Burada ilişkilerden ziyade Almanların, dönemin Türkiye’si üzerine bazı görüşleri yansıtılacaktır.

    Kısaca Benzer Konulara da Bakmalısın

  2. Atatürkün ölümü ile ilgili söylenenler
  3. Atatürkün ölümü ile ilgili slayt
  4. Atatürkün ölümü ile ilgili bilgiler
  5. Atatürkün ölümü ile ilgili bilgi
  6. Atatürkün Ölümü - Atatürkün Ölümü 10 Kasım 1938
  7. Paylaş Facebook Twitter Google






  8. Sponsorlu Bağlantılar




    Türkiye’de görev yapmasıyla ilişkiler açısından dönemin en önemli şahsiyetlerden birisi olan Büyükelçi Nadolny, yeni münasebetler ve Türkiye hakkında şöyle yazmaktadır: “Savaştan sonra beş yıl askıya alınan ilişkilerin, 1924 yılı baharında tekrar başlamasıyla, çok yeni bir devletin karşıda durduğu görülmemezlikten gelinemez. Özellikle Türkiye’de ortaya çıkan değişme o kadar çok kapsamlı ki, o yer ve mekanda bulunmadan kesinlikle anlaşılamaz. Mustafa Kemalin yiğitliği ve arkadaşlarının desteğiyle, Osmanlı Halifelik İmparatorluğunun yıkıntılarından Türk Millî Devleti, külden çıkan Anka kuşu gibi yükseldi. Vatan için büyük icraatın ünü, bütün dünyaya yayıldı ve dünya tarihinin bir parlak noktasını oluşturdu”6.

    Alman elçisi, bir başka raporunda yeni Türkiye hakkında izlenimlerini bildirmekten memnun olduğunu yazar ve şöyle devam eder: “20 yıl önce eski Türkiye’de bulunmuştum. Daha sonra savaş esnasında İstanbul’dan Bağdat’a kadar gittim. Altı buçuk yıldan beri imparatorluğun temsilcisi olarak görevli olduğum Türkiye’de, fırsat buldukça eski ve yeni arasında kıyas yapmaya ve farklılıkları tespit etmeye çalışmaktayım. Burada size kısa bir tasvir verebilirim. Ama bugün bilgi için bir yığın kitap bulunmaktadır. Son olarak yayınlanan Kurt Ziemke’nin Yeni Türkiye adlı eseri tavsiye edilebilir. Savaş sonrası ortaya çıkan değişiklikler neticesinde yeniliğe gösterilebilecek en iyi misal Türkiye’dir. Çünkü hiçbir yerde ortaya çıkan değişim, oradaki kadar teferruatlı değil. Böylece Türkiye’yi 1001 gece masallarının romantizmiyle, türban, fes ve harem hayatının doğu yaşamıyla hatırlayan sizden her biri, böyle hatıraları ve düşünceleri hiç düşünmeden bir kenara bırakmalarıdır. Çünkü eski renkli ihtişamdan ve ekzotik doğu tarzından bugünkü Türkiye’de hiçbir şey kalmadı. Bugün Türkiye’ye gelen yabancı, doğuyla ilgili bazı şeyler bulabilir. Her şeyden önce coğrafi durumunun gereği ve eski dünyanın siyasî kaderi için onun önemi hâlâ mevcuttur. Çünkü o, hâlâ Boğazların bekçisidir. Karadeniz ve Akdeniz arasında giriş ve çıkış için en uygun yerdir. Hâlâ o, İngiliz ve Rus menfaatleri arasında bir ara ülkedir. Asya ve Avrupa arasında bir köprü devletidir. Aynı zamanda Karadeniz, Akdeniz ve Balkan devletidir. Eski çok milletli durum geride kaldı. Bugün geniş Osmanlı milletler topluluğundan Arap dünyasının ve Yunan adalarının ayrılmasıyla tamamen homojen ve millî devlet ortaya çıktı. Bu devlet, sadece Anadolu ve Boğazlar bölgesini kapsamaktadır. Politik merkezi, artık boğazların Avrupa yakasında değil, bilakis Anadolu’nun kalbinin ortasında, yani Küçük Asya’da bulunmaktadır.

    Yeni Türkiye, varlığını Türk millî şuurunun alevlenmesine ve millî kahramanlığına borçludur. Bu, birkaç kişinin ulvî vatan sevgisi idi. Türk halkının tamamen çözülmekte ve yıkılmakta olduğu bir anda onların vatan sevgisi, Anadolu’da 10 yıldan daha fazla zamandan beri devam eden savaştan dolayı ağır kayıp veren Anadolu çiftçisini, millî sancak etrafında toplayarak, yabancı etkisi altında bulunan İstanbul’un Sultan hükümetinin isteklerine karşı, güçlü İtilâf Devletlerine karşı ve onlar tarafından ülkeye gönderilen Yunan ordusuna karşı mücadele yapma cesaretini buldu. Bilindiği gibi Mustafa Kemal Paşa, eseri ortaya çıkardı. Böylece bugünkü Türkiye aslında Mustafa Kemal’in eseridir; O, sadece millî kahraman değil, Türkiye’nin mimarıdır, Türklerin babasıdır. Gazi ile birkaç kez sohbet etme fırsatını buldum. Her seferinde kahramanlıktan doğan gururlu vatan sevgisi ve aynı zamanda memleketi için baba rolünde devlet adamlığı duygusunu taşıyordu. Bu, onun kişiliğinin genel ifadesi olarak beni hayrete düşürüyordu. Mustafa Kemal’in Türkiye’deki konumunu göz önüne almak için, tasvir edilen gelişmeler üzerine düşünülmelidir. Bugünkü Türkiye’yi tanımak isteyen herkesin, her şeyden önce onu anlaması gerekir. Onun kuruluşu, millî halkın yükselişi kabul edilir. Cesaretli, anavatanlarını her şeyin üzerinde seven birkaç kişi tarafından organize edildi. O, Halife hükümetine karşı rakip oldu, hatta Mustafa Kemal’in ölümüne karar veren hükümete karşı. Mücadelenin yabancı müdahalelere karşı tam bir zaferle sona ermesi neticesinde yapılan Lozan Antlaşmasıyla, İtilâf Devletleri tarafından taksim edilmek istenmiş olan Türkiye’nin bağımsız bir devlet olarak tanınmasını sağladı. Sadece devlet olarak tanınması değil, özellikle kapitülâsyon olarak adlandırılan Sultan zamanının bütün anlaşmalarından kurtuldu. Kapitülasyonlara göre yabancılar, Türk kanunlarına bağımlı değillerdi ve Türkiye, yabancı devletlerle ilişkilerinde tam bağımsız olmadığı için topallamaktaydı.
    Kurtuluş Savaşının Anadolu’daki millî karakteri; Halifelik hükümetine karşı konulması, kapitülâsyonların kaldırılması, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının bilgi ve becerilerinin Avrupa eğitim ve tekniği ile birleştirilmesi ve Türk halkını durağanlıktan kurtararak gelişmesini tamamlamasıdır. Bunlar, eski Türkiye’den yenisinin oluşması için temel etkenler idi.

    Bu, büyük bir enerjiyle modern olma, daha doğrusu, Türkiye’nin Avrupalılaşmasıdır. O, Lozan Antlaşmasının yürürlüğe girmesiyle başladı. O halde aşağı yukarı aynı zaman zarfında, 1924 yazında ilk Alman Büyükelçisi olarak yeni hükümetteki görevime adım attığımda gerçekleşti. Bugün gelişmelere bakarsam, gerçekten yeni bir Türkiye’nin meydana geldiğini söylemek zorundayım. Halifelik devleti sona erdi. Böylece, bilinen Panislâmizm düşüncesi de kayboldu. İnkılâplar yapıldı. Bugün Alman müesseseleri yeniden oluşturuluyor ve Türk hükümeti bu faaliyetleri dostça karşılıyor.”7

    Alman büyükelçisinin, bu ifadeleriyle son yıllarda Atatürk önderliğinde Türk milletinde meydana gelen gelişme ve değişmeyi çok iyi anladığı ve analiz ettiği görülmektedir. Onun bu methiyelerine bir Alman gazeteci şu sözlerle iştirak etmektedir: “Türkiye’de doğan ve ışık saçan yıldız, gerçekten bize de gittiğimiz yolu göstermektedir”.

    Alman İmparatoru da, Türkiye hakkındaki düşüncesini kısaca şöyle ifade eder: “Türkiye’deki hayat ve yeniliği, biz de yakından takip ediyoruz.” 8

    Türkiye Cumhuriyetinin 10. Kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Alman İmparatoru von Hindenburg’un, Mustafa Kemal’e gönderdiği kutlama mesajı şöyledir: “Ekselansları, Türkiye Cumhuriyetinin Başkanı Gazi Mustafa Kemal Bey’e;




  9. Aradığınız Bilgiyi Bulamadıysanız Üye Olmadan
    BURAYA Tıklayarak Sorunuzu Düzgün Bir Başlık ile Yazabilirsiniz.
  10. Sayın Başkan,

    Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun 10. yılı münasebetiyle Siz Ekselanslarına ve Türk milletine, benim ve Alman halkının en derin mutluluk dileklerini ifade etmeyi kendime şeref addediyorum. Ben ve Alman halkı, mükemmel yönetiminiz altında modern Türk Devletinin fevkalade oluşumunu takip etmektedir. Biz Almanlar büyük bir sempati ve şaşkınlıkla, Sizin Türk halkını yeniden nasıl uyandırdığınızı, istikrara kavuşturduğunuzu ve Sizin marifetli ellerinizle, çalışkan ve yenilenmeye istekli milletinizi bütün dünyaya nasıl tanıttığınızı, siyasî ve ekonomik yükselmeye nasıl getirdiğinizi gördük.

    Özellikle Siz Ekselanslarına, Alman halkının, Türk milletinin silâh arkadaşlığını hiçbir zaman unutmayacağını ve ortak mücadelede kazandığı dostluğu devam ettireceğini ve derinleştireceğini garanti vermeyi kendime vazife addediyorum.

    Sayın Başkan, Size, Sizin çalışkan halkınıza, mutlu bir gelecek arzu ediyorum.

    Aynı zamanda Siz Ekselanslarına şahsi mutluluğunuz için en derin saygılarımı ve en iyi dostluk dileklerimi sunmak için bu fırsatı değerlendiriyorum.”9

    Atatürk zamanında yabancı ülkelerin devlet adamları ve misyon temsilcileri, Türkiye ile diyalog kurmak için fırsat beklerken, bugün ters istikamette gelişmeler olmaktadır. Türkiye’nin, maalesef Atatürk zamanında uluslar arası arenada kazanmış olduğu saygınlığı ve sevgiyi zamanla kaybettiği görülmektedir. Bunun, yıllardan beri izlenen iç ve dış politikanın bir sonucu olduğu aşikârdır.

    Elçi, şöyle devam eder: “10 yıllık faaliyetim esnasında genç devletin inanılmaz yükselişini birlikte yaşama fırsatı buldum. Türkiye’nin deha lideri Mustafa Kemâl’in önderliğinde son on yılda yaşanan yükseliş, bugün sona ermiş görülebilir. Bu, Birinci Dünya Savaşında yenilmiş ve daha sonra bu kaostan büyük bir mücadeleyle çıkabilmiş ilk devlet olarak kendisine konan siyasî ve ekonomik ambargoları aştı. Bunu sadece devlet adamının temiz yönetimi başardı”.10

    Daha sonra Türkiye’nin talebi üzerine bir askerî uzman grubu”, Alman elçiliği bünyesinde askerî ateşeliği oluşturmak ve incelemeler yapmak için Türkiye’ye gelir. Seyahatte toplanan izlenimler, Askeri Genelkurmay Şefi Topçu Generali Beck’e bir rapor halinde sunulur: “Yeni Türkiye, genel olarak birçok konuda Osmanlı Devletinden temelde ayrılmaktadır. Avrupa örneğine göre yeni bir devlet kurma çabası, aşikârdır ve hali hazırda büyük bir başarıya ulaşılmıştır. Yeni başkent Ankara’nın inşası, büyük bir ilerleme kaydetmiştir. Politik ve askerî yönetim, yaptıklarında şuurludur. Onlar, kendi konumlarını ve dünya siyasî yapısını çok iyi analiz etmektedirler. Ordu disiplinli ve genelde iyi eğitilmiştir, silâhlanma ve teçhizat şüphesiz yetersiz, birbiriyle uyumsuz ve çoğunluğu eskimiştir. Kendine güvenen ve çabalayan subay ordusu, Millî Mücadele’deki büyük icraata gururla bakmaktadır. Organize yapısı, Almanlara benzemektedir. Eğitim gittikçe Alman örneğini talep etmektedir. Genel olarak Almanya’ya herhangi bir şekilde bağlanmadan, dostluk ilişkilerini arttırma ve geliştirme arzusu bulunmaktadır. Alman ordusuyla birlikte çalışma arzusu ve askerî ateşinin gönderilmesi ricası askeridir, asla siyasî değildir.”12

    Böylece Türkiye ve Almanya, eski samimi ilişkilerine yeniden sahip olmaya başlar. İki devletin, geçmişten devam edip gelen dostluğu sürdürmesi, kendi menfaatleri ve çıkarları açısından önemlidir. Artık ilişkiler, teslim olma veya yönetilme tarzında değildir. Karşılıklı saygı ve sevgi içerisinde devam etmektedir.

    Avusturyalı yazar Bischoff da, “Mustafa Kemal’in halkına hürriyet ve yaşam imkânı sağladığını ve üniformasını çıkardığını, halkının karşısına hiçbir zaman sade vatandaştan başka bir kimlikle çıkmadığını”13 yazmaktadır.

    Bischoff, “askerin savaşa Osmanlı olarak girdiğini, ama Türk olarak çıktığını söyler. Mustafa Kemal’in yorgunluktan bitmiş ve tükenmiş halkını, köleliğe karşı mücadeleye çağırdı”14 demektedir.

    Uzun süre Türkiye’de diplomat olarak çalışan ve zaman zaman Atatürk’le karşılaşma fırsatı bulan, onu iyi tanıyan, Türkiye ve Atatürk hakkında 100’ün üzerinde makale ve birçok kitap yazan Gotthard Jaeschke de, “Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Kemal Atatürk’ün kendisi hakkında propaganda yapmaya lüzum olmayan dünya tarihinin benzeri pek az büyük şahsiyetlerden birisidir”,15 der.

    O, ayrıca “Atatürk büyük bir diplomat ve aynı zamanda sırası gelinceye kadar dikkatle kendisini tanımasını bilen ve içinde ihtilâl ateşi yanan mümtaz ve büyük bir devlet adamı olduğunu”16 belirtmektedir.

    B-Atatürk’ün Vefatı

    Ata’nın ölüm haberleri, 10-15 Kasım 1918 tarihleri arasında Alman basınında geniş yer bulur. Alman gazeteleri, Atatürk’ün hayat hikayesi ve icraatı üzerine bilgi vererek, Türk ve Alman halkının, ölümden duyduğu üzüntüden bahseder17. Atatürk’ün ölümü üzerine Führer’in ifade ettiği taziyeler, Alman gazetelerinin hemen hemen tamamında yer almıştır: “Türkiye Büyük Meclisî’ne ve Türk halkına, Türkiye Cumhuriyetî’nin Başkanı Atatürk’ün ölümü üzerine en derin üzüntülerimi bildiriyorum. Büyük bir asker, dahi devlet adamı ve tarihi bir şahsiyet kayboldu. Yeni Türkiye Cumhuriyeti ile nesilden nesile devam edecek büyük bir anıt oluşturdu.” Türk halkı, bu anıtı iyi muhafaza edip, onu çağın şartlarına göre restore etmek zorundadır. Anıtın inşası esnasında içerde ve dışarıda ilgi ile takip edilen çalışmaların, Atatürk’ün ölümüyle sona ermediği ama yeterli olmadığı görülmektedir.

    Tarihe ve tarihi eserlere büyük önem veren Atatürk zamanında Türkiye’de kazı yapmakta olan Alman Arkelog Prof. Dr. Friedrich Kari Dörner, “Abschied von Atatürk” (Atatürk’e veda) adlı makalesinde Atatürk’ün İstanbul Dolmabahçe Sarayı’ndaki tabutu önünden binlerce kişinin derin hüzün içerisinde, sarayın o muhteşem görünümüne hiç dikkat etmeden ve bakmadan, gözleri sadece Atatürk’ün tabutuna bakarak geçtiğini” yazmıştır. Dörner, bu sessizlik ve derin üzüntü üzerine hayretini gizlememektedir.18

    Diğer bir Alman Kari Viererbl’in, 11 Kasım 1938 tarihinde Völkischer Beobachter gazetesinde, “Atatürk, Soldat und Staatsmann” (Asker ve Devlet Adamı Atatürk), adlı köşe yazısında en dikkat çeken cümlesi şöyledir: “Türk halkı büyük oğlunu kaybetti. Atatürk, bir milletin kader anında verdiği emirle halkının kaderini değiştiren insanlara aittir” diye yazar. Yazısında Atatürk’e hayranlığını ve büyüklüğünü de dile getirir.

    Avusturya’nın en büyük gazetesi olan Neue Freie Presse de, “Türk halkının yalnızca en büyük oğlunu değil, bilakis kurtarıcısını ve babasını kaybettiğini”19 yazar.

    Almanya’nın önde gelen gazetelerinden biri olan Frankfurter Zeitung da, “Türk halkı, Mustafa Kemal’in ölümüyle, bugün sahip olduğu her şeye minnettar olduğu adamı kaybetti. Anadolu’nun millî bilincinden ve merkezinden doğan yeni dinamik devlet ve “Boğazın hasta adamının” yerine içerde ve dışarıda istikrar kazanmış olan cumhuriyet onun eseridir. O, her yönüyle yeni bir Türkiye ortaya çıkardı”.20

    Rheinisch=Westfaelische Zeitung da, “Kemal Atatürk” adlı başlıkla verdiği haberinde şöyle bahsetmektedir: “Boğazdaki hasta adam yerine, sağlıklı ve güçlü bir adamın doğması, Kemal Atatürk’ün büyük bir eseridir. O, Türkiye’yi yeniledi, sınırları küçültmekle yeni devlete ve hedeflere istikrar ve kuvvet verdi. Kemalist Türkiye bir güç faktörü oldu, Atatürk’ün zeki ve realist dış politikası, Türkiye’yi saygılı bir devlet yaptı. Aynı zamanda Kemal, ülkesinin soyutlanmasına engel olduğu gibi, paktlardan doğabilecek tehlikeleri birer birer aştı. O, bütün imkanların gerçekçi politikalarından faydalandı ve ülkesine yarar sağladı.”21

    Osmanlının son döneminde İstanbul’da görev almış ve Atatürk ile diyalogu olan İtalyan Yüksek Komiseri Graf Storz, Osmanlı Sadrazamı ile arasında geçen konuşmayı Atatürk’ün ölümünden sonra Neue Zürcher Zeitung’a anlatır: “Sadrazam, beni arayarak şöyle dedi: “Onu sevdiğinizi biliyorum, ama o deli. O, kurtarılmalı. Sultan, ona geri dönme emrini verecek. Onun geri dönüşünden sonra ona İtalya’ya seyahat müsaadesi verir misiniz? Ben şöyle cevap verdim: O geri dönmez. Ben aynı zamanda yaşlı Damad Ferid Paşanın gözlerindeki korku ve heyecanı gördüm. O anda hiçbir Türkün genç ihtilâlciye karşı koyamayacağını anladım. Bu öyle gerçekleşti. Mustafa Kemal’in hareketi Anadolu içinde güçlendikçe, çok sayıda Türk ona katıldı.

    Daha sonra Anadolu’ya sık sık ziyaret yaptım. Bir seferinde Mustafa Kemal bana şöyle dedi: “Benim diktatörlüğümün tek hedefi var: Türkiye’de olabilecek yeni diktatörlükleri yok etmek”.22

    Reichoffizierblatt, 25 Kasım 1938 tarihli nüshasında “Kemal Atatürk” adlı haberinde şöyle bahseder: “Türk tarihinin dönüm noktasına tesir eden Türk devlet adamı Kemal Atatürk hayattan ayrıldı. Mustafa Kemal, bütün milletlerin tarihinde çok ender gelen mümtaz şahsiyetlerinden bir tanesidir. O, on beş yıl süreyle Türk halkının kaderini elinde tuttu.”

    Gazete haberlerinin çok manidar olduğu ve haberlerde Mustafa Kemal’in hak ettiği üslubun kullanıldığı aşikârdır. Yayınlanan ölüm havadislerinden sonra defin haberlerinin de gazetelerde yer aldığı görülmektedir.

    C- Atatürk’ün Defnedilmesi

    Atatürk’ün defnedilmesi üzerine de haberlerin Alman basınında yer aldığı23 görülmektedir. Völkischer Beobachter gazetesi, “Atatürk’ün son yolculuğu” adlı yazısında şu bilgilere yer vermektedir: “Türk devlet başkanının cenazesi, resmi törenle İstanbul’dan Ankara’ya doğru yola çıktı. Binlerce vatandaş, ülkenin kurtarıcısıyla vedalaştı. On binlerce insan, ağlayarak konvoyu takip etti. Saraydan Galata Köprüsüne kadar olan yolda binlerce insan bulunmaktaydı. Cenaze, İstanbul’dan Yavuz savaş gemisiyle Alman “Emden”, Rus, İngiliz, Fransız ve Rumen savaş gemilerinin eşliğinde İzmit Körfezi’ne getirildi.”24 İstanbul’dan Ankara yolculuğuna parlamento üyeleri de eşlik ettiler. Aşırı soğuğa ve yorucu yolculuğa rağmen, çevrede bulunan şehir ve yerleşim merkezlerinden gelen halk, yol boyunca saatlerce bekledi.25

    Cenaze, Ankara’ya geldikten sonra, çevreden gelen çiftçilerle beraber binlerce vatandaşla birlikte, parlamento binasına götürüldü.26 Bu törene yabancı temsilciler de katıldı. Bunlar arasında İngiltere, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Yugoslavya, Sovyetler Birliği, İran ve Alman temsilcileri bulunmaktaydı. Yaklaşık iki yüz bin insanın katılımıyla defin işlemi tamamlandı.27

    Türk halkı, ölüm haberinden sonra derin üzüntü yaşamış ve atasına karşı görevini en iyi şekilde yerine getirmeye çalışmıştır. İstanbul’da başlayan büyük ilgi, gittikçe artarak defin işleminin tamamlanmasına kadar sürmüştür.



  11. D- Atatürk’ün Vefatı Üzerine Yabancı Basında Çıkan Haberlerin Türk Basınına Yansıması

    Alman basının yanında diğer devletlerin basını da, Atatürk’ün ölümüne büyük ilgi göstermiştir. Yabancı basında yer alan bu haberlerin bazılarının Türkçe çevirisinin Türk basınına yansıdığı görülmektedir. Dönemin Türk basınında konuyla ilgili çok sayıda haber bulunmaktadır28. Konu hakkında Akşam, Ulus ve Son Havadis Gazeteleri taranmıştır. Bundan sadece birkaç örnek, metin içerisinde verilmektedir.

    Akşam Gazetesi, 13 Kasım 1938 tarihli nüshasında Atatürk’ün ölümünün “Almanya’da derin elem uyandırdı” başlığıyla Alman gazetelerinde çıkan haberlerden örnekler verir. Gazetede, diğer yabancı gazete haberlerinin Türkçesini de görmek mümkündür. Misal olarak bazı Yunan haberleri ve yazılan şunlardır: “Yunanistan büyük teessür içinde. Cenaze merasimi günü Atina şehri büyük matem tutacak. Yunan gazeteleri Atatürk’e dair uzun makaleler yazıyorlar.

    Yunan Nazırı B. Kocias, Atatürk’ün cenaze merasimi yapılacağı günün Atina şehri ile civarının ağır matem alameti olarak siyah tüllerle örtülmesini emretmiştir.

    Yunan gazetecileri, Atatürk’ün cenaze merasiminde bulunmak üzere Cumartesi günü hareketle Pazar günü İstanbul’a vasıl olacaklar ve oradan Ankara’ya gideceklerdir.

    Atina ajansı tebliğ ediyor: Cumhurbaşkanı Atatürk’ün ölüm haberi bütün Yunan mahfillerinde hakiki bir yeis ve elem doğurmuştur. Dost ve müttefik Türkiye’nin Büyük Şefinin ziyai her tarafta büyük ve samimi bir teessür hasıl etmiştir.

    Bütün gazeteler, Atatürk’ün tercümei halini neşrederek memleketin bütün terakki ve medeniyet sahasında tekrar dirilmesi için başardığı muazzam eseri kaydetmekte ve Atatürk’ün yalnız yeni Türkiye’nin banisi değil aynı zamanda Türk-Yunan dostluğu ile Balkan antantının da en büyük hararetli hamili olduğunu tebarüz ettirmektedir.

    Estiya gazetesi, Atatürk’ün dahiyane eserini kaydettikten sonra diyor ki: “Yunanistan müttefik Türk milletinin matemine iştirak etmektedir. Türkiye için daima iyi bir şef olmuş olan Atatürk, aynı zamanda Türk-Yunan münasebetlerinin iyi bir hamisi olmuştur. Türkiye’nin ihyası imkanını almamış ve başarmış olan Atatürk, devamlı bir Türk-Yunan dostluğu imkanını da anlamış ve başarmıştır. Bugün hayata veda eden Atatürk, Türkiye’yi tasavvur ettiği ve nasıl olması lazımsa o şekilde ve Türk-Yunan dostluğunu da tarsin edilmiş bir şekilde bırakmaktadır29.”

    Atatürk’ün izlediği politika ve atmış olduğu dostluk adımlarıyla, çok kısa süre önce birbiriyle düşman olan iki devletin münasebetlerinin, sağlıklı ve saygılı bir seviyeye geldiği Yunan basının ölüm üzerine yayınlamış olduğu haber ve yorumlardan anlaşılmaktadır.

    Aynı şekilde İngiliz gazeteleri de, Atatürk’ün ölümü üzerine çok sayıda haber yayınlamıştır. İngiliz gazetelerinde yer alan haber ve yazıları Ulus gazetesi şöyle vermektedir: “Onun idaresi altında Türkiye, Avrupa heyetinin kıymetli bir azası haline geldi.”

    Bütün Londra gazeteleri, Atatürk’e başmakaleler ve makaleler tahsis etmektedirler.

    Times gazetesi başmakalesinde şöyle yazıyor: “Kemal Atatürk’ün yeni Türkiye’nin kurucusu ve yapıcısı olan o meşhur Mustafa Kemal Paşa’nın şahsında büyük asker, büyük devlet adamı ve büyük şef ölmüştür. 1919’dan beri Türkiye’nin tarihi, O’nun hayatının tarihi oldu. Cesareti ve vatanperverliği O’nu ümitsiz görünen bir teşebbüsün başına, küçük, bitkin ve muzaffer müttefiklerin kahir istekleri önünde bütünlüğünü kaybetmiş bir milletin mukavemetinin başına koydu. O’nun ruh kuvveti ve azim ve iradesi, kim olursa olsun diğer herhangi bir şefi sarsabilecek olan zorlukları yenmesine yardım etti. O’nun daha evvel Gelibolu yarımadasındaki epik mücadelede İngiliz müstevlilere karşı talihi tersine çevirmiş olan askerî dehası, nihayet kendi davasına tam ve parlak bir zafer temin etti. Bahtiyar ve galip asker adamı, cüretli ve cesaretli, fakat aynı zamanda ihtiyatlı ve basiretli bir devlet adamı ve ıslahatçı oldu. Ekseriya Hasta Adam’ın ölümü için ayin yapmış olan Avrupa otoritelerini mahcup etmiştir. Bunlar, Türk milletinin harekete geçmek ve devleti tekrar canlandırmak için sadece Şefin sihirli çubuğu ile teması bekleyen gizli kuvvetlere malik olduğunu unutuyorlardı”30.

    Bütün dünyanın Türk milletinin acısını paylaştığı, Türk ve yabancı basın tarandığı zaman görülmektedir. Ölüm haberinin dünya basınında üzüntüyle verildiği ve Atatürk’ün hayat hikayesi ve icraatlarından bahsedildiği aşikârdır.

    Sonuç

    1918 Mondros Mütarekesiyle nihayet bulan Türk-Alman resmî münasebeti, 1924 yılında tekrar başlamıştır. Bundan sonra Türkiye’de görev yapan Alman görevlilerin, Türkiye ve Türkler hakkında uzun raporlar yazdıkları görülmektedir. Bu ilgi ve alâka Atatürk’ün ölümüne kadar üst sevide devam etmiştir.

    Alman basını ve kamuoyu, Atatürk’ün ölümüyle de çok yakından ilgilenir. Onun hayatı ve icraatı, Türk ve Alman milletinin ölümden duyduğu elem, Alman mahallî gazetelerinde dahi geniş yer bulur.

    Bu rapor ve haberler, Atatürk’ten övgüyle söz etmektedir. Almanların güzel sözleri ve methiyelerine mahzar olan Mustafa Kemal’in mirasçısı olarak günümüz Türk insanı da, bu güzel sözlere layık olmalıdır. Atatürk’ün emanet ettiği bu devleti, imar etmek ve yüceltmek herkesin asli vazifesidir. Bunun için çok çalışarak, ülke muasır medeniyet seviyesine ulaştırılmalıdır. Türkiye, ancak bu şekilde, Atatürk zamanında milletler arası arenada ulaşmış olduğu saygınlığı yeniden elde edebilir.

    EK: I

    Der Angriff, 11 Kasım 1938, “Tiefe Trauer um Atatürk ve Beileid des Führers” (Atatürk için derin üzüntü ve Führer’in taziyeleri).
    Berliner Illustrierte, 11 Kasım 1938, “Die Beisetzung, Beileid des Führers”, (Defin, Führer’in Taziyeleri).
    Berliner Lokal=Anzeiger, 10 Kasım 1938, “Vater der Türkei” (Türkiye’nin babası).
    Berliner Lokal=Anzeiger, 11 Kasım 1938, “Der Führer zum Tode Atatürks, Beileid nach Ankara- Halbmast auf Berliner Amtsgebaeuden, Adolf Hitler über die Türkei” (Atatürk’ün ölümü hakkında Führer, Ankara’ya taziyeler-Berlin’deki resmi dairelerde bayraklar yarıya indirild i, Adolf Hitler’in Türkiye üzerine düşünceleri).
    Berliner Tageblatt, 11 Kasım 1938, “Die Türkei trauert um Atatürk, Der Staatspraesident Donnerstag früh gestorben” ve Wilhelm Renner’in “Der Vater der Türken” ( Türkiye Atatürk’e yas ediyor, Devlet Başkanı Perşembe sabahı erken vefat etti ve “Wilhelm Werner’in “Türklerin Babası” adlı yazısı).
    Berliner Tageblatt, 12 Kasım 1938, İnönü als Nachfolger Atatürks” (Atatürk’ün halefi İnönü).
    Berliner Volks-Zeitung, 11 Kasım 1938, “Die Türkei trauert um ihren Retter”, (Türkiye kurtarıcısına yas ediyor).
    Börsenzeitung, 10 Kasım 1938, “Atatürk gestorben” (Atatürk vefat etti).
    Deutsche Allgemeine Zeitung, 11 Kasım 1938 “Kemal Atatürk gestorben, Der Schöpfer der neuen Türkei” (Kemal Atatürk öldü, Yeni Türkiye’nin yaratıcısı).
    Deutsches Nachrichtenbüro, Berlin (Alman Haber Bürosu), Nr. 311, Seite 44, 10 Kasım 1938 tarihinde Alman İmparatoru Adolf Hitler’in ve Dışişleri Bakanı Joachim von Ribbentrop’un taziyelerini yayınlar.
    Dresdner Neueste Nachrichten, 10 Kasım 1938, (akşam nüshası) “Kamal Atatürk”, Atatürk’ün ölüm haberiyle birlikte onur icraatından bahsetmektedir.
    Frankfurter Zeitung, 11 Kasım 1938, “Kemal Atatürk gestorben. Der Schöpfer der neuen Türkei”, (Atatürk vefat etti. Yeni Türkiye’nin mimarı).
    Germania, 11 Kasım 1938, “Tiefe Trauer in der Türkei, Kemal Atatürk”, (Türkiye’de derin yas, Kemal Atatürk).
    Hamburger Fremdenblatt, 11 Kasım 1938, Die Türkei trauert um ihren Schöpfer ve Halbmast in Ankara, Gazi Mustafa Kemal Atatürk”, (Türkiye mimarına yas ediyor ve Ankara’da bayraklar yarıya indirildi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk).
    Hamburger Nachrichten, 10 Kasım 1938, “Der Retter der Türkei-Neuwahl am Freitag, Der türkische Staatspraesident ist am Donnerstag, um 9. 05 Uhr, gestorben”, (Türkiye’nin kurtarıcısı- Cuma günü yeni seçim-Türk devlet adamı, Cuma günü saat 9.05’te vefat etti).
    Hamburger Tageblatt, 10 Kasım 1938, “Vom Rebell zum “Vater der Türken, Kemal Atatürk heute morgen gestorben-Parlementsitzung Freitag 11 Uhr”, (İsyandan Atatürklüğe, Kemal Atatürk bu sabah vefat etti- Parlamentonun oturumu Cuma günü saat 11.00’de ).
    Hamburger Tageblatt, 11 Kasım 1938, “Der Gazi formte ein Volk und eine Wirtschaft, Die Wirtschaftspolitik eines grossen Staatsmannnes, Kemal Atatürk hat die moderne Türkei geschaffen” (Gazi bir halkı ve ekonomiyi şekillendirdi, Büyük devlet adamının ekonomik politikası, Kemal Atatürk modern Türkiye’nin mimarıdır).
    Maerkische Volks-zeitung, 11 Kasım 1938, Das türkische Volk trauert um Kemal Atatürk” (Türk halkı Kemal Atatürk’e yas ediyor).
    Mitteilungen der Türkischen Handelskammer für Deutschland Berlin, “Atatürks Lebenslauf” (Atatürk’ün hayat hikayesi).
    Morgenpost, 11 Kasım 1938’de “Die Türkei betrauert Kemal Atatürk, Vater der Türken ve Des Führers zum Tode Kemal Atatürks” (Türkiye, Atatürk için ağlıyor, Türklerin Babası ve Atatürk’ün ölümü üzerine Führer’in taziyeleri) adlı üç başlık altında haber vermektedir, tik haberinde, genel olarak ölümden bahsederken, ikincisinde Atatürk’ün icraatından ve üçüncüsünde Führer’in mesajından bahsetmektedir.
    Münchner Neueste Nachrichten, 11 Kasım 1938, “Heute Neuwahl des türkischen Staatspraesidenten, İsmet İnönü Nachfolger Atatürks? Vater der Türken, Der Schöpfer der neuen Türkei” (Türk devlet başkanlığı için bugün seçim yapılacak, İsmet İnönü Atatürk’ün halefi mi? Türklerin babası, Yeni Türkiye’nin mimarı).
    National Zeitung, 11 Kasım 1938, “ Mustafa Kamal Atatürk, Das türkische Volk trauert um seinen Retter, Vater der Türken” (Mustafa Kamal Atatürk, Türk halkı kurtarıcısına yas ediyor, Türklerin babası).
    Nationalsozialistische Landpost, “Nun, die Steuerpaechter seid Ihr los...! Kemal Atatürk, der Befreier des türkischen Bauern” (Kemal Atatürk, Türk çiftçisinin kurtarıcısı).
    Neue Freie Presse, 11 Kasım 1938, “Kemal Atatürk gestorben, Das türkische Volk trauert um seinen Retter, Der Tod des Türkischen Staatspraesidenten” (Kemal Atatürk vefat etti, Türk halkı kurtarıcısına ağlıyor, Türk devlet adamının ölümü).
    Neues Wiener Journal, 11 Kasım 1938, “Tod Kemal Atatürks im Alter von 59 Jahren, Die neue Türkei betrauert ihren Schöpfer und starken Lenker” (Kemal Atatürk’ün 59 yaşında ölümü, Yeni Türkiye mimarına ve güçlü yöneticisine ağlıyor).
    Neue Zürcher Zeitung, 17 Kasım 1938, “Der Schöpfer der türkischen Republik von Graf Storz” (Graf Storz’un “Türkiye Cumhuriyeti’nin mimarı” adlı yazısı).
    Niedersaechsische Tageszeitung, 10 Kasım 1938, “Vater der Türken” (Türklerin babası).
    Neue Basler Zeitung, 10 Kasım 1938, Der Vater der Türkenheit, Aus dem Leben und Wirken des Gründers der türkischen Republik” (Türklüğün babası, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusunun hayatından ve icraatından).
    Rheinisch=Westfaelische Zeitung, 10 Kasım 1938, “Kemal Atatürk”.
    Das 12 Uhr Blatt, 11 Kasım 1938 tarihinde üç başlık altında Atatürk’ün ölümüne geniş yer verir: “Die Türkei trauert um Atatürk, Beileid des Führers ve Das Leben des Befreiers (Türkiye, Atatürk’e yas ediyor, Führer’in taziyeleri ve Kurtarıcının hayat hikayesi). Gazete , haberlerinde Atatürk’ün vefat haberinin verirken aynı zamanda geniş bir özgeçmişini de yer verir.
    Volkischer Beobachter, 11 Kasım 1918, “Kemal Atatürk gestorben, Des Führers Beileid zum Tode Atatürks” (Kemal Atatürk vefat etti, Atatürk’ün ölümü üzerine Führer’in taziyeleri) ve Kari Vierebl’in “Atatürk Soldat und Staatsmann”, (Asker ve devlet adamı Atatürk).
    Volkischer Beobachter Berlin, 12 Kasım 1938, Des Führers Beileid zum Tode Atatürks” (Atatürk’ün ölümü üzerine Führer’in taziyeleri).
    Westdeutscher Beobachter, 11 Kasım 1938, “Ein Volk trauert seinen Retter, Des Führers Beileid” (Bir halk kurtarıcısına yas ediyor ve Führer’in taziyeleri).
    Wiener Neueste Nachrichten, 13 Kasım 1938, “Der Schöpfer der ne-uen Türkei ist nicht mehr” (Yeni Türkiye’nin mimarı artık yaşamıyor).



  12. 1Friedrich Dahlhaus, Möglichkeiten und Grenzen auswaertiger Kultur- und Pressepolitik, dargestellt am Beispiel der deutsch-türkischen Beziehungen 1914-1928, Frankfurt am Main. Bern New York. Nel Paris, s. 249; Heinz Glaesner, Dritte Reich und Der Mittlere Osten, Politische und wirlschaftliche Beziehungen Deutschiands zur Türkei 1933-1939, zu İran 1933-1941 und zu Afghanistan 1933-1941, Inaugural-Dissertation zur Erlangung der Doktorwürde des Philosophischen Fachbereiches II der Julius-Maximilians-Universitaet zu Würzburg, Würzburg 1976, s. 149.
    2 Dahlhaus, s. 249; Gotthard Jaeschke/Erich Pritsch, Die Türkei seit dem Weltkriege, Geschichtskalender 1918-1928, Berlin 1929, s.8-9.
    3 Geniş bilgi için bkz. Ramazan Çalık, Alman Basınında Millî Mücadele ve Atatürk, İzmir 2001.
    4 Yahya Akyüz, “Lausanne Konferansı Başlarken Fransız Kamuoyu”, Belleten. C. XLV/1, S. 177, Ocak 1981.
    5 Cemil Koçak, Türk-Alman İlişkileri (1923-1939) İki Dünya Savaşı Arasındaki Dönemde Siyasal, Kültürel, Askerî ve Ekonomik İlişkiler, TTKB, Ankara 1991.
    6 Politische Beziehungen der Türkei zu Deutschland, Türkei Politik, R. 78487, Bd. 4.
    7 Politische Beziehungen der Türkei zu Deutschland, Türkei Politik, R. 78487, Bd. 4.
    8 Politische Beziehungen der Türkei zu Deutschland, Therapia 17 Temmuz 1933, Türkei Politik 2, R. 78488, Bd. 5; Bu sözler, Türk gazetelerinde de yer alır: 16 Temmuz 1933 tarihli Milliyet gazetesinde Alman başbakanının şöyle söylediği yazılıdır: Türkiye’de doğan ve aydınlatan yıldız, gittiğimiz yolu bize gösterdi. Gazi, yüzyılımızın bütün zamanları için en büyük adamlarının en ön sırasında bir yere sahip olan şahsiyetlerden biridir. Bu karar, tarihin ona verdiği bir haktır.
    9 Politische Beziehungen der Türkei zu Deutschland. Türkei Politik 2, R. 78488, Bd. 5.
    10 Politische Beziehungen der Türkei zu Deutschland, Berlin, Ekim 1933. Türkei Politik 2, R. 78488, Bd. 5.
    11 Daha önceki askerî ilişkiler hakkında bkz.: Jehuda. H. Wallach, Anatomie einer Militaerhilfe. Der preussisch-deutschen Militaermissionen in der Türkei 1835-1919, Düsseldorf 1976. (Çev. Fahri Çeliker, Bir Askerî Yardımın Anatomisi, Türkiye’de Prusya-Alman Askerî Heyetleri 1835-1919, Ankara 1985.)
    12 Hans Rohde, Militaerarchiv Msg/1895.
    13 Norbert von Bischoff, Ankara, Eine Deutung des neuen Werdens in der Türkei, Wien Leipzig 1935, s. 101 (Türkçe’ ye çev.: Burhan Belge: Ankara, Türkiye’deki Yeni Oluşumun İzahı)
    14 Bischoff, a.g.e., s.104-105.
    15 Gotthard Jaeschke, “Büyük İnkılâpçı ve Diplomat Atatürk”, V. Türk Tarih Kongresi. Ankara 1962, s. 14.
    16 Jaeschke, a.g.e., s. 22.
    17 Alman gazetelerinin isimleri ve haberleriyle ilgili kapsamlı bilgi EK 1’de bulunmaktadır.
    18 Friedrich Kari Dörner, “Abschied von Atatürk”, Mustafa Kemal Atatürk 1881-1981, Vortraege und Aufsaetze zu seinem 100. Geburtstag, Heidelberg 1982, s. 172-173.
    19 Neue Freie Presse, 11 Kasım 1938.
    20 Frankfurter Zeitung. 11 Kasım 1938.
    21 Rheinisch=Westfaelische Zeitung, 10 Kasım 1938.
    22 Neue Zürcher Zeitung, 17 Kasım 1938.
    23 Neuee Freie Presse, 20 Kasım 1938. “Die Leichenfeier in İstanbul, Atatürks letzte Fahrt” (İstanbul’da cenaze merasimi, Atatürk’ün son yolculuğu); Völkischer Beobachter, 20 Kasım 1938, “Kemal Atatürks letzter Weg, Überführung des toten Staatspraesidenten von İstanbul nach Ankarar”, (Kemal Atatürk’ün son yolculuğu, Vefat etmiş olan devlet başkanının cesedinin İstanbul’dan Ankara’ya götürülmesi); Völkischer Beobachter. 21 Kasım 1938, “Die Leiche Kemal Atatürks in Ankara feierlich aufgebahrt”,(Kemal Atatürk’ün cesedi katafalka Ankara’da törenle konuldu); Völkischer Beobachter, 22 Kasım 1938, “Kemal Atatürk feierlich beigestzt, Auslaendische Militaer=Abordnungen an der Spitze des Trauerzuges” (Kemal Atatürk merasimle defnedildi, Yabancı askerî delegeler, cenaze alayının en önünde idiler); Reichsoffizierblatt, 25 Kasım 1938, “Kemal Atatürk”;
    24 Völkischer Beobachter, 20. 11.1938; Neue Fıeie Presse gazetesi de “Die Leichenfeier in İstanbul, Atatürk letzte Fahrt” adlı haberinde İstanbul Dolmabahçe Sarayı’ndaki cenazeyi binlerce kişinin hiçbir ses çıkarmadan sükunet ve derin hüzün içerisinde ziyaret ettiğini yazmaktadır. Cenazeyi ziyaret etmek için her gün çok uzun kuyrukların olduğunu belirtmektedir.
    25 Völkischer Beobachter, 21 Kasım 1938.
    26 Völkischer Beobachter, 21 Kasım 1938.
    27 Alman temsilcileri şunlardı: Alman Kabinesinin Gizli Oturum Başkanı Bakan Freiherr von Neurath, Piyade Generali List, Amiral Carls ve Hava Generali Felmy. Delegasyonda ayrıca elçilik mensupları da bulunuyorlardı: Elçi Kotze, Elçilik Danışmanı Braun von Stumm, Elçilik Sekreteri von Kessel, Hava Albayı Kettenbeil, Yarbay von Post, Deniz Yarbayı Betge, Völkischer Beobachter, 22 Kasım 1938.
    28 Geniş bilgi için bkz.: Ulus, Akşam ve Son Havadis Gazetelerinin 11-15 Kasım 1938 tarihli nüshalarına. Avrupa ve Balkan devletlerinin gazetelerinde çıkan haberlerin, zikredilen gazetelerde Türkçesinin yayınlandığı görülmektedir.
    29 Akşam, 12 Teşrinisani 1938.
    30 Ulus, 13 Kasım 1938.
    ----------------------
    * Celal Bayar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi -
    - ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 54, Cilt: XVIII, Kasım 2002


 

 
Powered by vBulletin® Version 4.2.5
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
akrostiş şiirmektup örnekleri